ARAPÇADA HABER TÜRLERİ – Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri

Haber Türleri أَنْوَاعُ الخَْبَرِ

Maksadımızı tam olarak anlatan söz dizilerine cümle diyoruz. Kelimelerin cümledeki görevlerine cümlenin öğeleri denir. Bir cümlede en az iki öğe bulunur. Cümlede yapılan işi, oluşu ya da eylemi bildiren kelimeye yüklem denir. Yüklem cümlenin temel öğelerinden biridir. Genellikle cümlenin sonunda bulunur. “Annen sofrayı kurmaya hazırlandı” cümlesinde “hazırlandı”, yüklemdir. Yüklemin bildirdiği işi, hareketi yapan ya da bir oluş içinde bulunan varlığa özne denir. Cümleler, kendini oluşturan sözcüklerin anlamlarına, cümlede bulundukları yerlere, türlerine göre değişik özellikler gösterir. İşte bu özelliklere göre cümleler değişik gruplar hâlinde incelenir.

Türkçede cümleler yüklemlerine göre de incelenir. Buna “yükleminin türüne göre” de denilebilir. Çünkü cümleyi yüklemine göre incelerken yüklemi oluşturan sözcüklerin türüne bakılır. Yüklem durumunda bulunan söz, çekimlenmiş bir fiilse, cümle fiil cümlesidir. “Soğuk günler artık geride kaldı” cümlesinde “kaldı” yüklemdir. Bu yüklem “kalmak” fiilinin bilinen geçmiş zamanda çekimlenmesiyle oluştuğundan, cümle, yüklemine göre fiil cümlesi olur. Yüklem çekimli bir fiil değilse, ister isimden ister edattan isterse fiilimsiden oluşsun isim cümlesi sayılır. “Bu roman, yazarın okuduğum ilk kitabıydı” cümlesinde yüklem, “kitabıydı” sözü üzerine kuruludur ve “kitap” ismi “idi” ekfiilini alarak yüklem olmuştur. Arapçada da iki tür cümle vardır: İsim cümlesi ve fiil cümlesi. İsim cümlesinde, söze kendisiyle başlanan kelimeye mübteda ( المبُْتَدَأُ ) denir. Mübteda, isim cümlesinin öznesidir. Özneyi niteleyen, öznenin durumunu haber veren kelimeye haber ( الخَبَرُ ) denir. Haber, isim cümlesinin yüklemidir.

Bu ünitemizde, Arapça isim cümlesinin yüklemi olan haber türlerinden bahsedileceğinden, cümle yapısı hakkında bu bilgilerin verilmesi uygun görülmüştür.

 

 

DİL BİLGİSİ HABER TÜRLERİ

 

İsim cümlesinde, söze kendisiyle başlanan kelimeye mübteda ( المبُْتَدَأُ ) denir. Mübteda, isim cümlesinin öznesidir. Özneyi niteleyen, öznenin durumunu haber veren kelimeye haber ( الخَبَرُ ) denir. Haber, isim cümlesinin yüklemidir. الكِتَابُ مَفْتُوحٌ Kitap açıktır. الكِتَابُ مَفْتُوحٌ cümlesinde, الكِتَابُ kelimesi mübteda ( المبُْتَدَأُ ), kapının ne durumda olduğunu bildiren مَفْتُوحٌ kelimesi ise haber ( الخَبَرُ )’dir.

 

Haber, Müfred Olabilir
Haber, müfred olabilir. Burada müfredden kastedilen, cümle veya şibh-i cümle olmamasıdır. Mesela, جُدْرَانُهُ مُتَهَدِّمَةٌ bir isim cümlesidir. جُدْرَانُ mübteda, مُتَهَدِّمَةٌ ise haberdir. Bu tür habere müfred haber denilir. مُتَهَدِّمَةٌ ne cümledir, ne de şibh-i cümledir. سَقْفُهُ مُتَصَدِّعٌ cümlesinde مُتَصَدِّعٌ haberdir. Birinci cümle için söylenenler bunun için de geçerlidir.
أَبُو سَعِيدٍ رَجُلٌ cümlesinde de, أَبُو mübteda, رَجُلٌ müfred haberdir.

 

Haber(ism-i fail ve ism-i mef’ul gibi) sıfat mânâlı kelimelerden olursa, mübteda ile haber arasında müzekkerlik, müenneslik; müfred, tesniye ve cemi olma yönlerinden uyum vardır.
المجُْتَهِدُ مَحْبُوبٌ Çalışkan (erkek) sevilir.

 

الْمُجْتَهِدَةُ مَحْبُوبَةٌ Çalışkan (bayan) sevilir.

