Yıl: 2012

  • Mehdi Beklentisi Müslümanlara Zarar Veriyor

     

    İlahiyat profösörü Hayrettin Karaman, kıyamete yakın zuhur etmesi beklenen Mehdi’yi bekleyenlerle ilgili çarpıcı bir değerlendirme yaptı. Karaman “İslam birliği Mehdi’yi mi bekliyor?” başlıklı yazısında, Müslümanlara en büyük zararı, onların azim ve çabalarını olumsuz etkileyecek “Mehdi beklentisi” olduğunu söyledi.

    Karaman Yeni Şafak’taki bugünkü yazısında Mehdi beklentisi için “Böyle karamsar, ümit kırıcı söylemler ne işe yarar? diye de sordu.

    Karaman’ın yazısı şöyle:

    “Düşünür” niteliği ile tanıtılan bir yazar -tercüme edilen yazısında- diyor ki:

    “Günümüzde hilafetin tekrar kurulması sadece beklenen Mehdi’nin gelmesi ile mümkün olabilir. Diğer durumlarda kurulacak yeni bir devlet, dünya sisteminin bir parçasına dönüşür ve farklı bir anlam ifade etmez.”

    Tercümede bir hata yoksa “işimiz Mehdi’ye kaldı” cümlesinde olduğu gibi işin zorluğunu ifade etmiyor da “İslam birliğinin veya bir İslam devletinin kurulmasının ciddi ve hakiki olarak Mehdi’nin gelmesine bağlı olduğunu” ifade ediyor.

    Böyle karamsar, ümit kırıcı söylemler ne işe yarar?

    Eğer “dünya sisteminin bir parçası olmak” günah ise, haram ise -ki, yazıda bu cümle de var- “harama devam edin, bu günahı işlemekten geri durmayın; çünkü ne yaparsanız yapın İslam birliğini kuramazsınız, kurmaya kalkışsanız dünya sizin beyninizi yıkar ve sistemin bir parçası olursunuz” demiş olmuyor mu?

    İlk Müslümanlar şirk zemininde Müslüman oldular, cemaat oldular. İlk İslam devleti Yahudilerin ve müşriklerin de egemenliğe katıldıkları bir zeminde kuruldu. Son yüz yıl içinde İslam ülkeleri sömürge olmaktan kurtuldukça kitaba uygun bir İslam ümmeti ve devleti oluşturma çabasına girdiler. Başka ideolojiler ve amaçlar peşinde koşan Müslümanlar da oldu; ama büyük kitlenin beyni yıkanmadı, şu veya bu yoldan islâmî amaçlarına ulaşmak için mal, can ve emek vererek yollarında yürüyorlar. Dünya sistemi onların beyinlerini yıkayamadığı için askeri güç kullanarak, işbirlikçilerine kullandırarak yok etmeye çalışıyor.

    Müslümanlara en büyük zararı verecek, onların azim ve çabalarını olumsuz etkileyecek beklenti “Mehdi beklentisi”dir.

    Bir kere bu beklentinin islâmî meşruiyeti ve gerçekliği İslam alimleri arasında tartışmalıdır. Görüşler arasında, “Mehdi diye belli bir şahsın gelmeyeceği, uyarıcı mürşidlerin ve liderlerin mehdiler oldukları ve bunların da zaman zaman ortaya çıkacağı…” gibi olanları da vardır.

    Diyelim ki, Mehdi diye “olağanüstü nitelikleri olan” bir zat gelecek ve bozulanı düzeltecek; peki o zamana kadar Müslümanların bozulanı düzeltme vazifeleri, güçleri ve imkanlarının olmadığı, olmayacağı nereden çıkarılıyor. Asıl en büyük günah böyle bir inanç değil midir?

    Ortada Kur’an-ı Kerim, Peygamberimiz Efendimiz’in (s.a.) örnekliği, orta yol İslam’ının imamlarının (büyük alimlerinin) açıklamaları, yaşanmış büyük ve şanlı bir tarih var oldukça kimse Müslümanların beyinlerini -kül halinde ve geri dönüşsüz olarak- yıkayamaz.

