Yıl: 2014

  • Arapça Sözük Kullanma Klavuzu

     


     

     

    Sözlük özetle bir dilde yer alan kelimenin anlamını ortaya koyan

    çalışmadır. Arapça’da mu‘cem, kâmûs veya lügat kelimelerinin

    karşılığıdır. Tarihte çağdaş diyebileceğimiz bilimsel kıstasları

    ile metodolojik sözlük çalışmaları ilk kez Araplar tarafından yapılmıştır.

    Bu çalışmalar öncelikli olarak Kur’ân ve Hadis içerisindeki

    garip kelimelerini anlamaya yönelik Garîbu’l-Kur’ân ve

    Garîbu’l-Hadîs tesmiyeleri ile şöhret kazanmış ‘mevzuî lügat’ da

    denilen telifler olduğu görülmektedir.

    Arapça sözlükler genel olarak harflerin mahreçleri, kelimelerin

    son harfleri, kelimenin ilk harfi esas alınan sözlükler ve kelimenin

    okunduğu şekliyle tertip edilen sözlüklerden olmak üzere

    dört başlık altında toplanırlar.

    Harflerin mahreçleri esas alınan sözlüklerin başlıcaları

    Kitâbu’l-‘Ayn,

    el-Bâri‘ fî Garîbi’l-Lügati’l-‘Arabiyye,

    Tehzîbu’l-Lüga,

    el-Muhît fi’l-Lüga,

    Kitâbu’l-Muhkem ve’l-Muhîti’l-A’zam; Kelimelerin

    son harfleri esas alınan sözlüklerin başlıcaları

    Dîvânu’l-Edeb fî Beyâni Lugati’l-Arab,ve es-Sıhâh,

    Tâcu’l-Luga ve Sıhâhu’l-Arabiyye,

    Lisânu’l-‘Arab,

    el-Kâmûsu’l-Muhît,

    Tâcu’l-‘Arûs; k

    elimenin ilk harfi esas alınan sözlüklerin başlıcaları

    Kitâbu’l-Cîm,

    el-Cemhere,

    Mu‘cemu Makâyîsi’l-Luga,

    el-Mucmel fi’l-Luga,

    Esâsu’l-Belâga,

    Muhtâru’s-Sıhâh,

    el-Mu‘cemu’l-Vasît’tir.

    Bu metot günümüzde

    en yaygın olan metottur. Son olarak da kelimenin okunduğu

    şekliyle tertip edilen sözlüklerin başlıcaları ise

    el-Merca’,

    er-Râid,

    el-Muncidu’l-Ebcedî ve Larûs

    adlı eserlerdir

    Malum olduğu üzere Arapça sözlükler kelimenin iştikaklarından

    arınmış aslî harflerini esas alarak tertip edilmiş olduklarından,

    aşağıda detayları ile verileceği üzere Arapça bir sözlükten

    herhangi bir kelime aranacak olursa öncelikle o kelimenin aslî

    harflerinin bulunması ardından gerekir.

     


     

    II. Arapça Kelime Arama ile İlgili Genel Bilgiler

    Arapça sözlükler genellikle ‘en-nizâmu’l-elifbâî’ dediğimiz tertip

    üzeredirler. en-Nizâmu’l-elifbâî Arapça harflerinin alfabetik

    sırası demektir. Arapça harfleri 28 adettir. Sözlüklerdeki bu sıralama

    kelimenin ilk harfinden son harfine doğru sıra takip edilerek

    dizilmiştir.

    Arapça sözlükler kelimenin iştikaklarından arınmış aslî harflerini

    esas alarak tertip edilmiştir. Dolayısıyla Arapça bir sözlükten

    herhangi bir kelimeyi aramak istersek öncelikle o kelimenin

    aslî/mücerred harflerini bulmamız gerekir. Bu bağlamda araştırmak

    istediğimiz kelimemiz ‘cem’i’ ise ‘müfred’ haline, ‘muzari’,

    ‘emir’, ‘masdar’ veya ‘müştak’ kelimelerden ise zâid harflerinden

    arındırılarak ‘mazi’ fiil kipine çevrilir. Yaptığımız bütün bu işlemler

    kelimenin aslî unsurunu ortaya çıkarmamız içindir. Örneğin:

    كاتبون، كاتبات يكتبون، اكتب، الكتاب، كتبه، كتبتْ، كتابان، كُتَّاب، كَتَبَةٌ، كتاتيب، يكتب،) ) gibi farklı

    kiplerde gelmiş olan bütün bu kelimelerin aslî unsuru ( كَتَبَ) fiil kökü olup sözlükten bu aslî harflere indirgedikten sonra arama

    yapabiliriz.

    Örneğin şekil olarak ism-i mensub veya yapma masdar olan

    الجَاهِلِيَّة) -el-câhiliyye) kelimesini ele alalım. Bu kelimenin iştikaklarından

    arınmış aslî harfleri ( جَهِلَce-hi-le) olup, sözlükten önce bu

    aslî harfleri bulmamız, ardından kelimelerin ikinci ve üçüncü

    harflerinin sıralanışı da kendi içinde alfabetik olarak takip edilerek

    ( الجَاهِلِيَّة-el-câhiliyye) kalıbının aranması gerekecektir. Durum

    bu kelimeden türemiş kelimesi, ( , مَجْهَلٌ, المَجْهَلَة,التَّجْهِيلُ ،اسْتَجْهَل، جَاهَلَ، تَجَاهَلَ

    جُهْلٌ وجُهُلٌ وجُهَّل وجُهَّالٌ وجُهَلاء , مَجْهُولَة, مَ جَاهِلٌ ) gibi diğer kelimeler için de aynen

    geçerlidir.

    Konuyu maddeler halinde detaylandıracak olursak:

    1) Aranılan kelime hangi babtan olursa olsun kök harfleri

    sülâsî asıl ise:

    Örneğin ( استغفر) kelimesi sülâsi aslı olan ( غَفَرَ) kelimesine indirgenerek

    aranması gerekecektir. Yine ( استنقذ) kelimesi de ( نَقَذَ) kelimesine

    indirgenerek aranması gerekecektir. Yine ( اختفى) kelimesi

    de ( خفِيَ) kelimesine indirgenerek aranması gerekecektir. Yine ( (اقتفى

    kelimesi de ( قَفَوَ) kelimesine indirgenerek aranması gerekecektir.

    2) Aranılan kelime hangi babtan olursa olsun kök harfleri

    rubâi asıl ise:

    Örneğin ( سيطرة ) kelimesi sülâsi aslı olan ( سَيْطْرَ) kelimesine indirgenerek

    aranması gerekecektir. Yine ( تَسَلْسَل) kelimesi de ( سَلْسَلَ) kelimesine

    indirgenerek aranması gerekecektir. Yine ( تَزَلْزَلَ) kelimesi

    de ( زَلْزَلَ) kelimesine indirgenerek aranması gerekecektir. Yine ( (يرَُفْرِفُ

    kelimesi de ( رَفْرَفَ) kelimesine indirgenerek aranması gerekecektir.

    Yine ( يَتَبَعْثَرَ) kelimesi de ( بَعْثَرَ) kelimesine indirgenerek aranması gerekecektir.

    Öte yanda ( تَبَهْرَجَ) kelimesi de ( بَهْرَجَ) kelimesine indirgenerek

    aranması gerekecektir.

    3) Aranılan kelime isim ise:

    س، أ، ل، ت، م، و، ن، ي، ه، ا ) ) zaid harfleri hazfedilir. Örneğin ( (مقابر

    kelimesinden zâid harfler olan ( م-mim) ve ( ا-elif leyyine) hazfedildiğinde

    kelimenin aslı ( قبر ) kelimesine dönüşür.

    Yine ( كَبِير____________) kelimesinden zâid harf olan ( ي-yâ) harfi hazfedildiğinde

    kelimenin aslı ( كَبُرَ ) kelimesine dönüşür.

