Gayri Munsarıf – Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri

 

 

Gayi Munsarif

Gayrı munsarif terimi, Arapça isimlerin cümle içerisindeki konumlarının dışa yansıyan yüzü olarak tanımlayabileceğimiz irâb alâmetleriyle ilgilidir. Türkçede irâb söz konusu olmadığına göre Türkçedeki bir konuyla gayri munsarifı karşılaştırma imkânı yoktur. Ancak bu terimi teşkil eden kelimelerin sözlük anlamlarını ele alarak terimin mânâsını kavramaya çalışmak daha doğru olacaktır.

غَيْرُ الْمُنْصَرِف teriminin ikinci parçası olan المنُْصَرِف kelimesi bilindiği üzere صَرَفَ ِ صَرْفًا kökündendir ve infiâl bâbından ismi fâildir. Konumuzla ilgili olarak صَرَفَ الكَلِمَة şeklinde kullanıldığı zaman “Kelimenin sonuna kesra ve tenvini ekledi” anlamına gelir. Bu duruma göre المنُْصَرِف infiâl babından ismulfâildir ve “kesra ve tenvîni alan/kabul eden” anlamına gelir.

 غَيْرُ الْمُنْصَرِف ise “kesra ve tenvîni alandan başkası kesra ve tenvini almayan” demek olur.

Gayri munsarif terimi çeşitli nahiv kitaplarında yine aynı anlamda olarak “elMemnû‘ mine’ssarf” (munsarifliği engellenen isim) ve “elismu’llezî lâ yansarıf” (munsarif olmayan/kesra ve tenvini kabul etmeyen isim) diye de anılmaktadır.

Her dilde olduğu gibi Arapçada da konuşma dili elastikiyete sahiptir. Ancak dînî olsun veya olmasın çeşitli metinlerin ve şiirlerin okunmasında ve özellikle de yazımında dilbilgisi, dolayısıyla da isimlerin munsarif olup olmayışlarının önemi vardır. Zira kelimelerin son harekelerinin okunuşlarıyla ilgili olan i‘râb kurallarının doğru bir şekilde uygulanması için kelimelerin
mebnî, munsarfi yahut da gayri munsarif oldukları bilinmelidir.

 

Gayrı Munsarif  Dilbilgisi

Arapçada isimler kesra ve tenvîni alıp almama bakımından ikiye ayrılırlar.

 

1. Munsarif: İrâb harekelerinin hepsini gerektiği durumlarda alabilen isimlerdir. Bunlar ref halinde zamme, nasb halinde fetha ve cer (hafd) halinde ise kesra alırlar.

 

sart-edatlari10

 

Munsarif isimlerden sonlarında elifi maksûre bulunanlar ile mütekellim yâsına ( ي) muzâf olan müfred isimler her üç irâb hâlinde de harekeler takdîr edilir, yani telaffuz edilmedikleri için var sayılırlar.

 

sart-edatlari11

 

I. Gayrı Munsarif: Bu isimler ref hâlinde zamme, nasb hâlinde fetha, cer hâlinde (kesra yerine) yine fetha alırlar. Nahiv âlimleri bir ismin munsarif olmasına engel olan ( مَوَانِعُ الصَّرْ ف ) dokuz sebep (illet) saymışlardır. Gayrı munsarif olmanın dokuz sebebini şair şu beyitlerinde toplamıştır. Nahiv kaynaklarında yer alan ve asırlardır okunan bu beyitleri orijinal şekliyle
burada zikretmeyi faydalı gördük.

 

مَوَا نِعُ الصَّرْفِ تِسْعٌ كُل مَا اجْتَمَعَتْ * ثِنْتَانِ مِنْهَا فَمَا لِلصَّرْفِ تَصْوِيبُ

 

عَدلٌ وَوَصْفٌ وتَ اْ نِيثٌ وَمَعْرِفَةٌ * وَعُجْمَةٌ ثمَُّ جمَْعٌ ثمَُّ تَرْكِيبُ

 

والنُّونُ زَائِدَةٌ مِنْ قَبْلِهَا أَلِفٌ * وَوَزْنُ فِعْلٍ وَهَذَا القَوْلُ تَقْ رِيبُ

 

Munsarif olmanın engelleri dokuzdur. Bu dokuz engelden (sebep/illetten) ikisi her ne zaman bir kelimede bir araya gelse, artık o kelimenin münsarif olması doğru olmaz.

