Şartlar Ve İstisna Hakkında ARAPÇA TÜRKÇE HADİS

Başlık: BEY (ALIM-SATIM) BÖLÜMÜ

Konu: Şartlar Ve İstisna Hakkında
Ravi: Cabir
Hadisin Arapçası:

وفي أخرى قال: ]بِعْنِيهِ بأُوقِيةٍ. قلتُ . قال بِعْنِيهِ بأُوقِيةٍ، فبعتُهُ واسْتَثْنَيْتُ حُمْنَهُ إلى أهْلِِى. فلما قَدِمْنَا أتيتُهُ بالجمل ونَقَدَنِِى ثمَنهُ ثم انصرفتُ فأرسَلَ على أثرِى فقال: ما كنتُ Œخذَ جَمَلَكَ، فَخُذْ جَمَلَكَ فهُوَ لكَ[.وفي أخرى: ]أفْقَرنِى رسولُ اللّهِ # ظهْرَه إلى المدينةِ[.وفي أخرى: ]لكَ ظهرهُ إلى المدينة[.وفي أخرى: ]فشرطَ ظهرَهُ إلى المدينةِ. قال البخارى: اشتراطُ أكثر وأصحُّ[.وفي أخرى: ]بأربعةِ دنانيرَ، وهذا يكونُ أُوقِيّةً على حِسابِ الدينارِ بعشرةٍ[.وفي أخرى: ]أوقيةَ ذهب[.وأخرى: مائَتىْ درهم. وأخرى: بأربعِ أواقِىَ.وأخرى: بعشرين ديناراً.وأخرى: فإذَا قَدِمْتُ المدينةَ فالكَيْسَ الْكيْسَ، وفيها: وقَدِمْتُ المدينةَ بالغداةِ فجئتُ المسجدَ فَوَجَدْتُهُ على بَابِ المسجِدِ، فقال اŒنَ قَدِمْتَ؟ قلتُ: نَعَمْ. قال: فَدَعْ جَمَلَكَ وادخُلْ فصلِّ ركعيتنِ، فدخلتُ فَصَلَّيْتُ، ثم رجعتُ، فأمَرَ بً أنْ يَزِنَ لِى أُوقيَّةً فَوَزَنَ لِى بِلٌ فأرجَحَ.وفي أخرى قال: فلمَّا ذهبنَا لندخلَ قال: أمْهِلُوا حتَّى ندخلَ ليً كىْ تَمتَشِطَ الشَّعِثَةُ وَتَسْتَحِدَّ المَغِيبَة

Hadisin Anlamı:

Bir diğer rivayette şöyle gelmiştir: “Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Deveyi bana bir okiyye’ye sat” dedi. Ben, “Hayır” dedim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ısrar ederek: ‘Onu bana bir okiyye’ye sat” dedi, ben de sattım fakat evime kavuşuncaya kadar binme şartını koştum. Medine’ye gelince, teslim etmek üzere deveyi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e getirdim. Bana parasını hemen ödedi. Ben oradan ayrıldım. Arkamdan birini göndererek: “Esasen senin devene müşteri değilim, sen deveni geri al artık, o yine senin olsun” dedi. Bir diğer rivayette: “Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayvanın sırtını Medine’ye kadar bana iade etti” denir. Bir diğer rivayette: “Medineye kadar sırtı senin” denir. Bir diğer rivayette: “…Medine’ye kadar sırtını şart kıldı” ifadesi vardır. Buhari der ki: “Şart kılma ifadesi rivayetlerin çoğunda yer alır. Sahih olan da budur.” Bir diğer rivayette: “Deveyi, dört dinara (sattım)” denir. Bu, dinarın on dirhem hesabından bir okiyye yapar. Diğer bir rivayette “Bir okiyye altın’a” denir. Diğer bir rivayette “ikiyüz dirheme” denir. Bir diğer rivayette “Dört okiyye’ye” denir. Bir diğer rivayette “Yirmi dinara” denir. Bir diğer rivayette: “Medine’ye geldiğin zaman dikkatli ol hanımın hayızlı olabilir” buyurdu. (Bu cümle”Medine’ye varınca (hanımınla temasta bulunarak) çocuk talepet” şeklinde de anlaşılmıştır) Bu rivayette “Akşam vakti Medine’ye geldim. Mescide uğradım. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) orada mescidin kapısında buldum. Bana “Şimdi mi geldin?” diye sordu. “Evet!” dedim. Bana: “Deveni bırak, içeri gir, iki rek’at namaz kıl!” buyurdu. Ben hemen girdim, namaz kıldım ve döndüm. Hazreti Bilal’e emrederek bana bir okiyye tartmasını söyledi. Bilal derhal tarttı ve biraz da fazla koydu” denir. Bir diğer rivayette Cabir Radıyallahu Anh der ki: “(Evimize) girmek için gittiğim zaman, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle uyardı: “Biraz ağır olun, evlere geceleyin girelim. Böylece, saçı başı dağınık olanlar taranır, gurbette kocası olanlar etek traşı olurlar.”

Kaynak:

İlgili Makaleler