Arapçada Bedel

 

“Kardeşim Ahmet”, “Doktor Mustafa” , “Sultan Mehmet” gibi ifadelerde ikinci sırada gelen özel isimler bir önceki cins ismi açıklar. Bu şekilde kendinden önceki ismi daha açık hale getirmek, anlamını pekiştirmek için gelen isimlere “bedel” denir.

Kelimenin anlamından da anlaşılacağı gibi bedel, bir önceki ismin yerini tutabilir. Çünkü ikisi de aynı şeydir. Bedelden önce gelen isme “mübdelün minh” denir. Bedel irab yönünden mübdelün minhe uyar. Bedel, fail veya mübteda gibi cümlenin asli öğelerinden değildir. Mübdelün minh ise cümlenin asli öğesi olur.

Örnekler:

رَأَيْتُ الْمُعَلِّمَ أَحْمَدُ  “Ahmet hocayı gördüm.” cümlesinde  الْمُعَلِّمَ  mübdelün minhi, أَحْمَدُ  ise bedeldir.

حَضَرَ الطَّبِيبُ سَلِيمٌ إِلَى الْمُسْتَشْفَى “Doktor selim hastaneye geldi.” cümlesinde  الطَّبِيبُ  mübdelün minhi, سَلِيمٌ  ise bedeldir.

Bedel konusu dört başlıkta incelenir:

1- Bedelül mutabık: Bedelin tam olarak mübdelün minhin yerine geçebildiği, birebir mübdelün minh ile örtüşen bedeldir. Mesela: جَاءَ صَدِيقِ سَعِيدٌ  “Arkadaşım Said geldi.” cümlesinde  صَدِيقِ fail ve mübdelün minh, سَعِيدٌ ise bedeldir. Bedel, mübdelün minhin yerine geçerek  جَاءَ سَعِيدٌ  “Said geldi.” şeklinde söylenebildiğinden buna bedelül mutabık denilir.

2- Bedelül ba’d minel kül: Bedelin, mübdelün minhin bir kısmı olduğu bedeldir. Bu Arapçaya has bir kullanıştır. Mesela: اِجْتَهَدَ الطُّلاَّبُ نِصْفُهُمْ اَلدَّرْسَ   “Öğrencilerin yarısı ders çalıştı.” cümlesinde  الطُّلاَّبُ mübdelün minh,  نِصْفُهُمْ ise bedeldir. Bu cümleyi biz bedel kullanmadan şu şekilde de söyleyebilirdik: اِجْتَهَدَ نِصْفُ الطُّلاَّبِ الدَّرْسَ Ancak birinci söyleyiş şekli, yani bedel kullanarak yapılan şekil daha kuvvetli bir anlam ifade eder. Bedelül ba’d minel külün bedelinde, mübdelün minhin yerini tutan bir zamir bulunmalıdır.

3- Bedelül iştimal: Bedel, mübdelün minhin kapsamına girer. Mübdelün minhin özelliklerinden biri olur ve mübdelün minhe dönen bir muttasıl zamire muzaf olur.

4- Bedelül mübayin (bedelül galat): Diğer üç bedel çeşidinden farklıdır. Bedel, mübdelün minhin dışında bir şeydir. Yanılmak, unutmak veya daha sonra hatırlamakla bedel yapılır. Mesela:  أُرِيدُ بُرْتُقَالاً تُفَّاحًا “Portakal (yok yok) elma istiyorum.” cümlesinde  تُفَّاحًا  bedeldir. Ya yanlışlıkla elma isteyeceğimize portakal istemişizdir. Ya sonradan elma istediğimizi hatırlamışızdır. Ya da portakal istemekten vazgeçip elma istemişizdir. Bedelül mübayin daha çok konuşma dilinde kullanılır. Ses tonuyla anlaşılır.

İnsanların rütbe, görev, derece, mevki, memuriyet ve sosyal durumlarına göre isimlerine eklenen, isimleri ile birlikte söylenen saygı veya tanıtma sözcüklerine “unvan sıfatı” denir. Unvan sıfatları isimlerden önce gelebildikleri gibi isimden sonra veya hem isimden önce hem isimden sonra gelebilirler.