6. BAB ARAPÇADA FİİLLER

  • 6. BAB : Müteaddî fiil: ( حَسِبَ يَحْسِبُ  حِسْبَاناً  zannetti) ve Lâzım fiil: ( وَرِثَ  يَرِثُ  وَرْثاً  vâris olarak kaldı)
  • 6. BAB‘dan gelen fiillerde hayır veya şer, irâdesi dışında oluşur.
  • HAYIR olan fiile örnek;
  • 27/16 ( … وَوَرِثَ سُلَيْمَانُ دَاوُدَ وَقَالَ يَاأَيُّهَا النَّاسُ عُلِّمْنَا مَنْطِقَ الطَّيْرِ  )
  • “ve Süleyman, Davud’a mirasçı oldu – dedi ki Ey NÂS! – bize kuş dili öğretildi – ve bize her şeyden verildi – şüphesiz ki bu açık fazl-u ihsânın ta kendisidir.”
  • Ayet-i Kerimesi, dinleyene bir haberi saklı olarak vermektedir. Aksi halde, Hz. Süleyman a.s. sadece kendini övmüş olur.
  • ( عُلِّمْنَا مَنْطِقَ الطَّيْرِ “bize kuş dili öğretildi”) fiil cümlesinde harficer ve mecrur isim olmadığı için, hem tezekkür tâlim edilir, hem de muhabbet tâlimi edilir.
  • Bu nedenle, “Ey kulum ! saklı haberimi tezekkür et ve sana olan muhabbetimi idrak et.” anlamı saklıdır.
  • Ayrıca ( عُلِّمْنَا  “bize öğretildi”) fiili çoğul olarak geldiği için, “Ey NÂS (mükellef’im diyenler) bilin ki : bana ihsan edildiği gibi, benden sonra da kendilerine her şeyden verilenler ve kuş dili öğretilenler gelecek.” anlamı saklıdır.
  • Hz. Rasulullah (s.a.v), “Ümmetimin âlimleri, benî isrâil’in peygamberleri gibidir.” diyerek; hem 27/16’yı tefsir etti, hemde kendisine vâris olacak Âlimler’in özelliklerini  bildirdi.
  • ŞER olana fiile örnek;
  • 110/1 : ( أَحَسِبَ النَّاسُ أَنْ يُتْرَكُوا أَنْ يَقُولُوا ءَامَنَّا وَهُمْ لَا يُفْتَنُونَ  )
  • “NÂS öyle mi sandı? – “Biz iman ettik” demeleri ile bırakılacaklarını – kendilerinin imtihan olunmayacaklarını.”
  • Bir imtihan çeşidi ve âkibetleri, 7/38’de bildirilmekte :
  • ( … كُلَّمَا دَخَلَتْ أُمَّةٌ لَعَنَتْ أُخْتَهَا … ) “… Her ümmet ateşe girdikçe – kızkardeşine lânet eder …”
  • Ayet-i Kerimedeki ( …  لَعَنَتْ أُخْتَهَا … ) “kızkardeşine (ahirette açıkça ) lânet eder.” Harficer ve mecrur isim bulunmayan bu fiil cümlesinde, tezekkür tâlimi ve muhabbet tâlimi ettiğimde;
  • (1) Beni günah işlemeye sürükleyenin, ( هَا ) muttasıl zamirim olan ve bana bir kızkardeş gibi olan bir varlığı idrâk edebilirim. Halk arasında yaygın olan “şeytanına uydu … yaptı” veya “nefsine uydu … yaptı” veya “kötü arkadaşlarına uydu … yaptı” sözleriyle anlatılan varlık gibi. Gavs Seyyid Abdulbaki Hazretleri (k.s) bunun hakkında “Artık nefis bile kemâlatını tamamladı…, Nefsin bile işleyeceği farklı bir günah kalmadı.” buyurdu.
  • NOT :  Bir kızkardeş gibi olanın yetenekleri ve davranışları hakkında derlenen bilgiler :
  • (a) Sezgileri olan, irâdesi olan, bu günü düşünen ve düşündüren, yarını düşünmeyen, istemeyi bilen, yeniliğe açık, sürekli öğrenmeye eğilimli, zeki ama akılsız, bilgili, kendi çıkarını gözeten, iki yüzlü, gerçekleri gizleyen, kendini beğenmiş, faydasız işlerle uğraşan, çirkin (ahlaksız) düşünce ve konuşmaya açık olan, hak-hukuk tanımayan, … ve benzeri vasıfları olan ( هَا ) muttasıl zamirim.
  • (b) Beni (yani, Hz. Rasulullah’ın (s.a.v) muhatabı olan  كَ  muttasıl zamirimi) dinleyen, beni meraklandıran, beni tanıyan, beni yönlendiren, beni sevdiğini zannettiğim, benim için çalıştığını zannettiğim, benimle sırdaş olan, benimle dedikodu yapan, benimle birlikte tecrübe kazanan ama yaşlanmayan. Ayrıca Hz. Rasulullah’ın (s.a.v) muhatabı olan  كَ muttasıl muhatab zamirimi, Ellah Teala’nın muhatabı olan ( هَ ) gâib muttasıl zamirimden kıskanan ve bu nedenle ( هَ ) zamirim ile sevdiklerine düşman olan,  … gibi benzeri davranışları olan ( هَا ) muttasıl gâibe zamirimdir.
  • 7/36 – 41’deki kıssada ise, ( أُخْتَهَا ) “kızkardeşine iradesi dışında uyarak, imtihanı kaybeden NÂS’ın akıbeti haber verilmekte.
  • (2) Nefis ve şeytana karşı yapılan “Büyük Cihad” Ellah Tealanın bize olan muhabbetini idrâk ettirir ve bizi Tevhid’e götürür. Tevhid nûru, 5 şeyi terk edene biz-zaruri verilir (Bakınız, 3.BAB)
  • Ayet-i Kerimede, ( لعن ) kökünden ve  3.BAB’dan gelen “lanet etmek” fiili, (dünyada değil de) ahirette açıkça yapılacak. Bilindiği gibi dünyada lanet, gizlice (6.BAB’dan) yapılıyor.
  • Bu nedenle, “Zâhiren 3.BAB dan gelen fiiller, bâtınî olarak 6.BAB dan gelir.” kâidesi yazılabilir. Çünkü, ahirette sıfatlanmış veya vasıflanmış sûretimiz ile görüneceğiz. Dünyadaki sûretimiz ile, değil. (Bu kâideyi test etme çalışması, devam ediyor.)