arapça
-
Arapçada Saatler Konu Anlatımı: Tablolu, Okunuşlu ve Örnek Cümleler Tam, Buçuk, Çeyrek
-
ARAPÇA ZIT ANLAMLI KELİMELER SÖZLÜĞÜ
1ـ يَمِين × يَسار.
Sağ X Sol
2ـ أمَام × خَلْف.
Ön X Arka
3ـ عَالِي × وَاطِئ.
Yüksek X Alçak
4ـ أعْلَى × أسْفَل.
Üst X Alt
5ـ فَوقَ × تَحتَ.
Üst X Alt
6ـ قَرِيب × بَعَيد.
Yakın X Uzak
7ـ دَاخِل× خَارِج.
İç X Dış
8ـ طَوِيل × قَصِير.
Uzun X Kısa
9ـ كَبِير × صَغِير.
Büyük X Küçük
10ـ قَوي × ضَعِيف.
Güçlü X Güçsü
11ـ ليّن × صَلب.
Yumuşak X Sert
12ـ غَنِي × فَقِير.
Zengin X Fakir
13ـ ضَيِّق × وَاسِع.
Dar X Geniş
14ـ حَار × بَارِد.
Soğuk X Sıcak
15ـ مَمْلوء × فَارِغ.
Dolu X Boş
16ـ صَعْب × سَهْل.
Zor X Kolay
17ـ ثَقِيل × خَفِيف.
Ağır X Hafif
18ـ مَفتُوح × مُغلُق.
Açık X Kapalı
19ـ خَطأْ × صَوَاب.
Yanlış X Doğru
20ـ جَمِيل × قَبِيح.
Güzel X Çirkin
21ـ قَلِيل × كَثِير.
Az X Çok
22ـ قَبْلُ × بَعْدُ.
Önce X Sonra
23ـ لَيل × نَهَار.
Gece X Gündüz
24ـ أسْوَد × أبْيَض.
Siyah X Beyaz.
25ـ سَمِين × نَحِيف.
Şişman X Zayıf
26ـ ظَالِم × عَادِل.
Zalim X Adil
27ـ كَلاَم× سُكُوت.
Konuşmak X Susmak
28ـ الجّهر × الخُفيّة :
Sesli X Sessiz
29ـ مَجْنُون × عَاقِل.
Deli X Akıllı
30ـ ذَكرَ × نَسِيَ.
Hatırladı X Unuttu
31ـ قَامَ × جَلَسَ.
Kalktı X Oturdu
32ـ نَزَلَ × صَعدَ.
İndi X Çıktı
33ـ نَامَ × إستَيْقَظَ.
Uyudu X uyandı
34ـ ذَهَبَ × جَاءَ.
Gitti X Geldi
35ـ أَخَذَ × أعْطَى.
Aldı X Verdi
36ـ ذَهَاب × إياب.
Gitmek X Gelmek
37ـ وُلِدَ × مَاتَ.
Doğdu X Öldü
38ـ حَيٌّ × مَيّتٌ.
Diri X Ölü
39ـ مَمْنوع × مَسْموح.
Yasak X Serbest
40ـ مُبَكّر × مُتأخِّر.
Erken X Geç
41ـ أخَذَ × أعْطَى.
Aldı X Verdi
42ـ نُوُر× ظَلاَم .
Işık X Karanlık
43ـ غَالِي × رَخِيص.
Pahalı X Ucuz
44ـ هَادِئ × قَاسِي.
Sakin X Katı
45ـ شَمال × جَنوب.
Kuzey X Güney
46ـ غَرب × شَرق.
Batı X Doğu
47ـ عاَلِم × جاهِل.
Alim X Cahil
48ـ قَديم × جَديد.
Eski X Yeni
49ـ مُؤمِن × كَافِر.
İnançlı X İnançsız
50ـ حُر × عَبد.
Hür X Köle
51ـ مُبلّل × جَاف.
Islak X Kuru
52ـ حُزْن × فَرَح.
Üzülmek X Sevinmek
53ـ بَطِيء × سَرِيع.
Yavaş X Hızlı
54ـ خَشِن × نَاعِم.
Sert X Yumuşak
55ـ جيّد × رَدِيْ.
İyi X Kötü
56ـ شَك × يَقين.
Şüphe etmek X Kesin bilmek
57ـ ضَوضَاء × هُدوء.
Gürültü X Sessizlik
58ـ شَبْعَان × جَوعاَن.
Aç X Tok
59ـ رُطوبة × جَفَاف.
Islaklık X Kuruluk
60ـ بَخِيل × سَخِي.
Cimri X Cömert
61ـ هَدْم × بِنَاء.
Yıkmak X Yapmak
62ـ عَلناً × سِرّاً.
Açıkça X Gizlice
63ـ وَافِر × شَحِيح.
Bol X Kıt
64ـ نَظِيف × قَذِر.
Temiz X Kirli
65ـ مُرتَفِع× مُنخَفِض.
Yüksek X Alçak
66ـ عَلا × دَنا.
Yükseldi X Alçaldı
67ـ كَسْلاَن × شَاطِر (مُجتَهِد).
Tembel X Çalışkan
68ـ شُجَاع × جَبَان.
Yiğit X Korkak
69ـ فَقَدَ × وَجَدَ.
Kaybetti X Buldu
70ـ مُضِرّ× نَافِع.
Zararlı X Faydalı
71ـ فَشِل × نَجحَ.
Başarısız oldu X Başarılı oldu
72ـ قَعْر× صَفْح (سَطح).
Dip X Yüzey
73ـ فَرْد × جَمَاعة.
Fert X Cemaat
74ـ إكرام × إحتِقار.
Saygınlık X Küçümseme
75ـ مَرِيض × صَحِيح.
Hasta X Sağlıklı
76ـ مَرَض × صِحّة.
Hastalık X Sağlık
77ـ إنْتصَر × إنْهَزَم.
Kazandı X Yenildi
78ـ مُؤقت × دَائِمي.
Geçici X Devamlı
79ـ هَرَبَ × ثَبتَ.
Kaçtı X Direndi
80ـ سِلم × حَرب.
Barış X Savaş
81ـ صِدْق × كَذِب.
Doğru X Yalan
82ـ بَائِِع × مُشتَرِي.
Satıcı X Alıcı
83ـ ثَابِت × مُتحرِّك.
Sabit X Hareketli
84ـ جَنّة × جَهنّم.
Cennet X Cehennem
85ـ وَارِد × صَادِر.
Gelir X Gider
86ـ سَماء × أرْض.
Gök X Yer
87ـ ضَحِك × بَكى.
Güldü X Ağladı
88ـ تَفاؤل × تَشاؤم.
İyimserlik X Kötümserlik
89ـ صَالِح × طَالِح.
İyi X Kötü
90ـ شِتاء × صَيف.
Kış X Yaz
91ـ فرِّقْ × وحِّدْ.
Böl X Birleştir
92ـ إنْقِسام × تَضَامُن.
Bölünme X Dayanışma
93ـ حَلال × حَرام.
Helal X Haram
94ـ بَشُوش × عَبُوس.
Güler yüz X Suratı asık
95ـ مُنظّم (مُرتّب) × مُخَلَّط (غَير مُنظّم).
Düzenli X Düzensiz
96ـ يَسُرَ × عَسِرَ.
Kolaylaştırdı X Zorlaştırdı
97ـ عَطشان × رَيّان.
Susuz X Suya doymuş
98ـ إعْترَف × أنْكَر.
İtiraf etti X İnkar etti
99ـ أمِين × خَائِن.
Güvenli X Hain (Alçak)
100ـ سًعيد × شَقي.
Mutlu X Mutsuz
101ـ القَاسي × اللّين.
Acımasız X Yumuşak
102ـ الشَّدِيد × المُتسَامِح.
Katı (Sert) X Hoşgörü
103ـ حَبَّ × كَرَهَ .
Sevdi X Nefret etti
104ـ مدَّ × قلّصَ.
Uzattı X Kısalttı
105ـ ذَكِي × غَبِي.
Zeki X Aptal
106ـ سَامِع × أطرَش.
Duya bilen X Sağır
107ـ بَصير × أعمى.
Görebilen X Kör
108ـ ظَاهِر× بَاطِن.
Dış X İç
109ـ حِصان × مُهر.
Kısrak X Aygır, At
110ـ نَاقَة × جَمَل.
D. Deve X E. Deve
111ـ دِيك × دَجاجَة.
Horoz X Tavuk
112ـ حِمار × آتان.
E: Eşek X D. Eşek
113ـ شَاة × كَبِش.
Koyun X Koç
114ـ قِط × هِرّة.
E. Kedi X D.Kedi
115ـ ثُور × بَقَر.
Öküz X İnek
116ـ أسَد × لَبؤة.
E. Aslan X D. Aslan
117ـ رَجُل × إمرأة.
Erkek X Kadın
118ـ بِنت × وَلَد.
Kız X Oğlan
1.رَاكِبٌ / مُمْتَطِيٌّ (bindi)
2.أَسْعَدَ / يَعْتَبِرُ (sayar)
3.يُجْبِرُ / يَضْطَرُّ (zorlamıyor)
4.غَنِيٌّ / ثَرِيٌّ (zengin)
5.أَصْدِقَاءُ / زُمَلاَءُ (arkadaşlar)
6.ُيُلْقٌ / يَرْمٌ (atar)
7.طِرَازٌ / طَرِيقٌ (yol)
8.فَضَّلٌ / رَجَّحَ (ferah etmek)
9.كَرَّسْتُ / نَذَرَ
ZIT ANLAMLI KELİMELER
1.رَاجِيٌّ X قَانِطٌ (ümitsizliğe kapılmak)
2.(mutlu) أَسْعَدٌ / أَشْقَي (mutsuz)
3. (harika, hoş) رَائِعَةٌ / مُجْتَنِبَةٌ (kötü)
4.(sonsuz) بَقَاءُ Xفَنَاءُ (sonlu)
5.(özgür bıraktı) أَحْرَارٌ X مَقْصُورِينَ
6.(unuttu) يَنْسَ X يَتَذَكَّرُ (hatırladı)
7.(övünür) خُورَةٌ Xخَامِدَةٌ
8.(gülen) مُبْتَسِمَةٌ Xعَبُوسٌ (somurtkan)
9 (itaatkar) .مُمْتَثِلَةٌ X مُسْتَحِيَةٌ (
10.(uzattı) أَطَالَ X قَصَّرَ (kısalttı)
TEKİL _ ÇOĞUL
1.حَقْلٌ ج حُقُولٌ (tarla)
2.تَغْدِيرٌ ج تَغَارِيدٌ (ses)
3.صَوْتٌ ج أَصْوَاتٌ (zaman)
4.وَرْدٌ ج وُرُودٌ (gül)
5.زَهْرَةٌ ج أَزْهَارٌ (çiçek)
6.رَائِحَةٌ ج رَوَائِحٌ (koku)
7.اَدِمٌ ج عَوَادِمٌ (egzoz)
8.اَبٌ ج آبَائٌ (baba)
9.وَلَدٌ ج أَوْلاَدٌ (çocuk)
10.حُرٌّ ج أَحْرَارٌ (sıcak)
11.فَرْدٌ ج أَفْرَادٌ (kişi)
12.بَقَرَةٌ ج بَقَرَاتٌ (inek)
13.غَنَمٌ ج أَغْنَامٌ (koyun)
14.وَقْتٌ ج أَوْقَاتٌ (zaman)
15.حِمَارٌ ج أَحْمَارٌ (eşek)
16.نَفْسٌ ج أَنْفُوسٌ (mal)
17.مَكَانٌ ج أَمَاكِنٌ (mekan)
18.أُسْرَةٌ ج اُسَرٌ (aile)
19.زَوْجَةٌ ج أَزْوَاجٌ (eş)
20.بِنْتٌ ج بَنَاتٌ (kız)
21.مِهْنَةٌ ج مِهَنٌ (meslek)
22.أُسْلُوبٌ ج اَسَالِبٌ (uslup)
23.شَقَّةٌ ج شُقَقٌ
24.مَالٌ ج أَمْوَالٌ (mal)
25.أَهْلٌ ج أَهَالٌ (akraba)
26.أَرْضٌ ج أَرَاضٍ (yeryüzü)
TERCÜME
1.وَ كَانَ يَعْتَبِرُ نَفْسَهُ أَسْعَدَ النَّاسِ لِأَنَّهُ يَقُومُ بِعَمَلٍ يَرْغَبُ فِيهِ
A.Sevdiği bir işle uğraştığından kendini insanların en mutlusu sayıyordu.
B.Sevilen bir işle meşgul olmak insanı en mutlu kılar.
C.O insanların en mutlusu, çünkü sevdiği işi yapıyor.
D.Sevdiğin işi yapıyorsan insanların en mutlusu sensin.
E.Sevilen bir işle meşgul olduğu için insanların en bahtiyarı idi. (CEVAP C)
2.لاَ يُبَالِي بِالْحَيَاةِ الرَّئِعَاةِ فِي الْمَدِينَةِ ، وَيُفَضِّلُ تَغَارِدَ الطُّيُورِ عَلَى أَصْوَاتِ الْمُنَبَّهِ ، وَضَوْضَاءِ السَّيَّارَاتِ
A.Şehrin parlak yaşantısında kanmadı, kuş seslerini korna seslerine ve taşıtların gürültüsüne tercih etti.
B.Şehrin parlak yaşantısına aldırmaz, kuş cıvıltılarını korna seslerine ve taşıtların gürültüsüne yeğ tutar.
C.Şehirdeki parlak yaşantı onu ilgilendirmez, kuş cıvıltılarına korna sesleri ve taşıt gürültülerine de.
D.Şehirdeki parlak yaşantı onu ilgilendirmez, kuş cıvıltılarına korna sesleri ve taşıt gürültülerini tercih eder.
E.Şehirdeki şaşaalı hayata aldırmaz, kuş cıvıltıları ile gönlünü avutur, korna sesleri ve taşıt gürültüsünden uzak durur. (CEVAP C)
ARAPÇA-2 KELİMELER (2. ÜNİTE)
ARAPÇA KELİMELER (2. ÜNİTE)
EŞ ANLAMLI KELİMELER
1.طَالِبٌ / تِلْمِييذٌ (öğrenci)
2.خَرَجَ / ذَهَبَ (gitti)
3.سَلَّمَا / حَيَّا
4.خُضُورٌ / مَجِيء (geldi)
5.مَسَائِلٌ / أَسْئِلَةٌ
6.قَدِمْنَا / أَتَي (geldi)
7.جَلَسَ / قَعَدَ (oturdu)
8.يَسْتَرْجِعُونَ / اِسْتَرَدَّ (hazırlamak)
9.عَوْدَةِ / رُجُوعُ
10.زَمِيلٌ / صَدِيقٌ (arkadaş)
ZIT ANLAMLI KELİMELER
1.(çıktı) خَرَجَ X دَخَلَ (girdi)
2.(genel) عَامَّةٌ X خَاصَّةٌ (hususi)
3.اِجْتَمَعَ X تَفَرَّقَ
4. (sordu) سَأَلَ Xأَجَابَ (cevapladı)
5.(geldi) خُضُورُ X ذَهَابُ (gitti)
6.(çıktı) خُرُوجٌ X دُخُولٌ (girdi)
7.(geldi) قَدِمْنَا X ذَهَبَ (gitti)
8.(oturdu) جَلَسَ X قَامَ (ayağa kalktı)
9.(küçük) صَغِيرَةٌ Xكَبِيرَةٌ (büyük)
10.غَاضِبَةٌX هَادِئَةٌ
TEKİL _ ÇOĞUL
1.مَسَلٌ ج مَسَائِلٌ (örnek)
2.دَرْسٌ ج دُرُوسٌ (ders)
3.ذِكْرَى ج ذِكْرَيَاتٌ
4.وَاجِبَةٌ ج وَاجِبَاتٌ
5.زَمِيلٌ ج زُمَلاَء (arkadaş)
6.أَخٌ ج إِخْوَانٌ (erkek kardeş)
7.مَدْرَسَةٌ ج مَدَارِسٌ (okul)
8.وَقْتٌ ج أَوْقَاتٌ (zaman)
9.حَدِيقَةٌ ج حَدَائِقٌ (bahçe)
10.بَيْتٌ ج بُيُوتٌ (ev)
11.أُخْتٌ ج أَخَوَاتٌ (kız kardeş)
TERCÜME
1.قَالَ عَلِيٌّ وَعِصَامٌ: نَخْنُ حَلَلْنَا بَعْضَ الْمَسَائِلِ الْحِسابِيَّةِ وَأعدَدْنَا دُرُوسَنَا ثُمَّ قَدِمْنَا إلى الحَدِيقَةِ
A.ali ve İsam dediler ki: Biz biraz soru çözdük, derslerimizi hazırladık sonra da parka geldik.
B.Ali ve İsam dediler ki: Biz biraz matematik sorusu çözdük, derslerimizi hazırladık sonra da parka geldik.
C.Ali ve İsam dediler ki: Biz biraz matematik sorusu çözdük, derslerimizi yazdık sonra da parka geldik.
D.Ali ve İsam dediler ki: Biz biraz matematik sorusu çözdük, derslerimizi hazrladık sonra da buraya geldik.
E.Ali ve İsam diyorlar ki: Biz biraz matematik sorusu çözdük, derslerimizi hazırladık sonra da parka geldik. (CEVAP B)
2.إنَّ زَمِلاَتِي يَدْرُسْنَ مَعَ إِخْوَانِهِنَّ ، وأَنْتَ تَخْرُجُ وَتَتْرُكُنِي وَحْدِي
A.Arkadaşlarım birlikte çalışıyorlar. Sen ise çıkıyorsun ve beni tek başıma bırakıyorsun.
B.Arkadaşlarım kardeşleriyle beraber çalıştılar. Sen ise çıkıyorsun ve beni tek başıma bırakıyorsun.
C.Arkadaşlarım kardeşleriyle beraber çalışıyorlar. Sen ise çıkıyorsun ve beni tek başıma bırakıyorsun.
D.Arkadaşlarım kardeşleriyle beraber çalışıyorlar. Sen ise çıktın ve beni tek başıma bıraktın.
E.Arkadaşlarım kardeşleriyle beraber çalışıyorlar. Sana gelince sen çıkıyorsun ve beni tek başıma bırakıyorsun. (CEVAP C)
ARAPÇA-2 KELİMELER (3. ÜNİTE)
ARAPÇA KELİMELER (3. ÜNİTE)
EŞ ANLAMLI KELİMELER
1.بَيْتٌ / مَنْزِلٌ (ev)
2.جَمِيعٌ / كُلٌّ (her)
3.اِنْضَمَّ / الْتَحَقَ بِ (e katılmak)
4.غَادِرَةٌ / الخَائِنَةٌ (hain)
5.عَطَشٌ / ظَمَئٌ (susuz)
6.يُعَاتِبٌ / يُؤَاخِذٌ (azarlamak , kızmak)
7.وَلَدٌ / اِبْنٌ (çocuk)
8.تَيْأَسْ / تَقْنَطْ (üzülme)
9.اِسْتَيْقَظَ / صَحَا (uyardı)
10.كَلِمَاتٌ / مُفْرَدَاتٌ (kelimeler)
11.حِنَمَا / عِنْدَمَا (-dığında)
ZIT ANLAMLI KELİMELER
1.(çıktı) خَرَجَ X دَخَلَ (girdi)
2.(gizlendi) اخْتَفَي Xظَهَرَ (ortaya çıktı)
3.(aç) جُوعٌ X شَبَعٌ (tok)
4.(karanlık) ظَلاَمٌ X نُورٌ (ışık)
5.(hüzünlü) خَزِينٌ X فَرِحٌ (mutlu)
6.(küçük) صَغِيرٌ X كَبِيرٌ (büyük)
7.(gece) لَيْلَةٌ X نَهَارٌ (gündüz)
8.(iki kara) سَوْدَاوَيْنِ Xبَيْضَاوَيْنِ (iki beyaz)
9.(sabah) صَبَاحٌ X مَسَاءٌ (akşam)
10.وَصْفٌ X تَصْوِيرٌ
11.(her) كُلٌّ Xجُزْئٌ
TEKİL _ ÇOĞUL
1.بَيْتٌ ج بُيُوتٌ (ev)
2.غَابَةٌ ج غَابَاتٌ
3.مَكَانٌ ج أَمَاكِنٌ (mekan)
4.شَيْئٌ ج أَشْيَاءٌ
5.حُزْنٌ ج أَحْزَنٌ (hüzün)
6.أَمَلٌ ج آمَالٌ
7.صَوْتٌ ج أَصْوَاتٌ
8.لَحْظَةٌ ج لَحَازَاتٌ
9.جَدٌّ ج أَجْدَادٌ (dede)
10.أَلَمٌ ج آلاَمٌ (acı)
11.جِهَةٌ ج جِهَاتٌ
12.يَوْمٌ ج أَيَّامٌ (gün)
13.ذِئَبٌ ج ذِئَابٌ (kurt)
14.دَعِيَةٌ ج أَدْعِيَةٌ
15.آيَةٌ ج آيَاتٌ (ayet)
16.دُمَاعٌ ج دُمُوعٌ (gözyaşı)
17.مَخْلَبٌ ج مَخَالِبٌ
18.كَلِمَتٌ ج كَلِمَاتٌ (kelime)
19.وَلَدٌ ج أَوْلاَدٌ (çocuk)
20.سَعَاتٌ ج سَاعَاتٌ (saat)
TERCÜME
1.لَمْ يَتْرُكُوا فِي الْغَابَةِ مَكَانًا إِلاََّ وَبَحَثُوا فِيهِ عَنِ الخَرُفِ . أيْنَ اخْتَفَي يَا تُرَي! كَأَنَّ الأَرْضَ اِنْشَقَّتْ وَابْتَلَعَتْهُ.
A.Ormanda kuzuyu aramadık hiçbir yer bırakmadılar. Acaba nereye kayboldu? Sanki yer yarıldı da içine girdi!
B.Kuzuyu ormanda her yerde aradılar. Acaba nerede kaybolmuştu? Sanki yer yarılarak onu yuttu!
C.Ormanın her yerinde kuzuyu aradılar.Nereye saklandı acaba? Yer yarılıp onu yutmuş olmalı.
D.Ormanda kuzuyu aramadık hiçbir yer bırakmadılar. Nerede saklanabilirdi ki? Sanki yer yarıldı da onu içine aldı!
E.Kuzuyu ormanın her yerinde arıyorlardı. Acaba nereye gizlenmişti? Sanki yer yarılmıştı da içine düşmüştü! (CEVAP A)
2.َقَرَأَ عَلِيٌّ عَنْ ظَهْرِ قَلْبٍ جَمِيعَ مَا تَعَلَّمَهُ مِنْ أَدْعِيَةٍ وَآيَاتٍ قُرْآنِيَّةٍ لِيُعِيدَ اللهُ إِلَيْهِ خَرُوفَهُ
A.Ali, kuzusunu Allah’ın ona geri vermesi için öğrendiği tüm dua ve Kur’an ayetlerini ezbere okudu.
B.Ali, kuzusunu ona Allah’ın geri getirmesi için tüm öğrendiği dua ve Kur’an ayetlerini içinden okudu.
C.Ali, Allah’ın ona kuzusunu iade etmesi için tüm dua ve Kur’an ayetlerinden öğrendiklerini okudu.
D.Ali, kuzusunu ona Allah’ın tekrar getirmesi için ezbere bildiği tüm dua ve Kur’an ayetlerini içinden okudu.