    4) Aranılan kelime içinde illetli harf varsa:

    Örneğin ( استقام) kelimesi sülâsî aslı olan ( قام) kelimesine indirgenerek

    aranması gerekecektir. Yine ( استعاذ) kelimesi de ( عاذ) kelimesine

    indirgenerek aranması gerekecektir. Yine ( ابتاع) kelimesi de ( (باع

    kelimesine indirgenerek aranması gerekecektir. Yine ( يبيع) kelimesi

    de ( بَيَع) kelimesine indirgenerek aranması gerekecektir. Yine ( (استهان

    kelimesi de ( هان) kelimesine indirgenerek aranması gerekecektir.

    Yine ( ارتدى) kelimesi de ( رَدَى) kelimesine indirgenerek aranması gerekecektir.

    5) Aranılan kelime müsennâ veya cem’i ise:

    Bu kelimeleri müfredine ardından da yine diğer kelimelerde

    olduğu gibi aslî kök harflerine indirgeme gerekecektir. Ardından

    sözlük bu kelimenin müfredini daha sonra da cem’i halini verecektir.

    Örneğin cemi olan ( أبواب) kelimesini sözlükten araştırıyor olsak

    bu kelimeyi öncelikle aslî kök harfleri olan ( بَوَبَ) ye indirgemeli ve

    sözlükte de bu maddeden aramalıyız. Ardından bu kelimenin

    müfredi ( باب) kelimesi gelecektir. Ardından da aradığımız kelime

    أبواب) ) maddesini bulabiliriz.

    Örneğin cemi olan ( دُورٌ) kelimesini sözlükten araştırıyor olsak

    bu kelimeyi öncelikle aslî kök harfleri olan ( دَوَرَ) ye indirgemeli ve

    sözlükte de bu maddeden aramalıyız. Ardından bu kelimenin

    müfredi ( دَارٌ) kelimesi gelecektir. Ardından da aradığımız kelime

    دُورٌ) ) maddesini bulabiliriz.

    Aynı durum müsennâ kelimeler için de geçerlidir. Örneğin

    müsennâ olan ( عَصَوان) kelimesini sözlükten araştırıyor olsak (ki

    sözlükler çoğu zaman kelimelerin tesniyesini vermez) bu kelimeyi

    öncelikle aslî kök harfleri olan ( عَصَوَ) ye indirgemeli ve sözlükte de

    bu maddeden aramalıyız. Ardından bu kelimenin müfredi ( (عَصَا

    kelimesi gelecektir. Ardından da aradığımız ( عَصَوان) kelimesini bulabiliriz.

    6) Aranılan kelimemizin bazı harfleri muzaaf ise:

    Öncelikli olarak muzaaflığı açmamız gerekecektir. Ardından

    aslî kök harflerine indirgeyip sözlükten bu aslî harflerinden aramamız

    gerekecektir.

    Örneğin ( ارْتَدَّ) kelimesini muzaaflığı açılarak önce ( ارْتَدَدَ) ye ardından

    da ( رَدَدَ) aslî kök harflerine indirgeyerek sözlükten bu aslî

    harflerinden aramamız gerekecektir.

    Başka bir örnek verecek olursak ( اعتدّ) kelimesi muzaaflığı açılarak

    önce ( اعتدد) ye ardından da ( عدد) aslî kök harflerine indirgeyerek

    sözlükten bu aslî harflerinden aramamız gerekecektir.

    Yine başka bir örnek verecek olursak ( اهتزّ) kelimesini

    muzaaflığı açılarak önce ( اهتزز) ye ardından da ( هزز) aslî kök harflerine

    indirgeyerek, sözlükten bu aslî harflerinden aramamız gerekecektir.

    7) Aranılan kelimemiz ibdale uğramış bir kelime ise:

    Üç harfli bir fiilin birinci harfi ( ز، ذ، د ) harflerinden birisi ise, bu

    fiil ( افتعال) babında kullanımı sırasında bu babın ( ت) harfi ( د) harfine

    dönüşür.

    Üç harfli bir fiilin birinci harfi ( ظ، ط، ض، ص ) harflerinden birisi

    ise, bu fiil ( افتعال) babında kullanımı sırasında bu babın ( ت) harfi

    ط) ) harfine dönüşür.

    Üç harfli bir fiilin birinci harfi ( ث، و، ي ) harflerinden birisi ise,

    bu fiil ( افتعال) babında kullanımı sırasında bu harfler ( ت) harfine

    dönüşür.

    Üç harfli bir fiilin birinci harfi ( (د، ذ) (ت، ث) (ط، ظ) (ص ، ض) (س، ش، ز

    harflerinden birisi ise, bu fiil ( تَفَاعُلٌ) (تَفَعْلُلٌ) (تَفَعُّلٌ) bablarında kullanımı

    sırasında bu bablarda zâid olan ( ت) harfi ( د) harfine dönüşür.

    Bazen başlarına vasıl hemzesi getirilir.

    Bu türden bir kelimelerin sözlükten araştırılması durumunda

    öncelikle ibdalliğin/dönüşümün kaldırılması gerekecek ve sözlükten öncelikle aslî haline kavuşmuş olan kelime araştırılacak,

    ardından aranacak kelime bulunabilecektir.

    Örneğin sözlükten ( افتعال) babında gelmiş olan ( اضْطِرَاب) kelimesini

    arayacak olursak bu kelimenin ibdalliği kaldırıldıktan sonraki

    aslî harfleri ( ضَرَبَ) fiilidir. Yine ( افتعال) babında gelmiş olan ( اضطلع) kelimesini

    arayacak olursak bu kelimenin ibdalliği kaldırıldıktan

    sonraki aslî harfleri ( ضَلَعَ) fiilidir. Yine ( افتعال) babında gelmiş olan

    اِزْدَهَرَ) ) kelimesini arayacak olursak bu kelimenin ibdalliği kaldırıldıktan

    sonraki aslî harfleri ( زَهَرَ) fiilidir. Dolayısıyla yukarıda da

    belirttiğimiz gibi sözlükten öncelikle aslî haline kavuşmuş olan

    bu kelimeler araştırılacak, ardından aranacak kelime bulunabilecektir.

    8) Aranılan kelimemiz hazfe uğramış bir kelime ise:

    a- Örneğin meczum ecvef muzari fiil ise ( لم يَقُلْ ) fiili ( قَوَلَ) fiil

    kökünden aranacaktır. Yine ( لَمْ يَرُحْ ) fiili ( رَوَحَ) fiil kökünden aranacaktır.

    Yine ( تِْ لَمْ يَبِ ) fiili ( بَيَتَ) fiil kökünden aranacaktır.

    b- Örneğin ecfev emir ise ( قُلْ) fiili ( قَوَلَ) fiil kökünden aranacaktır.

    Yine ( زِدْ) fiili ( زَيَدَ) fiil kökünden aranacaktır.

    c- Örneğin sonu illetli olan meczum muzari fiil ise ( (لَمْ يَدْنُ

    fiili ( دَنَوَ) fiil kökünden aranacaktır. Yine ( لَمْ يَمْشِ ) fiili ( مَشَيَ) fiil kökünden

    aranacaktır. Yine ( لَمْ يَخْشَ ) fiili ( خَشِيَ) fiil kökünden aranacaktır.

    d- Örneğin sonu illetli olan bir fiilin emir kipi ise ( قِفْ) fiili

    وَقَفَ) ) fiil kökünden aranacaktır. Yine ( جِدْ) fiili ( وَجَدَ) fiil kökünden

    aranacaktır. Yine ( صِلْ) fiili ( وَصَلَ) fiil kökünden aranacaktır.

    e- Örneğin misâl vâvi fiilin emir kipi ise ( اخشَ) fiili ( خَشِيَ) fiil

    kökünden aranacaktır. Yine ( ارْمِ) fiili ( رَمَيَ) fiil kökünden aranacaktır.

    Yine ( ادْع) fiili ( دَعَوَ) fiil kökünden aranacaktır.

    f- Örneğin mehmuz fiilin emir kipi ise ( خُذْ) fiili ( أَخَذَ) fiil kökünden

    aranacaktır. Yine ( ثُرْ) fiili ( ثَوَرَ) fiil kökünden aranacaktır.

