2. BAB ARAPÇADA FİİLLER

2. BAB : Müteaddî fiil: ( ضَرَبَ   يَضْرِبُ  ضَرْباً  Vurdu) ve Lâzım fiil: ( جَلَسَ   يَجْلِسُ  جُلُوساً Oturdu)

 

2.BAB'dan Gelen Anlamlar :

2.BAB‘dan gelen fiillerin en önemli özelliği; fiilin, MEVSÛF’un fiili olması ve kendisinin de ism-i mef’ûl (yapılan iş kendisi üzerinde meydana gelen kişi) olmasıdır. Ayrıca ;

(a) 3.BAB’dan gelen fiillerin, İlâhi_hüküm – sıfat – mevsûf arasındaki ilişkilere bakarsak, 2.BAB‘ın özellikleri görülür ve Ellah Teala hk’da bilgileniriz.

  • Örnek : “Ellah Teala sevdiği kulunu rüyasında ikâz eder.” Hadis-i Şerifine göre sâlih rüya; hem bir müjdedir, hem de bir ikâz. Bu nedenle salih rüya, “İlâhi hüküm – sıfat – mevsuf” ilişkisini açıklar.
  • Rüya ile ikaza örnek : “Rüyasında öğretmen, “Görme nedir ?” diye soruyor. Verdiği tüm cevaplara da “o söylediğin doğru cevap değil” diye kabul etmiyor. Sonra bir tarif yapınca “İşte bu.” diyor.
  • Ancak ne söylediğini anında unutuyor. “Sanki, söylerken ben kendimde değildim, bir hoperlör gibi idim.” diye o andaki hâlini anlattı ve “gördüm” demeyi terk edip, “gösterildi” kelimesini kullanmaya başladı.
  • Not : Görmek (  رأي  ) fiili, 3.BAB’dan gelir ve görme sıfatının, mevsufundan zuhurudur. Sıfatlanan kişiye de “Kalb gözüyle gördü” denir. Çünkü 3.BAB fiilleri, “Kalbî Fiiller” dir.
  • (b) 3.BAB’dan gelen fiillerin, İlâhi_hüküm – vasıf – mevsûf arasındaki ilişkilere bakarsak, 2.BAB‘ın özellikleri görülür ve Mahlukât hk’da bilgileniriz.
  • Örnek : 107/1 (  أَرَأَيْتَ الَّذِي يُكَذِّبُ بِالدِّينِ ) “Gördünmü o dini yalanlayan kimseyi ?.”
  • Ayet-i Kerimesindeki (  أَرَأَيْتَ ) görme emri,  ( يُكَذِّبُ بِالدِّينِ ) dini yalanlama vasfı ve bu vasıfla vasıflanan ( الَّذِي ) mevsuf arasındaki ilişkiye bakarsak, 2.BAB özelliği görülür.
  • Ayrıca, ( يُكَذِّبُ بِالدِّينِ ) fiil cümlesinde 2.BAB’den gelen (  يُكَذِّبُ  )  fiilinin fâili, dini yalanlama vasfıdır. Yalan söylemek, şeytanın vasfıdır. İnsanı da bu vasıf ile vasıflandırandır. Şayet kişide dini yalanlama vasfı yoksa, Sûrede bildirilen beş çeşit fiili işleyemez.
  • Vasıflanan (yalan söyleyen) kişi ise, hem mevsûfudur  hem de birinci mefuldur. Çünkü,  yapılan iş kendi üzerinde meydana gelmiştir. Fiilin muhatabları da ikinci, üçüncü ….vs meful’lerdir.
  • 107,Mâûn Sûresi, dini yalanlama vasfının zuhuru olan fiillerin, beş grubta toplanacağı haber verir. Dolayısıyla, kişinin fiillerine bakarak vasıflanma çeşidi bilinir.
  • Şöylede söylenebilir :
  • (1) Vasıflanan kişinin davranışları, zâmirin fiilleri (Bilinçle yapılanlar) değildir.
  • (2) Vasıflanan kişi, bir ism-i alet (mısdar) gibi fiiller sergiler.
  • (3) Vasıfalan kişi, fiillerinin şuurunda değidir. Yani, kendisine ne kadar büyük bir kötülük yaptığının farkında değildir.
  • Sonuç : Bu bilgiler ile 107/1 Ayet-i Kerimesinin kime hitap ettiğini, Sûrenin indirilmesindeki Ellah Tealanın muradının, emrinin ve hükmünün (emri yerine getirenin mükafaatı veya emrini kulak arkasına atanın cezası) ne olduğunu hk’da düşünme tâlimi edilir.
  • 2. BAB  fiiller, tezekkür ve tefekküre yöneltir.
  • Örnek-1 : 54, Kamer Sûresinde ; Nuh Kavmi, Âd kavmi, Semud Kavmi, Lut Kavmi ve Firavun Kavmi için olmak üzere,
  • (  وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ  ) “Yemin olsun Kur’an’ı tezekkür etsinler diye kolaylaştırdık – ama hatırlayan mı var?” Ayet-i Kerimesini beş defa tekrar ederek bizi tezekküre yöneltti.