E.Ali, Allah’ın ona kuzusunu geri hetirmesi için dua ve Kur’an ayetlerinden öğrendiklerinin tümünü kalbinden geçirdi. (CEVAP A)
ARAPÇA-2 KELİMELER (4. ÜNİTE)
ARAPÇA KELİMELER (4. ÜNİTE)
EŞ ANLAMLI KELİMELER
1.ثَرَاءُ / غَنَاءُ (zengin)
2.صَارَ / أَصْبَحَ (oldu)
3.يَبْتَعِدُ / يَجْتَنِبُ (uzaklaşmak)
4.مَشْهُورٌ / مَعْرُوفٌ (meşhur)
5.أَبٌ / وَالِدٌ (baba)
6.اِبْنُه / وَلَدُه (çocuk)
7.حَمِيهِ / وَالِدُ زَوْجَتِهِ (kayınpeder)
8.لِيَعُودَ / لِيَرْجُعَ (dönmek için)
9.يَسْأَلُهُ / يَطْلُبُ مِنْهُ (ondan istiyor)
10.طَرِيقٌ / سَبِيلٌ (yol)
ZIT ANLAMLI KELİMELER
1.(büyük) كَبِيرَةٌ X صَغِيرَةٌ (küçük)
2.(güzel) حَسَنٌ X سَيِّئ (kötü)
3.(fakirler) فُقَارَاءُ Xأَغْنِيَاءُ (zenginler)
4.(sevinmek) يَفْرَحُ X يَحْزَنُ (üzülmek)
5.(hidayet) يَهْتَدِيَ X يَضِلُّ (
6.(yakınlaşmak) يَبْتَعِدَ عَنْX يَقْتَرِبَ مِنْ (uzaklaşmak)
7.(kız) بِنْتٌ X اِبْنٌ (erkek)
8.(adam) رَجُلٌ X اِمْرَأةٌ (kadın)
9.(doğru) رُشْدُ Xغَيّ (yanlış)
10.(arkadaş) أَصْدِقَائِهِ X أَعْدَائِهِ (düşman)
TEKİL _ ÇOĞUL
1.وَاجِبَةٌ ج وَاجِبَاتٌ
2.تَصَرُّفَةٌ ج تَصَرُّفَاتٌ
3.مِثَلٌ ج أَمْثَالٌ (örnek)
4.صَدِيقٌ ج أَصْدِقَاءُ (arkadaş)
5.حَاجَةٌ ج حَاجَاتِ (ihtiyaçlar)
6.عَمَلٌ ج أَعْمَالٌ (amel)
7.فُوهٌ ج أَفْوَاهِ (ağız)
8.إِنْسَانٌ ج نَاسٌ (insan)
9.فَاقِرٌ ج فُقَرَاءُ (fakir)
10.شَائِعَةٌ ج شَائِعَاتٌ (söylenti)
11.رَجُلٌ ج رِجَالٌ (adam)
12.خُلُقٌ ج أَخْلاَقٌ
13.طَرِيقٌ ج طُرُقٌ (yol)
14.بِنْتٌ ج بَنَاتٌ (kız)
15.مَصْدَرٌ ج مَصَادِرٌ
16.إِمَامٌ ج أَئِمَّةٌ (imam)
17.أَخٌ ج اِحْوَانٌ (erkek kardeş)
18.وَقْتٌ ج أَوْقَاتٌ (zaman)
19.تَرْوَةٌ ج ثَرْوَاتٌ
TERCÜME
1.كَانَ خَالِدٌ رَجِلاً بَطِرًا ذَا ثَرْوَةٍ كَبِيرَةٍ يَقْضِي وَقْتَهُ كُلَّهُ فِي اللهْوِ وَاللَعِبِ
A.Halit, tüm vaktini oyun ve eğlencede geçiren büyük bir servet sahibi şımarık bir adamdı.
B.Halit, vaktinin tümünü oyun ve eğlencede harcayan büyük servet sahibi şımarık bir adamdı.
C.Halit, bütün zamanını oyunda ve eğlencede harcayan büyük servet sahibi sorumsuz bir adamdı.
D.Halit, tüm zamanını oyunda ve eğlencede harcayan büyük servet sahibi düşüncesiz bir adamdı.
E.Halit, vaktinin hepsini oyun ve eğlencede tüketen büyük bir zenginlik sahibi şımarık bir adamdı. (CEVAP A)
2.كَانَ اسَّيِدُ مُصْطَفَى دَائِمَ التَّضرُّعِ إِلَى اللهِ لِيَعُودَ اِبْنُهُ خَالِدٌ إِلَى رُشْدِهِ وَيُصْبَحَ عَبْدًا صَالِحًا مِثْلَ أَخِيهِ
A.Mustafa Bey, oğlu Halit’in aklını başına alması ve kardeşi gibi Salih bir kul olması için devamlı Allah’a yalvarıyordu.
B.Mustafa Bey, oğlu Halit’in rüştünü ispatlaması ve kardeşi gibi Salih bir kul olması için devamlı Allah’a yalvarıyordu.
C.Mustafa Bey, oğlu Halit’in aklını başına alması ve kardeşi gibi Salih bir kul olması için Allah’tan yardım istiyordu.
D.Mustafa Bey, oğlu Halit’in aklını başına alarak kardeşi gibi Salih bir kul olması için daima Allah’a yalvarıyordu.
E.Mustafa Bey, oğlu Halit’in rüştünü ispatlaması ve kardeşi Salih gibi iyi bir kul olması için devamlı Allah’a yalvarıyordu. (CEVAP A)
ARAPÇA-2 KELİMELER (5. ÜNİTE)
ARAPÇA KELİMELER (5. ÜNİTE)
EŞ ANLAMLI KELİMELER
1.عُدْتُ / رَجَعَ (döndü)
2.شَرَعْتُ / بَدَأَ (başladı)
3.قَسَّمْتُ / جَزَّأَ (böldü)
4.قَصَصْتُ / قَطَعَ
5.أَطْلَقْتُ / أَرْسَلَ (gönderdim)
6.لَمْ تَقْدِرْ / اِسْتَطَاعَ (güç yetiremedi)
7.أعْلى / فَوْقَ (üstünde)
8.تَثَبَّتُّ / فَتَّشَ (araştırmak)
9.تَنْطَحَ / صَدَمَ
10.أجْذِبٌ / سَحَبَ (çekiyorum)
ZIT ANLAMLI KELİMELER
1.تَعلَّمْتُ X جَهِلَ
2.(hatırladı) تَذَكَّرْتُ X نَسِيَ (unuttu)
3.نَظَّفْتُ X وَسخَ
4.أجِيرٌ X أَوَّلٌ
5.(fırlattı) أطْلَقْتُ X أَمْسَكَ (tuttu)
6.(ağır) ثَقِيلٌ Xخَفِيفٌ (hafif)
7.(üstünde) أعْلى X أسْفَلٌ (altında)
8.(az) قَلِيلٌ X كَثِيرٌ (çok)
9.ثَمْرَحُ X حَزِنَ
10.(çıktı) تَرْفَعُ X نَزَلَ (indi)
TEKİL _ ÇOĞUL
1.وَرَقٌ ج أَوْرَاقٌ
2.جُزْعٌ ج أجْزَاءٌ
3.مُثَلَّثَةٌ ج مُثَلَّثَاتٌ
4.شَرْطٌ ج شَرَائِطَ
5.شُوعَ ج أَشِعَّةٌ (ışık)
6.لَوْنٌ ج أَلْوَانٌ (renk)
7.خُطُو ج خُطُوَاتٌ
8.حِصَّةٌ ج حِصَصٌ (hisse, pay)
9.زَيْلٌ ج زُيُولٌ (kuyruk)
10.مَنْزِلٌ ج مَنَازِيلٌ (ev)
11.عِنَانٌ ج أَعِنّةٌ (ip)
TERCÜME
1.خَرَجْتُ خَلْفَ الْمَنْزِلِ، وَأطْلَقْتُ طَائِرَتِي فِي الجَوِّ، فَلَمْ تَقْدِرْ على الطّيرَانِ
A.Evin arka tarafına çıktım ve uçurtmamı bıraktım. Havaya uçtu.
B.Evin arka tarafına çıktım ve uçurtmamı havaya bıraktım. Ne yazık ki uçamadı.
C.Evin arka tarafına çıktım ve uçurtmamı bıraktım. Fakat uçamadı.
D.Evin arka tarafına çıktım ve uçurtmamı havaya bıraktım. Fakat uçamadı.
E.Arka tarafa çıktım ve uçurtmamı havaya bıraktım. Fakat uçamadı. (CEVAP D)
2.عُدْتُ إلى المَنْزِلِ، فَأَحْضَرْتُ قَصَبَةَ، وَأَوْرَاقًا مُلوّنَةً وَخَيْطا، ثُمّ انْزَوَيْتُ فِي رُكْنٍ، وَشَرَعْتُ فِي الْعَمَلِ
A.Eve döndüm. Kamış, kağıtlar ve ip hazırladım. Sonra bir köşeye çekildim ve çalışmaya başladım.
B.Eve döndüm. Kamış,renkli kağıtlar ve ip hazırladım. Sonra bir köşeye çekildim ve çalışmaya başladım.
C.Eve döndüğümde kamış,renkli kağıtlar ve ip hazırladım. Sonra bir köşeye çekildim ve çalışmaya başladım.
D.Eve döner dönmez kamış, renkli kağıtlar ve ip hazırladım. Sonra bir köşeye çekildim ve çalışmaya başladım.
E.Eve döndüm. Kamış ve renkli kağıtlar hazırladım. Sonra bir köşeye çekildim ve çalışmaya başladım. (CEVAP B)
-
Arapça Muttasıl Munfasıl Zamir Tablosu
Zamir Kipi Cinsi Munfasıl (Ayrı) Muttasıl (Bitişik) İsim Mazi Fiil Muzari Fiil O Müzekker هُوَ ھُ – يَ O Müennes هِيَ ھا تْ تَ O İkisi Ortak هُما هُما ا , تا يَ انِ , تَ انِ Onlar Müzekker هُم هُم وا يَ ونَ Onlar Müennes هُنَّ ھُنَّ نَ يَ نَ Sen Müzekker أنْتَ كَ تَ تَ Sen Müennes أنْتِ كِ تِ تَ ينَ Siz İkiniz Ortak أنْتُما كُما تُمَا تَ انِ Siz Müzekker أنْتُمْ كُمْ تُمْ تَ ونَ Siz Müennes أنْتُنَّ كُنَّ تُنَّ تَ نَ Ben Ortak أنَا ي تُ أَ Biz İkimiz Ortak نَحْنُ نَا نَا -
Arapça Günler ve Okunuşları
السَّبْتُEssebtuCumartesiالأحَدُElahaduPazarالإثْنَيْنِElisneyniPazartesiالثُّلاثَاءُEssülâsauSalıالأرْبِعَاءُElerbiâuÇarşambaالخَمِسُElhamisuPerşembeBu materyal Tanıtım Amaçlıdır. Bu kelime kartı setini : Arapcakitapevi.com’dan satın alabilirsinizLütfen Diğer Sayfaya Geçiniz
-
Arapça Bayramınız Mübarek Olsun Nasıl Söylenir ?
Arapça Bayramınız Mübarek Olsun Nasıl Söylenir ?
BAYRAMINIZ KUTLU (MÜBAREK) OLSUN – İYİ BAYRAMLAR
Fıtr (Ramazan) BayramıÎdu’l-fıtrعِيدُ الْفِطْرِTürkçede, Ramazan Bayramı (uydurukça ifadeyle şeker bayramı) olarak isimlendirdiğimiz bayram, Arapça’da, Ramazan ayında verilen fıtr sadakasına nisbetle [Fıtr Bayramı] olarak adlandırılır. Yaklaşmakta olan Ramazan Bayramı münasebetiyle bayramı Arapça olarak nasıl tebrik ederiz, bakalım.Bayram tebriği için farklı ifadeler kullanılabilir. En yaygınları:عِيدٌ مُبَارَكٌÎd mubârakBayram kutlu olsun. Mübarek (kutlu) bayram(lar)Îd mubârakعِيدُكُمْ مُبَارَكٌÎdukum mubârakBayramınız mübarek olsun.BayramÎdعِيدٌSizinKumكُمْÎdukum mubârakÎdukum mubârakÎdukum mubârakÎdukum mubârakعِيد سَعِيدÎd saîdMutlu bayram(lar)Mutlu, memnun, şanslı, mesutSaîdسَعِيدٌÎd saîdÎd saîdكُلُّ عَامٍ وَ أَنْتُمْ بِخَيْرٍKullu âmin ve entum bi hayrinMutlu yıllar, hayırlı seneler, hayırlı bayramlarÜstteki ifade, kelimesi kelimesine çevrildiğinde (her yıl iyi olun) gibi bir anlamı vardır ama bu şekildeki çevirisi kullanılmaz. Yılbaşlarında, bayramlarda, doğum günlerinde kullanılan genel bir kutlama ifadesidir.HerKulluكُلُّYıl, seneÂmعَامٌSizEntumأَنْتُمْİyiBihayrبِخَيْرٍKullu âmin ve entum bi hayrinÎd saîd, kullu âmin ve entum bi hayrinÎdukum mubarak ve kullu âmin ve entum bi hayrinKullu âmin ve entum bi hayrinbayram
Arapça عِيدٌ bayram
Arapça عيد (ج) أعياد ، موسم ، يوم ، يوم إحتفاليّ bayram ( is , far , din )
Arapça عشية العيد bayram arefesi
Arapça يوم عيد büyük bayram
Arapça عيد دينيّ dini bayram
Arapça عيد سعيد او مبارك kutlu bayram
Arapça عيد قومي ، عيد وطني milli bayram
Arapça عِيْدٌ وَطَنِيٌّ milli bayram
Arapça عِيْدٌ رَسْمِيٌّ resmi bayram
Arapça عيد مجيد şanlı bayram
Arapça بَيرم التُونسيّ Tunuslu Bayram
Arapça بَرَكَةُ العِيدِ bayram bereketi
Arapça حُلَّةُ العِيْدِ bayram elbisesi
Arapça كسوة العيد ، لباس العيد ، حلة العيد ، عيديّة bayram elbisesi
Arapça تعييد ، إحتفال بالعيد ، كناية عن السرور الشديد bayram etmek
Arapça تَعْيِيدٌ (ج) تَعْيِيدَاتٌ bayram etmek
Arapça صحيفة العيد bayram gazetesi
Arapça ليلة العيد bayram gecesi
Arapça حلول العيد bayram gelmek
Arapça يَوْمُ العِيْدِ bayram günü
Arapça يوم العيد ، يوم الزينة bayram günü
Arapça كَرْنَافَالُ العِيدِ bayram karnavalı
Arapça أُضْحِيَّةُ العِيدِ bayram kurbanı
Arapça حلة العيد bayram libası
Arapça مستلزمات العيد bayram malzemeleri
Arapça رِسَالَةُ العِيدِ bayram mesajı
Arapça صَلاَةُ العِيدِ bayram namazı
Arapça ألعاب العيد bayram oyuncakları
Arapça كَعْك العِيدِ bayram pastası
Arapça كعكة العيد bayram pastası
Arapça صَبَاحُ العِيدِ bayram sabahı
Arapça فرحة العيد bayram sevinci
Arapça أَفْرَاحُ العِيدِ bayram sevinçleri
Arapça مفاجأة العيد bayram sürprizi
Arapça عطلة العيد bayram tatili
Arapça بطاقة بتهنئة العيد bayram tebriği
Arapça تهنئة العيد ، بطاقة المعايدة bayram tebriki
Arapça حِلاَقَةُ العِيدِ bayram tıraşı
Arapça قبل العيد bayram üstü
Arapça تَعْييد bayram yapmak
Arapça طَعَامُ العِيدِ bayram yemeği
Arapça فرح شديد düğün bayram etmek
Arapça يَوْمُ الفِطْرِ ulu bayram günü ,
Arapça يَوْمُ الزِّيْنَةِ : يَوْمُ العِيدِ bayram günü , Newroz
Arapça خَرَجْتُ يَوْمَ العِيدِ bayram gününde çıktım
Arapça تحول العيد إلي الكابوس bayram kabusa dönüşmek
Arapça عَدَادٌ Cuma günü , ulu bayram günü
Arapça كل يوم عيد للمجنون deliye her gün bayram
Arapça تَشْرِيقٌ (ج) تَشْرِيقَاتٌ bayram namazı , et kurutmak
Arapça عِيْدُ النَّحْرُ : عِيْدُ الأَضْحَي kurban bayramı , büyük bayram , hacılar bayramı
Arapça أَصْدَرَ رِسَالَةً بِمُنَاسَبَةِ العِيدِ bayram dolaysıyla bir mesaj yayınladı
Arapça عِيْدُ الأَضْحَي kurban bayramı , hacılar bayramı , ulu bayram , büyük bayram
Arapça خُطْبَتَان : خُطْبَةُ الجُمْعَةِ و العِيْدَينِ iki hutbe , Cuma ile bayram hutbeleri
Arapça أَضْحَي : وقت الضُّحي kuşluk vakti , Küçük bayram , Kurban bayramı
Arapça قيل للبغل من أبوك قال خالي الحصان ben derim bayram haftası o der mangal sefası
Arapça عَيَّدَ : تَعْيِيداً bayram etmek , kutlamak , tebrik etmek , tertip etmek , ziyafet vermek
Arapça عِيْدٌ (ج) أَعْيَادٌ bayram , çeşn , festival , şenlik , gelen hastalık veya keder sevgi , anılan bütün günle
Arapça بَيْرَمٌ : عَتَلَةٌ ay demiri denilen dülger ve duvarcı aleti , palandız taşı , erimiş sürme , bayram
Arapça زِيْنَةٌ : زَيْنٌ: حِلْيَةٌ süs , çeki düzen , ziynet , bezek , bezenmiş ve güzel olmuş nesne , bayram , dekor , takı , donak , cici , bezenmiş ve güzel olmuş nesne , Kürtçe xaml derler
Arapça يَوْمٌ (ج) أّيَّامٌ و أصله أيوام و أويام (جج) أَيَاوِيم و أصله أيوام و أويام : وقت و فِي القرْآنِ الكَريمِ ادْخُلُوهَا بِسَلامٍ ذَلِكَ يَوْمُ الْخُلُودِ * قَالَ لاَ تَثْرِيبَ عَلَيْكُمُ الْيَوْمَ يَغْفِرُ اللَّهُ لَكُمْ وَهُوَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ gün , şimdiki zaman , bugün , bayram , gündür ki gün doğup doluncaya değin olan zaman ve şeriatta ise fecr – i sani tuluundan güneşin batışına varınca değindir ve mutlaka vakit manasına kullanılır , bir gece ile bir gündüzden ibaret olan zaman süresi , olay , vakıa , tarih , yirmi dört saat , halihazır , ruz , heyam ,arapca bayram mesaji -
İSİMLERİN ARAPÇA YAZILIŞI:
İnsanlar bana genellikle kendi isimlerinin Arapça nasıl yazıldığını soruyorlar. İnternete baktığımda bu isimlerin bazısının yanlış yazıldığını görüyorum. Aşağıya Arapça kökenli bazı isimlerin yazılışlarını çıkardım. Ama bu isimler, Arapça’da bulunmayan p,ç, j gibi harfler içerenler Farsça kaynaklı isimler değil. Bunların yazılışları, Osmanlıca’nın alanına giriyor. Türkçe olan Cansu, Sevil, Turgut gibi isimler de yok.
Unutmadan hatırlatayım, bunları vücudunuza dövme yaptırmak için kullanmayın. Dövme, dinen yasak olan şeyler kapsamında.
Kaynak: http://www.diyanet.gov.tr/turkish/basiliyayin/weboku.asp?sayfa=8&yid=36A – H harfleri arasındaki isimler:
Türkçe kullanılışı Arapça yazılışı
İnsanlar bana genellikle kendi isimlerinin Arapça nasıl yazıldığını soruyorlar. İnternete baktığımda bu isimlerin bazısının yanlış yazıldığını görüyorum. Aşağıya Arapça kökenli bazı isimlerin yazılışlarını çıkardım. Ama bu isimler, Arapça’da bulunmayan p,ç, j gibi harfler içerenler Farsça kaynaklı isimler değil. Bunların yazılışları, Osmanlıca’nın alanına giriyor. Türkçe olan Cansu, Sevil, Turgut gibi isimler de yok.
Unutmadan hatırlatayım, bunları vücudunuza dövme yaptırmak için kullanmayın. Dövme, dinen yasak olan şeyler kapsamında.
Kaynak: http://www.diyanet.gov.tr/turkish/basiliyayin/weboku.asp?sayfa=8&yid=36A – H harfleri arasındaki isimler:
Türkçe kullanılışıArapça yazılışıAbbasعبَّاسAbdülazizعبد العزيزAbdülbakiعبد الباقيAbdülcabbarعبد الجبّارAbdullahعبد اللهAbdulfettahعبد الفتّاحAbdulgaffarعبد الغفّارAbdulgafûrعبد الغفورAbdulganiعبد الغنيّAbdulhakعبد الحقّAbdülhakimعبد الحكيمAbdulhamitعبد الحميدAbdülkadîrعبد القديرAbdülkâdirعبد القادرAbdülkerimعبد الكريمAbdullatifعبد اللطيفAbdulmecitعبد المجيدAbdulvahapعبد الوهّابAbdulvahitعبد الواحدAbdurrahimعبد الرحيمAbdurrahmanعبد الرحمنAbdurrezzakعبد الرزّاقAbdussametعبد الصمدAbdusselamعبد السلامAdaletعدالةAdemآدمAdilعادلAdileعادلةAdnanعدنانAhmetأَحمدAhsenأحسنAkifعاكفAlaaddinعلاء الدينAleynaعليناAliعليAlimeعالمةArifعارفArifeعارفةAsımعاصمAtıfعاطفAtiyeعطيّةAyşeعائشةAzizعزيزAzizeعزيزةAzraعزراءBahaبهاءBahattinبهاء الدينBediaبديعةBedirبدرBekirبكرBelkısبلقيسBerrakبرّاقBerkبرقBetülبتولBeyzâبيضاءBilalبلالBurakبراقBurhanبرهانBüşraبشرىCahitجاهدCahideجاهدةCemalجمالCemalettinجمال الدينCemilجميلCemileجميلةCennetجنّةCevahirجواهرCevdetجودةCihanجهانCihatجهادCüneytجنيدDavutداودEbu bekirأبو بكرEdaأداءEdipأديبEdibeأديبةEkremأكرمElmasالماسElvanألوانEmelأملEminأمينEmineأمينةEmirأميرEnderاندرEnesأنسEnisأنيسEnîseأنيسةEnverأنورEsmaأسماءEsraأسرىFarukفاروقFatihفاتحFatmaفاطمةFazılفاضلFaziletفضيلةFerhanفرحانFeritفريدFerideفريدةFethullahفتح اللهFeyzaفيضاءFirdevsفردوسFuatفؤادGaniغنيّGülsümكلثومHabibحبيبHabibeحبيبةHacerهاجرHadiهاديHafsaحَفْصَةHamzaحمزةHansaخَنْسَاءHalilخليلHalimحليمHalimeحليمةHalisخالصHaliseخالصةHalitخالدHalideخالدةHalukخلوقHamitحميدHamideحميدةHanifeحنيفةHarunهارونHasanحسنHaşimهاشمHavvaحوّاءHayriyeخيريّةHediyeهديّةHikmetحكمةHilalهلالHümeyraحميراءHüsamettinحسام الدينHüseyinحسينHaticeخديجة
İ-Z
İ- Z harfleri arasındaki isimler:Türkçe kullanılışıArapça yazılışıİbrahimإبراهيمİhsanإحسانİlyasإلياسİmranعمرانİrfanعرفانİsaعيسىİsmetعصمةİsmailإسماعيلİzzetعزّةİzzettinعزّ الدينKadirقديرKamerقمرKamilكاملKemalكمالKeremكرمKerimكريمKevserكوثرKezbanكذبانKısmetقسمةKıymetقيمةKudretقدرةKübraكبرىLeylaليلىMacitماجدMacideماجدةMahirماهرMahireماهرةMahmutمحمودMahzunمحزونMakbuleمقبولةMecitمجيدMedihaمديحةMehmetمحمدMelekملكMelikeمليكةMerveمروةMeryemمريمMuammerمعمّرMuazzezمعزّزMuhammetمحمدMuratمرادMusaموسىMustafaمصطفىMuzafferمظفّرMücahitمجاهدMünevverمنوّرNadireنادرةNafiنافعNazifنظيفNazifeنظيفةNecmettinنجم الدينNejatنجاةNuhنوحNumanنعمانNurنورNurettinنور الدينNurullahنور اللهOsmanعثمانÖmerعمرRabiaرابعةRagıpراغبRaifرائفRamazanرمضانRaşitراشدRecepرجبRefikرفيقRefikaرفيقةResulرسولReşatرشادReşitرشيدReyhanريحانRıdvanرضوانRızaرضاءRukiyeرقيّةRümeysaرميساءSaadetسعادةSadıkصادقSafaصفاءSafiyeصفيّةSaitسعيدSalihصالحSalihaصالحةSalimسالمSalimeسالمةSametصمدSelahattinصلاح الدينSelemeسلمةSelimسليمSelimeسليمةSelmaسلمىSelmanسلمانSemaسماءSemraسمراءSenaثناءServetثروةSevdaسوداءSeyfeddinسيف الدينSeyfullahسيف اللهSuatسعادSultanسلطانSüleymanسليمانSümeyyeسميّةŞabanشعبانŞadiyeشاديةŞafakشفقŞerefشرفŞerifشريفŞerifeشريفةTahirطاهرTahsinتحسينTalhaطلحةTarıkطارقTayyipطيّبTuğbaطوبىÜmmügülsümأمّ كلثومÜsameأسامةVahideواحدةVildanولدانYahyaيحيىYakupيعقوبYaseminياسمينYasinيسYunusيونسYusufيوسفZaferظفرZahitزاهدZahideزاهدةZarifظريفZarifeظريفةZehraزهراءZekeriyaزكريّاZekiزكيّZekiyeزكيّةZelihaزليخاءZeynepزينبZiyaضياءZiyadزيادZübeyirزبيرZübeydeزبيدةZüleyhaزليخة -
Soru Edatları Soru Harfler
Arapça Soru Edatları
ARAPÇASI مَا؟
TÜRKÇESİ Ne?
