Maide Suresi ARAPÇA TÜRKÇE HADİS Müslim Ebu Davud

9487

Başlık: TEFSİR BÖLÜMÜ – ESBAB-I NÜZULE DAİR

Konu: Maide Suresi
Ravi: Bera
Hadisin Arapçası:

وعن البراء رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]مُرَّ علَى النَّبِىّ # بِيَهُودِىّ مُحَمَّمٍ مَجْلُودٍ فَدَعَاهُمْ فَقَالَ: هَكَذا تَجِدُونَ حَدَّ الزَّانِى في كِتَابِكُمْ؟ قَالُوا نَعَمْ. فَدَعَا رَجًُ مِنْ عُلَمَائِهِمْ فقَالَ: أنْشِدُكَ بِاللّهِ الَّذِى أنزَلَ التَّوْرَاةَ عَلَى مُوسى أهكَذَا تَجِدُونَ حَدَّ الزَّانِى في كِتَابِكُمْ؟ قَالَ َ؛ وَلَوَْ أنَّكَ نَشَدْتَنِى بِهذَا لَمْ أخْبرْكَ، نَجِدُهُ الرَّجْمَ. وَلكِنَّهُ كَثُرَ في أشْرَافِنَا فَكُنَّا إذَا أخَذْنَا الشَّرِيفَ تَرَكْنَاهُ، وَإذَا أخَذْنَا الضَّعِيفَ أقَمْنَا عَلَيْهِ الحَدَّ، فَقُلْنَا تَعَالَوْا فَلْنَجْتَمِعْ عَلَى شَئ نُقِيمُهُ عَلَى الشَّرِيفِ وَالْوَضِيعِ. فَجَعَلْنَا التَّحْمِيمَ وَالْجَلْدَ مَكَانَ الرَّجْمِ. فَقَالَ النبىّ #: اللَّهُمَّ إنِّى أوَّلُ مَنْ أحْيَا أمْرَكَ إذْ أمَاتُوهُ؛ فأمِرَ بِهِ فَرُجِمَ. فأنَزلَ اللّهُ تعالى: يَا أيُّهَا الرَّسُولُ َ يَحْزُنْكَ الَّذِينَ يُسَارِعُونَ في الْكُفْرِ. إلى قوله: إنْ أؤتِيتُمْ هذَا فَخُذُوهُ وَإنْ لَمْ تُؤْتَوْهُ فَاحْذَرُوا. وَأنْزَلَ اللّهُ تعالى: وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَا أنَزَلَ اللّهُ فأولئِكَ هُمُ الْكَافِرُونَ. وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَا أنَزَلَ اللّهُ فأولئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ. وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَا أنَزَلَ اللّهُ فأولئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ في الْكفّارِ كُلِّهَا[. أخرجه مسلم، وهذا لفظه وأبو داود .

Hadisin Anlamı:

Hazreti Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına yürür kömürle karartılmış ve dayak atılmış bir Yahudi getirdiler. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Yahudileri çağırarak: “Kitabınızda zina haddini (cezasını) böyle mi buluyorsunuz? diye sordu. “Evet” dediler. Sonra Hazreti Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onların alimlerinden birini çağırdı ve “Musa’ya, Tevrat’ı indiren Allah aşkına soruyorum, zina edenin haddini kitabınızda böyle mi buluyorsunuz?” dedi. Alim: “Hayır! Eğer bana böyle yemin vererek sormasa idin sana haber vermezdim. Kitapta recm buluyoruz. Fakat, zina vakıaları eşrafımız arasında çoğaldı. Artık şerefli birini bu suçla yakalarsak onu bırakır olduk. Ancak biçare birisini yakalarsak ona haddi tatbik ediyoruz. Kendi aramızda şöyle dedik: “Gelin aramızda öyle bir ceza şeklinde anlaşalım ki o, eşraftan olsun, halktan olsun herkese tatbik edilsin. Sonunda recm yerine suratın kömürle boyanıp dayak atılmasında ittifak ettik.” Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), “Allahım, onların öldürdüğü emr-i şerifini ilk ihya edip dirilten ben olayım” dedi ve had cezasının tatbikini emretti, zani hemen recmedildi. Bunun üzerine şu ayet indi: “Ey Peygamber! Kalbleri inanmışken ağızlarıyla “inandık” diyenler, Yahudilerden yalana kulak verenler ve başka bir topluluk hesabına casusluk edenlerden inkara koşanlar seni üzmesin. Sözleri asıl yerlerinden değiştirirler de “Böyle bir (fetva) size verilirse alın, verilmezse kaçının” derler…” (Maide 41). Az sonra Allah Teala şu ayeti indirdi: “Allah’ınidirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar kafirlerdir…” “Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler işte onlar zalimlerdir…” “..Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar fasıklardır!” (Maide 44, 45, 47). Bu ayetlerin hepsi kafirler hakkında nazil olmuştur.

Kaynak: Müslim, Hudud 28, (1700), Ebu Davud, Hudud, 26 (4448)