    Yine ( سَلْ) fiili ( سَأَلَ) fiil kökünden aranacaktır.

    g- Örneğin misâl vâvî muzari fiil ise ( يَعِدُ) fiili ( وعد) fiil kökünden

    aranacaktır. Yine ( يقِفُ) fiili ( وَقَفَ) fiil kökünden aranacaktır. Yine

    ( يَزِنُ) fiili ( وَزَنَ) fiil kökünden aranacaktır.

    h- Örneğin misâl vâvî fiilinin masdarı ise ( هِبَة) masdarı ( (وَهَبَ

    fiil kökünden aranacaktır. Yine ( صِلَة) masdarı ( وَصَلَ) fiil kökünden

    aranacaktır. Yine ( سِمَة) masdarı ( وَسَمَ) fiil kökünden aranacaktır.

    j- Örneğin sonu illetli olan fiilin sakin tâ ile bitişmesi durumunda

    ( خَشَتْ) fiili ( خَشِيَ) fiil kökünden aranacaktır. Yine ( دَعَتْ) fiili

    دَعَوَ) ) fiil kökünden aranacaktır. Yine ( سَقَتْ) fiili ( سَقَيَ) fiil kökünden

    aranacaktır.

    k- Örneğin ecvef fiili ( تَ، تُ، تِ، نَ، نا، تما، تُمْ، تُنَّ ) gibi harekeli ref’

    zamirleri ile bitişmesi durumunda ( قلتِ، قلتَ، قلتُ ) fiilleri ( قَوَلَ) fiil

    kökünden aranacaktır.

    l- Örneğin tenvin almış ism-i menkûsun tenvini hazfedilmiş

    harfidir. Dolayısıyla ( قاضٍ) fiili ( قَضَيَ) fiil kökünden aranacaktır.

    Yine ( دَاعٍ) ism-i fâili ( دَعَوَ) fiil kökünden aranacaktır. Yine ( مُحَامٍ) ism-i

    fâili ( حَمَيَ) fiil kökünden aranacaktır.

    Bu aşamadan sonra araştırılacak olan kelimenin hangi sözlükten

    bakılacağı aşmasına gelinir. Yukarıda da beyan ettiğimiz

    üzere Arapça sözlüklerin bazıları harflerin mahreçleri esas alınarak,

    bazıları kelimelerin son harfleri esas alınarak, bazıları

    da kelimenin ilk harfi esas alınarak, bazıları da kelimenin

    okunduğu şekliyle tertip edilmiştir. Bu durumda şayet arayacağımız

    kelime kelimenin ilk harfi esas alınarak tertip edilmiş bir

    sözlükten bakılacaksa; müştaklarından arınmış, araştırmaya hazır

    hale gelmiş olan aslî kelimelerden oluşan kelimemizin ilk harfine,

    sonra ikinci harfine, ardından da başa doğru üçüncü harfine

    bakılır.

    Şayet kelimemiz kelimelerin son harfleri esas alınarak tertip

    edilmiş bir sözlükten bakılacaksa bu durumda sözlükte aranacak

    olan babı bilmek için müştaklarından arınmış, araştırmaya hazır

    hale gelmiş olan aslî kelimelerden oluşan kelimemizin asıl harflerinden

    son harfine, faslı bulmak için de ilk ve daha sonra gelen

    başa doğru üçüncü harfine bakılır.

     


     

    III. Arapça Alfabetik Sözlük Türlerinden Pratik Yapma

    Şimdi hem pratik yapma hem de zengin dil kaynağı sözlüklerimizde

    her hangi bir maddenin nasıl bulunacağını görebilmek

    için örnek olarak ( جَهِلce-hi-le) maddesini alalım ve bu maddeyi üç

    ana başlık altında topladığımız hem harflerin mahreçleri esas

    alınan sözlükler, hem kelimelerin son harfleri esas alınan sözlükler,

    hem de kelimenin ilk harfi esas alınan sözlüklerden birer örnek

    sözlük seçerek bulmaya çalışalım:

    1- Harflerin Mahreçleri Esas Alınan Sözlüklerden Kelime

    Arama

    a) Kitâbu’l-‘Ayn ( (كتاب العين

    Bu sözlüğün sahibi Aruz ilminin kurucusu Halil b. Ahmed b.

    Amr b. Temîm el-Ferâhîdî (v.175 h.)’dir2. Sibeveyh’in hocasıdır.

    Sözlüğü Halîl b. el-Ferâhidî’nin öğrencisi Leys b. Seyyâr’ın yazdığı

    da iddia edilmektedir3. Halîl b. Ahmed Aruz ilminde bilinen Arap

    vezinleri üzerine yeni vezin ilave edecek kadar rüsuh ehli bir

    âlimdir. Kitâbu’n-Nağam, Kitâbu’ş-Şevâhid, Kitâbun-Nakt ve’ş-Şekl

    ve Kitâbu’l-‘AynHata! Yer işareti tanımlanmamış.‘a zeyl olmak

    üzere Kitâbu Fâiti’l-‘Ayn, Kitâbu’l-îkâ‘adlarında son derece faydalı

    ve son devir âlimlerine kaynak olan çok sayıda eseri vardır.4

    Yukarıda da belirttiğimiz üzere Kitâbu’l-‘Ayn adlı sözlükte kelimeler

    önce ‘halkî’ denilen gırtlaktan çıkış sırasına göre dizilen

    harfler, ardından dil, dış ve dudaktan çıkan harfler ve ardından

    da illetli harfler şeklinde ağızdan çıkış yerine göre tertip edilmiştir.

    Harflerin sıralaması

    ( ع ح خ ه غ ق ك ج ش ض ص س ز ط د ت ظ ث ذ ر ل ن ف ب م و ا ي ء )

    şeklindedir.

    Bu itibarla örneğin ( جَهِلَce-hi-le) maddesini bu tertibe göre ( ع

    ح خ غ ق ك ) harflerinden sonra gelen ( جharfu’l-cîm) başlığının altın-

    2 Bkz. İbnu’n-Nedîm, el-Fihrist, nşr. İbrahim Ramazan, Beyrut, 1994, s. 48-

    49.

    3 İbnu’n-Nedîm, a.g.e., s. 42; bkz. Demirayak, Kenan-Çögenli Sadi, Arap Edebiyatında

    Kaynaklar, Erzurum, 1995, s. 123.

    4 Hakkında fazla bilgi için bkz. İbnu’n-Nedîm, a.g.e. göst. yer; el-Kıftî,

    İnbâhu’r-Ruvât, I/341, İbn Hallikân, Vefeyatu’l-A’yân, II/244, Kehhâle,

    Mu’cemu’l-Muellifîn, IV/112; Ben Cheneb Moh., ‘Halîl’, İA, V/1, 158.

    Arapça Sözlükleri Kullanma Usûlü

    da ‘bâbu’-hâ’ ve’l-cîm ve’l-lâm babında yer alacaktır. Bu bâbın

    altında, kalb sistemine göre ( هَجَلَhe-ce-le) ( هَلَجَhe-le-ce) ( جَهِلَce-hile)

    ( لَهِجَle-hi-ce), ( جلهce-le-he) maddeleri işlenmiştir. Bizim araştırmak

    istediğimiz ( جَهِلce-hi-le) maddesi ( هَجَلَhe-ce-le) ve ( هلجhele-

    ce) maddelerinden sonra ve ( لَهِجle-hi-ce), ( جلهce-le-he) maddelerinden

    önce yer alır.

    جَهِلَ) ce-hi-le) maddesininden önce de ‘bâbu’-hâ ve’l-cim ve’rrâ’

    bâbı bulunmaktadır. Bu babın altında sırasıyla ( هَجَرَhe-ce-ra),

    هَرَجَ) he-re-ca), ( جَهَرَce-he-re), ( رَهَجَre-he-ce) ve ( جَرَهَce-re-he) maddeleri

    vardır.

    جَهِلَ) ce-hi-le) maddesinden sonra da ‘bâbu’-hâ ve’l-cim ve’nnûn’

    bâbı gelecektir. Bu babın altında da sırasıyla ( هَجَنَhe-ce-ne),

    نَهَجَ) ne-he-ce), ( جَهَنَce-he-ne) ve ( نَجَهne-ce-he) maddeleri sıralanmıştır.

