Tecvidde Harflerin Mahreçleri -2

50276

 

HARFLER
Harf; lugatta: “Taraf, bir şeyin ucu, kenarı, sivri ve keskin kıyısı”
demektir. Tecvid ilminde ise harf: “Bir mahrece itimad ederek çıkan ses”
den ibarettir. Harfler iki kısma ayrılır:
1- Aslî harfler: Bunlar bildiğimiz şu -28- hece harfleridir:
ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن و ه ي
Bazı harf sıralamalarında vav ( و) ile ye ( ى) harfi arasına yazılan
lamelif ( لا) müstakil bir harf değildir. Adından da anlaşılacağı üzere, lam
ile elif harfinin birleşmesinden meydana gelmiştir.
2- Fer’î harfler: Aslî harflerden çıkan ve ikinci derecede olan
harflerdir ki, fasih olup Kur’an-ı Kerim’de bulunan fer’î harfler şunlardır:
a- Hemze-i müsehhele (Teshil yani kolaylaştırılan hemze): Bu da
üç kısma ayrılır:
I- Hemze ile elif arası: Fussilet süresi, 44. Ayet-i kerimesinde
geçen: ( ءَأَعْجَمِيٌّ ) kavli şerifindeki ikinci hemzenin hemze sesi ile elif sesi
arasında bir sesle okunuşu gibi. Kıraatta imamımız, Asım kıraatı ve Hafs
rivayetinin tek örneğidir. Bu hemzede teshil yapılırken çıkacak olan ses
أَهَعْجَمِيٌّ) ) şeklinde bir ( ه ) sesi olmamalıdır. Bu şekildeki bir okuyuş teshil
değil, hatadır, lahn-ı celidir.
II- Hemze ile ye arası: ( أَئِنَّكُمْ ) kavli şerifindeki ikinci hemzenin,
halis hemze sesi ile ye sesi arasında bir sesle okunuşu gibi.
III- Hemze ile vav arası: ( أَؤُنَبِّئُكُمْ ) kavli şerifindeki ikinci hemzenin,
hemze sesi ile vav sesi arasında bir sesle okunuşu gibi. Bu son iki vecih,
İmam-ı Asım kıratında yoktur.
b- Elif-i mümale: İmale edilen (uzatılan) elif. Elif-i meddiyye ile
ye arasında bir eliftir ki, ne halis eliftir ve ne de halis ye’dir. Bu halde,
elif tarafı ye tarafına galip olursa ona “İmale-i suğra (küçük imale)”,
eğer ye tarafı elif tarafına galip olursa ona da “İmale-i Kübra (büyük
imale)” denilir. Kıraat-ı İmam Asım ve Hafs rivayetinde tek örnek: Hûd
suresi, 41. Ayet-i kerimesinde geçen ( مَجْرَيهَا ) lafz-ı şerifidir. Bunu imale-i
kübra ile okumak lazımdır. Burada “re” harfinin önündeki elif harfini
imale-i kübra ile imale yapabilmek için: Elif harfini telaffuz ederken ye
harfi gibi yaparak ve re harfini ince okumakla mümkün olur.
c- Nun-u muhfat: ihfa edilen nundur. Bak. Sh: 35

Türkçe – Osmanlıca – Arapça TECVİD İLMİ

Kıraat-ı İmam Asım ve Hafs rivayetinde bulunan fer’i harfler
bunlardır. Diğer kıraat imamlarından İmam Hamza’nın birinci ravisi
Halef kıraatında; “Sad-ı müşemme (işmam olunan sad)” ve İmam
Nafi’in ikinci ravisi Verş kıraatında; “Lam-ı mufahhame (kalın okunan
lam)” diye iki fer’i harf daha vardır.
MEHARİC-İ HURÛF
(Harflerin Mahreçleri)
Tecvid ilminde mahreç: “Harfin çıkış yeri” demektir ki harfin
çıktığı; başka harflerden tefrik ve temyiz edildiği (ayrıldığı) yerdir.
Mahreç mahalleri beştir.
1- CEVF: Boğaz ile ağız içinde olan boşluktur.
2- HALK: Boğaz
3- LİSAN: Dil.
4- ŞEFEH: Dudak.
5- HAYŞUM: Geniz kovuğudur.
İşte mahreç mahalleri bu beş bölgedir. Fakat bu mahallerden
çıkan harflerin mahreçlerinin adedi hususunda ihtilaf edilmiştir.
Muhakkıkın-ı kurra’nın görüsü -17- dir. Şimdi de bunu izah edelim:
1. Mahreç: Cevf’dir. Buradan med harfleri vav, ye, elif ( (و ي ا
çıkar.
2. Mahreç: Aksa-ı halk(boğazın başlangıcı, göğüse bitişik olan
kökü)dür. Buradan evvela hemze ( ء) sonra he ( ه ) çıkar.
3. Mahreç: Vesatu’1-halk (boğazın ortası) dır. Buradan önce ayın
ع ) )sonra da ha ( ح) çıkar.
4. Mahreç:. Edna-ı halk (boğazın ağıza yakın olan yeri)dir.
Buradan önce ğayın ( غ) sonra da hı ( خ) çıkar.
5. Mahreç: Aksa-ı lisan (dilin boğaza en yakın kısmı)dır.
Buradan büyük dilin dibini üst damağa vurmakla kaf ( ق) çıkar.
6. Mahreç: Kaf harfinin mahrecinin bir parmak miktarı
aşağısıdır. Buradan kef ( ك) çıkar.
7. Mahreç: Vesatu’l-lisandır. Dilin ortası ile üst damağın
ortasıdır. Buradan önce cim ( ج) sonra şin ( ش) sonra da ye ( ي) çıkar.
8. Mahreç: Sağ veya soldan dilin yan tarafını hafifçe üst adrasa
(azı dişlerine) dokundurmak suretiyle dat ( ض) harfi çıkar. Dat harfi
çıkarılırken dil ucu serbesttir
9. Mahreç: Sağdan veya soldan dat harfinin mahrecinin
bitiminden dil ucuna kadar olan kısmı ile karşısı olan üst
damaktır.Buradan lâm( ( لçıkar.