    Yapılacak şey, işi yalnızca yöneticilere, egemenlere bırakmamak, Müslüman halklar ve sivil önderler olarak devreye girmek, yönetenlerden önce yönetilenler arasında sıkı işbirlikleri/diyaloglar/birlikler oluşturmak, ilim, akıl, hikmet çerçevesinde planlar ve programlar yapmak, kutsal hedefe doğru adım adım ilerlemek, ümitsizlik aşılayanların ümitlerini kırmaktır.

    Hayrettin Karaman/Yenişafak

  • Elmalılı M. Hamdi Yazır Neden Önemli ?

     

    AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ

    ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR SEMPOZYUMU

    02-04 Kasım 2012, Antalya

    SEMPOZYUMUN AMACI

    Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçis döneminin önde gelen isimlerinden birisi olan Elmalılı

    Muhammed Hamdi YAZIR birçok açıdan önemli bir sahsiyettir. O, dirayetli bir dersiâm, kadı ve

    müderris olmanın yanında felsefe, hat ve mûsikî ile de ilgilenmis ve hatta kimi sanat dallarında icazet

    almıstır. Yazdığı gazete-dergi yazılarıyla döneminin siyasî, fikrî ve ilmî tartısmalarına da dâhil olmus,

    ileri sürdüğü görüs ve yaklasımlarla dikkatleri çekmistir. Aktif siyasetin içinde de yer alan M. Hamdi

    YAZIR, II. Mesrûtiyet’in ilk meclisinde milletvekilliği; Osmanlı Hükümetlerinde bakanlık yapmıstır.

    Bu sempozyumda, iste böyle çok yönlü bir değer olan Elmalılı M. Hamdi YAZIR’ın bütün

    yönleriyle ele alınması ve tartısılması amaçlanmaktadır. Sempozyumun, hem geleneksel bilgiyi hem

    de modern yöntem ve anlayısları mezcetmis, bir baska ifadeyle medrese ulûmu ile mektep fünûnu

    arasında köprü olmus, aynı zamanda dönemin fikrî ve siyasi tartısmalarına da katılmıs olan böyle bir

    âlimin tanınmasına hizmet edeceğini umuyoruz.

    Sempozyum, yurtiçi ile yurtdısından gelmek isteyen tüm arastırmacılara açık olacaktır.

    SEMPOZYUM TAKVİMİ

    Sempozyum İlânı 01 Subat 2012

    Tebliğ Özetlerini Son Gönderme Tarihi 19 Mart 2012

    Kabul Edilen Tebliğlerin İlânı 30 Mart 2012

    Tebliğ Tam Metinlerini Son Gönderme Tarihi 01 Ekim 2012

    Sempozyum 02-04 Kasım 2012

    SEMPOZYUM DÜZENLEME KURULU

    Prof. Dr. Ahmet YAMAN

    Doç. Dr. Ahmet ÖGKE

    Doç. Dr. Ömer Faruk TEBER

    Yrd. Doç. Dr. Rıfat ATAY

    Yrd. Doç. Dr. Eyüp YAKA

    Yrd. Doç. Dr. Yasin PİSGİN

    Yrd. Doç. Dr. Zisan TÜRCAN

    Ahmet ÇELİK

    Mehmet Murat ÇEKMEN

    Abdullah AYKUT

    SEMPOZYUM YÜRÜTME KURULU

    Doç. Dr. Ahmet ÖGKE

    Yrd. Doç. Dr. Ahmet GÜZEL

    Okt. Feyzettin EKSİ

    Süleyman AYKUT

    SEMPOZYUMUN BAZI KONU BASLIKLARI

    1. Temel İslam Bilimlerindeki Yeri

    2. Sanat ve Edebiyat Yönü

    3. Düsünce Dünyasındaki Yeri

    4. Siyasî Faaliyetleri

    5. Cumhuriyet Dönemindeki Faaliyetleri

    6. Kisiliği

    SEMPOZYUM İLETİSİM ADRESİ

    e-posta : elmalilisempozyum@gmail.com

    web : http://ilahiyat.akdeniz.edu.tr/tr

    tel : 0545 470 98 30 (Okt. Feyzettin Eksi)

    Not:

    1. Asgari 500 kelimelik tebliğ özetleri, özgeçmisle birlikte elmalilisempozyum@gmail.com

    adresine gönderilmelidir.