    2- Kelimelerin Son Harfleri Esas Alınan Sözlüklerden Kelime

    Arama

    a) Lisânu’l-‘Arab ( ( لسان العرب

    Bu eserin sahibi Ebu’l-Fadl Cemâlu’d-din Muhammed b. el-

    ‘İzz b. el-Mukarrem el-Ensârî İbn Manzûr (ö. 711/1311)5’dur.

    Arap dilinin en sağlam sözlük kaynağı olarak kabul edilir. Kelimelerin

    son harfleri esas alınarak tertip edilen el-Cevherî (ö.

    393/1003)’nin es-Sıhâh adlı eseri ile aynı kategoride değerlendirilir

    6.

    Lisânu’l-Arab’ta ( جهلce-hi-le) maddesi ‘harfu’l-lâm’ babında

    ‘ce-hi-le’ faslında yer almıştır7. Bu fasla gelene kadar ‘elif’ harfinden

    başlayarak (harfu’l-bâ’, harfu’l-tâ’, harfu’l-sâ’, harfu’l-cîm,

    harfu’l-hâ’, harfu’l-hâ’, harfu’d-dâl, harfu’z-zâl, harfu’z-zây,

    harfu’s-sîn, harfu’ş-şîn, harfu’s-sâd, harfu’d-dâd, harfu’t-tâ’,

    harfu’z-zâ, harfu’l-‘ayn, harfu’l-gayn, harfu’l-fâ’, harfu’l-kâf,

    harfu’l-Kaf) bablarını ‘lâm’ harfine kadar ilk aslî harflerine göre

    kendi içinde alfabetik sıralamaya göre dizmiştir. ‘Harfu’l-lâm’ ba-

    5 Bkz. Kehhâle, Mu’cemu’l-Muellifîn, XII/46-47.

    6 İbn Manzûr, Lisânu’l-‘Arab, I/15, Beyrut, 1994 (1414).

    7 İbn Manzûr, Lisânu’l-‘Arab, XI/129.

    bında da ‘lâm’ harfi hakkında kısa bir izah yaptıktan sonra ele

    alınan maddelerin birinci harflerini ve bu harfi takip eden harfleri

    kendi içinde alfabetik sıraya göre sıralanmıştır. Dolayısıyla ( جَهِلَ

    ce-hi-le) maddesine gelmeden önce ( أبَلَe-be-le), ( أبْهَلَeb-he-le), (

    أتَلَe-te-le), ( أثَلَe-se-le), ( أثْجَلَes-ce-le), ( أثْكَلَes-ke-le) diye başlayan alfabetik

    sıralama ( جَنْبَلَcen-be-le), ( جَنْثَلَcen-se-le), ( جَنْجَلَcen-ce-le), (

    نحَدَلَْ جَcen-ha-de-le), ( جَنْدَلَcen-de-le) şeklinde devam etmiştir. Bu

    sıralama ( جَهِلَce-hi-le) maddesinden sonra da ( جَهْبَلَceh-be-le), (

    جَوَلَce-ve-le), ( جَيَلce-ye-le) şeklinde devam edip, alfabetik sıralamaya

    göre ‘cîm’ harfinden sonra gelen ‘hâ’ harfine intikal ederek (

    حَبَلَha-be-le), ( حَبْتَلَhab-te-le) şeklinde sıralanır. Bu tertip ‘harfu’llâm’

    babının sonuna kadar alfabetik olarak devam ederek ( يَلَلَyele-

    le) maddesiyle son bulur. Ardından son harfleri esas alınarak

    tertip edilen bablardan ‘mim’ harfi geleceğinden ‘harfu’l-mîm’e

    geçilir.

    b) el-Kâmûsu’l-Muhît ( (القاموس المحيط

    Bu eser büyük dilci Muhammed b. Ya‘kûb el-Fîrûzâbâdi8 (ö.

    816/1413) tarafından telif edilmiştir. Bu eserin ilk telif edildiğinde

    60 ciltten oluştuğu rivayet edilir. Bu gün elimizde mevcut olan

    ‘Kâmus’ o kapsamlı kamusun ancak otuzda biridir9.

    Bu maddeyi el-Fîrûzâbâdî’nin el-Kâmûsu’l-Muhît adlı sözlüğünde

    bulmaya çalışalım. Yukarıda da zikrettiğimiz üzere bu sözlük

    de metot olarak kelimelerin son harfleri esas alınarak tertip

    edilmiştir. Dolayısıyla ( جَهِلce-hi-le) maddesini ‘bâbu’l-lâm’ bölümünün

    ‘faslu’l-cîm’ başlığı altında aramalıyız. Araştırıldığında

    لَ) ِ جَهِ ce-hi-le) maddesinin ( جنَعْدَلَce-na‘-de-le) maddesi ile ( جَهْبَلَcehbe-

    le) maddeleri arasında olduğu görülecektir.

    3- Kelimenin İlk Harfi Esas Alınan Sözlüklerden Kelime

    Arama

    a) Esâsu’l-Belâğa ( ( أساس البلاغة

    Bu eserin sahibi de Mahmûd b. ‘Umer ez-Zemahşerî (ö. 583

    538/1143)’dir 10. Kelimenin ilk aslî harfi esas alınarak hazırlanmıştır.

    Ancak ez-Zemahşerî, eş-Şeybâni’nin aksine bu sözlükte

    kelimelerin ikinci ve üçüncü harflerinin sıralanışını da alfabetik

    olarak düzenlemiştir. Bu sözlüğün özelliği kelimeleri hem lügat

    hem de mecâzi anlamıyla birlikte vermesidir. Mecazî mânâlarda

    kullanılan ne kadar kelime varsa hemen hemen hepsini derlemiştir.

    Şimdi ( المجهلة) maddesini bu sözlükten arayacak olursak bu

    sözlükte kelimenin ilk asli harfi esas olacağından bu kelime

    ‘kitâbu’l-cîm’in ‘ce-hi-le’ babında aranacaktır. Alfabetik olarak ( جَ

    أ أ ce-e-e), ( جَ أ بَ ce-e-be), ( جَ أ رَ ce-e-ra) diye başlayan madde tertibi (

    جَنَيce-ne-ye), ( جَهَدَce-he-de), ( جَهَرَce-he-re), ( جَ هَشَ ce-he-şe), ( جَهَضَcehe-

    da), ve ( َ جَهِلَ ce-hi-le) maddesine ulaşacaktır. Bu madde başlığı

    bulunduktan sonra artık iş bu aslî harflerden türemiş olan ( (المَجْهَلَة

    maddesini araştırmaya kalır. Bu madde de yine kendi içinde kelimenin

    ikinci ve üçüncü harflerinin alfabetik olarak tertip sırası

    ile kolayca bulunacaktır.

    b) el-Mucmel fi’l-Luğa ( (اﻟﻤﺠمل في اللغة

    Bu sözlük Ebu’l-Huseyn Ahmed b. Fârîs (ö. 395/1004) tarafından

    telif edilmiştir. Kelimenin ilk aslî harfi esas alınarak hazırlanmıştır.

    Madde başlıkları elif harfinden başlayarak yâ harfine

    kadar ilk aslî harflerine göre bölümlere ayrılmıştır. İlk iki bölümde

    tertip esnasında kelimelerin sadece ilk harflerini ve bu harfi

    takip eden harfleri alfabetik sıraya göre esas almıştır.

    Bu sözlükte ( لَِ جَهِ ce-hi-le) maddesini ‘bâbu’l-cim ve’l-hâ’ başlığı

    altında alfabetik sıralamaya göre ( جَهِشَce-he-şe) ( جَهَضَce-he-da)

    جَهَفَ) ce-he-fe) maddelerinden sonra gelmektedir. Bu maddeden

    sonra ( جَهَمَce-he-me), ( جَهَنَce-he-ne) maddeleri yer almakta, ardından

    ‘bâbu’l-cîm ve’l-vâv’ başlığı gelmektedir.