10. Mahreç: Dil ucu ile onun hizasındaki iki üst ön dişlerin
etleridir. Buradan ihfa olmayan nun ( ن) çıkar. Yeri itibariyle lam
harfinin biraz altıdır ve onun mahrecinden biraz dardır.
11. Mahreç: Dilin en uç tarafının biraz arkası ile karşısındaki ön
dişlerin üst tarafı olan damaktır. Buradan re ( ر) harfi çıkar. Bu durumda
dilin ucu kavislidir.
12. Mahreç: Dil ucu ile üst ön dişlerin dipleridir. Buradan diş
etlerine gayet yakın olan yerden tı ( ط), biraz aşağısından dal ( د), dişlerin
yarısına yakın olan yerden de te ( ت) çıkar.
13. Mahreç: Dil ucu ile alt ön dişlerin yarısından yukarısıdır.
Buradan: Dişlerin yarısına yakın olan yerden sat ( ص), az yukarısından sin
س) ), dişlerin ucundan da ze ( ز) çıkar.
14. Mahreç: Dil ucu ile üst ön dişlerin uçlarıdır. Buradan: Dilin
gayet ucunun arkasından zı ( ظ), bunun biraz ardından zel ( ذ) ve bunun da
biraz ardından se ( ث) çıkar. Bunların hepsinde dilin ucu dışarı çıkarılır. Zı
harfinde biraz az, zel harfinde biraz daha fazla ve se harfinde de daha
fazla çıkarılır. Bu durumda zel ve se peltek okunur.
15. Mahreç:Alt dudağın içi ile üst ön dişlerin uçlarıdır. Buradan
fe ( ف) çıkar. Fe harfi çıkarılırken, üfleyerek değil de üst ön dişler, alt
dudağın karnını hafif ısırması ile yapılacak.
16. Mahreç: Dudaklardır. Dudakların birbirine kuvvetlice
kapanmasıyla be ( ب), dudakların içini uçlarına yakın yerleri hafifçe
kapatmakla mim( م) çıkar. Daha ziyade uçlarına yakın olan yerleri
birbirine kapanmayarak, ileri doğru uzatmakla vav ( و) çıkar. Vav’da
dudaklar fazla sıkılmaz. Dudakları geri çekerek vav çıkarılmaz.
17. Mahreç: Hayşumdur. Buradan gunne (hayşumdan gelen ses)
çıkar. Gunne, mim ve ihfa edilen nun harfine mahsustur. Bak. Sh: 17
Bir harfin mahreci üzerinde çalışırken öteden beri kullanılan usûl:
O harfi sakin kılmak ve kendisinden önce de harekeli bir hemze getirmek
suretiyle o harfi okumaktır. Mesela be ( ب) harfini, evveline bir hemze
getirerek sakin kılıp eb ( أَبْ ) diye okuduğumuzda dudakların birbirine
kapandığını görürüz, işte bu, be harfinin mahrecidir.
Daha önce de belirttiğimiz gibi, harflerin mahreçlerini sadece
kitaptan okumak kâfi değildir. Ehlinden ta’lim görmek şarttır. Nitekim
birçok Kur’an-ı Kerim okuyanlar, tecvidi ezbere bildikleri halde
tatbikatını yapamamaktadırlar. Bu durumda tecvidi bilmekle bilmemek
arasında ne fark vardır?…
Bir de harfler çıkarılırken, herkes harfleri, yaratılışlarında olan
tabii ses güzelliği ile çıkarmalıdır. Buradaki “Tabii ses”den maksat;

Türkçe – Osmanlıca – Arapça TECVİD İLMİ
Merhum Üstad Hacı Mehmet Rüştü Aşık Kutlu hazretlerinin tabirleriyle:
“Kur’an-ı Kerim okuyucusu, Kur’an-ı Kerim’i okurken hiç zorlanmadan,
ses kendisi diyecek ki “Beni çıkar”, okuyucu sesine: “Çık” demeyecek.
Bir zorlama neticesinde çıkarılan sesin güzelliği bozulur. Okuyan da
dinleyenler de rahatsız olur, huzur kalmaz. “Binaenaleyh, ehlinden kâfi
ve vâfi derecede talim görerek, dili harfe öyle alıştırmalı ki, kaygısız ve
düşüncesiz olarak o harf çıkarılmalıdır.

 

tecvid dersleri
tecvid nedir
tecvid kuralları
tecvid öğreniyorum
tecvid kurallari
tecvid kaideleri
tecvid kuralları yazılı

 

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here