مَاذَا؟ Ne? مَنْ؟ Kim? كَيْفَ؟ Nasıl هَلْ؟ Mı / Mi? أَ؟ Mı / Mi? نَعَمْ Evet أَجَلْ Evet أَ Evet لاَ Hayır كَلاَّ Hayır كَمْ؟ Kaç? بِكَمْ؟ Kaça? لِمَاذَا؟ Niçin مَتَى؟ Ne zaman? أَيّ؟ Hangi? مَنْ؟ Kim? عَمَّ؟=عَنْ+مَا Ne hakkında? مِمَّ؟=مِنْ+مَا Neyden? اَلاَ؟ -maz mısın?(olumsuz hel?) بَلَى Ela nın olumlu cevabı الإِسْـتِـفْـهَـام1). Soru Edatlarıأmı, mi, mu, mü,? Sen Muhammed misin? أَأَنْـتَ مُـحَـمَّـد ؟هَلmı, mi, mu, mü,? Sen okuyor musun? هَلْ تَـقْـرَأ ؟مَنKim Sen kimsin? مَـنْ أَنْــت ؟مَاNe What are you doing? ماذا تَـفْـعَـل ؟مَتَىNe zaman Ne zaman uyursun مَـتَـى تَـنَـام ؟أَيْنَNerede – Nere. Nerede yaşıyorsun أَيْـنَ تَـسْـكُـن ؟كَيْفَNasıl Nasılsın كَـيْـفَ حَـالُـك ؟كَمKaç kilosun? (ağırlığın kaçtır) كَــمْ وَزْنُــكَ ؟لِــمَـاذَاNe için, Niçin, Neden? Niçin ağlıyorsun? لِــمَـاذَا تَـبْـكِـي ؟مَن bu soru edatı insanlar için kullanılır Bu kimdir? مَـنْ هَــذَا ؟مَا Cansız ve nesneler için kullanılır Elinde ne var? مَــا بِـيَـدِك ؟2) Olumsuz sorular:أَلَيْسَdeğil mi? Bu Kerim değil mi? أَلَــيْـسَ هَـذَا كَـرِيـم ؟ أَلاَma(yacak) Bizimle oynamayacak mısın? أَلاَ تَـلْـعَـبُ مَـعَـنَـا ؟ أَلَمma(dı) Öğretmeni duymadın mı? أَلَـمْ تَـسْـمَع الْأُسْـتَـاذ ؟ Örnekler1) Doğrusunu seçin, eşleştiriniz:Cevaplar Sorular فِـي دُبَـي أَيْـنَ / كَــمْ (1 فالـسَّـنَـة الْـمُـقْـبِـلَـة مَــنْ / مَــتَــىْ (2 حَــالُـكَ هَــلْ / كَــيْـفَ (3 كِــتَــاب مَــنْ / مَــا (4 وُلِــدْت لِـمَـاذَا / مَـتَـى (5 1984 سَـنَـةَ مَــتَـى / كَـيْـفَ (6 2) Gelen soru edatlarıyla aşağıdakileri birleştirerek cümle yapınızمَـتَـى أَيْـن هَــل كَــم كَــيْـف أَلَــم دِرْهَـمـا 45 ثَـمَـنُ الْـكِـتَـاب ثَـمَـنُ الْـكِـتَـاب؟…… (1أَعْــمَـلُ فِــي مَـدِيـنَـةِ وَاشِـنْـطُـن تَــعْــمَــل ؟…… (2بَـلَـى، سَـافَـرْتُ فِـي الْـعُـطْـلَـة تُـسَـافِرْ؟…… (3نَـعَـم أَنَـا طَـالِـب تَـدْرُسُ فِـي الْـجَـامِـعَـة؟…… (4كَــانَ يَـوْمــاً صَـعْـبـا كَــانَ يَـوْمُــك؟(5يَـبْـدَأُ عَــرْضُ الْفِـيـلْـم الـسَّـاعَـةَ الْـخَـامِـسَـة يَـبْـدَأُ الْعَــرْض؟ُ…… (63) bu soru edatlarını kullanınız مَـا / مَـنْ :اشْـتَـرَيْـت دَفْـتَـراً اشْـتَـرَيْـت؟(1مُـدَرِّسِـي هُـوَ خَـالِـد هُـوَ مُـدَرِّسُـكَ ؟(2كَـانَ مَـعِـي أَحْـمَـد كَـانَ مَـعَـكَ الْـبَـارِحَـة؟(3إِنَّـهُ قَــلَـمُ رَصَـاص ذَلِـكَ الْـقَـلَـم ؟(4هَـذَا دَرْسُ تَـارِيـخ هَـذَا الدَّرْس؟(5أَنَـا أَكَـلْـتُ الـتُّـفَّـاحَـة أَكَـلَ الـتُّـفَّـاحَـة؟(64) Bu soru edatlarını kullanınız ve cevaplayınız :كَـيْـف لِـمَـاذَا كَـم مَـتَـى كَـم أَيْـن هَـاتِـفُـكَ فِـي الْـغُـرْفَـة عُـمْـرُكْ ؟…… (1سَـأَنَـامُ السَّـاعَـةَ الْـعَـاشِـرَة كِـتَـابـًا لَـدَيْـكَ ؟…… (2كَـانَ الْإِمْـتِـحَـانُ سَـهْـلا هَـاتِـفِـي ؟…… (3عُـمْـرِي 35 سَـنَـة تَـنَـام ؟…… (4عِـنْـدِي 3 كُـتُـب كَـانَ الْإِمْـتِـحَـان؟(5لِأَنِّـي جَـوْعَـان تَـأْكُـلُ بِـسُرْعَـة؟…… (6SORU HARFLERİ
Arapça’da pekçok soru edatı bulunmaktadır. Bunlardan iki tanesi ( أَ) ve ( (هَلْ
harf, diğerleri ise isimdir. Arapça cümlelerde yer alan harfler kural gereği o
cümlelerin herhangi bir ögesi olamadıkları için i‘râb bakımından bir yere
sahip değildir. Yani cümlenin herhangi bir ögesi olmazlar. Türkçede olduğu
gibi Arapçada da değişik soru tipleri vardır. İsim veya fiil cümlelerinin
başlarına gelerek bu cümlelere ‘soru’ anlamı kazandıran hel ve hemze
harflerinin kullanımı ile ilgili olarak şunlar söylenebilir:
Soru harflerinin kullanıldığı üç farklı soru tipi vardır:
I. Tip Soru Cümleleri: Yanıtı ‘Evet,’ ( نَعَمْ ) veya ‘Hayır,’ ( لاَ) olan ya da
yanıtı ‘Evet,’ veya ‘Hayır,’ ile başlayan sorular. Bu tip sorularda her iki soru
harfinden birisi tercihe göre kullanılabilir. Bu durumda cevap ya olumludur
ya da olumsuzdur.Mâzî fiil ile kurulmuş soru cümlesi örneği:
(Konuyu anladın mı?) ؟ هَلْ فَهِمْتَ الْمَوْضُوعَ؟ / أَ فَهِمْتَ الْمَوْضُوعَ
(Evet, konuyu anladım) . نَعَمْ، فَهِمْتُ الْمَوْضُوعَ
(Hayır, konuyu anlamadım) لاَ، لَمْ أَفْهَمِ الْمَوْضُوعَ
Muzâri fiil ile kurulmuş soru cümlesi örneği:
(Arapça çalışıyor musun?) ؟ هَلْ تَجْتَهِدُ فِي اللُّغَةِ الْعَرَبِيَّةِ؟ / أَ تَجْتَهِدُ فِي اللُّغَةِ الْعَرَبِيَّةِ
(Evet, Arapça çalışıyorum) . نَعَمْ، أَجْتَهِدُ فِي اللُّغَةِ الْعَرَبِيَّةِ
(Hayır, Arapça çalışmıyorum) لاَ، لاَ أَجْتَهِدُ فِي اللُّغَةِ الْعَرَبِيَّةِ
(Hayır, Arapça çalışmıyorum) لاَ، مَا أَجْتَهِدُ فِي اللُّغَةِ الْعَرَبِيَّةِ
İsim cümlesi ile kurulmuş soru cümlesi örneği:
(Bu öğrenci çalışkan mı?) ؟ هَلْ هَذَا الطَّالِبُ مُجْتَهِدٌ؟ / أَ هَذَا الطَّالِبُ مُجْتَهِدٌ
(Evet, bu öğrenci çalışkan) . نَعَمْ، هَذَا الطَّالِبُ مُجْتَهِدٌ
(Hayır, bu öğrenci çalışkan değil) ( لاَ، لَيْسَ هَذَا الطَّالِبُ مُجْتَهِدًا (بِمُجْتَهِدٍ
Burada dikkat edilecek olursa olumsuz cevaplarda “Hayır” denildikten
sonra cümle tekrar olumsuz yapılmaktadır. İsim cümlelerin olumsuz şekli de
genelde ( لَيْسَ ) fiili ile yapılır.
Aşağıdaki soru cümlelerine hem olumlu hem de olumsuz cevap veriniz.
أَ ذَهَبْتَ إِلَى السُّوقِ الْيَومَ؟
هَلْ سَتَقْرَأُ هَذَا الْكِتَابَ؟
هَلْ أَنْتَ مُدَرِّسٌ؟
II. Tip Soru Cümleleri: Bir seçenekler listesindeki tercihi soran ve yanıtı
‘Evet,’ veya ‘Hayır,’ olmayan sorular. Bu soru tipinde sadece soru harfi olan
hemze ( أَ) ile birlikte أَمْ edatı da kullanılır.
Mâzî fiil ile kurulmuş soru cümlesi örneği:
(Et mi yedin yoksa balık mı?) ؟ أَ لحَْمًا أَكَلْتَ أَمْ سمََكًا
(Et yedim) . أَكَلْتُ لحَْمًا
(Balık yedim) . أَكَلْتُ سَمَكًا
Muzâri fiil ile kurulmuş soru cümlesi örneği:
(Arapça’yı mı seviyorsun yoksa Fransızca’yı mı?) ؟ أَ تُحِبُّ الْعَرَبِيَّةَ أَمِ الْفَرَنْسِيَّةَ
(Arapça’yı seviyorum) . أُحِبُّ الْعَرَبِيَّةَ
(Fransızca’yı seviyorum) . أُحِبُّ الْفَرَنْسِيَّةَ
İsim cümlesi ile kurulmuş soru cümlesi örneği:
(Öğretmen misin sen yoksa mühendis mi?) ؟ أَ مُدَرِّسٌ أَنْتَ أَمْ مُهَنْدِسٌ
(Ben bir öğretmenim) . أَنَا مُدَرِّسٌ
(Ben bir mühendisim) . أَنَا مُهَنْدِسٌ
Bu tip sorulara cevap harfleri kullanılmadan, sunulan iki seçenekten biri
doğrudan tercih edilerek cevap verilir.
Aşağıdaki soru cümlelerine iki tercihi de ayrı ayrı kullanarak cevap veriniz.
أَ صَحِيفَةً قَرأْتَ أَمْ مَجَلَّةً؟
أَ تُسَافِرُ إِلَى الْقَاهِرَةِ أَمْ إِلَى دِمَشْقَ؟
أَ هَذَا السُّؤَالُ صَعْبٌ أَمْ سَهْلٌ؟
III. Tip Soru Cümleleri: Olumsuz soru yapıları. Bu soru tipinde, hemzeden
sonra mutlaka, لَمْ، مَا لاَ، لَيْسَ، ، لَنْ gibi cümleye olumsuzluk kazandıran bir
olumsuzluk (nefiy) edatı bulunur. Yanıtın olumlu olması durumunda cümleye
بَلَى ; olumsuz olması durumunda ise نَعَمْ edatları ile başlanmalıdır. Olumlu
sorularda “Evet” şeklinde karşılık bulan نَعَمْ cevap edatı olumsuz sorularda
“Hayır” şeklinde tercüme edilmelidir.
Olumsuz mâzî fiil ile kurulmuş soru cümlesi örneği:
(Konuyu anlamadın mı?) ؟ أَ مَا فَهِمْتَ الْمَوضُوعَ
(Evet, konuyu anladım) . بَلَى، فَهِمْتُ الْمَوْضُوعَ
(Hayır, konuyu anlamadım) . نَعَمْ، مَا فَهِمْتُ الْمَوْضُوعَ
Olumsuz muzâri fiil ile kurulmuş soru cümlesi örneği:
(Erken uyumuyor musun?) ؟ أَلاَ تَنَامُ مُبَكِّرًا
(Evet, erken uyuyorum) . بَلَى، أَنَامُ مُبَكِّرًا
(Hayır, erken uyumuyorum) . نَعَمْ، لاَ أَنَامُ مُبَكِّرًا
Olumsuz isim cümlesi ile kurulmuş soru cümlesi örneği:
(Araban yeni değil mi?) ؟ ( أَ لَيْسَتْ سَيَّارَتُكَ جَدِيدَةً (بِجَدِيدَةٍ
(Evet, arabam yeni) . بَلَى، سَيَّارَتِي جَدِيدَةٌ
(Hayır, arabam yeni değil) .( نَعَمْ، لَيْسَتْ سَيَّارَتِي جَدِيدَةً (بِجَدِيدَةٍ
Bu tip sorulara verilen yanıtlar olumlu ise, بَلَى cevap harfinden sonra
cümle olumlu kurulur. Şayet cevabımız olumsuz ise نَعَمْ cevap harfinden
sonra cümle mutlaka olumsuz kurulmalıdır. Bu tip sorularda cevaplar asla
128
نَعَمْ dan sonra olumlu olmaz. Yine bu soru türünde asla لاَ cevap harfi de
kullanılmamaktadır.
Aşağıdaki olumsuz sorulara hem olumlu hem de olumsuz cevaplar veriniz.
أَ لمَْ تَكْتُبْ وَاجِبَكَ؟
أَ لاَ تَشْرَبُ الشَّايَ؟
أَ لَيْسَ هَذَا مُمْكِنًا (بِمُمْكِنٍ)؟
İlk soru tipinde tercihe göre hel veya hemze kullanılabilirken, iki ve üçüncü
soru tiplerinde sadece hemze kullanılır.SORU İSİMLERİ
Birer soru harfi olan ‘ هَلْ ’ ve ‘ أَ’ den farklı olarak, ‘Soru İsimleri’, isim
olmaları itibariyle cümlede mutlaka temel ögelerden biri olmak ve buna göre
iraplanmak durumundadır. Bir soru isminin, cümlenin hangi ögesi olduğunu
anlamanın pratik yolu şudur:
Öncelikle, başında soru isminin yer aldığı cümleye makul bir cevap
verilir. Soru ismine cevap teşkil eden kelime, cevap cümlesinde hangi ögenin
karşılığı ise, soru cümlesinde yer alan soru isminin cümle içindeki dilbilgisel
rolü ve bu role uygun i‘râbı da o demektir.
مَنْ . 1 : İnsanlar için kullanılır ve cümledeki durumuna göre; kim?, kimi?,
kime? gibi manalara gelir.
Bu soru ismi cümlede mübteda, haber, mef’ûlün bih, muzâfun ileyh vs. gibi
ögeler olabilir.
Örnek مَنْ ذَهَبَ إِلَى الْمَدْرَسَةِ؟ : 1 (Okula kim gitti?) cümlesinde soru ismi
mübtedadır. Cevabı ister ذَهَبَ عَلِيٌّ إِلَى الْمَدْرَسَةِ şeklinde verelim, isterse de عَلِيٌّ
ذَهَبَ إِلَى الْمَدْرَسَةِ şeklinde verelim durum farketmez. Her iki halde de soru ismi
mübteda durumundadır. Çünkü bir fiil cümlesinde fâil başa alındığında
otomatik olarak mübteda ögesine dönüşür. Dolayısıyle bu soru cümlesindeki
مَنْ mübteda konumundadır. Yine ؟ مَنْ فِي الْبَيْتِ (Evde kim var?) soru cümlesinde
مَنْ mübteda, فِي الْبَيْتِ kısmı da haberdir. Çünkü hiçbir zaman harf-i cerli ve
zarflı yapılardan mübteda olmaz.
Örnek مَنْ هَذَا؟ : 2 (Bu kim?) cümlesinde soru ismi haberdir. Cevabı هَذَا مُحَمَّدٌ
şeklinde verilir ve مَنْ sorusunun karşılığı olarak مُحَمَّدٌ sözcüğü verilmiştir. Bu
da cümlede haber konumundadır. Dolayısıyle مَنْ soru ismi de haberdir.
Örnek مَنْ رَأَيْتَ الْيَومَ؟ : 3 (Bugün kimi gördün?) cümlesinde soru ismi
mef’ûlün bihdir. Cevabı رَأَيْتُ الْيَوْمَ عَلِيًّا (Bugün Ali’yi gördüm) şeklinde
verdiğimizde sorudaki مَنْ yerine cevapta عَلِيًّا sözcüğünü ifade etmiş oluruz.
O da fiil cümlesinin mef’ûlün bihi olur.
Örnek قَمِيصُ مَنْ هَذَا؟ : 4 (Bu kimin gömleği?) cümlesinde soru ismi
muzâfun ileyhdir. Cevabı هَذَا قَمِيصُ مُحَمَّدٍ (Bu Muhammed’in gömleğidir)
129
şeklinde verdiğimizde sorudaki مَنْ yerine cevapta مُحَمَّدٍ sözcüğüne yer
verilmiştir. O kelime de muzâfun ileyh konumundadır.
Aşağıdaki sorulara cevap veriniz ve soru isimlerinin cümledeki yerlerini
belirtiniz.
مَنْ أَكْرَمَكُمْ؟
مَنْ زُرْتَ فِي الْمَدِينَةِ؟
مَنْ أَمَامَ الْكُلِّيَّةِ؟
مَا . 2 : İnsan dışındaki varlıklar için kullanılır ve cümledeki durumuna göre;
ne?, neyi?, neye? gibi anlamlara gelir.
Bu soru ismi cümlede mübteda, haber, mef’ûlün bih, vs. gibi ögeler
olabilir.
Örnek مَا وَقَعَ عَلَى اْلأَرْضِ؟ : 1 (Yere ne düştü?) cümlesinde soru ismi
mübtedadır. Cevabı ister وَقَعَ الْقَلَمُ عَلَى اْلأَرْضِ (Yere kalem düştü) şeklinde
verelim, isterse de اَلْقَلَمُ وَقَعَ عَلَى اْلأَرْضِ şeklinde verelim durum farketmez. Her
iki halde de soru ismi mübteda durumundadır. Çünkü bir fiil cümlesinde fâil
başa alındığında otomatik olarak mübteda ögesine dönüşür. Dolayısıyle bu
soru cümlesindeki مَا mübteda konumundadır. Yine ؟ مَا فِي يَدِكَ (Elinde ne var?)
soru cümlesinde مَا mübteda, فِي يَدِكَ kısmı da haberdir. Çünkü hiçbir zaman
harf-i cerli ve zarflı yapılardan mübteda olmaz.
Örnek مَا هَذَا؟ : 2 (Bu ne?) cümlesinde soru ismi haber mahallindedir.
Cevabı هَذَا قَلَمٌ şeklinde verilir ve cevapta مَا sorusunun karşılığı olarak قَلَمٌ
sözcüğü zikredilmiştir. Bu kelime de cümlede haber konumundadır.
Dolayısıyle مَا soru ismi de haber mahallindedir.
Örnek مَا قَرَأْتَ الْيَومَ؟ : 3 (Bugün ne okudun?) cümlesinde soru ismi mef’ûlün
bihdir. Cevabı قَرَأْتُ الْيَوْمَ قِصَّةً (Bugün bir hikaye okudum) şeklinde
verdiğimizde sorudaki مَا yerine cevapta قِصَّةً sözcüğünü ifade etmiş oluruz. O
da fiil cümlesinin mef’ûlün bihi durumundadır.
Aşağıdaki sorulara cevap veriniz ve soru isimlerinin cümledeki yerini belirtiniz.
مَا أَكَلْتَ فِي الْفَطُورِ؟
مَا فِي جَيْبِكَ؟
مَا اسْمُكَ؟
Soru ismi olan مَا edatının başına herhangi bir harf-i cer gelecek olsa bu
durumda sonundaki elifi düşmek zorundadır. Bunun gerekçesi ise ismi mevsul
olan مَا ile karışmamasıdır. Eğer başında harf-i cer olduğu halde sonunda elif
var ise o edat soru edatı değil ismi mevsuldür. Edatın başına gelen harf-i
cerler genelde fiilin kendisine ait harf-i cerlerdir. Zira Arapça’da bazı fiiller
daima belirli harfi cerlerle kullanılır. Örneğin حَافَظَ ، حَرَصَ، شَجَّعَ gibi fiiller daima
عَلَى harf-i ceri ile kullanılırlar.
Örnek بِمَ تَهْتَمُّ؟ : 1 (Neye önem veriyorsun?)أَهْتَمُّ بِاللُّغَةِ الْعَرَبِيَّةِ (Arapça’ya önem veriyorum.)
Örnek فِيمَ تُفَكِّرُ؟ : 2 (Neyi düşünüyorsun?)
أُفَكِّرُ فِي اْلاِمْتِحَانِ (Sınavı düşünüyorum.)
Aşağıdaki ifadelerde مَا soru isminin başına harf-i cerler getirerek soru
cümleleri oluşturunuz.
أُحَافِظُ عَلَى صِحَّتِي.
أَعْتَنِي بِوَاجِبَاتِي.
أَسْأَلُكَ عَنِ اْلاِخْتِبَارِ.
Soru ismi olan مَا edatının başına لِ harf-i ceri gelirse anlamı niçin olur ve لِمَ
şeklinde sonundaki elif düşürülerek yazılır. Şu hususa özellikle dikkat etmek
gerekir. Burada kullanılan لِ harf-i ceri herhangi bir fiil ile sürekli kullanılan harfi
cer değildir. Bir üstteki dikkat konusunda ele alınan harf-i cerler ise daima o
fiillerle kullanılan harflerdir.
Örnek: ؟ لِمَ خَرَجْتَ مِنَ الْفَصْلِ (Sınıftan niçin çıktın?)
خَرَجْتُ مِنَ الْفَصْلِ لِأَغْسِلَ وَجْهِي. (Sınıftan yüzümü yıkamak için çıktım)
نَّنِي مَرِيض. ◌َ خَرَجْتُ مِنَ الْفَصْل لأِ (Sınıftan hasta olduğum için çıktım)
مَاذَا . 3 : İnsan dışındaki varlıklar için kullanılır ve cümledeki durumuna
göre; ne?, neyi?, neye? gibi anlamlara gelir. Kullanım bakımından مَا soru
isminden farkı yoktur onun kullanıldığı yerlerde aynı şekilde kullanılır. Bu
soru ismi de cümlede mübteda, haber, mef’ûlün bih, v.s. gibi ögeler olabilir.
Örnek مَاذَا فِي حَقِيبَتِكَ؟ : 1 (Çantanda ne var?) cümlesinde soru ismi
mübtedadır. Cevabı فِي حَقِيبَتِي كِتَابٌ (Çantamda bir kitap var) şeklinde
verdiğimizde sorudaki مَاذَا yerine cevapta كِتَابٌ sözcüğüne yer verilmiştir. O
kelime de cümlenin sona gelmiş mübtedasıdır. Bilindiği gibi harf-i cerli ve
zarflı ifadelerden mübteda olmaz.
Örnek مَاذَا شَرِبْتَ؟ : 2 (Ne içtin?) cümlesinde soru ismi mef’ûlün bihdir.
Cevabı شَرِبْتُ الشَّايَ (Çay içtim) şeklinde verdiğimizde sorudaki مَاذَا
karşılığında cevapta الشَّايَ sözcüğü getirilmiştir. Bu durumda الشَّايَ sözcüğü
cümlenin mef’ûlün bihi olmaktadır.
Aşağıdaki مَاذَا soru ismiyle oluşturulmuş soruları cevaplayınız.
مَاذَا تُفَضِّلُ مِنَ الْمَشْرُوبَاتِ؟
مَاذَا فِي غُرْفَتِكَ؟
Soru ismi olan مَاذَا edatının başına لِ harf-i ceri gelirse anlamı “Niçin?” olur ve
لِمَاذَا şeklinde yazılır. Kullanımı da tıpkı لِمَ edatı gibidir.
Örnek: ؟ لِمَاذَا خَرَجْتَ مِنَ الْفَصْلِ (Sınıftan niçin çıktın?)
غْسِلَ وَجْهِي. ◌َ خَرَجْتُ مِنَ الْفَصْل لأِ (Sınıftan yüzümü yıkamak için çıktım)
131
نَّنِي مَرِيضٌ. ◌َ خَرَجْتُ مِنَ الْفَصْل لأِ (Sınıftan hasta olduğum için çıktım)
مَتَى . 4 : Zaman için kullanılan bir soru ismi ve anlamı “Ne zaman?” olup
cümlede genel olarak haber, zarf ve mecrûr olarak kullanılır.
Örnek مَتَى اْلاِخْتِبَارُ؟ : 1 (Sınav ne zaman?) isim cümlesinde soru ismi
haberdir. Cevabı اَلْاِخْتِبَارُ فِي السَّاعَةِ الْعَاشِرَة (Sınav saat onda) şeklinde
verdiğimizde sorudaki مَتَى yerine cevapta فِي السَّاعَةِ الْعَاشِرَةِ ifadesiyle cevap
verilmiştir. O ifade de isim cümlesinin haberidir. Bilindiği gibi harf-i cerli ve
zarflı ifadelerden mübteda olmaz.