    10 Bkz.Kahhâle, Mu’cemu’l-Muellifîn, XII, 186-187.

    4- Kelimenin Okunduğu Şekliyle Tertip Edilen Sözlüklerden

    Kelime Arama

    a) er-Râid ( (الرائد

    Bu sözlük Cubrân Mes’ûd tarafından hazırlanmıştır. İlk defa

    1964 senesinde neşredilmiştir. el-Merca‘ gibi kelimenin okunduğu

    üzere tertip edilen sözlüktür. Diğer bir tabirle idgam açılmamış,

    örneğin ( تِكَّة) kelimesi ( ت ك ك ) bölümünde değil ( ت ك ت ) bölümünde

    yer almıştır. Dolayısıyla kelimenin mastarı araştırılmadan

    doğrudan alfabetik harf sıralaması gözetilmiştir. Ancak mezîd ve

    illetli fiillerin mastarlarına da o kelimenin başında parantez içerisinde

    işaret edilmiştir. Müellif mukaddimede sözlüğünün metodu

    hakkında yaptığı izahatta bunun araştırmacıya kolaylık sağladığınız

    söyler .

    Bu sözlükte örneğin ( إنْتَصَرَ) kelimesi klasik Arapça sözlüklerde

    olduğu gibi kök tertibi esasına göre ( نَصَرَ) babında değil kelimelerin

    kendi içinde alfabetik okunuş sıraları esas alınarak ( أ) harfi

    grubunda ( إئْ تَشَبَ ) ve ( إئْتَصَّ) kelimelerinden sonra gelir. Ardından da

    إئْتَضَّ) ) ve ( إئْتَفَكَ) kelimeleri sıralanır12.

    Yine bu babtan olmak üzere örneğin ( اجْتِماع) kelimesini klasik

    kök tertibi üzere ( جَمَعَ) grubunda değil harflerin alfabetik diziliş

    esasına göre ( أ) harfi grubunda ( إجْتَلَفَ) ve ( إجْتَلَمَ) kelimelerinden

    sonra aramak gerekecektir13.

    b) Larûs ( (لاروس المعجم العربى الحديث

    Bu sözlük Halîl el-Cer tarafından hazırlanmıştır. Lügat bölümüne

    Muhammed Halil Paşa ve Hâni Ebû Muslih’in da katkıları

    olmuştur. Muhammed eş-Şâyib de redaktesini yapmıştır. 1973

    senesinde neşredilmiştir.

    Bu sözlükte örneğin ( احْتَفَلَ) kelimesi klasik Arapça sözlüklerde

    olduğu gibi kök tertibi esasına göre ( حَفَلَ) babında değil kelimelerin

    kendi içinde alfabetik okunuş sıraları esas alınarak ( أ) harfi

    11 Cubrân Mesûd, er-Râid, 2. Bsk. Beyrut, Dâru’l-İlm li’l-Melâyîn, 1968, s. 13.

    12 Bkz. Cubrân Mesûd, er-Râid, 2. Bsk. s. 248.

    13 Bkz. Cubrân Mesûd, er-Râid, 2. Bsk. s. 236.

    grubunda ( احْتَفَظ) ve ( احْتَفَّ) kelimelerinden sonra gelir. Ardından da

    احْتَفَنَ) ) ve ( احْتَفى) kelimeleri sıralanır 14.

    Yine bu babtan olmak üzere örneğin ( الأحْوَزِي) kelimesini klasik

    kök tertibi üzere ( حَوْز اً ُ حَازَ) grubunda değil harflerin alfabetik diziliş

    esasına göre ( أ) harfi grubunda ( الأحْوَذِ ي ) ve ( الأحْوَرِي) kelimelerinden

    sonra aramak gerekecektir

     


     

    III. Sonuç

    Sözlük kelime olarak Arapça mu‘cem, kâmûs veya lügat kelimeleri

    ile karşılanan; bir dilde yer alan kelimenin öncelikle birincil

    daha sonra da gelebilecek diğer anlamlarını, farklı telif

    edilme gayelerine matuf olarak deyim veya cümle içinde söyleyiş

    ve yazılış şekillerini, kelimenin iştikakını, kökünü, bunların telaffuz

    ve başka unsurlarla meydana gelen söz ve anlamlarını bazen

    de örneklendirerek veren çalışmalardır.

    Arapça sözlük kullanımı için dili meydana getiren isim, fiil,

    zamir gibi kelime sınıflarını ve bunların aldıkları fiil çekimleri ve

    ismin halleri gibi durumlarını ele alan biçim bilim diyebileceğimiz

    morfoloji alt yapısını sağlam oluşturmak gerekir.

    Mâlum olduğu üzere Arapça sözlükler kelimenin iştikaklarından

    arınmış aslî harflerini esas alarak tertip edilmiş olduklarından,

    Arapça bir sözlükten herhangi bir kelime aranacak olursa

    öncelikle o kelimenin aslî harflerinin bulunması gerekir. Bu bağlamda

    araştırmak istediğimiz kelimemiz ‘cem‘i’ ise ‘müfred’ haline,

    ‘muzari’, ‘emir’, ‘masdar’ veya ‘müştak’ kelimelerden ise zâid

    harflerinden arındırılarak ‘mazi’ fiil kipine çevrilir. Yaptığımız bütün

    bu işlemler kelimenin aslî unsurunu ortaya çıkarmamız içindir.

    Örneğin: (،(كاتبون، كاتبات يكتبون، اكتب، الكتاب، كتبه، كتبتْ، كتابان، كُتَّاب، كَتَبَةٌ، كتاتيب، يكتب

    gibi farklı kiplerde gelmiş olan bütün bu kelimelerin aslî unsuru

    كَتَبَ) ) fiil kökü olup sözlükten bu aslî harflere indirgedikten sonra

    ancak arama yapabiliriz.

    14 Bkz. el-Cer, Halîl, Lârûs, Mektebetu Larous, Paris, 1973, s. 31.

    15 Bkz. el-Cer, Halîl, Larûs, s. 37.

    Cüneyt EREN

    Anahtar kelimeler: Mahreç, müştak, mu‘cem, aslî harfler, hecâ harfleri,

    müfred, cemi‘

    ABSTRACT

    The Method Of Word Searching In Arabic Alphabetical Dictionaries

    This inquiry is about the usage methods of alphabetical dictionaries classified

    in four main groups: dictionaries organized with reference to (1) letter outlet, (2)

    last letter of the word, (3) first letter of the word, and (4) pronunciation. In the

    introduction, it has been considered the meaning of the word “dictionary” and

    phases of lexical studies throughout history.

    Key words: letter outlet, derivative, basic letters, alphabetic letters, singular,

    plural.

     

  • İsra ve Miraç Kandili

    Tahsin ÖTGÜÇ / Müftü Yrd.

Miraç, Hz Peygamberimizin Yüce Allah’ın huzuruna yükseltilerek taltif edilmesi mucizesidir. Miraç kelimesi, Arapçada yükseğe çıkmak anlamına gelen uruç kelimesinden türetilmiş olup sözlükte “yükselme, yükseğe çıkma aracı demektir. Dini bir terim olarak miraç, Hz Muhammed (‘sav) in Yüce Allah tarafından göklere yükseltilip kendi huzuruna çıkarılması ve bu arada birçok ilahi sırlara ve tecellilere mazhar kılınması olayını ifade eder

    

Miraç, hicretten 18 ay önce Hz Muhammed. (sav) in peygamberliğinin 12. inci yılında meydana gelmiştir. Müslüman bilginlerinin çoğunluğu miraç’ın hem ruhen hem de bedenen meydana geldiği kanaatindedirler. Hz Hatice validemiz ve peygamberimizin amcası Ebu Talibin vefatından sonra müşriklerin efendimize Karşı sözlü ve fiili saldırılarını arttığı döneme rastlamıştır

                                      

Kur’an-ı kerimde miraç mucizesinin mekkeden Kudüs’e kadar. kısmından söz edilmektedir. Allah bu konuda şöyle buyurdu.” Kulu Muhammedi bir gece Mescidi Haramdan kendisine bir kısım ayetlerimizi göstenmek için, etrafını mübarek kıldığımız mescidi-i Aksaya götüren Allah’ın şanı yücedir. Doğrusu O, işitir ve görür.” İsra,1..