    2. Her tebliğ için 20 dakikalık sunum olacak, ardından değerlendirmelere geçilecektir.

    3. Katılımcıların konaklama ve iaseleri Sempozyum Düzenleme Kurulu tarafından

    karsılanacaktır.

    Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır Sempozyumu

  • İlahiyatçılardan Kültürümüzde Kadın Paneli

    Düzenlenen panele; Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Yavuz Coşkun, Şahinbey Kaymakamı Uğur Turan, Şehitkamil Kaymakamı Mehmet Aydın, Üniversitemiz Rektör Danışmanı Prof. Dr. Cahit Bağcı, çok sayıda akademik, idari personel ile öğrenci katıldı.

    Kadınlar gününe dinsel açıdan bakan İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Akpınar, “Yüce Allah varlığını göstermek için birçok varlık yaratıyor. Bu varlıkların en mükemmeline sıra geliyor ve insan yaratılıyor. Adem yaratılıyor ama Adem Havva’sız olmuyor. Hayat erkek – kadın birlikte başlıyor. Cennet hayatını birlikte paylaşıyorlar. Cennetten birlikte atılıyorlar ve dünyaya birlikte iniyorlar. Yaptıklarına birlikte pişmanlık duyuyorlar ve birlikte ağlıyorlar. Sonunda da Yüce Allah birlikte affediyor onları. Ondan sonra da Kuran’ı Kerim’in tabiriyle kadınlar erkekler hayat kadın erkek beraberliğinde devam ediyor” şeklinde konuştu.
    İslam’da kadının yerine dikkat çeken İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Erdal, “İslamiyet kadına son derece değer vermiş; onun temiz, namuslu bir şekilde haysiyetli bir tarzda yaşamasını sağlamıştır. Peygamber Efendimizin hayatına baktığımızda Efendimize ilk desteği veren, ilk iman eden Hz. Hatice validemiz olmuştur. Mekke’nin sıkıntılı dönemlerinde Hz. Hatice bütün zenginliğini İslamiyet’in, Kuran’ın tanıtılması, başkalarına ulaştırılması uğrunda harcamıştır” ifadesinde bulundu.

    Türkî Cumhuriyetlerde ve Türkiye’de Aile konusu hakkında konuşan İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Dilaram Akramova, “Kadın toplumda çok önemli yer tutmaktadır. Bu nedenle kadın sorunları, kadınla ilgili konularla ne kadar yakinen ilgilenilirse o toplumda o kadar mutlu olur. Orta Asya Cumhuriyetleri Sovyetlerin dağılmasından sonra pek çok değişim söz konusu oldu. Bu değişim bizim günlük hayatımıza, aile yaşantımıza yansıdı. Bağımsızlıktan sonra tamamen devlet yapısı yeniden başlamak zorunda kaldı” diye konuştu.

    Panelin sonunda konuşmacılar İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Akpınar, İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Mesut Erdal ve Yrd. Doç. Dr. Dilaram Akramova’ya hediye takdim eden Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. M. Yavuz Coşkun, “Kadın sadece dini değil, sosyal, içtimai bir sürü meselesi var. Biz başka toplantılarda da bunları konuşuyoruz. Sadece bu günde değil, her zaman kadınlarımızla ilgili çeşitli toplantılar yapıyoruz. İslamiyet insanlığın yeniden dizaynı yeniden iyi yolda dünyaya son ve en güzel bir müjde olarak gelmiştir. Kadının yok sayıldığı ve tümüyle yok olduğu toplumda belki birçok açıdan hiçbir varlık esamesinin okunmadığı kadını tekrar yerini tesis edecek, onu insan olarak algılanmasını sağlayacak müjdelerle gelmiştir” şeklinde konuştu.

  • Trakyayada İlahiyat Fakültesi Açılıyor

     

     Buna göre, Erzincan Üniversitesinde Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu,

    Konya Üniversitesinde Güzel Sanatlar Fakültesi,

    Trakya Üniversitesinde İlahiyat Fakültesi,

    Gaziantep Üniversitesinde Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi,

    Mustafa Kemal Üniversitesinde Teknoloji Fakültesi kurulması,

    Celal Bayar Üniversitesinde Hasan Ferdi Turgutlu Teknoloji Fakültesi kurulacak. 