Örnek مَتَى سَتُسَافِرُ إِلَى الْقَاهِرَةِ؟ : 2 (Kahire’ye ne zaman gideceksin?) fiil
cümlesinde soru ismi zarf (mef’ûlün fîh) konumundadır. Cevabı سَأُسَافِرُ إِلَى الْقَاهِرَةِ
الْيَوْمَ. (Kahire’ye bugün gideceğim.) şeklinde verdiğimizde sorudaki مَتَى yerine
cevapta الْيَوْمَ ifadesiyle cevap verilmiştir. O ifade de fiil cümlesinin zarfıdır.
Örnek مُنْذُ مَتَى تَتَعَلَّمُ الْعَرَبِيَّةَ؟ : 3 (Ne zamandan beri Arapça öğreniyorsun?) fiil
cümlesinde soru isminin başına harf-i cer olan مُنْذُ edatı gelmiştir ve mecrûr
konumundadır. Cevabı أَتَعَلَّمُ الْعَرَبِيَّةَ مُنْذُ سَنَةٍ (Bir yıldan beri Arapça öğreniyorum)
şeklinde verdiğimizde sorudaki مَتَى yerine cevapta سَنَةٍ ifadesiyle cevap
verilmiştir. Bu sözcük de harf-i cerin mecrûrudur.
مَتَى soru ismiyle oluşturulmuş aşağıdaki soruları cevaplayınız.
مَتَى عِيدُ الْفِطْرِ؟
مَتَى رَجَعْتَ مِنَ الْعُطْلَةِ؟
حَتَّى مَتَى تَجْتَهِدُ؟
أَيْنَ . 5 : Mekan için kullanılan bir soru ismi ve anlamı “nerede?, nereye?,
neresi?” olup cümlede genel olarak haber, zarf ve mecrûr olarak kullanılır.
Örnek أَيْنَ السَّيَّارَةُ؟ : 1 (Otomobil nerede?) isim cümlesinde soru ismi
haberdir. Cevabı اَلسَّيَّارَةُ فِي الْمَوْقِفِ (Otomobil park yerinde) şeklinde
verdiğimizde أَيْنَ soru isminin cevabı olarak فِي الْمَوْقِفِ ifadesi verilmiştir. O
ifade de isim cümlesinin haberidir. Bilindiği gibi harf-i cerli ve zarflı
ifadelerden mübteda olmaz.
Örnek أَيْنَ أَوْقَفْتَ السَّيَّارَةَ؟ : 2 (Otomobili nereye parkettin?) fiil cümlesinde
soru ismi zarf (mef’ûlün fîh) konumundadır. Cevabı أَوْقَفْتُ السَّيَّارَةَ أَمَامَ الْمَدْرَسَة
(Otomobili okulun önüne parkettim) şeklinde verdiğimizde أَيْنَ soru isminin
cevabı olarak أَمَامَ الْمَدْرَسَةِ ifadesi verilmiştir. O ifade de fiil cümlesinin
zarfıdır.
Örnek إِلَى أَيْنَ ذَهَبْتَ؟ : 3 (Nereye gittin?) fiil cümlesinde soru ismi başında
harf-i cer bulunduğu için mecrûrdur. Cevabı ذَهَبْتُ إِلَى الْمَدْرَسَةِ (Okula gittim)
şeklinde verdiğimizde إِلَى أَيْنَ soru isminin cevabı olarak إِلَى الْمَدْرَسَةِ ifadesi
verilmiştir. ( الْمَدْرَسَةِ ) kelimesi harf-i cerin mecrûrudur.
132
أَيْنَ soru ismiyle oluşturulmuş aşağıdaki soruları cevaplayınız.
أَيْنَ كِتَابُكَ؟
أَيْنَ وَضَعْتَ حَقِيبَتَكَ؟
مِنْ أَيْنَ قَدِمْتَ؟
كَيْفَ . 6 : Hal ve durum sormak için kullanılır ve “nasıl?” manasına gelir.
Cümlede genel olarak haber ve hal olarak kullanılır.
Örnek كَيْفَ أَنْتَ؟ : 1 (Nasılsın?) isim cümlesinde soru ismi haberdir. Cevabı
أَنَا بِخَيْرٍ وَالحَْمْدُ لِلَّهِ (Çok şükür ben iyiyim) şeklinde verdiğimizde كَيْفَ soru isminin
cevabı olarak بِخَيْرٍ ifadesi verilmiştir. O ifade de isim cümlesinde أَنَا
mübtedasının haberidir.
Örnek كَيْفَ جِئْتَ هُنَا؟ : 2 (Buraya nasıl geldin?) fiil cümlesinde soru ismi
haldir. Cevabı جِئْتُ هُنَا مَاشِيًا (Buraya yürüyerek geldim) şeklinde verdiğimizde
كَيْفَ soru isminin cevabı olarak مَاشِيًا ifadesi verilmiştir. O ifade de fiil
cümlesinde fâilin durumunu bildiren mansup isim olan haldir. Hal konusu
ikinci sınıfın ilgili ünitesinde ele alınacaktır.
كَيْفَ soru ismiyle oluşturulmuş aşağıdaki soruları cevaplayınız.
كَيْفَ حَالُكَ؟
كَيْفَ وَصَلْتَ إِلَى الْبَيْتِ؟
كَمْ . 7 : Sayı (aded) sormak için kullanılır ve “kaç?”, “ne kadar?”
manalarına gelir. Cümlede genel olarak mübteda, haber, mef’ûlün bih, harf-i
cerle mecrûr vs. olarak kullanılır. Bu soru isminden sonra genellikle müfred,
mansûb ve nekre bir isim gelir. Bu isme كَمْ in temyizi denir.
Örnek كَمْ طَالِبًا فِي الْفَصْلِ؟ : 1 (Sınıfta kaç öğrenci var?) isim cümlesinde soru
ismi olan كَمْ mübteda mahallindedir. Cevabı فِي الْفَصْلِ طَالِبٌ وَاحِدٌ (Sınıfta bir
öğrenci var) şeklinde verdiğimizde كَمْ soru isminin cevabı olarak طَالِبٌ ifadesi
verilmiştir. O ifade de isim cümlesinde فِي الْفَصْلِ haberinin mübtedasıdır. كَمْ
soru isminden sonra gelen müfred, mansûb ve nekre ismin tek görevi temyiz
olmaktır. Çünkü o, “kaç” ifadesindeki kapalılığı gidermektedir.
Örnek بِكَمْ لِيرَةٍ/لِيرَةً هَذَا الْكِتَابُ؟ : 2 (Bu kitap kaç lira?) isim cümlesinde soru
ismi olan بِكَمْ haber mahallindedir. Cevabı هَذَا الْكِتَابُ بِلِيرَةٍ وَاحِدَةٍ (Bu kitap bir
liraya) şeklinde verdiğimizde بِكَمْ soru isminin cevabı olarak بِلِيرَةٍ ifadesi
verilmiştir. O ifade de isim cümlesinde هَذَا الْكِتَابُ mübtedasının haberi
mahallindedir. Eğer كَمْ soru isminin başına harf-i cerlerden biri gelecek olsa
kemin temyizi olan nekre isim mansûb da olabilir, harf-i cerden dolayı
mecrûr da olabilir.
Örnek كَمْ كِتَابًا قَرَأْتَ؟ : 3 (Kaç kitap okudun?) fiil cümlesinde soru ismi
olan كَمْ mef’ûlün bihdir. Cevabı قَرَأْتُ كِتَابًا (Bir kitap okudum) şeklinde
verdiğimizde كَمْ soru isminin cevabı olarak كِتَابًا ifadesi verilmiştir. O ifade de
fiil cümlesinin mef’ûlün bihidir.
133
كَمْ soru ismiyle oluşturulmuş aşağıdaki soruları cevaplayınız.
كَمْ وَجْبَةً تَتَنَاوَلُ كُلَّ يَوْمٍ؟
كَمْ قَلَمًا عَلَى الْمَكْتَبِ؟
بِكَمْ دُولاَرٍ اِشْتَرَيْتَ هَذِهِ الدَّرَّاجَةَ؟
أَيُّ . 8 : Genellikle “hangi?”, “hangisi?”, “hangileri?” manalarına gelir.
Cümlede genel olarak mübteda, haber, mef’ûlün bih, harf-i cerle mecrûr,
muzâfun ileyh v.s olarak kullanılır. Bu soru ismi genellikle muzâf ve
kendisinden sonra gelen isim de muzâfun ileyh olur. Nadiren de tamlama
olmaksızın kullanılır. Arapça’daki tüm soru edatlarının son harekeleri hiçbir
zaman değişmez (mebnîdirler). Ancak bunların bir istisnası vardır bu da أَيُّ
soru ismidir. Bu edatın son harfinin harekesi cümledeki konumuna göre
değişir.
Örnek أَيُّ طَالِبٍ غَابَ الْيَوْمَ؟ : 1 (Bugün hangi öğrenci gelmedi?) isim
cümlesinde soru ismi olan أَيُّ mübtedadır ve zamme ile merfu‘dur. O ayrıca
muzâf ve onu takip eden sözcük طَالِبٍ de muzâfun ileyhtir. Cevabı غَابَ الطّالِبُ
الْمُجْتَهِدُ الْيَوْمَ (Bugün çalışkan öğrenci gelmedi) şeklinde verdiğimizde أَيُّ soru
isminin cevabı olarak الطَّالِبُ الْمُجْتَهِدُ ifadesi verilmiştir. O ifade de her ne kadar
fâili olarak görünse bile isim cümlesinde غَابَ الْيَوْمَ haberinin mübtedası
mahallindedir. Bilindiği gibi fiil cümlelerinde fâili başa aldığımızda bu cümle
otomatik olarak isim cümlesine ve fâil olan kelime de mübtedaya dönüşür.
Örnek فِي أَيِّ فَصْلٍ أَنْتَ؟ : 2 (Sen hangi sınıftasın?) isim cümlesinde soru ismi
olan فِي أَيِّ şibih cümle şeklinde haberdir. Cevabı أَنَا فِي الْفَصْلِ الثَّالِثِ (Ben üçüncü
sınıftayım) şeklinde verdiğimizde فِي أَيِّ فَصْلٍ soru ifadesinin cevabı olarak فِي
الْفَصْلِ الثَّالِثِ ifadesi verilmiştir. Cevap cümlesinde أَنَا sözcüğü mübteda onu
izleyen فِي الْفَصْلِ الثَّالِثِ ifadesi de şibih cümle şeklinde haberdir.
Örnek أَيَّ كِتَابٍ قَرَأَتَ؟ : 3 (Hangi kitabı okudun?) fiil cümlesinde soru ismi
olan أَيَّ cümlenin mef’ûlün bihidir. Cevabı قَرَأْتُ كِتَابَ الْقَوَاعِدِ (Gramer kitabını
okudum) şeklinde verdiğimizde أَيَّ sorusunun cevabı olarak كِتَابَ ifadesi
verilmiştir. Cevap cümlesinde كِتَابَ sözcüğü mef’ûlün bihtir.
Örnek بِأَيِّ قَلَمٍ كَتَبْتَ؟ : 4 (Hangi kalemle yazdın?) fiil cümlesinde soru ismi
olan بِأَيِّ harf-i cerle mecrûr isimdir. Cevabı كَتَبْتُ بِالْقَلَمِ اْلأَسْوَدِ (Siyah kalemle
yazdım) şeklinde verdiğimizde بِأَيِّ sorusunun cevabı olarak بِالْقَلَمِ ifadesi
verilmiştir. Cevap cümlesinde الْقَلَمِ sözcüğü harf-i cerle mecrûrdur.
Aşağıda أَيُّ soru ismiyle oluşturulmuş soruları cevaplayınız.
أَيُّ أُسْتَاذٍ قَالَ هَكَذَا؟
أَيَّ لُغَةٍ تُحِبُّ؟
فِي أَيِّ بَلَدٍ اَلْمَدِينَةُ الْمُنَوَّرَةُ؟
فِي أَيِّ شَقَّةٍ تَسْكُنُ؟
134
Yukarıda saydığımız soru edatları Arapça’da en yaygın olarak kullanılan
edatlardır. Bunların dışında klasik Arapça’da karşımıza çıkan başka soru
isimleri de vardır. Bunlar:
أَيَّانَ . 1 (ne zaman?) gelecek zaman için kullanılan bir soru ismidir.
أَيَّانَ يَوْمُ الدِّينِ؟ (Kıyamet günü ne zaman?)
أَيَّانَ تَرْجِعُ؟ (Ne zaman döneceksin?)
يَسْأَلُ أَيَّانَ يَوْمُ الْقِيَامَةِ؟ (Kıyamet günü ne zaman? diye sorar.)
أَنىَّ . 2 (nasıl?, ne zaman?, nerede?, nereden?) manalarına gelir.
يَا مَرْيَمُ أَنىَّ لَكِ هَذَا؟ (Ey Meryem bu sana nereden geldi?)
أَنىَّ جِئْتَ يَا عَلِيُّ؟ (Ne zaman geldin? Ali!)
َا؟ -
Sayılar – Arapça Rakamlar – Arapça Rakamların Yazılışı ve Okunuşu
1- 10 ARASI ARAPÇA SAYILAR
Arapça Sayılar – Arapça Rakamlar – Arapça Rakamların Yazılışı ve Okunuşu

ARAPÇA-RAKAMLARIN-YAZILIŞ-VE-OKUNUŞLARI-arapça sayılar 
1- 10 ARASI ARAPÇA SAYILAR
Müennesde Sayılar
Müzekkerde Sayılar
Sıfır صِفْرٌ
۰ 0
Vahid وَاحِدَةٌ – إحْدَى
وَاحِدٌ – أَحَدٌ
۱ 1 İsnan اِثْنَتَانِ – اثْنَتَيْنِ
اِثْنَانِ – إثْنَيْنِ
۲ 2 Selase ثَلاَثٌ
ثَلاثَةٌ
۳ 3 Erbea أرْبَعٌ
أَربَعَةٌ
٤ 4 Hamse خَمْسٌ
خَمْسَةٌ
٥ 5 Sitte سِتُّ
سِتَّةٌ
٦ 6 Seb a سَبْعٌ
سَبْعَةٌ
۷ 7 Semaniye ثَمَانٍ
ثَمَانِيَةٌ
۸ 8 Tis’a تِسْعٌ
تِسْعَةٌ
۹ 9 Aşera عَشْرٌ
عَشَرَةٌ
۱۰ 10 10-20 ARASI ARAPÇA SAYILAR
ehade aşer
أحد عشر 11 isnâ aşer اثنا عشر 12 selase aşer ثلاثة عشر 13 erba a aşer أربعة عشرة 14 hamse aşer خمسة عشر 15 sitte aşer ست عشرة 16 seb a aşer سبعة عشر 17 semaniye aşer ثمانية عشر 18 tis a aşer تسعة عشر 19 İşruun عشرون 20 21-31 ARASI ARAPÇA SAYILAR
Vahid ve İşruun واحد و عشرون 21 İsnani ve İşruun إثنان و عشرون 22 Selase ve İşruun ثلاثة و عشرين 23 Erbea ve İşruun أربع و عشرين 24 Hamze Ve İşruun خمسة و عشرين 25 Sitte ve İşruun ستة و عشرين 26 Seb’a ve İşruun سبعة و عشرون 27 Semaniye ve İşruun ثمانية و عشرين 28 Tis’a ve İşruun تسعة و عشرون 29 Selasuun ثلاثون 30 Vahid ve Selasun واحد و ثلاثون 31 Onluk 10-100 ARASI ARAPÇA SAYILAR
İşruun
٢.
عِشْرُونَ
20
Selasun
٣.
ثَلاَثُونَ
30
Erbaun
٤.
اَرْبَعُونَ
40
Hamsun
٥.
خَمْسُونَ
50
Sittun
٦.
سِتُّونَ
60
Sebun
٧.
سَبْعُونَ
70
Semanun
٨
ثَمَانُونَ
80
Tesun
٩.
تِسْعُونَ
90
Mietun
١..
مِئَة
100
1000-10000 ARASI ARAPÇA SAYILAR
Mietün
مائة
100
Mietani
مائتان
200
Selasü Mie
ثلاثمائة
300
Erbau Mie
أربعمائة
400
hamsu mie
خمسمائة
500
Sittu Mie
ستمائة
600
Seb’u Mie
سبعمائة
700
Semanu Mie
ثمانمائة
800
Tisu Mie
تسعمائة
900
Elfun
اَلْف
1000
Örnekler:
ARAPÇA YÜZLER BASAMAĞI ÖRNEKLER
Mie ve vâhid مِاءَةٌ و وَاحِدٌ 101
Mie ve aşer مِاءَةٌ وَ عَشَرَ 110 Mie ve vahid aşer مِاءَةٌ وَاَحَدَ عَشَرَ 111 Mie ve işrûn مِاءَةٌ وَعِشْرُونَ 120 Mie ve hamse ve işrûn مِاءَةٌ وَخَمْسَةٌ وَ عِشْرُونَ 125 مائة 100 مائة وواحد 101 مائة واثنان 102 مائة وثلاثة 103 مائة وأربعة 104 مائة وخمسة 105 مائة وستة 106 مائة وسبعة 107 مائة وثمانية 108 مائة وتسعة 109 مائة وعشرة 110 مائة وأحد عشر 111 مائة واثنا عشر 112 مائة وثلاثة عشر ARAPÇA BİNLER BASAMAĞI
Arapça Binler Sayıları Rakamları Okunuş Ve Yazılışı
Elf أَلْفٌ 1000 Elfaan – Elfeyn أَلْفَانِ 2000 Selasete âlâf ثَلاَثَةُآلاَفٍ 3000 Erbe’ate âlâf اَرْبَعَةُآلاَفٍ 4000 Hamsete âlâf خَمْسَةُآلاَفٍ 5000 Sittete âlâf سِتَّةُآلاَفٍ 6000 Seb’ate âlâf سَبْعَةُآلاَفٍ 7000 Semaniyete âlâf ثَمَانِيَةُآلاَفٍ 8000 Seb’ate âlâf تِسْعَةُآلاَفٍ 9000 Aşrete âlâf عَشَرَةُآلاَفٍ 10000 Milyuun مْلْيُوْن 1000000 Milyuneyn مْلْيُوْنين 2000000 Selasete Milyun ثَلاثَةٌ مْلْيُوْن 3000000 Milyar الْفِ مِلْيُون Milyar مِلْيَارٌ (ج) مِلْيَارَاتٌ Örnekler
Elfun
١…
اَلْف
1000
elfani
٢…
اَلْفَانِ
2000
Selasete elafun
٣…
ثَلاَثَة آلاَفٍ
3000
Hamsete elafun
٥…
خَمْسَة آلاَفٍ
5000
Milyuun
١……
مْلْيُوْن
1000000
Kuran Sayıları
ARAPÇA SAYILARIN TÜRKÇE OKUNUŞU
Nısf نصف Yarım
Sülüs ثلث Üçte Bir
Rubuğ ربع Dörtte Bir
On bin aşare âlâf عشر آلاف
On bir bin ehde aşar elf احد عشر الف
Yirmi bin İşrûne elf عِشْرُون َالْف
Yirmi bir bin Vahid ve işrûne elf وَاحِد وَ عِشْرُون َالْف
Yüz bin Mie ve elf ماءة و الف
İki yüz bin Mietâ elf مائتا الف
ARAPÇA SAYILAR TABLO HALİNDE
MÜZEKKER MÜENNES ARAPÇA SAYILAR KURALLARIYLA SAYILAR
Müennesde Sayılar
Müzekkerde Sayılar
وَاحِدَةٌ – إحْدَى
وَاحِدٌ – أَحَدٌ
۱ 1 اِثْنَتَانِ – اثْنَتَيْنِ
اِثْنَانِ – إثْنَيْنِ
۲ 2 ثَلاَثٌ
ثَلاثَةٌ
۳ 3 أرْبَعٌ
أَربَعَةٌ
٤ 4 خَمْسٌ
خَمْسَةٌ
٥ 5 سِتُّ
سِتَّةٌ
٦ 6 سَبْعٌ
سَبْعَةٌ
۷ 7 ثَمَانٍ
ثَمَانِيَةٌ
۸ 8 تِسْعٌ
تِسْعَةٌ
۹ 9 عَشْرٌ
عَشَرَةٌ
۱۰ 10 صِفْرٌ
۰ 0 ARAPÇA Bir Sayısı
وَاحِدٌ ve وَاحِدَةٌ kelimeleri sıfat tamlaması gibi daima sayılacak olan varlığın isminden sonra gelir.
رَجُلٌ وَاحِدٌ
bir adam بِنْتٌ وَاحِدَةٌ
bir kız أَحَدٌ (Bir) çoğul halinde bulunan ismin bir tekini ayırarak gösterir. O zaman çoğul haldeki bir isimle tamlama yapar yahut (مِنْ den\dan) edatı ile gelir.
أَحَدُ الرِّجَالِ
adamların biri, bir adam أَحَدٌ مِنَ الِّرجَالِ
adamlardan biri, bir adam إحْدَى النِّسَاءِ
kadınların biri, bir kadın إحْدَى مِنَ النِّسَاءِ
kadınlardan biri, bir kadın إحْدَاهُنَّ
onlar (kadınlar)dan birisi Not: Başına اَلْ takısı gelen اَلْوَاحِدُ ve اَلْأَحَدُ Allah’ın adı olup “Tekrar etmeyen eşi dengi, benzeri olmayan Bir” manasına gelir.
ARAPÇA İki Sayısı
اِثْنَانِ ve اِثْنَتَانِ kelimelerine gerek olmaksızın o iki şeyin isimlerinin tesniye halindeki kaidelerine uygun halini söyleriz. Ancak اِثْنَانِ ve اِثْنَتَانِ vurgulama olarak kullanılır ve aynı bir sayısında olduğu gibi sıfat şeklinde sayılacak şeyin arkasından gelir.
يَومٌ
gün يَوْمَانِ
iki gün (merfû durumu) يَوْمَيْنِ
iki gün (mansûb ve mecrûr durumu) اَلسَّاعَةُ
saat اَلسَّاعَتَانِ
iki saat (merfû durumu) اَلسَّاعَتَيْنِ
iki saat (mansûb ve mecrûr durumu) اَلْوَلَدُ
çocuk وَلَداَنِ اثْناَنِ
iki çocuk (merfû durumu) وَلَدَيْنِ اثْنَيْنِ
iki çocuk (mansûb ve mecrûr durumu) اَلْبِنْتُ
kız بِنْتاَنِ اثْنَتاَنِ
iki kız (merfû durumu) بِنْتَيْنِ اثْنَتَيْنِ
iki kız (mansûb ve mecrûr durumu) ARAPÇA 3-10 ARASI SAYILAR
3-10 arası sayılar cinsiyet bakımından tam tersine müzekkerleri müennes gibi kullanılır. Yani müzekker isimlere ait sayılar müennes tâ-i merbutası alır. Eğer isim müennes ise sayılar tâ-i merbutasız olur. 3-10 arası sayılan şey, sayı ile isim tamlaması şeklinde gelir. Ancak sayılan şey (muzâfun ileyh) hep çoğul ve esre tenvinlidir.
رَجُلٌ
adam رِجَالُ
adamlar ثَلاَثَةُ رِجَالٍ
üç adam اِمْرَأَةٌ
kadın نِسَاءٌ
kadınlar ثَلاَثُ نِسَاءٍ
üç kadın ثَلاَثُ بَنَاتٍ
üç kız سَبْعُ لَيَالٍ
yedi gece أرْبَعَةُ أيَّامٍ
dört gün Görüldüğü gibi sayılan isim çoğul, nekre ve esre tenvinlidir.
3 ile 10 arası sayılarda sayılan şey koyun gibi veya kavm gibi cemi bir isim olursa مِنْ takısı ile kullanılır.