                                 

Yaygın görüşe göre miraç olayı, şöyle cereyan etmiştir Hz Peygamberimiz, kabenin yanındaki hatim veya halası Ümmü Hanın evinde uyku ile uyanık bir halde iken Cebrail (as) geldi. Peygamberimizin göğsünü yarıp zemzem suyu ile yıkadı. İman ve hikmetle doldurdu. Hz peygamberimiz bir Burak’a bindirildi. Cebrail  (as) ile beraber mekkedeki Mescidi-i Haram dan küdüsteki Mesci Aksaya gittiler. Burada Peygamberimiz bütün peygamberlere imam olup beraber namaz kıldıktan sonra manevi bir merdivenle yedi kat göğü aşarak sidretül müntehaya vardılar. Cebrail (as) ey Muhammed buradan itibaren Allah’a gitmen sana aittir. Ben buradan ileri gidemem dedi.       

           

 Peygamberimiz refref denilen özel bir binekle Allah’ın huzuruna getirildi. Yüce Allah, konuş ya Muhammed buyurdu. Başlangıçta heyecandan korkan Peygamber imiz, Allah’’ın kendisine verdiği sekine ile rahatlayıp namazlarda birinci ve ikinci oturuşlar da okuduğumuz tahiyyat duasının birinci cümlesini söyledi.”Selam ve hürmetlerimiz, namaz ve her tülü dualarımız, , hayır, hasenat ve iyiliklerimiz Allah içindir. Yüce Allah, Allah’ın selamı, rahmet ve bereketi senin üzerine olsun ey nebi. Buyurdu. Peygamberimiz de Allah’ın Selamı, bereketi ve rahmeti bizim ve senin yararlı davranışlarda bulunan Müslüman kullarının üzerine olsun dedi. Bu söyleşiyi gıpta ili dinleyen Cebrail (as) ben şahitlik ederim ki, Allahtan başka ilah yoktur. Ancak ezeli ve ebedi olan Allah vardır. Hz Muhammed de onun kulu ve elçisidir dedi. Yani tehiyyat duası, Peygamberimizle Yüce Allah arasında  geçen bir konuşmadır

                                  

            Yüce Allah, peygamberimize cennet ve cehennemi, arşı ve kursiyi gösterdi. Kendisine Allah’ın on iki emri tebliğ edildi. Bununla beraber beş vakit namaz, bakara Suresinin son iki ayeti,   Allah’a eş, ortak koşmayanların  günahlarının bağışlanacağı müjdesi verildi Peygamberimiz mekkeye döndüğünde, isra ve miracı etrafındaki dostlarına anlattı. Müşrikler bu durumdan haberdar olunca her zaman olduğu gibi Peygamberimizin isra ve miraç mucizesine inanmadılar. Önemli değil, onların inanmaması. Bizler Müslümanlar olarak Peygambersizin isra ve miracını bedenen ve ruhen olduğuna inananıyoruz.İsra ve miraç Yüce Allah’ın elçisine büyük bir lütfüdür. Önümüzdeki pazar gününü pazartesiye bağlayan gece (25 Mayıs 2014) mübarek miraç kandilidir. Geceyi en iyi şekilde ihya etmeye çalışalım. Bu vesileyle miraç kandilinizi şimdiden tebrik eder bölgemize, ülkemize ve İslam âlemine huzur, barış ve esenlikler getirmesini Yüce Allahtan niyaz ederim.

 

Tahsin ÖTGÜÇ  

  Müftü Yrd.

  • SAÜ’de Soma İçin Gıyabi Cenaze Namazı

     

    Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Cami’nde Cuma Namazı sonrası Manisa Soma’da hayatını kaybeden maden işleri için gıyabi cenaze namazı kılındı.

    Geçen yıl go-kart pistinde hayatını kaybeden öğrencimiz Tuğba Erdoğan, 13 Mayıs 2014 tarihinde elim bir kaza sonucu hayatını kaybeden Betül Öztürk ve Manisa Soma maden kazasında hayatını kaybeden maden işçileri için SAÜ’ de Cuma Namazı öncesi Kuran-ı Kerim tilaveti okunarak dua edildi.

    Namaz sonrasında ise Manisa Soma’da hayatını kaybeden maden işleri için gıyabi cenaze namazı kılındı.

    Kaynak: SAÜ Haber

  • Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Kim Olacak?

    Erdi KARADENİZ / ANKARA
    Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı ve aynı zamanda üyesi olan Prof. Dr. Raşit Küçük’ün emekliğe ayrılmasından sonra boşalan üyeliğe Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde görevli Prof. Dr. İlyas Üzüm atandı. 
     

     Prof. Dr. İlyas Üzüm, Doçentlik ünvanı taşırken Din İşleri Yüksek Kurulu üyesiydi. Prof. unvanını alınca üniversiteye geçmek zorunda kaldı.

     

    Prof. Dr. Raşit Küçük, 27.11.2011 tarihinde Din İşleri Yüksek Kurulu üyeliğine atanmış, 12 Aralık 2011 tarihinde ise Din İşleri Yüksek Kurulu Toplantı Salonu’nda yapılan seçimde Prof. Dr. Raşit Küçük oy birliğiyle Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı seçilmişti. 

     

    Yaklaşık 2,5 yıldır sürdürdüğü Kurul Başkanlığı görevinden 26.02.2014 tarihinde emekliğe ayrıldı. 

     

    Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı ve aynı zamanda üyesi olan Prof. Dr. Raşit Küçük’ün emekliye ayrılmasıyla 16 olan kurul üyeliği 15 düşmüş oldu. 16. üye olarak Prof. Dr. İlyas Üzüm atandı.

     

    Diyanet İşleri Başkanı dışında, Diyanet bünyesinde Bakanlar Kurulu kararıyla atanan yegâne birim Din İşleri Yüksek Kurulu üyeleridir. 

    Din İşleri Yüksek Kurulu 16. üyesini Prof. Dr. İlyas Üzüm’ün atanmasıya üye sayısını tamamlamış oldu. Şimdi 16. üye Prof. Dr. Raşit Küçük’ten boşalan Başkanlık için karar alacak.  Din İşleri Yüksek Kurulu Toplantı Salonu’nda yapılacak olan seçimde kimin başkan olacağı belli olacak. Emeklilik nedeniyle boşalan Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı’na, Prof. Dr. Raşit Küçük’ten kalan süreyi tamamlamak üzere başkan seçileceğinide belirtelim.

     

     

    Zeki SAYAR, 

    Prof. Dr. İsmail Hakkı ÜNAL​, 

    Prof.Dr. Ramazan ALTINTAŞ, 

    Prof. Dr. Bünyamin ERUL, 

    Prof. Dr. Ahmet YAMAN​, 

    Prof. Dr. İbrahim Hilmi KARSLI​, 

    Prof.Dr. M. Şevki AYDIN​, 

    Prof. Dr. Yavuz ÜNAL​, 

    Doç. Dr. İlyas ÜZÜM​, 

    Dr. Hüseyin KAYAPINAR​, 

    Dr. Seyid Ali TOPAL​, 

    Dr. Muhlis AKAR​, 

    Dr. Mehmet CANBULAT​, 

    Mehmet KESKİN,​

    Doç. Dr. Halil ALTUNTAŞ, ve 

    Prof. Dr. İlyas ÜZÜM’den oluşuyor.

     

    Kulislerde Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı’na Dr. Hüseyin KAYAPINAR’ın ismi geçiyor.

     

    Haber sitemizin edindiği bilgilere göre, Ankara kulislerinde Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı’na Dr. Hüseyin KAYAPINAR​’ın isminin geçtiğini öğrendi.

     

  • Diyanet’in geldigi nokta!

     Süreli Yayınlar ve Kütüphaneler Daire Başkanı Dr. Faruk Görgülü, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. M. Emin Özafşar’a; “Malumunuz bu yıl Diyanet İşleri Başkanlığının kuruluşunun 90. yılı. Geçmişten bugüne 90 yıllık sürece baktığımızda Başkanlık, milletimizin maneviyatına nasıl bir katkı sağladı? Geldiğimiz noktayı değerlendirir misiniz? sorsuna bakın nasıl cevap verdi.. 

    Prof. Dr. M. Emin Özafşar; Diyanet İşleri Başkanlığının kurulmasıyla halkımız, toplumumuz ne kazanmıştır? Daha doğrusu neleri kaybetmekten kurtulmuştur, diye düşünmek gerekir.