    Süleyman Demirel Üniversitesi bünyesindeki Mühendislik-Mimarlık Fakültesinin yerine Mühendislik Fakültesi ve Mimarlık Fakültesi kurulması kararı alındı.

    Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinde Mimarlık ve Tasarım Fakültesi ile İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi kurulacak ve Mühendislik-Mimarlık Fakültesinin adı Mühendislik Fakültesi olarak değiştirilecek.

    Ayrıca, Karadeniz Teknik Üniversitesinde Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü, Çukurova Üniversitesinde ise Sivil Havacılık Yüksekokulu, Bartın Üniversitesinde Eğitim Bilimleri Enstitüsü kurulacak.

    Kadir Has Üniversitesinin Fen-Edebiyat Fakültesi ile Mühendislik Fakültesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi adı altında birleştirilecek.

     Bu arada, Cumhuriyet Üniversitesindeki Zara Uygulamalı Bilimler Yüksekokulunun adının Zara Veysel Dursun Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu, Düzce Üniversitesindeki Yabancı Diller Yüksekokulunun adı Hakime Erciyas Yabancı Diller Yüksekokulu olarak değiştirilecek.

    Kaynak: t24

  • İlköğretime Arapça Dersi Geliyor


    Bakanlar Kurulu’nda geçtiğimiz yıl alınan bir kararla; 1997’den bu yana ilköğretim okullarının 4. sınıfından itibaren seçmeli yabancı dil olarak verilen ikinci yabancı diller arasına, Çince, Fransızca, İngilizce, İspanyolca, İtalyanca, Japonca ve Rusça’dan sonra Arapça da alınmıştı.

    Liselerde ilk kez geçtiğimiz yıl seçmeli ders olarak okutulmaya başlanılan Arapça’nın önümüzdeki yıl yani 2012-2013 yılından itibaren 4. ve 5. sınıflara, 2013-2014 eğitim/öğretim yılından itibaren ise 6, 7 ve 8. sınıflara okutulabilmesi için Milli Eğitim Bakanlığı harekete geçti.

    KİTAP HAZIRLIĞI

    Gazi Üniversitesi Öğretim üyesi Doç. Dr. Mehmet Hakkı Suçin, Araştırma Görevlisi Hümeyra Kütükçü, Arapça Öğretmeni Zeynep Oktay ile Leman Yerli ve İmam Hatip Meslek Dersleri Öğretmeni Ahmet Aytaç gibi isimlerin de aralarında yer aldığı komisyon tarafından hazırlanan, “İlköğretim 4-8. Sınıflar Arapça Dersi Öğretim Programı” çalışması tamamlandı. 

    MEB, Talim Terbiye Kurulu Başkanı Merdan Tufan imzasıyla, ‘Ders kitabı, öğrenci çalışma kitabı ve öğretmen kılavuz kitabı’nın hazırlanması ve hazırlanacak ders kitaplarının da incelenmek üzere 30 Mart 2012 tarihinden itibaren Bakanlığa gönderilmesini istedi. 29 Haziran 2012 tarihinde Talim Terbiye Kurulu, ders kitabı olarak kabul edilenleri onaylayarak kamuoyuna ilan edecek.

    181 MİLYON KİŞİ KONUŞUYOR

    Milli Eğitim Bakanlığı yabancı dilin önemini anlattığı 109 sayfalık, “İlköğretim 4-8. Sınıflar Arapça Dersi Öğretim Programı”nda Arapça’nın 26 ülkenin resmi dili olduğunu belirterek, dünyada 181 milyon kişi tarafından konuşulduğunu vurguladı. 

    Arapça’nın sadece belli bir coğrafyadaki nüfus tarafından kullanılan bir dil olmadığının altını çizen Bakanlık, konuşulduğu coğrafyanın genişliğini anlatarak, bu coğrafyanın dünyadaki stratejik öneminin her geçen gün arttığını ve daha fazla önem kazandığını da kaydetti. Arapça’nın, BM’nin (Birleşmiş Milletler) kabul ettiği İngilizce, Çince, İspanyolca, Rusça ve Fransızca’yla birlikte 6’ncı resmi dil olduğu da aktarıldı. Türk el yazması ve basılı binlerce eserin Arap harfleriyle yazıldığı hatırlatılarak, kültür tarihi açısından bu dilin çok önemli olduğu anlatıldı.