ثَلاَثٌ مِنَ الْغَنَمِ
üç koyun أرْبَعٌ مِنَ الْقَوْمِ
kavimden dört kişi 3 ile 9 arasındaki belli olmayan miktar بِضْعٌ (birkaç) kelimesiyle ifade edilir. بِضْعٌ kelimesi sayılanın aksi cinsinde olur:
بِضْعَةُ رِجَاَلٍ
birkaç adam بِضْعُ سِنيِنَ
birkaç sene بِضْعَةُ أَيَّامٍ
birkaç gün بِضْعُ لَياَلٍ
birkaç gece 3 ile 10 arasındaki kesirli sayılar فُعُلٌ vezninde yapılır:
ثُلُثٌ
خُمُسٌ
سُبُعٌ
تُسُعٌ
üçte bir 1/3
1/5
1/7
1/9
رُبُعٌ
سُدُسٌ
ثُمُنٌ
عُشُرٌ
١/٤
١/٦
١/٨
١/.١
dörtte bir 1/4
1/6
1/8
onda bir 1/10
Üleştirme sayıları “üçer üçer”den “onar onar”a kadar فُعاَلُ veya (مَفْعَلُ) kalıblarında yapılır. Bu kalıplarda gelen üleştirme sayıları gayr-i münsariftir (esre vetenvin almaz):
مَوْحَدُ
birer birer
أُحاَدُ مَثْنَى
ikişer ikişer
ثُناَءُ مَثْلَثُ
üçer üçer
ثُلاَثُ مَسْبَعُ
yedişer yedişer
سُباَعُ مَعْشَرُ
onar onar
عُشاَرُ فَدَخَلُوا مَثْنَى وَ ثُلاَثَ وَ رُباَعَ
İkişer, üçer ve dörder girdiler. F Asıl sayıların tekrarlanmasıyla da üleştirme sayıları elde edilir
Müennes
Müzekker
واَحِدَةً واَحِدَةً
birer birer
واَحِداً واَحِداً
اِثْنَتَيْنِ اثْنَتَيْنِ
ikişer ikişer
إِثْنَيْنِ اثْنَيْنِ
ثَلاَثَةً ثَلاَثَةً
üçer üçer
ثَلاَثاً ثَلاَثاً
عَشْرَةً عَشْرَةً
onar onar
عَشْراً عَشْراً
عِشْريِنَ عِشْريِنَ
yirmişer yirmişer
عِشْريِنَ عِشْريِنَ
Önemli not: a) Sayı normalde kullandığımızın dışında belirli bir kelimeden sonra gelirse sıfat olur:
اَلْأَسْماَءُ الْخَمْسَةُ
خَمْسَةُ أَسْماَءٍ
(beş isim) اَلْمُدُنُ الْأَرْبَعُ
أَرْبَعُ مُدُنٍ
(dört şehir) يَخْلُقُكُمْ فِي بُطُونِ أُمَّهَاتِكُمْ خَلْقًا مِن بَعْدِ خَلْقٍ فِي ظُلُمَاتٍ ثَلاثٍ
Sizi annelerinizin karınlarında, üç karanlık içinde yaratıyor (Zümer 6).
وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًا Üstünüzde yedi sağlam (göğü) bina ettik (Nebe 12).
b) كَمْ soru edatı olarak “kaç …” anlamındadır. Adedini öğrenmek istediğimiz isim bu edattan sonra müfred, mansûb ve nekre olarak gelir.
*(كَمْ) in başına ( بِكَمْ kaça) gibi harf-i cer gelirse; öğrenilmek istenen miktar mansûb da okunabilir, mecrûr da okunabilir[1]. Bu kurallarla ilgili olarak aşağıdaki örnekleri inceleyiniz.
Cümle Örnekleri:
Bir ve İki Sayısı Örnekleri:
1-كَمْ مُدِيراً فِي الْمَدْرَسَةِ ؟ فِي الْمَدْرَسَةِ مُدِيرٌ واَحِدٌ .
2- كَمْ حَقِيبَةً اشْتَرَيْتَ ؟ إِشْتَرَيْتُ حَقِيبَةً واَحِدَةً .
3- لِلْمُسْلِمِينَ تاَرِيخٌ واَحِدٌ – يَرْتَبِطُ[2] الْمُسْلِمُونَ بِعَقِيدَةٍ واَحِدَةٍ.
4- تَناَوَلَ الْأَوْلاَدُ وَجْبَةً واَحِدَةً – كاَنَ[3] عاَدِلٌ يَدْرُسُ فِي أَحَدِ الْبِلاَدِ الأَجْنَبِيَّةِ[4].
5- أَيْنَ الصَّدِيقاَنِ؟ هُماَ فِي الصَّفِّ. ماَذاَ يَفْعَلاَنِ ؟ أَحَدُهُماَ يَكْتُبُ وَ الْآخَرُ يَقْرَأُ.
6- أَقاَمَ[5] أَبُو بَكْرٍ فِي مَكَّةَ يَوْماً واَحِداً – أَناَ أَكْتُبُ فيِ الشَّهْرِ رِساَلَةً واَحِدَةً وَ أَسْتَلِمُ[6] فيِ الشَّهْرِ رِساَلَتَيْنِ.
7- كَمْ بِنْتاً فِي الْمَكْتَبَةِ ؟ فِي الْمَكْتَبَةِ بِنْتاَنِ اثْنَتاَنِ.
8- قَرَأْتُ كِتاَبَيْنِ اثْنَيْنِ عَنِ الْإسْلاَمِ – يَتَحَدَّثُ[7] الناَّسُ فِي بَلَدِي لُغَتَيْنِ اثْنَتَيْنِ .
Tercüme:
1- Okulda kaç müdür var ? Okulda bir müdür var.
2- Kaç çanta satın aldın? Bir çanta satın aldım.
3- Müslümanların bir tarihi vardır. Müslümanlar tek bir akide ile (birbirine) bağlantılıdır.
4- Çocuklar tek bir öğün yedi. Adil yabancı ülkelerin birinde okuyor idi.
5- İki arkadaş nerede? O ikisi sınıftadır. Ne yapıyorlar? Birisi yazıyor diğeri okuyor.
6- Ebûbekir Mekke’de bir gün ikamet etti. Ben ayda bir mektup yazıyorum ve ayda iki mektup (teslim) alıyorum.
7- Kütüphanede kaç kız var? Kütüphanede iki kız var.
8- İslâm hakkında iki kitap okudum. Benim ülkemde insanlar iki dil konuşuyor.
Üç- On Arası Sayı Örnekleri:
1- كَسَرَ خاَلِدٌ فِي تِلْكَ الْمَعْرَكَةِ نَحْوَ[8] سَبْعَةِ سُيُوفٍ – وُلِدَ خاَلِدٌ قَبْلَ الْإِسْلاَمِ بِنَحْوِ ثَماَنِي سَنَواَتٍ.
2- فيِ حُجْرَةِ الْجُلوُسِ ثَلاَثَةُ كَراَسِيٍّ وَ طاَوِلَةٌ واَحِدَةٌ – قاَلَ الْمُدَرِّسُ : ” اَللُّغَةُ الْعَرَبِيَّةُ أَرْبَعُ حِصَصٍ[9] فيِ الْأُسْبوُعِ.
3- ساَفَرَ مُحَمَّدٌ إِلَى السُّعوُدِيَّةِ قَبْلَ ثَلاثِ سَنَواَتٍ – بِكَمِ الْقَلَمُ ؟ الْقَلَمُ بِعَشْرَةِ قُروُشٍ – الْكُرَةُ بِتِسْعَةِ قُروُشٍ
4- كَمْ صوُرَةً أَحْضَرْتِ؟ أَحْضَرْتُ ثَلاَثَ صُوَرٍ – كَمْ طاَلِباً وَجَدْتَ ؟ وَجَدْتُ سَبْعَةَ طُلاَّبٍ – كَمْ تِلْميِذاً عَرَفْتِ ؟ عَرَفْتُ خَمْسَةَ تَلاَميِذٍ – قَرَأْناَ خَمْسَ قِصَصٍ.
5- كَمْ وَجْبَةً تَأْكُليِنَ فيِ الْيَوْمِ ؟ آكُلُ فيِ الْيَوْمِ ثَلاَثَ وَجَباَتٍ – تَاْكُلُ فاَطِمَةُ فيِ الْيَوْمِ ثَلاَثَ وَجَباَتٍ.
6- كَمْ يَوْماً تَدْرُسُ فيِ الْأُسْبوُعِ ؟ أَدْرُسُ فيِ الأُسْبوُعِ سِتَّةَ أَياَّمٍ – كَمْ حِصَّةً تَدْرُسُ فيِ الْيَوْمِ ؟ أَدْرُسُ فيِ الْيَوْمِ خَمْسَ حِصَصٍ – أَكْتُبُ فيِ الْيَوْمِ خَمْسَ ساَعاَتٍ.
7- أَقْرَأُ فيِ الْيَوْمِ أَرْبَعَ ساَعاَتٍ – أَقْرَأُ فيِ الْيَوْمِ أَرْبَعَ مَجَلاَّتٍ – أَقْرَأُ فيِ الْيَوْمِ ثَلاَثَ صُحُفٍ . أَكْتُبُ فيِ الْأُسْبوُعِ سِتَّةَ دُروُسٍ.
8- أُقاَبِلُ فيِ الْأُسْبوُعِ سِتَّةَ مُدَرِّسيِنَ -كَمْ قَلَماً تَشْتَريِ فيِ الْأُسْبوُعِ ؟– أَشْتَريِ فيِ الْأُسْبوُعِ سِتَّةَ أَقْلاَمٍ –كَمْ كِتاَباً تَقْرَأُ فيِ الْأُسْبوُعِ؟ – أَقْرَأُ فيِ الْأُسْبوُعِ ثَلاَثَةَ كُتُبٍ.
9- أُوَدِّعُ[10] فيِ الْأُسْبوُعِ سِتَّةَ مُساَفِريِنَ – كَمْ سُؤاَلاً تَسْأَلُ فيِ الْأُسْبوُعِ ؟ أَسْأَلُ فيِ الْأُسْبوُعِ ثَلاَثَةَ أَسْئِلَةٍ – كَمْ صَلاَةً تُصَليِّ[11] فيِ الْيَوْمِ ؟ أُصَليِّ فيِ الْيَوْمِ خَمْسَ صَلَواَتٍ.
10-كَمْ رِساَلَةً يَكْتُبُ إِبْراَهيِمُ فيِ الْأُسْبوُعِ ؟ يَكْتُبُ إِبْراَهيِمُ فيِ الْأُسْبوُعِ أَحْياَناً خَمْسَ رَساَئِلَ وَ أَحْياَناً سِتَّ رَساَئِلَ – كَمْ رِساَلَةً يَسْتَلِمُ إِبْراَهيِمُ فيِ الْأُسْبوُعِ ؟ يَسْتَلِمُ إِبْراَهيِمُ فيِ الْأُسْبوُعِ سَبْعَ رَساَئِلَ وَ أَحْياَناً أَقَلَّ[12] وَ أَحْياَناً أَكْثَرَ.
11- تَتَكَوَّنُ[13] عاَئِلَةُ عَبْدِ اللَّهِ مِنْ تِسْعَةِ أَشْخاَصٍ[14]- اِنْتَظَرَ الْحاَفِلَةَ خَمْسَ دَقاَئِقَ تَقْريِباً – يَقْضيِ[15] بَعْضُ الْمُسْلِمِينَ عِدَّةَ ساَعاَتٍ فِي تِلاَوَةِ الْقُرْآنِ .
12- يَقْضِي بَعْضُ الساَّئِقِينَ[16] تِسْعَ ساَعاَتٍ فِي قِياَدَةِ السَّياَّرَةِ – يَقْضِي بَعْضُ الطُّلاَبِ سَبْعَ سَنَواَتٍ فِي دِراَسَةِ الطِّبِّ.
Tercüme:
1- Hâlit o savaşta yaklaşık yedi kılıç kırdı. Hâlit İslâm’dan yaklaşık sekiz sene önce doğdu.
2- Oturma odasında 3 sandalye ve bir masa var. Öğretmen (şöyle) dedi: “Arapça dil (dersi) haftada dört saattir.”
3- Muhammed üç sene önce Suud(i (Arabistan)’a gitti. Kalem kaça ? Kalem on kuruştur. Top dokuz kuruştur.
4- Kaç resim getirdin? Üç resim getirdim. Kaç öğrenci buldun? Yedi öğrenci buldum. Kaç öğrenci tanıdın? Beş öğrenci tanıdım. Beş hikâye okuduk.
5- Günde kaç öğün yersin? Günde üç öğün yerim. Fâtıma günde üç öğün yer.
6- Haftada kaç gün eğitim görüyorsun? Haftada altı gün eğitim görüyorum. Günde kaç saat ders yapıyorsun? Günde beş saat ders yapıyorum. Günde beş saat yazıyorum.
7- Günde dört saat okuyorum. Günde dört dergi okuyorum. Günde üç gazete okuyorum. Haftada altı ders yazıyorum.
8- Haftada altı öğretmenle karşılaşıyorum. Haftada kaç kalem satın alıyorsun? Haftada altı kalem satın alıyorum. Haftada kaç kitap okuyorsun? Haftada üç kitap okuyorum.
9- Haftada altı yolcu uğurluyorum. Haftada kaç soru soruyorsun? Haftada üç soru soruyorum. Günde kaç (vakit) namaz kılıyorsun? Günde 5 (vakit) namaz kılıyorum.
10-İbrahim haftada kaç mektup yazıyor? İbrâhim haftada bazen beş mektup bazen altı mektup yazıyor. İbrahim haftada kaç mektup (teslim) alıyor? İbrâhimhaftada yedi mektup bazen daha az bazen daha çok (mektup) (teslim) alıyor.
11- Abdullah’ın ailesi dokuz şahıstan oluşuyor. Otobüsü yaklaşık beş dakika bekledi. Bazı müslümanlar Kur’ân tilâvetinde birkaç saat geçiriyor.
12- Bazı şöförler araba sürümünde dokuz saat geçiriyor. Bazı öğrenciler tıp tahsilinde yedi sene geçiriyor.
ARAPÇA 11-20 ARASI SAYILAR
Müennesde
Müzekkerde
إحْدَى عَشَرَةَ
أحَدَ عَشَرَ
١١
11
اِثْنَتَا عَشَرَةَ
اِثْناَ عَشَرَ
١٢
12
ثَلاَثَ عَشَرَةَ
ثَلاَثَةَ عَشَرَ
١٣
13
أرْبَعَ عَشَرَةَ
أرْبَعَةَ عَشَرَ
١٤
14
خَمْسَ عَشَرَةَ
خَمْسَةَ عَشَرَ
١٥
15
سِتَّ عَشَرَةَ
سِتَّةَ عَشَرَ
١٦
16
سَبْعَ عَشَرَةَ
سَبْعَةَ عَشَرَ
١٧
17
ثَمَانِيَ عَشَرَةَ
ثَمَانِيةَ عَشَرَ
١٨
18
تِسْعَ عَشَرَةَ
تِسْعَةَ عَشَرَ
١٩
19
عِشْرُونَ
عِشْرُونَ
٢٠
20
Dikkat: a) 11 sayısında (أَحَدٌ) kelimesinin müennesi (إِحْدَى) dır.
إِحْدَى عَشرَةَ
أَحَدَ عَشَرَ
b) 12’nin müzekkerinde her iki sayıda tâ’sız, müennesinde her iki sayı da tâ’lıdır:
اِثْنَتاَ عَشَرَةَ اِثْناَ عَشَرَ 11-20 arası ma’dûd (sayılan şeyler) nekre ve fetha tenvinli olarak gelir. Sayılan şey müzekkerse sayıda müzekker, müennes ise sayıda müennes olur.
11-19 arası rakamlar 12 nin nasb ve cer hali dışında fetha üzere mebnidir:
أَحَدَ عَشَرَ بَيْتاً
11 ev
إِحْدَى عَشَرَةَ مَدِينَةً
11 şehir
إِنَّ أَحَدَ عَشَرَ بَيْتاً
gerçekten 11 ev
(nasb edatıyla)
إِنَّ إِحْدَى عَشَرَةَ مَدِينَةً
gerçekten 11 şehir(nasb edatıyla) مِنْ أَحَدَ عَشَرَ بَيْتاً
11 evden
(câr-mecrûr)
مِنْ إِحْدَى عَشَرَةَ مَدِينَةً
11 şehirden
(câr-mecrûr)
اِثْناَ عَشَرَ بَيْتاً
12 ev
اِثْنَتاَ عَشَرَةَ مَدِينَةً
12 şehir
إِنَّ اثْنَيْ عَشَرَ بَيْتاً
gerçekten 12 ev
(nasb edatıyla)
إِنَّ اثْنَتَيْ عَشَرَةَ مَدِينَةً
gerçekten 12 şehir
(nasb edatıyla)
مِنْ اثْنَيْ عَشَرَ بَيْتاً
12 evden
(câr mecrûr)
مِنْ اثْنَتَيْ عَشَرَةَ مَدِينَةً
12 şehirden
(câr mecrûr)
ثَلاَثَةَ عَشَرَ بَيْتاً
13 ev
ثَلاَثَ عَشَرَةَ مَدِينَةً
13 şehir
إِنَّ ثَلاَثَةَ عَشَرَ بَيْتاً
gerçekten 13 ev
(nasb edatıyla)
إِنَّ ثَلاَثَ عَشَرَةَ مَدِينَةً
gerçekten 13 şehir
(nasb edatıyla)
مِنْ ثَلاَثَةَ عَشَرَ بَيْتاً
13 evden
(câr-mecrûr)
مِنْ ثَلاَثَ عَشَرَةَ مَدِينَةً
13 şehirden
(câr-mecrûr)
إشْتَرَيْتُ أَحَدَ عَشَرَ قَلَماً
Onbir kalem satın aldım. جَاءَتْ إحْدَى عَشَرَةَ تِلْمِيْذَةً
Onbir kız öğrenci geldi. إشْتَرَى عَمِّي أَرْبَعَةَ عَشَرَ كِتاَباً لِلْمَدْرَسَةِ
Amcam okul için ondört kitap aldı. Not: (عَشَرَ) kelimesi tek olduğu zaman (ش) harf-i cezimli okunur:
عَشْرُ بَناَتٍ
On kız عَشْرَةُ أَوْلاَدٍ
On çocuk Fakat 11-19 arası sayılarda (ش) harf-i fethalı okunur:
أَرْبَعَةَ عَشَرَ يَوْماً
Ondört gün خَمْسَ عَشَرَةَ لَيْلَةً
Onbeş gece Cümle Örnekleri
1- كَمْ ناَفِذَةً لِلْمَنْزِلِ ؟ لِلْمَنْزِلِ سِتَّ عَشَرَةَ ناَفِذَةً.
2- كَمْ سَنَةً عُمْرُكَ ؟ عُمْريِ خَمسَ عَشَرَةَ سَنَةً.
3- الْكِتاَبُ بِخَمْسَةَ عَشَرَ قِرْشاً – تَتَكَوَّنُ الْعِماَرَةُ مِنْ أَحَدَ عَشَرَ دَوْراً.
4- يَتَكَوَّنُ[17] الْفَريِقُ مِنْ أَحَدَ عَشَرَ لاَعِباً – يَتَكَوَّنُ الْكِتاَبُ مِنْ احْدَى عَشَرَةَ قِصَّةً.
5- تَتَكَوَّنُ مَكْتَبَتيِ مِنْ أَحَدَ عَشَرَ كِتاَباً – فِي الْمَكْتَبَةِ أَحَدَ عَشَرَ كِتاَباً فِي الطِّبِّ.
6- دَرَسَ ابْنُ سِيناَ أَكْثَرَ مِنْ اثْنَيْ عَشَرَ عِلْماً – زاَرَ ابْنُ سِيناَ أَكْثَرَ مِن اثْنَتَيْ عَشَرَةَ مَدِينَةً.
7- يَتَكَوَّنُ كِتاَبُ الشِّفاَءِ مِنْ ثَماَنِيَةَ عَشَرَ مُجَلَّداً – فِي الْمُسْتَشْفَى خَمْسَةَ عَشَرَ طَبِيباً.
8- حَفِظْتُ إِحْدَى عَشَرَةَ سُورَةً مِنَ الْقُرْآنِ – وَصَلَ اثْناَ عَشَرَ تِلْمِيذاً.
9- كتَبْتُ اثْنَتَيْ عَشَرَةَ رِساَلَةً – فَحَصَ الطَّبِيبُ سَبْعَةَ عَشَرَ مَرِيضاً.
10- فِي الْحُكُومَةِ أَحَدَ عَشَرَ وَزِيراً – كَمْ شَهْراً فِي السَّنَةِ ؟ فِي السَّنَةِ اثْناَ عَشَرَ شَهْراً.
11- لِي اثْناَ عَشَرَ صَدِيقاً – قَضَيْتُ فِي الْخاَرِجِ سَبْعَةَ عَشَرَ يَوْماً
12- وَصَلَتْ ثَلاَثَ عَشَرَةَ مُدَرِّسَةً جَدِيدَةً .
Tercüme:
1- Evin kaç penceresi var? Evin 16 penceresi var.
2- Kaç yaşındasın? 15 yaşındayım. (Ömrün kaç sene? Ömrüm 15 senedir.)
3- Kitap 15 kuruştur. Apartman 11 kattan oluşur.
4- Takım 11 oyuncudan oluşuyor.Kitap 11 kıssadan oluşuyor.
5- Kütüphanem 11 kitaptan oluşuyor. Kütüphanede tıp sahasında 11 kitap var.
6- İbn Sînâ 12 den daha çok ilim (sahası) tahsil etti. İbn Sinâ 12’den daha fazla şehir ziyaret etti.
7- (İbn Sînâ’nın) Şifâ (adlı) kitabı 18 ciltten oluşur. Hastanede 15 doktor vardır.
8- Kur’ân’dan 11 sure ezberledim. 12 öğrenci geldi (ulaştı).
9- 12 mektup yazdım. Doktor 17 hasta muayene etti.
10- Devlette 11 bakan vardır. Senede kaç ay vardır? Senede 12 ay vardır.
11- Benim 12 arkadaşım var. Dışarda 17 gün geçirdim.
12- 13 yeni öğretmen geldi.
¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯
Arapça 1 den 100 Rakamlar Sayılar

1 den 100 Arapça Rakamların Tamamı
Rakam Arapça Yazılışı 0 صفر 1 واحد 2 اثنان 3 ثلاثة 4 أربعة 5 خمسة 6 ستة 7 سبعة 8 ثمانية 9 تسعة 10 عشرة 11 أحد عشر 12 اثنا عشر 13 ثلاثة عشر 14 أربعة عشرة 15 خمسة عشر 16 ست عشرة 17 سبعة عشر 18 ثمانية عشر 19 تسعة عشر 20 عشرون 21 واحد وعشرون 22 إثنان وعشرون 23 ثلاثة وعشرين 24 أربع وعشرين 25 خمسة وعشرين 26 ستة وعشرين 27 سبعة وعشرون 28 ثمانية وعشرين 29 تسعة وعشرون 30 ثلاثون 31 ثلاثون واحد 32 اثنين وثلاثين 33 ثلاثة وثلاثين 34 أربعة وثلاثين 35 خمسة وثلاثين 36 ستة وثلاثين 37 سبعة وثلاثون 38 ثمانية وثلاثون 39 ثلاثين تسعة 40 أربعون 41 أربعون واحد 42 اثنين وأربعين 43 ثلاثة وأربعون 44 أربعة وأربعون 45 خمسة وأربعين 46 ستة وأربعين 47 سبعة وأربعون 48 ثمان وأربعين 49 تسعة وأربعون 50 خمسون 51 واحد وخمسون 52 إثنان وخمسون 53 ثلاثة وخمسون 54 أربعة وخمسين 55 خمسة وخمسون 56 ستة وخمسون 57 سبعة وخمسين 58 ثمانية وخمسون 59 تسعة وخمسون 60 ستون 61 إحدى وستين 62 اثنان وستون 63 ثلاثة وستون 64 أربعة وستون 65 خمسة وستون 66 ستة وستين 67 سبعة وستين 68 ثمانية وستين 69 تسعة وستين 70 سبعون 71 سبعين واحد 72 اثنان وسبعون 73 ثلاثة وسبعون 74 أربعة وسبعين 75 خمسة وسبعون 76 ستة وسبعين 77 سبعة وسبعون 78 ثمانية وسبعين 79 تسعة وسبعون 80 ثمانون 81 ثمانون واحد 82 ثمانين اثنين 83 وثلاثة وثمانين 84 ثمانون أربعة 85 خمسة وثمانون 86 ستة وثمانون 87 سبعة وثمانون 88 ثمانية وثمانون 89 وتسعة وثمانون 90 تسعون 91 تسعين واحد 92 تسعين اثنين 93 ثلاثة وتسعون 94 تسعين أربعة 95 تسعين خمسة 96 ستة وتسعون 97 تسعون سبعة 98 ثمانية وتسعين 99 تسعة وتسعين 100 مائة MÜFRED SAYILAR
Arapçada sayılar “adet” olarak, sayılan şeyler ise “madud” olarak anılır. Arapçada sayılar ve kullanıldıkları isimler belli kurallara göre gelirler. Örneğin “1 öğrenci” demekle, “11 öğrenci” “21 öğrenci” demek birbirinden farklıdır. Sayıları kolayca öğrenebilmek için şu dört grupta inceleyeceğiz:
1- Müfred sayılar (1-10 arası olan sayılar)
2- Mürekkeb sayılar (11-19 arası olan sayılar)
3- Ukud sayılar (10’un katları olan sayılar)
4- Matuf sayılar (20’den sonra gelen ara sayılar)
1- MÜFRED SAYILAR: 1’den itibaren 10’a kadar olan sayılar, -burada 10 dâhildir- tek başına bir kelime oldukları için müfred sayılar ismini alırlar. Müfred sayıların irabı şu şekildedir: “İki” sayısı müsenna bir isim gibi irab edilir. Diğerleri ise müfred bir isim gibi irab edilir. Sonları cümledeki yerine göre değişir.
Şimdi sayıları teker teker görelim:
1 ve 2 sayısında önce madud sonra adet gelir. Adet, madudun sıfatı olur. İsimlerin müfredleri “bir tane” olduklarını, müsennaları da “iki tane” olduklarını gösterdiği için 1 ve 2 sayısı kullanılmasa da olur. Sadece anlamı kuvvetlendirmek için gelirler. Buna göreوَاحِدٌ bir demektir. Müennes olarak وَاحِدَةٌ şeklinde söyleriz. إِثْنَانِ İki demektir. Müennes olarak إِثْنَتَانِ şeklinde söyleriz.