 

الْمُجْتَهِدَانِ مَحْبُوبَانِ İki çalışkan (erkek) sevilir.

 

الْمُجْتَهِدَتَانِ مَحْبُوبَتَانِ İki çalışkan (bayan) sevilir

 

 الْمُجْتَهِدُونَ مَحْبُوبُونَ Çalışkan (erkekler) sevilirler.

 

الْمُجْتَهِدَاتُ مَحْبُوبَاتٌ Çalışkan (bayanlar) sevilirler.

 

Ancak mübteda, gayr-i âkıl (insanın dışında) bir ismin çoğulu olursa, haber genellikle müfred müennes olarak gelir. الكُتُبُ مُفيدَةٌ Kitaplar faydalıdır.
Haber, sıfat mânâlı bir kelime değilse, o zaman uyum aranmaz. ◌ِ الجُْمْلَةُ نَوْعَانِ (Cümle iki çeşittir). Bu cümlede mübteda müennes ve müfreddir. Haber ise müzekker ve tesniyedir. Haber, sıfat mânâlı bir kelime olmadığı için, belirtilen hususlarda mübtedaya uymamıştır.

 

Aşağıdaki âyetlerde geçen müfred haberleri belirtiniz:

 

اللّهُ ذُو فَضْلٍ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ.

 

اللّهُ أَحَقُّ أَن تَخْشَوْهُ.

 

هُوَ أَعْلَمُ مَنْ يَضِلُّ عَن سَبِيلِهِ وَهُوَ أَعْلَمُ بِالْمُهْتَدِينَ.

 

هَذَا صِرَاطٌ مُسْتَقِيمٌ.

 

تِلْكَ أُمَّةٌ.

 

هَذَا يَوْمُ يَنفَعُ الصَّادِقِينَ صِدْقُهُمْ.

 

الحَْجُّ أَشْهُرٌ مَعْلُومَاتٌ.

 

إِلهَكُُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ.

 

وَالآخِرَةُ خَيْرٌ لِمَنِ اتَّقَى.

Haber, Cümle Olabilir

 

A. İsim Cümlesi

 

B. Fiil Cümlesi
İsim cümlesinin ikinci öğesi olan haber, cümle olabilir. Bilindiği üzere, Arapçada iki çeşit cümle vardır. a. İsim cümlesi b. fiil cümlesi. Haberi, isim cümlesi olan cümleye örnek: خَالِدٌ ثَوْبُهُ جَدِيدٌ Halid’in elbisesi
yenidir. ثَوْبُهُ جَدِيدٌ bir isim cümlesidir. ثوبُ mübteda, جَدِيدٌ ise haberdir. Bu cümle bir bütün olarak, خَالِدٌ mübtedasının haberidir. Ancak böyle olabilmesinin bir şartı vardır: Haber olan cümlede mübtedaya giden bir zamir bulunur. Bu cümlede o zamir, ه dür. Bu zamire, haberi mübtedaya bağladığı için râbıt رَابِط) ) denilir. Haberi fiil cümlesi olan cümleye örnek: أَخُوكَ يَكْتُبُ الْوَاجِبَ Kardeşin ödevi yazıyor.
Bu cümlede يَكْتُبُ الْوَاجِبَ müstetir faili هو ile birlikte fiil cümlesi olarak, mübteda olan أَخُو nun haberidir. Dikkat edilecek olursa, أَخُو mübtedadır, fail değildir. Fail asla fiilden önce gelmez. Mustetir هو aynı zamanda râbıttır.

 

 Aşağıdaki ayetlerde haber olan cümleleri belirtiniz.

 

أَأَنْتَ قُلتَ لِلنَّاسِ اتَّخِذُونِي وَأُمِّيَ إِلَهَيْنِ مِن دُونِ اللّهِ.

 

وَاللّهُ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ.

 

آبَآؤُكُمْ وَأَبْنَاؤُكُمْ لاَ تَدْرُونَ أَيُّهُمْ أَقْرَبُ لَكُمْ نَفْعاً فَرِيضَةً مِنَ اللّهِ.

 

وَأَكْثَرُهُمْ لاَ يَعْقِلُونَ.

 

وَالْوَالِدَاتُ يُرْضِعْنَ أَوْلاَدَهُنَّ حَوْلَيْنِ كَامِلَيْنِ.

 

تِلْكَ الرُّسُلُ فَضَّلْنَا بَعْضَهُمْ عَلَى بَعْضٍ.

 

نَحْنُ نَرْزُقُكُمْ وَإِيَّاهُمْ.