    Kaynak:Timeturk

  • Diyanet KPSSsiz 7 bin Kuran Kursu Öğreticisi Atadı

    Adayların yerleştirme işlemleri, Başkanlıkça verilen yeterlik belgesi puanı ile 14-15 Ocak tarihlerinde yapılan mesleki yeterlik sınavından alınan başarı puanı esas alınarak tercih sırasına göre gerçekleştirildi.

    Önceliğin ilahiyat fakültesi mezunlarına verildiği yerleştirmelerde şu sıralamaya dikkat edildi:

    İlahiyat Fakültesi mezunları

    İlahiyat ön lisans ve diğer lisans mezunları,

    İlahiyat ön lisans mezunları,

    İmam hatip lisesi ve diğer lisans mezunları

    İmam hatip lisesi mezunları.

    Eşitlik durumlarında ise hafızlık, hizmet süresi, yaş ve mezuniyet tarihi gibi durumlar dikkate alındı.

    Bilgisayar ortamında yapılan yerleştirme sonuçlarına göre, İlahiyat Fakültesi mezunu 271, İlahiyat ön lisans ve diğer lisans mezunu 106, İlahiyat ön lisans mezunu 3 bin 542, İmam Hatip Lisesi mezunu ve diğer lisans mezunu 139, İmam Hatip Lisesi mezunu ve diğer ön lisans mezunu 136 ve İmam Hatip Lisesi mezunu 2 bin 738 olmak üzere toplam 6 bin 932 kişinin yerleştirme işlemleri gerçekleştirildi.

    Yerleştirme işlemi sonuçlanan 6 bin 932 kişinin 561’i erkek, 6 bin 371’i bayan adaylardan oluşuyor.

    Yerleşen adayların atanmaya esas evraklarını, 16 Mart’a kadar yerleştiği il müftülüğüne teslim etmesi gerekiyor. Atanmaya esas evrakların il müftülüklerince kontrol edilerek Başkanlığa teslimi ise 23 Mart’ta son bulacak.
    Tarih: 07.03.2012
    SONUÇLAR İÇİN :

    SONUÇLAR İÇİN TIKLAYINIZ

    Diyanetin Bu Atamayı Kpss’siz Yapmasıyla İlgili Anketimiz

     

     

     

  • Uluslararası İlahiyat Programına Kayıtlar Başladı

    Yurt dışından Türkiye’ye gelerek ilahiyat eğitimi almak isteyen öğrencileri kapsayan “Uluslararası İlahiyat Programına” kayıtlar başladı.

    Ankara Üniversitesi, Marmara Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültelerinde Arapça ağırlıklı hazırlık eğitimi de dâhil olmak üzere beş yıl eğitim gören öğrenciler, mezuniyet sonrası yaşadıkları ülkelerde İslam İlahiyatına dair ilmi birikimleriyle, din hizmeti, din eğitimi ve sosyal hizmetler gibi çeşitli alanlarda çalışma imkânına sahip oluyorlar.

    Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı, eğitim hayatları boyunca öğrencilere barınma, eğitim ve sosyal hizmetlerle birlikte eş zamanlı rehberlik hizmeti de sunuyor.

    Yurtdışında Din Hizmetleri Müşavirliği veya ataşeliklerine yapılacak başvurular 27 Nisan’da sona eriyor. Başvuru şartları için detaylı bilgi https://euygulama.diyanetvakfi.org.tr/uip/ linkinde bulunuyor.

     

  • Klasik Arapça 13.Ders Tefaul ve İstifal Babları 13 Ders

     

     

     

    13.Ders

    Tefaul ve İstifal Babları 13 Ders İzle-İndir  Fasih Klasik ArapçaDevamını Oku »

  • Hristiyanlık ve Yahudilik Bölümü Açıldı

    Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Mardin Artuklu Üniversitesi İlahiyat Bilimleri Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü Din Eğitimi Ana Bilim Dalı bünyesinde 4 bilim dalının açılmasına onay verdi.

    Yaklaşık 5 yıl önce kurulan, sosyal bilimler üniversitesi olmayı hedefleyen Mardin Artuklu Üniversitesi, Yaşayan Diller Enstitüsü bünyesindeki Kürt, Arap ve Süryani Dili ve Kültürü ana bilim dallarının yanı sıra Mardin’in çok kültürlü yapısına uygun farklı inançları bünyesine alıyor. Bu amaçla İlahiyat Bilimleri Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü Din Eğitimi Ana Bilim Dalı bünyesinde Hristiyanlık Araştırmaları Bilim Dalı, Yahudilik Araştırmaları Bilim Dalı, İran ve Mezopotamya Dinleri Bilim Dalı, Doğu ve Uzakdoğu Dinleri Bilim Dalı açılması için YÖK’e yapılan başvuru kabuledildi.

    Yıllardır akademide ihmal edildi

    Rektör Yardımcısı ve Yaşayan Diller Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Kadri Yıldırım, ‘’İran ve Mezopotamya Dinleri araştırmaları bilim dalında Zerdüştlük ve İran’ın öbür dinleri üzerinde duracağız. Bunun yanında Hristiyanlık İslam’dan sonra diyebilirim ki en canlı dünya dinidir. Süryani, Arap, Kürt ve Türk vatandaşlarımız burada adeta dörtlü koalisyon olarak varlığını öteden beri sürdürüyor. Hristiyanlık Araştırmaları Bilim Dalı’nda, Süryanice ile ilgili ne var ne yok hepsini araştırma konusu yapacağız.’’

     

    Mardin Artuklu Üniversitesi, Yaşayan Diller Enstitüsü bünyesindeki Kürt, Arap ve Süryani Dili ve Kültürü ana bilim dallarının yanı sıra Mardin’in çok kültürlü yapısına uygun farklı inançları bünyesine alıyor. Bu amaçla İlahiyat Bilimleri Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü Din Eğitimi Ana Bilim Dalı bünyesinde Hristiyanlık Araştırmaları Bilim Dalı, Yahudilik Araştırmaları Bilim Dalı, İran ve Mezopotamya Dinleri Bilim Dalı, Doğu ve Uzakdoğu Dinleri Bilim Dalı açılması için YÖK’e yapılan başvuru kabul edildi.

    Rektör Yardımcısı ve Yaşayan Diller Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Kadri Yıldırım, Mardin’de tarih boyunca adeta hem diller hem de dinler koalisyonu kurulduğunu belirterek, ”Madem üniversitemiz Mardin’de kurulmuş o halde Mardin’in bu iki önemli özelliğini bünyesinde barındıracak etkinliklerde bulunması kaçınılmazdır” dedi.

    Üniversite bünyesinde kurulan ilahiyat fakültesinin Türkiye’deki diğer ilahiyat fakültelerinden farklı olmasını istediklerini ifade eden Yıldırım, şöyle konuştu: ”Mardin’de dinleri ve dilleri buluşturuyoruz. Üniversite olarak böyle bir misyonumuz ve vizyonumuz var. Klasik ilahiyatlara ilaveten dünyada daha önce yaşamış, halen yaşamakta olan ve bundan sonra da muhtemelen yaşayacak birtakım dinlere de bölüm ve ana bilim bazında yer vermek istedik. Bu talebimizi YÖK de olumlu karşıladı. İran ve Mezopotamya Dinleri araştırmaları bilim dalında Zerdüştlük ve İran’ın öbür dinleri üzerinde duracağız. Bunun yanında Hristiyanlık İslam’dan sonra diyebilirim ki en canlı dünya dinidir. Hristiyanlık bağlamında bir Süryani oluşumu Mardin’de tarihin ilk dönemlerinde şimdiye kadar mevcut durumunu koruyor. Süryani, Arap, Kürt ve Türk vatandaşlarımız burada adeta dörtlü koalisyon olarak varlığını öteden beri sürdürüyor. Hristiyanlık Araştırmaları Bilim Dalı’nda, yıllardır akademik seviyede ihmal edilen Süryanice ile ilgili ne var ne yok hepsini araştırma konusu yapacağız.”

    Kaynak: Stargazete

  • Klasik Arapça 11-12.Ders İnfial, İftial, İfilâl ve Tefa’ul Babları

     

     

     

    11-12.Ders

    İnfial, İftial, İfilâl ve Tefa’ul Babları 11-12. Ders İzle-İndirDevamını Oku »

  • Ücretsiz Arapça öğrenme araçlarıDerslerin yanında: seviyeni bul, kelime ezberle, okuyarak pekiştir.