Müfred sayılara ait kaideleri şöylece maddeleyebiliriz:
1- Müfred sayıların irabı şu şekildedir: “İki” sayısı müsenna bir isim gibi irab edilir. Diğerleri ise müfred bir isim gibi irab edilir. Sonları cümledeki yerine göre değişir.
2- 1 ve 2 sayısında önce madud, sonra adet gelir. Adet, madudun sıfatı olur.
3- İsimlerin müfredleri “bir tane” olduklarını, müsennaları da “iki tane” olduklarını gösterdiği için “bir” ve “iki” sayısı kullanılmasa da olur. Sadece anlamı kuvvetlendirmek için gelirler.
4- وَاحِدٌ kelimesinin müennesi وَاحِدَةٌ ; إِثْنَانِ kelimesinin müennesi de إِثْنَتَانِ şeklindedir.
Şimdi 3 ve 10 arası sayıların özelliklerini öğrenelim:
3 ve 10 arası sayılarda şu kaideler geçerlidir:
1- Önce adet, sonra madud gelir.
2- Adet, madudun cinsiyet bakımından zıddı olur.
3- Madud “cemi ve cer” durumunda gelir.
4- Adet ile madud izafet oluştururlar.
2- MÜREKKEB SAYILAR:
Mürekkep sayılar, 11’den itibaren 19’un sonuna kadar olan sayılardır. Mürekkep sayılara ait kuralları şöylece maddeleyebiliriz:
1- Bu sayılarda önce birler basamağı, sonra onlar basamağı gelir.
2- “On iki” nin “ikisi” hariç, diğer sayılar fetha üzere mebnidirler. Yani cümledeki yerlerine göre sonları hiç değişmez. Sadece “on iki” sayısının birler basamağı olan “iki” sayısı, müsenna bir isim gibi irab edilir.
3- Bu sayıların madudları, müfred-mensub ve nekre olarak gelir.
4- 11 ve 12 sayıları hariç, mürekkep sayıların birler basamağı madudun cinsiyet bakımından zıddı; 10 sayısı ise madudun cinsiyet bakımından aynısı olur. 11 ve 12’nin her iki basamağı da madud ile aynı cinsten gelir.
3- UKUD SAYILAR:
Ukud sayılar, 10 sayısının katları olan sayılardır. Bu sayılar için geçerli olan kaideleri şöylece maddelememiz mümkündür:
1- 3-9 arası sayıların sonuna “vav” ve fethalı nun (ونَ) getirilerek ukud sayılar yapılır.
2- Cemi müzekker salim kalıbında geldikleri için ref durumunda “vav”, nasb ve cer durumunda “ye” alırlar.
3- Müzekker ve müennes isimler için aynı sayı kullanılır.
4- Ukud sayıların madudları, 11-20 arası sayılar gibi, müfred-mensub ve nekre olarak gelir.
4- MA’TUF SAYILAR:
Birler basamağı, onlar basamağına “vav” atıf harfi ile bağlanarak yapıldıkları için 20’den sonraki ara sayılara matuf sayılar denir. Matuf sayıların irabı da şu şekildedir: Birler basamağı müfred sayıların irabını ve kurallarını; onlar basamağı da ukud sayıların irabını ve kurallarını taşır. Madudları ise müfred-mensub ve nekre gelir. Bu kural 11’den 99’un sonuna kadar geçerlidir.
100 ve katları için ise şu kuralları sayabiliriz:
1- Yüzün katlarını ifade ederken yüz sayısı, 3-10 arası müzekker sayılarla izafet oluşturur. Yüz sayısı katlarıyla izafet oluşturduğu gibi madudlarıyla da izafet oluşturur.
2- Madudu, müfred-mecrur olarak gelir.
3- Müzekker ve müennes isimler için aynı sayı kullanılır.
1000 ve katları için şu kurallar geçerlidir:
1- 1000 ve katları, hem madudlarıyla hem de katlarıyla izafet oluştururlar.
2- Müzekker ve müennes isimler için aynı rakamlar kullanılır.
Şu kurala da dikkat edelim: Yüzden sonraki sayıların hepsi en büyük basamaktan en küçük basamağa doğru okunur. En sona kalan sayının kuralına göre de madud şekillenir.
Arapça Bir sayısının Kullanımı
Arapça İki Sayısının Kullanımı
Arapça Üç On Sayılarının Kullanımı
Arapça 10 20 Arası Sayıların Kullanımı
Arapça 11 20 Arası Sayılar Tablo Halinde
Arapça 0 10 Arası Sayılar Tablo Halinde
-
Arapça Atasözleri Sözlüğü
Atasözleri ve Vecizeler الأمثال والحكم Atasözlerinin ve vecizelerin hayatımızda önemli bir yeri vardır. Bir çok cümle ile ve dakikalar sürecek bir anlatımı bir iki kelimeyle ifade eder bu sözler… En önemlisi de, yılların birikimini ve hayatın gerçeklerini yansıtmasıdır. Arap atasözlerini ve vecizelerini okurken, çoğu zaman aynı sözlerin değişik ifadelerle de olsa bizim dilimizde de bulunduğunu ve bir çoğunun aslında evrensel bir kültür ürünü olduğunu göreceksiniz. لِلَّهِ دَرُّهُ Bir insanın iyiliği çok olursa onu övmek için söylenir. “İki tavşanın peşinden koşan kurt, onlardan hiç birini tutamayacaktır.” الذِّئْبُ الذي يَجْرِي وَراءَ أَرْنَبَيْنِ لَنْ يَمْسِكَ بِأَيٍّ منهما قَبْلَ الرِّماءِ تُمْلاُ الكَنائِنُ Sıkıntılı anlar ve zor zamanlar gelmeden önce ve yine bir işe başlamadan önce hazırlık yapmak gerektiğini ifade etmede kullanılır. الحَدِيثُ ذُو شُجُونٍ “Söz dallanıp budaklanır”, “Konu konuyu açar” anlamındadır. الحَقُّ أَبْلَجُ والباطِلُ لَجْلَج “Hak açık ve nettir. Gizli bir yanı yoktur. Batıl ise, belirsizdir ve net değildir.” الحَدِيدُ بِالْحَدِيدِ يُفْلَحُ “Demir, demirle yarılır.” Zorluğun ancak zorlukla, sabır ve kararlılıkla aşılacağını, zorluğu yenmek için direnç göstermek gerektiğini ifade etmede kullanılır. أَجْهَلُ من حِمَارٍ “Eşekten daha cahil”. Aşırı derecede cahilliği ifade etmede kullanılır. جَعَلْتُهُ نَصْبَ عَيْنِي “Gözümün önüne koydum.” Yani, onu hiçbir zaman unutmuyorum. Bir şeye gereken ilgiyi gösterdiğini ifade etmede kullanılır. جَاؤُوا قَضُّهُمْ بِقَضِيضِهِمْ “Hiç kimse kalmadan hepbirlikte geldiler”, “Küçüğü büyüğü hepsi toplanıp geldi” anlamındadır. لِكُلِّ جَوَادٍ كَبْوَةٌ Her iyi ve eğitimli atın bir tökezlemesi olur. Yani ne kadar iyi ve eğitimli olursa olsun, o da bazen tökezler. İyi insanın da hata yapabileceğini ifade etmede kullanılır. جَزَاءَ سِنِّمار İyiliğe kötülükle karşılık vermeyi ifadede kullanılır. Rivayete göre Rum Sinnimâr, iyi bir inşaat ustasıdır. Nu’man b. İmruu’lKays, ondan kendisi için bir saray yapmasını ister. التَّمْرُ في الْبِئْرِ Yani, hurma ağaçlarının bol ve iyi ürün vermesini istiyorsan, sulama mevsiminde kuyudan çokça su çıkarıp onları sulamalısın. تَرَكَهُ أَنْقَى من الرَّاحَةِ “Onu avuç ortasından daha temiz bıraktı”. Yani bütün varını yoğunu aldı ve hiçbir şeyini bırakmadı. تَمْشِي رُوَيْداً وتَكُونُ الأَوَّلاَ “Yavaş yürü ki birinci olasın!” Kişinin gayesine acele etmeden varabileceğini, acele etmenin hedefe çabuk ulaşmada yararı olmadığını ifade etmede kullanılır. اِخْتَلَطَ الْحَابِلُ بِالنَّابِلِ “Her şey birbirine karıştı,işler karman çorman oldu” anlamında kullanılır. بِالسَّاعِدِ تَبْطِشُ الْكَفُّ “El / avuç içi , kolla / kolun yardımıyla vurur.” Yani, “Gücüm ve kuvvetim olursa istediğimi yapabilirim; oysa benim gücüm yok” anlamındadır. رِضَا النَّاسِ غَايَةٌ لا تُبْلَغُ “İnsanların rızasını elde etmek erişilmesi imkansız bir hedeftir” anlamında, kişinin ne yaparsa yapsın yine de bir takım kimseler tarafından beğenilmeyeceğini ve bütün insanları memnun etmenin imkansızlığını ve herkesi memnun etmeye çalışmanın gereksiz bir şey olduğunu ifade etmede kullanılır. أَحْلَى مِنَ الْعَسَلِ “Baldan daha tatlı” anlamında, bir şeyin hoş ve tatlı olduğunu ifade etmede kullanılır. رُبَّ أَخٍ لَمْ تَلِدْهُ أُمُّك “Annenin doğurmadığı, yani öz kardeşin olmayan ama gerçekte öz kardeşin gibi olan nice kardeşin vardır” anlamında samimi arkadaşlığı, iyiliği, fedakarlığı ve kardeşliği ifade etmek için kullanılır. بَلَغَ السَّيلُ الزُّبَى Haddi aşan kişi veya olay için söylenir. أَلْقِ دَلْوَكَ فِي الدِّلاءِ Kazanç elde etmek üzere çalışmaya, tembelliği bırakmaya ve üzerine düşeni yapmaya teşvik için kullanılır. أَعْطِ الْقَوْسَ بَارِيَهَا “İşi ehline ver” anlamında kullanılır. أَحَشَفاً وَسُوءَ كِيلَةٍ!؟ İki kötü özelliği bir arada bulunduran kişiye söylenir. سِرُّكَ أَسِيرُكَ إِذا تَكَلَّمْتَ بِه صِرْتَ أسِيرَهُ Sırrın senin esirindir, fakat onu konuşmaya başladığın zaman sen onun esiri olursun. لبَعيدُ عنِ العيْنِ، بَعيدٌ عَنِ القلْبِ Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur Kaybetmemek için kaydetmek lazım العِلْمُ صَيْدٌ وَ الكِتَابَةُ قَيْدٌ إما اُبدُ كما كنت أو كن كما تبدو “ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol” القناعة كنز لايفني KANAT TÜKENMEZ HAZİNEDİR إذا لم تعلم أين تذهب , فكل الطرق تفي بالغرض Nereye gideceğini bilmiyorsan tüm yollar seni götürür يوجد دائماً من هو أشقى منك , فابتسم Gülümse çünkü her zamanda sende daha bahtsız olanlar vardır خير من دجاجة الغدا BUGÜNÜN YUMURTASI YARININ TAVUĞUNDAN DAHA HAYIRLIDIR ان كنت ريحا فقدلا قيت اعصارا RÜZGAR OLURSAN FIRTINAYLA KARŞILAŞIRSIN المؤمن بشرة في وجهه و حزنه في قلبه MÜMİN SEVİNCİ يظل الرجل طفلاً , حتى تموت أمه , فإذا ماتت ، شاخ فجأة Erkek hep bebek kalır ta ki annesi ölünceye kadar…annesi ölünce hemen ihtiyarlar عندما تحب عدوك , يحس بتفاهته Düşmanını sevince önemsizliğini anlar إذا طعنت من الخلف , فاعلم أنك في المقدمة Eğer arkadan bıçaklanırsan bilki en öndesin الكلام اللين يغلب الحق البين Yumuşak söz açık ve net olan hakı yener (Türkiye’deki karşılığı: Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır) كلنا كالقمر .. له جانب مظلم Hepimiz ay gibiyiz…hep bir karanlık yanımız vardır لا تتحدى إنساناً ليس لديه ما يخسره Kaybedecek bişeyi olmayan kimseye meydan okuma العين التي لا تبكي , لا تبصر في الواقع شيئاً Ağlamayan göz aslında bir şey görmüyor المهزوم إذا ابتسم , افقد المنتصر لذة الفوز Yenilenin gülümsemesi yenene kazanma sarhoşluğunu yittirir لا خير في يمنى بغير يسار Solu olmayan sağda hayır yoktur الجزع عند المصيبة , مصيبة أخرى Musibette pes etmek başka bir musibettir الابتسامة كلمة معروفه من غير حروف Gülümseme harfsiz kelimedir اعمل على أن يحبك الناس عندما تغادر منصبك , كما يحبونك عندما تتسلمه Öyle çalış ki koltuğunu bıraktığında insanlar o seni koltuğa geldiğin gün sevdikleri gibi sevsinler Acıkan doymam, susayan kanmam sanır. يظن الجائع نفسه أنه لن يشبع، والظمآن يظن أنه لن يرتوي Acıkan yanağından, susayan dudağından belli olur. يبان الجائع من خدّه، والظمآن من شفتاه Acındırırsan arsız, acıktırırsan hırsız olur. إذا أوجعته كثيراً يقل حياؤه، وإذا حرمته كثيراً تكون قد علمته على السرقه Aç ayı oynamaz. الدب الجائع لا يستطيع اللعب Aç bırakma hırsız edersin, çok söyleme arsız edersin. لا تتركه جائعاً فتعلمه على السرقة، ولا تتحدث كثيراً فتقل هيبتك Aç gözünü, açarlar gözünü. افتح عينك، وإلا فتحها الآخرون Aç kuzunun yanında azık fazla durmaz. لا تبقى الزوادة طويلاً لدى الخاروف الجائع Aç köpek fırın delermiş. الكلب الجائع يقتحم الفرن الكلب الجائع يهدم الفرن Aç kurt insana saldırır. الذئب الجائع، يهاجم الإنسان Aç tavuk rüyasında kendini darı ambarında görürmüş. الدجاجة الجائعة ترى في منامها أنها في مستودع الذرة Aça dokuz yorgan örtmüşler, yine uyuyamamış. دثروا الجائع بتسعة أغطية، لكنه لم يستطع النوم Açık yaraya kurt düşmez. لا يأتي الدود على الجرح المفتوح Açın imanı olmaz. لا يلتقي الجوع والإيمان Açın karnı doyar gözü doymaz. يشبع بطن الجائع، لكن عينه لا Açlık ile tokluğun arası bir dilim ekmek. بين الجوع والشبع قطعة خبز Adam adamdır olmasa da pulu, eşek eşektir olmasa da çulu. الرجل رجلٌ حتى لو لم يمتلك المال، والحمار حمارٌ حتى لو امتلك الدنيا Adam eşeğinden, kadın döşeğinden belli olur. يعرف الرجل من حماره، والمرأة من فراشها Adam olana bir söz yeter يكفي الرجل كلمة واحدة Adamak kolay, ödemek güçtür. ليست المروءة في النذر، بل المروءة في دفعه Adamakla mal tükenmez. لا ينفذ المال من النذر الحِكَم والأمْثَال في اللّغة العَرَبِية (ARAPÇA ATASÖZLERİ) نُصرَةُ الحَقِّ شَرَف HAKKA YARDIM ETMEK ŞEREFTİR. ـ لا تَكنْ صَلْباً فتُكسرْ ولا ليّناً فتُعْصَر . PEK YAŞ OLMA SIKILIRSIN, PEK’ DE KURU OLMA KIRILIRSIN. مَنْ تدخّلَ فيما لا يعنيهِ لقيَ ما لا يرضيهِ. KİM İLGİLENDİRMEDİĞİ İŞE KARIŞIRSA, RAZI OLMADIĞI ŞEYLERLE KARŞILAŞIR. مَن دَقَّ دُقَّ . ÇALMA KAPIM, ÇALINIR KAPIN. (ÇALAMA ELİN KAPISINI; ÇALARLAR KAPINI) وَغَيرُ تَقيٍّ يَأمرُ النّاسَ بالتُّقى. TAKVA SAHİBİ OLMAYAN KİŞİ BAŞKASINA TAKVALIK EMREDER. إنْ كُنتَ كَذوباً فكُنْ ذّكوراً. YALANCI DA OLSAN, SÖYLEDİĞİNİ HATIRLA. المَرءُ عَدوُّ مَا جَهِل. ZAMANI AYIPLARIZ HALBUKİ AYIP BİZDEDİR. حِيلةُ مَنْ لا حِيلة لهُ الصّبرُ. ÇARESİZ OLANIN ÇARESİ SABIRDIR. إنْ كُنتَ رِيْحَاً فَقَد لاَقَيْتَ إعْصَاراً. EĞER RÜZGÂR İSEN FIRTINA İLE KARŞILAŞIRSIN. (RÜZGAR EKEN, FIRTINA BİÇER.) في التّأني السّلامة وفي العَجلة النّدامة / مَنْ تأنّى أدْرَكَ ما تمنَّى. İTİDALDE SELAMET, ACELEDE NEDAMET VARDIR İHTİYATLI DAVRANAN UMDUĞUNA ULAŞIR. أفَةُ العِلمِ النِّسيَان. İLİMİN BELASI UNUTMAKTIR. الإنتِظار أشَدُّ من النَّار BEKLEMEK ATEŞTEN BETERDİR. الإنسَانُ عَبْدُ الإحْسَان. İNSAN İHSANIN ESİRİDİR. حُسنُ الأخْلاق كُنوزُ الأَرزَاق GÜZEL AHLAK RIZK HAZİNELERİDİR. رُبَّ قَولٍ أنْفَذُ مِن صَولٍ. NİCE SÖZ VARDIR Kİ, YİĞİTÇE SALDIRIDAN ETKİLİDİR. لا تَجرِ فيما لا تَدرِي. BİLMEDİĞİN BİR ŞEYİN ARDINDAN KOŞMA. مَن حَفَرَ لأخيِهِ حُفرَةً وقَعَ فيها. BAŞKASINA KUYU KAZAN İÇİNE DÜŞER. الضِّحكُ مِن غَيرِ عَجَب مِن قِلَّةِ الأدَب. İLGİNÇ OLMAYAN BİR ŞEYE GÜLMEK TERBİYENİN AZ OLMASI DEMEK. المُؤمِنُ بِشرُهُ في وَجهِهِ وَحُزنُهُ في قَلبِهِ. MÜMİNİN SEVİNCİ YÜZÜNDE, ÜZÜNTÜSÜ KALBİNDEDİR. الإنسانُ في التّفكير واللهُ في التّقدير . İNSANIN DÜŞÜNCESİ VE ALLAH’IN TAKDİRİ İLE OLUR SIRRIN SENİN ESİRİNDİR,FAKAT ONU KONUŞMAYA BAŞLADIĞIN ZAMAN SEN ONUN ESİRİ OLURSUN. سِرُّكَ أَسِيرُكَ إِذا تَكَلَّمْتَ بِه صِرْتَ أسِيرَهُ GÖZDEN IRAK OLAN, GÖNÜLDEN DE IRAK OLUR لبَعيدُ عنِ العيْنِ، بَعيدٌ عَنِ القلْبِ KAYBETMEMEK İÇİN KAYDETMEK LAZIM العِلْمُ صَيْدٌ وَ الكِتَابَةُ قَيْدٌ “YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN YA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL” إما اُبدُ كما كنت أو كن كما تبدو KANAAT TÜKENMEZ HAZİNEDİR القناعة كنز لايفني BUGÜNÜN YUMURTASI YARININ TAVUĞUNDAN DAHA HAYIRLIDIR بيضة اليوم خير من دجاجة الغدا RÜZGAR OLURSAN FIRTINAYLA KARŞILAŞIRSIN ان كنت ريحا فقدلا قيت اعصارا İNSANLARIN EN HOŞNUDU AHLAKI GÜZEL OLANDIR. رْضَى النَّاس مَنْ كانَتْ أخْلاقُهُ رَضِيَّةً GÜLÜMSE ÇÜNKÜ HER ZAMANDA SENDE DAHA BAHTSIZ OLANLAR VARDIR. يوجد دائماً من هو أشقى منك , فابتسم ERKEK HEP BEBEK KALIR TA Kİ ANNESİ ÖLÜNCEYE KADAR…ANNESİ ÖLÜNCE HEMEN İHTİYARLAR يظل الرجل طفلاً , حتى تموت أمه , فإذا ماتت ، شاخ فجأة DÜŞMANINI SEVİNCE ÖNEMSİZLİĞİNİ ANLAR عندما تحب عدوك , يحس بتفاهته EĞER ARKADAN BIÇAKLANIRSAN BİL EN ÖNDESİN إذا طعنت من الخلف , فاعلم أنك في المقدمة TATLI SÖZ YILANI DELİĞİNDEN ÇIKARIR الكلام اللين يغلب الحق البين HEPİMİZ AY GİBİYİZ…HEP BİR KARANLIK YANIMIZ VARDIR. كلنا كالقمر .. له جانب مظلم KAYBEDECEK BİR ŞEYİ OLMAYAN KİMSEYE MEYDAN OKUMA! لا تتحدى إنساناً ليس لديه ما يخسره AĞLAMAYAN GÖZ ASLINDA BİR ŞEY GÖRMÜYOR. العين التي لا تبكي , لا تبصر في الواقع شيئاً YENİLENİN GÜLÜMSEMESİ YENENE KAZANMA SARHOŞLUĞUNU YİTTİRİR. المهزوم إذا ابتسم , افقد المنتصر لذة الفوز SOLU OLMAYAN SAĞDA HAYIR YOKTUR. لا خير في يمنى بغير يسار MUSİBETTE PES ETMEK BAŞKA BİR MUSİBETTİR. الجزع عند المصيبة , مصيبة أخرى GÜLÜMSEME HARFSİZ KELİMEDİR. الابتسامة كلمة معروفه من غير حروف ÖYLE ÇALIŞ Kİ KOLTUĞUNU BIRAKTIĞINDA İNSANLAR O SENİ KOLTUĞA GELDİĞİN GÜN SEVDİKLERİ GİBİ SEVSİNLER. اعمل على أن يحبك الناس عندما تغادر منصبك , كما يحبونك عندما تتسلمه EŞİNİN ZEVKİNİ ELEŞTİRME, İLK O SENİ SEÇTİ. لا تطعن في ذوق زوجتك , فقد اختارتك أولا NEREYE GİDECEĞİNİ BİLMİYORSAN TÜM YOLLAR SENİ GÖTÜRÜR. إذا لم تعلم أين تذهب , فكل الطرق تفي بالغرض البُعْدُ جَفَاءٌ GÖZDEN IRAK OLAN GÖNÜLDEN IRAK OLUR جَزَاهُ جَزَاءَ سِنِّمارٍ KOYNUMUZADA YILAN BESLEMİŞİZBESLE KARGAYI OYSUN GÖZÜNÜ لا يَجْمَعُ سَيفانِ فِي غِمْدٍ İKİ CANBAZ BİR İPTE OYNAMAZ لِكُلِّ جَوادٍ لَبْوَةٌ HATASIZ KUL OLMAZ إِيّاكَ أَعْنِي وَاسْمَعِي يَا جَارَّة KIZIM SANA SÖYLÜYORUM! GELİNİM SEN ANLA حِبْرٌ عَلَى وَرَقٍ (KAĞIT ÜZERİNDE MÜREKKEP) HİÇBİR ETKİSİ YOK سَعَى إِلى حَتْفِهِ بِظُلْفِهِ KENDİ KUYUSUNU KENDİSİ KAZDI لا يَمْنَعُ حَذَرٌ مِنْ قَدَرٍ TEDBİR TAKDİRİ BOZMAZ لِكُلِّ حَسَنٍ عَائِبٌ HER GÜZELİN BİR KUSURU VARDIR كُلُّ مَرَّةٍ تَسْلَمُ الْجَرَّةُ KEDİ GİBİ DÖRT AYAK ÜZERİNE DÜŞÜYOR DÜNYA YALANCIDIRYALANCI DÜNYA نِصْفُ العِلْمِ أَخْطَرُ مِنْ الجَهْلِ YARIM HOCA DİNDEN,YARIM HEKİM CANDAN EDER إِخْتَلَطَ الحَابِلُ بِالنَّابِلِ HER ŞEY BİRBİRİNE KARIŞTI الدَّرَاهِيمُ بِالدَّرَاهِيمِ تُكْسَبُ PARA PARAYI ÇEKER مَنْ يَدْفَعُ يَأْمُرُ PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALAR HAVANDA SU DÖVÜYOR ( BOŞ VE NETİCESİZ İŞLE UĞRAŞIYOR) جَهْلٌ مُرَكَّبٌ KİŞİNİN BİRŞEYİ BİLMEMESİ VE BİLMEDİĞİNİDE BİLMEMESİ(KATMERLİ CAHİL) أَنْتَ تَنْفُخُ فِي رَمَادٍ BOŞA KÜREK ÇEKİYORSUN(VAKTİNİ BOŞ İŞLERLE GEÇİRİYORSUN) كَالْمُسْتَجِيرِ مِنْ الرَّمْضاءِ بِالنَّارِ YAĞMURDAN KAÇARKEN DOLUYA TUTULDU الإِنْسانُ رَهْنُ عَمَلِهِ İNSAN YAPTIĞINDAN SORUMLUDUR SUKUT İKRARDAN GELİR سَمِّنْ كَلْبَكَ يَأْكُلَكَ BESLE KARGAYI OYSUN GÖZÜNÜ أُرِيهَا السُّهَا وتُرِينِي القَمَرَ BEN DİYORUM ÇANAKKALE HAFTASI, SEN DİYORSUN MANGAL TAHTASI أَشْأَمُ كُلُّ امْرِئٍ بَيْنَ لِحْيَيْهِ İNSANIN BAŞINA NE GELİRSE DİLİNDEN GELİR DOST KÖTÜ GÜNDE BELLİ OLUR بِئْسَ الضَّجِيعُ الجُوعُ AÇLIK EN KÖTÜ ARKADAŞTIR(NE KÖTÜ ARAKADAŞTIR) يَضْحَكُ كَثِيراً مَنْ يَضْحَكُ أَخِيراً SON GÜLEN İYİ GÜLER إِنَّكَ تَضْرِبُ فِي حَدِيدٍ بَارِدٍ SEN HAVANDA SU DÖVÜYORSUN Pek yaş olma sıkılırsın, pek de kuru olma kırılırsın. (Ne yavuz ol asıl ne yaş ol basıl). ـ كَيفَمَا كَان الإنْسَانُ في السَّبعِ فَهُوَ فِي السّبعين أيضًا. (يُقَال لِغيرِ المٌتَّقِي مِن النَّاس). İnsanlar yedisinde ne ise yetmişinde o’dur. (Takvalı olmayan kişiler için kullanılır). ـ مَنْ تدخّلَ فِيمَا لاَ يَعنيهِ لَقيَ مَا لاَ يَرضيهِ. Kim ilgilendirmediği işe karışırsa, razı olmadığı şeylerle karşılaşır. ـ مَن دَقَّ دُقَّ . Çalma kapımı, çalınır kapın. ـ وَغَيرُ تَقيٍّ يَأمرُ النَّاسَ بالتُّقى. (طَبِيْبٌ يُدَاوِي النَّاسَ وَهُوَ عَلِيْلٌ). / بِالتُّركِي ( لَو كَانَ لِلأَقْرَعِ عِلاَجٌ (مَرْهَمٌ) لَمسَحَ عَلَى رَأسِهِ وَعَالَجَهُ). (لاَ يَسْتَطِيعُ أنْ يَحِيكَ لِنَفْسِهِ حَصِيرًا، وَيَقُومُ بِحيَاكَةِ الَّسجَّادَ لِغَيرِهِ). Türkçesi: Takva sahibi olmayan başkasına takvayı emreder. Türkçesi (Doktor hastayı tedavi eder kendini iyileştirmeye gücü yetmez). / Türkçe karşılığı: (Kelin ilacı merhemi olsa kendi başına sürer anlamı). Türkçe karşılığı: (Kendine kilim dokuyamayan başkasına halı dokumaya kalkar). ـ قَولُ الحَقِّ لمْ يَدعْ لي صَدِيقًا. Doğru söylemek, bana arkadaş bırakmadı. Türkçe karşılığı: (Doğru söyleyeni dokuz köyden kovalar). ـ إنْ كُنتَ كَذوبًا فكُنْ ذَكورًا. Yalancı da olsan söylediğini hatırla. ـ مَنْ طلبَ أخًا بِلاَ عَيبٍ بَقِيَ بِلاَ أخٍ. Kusursuz dost arayan dostsuz kalır. ـ مّنْ اسْترعَى الذّئبَ فَقَد ظَلَمَ. Kurda güvenen haksızlık eder. 0ـ نَعِيبُ زَمَانَنَا وَالعَيْبُ فِينَا… وَمَا لِزَمَانِنَا عَيْبٌ سِوَانَا (لِلْإمَام الشَافِعِي). Zamanımızı ayıplıyoruz, hâlbuki ayıp bizde…. Ayıp yok zamanımızın bizden özge. ـ المَرءُ عَدوُّ مَا جَهِل. / النَّاسُ أعْدَاءُ مَا جَهِلوا. Kişiler bilmedikleri şeyin düşmanıdırlar.(İnsanlar bilmedikleri şeyin düşmanıdırlar). ـ كلُّ إناءٍ يَنضَحُ بِمَا فِيهِ. / يُقَابِلُهُ المَثَلُ التُّركِي: يُعَبِّرُ الدَّرويش بِمَا فِي ذِهْنهِ، وَيُعِيدَ الذِّكرَ نَفسَهُ. Küp içindekini sızdırır. Türkçe karşılığı: (Dervişin fikri ne ise, zikri odur). ـ المَرءُ عَلَى دِينِ خَليلهِ. Kişi arkadaşın dinindendir. Türkçe karşılığı: (Adam ahbabından bellidir). ـ إعْطِ القَوسَ بَارِيْهَا. Yayı okçuya ver. Türkçe karşılığı: (İşi ehline ver). ـ إِعْطِ الخُبزَ لِلخَبَّازِ، وَلَو حَرَقَ نِصفَهُ. / مَثَل عِرَاقي. Ekmeyi fırıncıya ver, ekmeğin yarısını yaksa bile. (Ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de üste ver). ـ إذا تَخاصَمَ اللِّصَان ظَهرَ المَسرُوق. فِي العَامِّيَّة (مَا شَافُوهُمُش وَهُمَا بِيسْرُقُوا، شَافُوهُم وَهُمَا بِيِتْخَانَقوا). İki hırsız dövüşünce çalıntı bulunur. ـ إذا اِفْتَقَرَ اليَهُوديُّ نظرَ في حِسَابهِ العَتِيق. فِي العَامِّيَّة (التّاجر لَمَّا يفَلِّس يُقَلِّبُ فِي دَفَاترِهِ القَدِيمَة). Yahudi fakirleşince eski hesaplarına bakar. ـ بَيضةُ اليَوم خَيرٌ من دَجاجة الغَدِ.(عُصْفُورٌ بِاليَدِ خَيْرٌمِنعَشرَةٍ عَلى الشَّجَرَةِ). Bugünün yumurtası yarının tavuğundan iyidir.(Eldeki bir kuş, daldaki on kuştan iyidir). ـ حِيلةُ مَنْ لا حِيلة لهُ الصّبرُ. Çaresiz olanın çaresi sabırdır. 0ـ إنْ كُنتَ رِيْحًا فَقَد لاَقَيْتَ إعْصَارًا. Eğer rüzgâr isen fırtına ile karşılaşırsın. ـ في التّأني السّلامة وفي العَجلة النّدامة / ـ مَنْ تأنّى أدْرَكَ ما تمنَّى. İtidalde selamet, acelede nedamet vardır. / – İhtiyatlı davranan umduğuna ulaşır). ـ لا تُؤخّرْ عَملَ اليَومِ لِغَدٍ. (لاتُؤَجّل عَملَ اليَومِ إلى غَدٍ). Bugünün işini yarına bırakma. ـ اِسأل الجَار قَبلَ الدّار. Evden önce komşuyu sor. (Ev alma komşu al). ـ مُو (ما) كلّ أصَابِعِكَ سَوى (سَواء). / مَثَل عِرَاقي. Beş parmağın beşi bir değildir. ـ النّقدُ (القِرشُ) الأبيضُ يَنفعُ في اليَومِ الأسْودِ. Ak akçe kara gün içindir. ـ إذا حَانَ القَضَاءُ ضَاقَ الفَضَاءُ. Kaza gelince feza daralır ـ حَبْلُ الكَذِبِ قَصِيرٌ. Yalancının ipi kısadır. Türkçe karşılığı: (Yalancının mumu yatsıya kadar yanar). ـ اِسْأَل عَنِ الرَّفِيق قَبلَ الطَّريق. Yoldan önce arkadaşı sor. ـ آفَةُ العِلمِ النِّسيَان. İlimin belası unutmaktır. (Hafıza i beşer nisyan ile maluldür) 0ـ الانتِظار أشَدُّ من النَّار. Beklemek ateşten beterdir. ـ الإنسَانُ عَبْدُ الإحْسَان. İnsan ihsanın esiridir. ـ إنَّ العَصَا مِنَ العُصْيَةِ. مَعْنَاُهُ: الأَمْرُ العَظِيمُ يَهِيجُهُ الأَمْرُ الصَّغِيرُ. (الحَرِيقُ الكَبِيرُ يَبْدَأُ مِنْ شَرَارَةٍ صَغِيرَةٍ). (كُلُّ الحَوَادِثِ مَبْدَأُهَا مِنَ النَّظَرِ *** وَمُعْظَمُ النَّارِ مِنْ مُسْتَصْغَرِ الشَّرَرِ). Sopa sopacıktan meydana gelir. Türkçe karşılığı: (Hiç bir şeyi küçümsemeçünkü: ’’Her yangın bir kıvılcımla başlar!’’. (Bir bakış ile olmuştur her olayın başlangıcı… Küçükbirkıvılcımla tutuşur her büyükateş). ـ إنَّ مِنَ البَيانِ لَسِحرًا. Anlatımda büyüleyicilik vardır. ـ بَعضُ العَفوِ ضَعْفٌ. Bazı af zaaftır. ـ حُسْنُ الأخْلاق كُنوزُ الأَرزَاق. Güzel ahlak, rızkınhazineleridir. ـ الحَريْصُ مَحرُومٌ. Çok isteyen mahrum kalır. ـ رُبَّ قَولٍ أنْفَذُ مِن صَولٍ. Nice söz vardır ki, yiğitçe saldırıdan etkilidir. ـ خَيرُ الكَلامِ مَا قَلَّ ودَلَّ. Sözün hayırlısı kısa ve anlaşılır olanıdır. ـ ظَنُّ العَاقِل خَيرٌ مِن يَقينِ الجَاهِل. Akıllının zannı cahilin bilgisinden daha hayırlıdır. 0ـ الصَّبرُ مِفتاحُ الفَرَج. /مَنْصَبَرَظَفَرَ. / مَنْ رَضِيَ بِالقَضَاءِ صَبَرَ عَلَى البَلآءِ. Sabır kurtuluşun anahtarıdır. / Kimki sabır eder meramına nail olur. ‘’Sabreden derviş,muradına ermiş’’. / Kazaya razı olan kimse belaya sabreder ـ القَناعَةُ كَنزٌ لا يَفْنَى. Kanaat tükenmez bir hazinedir. ـ كُلُّ رأسٍ بِهِ صُداعٌ. Her başın bir ağrısı vardır. ـ كُنْ جَميلاً تَرى الوُجُودَ جَميلاً. Sen güzel ol mevcudatı güzel görürsün. ـ أكَاذِيبُكَ لاَ تَنْطَلِي عَليّ. Yalanların bana söz kesmez. ـ لا تَأكُل خُبزكَ على مَائِدَةِ غَيرِك. Kendi ekmeğini başkasının sofrasında yeme. ـ لا تَجْرِ فِيْمَا لاَ تَدْرِي. Bilmediğin bir şeyin ardından koşma. ـ لا تَغُرَّكَ المَظاهِرُ. Görünüşe aldanma. ـ لاَ يَضُرُّ السَّحَابَ نُباحَ الكِلابِ. Köpeklerin havlaması bulutlara zarar vermez. ـ لاَ يَنفعُ النَّدم بَعدَ العَدَم. Son pişmanlık fayda vermez. 0ـ اِسأل المُجرِّب ولا تَسألِ الحَكيم / ـ لِسانُ التَّجرُبة أصدَق. Tecrübeliden sor hâkimden (akıllıdan) sorma. / – Tecrübenin sözü daha doğrudur. ـ إِيَّاكَ أَعنِي وَاسْمَعِي يَاجَارَة. Kızım sana söylüyorum gelinim sen işit. ـ كُنْ وَسَطًا واِمشِ جَانِبًا.( خَيْرُ الأمُورِ أًوْسَطُهَا). Orta ol, kenardan yürü. (İşlerin en hayırlısı orta olanıdır). ـ مَن حَفَرَ لأخيِهِ حُفرَةً وقَعَ فيها. (حَدِيثٌ صَحِيحٌ)، عَنْ ابْنُ عَبَّاسٍ أنَّ كَعَبًا قَالَ لَهُ: إنِّي وَجَدْتُ هَذَا الحَدِيثِ فِي التَّوْرَاةِ. وَقَالَ تَعَالَى(وَمَكْرَ السَّيِّئِ وَلَا يَحِيقُ الْمَكْرُالسَّيِّئُإِلَّا بِأَهْلِهِ) فَاطِر، (يَاأَيُّهَا النَّاسُ إِنَّمَا بَغْيُكُمْ عَلَى أَنْفُسِكُمْ ) يُونُس، . Kim kardeşiiçinkuyu kazarsaonakendi düşer (Başkasına kuyu kazan içine düşer). İbn Abbas Ka’b’tan rivayet ederek der ki: ben bu hadisi Tevrat’ta gördüm: Allah u Teâlâ diyor ki: (Kötü tuzak kurmak için (böyle davranıyorlardı). Oysa kötü tuzak, ancak sahibini kuşatır). )Ey İnsanlar! Sizin taşkınlığınız, sırf kendi aleyhinizedir(. ـ كَما تَزرَع تَحصُد. Ne ekersen onu biçersin. ـ نُصرَةُ الحَقِّ شَرَفٌ. وَقالَ نَبيُّنَا مُحمد (ص) (السَّاكِتُ عَنِ الحَقِّ شَيطَانٌ أَخرَسٌ). Hakka yardım etmek şereftir. Peygamberimiz Muhammed (s.a.v) diyor ki: (Haksızlıkkarşısında susandilsiz şeytandır). ـ بَعضُ الكَلامِ أقطَعُ من الحِسَام. Bazı sözler kılıçtan daha keskindir. ـ مَا رَأيتُ نِعمَةً مَوفُورَةً إلاَ وإلى جَانِبِها حَقٌّ مَضيعٌ. Bol nimetin olduğu yerde, ancak haksız kazancın olduğu görünür. Türkçe karşılığı: (Helal kazanç ile yağlı pilav yenmez). ـ الضِّحكُ مِن غَيرِ عَجَب مِن قِلَّةِ الأدَب./ أو (الضحك من غير سبب قلة أدب) . وَقِيلَ أيضًا: )إذَا عُرِفَ السَّبَبُ بَطُلَ العَجَبُ(. İlginç olmayan bir şeye gülmek terbiyenin az olması demek. ـ الحَياءُ مِنَ الإيْمَانِ./ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: (…وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنْ الْإِيمَانِ) . Hayâ etmek imandandır. 0ـ كُلّ مَمنُوع مَتبوعٌ (مَرْغُوبٌ). Her yasak izlenir (Arzulanır). ـ اِختَلَطَ الحَابِل بالنَّابِل. Her şey birbirine karıştı. ـ أَجْوَعُ مِن ذِئبٍ. Kurttan daha aç. ـ المُؤمِنُ بِشرُهُ في وَجهِهِ وَحُزنُهُ في قَلبِهِ. Mümin’in sevinci yüzünde, üzüntüsü kalbindedir. ـ لا يَشكُر اللهَ مَن لا يَشكُر النَّاسَ. İnsanlara şükür etmeyen Allah’a da şükür etmez. ـ لكُلِّ عَالِمٍ هَفوَة، ولِكُلِّ جَوادٍ كَبوَة، ولِكُلِّ صَارِمٍ نَبوَة. Her âlimin, bir dil sürçme, her atın, tökezlemesi ve her keskin kılıcın, bir kör tarafı vardır. ـ كُلُّ سِرٍّ جَاوّزَ الاثنينِ شَاعَ. Her sır iki kişiyi aşarsa yayılır. ـ كُلُّ كَلبٍ بِبَابهِ نَبَّاح وكُلُّ دِيكٍ على مَزبلتهِ صَيّاح. Her köpek kapısında havlar ve her horoz çöplüğünde öter. ـ لا يَجْمَعُ سَيفانِ فِي غِمْدٍ. / ـ بِالتُّركِي (لاَ يَلْعَبُ بَهْلَوَانَانِ عَلَى حَبلٍ وَاحِدٍ). İki kılıç bir kına girmez. /Türkçe karşılığı: (İki cambaz bir ipte oynamaz). ـ عِندَ الشّدائِد تُعرفُ الإخْوَان (الأَصْدِقَاء). Dost kara günde belli olur. 0ـ كلّ شاةٍ تُناطُ (تُعلّقُ) بِرجليها. Her koyun kendi bacağından asılır. ـ بَلَغَ السّكينُ العَظمَ. Bıçak kemiğe dayandı. ـ كُلُّ شَيءٍ وَثَمنُهُ. Her şeyin bir değeri vardır. ـ لاَ تَلِدُ الذِّئبةُ إلاّ ذِئبًا. Kurt ancak kurt doğar. ـ أنْفُهُ فِي السَّماءِ وَاَستهُ فِي المَاءِ. Burnu göklerde kıçı suda ـ صِرْنَا مُضْغَةً فِي أفْوَاهِ النَّاسِ. İnsanların ağzına sakız olduk. ـ الطّيرُ بالطّيرِ يُصطادُ. أَو(الحَدِيدُبِالحَدِيْدِيُفلَحُ). Kuş kuşla avlanır. (Demiri demirle dövdüler). ـ لَيسَ (مُو) كُلّ مُدَعْبَلٍ جُوز. / مَثَل عِرَاقي. Her yuvarlanan ceviz değildir. Türkçe karşılığı: (Her kuşun eti yenmez). ـ عَلَّمْتُهُ الرِّمَايَةَ فَلَمَّا إِشتَدَّ سَاعِدَهُ رَمَانِي. (سَمِّنْ كَلْبَكَ يَأْكُلَكَ). Ona ok atmayı öğrettim güçlenince döndü beni vurdu. (köpeğini besle seni yesin). ـ إتَّقِ شَرَّ مَنْ أَحسَنتَ إِلَيه. (يُقَالُ هَذَا الكَلاَم لِغَيرِ المُتَّقِين). İyilik yaptığın kişinin şerrinden korun. (Takva sahibi olmayanlar için ifade edilir). Türkçe karşılığı (İyilikten maraz doğar). ـ لِكُلِّ دَاءٍ دَواءٌ إلاّ الحَماقَةَ. Ahmaklık dışında her derdin bir devası vardır. ـ قَالَ الشَّاعِرُ فِي الحَمَاقَةِ: لِكُلِّ دَاءٍ دَوَاءٌ يُسْتَطبُّ بِهِ ـــــ إلاَّ الحَمَاقَةَ أَعْيَتْ مَن يُداوِيها! أَعيَتْ بِمعْنَى: عَجَزَ عَنْهُ فَلَمْ يَستَطِعْ بَيَانَ مُرَادِهِ مِنهُ. وَقَال الإمَامُ الغَزَالِي رَحِمَهُ اللهُ فِي الحَمَاقَةِ: (الرِّجَالُ أَرْبعَةٌ: رَجُلٌ لاَ يَدْرِي وَيَدْرِي أَنَّهُ لاَ يَدْرِي فَذَلِكَ هُوَ الجَاهِلُ فَعَلِّمُوهُ. وَرَجُلٌ يَدْرِي وَيَدْرِي أنَّهُ يَدْرِي فَذَلِكَ هُوَ العَالِمُ فَاسْأَلُوهُ. وَرَجُلٌ يَدْرِي وَلاَ يَدْرِي أنَّهُ يَدْرِي فَذَلِكَ هُوَ النَّاسِي فَذَكِّرُوهُ. وَرَجُلٌ لاَ يَدْرِي وَلاَ يَدْرِي أنَّهُ لاَ يَدرِي فَذَلِكَ هُوَ الأحْمَقُ فَاجْتَنِبُوهُ!). Aptalla ilgili şair diyor ki: Her derdin devası vardır tedavi edilir…. Ahmaklık hariç, tedavi eden kişi tedavisinde aciz kalmıştır. İmam gazali diyor ki: İnsanlar dört çeşittir: – O kişi biliyor ve bilmediğini de biliyor, o cahildir, ona bilmediğini öğretiniz. – O kişi biliyor ve bildiğini de biliyor, o âlimdir, ona sorunuz. O kişi biliyor ve bildiğini bilemiyor, o unutmuştur, ona hatırlatınız. – O kişi bilmiyor ve bilmediğini de bilmiyor, o ahmaktır, ondan kaçınınız! ـ مَنْ اِعْتَمَدَ عَلَى مَالِه قَلَّ، وَمَنْ اِعْتَمَدَ عَلَى سُلْطَانِهِ ذَلَّ، وَمَنْ اِعْتَمَدَ عَلَى عَقْلِهِ اِخْتَلَّ، وَمَنْ اِعْتَمَدَ عَلَى عِلْمِهِ ضَلَّ، وَمَنْ اِعْتَمَدَ عَلَى النَّاسِ مَلَّ، وَمَنْ اِعْتَمَدَ عَلَى الله ِفَلاَ قَلَّ وَلاَ ذَلَّ وَلاَ مَلَّ وَلاَ ضَلَّ وَلاَ اِخْتَلَّ مِنْ خُطَبِ العَلاَّمَةِ عَبدُ الحَمِيد كُشْك. Kim malına güvenirse malı azalır, kimde makamına güvenirse zelil olur; kim aklına güvenirse akıl hata yapar, kimde bilgisine güvenirse doğru yoldan sapar, kim insana güvenirse insan da bıkar, kimde Allah’a güvenirse ne parası azalır, ne zelil olur, ne sapar, ne bıkar ve ne de hata yapar. Âlim Abdülhamit kuşuk un hutbelerinden. ـ لِكُلِّ مَقَامٍ مَقَالٍ وَلِكُلِّ زَمَانٍ رِجَالٍ. (مَثَل عَرَبِي). Her yere yakışan ayrı bir söz vardır ve her sözü söylemeye layık kişiler vardır. ـ يُوصِي لُقمَان الحَكِيم اِبنَهُ وَيَقُول يَا بُنَيَّ : إِذَا أَرَدْتَّ أَنْ تُصَاحِبَ رَجُلاً فَأَغْضِبْهُ.. فَإنْ أَنْصَفَكَ مِنْ نَفْسِهِ فَلاَ تَدَعْ صُحْبَتَهُ.. وَإلاَّ فَاحْذَرْهُ. Eğer bir kişiyle Arkadaş edinmek istiyorsan onu öfkelendir. O kimse öfkeli iken adil ve insaflı davranıyorsa arkadaşlığını bırakma. Böyle bir durum da Adil ve insaflı davranmıyorsa öyle dost edinmekten sakın. Şeyh uçmaz, müridi uçurur. / Bende diyorum ki: Münafık şeyh kendini uçurur birde fili ve deve iyide uçurur. لاَ يَطِيرُ الشَّيخُ، وَإنِّمَا يُطَيِّرهُ مُرِيدُيِه. / مَثَلٌ تُركِيٌّ. // وَاَنَا أَقُولُ: يُطَيِّرُ الشَّيخُ المُنَافِقُ نَفسَهُ، وَيُطَيِّرُ الفِيلَ وَالجَمَلَ أَيضًا. Kişi vezir olmakla adam olmaz. المَرْءُ عِندَ كَونِهِ وَزِيرًا، لاَ يُمْكِنُ أَنْ يَكُونَ إنسانًا. / مَثَلٌ تُركِيٌّ. أو (إِذَا كُنتَ وَزِيرًا، فَلاَ يَعْنِي هَذَا أَنَّكَ أَصبَحَتَ إِنسَانًا). Her ağacın kurdu kendinden olur. Anlamı (Problemlerin ortaya çıkma sebebi insanın kendisidir). دُودَةُ الشَّجَرَةِ تَكُونُ فِي دَاخِلِهِ. / مَثَلٌ تُركِيٌّ. وَمَعْنَاه (سَببُ نُشُوءِ المَشَاكِلِ، هَوَ الإنسَان نَفسُهُ). Güvenme varlığa düşersin darlığa لاَ تَعْتَمِد عَلى أمْوَالِكَ، قَدْ تُوقِعُكَ فِي الضِّيق. / مَثَلٌ تُركِيٌّ. Mezarı bedava bulursan hemen gir. إذا وَجَدتَ القَبرَ مَجّانًا فأدخِلْ فِيهِ مُبَاشَرةً. / مَثَلٌ تُركِيٌّ. فِيهَا تَوبِيخ عَلَى عَدمِ المَيلِ الكَثير أَو الذَّهَاب وَرَاءَ الأشياء التَّي تُوزَّع مَجَّانًا دَائِمًا. (Aç insana balık vereceğine balık tutmayı öğret). (Bana Balık verme, Bana Balık tutmayı öğret). أَنْ تُعَلِّمَ الفَقِيرَ صَّيدُ السَّمَكِ،أَفْضَلُ مِنْ أَنْ تُعْطيهِ كُلَّ يَوْمٍ سَمَكَةً. (عَلِمْهُ الصَّيْدَ خَيْرٌ مِنْ أَنْ تُعْطِيهِ سَمَكَةً) / مَثَلٌ تُركِيٌّ وَقيلَ أيضًا أنه مَثَل صِيني. Taşın büyüğü yakından gelir. (Ağaca balta vurmuşlar ‘’sapı benden’’ demiş(. Arapçadaki şiir diyor ki: (Düşmandan bir kez dikkatli ol’ dostundan biz kez. الحِجَارةُ الكَبِيرَةُ تَأتِي مِنَ الجَارِ القَرِيب. ترجمة التركي (ضَربَ الفأسُ الشَّجَرَةَ ، فَقَالَ إنَّ عَصَاهُ بِيَدِي) يَعنِي أَنَّ العَصَا الَّذي مِنَ الخَشَبِ هِي الضَّارب/ مَثَلٌ تُركِيٌّ. وَيَقُولُ الشَّاعِرُ العَرَبِي: (إِحْذَرْ عَدُوّكَ مَرّةً ــ وَإِحْذَرْ صَدِيْقَكَ ألْفَ مَرَّةٍ). Avrat (kadın) malı kapı tokmağı gibidir. Anlamı (Hanımın malı için evlenirsen sonucun kapı tokmağı gibi olur). مَالُ المَرْأةِ كَمَطْرَقَةِ البَابِ. / مَثَلٌ تُركِيٌّ. (يُرِيدُ أَنْ يَقُول: عَلَيكَ أَن لاَ تَنِكِحَ المَرأةَ لَمَالِهَا فَيَكُونُ مَصيرُكَ كَمِطرَقَةِ البَابِ). Bir işi anlamadan Arnavut barutu gibi parlama. لاَ تَلمَع كَالَبارُود، قَبلَ أَنْ تَفهَم المَوْضُوع./ مَثَلٌ تُركِيٌّ. 