     

    Şöyle ki, Cumhuriyet’i kuran irade, dini, bu toprakların asli unsuru olarak görmüş, din olmadan toplumun bekasının, milletin yarınının olamayacağı gerçeğini idrak etmiştir. Bunun yanında dinin toplumsal, tarihsel ve kurumsal birtakım tezahürlerinin yenilenmesi gerektiği kanaatini de taşımıştır. Ve tabii ki yeni kurulan ulus devletlerin felsefesine uygun olarak, din-devlet ilişkisinin belli bir paradigmaya göre şekillenmesi için dine toplum içerisinde özenli bir yer verilmiş ve dinî/manevi alanı tanzim etmek üzere yeni bir kurum ihdas edilmiştir. Öyle olduğu için bu topraklarda 90 yıldır din ekseninde bir çatışma yaşanmamıştır. Burada Diyanet İşleri Başkanlığının nazım rolü, önemli bir yer teşkil eder. Dolayısıyla Başkanlık milletin inancına rehberlik etmiştir.

     

    Geçen zaman içerisinde Diyanet İşleri Başkanlığının toplumun her düzeyinde, yani her ilde, ilçede, köylerde ve mezralarda, kısaca toplumun kılcal damarlarına kadar uzanan hayatın her alanında yaptığı manevi rehberlik, bir anlamda milleti diri tutmuş; öyle ki, milleti dinî bakımdan güvenli ve huzur içinde bugünlere taşımıştır. Bu bağlamda Diyanet İşleri Başkanlığı, toplumsal birlik ve beraberliğin sağlanıp, kardeşliğin pekiştirilmesinde çok önemli bir rol oynamıştır. Dinî ve manevi değerleri her fırsatta topluma anlatma, öğretme ve rehberlik etme görevini Diyanet İşleri Başkanlığı üstlenmiştir. Sadece yurt içinde değil, yurtdışında da bu görevi üstlenmiştir. Bugün itibarıyla Başkanlık yüzü aşkın ülkede, yurt dışı teşkilatları ile din hizmetlerini yürütüyor. O bakımdan genel itibariyle Diyanet İşleri Başkanlığının milletin manevi değerlerinin diri tutulmasında önemli bir rol oynadığını söyleyebiliriz. Elbette bu arada sivil birtakım inisiyatifler,teşebbüsler de olmuştur. Ancak bugün bilinen bir gerçek var ki; insanımızın tarihten edindiği inanç değerlerini geleceğe taşıma konusunda, Diyanet stratejik bir rol oynamıştır. Saha araştırmaları da bunu gösteriyor” açıklamasında bulundu.

     

     

     

  • Mursi’den Soma faciası için taziye mesajı

    Mursi’nin oğlu Üsame, sosyal paylaşım sitesi Facebook’taki kişisel hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, babasıyla bugün “Hapishaneler baskını” davasının duruşması sonrasında bir araya geldiğini ve babası Mursi’nin Soma faciası nedeniyle Türk halkına taziye mesajı gönderdiğini belirtti.

    Üsame, “Mısır Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi, Soma maden ocağında meydana gelen elim faciadan dolayı başta Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Türk halkına başsağlığı diliyor, bu elim olaydan dolayı Türkiye halkına Allah’tan sabır ve metanet temenni ediyor” diye yazdı.

    Darbeyle görevinden uzaklaştırılan Muhammed Mursi, 130 kişi ile birlikte yargılandığı “Hapishaneler baskını” adlı dava kapsamında bugün Kahire’nin doğusundaki Polis Akademesi’nde hakim karşısına çıktı. Dokuzuncusu görülen duruşma 7 Haziran’a ertelendi.

  • Arapça Sözük Nasıl Kullanılır? – ARAPÇA SÖZLÜKLERİ KULLANMA USÛLÜ

     

     

     

     

    Sözlük özetle bir dilde yer alan kelimenin anlamını ortaya koyan

    çalışmadır. Arapça’da mu‘cem, kâmûs veya lügat kelimelerinin

    karşılığıdır. Tarihte çağdaş diyebileceğimiz bilimsel kıstasları

    ile metodolojik sözlük çalışmaları ilk kez Araplar tarafından yapılmıştır.

    Bu çalışmalar öncelikli olarak Kur’ân ve Hadis içerisindeki

    garip kelimelerini anlamaya yönelik Garîbu’l-Kur’ân ve

    Garîbu’l-Hadîs tesmiyeleri ile şöhret kazanmış ‘mevzuî lügat’ da

    denilen telifler olduğu görülmektedir.

    Arapça sözlükler genel olarak harflerin mahreçleri, kelimelerin

    son harfleri, kelimenin ilk harfi esas alınan sözlükler ve kelimenin

    okunduğu şekliyle tertip edilen sözlüklerden olmak üzere

    dört başlık altında toplanırlar.

    Harflerin mahreçleri esas alınan sözlüklerin başlıcaları

    Kitâbu’l-‘Ayn, el-Bâri‘ fî Garîbi’l-Lügati’l-‘Arabiyye, Tehzîbu’l-Lüga,

    el-Muhît fi’l-Lüga, Kitâbu’l-Muhkem ve’l-Muhîti’l-A’zam; Kelimelerin

    son harfleri esas alınan sözlüklerin başlıcaları Dîvânu’l-Edeb fî

    Beyâni Lugati’l-Arab, ve es-Sıhâh, Tâcu’l-Luga ve Sıhâhu’l-

    Arabiyye, Lisânu’l-‘Arab, el-Kâmûsu’l-Muhît, Tâcu’l-‘Arûs; kelimenin

    ilk harfi esas alınan sözlüklerin başlıcaları Kitâbu’l-Cîm, el-

    Cemhere, Mu‘cemu Makâyîsi’l-Luga, el-Mucmel fi’l-Luga, Esâsu’l-

    Belâga, Muhtâru’s-Sıhâh, el-Mu‘cemu’l-Vasît’tir. Bu metot günümüzde

    en yaygın olan metottur. Son olarak da kelimenin okunduğu

    şekliyle tertip edilen sözlüklerin başlıcaları ise el-Merca’, er-

    Râid, el-Muncidu’l-Ebcedî ve Larûs adlı eserlerdir1.

    Malum olduğu üzere Arapça sözlükler kelimenin iştikaklarından

    arınmış aslî harflerini esas alarak tertip edilmiş olduklarından,

    aşağıda detayları ile verileceği üzere Arapça bir sözlükten

    herhangi bir kelime aranacak olursa öncelikle o kelimenin aslî

    harflerinin bulunması ardından gerekir.

     

     

  • Konya’da gençler camide buluşuyor

    Derneğin öncelikli amacının Gençleri insanlara faydalı kılacak her türlü hizmette aktif hale getirmek için kurduklarını ifade eden Bahar Gençlik Derneği Yönetim Kurulu başkanı Mehmet Akif ÇEŞMECİ, “ “Hepimiz Camideyiz” projesi kapsamın da ilgili müftülüklerle iş birliği içerisinde gençlerimizi mutat olarak çeşitli camilerde buluşturuyoruz. Camilerde Kur’an Tilavetleri, ilahiler ve “Bilinçli Birey Huzurlu Toplum” projesi kapsamında ahlaki değerleri kapsayan konularla ilgili vaazlar icra ediyoruz. Yapılan bu programların organizasyonunu da gençlere bırakarak onları topluma hizmet etmeye teşvik etmiş oluyoruz.” dedi ve sözlerini “Cami Buluşmaları yanında sosyal kaynaşmayı sağlaması amacıyla evlerde hatim programları, ev sohbetleri, asker uğurlamaları ve düğün ziyaretleri ile de huzurlu bir toplumun oluşmasına katkıda bulunmayı hedefliyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı.
  • DUYGULARINI İNCİTMEK

    Bu cümle, linkteki videonun 1.28. dakikasında geçmektedir.
    أَظُنُّ  أَنَّكَ  جَرَحْتَ  مَشَاعِرَهُ
    Ezunnu enneke cerahte meşâirahu
    Sanırım onun duygularını incittin (yaraladın)
    Onun hislerini yaraladığını zannediyorum.
    (Bu cümle bir erkeğe söylenmekte ve başka bir erkeğin duygularının incitilmesinden bahsedilmektedir.)
    Sanıyorum, sanırım, zannediyorum, zannederim
    Ezunnu
    أَظُنُّ      
    Senin …-dığını    (eril)
    Enneke
    أَنَّـكَ
    Senin …-dığını    (dişil)
    Enneki
    أَنَّـكِ
    Yaraladın, incittin  (eril)
    Cerahte
    جَرَحْتَ
    Yaraladın, incittin  (dişil)
    Cerahti
    جَرَحْتِ
    Onun duygularını  (bir erkekten bahsediliyor)
    Meşâirahu
    مَشَاعِرَهُ
    Onun duygularını  (bir kadından bahsediliyor)
    Meşâirahâ
    مَشَاعِرَهَا
     
  • Diyanet’in baş aktörleri imamlar mı?

