Cerh Ve Ta’dîl’in Bir Ravide Birleşmesi Hadis Usulü Online Oku

41279


Cerh Ve Ta’dîl’in Bir Ravide Birleşmesi

 

Yukarıda açıkladığımız cerh ve tadilin sübut
bulması meselesi, bizi bu bahsin hassas bir meselesine getirmiştir: Cerh ve
ta’dil bir ravide birleşmişse; yani, ravi hakkında hem cerh ve hem de ta’dil
vâki olmuş ise hükmümüz ne olacak? Raviyi mecrûh mu addedeceğiz, adl mi?

Bu meseleyi “hassas” olarak vasıflandırmamız
mevzuun biraz çetrefilli oluşundandır. Çünkü sorumuz bir kelimelik cevap
aramaktadır: “mecruhtur” veya “adildir” diye. Halbuki, bu durumda verilecek
hüküm, bazı hususların nazar-ı dikkate alınmasını gerektirmekte ve farklı
şekillerde tecellî edebilmektedir.

Bu mesele, oldukça da mühim bir meseledir.
Çünkü, raviler çoğunluk itibariyle bu durumdadır. Diyebiliriz ki, “adalet”i veya
“zayıflık”ı hususunda âlimlerin ittifak ettiği raviler çok azınlıkta kalır. Geri
kalan büyük çoğunluk muhtelefun fih’tir, yani haklarında bazıları “sika” derken
bazıları “zayıf” demiştir. Üstelik Buharî, Müslim, İmam Şâfiî, Ebu Hanîfe vs.
gibi. İslâmın en yüce şahsiyetleri bile cerh’e mâruz kalan çoğunluk içinde yer
alır. Şu halde bu mevzuun noksan anlaşılması çok yanlış neticelere
götürebilecektir.

Biz, konunun yanlışlığa meydan verilmeden
kavranılması için, öncelikle belirtmek isteriz ki, bu durumda verilecek hüküm
dört ayrı şeye bağlıdır:


1-

Cerh veya ta’dîl eden,


2-

Cerh veya ta’dîl edilen,


3-

Cerh veya ta’dîl edenlerin sayısı,


4-

Cerh ve ta’dîl’in mahiyeti.[1]



 




[1]

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/29-30.