0 Çok sitem dostları birbirinden ayırır. كَثرَةُ العِتَابِ تُفَرِّقُ بَينَ الأَحبَابِ. / مَثَلٌ تُركِيٌّ. Zengin olunca, bütün insanlar akraban olur. إذَا أَصَابَكَ الغِنَى، فَكُلُّ النَّاسِ أَقَارِبُكَ. / مَثَلٌ تُركِيٌّ. ‘’Tarih’i tekerrürdiye tarif ediyorlar. Hiç ibret alınsaydı tarih tekerrür mü ederdi’’Türk Şairi Mehmet Akif Ersoy. يُعَرِّفُونَ التَّارِيخَ بِاَنَّهُ يُعِيدُ نَفْسَهُ…. فَلو تَمَّ أَخْذُ العِبَر، فَهَلْ كَانَ التَّارِيخُ يُعِيدُ نَفْسَهُ؟! لِلشَّاعِر التُّركِي مُحَمَّد عَاكِف. Besle kargayı oysun gözünü. / Arapça Atasözün tercümesi: (köpeğini besle seni yesin). (Ona ok atmayı öğrettim döndü beni vurdu ‘güçlenince beni vurdu’). رَبِّ غُرَابَكَ يَقلَعُ عَينَيكَ. / بِالعَرَبِي (سَمِّنْ كَلْبَكَ يَأْكُلَكَ). (عَلَّمْتُهُ الرِّمَايَةَ فَلَمَّا إِشتَدَّ سَاعِدَهُ رَمَانِي). Tatlı söz, yılanı deliğinden çıkarır. / Arapça Atasözün tercümesi:. (Tatlı söz, gerçeği açıklayan söze galip gelir) الكَلاَمُ اللِّين تُخرِجُ الحّيَّةَ مِنْ جُحرِهَا. / مَثَلٌ تُركِيٌّ. بِالعَرَبِي (الكَلاَمُ اللَّيِّن يَغْلِبُ الحَقَّ البَيِّن). Âlim; yanan bir mum gibidir, uzağı aydınlatır, yakınlarda karartır. (mum dibini aydınlatmaz). العَالِمُ كَالشَّمْعَةِ المُنِيرَةِ، تُنِيرُ البَعِيدَ وَتُظَلِّلُ القَرِيبَ. (مثَل أجنَبي). Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi….Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. Kanuni Sultan Süleyman. لاَ شَيءَ يَسْتحِقُّ إعْتِبَارُهُ عِنْدَ النَّاسِ مِثْلَ التَّمَتُعِ بِخَيْرَاتِ الدَّوْلَةِ….وَلَكِنْ لاَ تَتُمُّ السَّعَادَةُ فِي الدُّنِيَا مِثَلَ تَنَفُسِّنَا مِنْ أجْلِ الصِّحَّةِ. لِلشَاعِر السُّلطَان مُحَمَّد الفَاتِح. – Hapı yuttu. فِي مَثَل عَرَبي يَشبَهُ التُّركِي (إِبْتَلَعَ الطُّعْمَ). Damdan düşenin halini, damdan düşen bilir. Bende diyorum ki: (Hastanın halinden, Ancak hasta bilir). الوَاقِعُ مِنَ السُّلَّمِ يَعْرِفُ مِنْ حَالِ الَّذِي وَقَعَ مِنَ السُّلَّمِ. / مَثَلٌ تُركِيٌّ. وَأَنَا أَقُول: (لاَيَعْرِفُ مِن حَالِ المَرِيضِ إلاَّ المَرِيض). Bir musibet bin nasihatten iyidir مُصِيبَةٌ وَاحِدَةٌ أَفْضَلُ مِنْ أَلفِ نَصِيحَةٍ. (مَثَلٌ تُركِي). 0 Küçük bir mumu yakıp aydınlatmanız; ömrünü karanlığa lanet okuyarak harcamaktan daha hayırlıdır. أنْ تُضِيءَ شَمْعَةً صَغِيرَةً خَيْرٌ لَكَ مِنْ أَنْ تُنْفِقً عُمْرُكَ تَلْعَنُ الظَّلاَمَ. (مَثَلٌ أجنبي). Çok istersiniz istediğiniz azı elde edersiniz. أُطلُبْ الكثِيرَ لِتَحْصُلَ عَلَى القَلِيلِ. (مِن أَقْوَالِ الاسْتِعْمَار). د. نظام الدين إبراهيم اوغلو ـ تركيا ARAPÇA HİKMETLİ SÖZLER ARAPÇA ÖZLÜ SÖZLER ARAPÇA ÖZLÜ HİKMETLİ SÖZLER Âdemoğlu, kendisine yasaklanan şeylere karşı çok hırslıdır. إبْنُ آدَمَ حَريصٌ عَلَى ماَ مُنِعَ مِنْهُ Sen kötülüğü terket ki, o da seni terk etsin. اُتْرُكِ الشَّرَّ يَتْرُكْهُ Dilin seni hapsetmemesi için, sen onu hapset! إحْبِسْ لِساَنَكَ لِئَلاَّ يَحْبِسَكَ Susan (sessiz) köpekten ve durgun akan sudan sakın! إحْذَرِ الْكَلْبَ الصَّامِتَ وَالْمَاءَ الرَّاكِدَ İhsan, dili keser. (İhsan, iyilik; dille gelecek zararları engeller) الإحْسَانُ يَقْطَعُ اللِّسَانَ Edeb, altından daha değerlidir. الأدَبُ خَيْرٌ مِنَ الذَّهَبِ Bedava sirke, baldan tatlıdır. أحْلَى مِنَ الْعَسَلِ الْخَلُّ بِلاَ شَئٍ (Bu ifadede, Mübteda ile Haber arasında takdîm te’hîr vardır. Mübteda i Muahhar الْخَلُّ kelimesidir, Haber deأحْلَى kelimesidir.) Tavuk, horoz gibi öterse kesilir! إذَا صَاحَتِ الدَّجَاجَةُ صِيَاحَ الدِّيكِ فَلْتُذْبَحُ Hastalık teşhis edilirse, tedavi kolaylaşır. إذَا عُرِفَ الدَّاءُ سَهُلَ الدَّوَاءُ 0 Kapın alçaksa, eğilmek zorundasın. إذَا كَانَ بَابُكَ قَصِيرًا فَلاَ مَقَرَّ لَكَ مِنَ الإنْحِنَاءِ Kimsenin olmadığı vadide tilki vali olur. إذَا كَانَ الْوَادِى خَالِيًا يَكُونُ الثَّعْلَبُ وَالِيًا İnsanların en akıllısı, onlardan (en güzel şekilde) özür dileyendir. أعْقَلُ النَّاسِ أعْذَرُهُمْ لِلنَّاسِ Evden önce komşu al. إشْتَرِ الْجَارَ قَبْلَ الدَّارِ İnsan, (kendisine yapılan) iyiliğin kuludur. الإنْسَانُ عَبْدُ الإحْسَانِ Yerin kulağı vardır. إنَّ لِلْحِيطَانِ آذَانًا ( حِيطَانِ kelimesi, حَائِط kelimesinin çoğul şeklidir; “duvar” anlamına gelir. Motamot anlamı; “Hiç şüphesiz duvarların kulakları vardır” şeklindedir. Atasözü olarak bu ifade, “yerin kulağı var” şeklindedir) Hayâsız kadın, tuzsuz yemek gibidir. إمْرَأةٌ بِلاَ حَيَاءٍ كَطَعَامٍ بِلاَ مِلْحٍ İnsaf, dinin yarısıdır. الإنْصَافُ نِصْفُ الدِّينِ Belâ, söylemeye bağlıdır. إنَّ الْبَلاَءَ مُوَكَّلٌ بِالْمَنْطِقِ (Çok belâ okuyan/söyleyen, belâya uğrar) İlmin başı acı, sonu tatlıdır. أوَّلُ الْعِلْمِ مُرٌّ وَآخِرُهُ حُلْوٌ 0 Sinirlenmenin başı delilik, sonu da pişmanlıktır. أوَّلُ الْغَضَبِ جُنُونٌ وَآخِرُهُ نَدَمٌ Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur. الْبَعِيدُ عَنِ الْعَيْنِ بَعِيدٌ عَنِ الْبَالِ Güneş giren eve doktor girmez. الْبَيْتُ الَّذِى تَدْخُلُهُ الشَّمْسُ لاَ يَدْخُلُهُ الطَّبِيبُ Bir şeyi erteleme, zamandan çalmadır. التَّأجِيلُ لِصُّ الزَّمَانِ Bilgisiz tecrübe, tecrübesiz bilgiden daha hayırlıdır. التَجْرِبَةُ بِدُونِ تَعَلُّمٍ خَيْرٌ مِنَ التَّعَلُّمِ بِدُونِ تَجْرِبَةٍ Câhile cevap vermemek, bir cevaptır. تَرْكُ الْجَوَابِ عَلَى الْجَاهِلِ جَوَابٌ Ağaç, meyvesiyle tanınır. تُعْرَفُ الشَّجَرَةُ مِنْ ثَمَرِهَا Senin hürriyetin, başkalarının hürriyeti başladığı an biter. تَنْتَهِى حُرِّيَّتُكَ حِينَ تَبْدَأ حرِّيَّةُ الآخَرِينَ Sebât, başarının yoludur. الثَّبَاتُ طَرِيقُ النَّجَاحِ Ahmaka cevap, sükûttur. جَوَابُ الأحْمَقِ السُّكُوتُ Bu cümleyi aşağıdaki şekilde de ifade edebiliriz. جَوَابُ السَّفِيهِ السُّكُوتُ عَنْهُ 0 Hür kişi, tamah ettiğinde köle; köle, kanaat ettiğinde hür kişi olur. الْحُرُّ عَبْدٌ إذَا طَمَعَ وَالْعَبْدُ حُرٌّ إذَا قَنَعَ Sırrın esirindir. Konuşursan, sen onun esiri olursun. سِرُّكَ أسِيرُكَ إذَا نَطَقْتَ بِهِ فَأنْتَ أسِيرُهُ Sükût, razı olmanın kardeşidir. (Sükût, ikrardandır) السُّكُوتُ أخُو الرِّضَا Sükût, âlim için süs; câhil için bir örtüdür. السُّكُوتُ لِلْعَالِمِ زِينَةٌ وَلِلْجَاهِلِ سَتْرٌ Zayıfların silahı, şikâyettir. سِلاَحُ الضُّعَفَاءِ الشِّكَايَةُ Adaletsiz sultan, susuz bir nehir gibidir. سُلْطَانٌ بِلاَ عَدْلٍ كَنَهْرٍ بِلاَ مَاءٍ Kimi davranışlar, konuşmaktan daha anlamlıdır. رُبَّ حَالٍ أفْصَحُ مِنْ لِسَانٍ Kişinin davranışları, karakterini yansıtır. سِيرَةُ الْمَرْءِ تُنْبِئُ عَنْ سَرِيرَتِهِ İlimsiz düşünce, sapıklık; amelsiz ilim, vebaldir. الرَّأىُ بِغَيْرِ عِلْمٍ ضَلاَلٌ وَالْعِلْمُ بِغَيْرِعَمَلٍ وَبَالٌ Kimi uzaktakiler, yakındakilerden daha faydalıdır. رُبَّ بَعِيدٍ أنْفَعُ مِنْ قَرِيبٍ 0 Yalancının mumu, yatsıya kadar yanar. شَمْعَةُ الْكَذَّابِ لاَ تَشْتَغِلُ إلاَّ إلَى وَقْتِ الْعِشَاءِ Kötü kimselerle arkadaşlık kurmak, şeytanın tuzağıdır. صُحْبَةُ الأشْرَارِ مَصِيدُ الشَّيْطَانِ Sabır, en iyi ilaçtır. الصَّبْرُ أحْسَنُ دَوَاءٍ Dil yarası, kılıç yarasından daha ağırdır. ضَرْبُ اللِّسَانِ أشَدُّ مِنْ طَعْنِ السِّنَانِ Akıllının zannı, câhilin yakînen bilmesinden daha iyidir. ظَنُّ الْعَاقِلِ خَيْرٌ مِنْ يَقِينِ الْجَاهِلِ Yüksek ses, boş karından çıkar. الصَّوْتُ الْعالِى مِنَ الْبَطْنِ الْخَالِى Arkadaşın, sana doğruyu söyleyendir; seni tasdik eden değil. صَدِيقُكَ مَنْ صَدَقَكَ لاَ مَنْ صَدَّقَكَ Sağlık, sağlıklı olanların başında bir taçtır. Onu ancak hastalar görür. الصِّحَّةُ تَاجٌ عَلَى رُؤُوسِ الأصِحَّاءِ لاَ يَرَاهُ إلاَّ الْمَرْضَى İhtiyaç sahibi, kördür. صَاحِبُ الْحَاجَةِ أعْمَى İnsanların sana nasıl davranmasını istiyorsan öyle davran. عَامِلِ النَّاسَ كَمَا تُحِبُّ أنْ يُعَامِلُوكَ 0 Akıllı kişi, diline sahip olandır. الْعَاقِلُ مَنْ أمْسَكَ لِسَانَهُ آفَة الإنسانِ في اللِّسانِ İnsanın âfeti dilindedir. آفَةُ العِلْمِ النِّسيانُ İlmin âfeti unutmaktır. أُتْركْ الشَّرَّ يَتْرُكْكَ Sen kötülüğü terk et ki, oda seni terk etsin. اَلأدبُ خَيْرٌ مِنْ الذَّهَبِ. Edep altından daha hayırlıdır. إذا ذَهَبَ الحَياءِ حَلَّ الْبَلاءِ Hayâ gidince ,bela gelir. إذا طَرَقَ الحظُّ بَابَكَ فسارِعْ لإستِقبالِهِ . Şans (bir gün) kapını çalarsa (durma)karşıla. إذا وَجَدَ الشّيطانُ رَجُلاً بلاعَمَلٍ يَفْعله أو جدله ما يُثْغِلُهُ Şeytan,işiz biriyle karşılaştığında,ona bir iş bulur veya yaptırdığı işte onun sonunu getirir. السَّعيدُ مَنْ وُعِظَ بِغَيْرِهِ Mutlu kişi ,başkalarının tecrübelerinden ibret alandır. الإعتِرَفُ بالْخَطأ فَضِيلَةٌ Hatayı itiraf etmek fazilettir. الذي يَسْرِقُ البَيْضَ يَسْرِقُ الْجَمَلَ 0 Yumurta çalan, deve de çalar. أغْنىَ الغِنى العقْلُ و أكْبَرُ الفَقْرِ الحُمْقُ. En büyük zenginlik akıl,en büyük fakirlik ahmaklıktır. أكْثَرُ النَّاسِ كلاماً أقَلُّهُمْ عَمَلاً. İnsanların en çok konuşanı, en az iş yapanıdır. أوَّلُ العِلْمِ مُرٌّ و آخِرُهُ حُلْوٌ. İlmin başı acı sonu tatlıdır. بلاءُ الإنسانِ جاءَ منَ اللِّسانِ. Kişinin belası dilindendir. البَيْتُ الذي تَدخُلُهُ الشَّمسُ لاَ يَدْخُلُهُ الطَّبِيبُ. Güneş giren eve doktor girmez. تَاجُ المُروءَةِ التَّواضُعُ. İnsanlığın tacı tevâzudur. جَوَابُ الأحْمَقِ السُّكوتُ. Ahmak’a (en güzel)cevap ,sükûttur. الحُبُّ أعْمىَ . Aşkın gözü kördür. حُبُّ الوَطَنِ مِنَ الإيمَانِ Vatan sevgisi imandandır. الحِكمَةُ ضَالَّةُ المؤْمِنِ. 0 Hikmet, müminin yitik malıdır. الحَياةُ مَدْرَسَةٌ و أستَاذِها الزَّمانُ. Hayat okuldur,öğretmeni ise zamandır. خَيْرُ الكَلاَمِ ما نَاسَبَ الحَلَّ. sözün iyisi,yerinde söylenendir. الخَلُّ بِلاَ ثَمَنٍ أَحْلي مِنَالْعَسَلِ Bedava sirke baldan tatlıdır. خَيْرُ الكََلاَمِ ماَ قَلَّ وَ دَلَّ. Sözün iyisi ,az ve öz olanıdır. خَيْرُ النَّاسِ أَنْفَعُهُم للنَّاسِ İnsanların en değerlisi onlara faydalı olandır. دَوَاءُ الدَّهْرِ الصَّبْرُ عَلَيْهِ Zamanın ilacı , ona sabretmektir. رُبَّ حالٍ أفْصَحُ مِنْ لِساَنٍ . Kimi davranışlar, konuşmaktan daha anlamlıdır. سَيِّدُ القَوْمِ خَادِمُهُمْ. Bir toplumun efendisi ,onların hizmetçisidir. الشَّمْسُ لا تَتغَطَّي بِغِرْبالٍ Güneş, balçıkla sıvanmaz. الصَّبْرُ مِفْتَاحُ الفَرَحِ. 0 Sabır kurtuluşun anahtarıdır. الصَّدِيقُ عِنْدَ الضِّيقِِ. Dost kara günde belli olur. الضَّيْفُ إذَا نَزَلَ نَزَلَ بِرِزْقِهِ Misafir, rızkıyla beraber gelir. عامِلْ النَّاسَ كَمَا تُحِبُّ أنْ يُعامِلُوكَ. İnsanlara, sana nasıl davranmalarını istiyosan öyle davran. العَدْلُ أسَاسُ المُلْكِ Adalet ,mülkün temelidir. عَدَمُ الْعِلْمِ لَيْسَ عَيْبًا أمَّا عَدَمُ طَلَبُ العِلْمِ عَيْبٌ. Bilmemek ayıp değildir.ilmi talep etmemek ayıptır. عَدُوٌّ عَاقِلٌ خَيْرٌ مِنْ صَديقٍ جَاهِلٌ. Akıllı düşman,cahil dosttan daha iyidir. اَلْعَقْلُ السَّالِيمُ فِي الْجِسْمِ السَّلِيمِ. Sağlam kafa , sağlam vücutta bulunur. عِنْدَمَا تَتَكَلَّمُ النُّقُودُ يَصْمُتُ كُلُّ شَيْءٍ. para konuştuğu zaman her şey susar. غِنيى النَّفْسِ أفْضَلُ مِنْ غِنَى المَالِ Ruh zenginliği,mal ve para zenginliğinden daha değerlidir. اَلْقُوَّةُ فى الإتِّحادِ 0 Birlikten kuvvet doğar. كُلِّ شَيْءٍ فِي أوَّلِهِ صَعْبٌ. Her şey, başlangıçta zordur. مَا تَزْرَعْ تَحْصُدُْ Ne ekersen onu biçersin. لاَ تَتْرُكْ عَمَلَ الْيَوْمِ الي الغَدِ. Bu günün işini yarına bırakma. ما لا يُدْرَكُ كُلُّهُ لا يُدْرَكُ كُلُّهُ Tamamı idrak edilmeyenin,tamamı tarkedilmez. مَنْ لاَ أمَلَ لَهُ لاَ حَيَاةَ لَهُ İdeali olmayan ölü insan gibidir مَنْ لايَرْحَمْ لاَيُرْحَمْ Merhamet etmeyene merhamet olunmaz. مَنْ يَزْرَعْ الشُّوَكَ يَحْصُدُ الشُّوَكَ. Diken eken, Diken biçer. الوَقْتُ الَّذى يُوَلَّي لا يَعُودُ Geçen zaman geri gelmez. الوَقْتُ كاالسَّيْفِ إنْ لَمْ تَقْطَعْهُ قَطَعَكَ. Zaman kılıç gibidir kullanmazsan seni keser. مِنَ القَلْبِ اليَ القَلْبِ سَبِيلٌ 0 Kalpten kalbe yol vardır. سِرُّكَ أَسِيرُكَ إِذا تَكَلَّمْتَ بِه صِرْتَ أسِيرَهُ Sırrın senin esirindir,fakat onu konuşmaya başladığın zaman sen onun esiri olursun. لبَعيدُ عنِ العيْنِ، بَعيدٌ عَنِ القلْبِ Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur Kaybetmemek için kaydetmek lazım العِلْمُ صَيْدٌ وَ الكِتَابَةُ قَيْدٌ إما اُبدُ كما كنت أو كن كما تبدو “ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol” القناعة كنز لايفني KANAT TÜKENMEZ HAZİNEDİR بيضة اليوم خير من دجاجة الغدا BUGÜNÜN YUMURTASI YARININ TAVUĞUNDAN DAHA HAYIRLIDIR ان كنت ريحا فقدلا قيت اعصارا RÜZGAR OLURSAN FIRTINAYLA KARŞILAŞIRSIN المؤمن بشرة في وجهه و حزنه في قلبه MÜMİN SEVİNCİ YÜZÜNDE ÜZÜNTÜSÜ KALBİNDE OLANDIR إذا لم تعلم أين تذهب , فكل الطرق تفي بالغرض Nereye gideceğini bilmiyorsan tüm yollar seni götürür يوجد دائماً من هو أشقى منك , فابتسم Gülümse çünkü her zamanda sende daha bahtsız olanlar vardır يظل الرجل طفلاً , حتى تموت أمه , فإذا ماتت ، شاخ فجأة Erkek hep bebek kalır ta ki annesi ölünceye kadar…annesi ölünce hemen ihtiyarlar عندما تحب عدوك , يحس بتفاهته Düşmanını sevince önemsizliğini anlar إذا طعنت من الخلف , فاعلم أنك في المقدمة Eğer arkadan bıçaklanırsan bilki en öndesin الكلام اللين يغلب الحق البين Yumuşak söz açık ve net olan hakı yener (Türkiye’deki karşılığı: Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır) كلنا كالقمر .. له جانب مظلم Hepimiz ay gibiyiz…hep bir karanlık yanımız vardır لا تتحدى إنساناً ليس لديه ما يخسره Kaybedecek bişeyi olmayan kimseye meydan okuma العين التي لا تبكي , لا تبصر في الواقع شيئاً Ağlamayan göz aslında bir şey görmüyor المهزوم إذا ابتسم , افقد المنتصر لذة الفوز Yenilenin gülümsemesi yenene kazanma sarhoşluğunu yittirir لا خير في يمنى بغير يسار Solu olmayan sağda hayır yoktur الجزع عند المصيبة , مصيبة أخرى Musibette pes etmek başka bir musibettir الابتسامة كلمة معروفه من غير حروف Gülümseme harfsiz kelimedir اعمل على أن يحبك الناس عندما تغادر منصبك , كما يحبونك عندما تتسلمه Öyle çalış ki koltuğunu bıraktığında insanlar o seni koltuğa geldiğin gün sevdikleri gibi sevsinler -
Buz Devri 4 Türkçe Alt Yazılı Arapça Film İzle-İndir
29 Haziran 2012
2012 – ABDAnimasyon , Komedi , Macera
88 Dak.
Steve Martino, Mike Thurmeier
Seann William Scott , Queen Latifah , John Leguizamo , Kunal Nayyar , Denis Leary
Haluk Bilginer , Jennifer Lopez , Altan Erkekli , Jeremy Renner , Seann William Scott
Michael Berg , Jason Fuchs
Lori Forte
2028 kullanıcının favori filmi
Buz Devri 4 Türkçe Alt Yazılı Arapça Film İzle-İndir
Buz Devri 4 Türkçe Alt Yazılı Arapça Film İzle-İndir
Not: Dosya Şifrelidir
Şifre www.fasiharabic.com