  • (  مُدَّكِرٍ  ) “hatırlayan” kelimesi, 2.BAB’dan gelen “Tezekkür etmek” fiilinin ism-i fâilidir. Tezekkür etmek fiilinin Kur’an-ı Kerimdeki anlamı, 12/45’dekı kıssada “hatırlamak” olarak verilmekte. Sözlük anlamı ise, düşünmek dir.
  • Örnek-2 2/26 ( … إِنَّ اللَّهَ لَا يَسْتَحْيِي أَنْ يَضْرِبَ مَثَلًا مَا بَعُوضَةً فَمَا فَوْقَهَا  Şüphesiz ki Ellah bir sivrisineği, hatta daha üstününü bir örnek yapmaktan sıkılmaz … “Ellah bu misalden ne murat etmiş?” derler.)  Ayet-i Kerimedeki ( ضَرَبَ يَضْرِبُ ضَرْباً ) müteaddi fiili 2.BAB’dan gelir ve soru cümlesi ile düşünmemizi ister.
  • Aynı KÖK'den gelen 2.BAB ve 4.BAB arasında bir ilişki vardır. Örnek :
  • هوى  ) kökünden türeyen 2.BAB Şahin vs. için ; “Avın üzerine yıldırım gibi inmek” anlamına gelir. Şayet bu kökten 4.BAB üretilirse ; “Bir şeye meftun olmak, sevmek” anlamına gelir. Düşünülürse, iki anlamında bir biri içinde saklı olduğu görülür.
  • Şöyle de söylenebilir. Şahin’in avına dalışını gözleyen kişi cümlesini 2.BAB dan kurar. Şayet şahin avına dalışını bize anlatabilseydi, cümlesini 4.BAB dan kurardı.
  • Örnek-2 : 4/136 (يَاأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا ءَامِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَالْكِتَابِ ) Meâli :”Ey iman edenler! – Ellah’a ve O’nun Rasulüne ve O’nun kitabına iman edin …” Ayet-i Kerimesinde ;
  • (  ءَامَنُوا ) kelimesi 2.BAB dan gelen if’âl babının mâzisidir ve “iman ettiler, güvendiler” anlamının davranışlarda görülmesidir. KESBÎ dir. Yani, Hz. Rasulullah ‘a (s.a.v) ve vârisine güvendiğinin ve onları sevdiğinin işaretleri olan fiilleri irade ile sergilemesidir. Çünkü güven, sevgi ve itaat birbirinden ayrılmaz. Yani biri varsa, diğerleri de zorunlu olarak var demektir. 
  •  
  • O’na (Rehberine, Önderine) olan güvenine göre şekillenir. O’na olan güveni arttıkça imanı da artar veya O’na olan güveni azaldıkça imanı da azalır. Bu nedenle “iman, artar ve azalır” denmiştir.
  • (  ءَامِنُوا ) kelimesi ise, 4.BAB dan gelen if’âl babının mâzisidir ve “iman ettiler, emin oldular, güvende oldular, güvenli oldular” anlamlarını kapsar. Kişinin davranışları VEHBÎ dir, lütufdur, ihsan dır ve imanı âraz dır. Edebince korumadığı takdirde ondan soyup çıkartılır. İbn-i Abbas’ın (r.a) naklettiği bir Hadis-i Şerif ve şerhinde bu kelimenin 4.BAB’daki anlamı şöyle açıklanmış (ebû Talib El-Makkî, Kalplerin Azığı, 1.cild, sayfa, 90-92) :
  • “(  ءَامِنُوا ), NURlardır. Lutfedilen bir sıfattır ve çalışılarak kazanılamaz. Bu nurlar sayesinde Yüce Ellah’ın kayyûmiyeti (yaratıklarını koruyup yönettiğini) müşâhede eder. Devamlı O’nun tarafından gözetildiğini ve himaye edildiğini görür. Bu himaye devam etsin diye hep O’na nazar eder. Böyle olunca artık nefs ve heva (vasıflanmalar) onda etkili olamaz.” NOT: Hz. Rasulullah’ın (s.a.v) isimlerinden biride Seyyidûna Kayyîm (Ümmetini koruyup, yöneten) dir.
  • Çünkü, Rehberine, Önderine  güvenini EDEBİNCE korumadığı takdirde, ondan iman soyulup çıkartılır. anlamı saklıdır.
  • Bu bilgilere göre Ayet-i Kerimenin meâli : “Ey O’na güvenenler – Ellah Teala ile ve O’nun Rasulü ile ve O Kitap ile emin olun (güvende olun)” şeklinde olur.
  • 45/23 ve 4/136 Ayeti Kerimeleri birlikte tefekkür edildiğinde “Ey HEVA’sını ilah edinen, İLİM kitaplardan öğrenilemez, Rehbersiz ilim tahsil edeni, ilim ile şaşırtırım.” ikazının varlığı görülebilir.