10- Senette Ulvîyetin (Yakınlığın) Çeşitleri: Hadis Usulü Online Oku

41651


10- Senette Ulvîyetin (Yakınlığın) Çeşitleri
:

 

Senette ulüvv (yakınlık) beş çeşittir:


1-
Hz.
Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’a yakınlık. Bu mutlak ulûv’dür. Sened’de yer
alan râvi ne kadar az olursa yakınlık artmış olur.


2-

A’meş (V.148), Hüşeym (V.188), İbnu Cüreyc (V.150), el-Evzâî (V.157) Mâlik (V.
179), Şu’be (V.170/786) gibi meşhur hadîs imamlarından birine yakınlık. İmam’dan
sonra Hz. Peygamber’e kadar râvi sayısı çok bile olsa imama yakınlık bir
ulüvv’dür.


3-

Kütüb-i Sitte gibi îtimada şayan hadis kitaplarından birine yakınlık. Buna İbnu
Dakîki’l-Îd uluvvü tenzil demiştir. Bu ulvîyetin muvafakat, bedel, müsâvat,
musâfaha denen çeşitleri vardır.


Muvafakât:

Meşhur hadîs musannıflarından birinin rivâyet etmiş olduğu bir hadîsi, senedde
musannıfın şeyhinde birleşmek üzere musannıfa uğramayan ikinci bir tarîkle
rivâyet etmek. Şayet bu ikinci senede, musannıfın şeyhine, öbüründen daha az
sayında râvi ile ulaşılacak olursa buna muvafakât-ı âliye, daha fazla sayıda
râvi ile ulaşılacak olursa muvafakât-ı nâzile denir.


Bedel:

Bir râvinin, mu’temed bir kitapta yer alan bir hadîsin rivâyetinde, farklı bir
senedle bu kitap müellifinin şeyhinin şeyhinde müellifle birleşmesidir. Şayet bu
birleşmede, söz konusu râvinin senedindeki râviler, müellife uğrayan
seneddekilerden az olursa buna bedel-i âlî, fazla olursa bedel-i nâzîl
denmiştir. Bedel tâbiri mutlak olarak kullanılmışsa bedel-i âlî kastedilir.


Musâvat:

Bir isnadda en son râvi ile Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam), yahut o
isnadın sahâbisi arasında bulunan râvi sayısının, en son ravîden birkaç asır
önce yaşamış mutemed hadîs kitaplarından birinin musannıfı ile Hz. Peygamber (aleyhissalatu
vesselam), yahut sahâbi arasındaki râvi sayısının müsâvi (eşit) olmasıdır.


Müsafaha:

Tanınmış hadîs musannıflarından biri tarafından rivâyet edilen bir hadisin
senedindeki râvi sayısı ile aynı hadîsi rivâyet eden bir başkasının senedinde,
bu râvinin şeyhinden veya şeyhinin şeyhinden sonraki râvi sayısının eşit
olmasıdır. Müsâfaha’nın olabilmesi, o hadîsi en son rivâyet eden ve kitabın
müellifi ile müsâfahada bulunduğu kabul edilen râvinin, kitap müellifinden
birkaç asır sonra yaşaması şarttır.


4-

Râvînin diğer bir isnâddaki râviye nisbetle erken ölmesi ile hâsıl olur. Meselâ
İbnu Salâh’a, araya her iki tarîk’de de üç râvî girdikten sonra vefatı 458 olan
Beyhakî’den oluşan rivâyet, vefatı 487 olan İbnu Halef’ten ulaşan rivâyete
nazaran âlî sayılmıştır.


5-

Râvî sayısı aynı olmakla beraber, bir şeyhten işiten iki râvîden birinin,
diğerine nisbetle şeyhini daha evvel işitmesi ile hâsıl olur. Bu ulüvv, bilhassa
yaşlılığında ihtilâfa mârûz kalan şeyhler hakkında daha mühimdir. Şeyhi önce
işitenin rivâyeti sonra işitene nisbetle âlî’dir.[1]



 




[1]

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 1/503-504.