 

Bu engel sebepler:

 

1. Adl/Udûl: Bir kelimenin vezinin başka bir vezne dönüşmüş olması.
2. Vasıf/Sıfat anlamlı olması.
3. Kelimenin müennes olması
4. Marife olması.
5. Ucme: (bir kelimenin yabancı bir dilden Arapçaya geçmiş olması)
6. Cemi (çoğul) sıygasında olması.
7. Mürekkeb (bileşik isim halinde) bir kelime olması.
8. Öncesinde elif bulunan bir nûn bulunması.
9. Kelimenin fiil vezninde olması.

 

Gayri Munsarif İsimlerin Özel Durumları

 

Gayrı munsarif isimler de diğer isimler gibi cümlenin herhangi bir ögesi olabilir. Bunları diğer isimlerden ayıran en başta gelen özellik, bir ismin gayrı munsarif olması için özel kalıplarda olması gereklidir. Bunları yukarıda örnekleriyle zikretmiştik.

 

Gayrı munsarif isimleri ötekilerden ayıran bir özellikleri de irâb alâmetini alışlarındadır.

 

Bu da üç şekilde belirginleşir:

 

1. Gayrı munsarif kelimeler sonlarına kesra ve tenvin kabul etmezler.

 

2. Gayrı munsarif isimler cer hallerinde kesra değil fetha alırlar.

 

3. Gayrı munsarif kelime şu iki durumda kesra alır:

 

a. Başında harfi tarîf bulunduğunda فِي الْمَسَاجِدِ

 

b. Muzâf durumunda olduğunda قُلْتُ لأَحمَْدِنَا

 

Aşağıdaki cümlelerde geçen bu tür gayrı munsarif kelimeleri inceleyiniz.

 

فِي النِّهَ ايَةِ اِنْتِهَيْنَا مِنْ تَدْقِيقِ تَقَارِيرِ الْمُهَنْدِسِينَ .

 

Sonunda mühendislerin raporlarını incelemeyi bitirdik.

 

يَسْكُنُ هَؤُلاَءِ الأَسَاتِذَةُ فِي مَبَانِي الجَامِعَةِ .

 

Bu profesörler, üniversitenin lojmanlarında oturuyorlar.

 

a. Eskiden köylerde evler gaz lambası vardı, şimdi ise durum değişmiştir.
b. Eskiden köylerde evler gaz lambasıyla aydınlatılıyordu, şimdi ise durum değişmiştir.
c. Eskiden köydeki evimizde gaz lambasıyla aydınlatılıyordu, şimdi ise durum değişmiştir.
d. Eskiden köylerde evler gaz lambalarıyla aydınlatılıyordu, şimdi ise durum değişmiştir.
e. Eskiden köydeki evimizde gaz lambasıyla aydınlatılıyordu, şimdi her yerde elektrik var.

 

II. . تُوجَدُ فِي اسْطَنْبوُلَ وأدرنَه أَمَاكِنُ تَارِيخِيَّةٌ سِيَاحِيَّةٌ كَثِيرَةٌ ، وَفِيهِمَا مَنَاظِرُ طَبِيعِيَّةٌ تَجْلِبُ أنْظَارَ النَّاسِ

 

a. İstanbul ve Edirne’de tarihi ve turistik mekanlardır. Her ikisinde de insanların dikkatini çeken doğal manzalar vardır.
b. İstanbul ve Edirne’de pek çok tarihi ve turistik mekan bulunmaktadır. Her ikisinde de insanların dikkatini çeker.
c. İstanbul ve Edirne tarihi ve turistik mekanların çok olduğu şehirlerdir. Her ikisinde de insanların dikkatini çeken doğal manzalar vardır.
d. İstanbul ve Edirne’de pek çok tarihi ve turistik mekan bulunmaktadır. Her ikisinde de insanların dikkatini çeken doğal manzalar vardır.
e. İstanbul ve Edirne’de pek çok tarihi ve turistik mekan bulunmaktadır, doğal manzalarıyla insanların ilgilerini çekerler.

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here