Eğitimde Kalite Var Mı Ki Düşsün

42056

 

Hakaret eden muhatabını değil önce kendini yaralar…

I-

“Çocukların eğitime başlama yaşının bir yıl öne çekilmesinin ertelenmesini istediniz. Sizin yazınızı okuduğumuz saatlerde haberlerden bu tasarının geri çekildiğini öğrendik ve şaşırdık” diyen okuyucularıma şaşırmayın lütfen diyorum. Yazıyı nereden yazarsanız yazı tam da oradan okunuyor. Hükümetin en büyük dezavantajı etkili ve yetkili bir muhalefete sahip olmayışı.

Maalesef muhalefet sabote etmeyi, engellemeyi, ret etmeyi muhalefet zannediyor. Eğitim gibi son derece ciddi bir konuda GİNES rekorlar kitabına girecek bir performans gösterip de dişe dokunur tek öneri sunamamayı, bıraktım öneriyi tek bir cümle kuramamayı nasıl değerlendireceğiz!

Bu köşede defaatle yazdım. Hakiki eleştiri uzun vadede en büyük müttefiktir. Çocukların eğitim yaşlarının bir yıl öncesine çekilmesine karşıyım. Karşı olurken vay bu konuda TÜSİAD ile aynı tarafa mı düşüyorum yoksa ben yanlış mı yapıyorum endişesini hiç taşımıyorum. Maalesef muhafazakâr kesim eleştirel bakmak ile taraf olmayı birbirine karıştırdığı için benim bu tutumumu anlamakta zorluk çekiyor.

II-

Cuma günü yayınlamış olduğum yazıya tepkiler devam ediyor. Eleştirilerini rasyonel bir mesafe üzerinden dile getirenlere şükranlarımı sunuyorum. Hatırlayacaksınız Cuma günü bir mektubu paylaştım sizlerle.Zaman zaman bu köşede sizlerden gelen mektupları temsil düzeyine göre fırsat buldukça yayınlıyorum.

İLİTAM öğrencilerinin tepkisine tercüman olmak üzere Sivaslı bir okuyucumun satırlarını dikkatinize sunuyorum.

“Ne olacak uzaktan eğitim durunca Fatma Hanım işler düzene mi girecek. Eğitim problemimiz çözümlenmiş mi olacak. Elbette hayır. Takdir edersiniz ki bir işin artılarının yanın da eksilerinin de olması kaçınılmazdır. Hayatta bana % 100 tamam ve pozitif kabul edebileceğiniz bir iş gösterebilir misiniz? Her işin artı ve eksilerinin olması normal, önemli olan eksilerin oranının artının oranında az olması. Uzaktan eğitim sayesinde hiç diploma alma imkânı olmayan fakat içerden okumuş diplomalılardan binlerce defa o işe layık insanların mağduriyetleri giderilmiştir. İLİTAM dediğiniz şey 28 Şubatın yarattığı mağduriyetleri ortadan kaldırması bakımından büyük bir şans olmuştur. yok herkes diploma sahibi oluyormuş.. Olsun… Kalite düşüyormuş… kalite var mı ki düşsün yahu baştan sona batmış bir eğitim sistemi … İdeolojik endişelerini her zaman taşıyan ve bu rengini boyasını devamlı öğrencilere bulaştırma derdinden başka bir derdi olmayan bir sistem yok mu zaten. Bu gün diyanetin yaptığı yeterlilik sınavı gerçekten üst düzey bir sınavdır. Hak etmeyenin alamadığından emin olabilirsiniz. Son sınavlarda tanıdığım bildiğim bir sürü arkadaş döküldü… Şimdi soru bankaları bile çıktı bir inceleyin isterseniz…”

DİB’in yapmış olduğu sınav ile ilgili bir fikir serdediyor değilim.DİB’in günün değişen şartlarına yetişmek için çaba sarf ettiğini; bu çaba ve gayretlerinde samimi olduklarını biliyorum.Üstelik Diyanet İşleri Başkanı Sayın Prof.Dr.Mehmet Görmez’in, iyi niyetle yapılmış her türlü eleştiriyi dikkate aldığını ve önemsediğinin farkında olarak kuruyorum cümlelerimi.Çünkü kendilerinin bu dikkatinin, bizleri daha fazla sorumluluk sahibi kıldığını düşünüyorum.DİB’i yönetmenin Türkiye’yi yönetmek kadar zor olduğunun da farkındayım.

Klasik eğitim anlayışımız, bilginin yanı sıra hal dilinin öğretildiği bir ruhtan beslenir.

Daha önce her mahalleye açılan üniversiteler ve özel üniversiteler, iyi denetlenmediği için, üniversite diplomasının hiçbir fonksiyonunun kalmadığını, gençlerin hayatını sadece ertelemeye yaradığını yazdım. Bu yazıya karşı hiç kimse örgütlenmedi.

İLİTAM ile ilgili bir okuyucunun mektubunu köşemde yayınladım diye bu kadar şedit bir tepki ile karşılaşmamda sizce bir sorun yok mu? Yukarıda yayınlamış olduğum mektubu kast etmiyorum. Sosyal medyada şahsıma yapılmış ağır hakaretleri kast ediyorum.

Ki daha önce de açık öğretimde sosyoloji, psikoloji okunamayacağını yazdım. Açık öğretimde sosyal bilim okuyan öğrenciler face üzerinden bendenize hakaret etmek üzere örgütlenmediler. Ya ne yaptılar? Aldığımız eğitimi daha kaliteli hale getirebilmek için okuduklarımızı anlamak için ne yapmamız gerekiyor diye tavsiye beklediler.

Sivaslı okuyucu kalite var mı ki düşsün diyor. Ben böyle bak(A)mıyorum. Yaptığımız her işin kalitesini arttırmak zorunda olduğumu bilerek yaşadım şimdiye kadar.

İLİTAM’ın kaldırılmasını değil; bilgiyi, ilme çevirecek; İLİTAM öğrencilerinin ilim sahibi olmak konusunda motive edecek yapılanmalara girişilmesi gerektiğini düşünüyorum.

İLİTAM öğrencileri, aldıkları diplomanın bir “değer” olarak önemini korumasını istiyorlarsa, küfür konusunda değil, kendilerini nasıl yetiştirecekleri konusunda birbirlerini motive edici bir eylem içinde bulunmalarını canı gönülden tavsiye ediyorum.

Kendinizi sizden daha kötü durumda olan “örgün eğitim” görenler ile mukayese etmeyin.

İlk Yüksek İslam Enstitüsü mezunlarının kalitesi bizi bu günlere getirdi. Lütfen onların, kendilerini nasıl geliştirdiklerini, örgün eğitimin dışında kendilerini yetiştirmek için nasıl gayret sarf ettiklerini ibret ile okuyunuz.

Kalite konusunda bir örgütlenme içinde bulunursanız bu sizin ve sizden sonra geleceklerin yolunu açar, diplomanız bir kağıt parçası olmaktan çıkar.

Bir okuyucuya ait satırları yayınladım diye ağır hakaretlerde bulunanlar için, her zaman olduğu gibi sükûtumu bir ikram olarak takdim ediyorum.

Muhatabımızı yaralamak üzere hakaret ederiz, lakin kullandığımız kelimeler önce bizi yaralar. Din eğitimi alan öğrenciler olarak ifadeleriniz benden önce sizi yaraladı. Ne ki farkında değilsiniz.


F.Karabıyık Barbarosoğlu / Yenişafak