    Din adamı meslek grubunun sosyal görünürlüğü en fazla olan “imam”lar, habere konu olma açısından Diyanet İşleri Başkanı’ndan sonra ikinci sırada yer almaktadır. Dinî bürokratik yapılanma içerisinde taşra görevlileri olarak tanımlanan imam kimliğinin, altı temel başlıkla haber konusu anlaşılmaktadır. Bu konular, “Aile İmamlığı”, “Olumlu Özellik/ Yaklaşım”, “Olumsuz Özellik/Yaklaşım”, “Nötr Durum/Yorumsuz”, “İmamlık Sınavı” ve “Soruşturma” şeklinde sıralanabilir.

    “Aile hekimliği”nden mülhem aile imamlığı konusunun, Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğünün yürüttüğü “Din Hizmetleri Gelişim Projesi”nin farklı değerlendirilmesi sonucunda ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Zira bu durum Diyanet İşleri Başkanlığının resmî internet sitesinde 10.03.2011 tarihinde “Basın Açıklaması” başlığıyla duyurulmuştur. Öncelikle kamuoyuna aktarıldığı şekilde gerçekliğe sahip olmadığı belirtilen ve haber metinlerinin kurgusal boyutunu örnekleyen aile imamlığı konusunun haber özelliklerini incelemek gerekmektedir. Söz konusu haber, 9 gazete haberinde olgusal içerikle yorumsuz olarak yer alırken, 6 gazete haberinde olumlu 6 gazete haberinde ise olumsuz ifadelerle yayınlanmıştır. Fakat konunun yayınlandığı şekillerden farklı bir boyuta sahip olduğu açıklanmasına rağmen konuya yorumsuz, olumlu ve olumsuz yaklaşım sergileyen gazetelerin ilerleyen günlerde bu açıklamaya yer vermemeleri dikkat çekmektedir.Öncelikle olumlu özellik/yaklaşım içeren haberlerin dağılımına bakıldığında toplam 21 haberden 9 tanesinin bireysel faaliyetlerin pozitif temsilini, geri kalan 12 haber ise mesleki toplumsal algıyı yansıtmaktadır. Bireysel faaliyetlerin olumlu temsilini içeren haberler incelendiğinde ise imamların sahip oldukları yeteneklerden toplumsal sorunlara karşı gösterdikleri hassasiyetler dikkat çekmektedir.  

    Aynı şekilde olumlu sosyal algının oluşmasını sağlayan haberlere bakıldığında ise şiddetten demokratik açılıma kadar geniş bir alanda dinî bir özne olarak imamların toplumsal etkinliğinin öncelendiği görülmektedir. 

    Olumsuz özellikler incelendiğinde ise farklı sonuçların ortaya çıktığı görülmektedir. Haberler bireysel kimlik ve toplumsal imaj açısından değerlendirildiğinde 7 haberin imamlar tarafından ortaya konulan “kötü” davranışlardan kaynaklandığı, 8 haberinde mesleki kimliğin olumsuz sosyal imajına gönderme yaptığı ortaya çıkmaktadır. Öncelikle dinî aktör olarak imamların olumsuz kişilik algısı, görevi suiistimal, cinsel istismar ve taciz konularıyla birlikte inşa edilmektedir.Dinihaberler-com Olumsuz sosyal imajı ortaya koyan haberlerin ise imamların kurumsal faaliyetlerinin yansımaları dolayısıyla değil kendilerine tahsis edilen bürokratik hiyerarşi dışına çıkma çabaları ve bu çabaların günlük siyasal manevraların bir parçası olması bağlamında değerlendirildiği görülmektedir. Bu olumsuz sosyal algı, içerikleri incelendiğinde haberlerin önemli bir kısmı imamları siyasal iktidarın bürokrasiyi ele geçirme hamlesinin gizli aktörleri konumunda değerlendirdiği anlaşılmaktadır.

     

    Gazetelerde din adamları ile ilgili yayınlanan haberlerde Diyanet İşleri Başkanı ve imamlardan sonra resmî dinî bürokrasinin taşra yöneticisi konumundaki müftülerin geldiği görülmektedir. Müftülerle ilgili gazetelerde sadece 8 haberin yer alması görev gereği sahip oldukları idarecilik özelliklerinin etkili olduğu düşüncesiyle açıklanabilir. 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikası kanununun 24446 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmesiyle Diyanet İşleri Başkanlığı çalışanları da sendikal faaliyet hakkını elde etmiştir. Bu tarihten itibaren kurulmaya başlayan Diyanet işkolu sendikaları, üyelerinin ekonomik, sosyal, mesleki hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek temel amacıyla din görevlilerinin yeni bir sivil faaliyet alanını oluşturmuşlardır. Fakat Diyanet işkolu sendikalarının faaliyet alanları sadece kendi üyelerinin haklarını korumak ve geliştirmekle kalmamış, siyasal ve toplumsal hayatın gündeminde yer alan farklı konularla da kendilerini görünür kılmışlardır. 

    Zira bu durum sendikaların hangi bağlamlarda haber konusu olarak yazılı medyada yer aldıklarıyla desteklenmektedir. Gazetelerde yayınlanan sendika ile ilgili haberlerin konu dağılımına göz atıldığında “sendika içi haberler” ve “kınama, tepki, suç duyurusu” olayların sayısal oranı dikkat çekmektedir. Bu iki konunun dışında sendikalar, “Diyanet’e öneri”, “eğitim”, siyasal teklif”, “kadın” ve “aile” gibi konularla da yazılı basında yer almışlardır. Ancak temel faaliyet alanını üyelerinin bireysel beklentilerini yükseltmeye yardımcı olmak şeklinde belirleyen sendikaların, bu amaca uygun olarak sadece bir defa habere konu olmaları da dikkat çekmektedir.

    Sonuç itibarıyla toplumsal ve kurumsal statüleri itibariyle ayrı bir “sınıf”sal yapı oluşturmayan din adamlarının yazılı basında temsili, dört kategoride incelenmiştir. Bunlar Diyanet İşleri Başkanı, imam, Diyanet ile ilgili sendika-dernek çalışanı ve müftü olarak ortaya çıkmıştır. Ancak kimliğin temsili bağlamında yayınlanan haberlerin diğer üç kategoriden daha fazla “imam” karakteri ile ilgili olduğu görülmüştür. Çünkü Diyanet İşleri Başkanı ile ilgili yayınlanan haberlerin bürokratik hiyerarşi açısından Başkan’ın sahip olduğu mevkie gönderme yaptığı anlaşılmaktadır. Müftü ve sendika-dernek görevlileri ile haberlerin dağılımı da aynı sonuç doğrultusunda kimliğin temsiline dair bir içerik barındırmamaktadır. Din adamı kimliğinin ortaya çıkmasını sağlayan haberlerin ise “imamlar”la ilgili olduğu gözlenmiştir. Bu haberlerin dağılımı dikkate alındığında ise “imam” kimliğinin olumlu yönleriyle ilgili haberlerin kurumsal, durumsal ve yorumsuz haberlerden fazla olduğu tespit edilmiştir. Ancak bu olumlu özellikleri yansıtan haberlerin dışında olumsuz özellikleri vurgulayan haberlerin sayısı da azımsanamayacak oranda görünmektedir.