 

ذَلِكَ يُوعَظُ بِهِ مَن كَانَ مِنكُمْ يُؤْمِنُ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِر.

 

وَالْمُطَلَّقَاتُ يَتَرَبَّصْنَ بِأَنفُسِهِنَّ ثَلاَثَةَ قُرُوَءٍ.

 

وَالْمَوْتَى يَبْعَثُهُمُ اللّهُ.

 

وَأَعْيُنُهُمْ تَفِيضُ مِنَ الدَّمْعِ حَزَنًا أَلاَّ يَجِدُوا مَا يُنفِقُونَ.

 

الْبَلَدُ الطَّيِّبُ يَخْرُجُ نَبَاتُهُ بِإِذْنِ رَبِّهِ.

 

Haber, Şibh-i Cümle Olabilir

 

A. Zarftan Oluşan Şibh-i Cümle

 

B. Harf-İ Cerle Mecrûrundan Oluşan Şibh-i Cümle

 

İsim cümlesinde haber, şibh-i cümle olabilir. Şibh-i cümle, ya zarftan, ya da harf-i cerle mecrurundan meydana gelir.

 

Haberi, zarftan oluşan şibh-i cümle olan isim cümlesine örnek:

 

الأَزْهَارُ فَوْقَ الْمِنْضَدَةِ (Çiçekler masanın üzerindedir). Bu cümlede فَوْقَ , şibh-i cümle olarak haberdir.

 

Haberi, harf-i cerle mecrurundan oluşan şibh-i cümle olan isim cümlesine örnek:

 

هَلاَكُ الْمَرْءِ فِي الْعُجْب (Kişinin helaki kendini beğenmededir). Bu cümlede فِي الْعُجْب , şibh-i cümle olarak haberdir.

 

Şibh-i cümlelerdeki zarf ve harf-i cerler, mahzûf (hazfedilmiş/atılmış) bir müteallaka bağlıdırlar. Aslında haber olan, şibh-i cümleler değil, mahzuf olan bu müteallaklardır. Örnek olarak verdiğimiz cümleler, bu durumda, الأَزْهَارُ (كَائِنَةٌ) فَوْقَ الْمِنْضَدَةِ ve هَلاَكُ الْمَرْءِ (كَائِنٌ) فِي الْعُجْبِ takdirindedir. Okuma parçasında geçen لَهُ شَارِبَانِ (bıyıklı), فَوْقَهُ قَمِيصٌ (üstünde bir gömlek olan) العَائِدُ عَلَى أَهْلِهِ ووَلَدِهِ كَالْمُجَاهِدِ الْمُرَابِطِ فِي سَبِيلِ اللّهِ cümleleri de, şibh-i cümle olan habere örnektir. Ancak لَهُ شَارِبَانِ ve فَوْقَهُ قَمِيصٌ cümlelerinde başka bir kural sebebiyle haber önce, mübteda sonra gelmiştir. Bu kural şöyledir: Mübteda nekre, haber de harf-i cerle mecrurundan veya zarftan meydana gelen şibh-i cümle olursa, haberin öne geçmesi, mübtedanın da sonra gelmesi gerekir. Haber cümle ve şibh-i cümle olduğunda, mahallen merfu olur. Haber türleri hakkında daha fazla bilgi almak için adlı İsmail Hakkı Sezer ve diğerlerinin “Anlatımlı Arapça” kitabına başvurunuz.

 

Aşağıdaki âyetlerde şibh-i cümle olan haberleri belirtiniz.

 

اللّهُ مَعَ الصَّابِرِينَ.

 

أُولَئِكَ مَعَ الَّذِينَ أَنْعَمَ اللّهُ عَلَيْهِم مِنَ النَّبِيِّينَ وَالصِّدِّيقِينَ وَالشُّهَدَاءِ وَالصَّالحِِينَ.

 

الَّذِينَ اتَّقَواْ فَوْقَهُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ.

 

الرَّكْبُ أَسْفَلَ مِنكُمْ.

 

فَهِيَ كَالحِْجَارَةِ أَوْ أَشَدُّ قَسْوَةً.

 

أَنتَ فِيهِمْ.

 

هَذَا لِشُرَكَآئِنَا.

 

الأَنْفَالُ لِلّهِ وَالرَّسُولِ.

 

الحَْقُّ مِن رَبِّكَ

 

وَالْعَاقِبَةُ لِلْمُتَّقِينَ.

 

أَنتُم بِالْعُدْوَةِ الدُّنْيَا.

 

ذَلِكَ الْفَضْلُ مِنَ اللّهِ.