Sigorta yaptırmanın dinen sakıncası var mı?

42315

 

Son yıllarda sigortacılık hizmetleri hemen her alanda uygulanıyor. Ancak bazı durumlarda konunun dinî hükmü gözardı ediliyor. Bu konuda ilahiyatçıların ortak görüşü, parayı faizle işleten kurumlarla diğerlerinin ayırt edilmesi.

Sigorta sistemi, aynı tehlikelere maruz kalan kimseler arasındaki yardımlaşmanın sigorta işletmesi aracılığıyla organize edilerek zararın sigortalılar topluluğuna dağıtılması olarak tanımlanıyor. İsteyen kişiler sözleşme imzalayarak bu organizasyona dâhil olabiliyor. Bu konuda ilahiyatçıların ortak görüşü parayı faizle işleten kurumlarla diğerlerinin ayırt edilmesi. Zira paranızın faizle işlediği kurumlardan alınan sigorta hizmeti, kendisi hükmen caiz olsa da kaynak bakımından sakıncalı görülüyor. İlahiyatçılar ayrıca devletin kurduğu ve yürüttüğü kurumlardan emekli olmaya da müsaade edildiği görüşünde hemfikir. Devletin çalışanlardan kestiği sosyal güvenlik primlerinde bir sakınca görülmüyor. Faizle işleyen banka ve sigorta şirketlerinin yaptıkları ‘emeklilik’ ve ‘hayat sigortası’ ise caiz kabul edilmiyor.

Hayat sigortası paradan para kazandırıyor

Birçok fıkıh uzmanı, hayat sigortasının hasar ve zararı ortaklaşa telafiyle ilgisi olmadığı görüşünde. Bu sigorta çeşidi, para verip karşılığında para alma esası olduğu için faizcilik olarak kabul ediliyor. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Doç. Dr. Hasan Hacak, sigorta tartışmalarının orijinal manası ile içtihat faaliyetinin ortadan kalktığı dönemde ortaya çıktığını hatırlatıyor. Bu yüzden tartışmalar önceden yaşanmış meselelerde sunulan kalıplar üzerinden, benzerlikler kurarak çözülmeye çalışılıyor. Hacak’a göre hayat sigortasında da önemli olan sigorta şirketinin yatırılan primlerle ne yaptığı.

Kaza ve sağlık sigortaları caiz görülüyor

Hacak, İslam hukuku âlimlerine göre kaza ve sağlık gibi sigortaların caiz olduğunu söylüyor. Caiz görülen sigorta hizmetleri için de, kooperatif teşekküllü kurulan ve üyelerine maliyetine sigorta hizmeti vermeyi planlayan kuruluşların tercih edilmesini öneriyor. Sigorta sözleşmesini bir çeşit bahis gibi görmenin ise yanlış olduğu kanaatinde. Bahis ve kumarda taraflar tehlikeye attıkları parayı kaybetmeye razı olduklarından kazanç ve kayıp şansı mevcut. Sigortada ise sigortacının ödediği tazminat riziko edilmiş bir para olarak düşünülemez. Çünkü sigortacının zarar etmemesi kuraldır.

Devletin emeklilik sistemi bir çeşit vergi

Devletin emeklilik sisteminin hayat sigortasından ayrı olduğunu vurgulayan Hasan Hacak, sigorta sisteminin özel ve sosyal şeklinde ikiye ayrıldığını söylüyor. Buna göre devlet tarafından konulan ve kurulan sigortalar olan sosyal sigortalar günümüz fıkıh âlimlerinin fikir birliğiyle caiz görülüyor. Zira yaşlılık, hastalık, işsizlik ve emeklilik gibi konularda devlet vatandaşlardan iradesi dışında prim alıyor. Hacak, bunun bir çeşit vergi gibi görülebileceğini söylüyor.

İslam’da ticaret hukuku üzerine araştırmalar yapan ve bu konuda fıkıh bilginlerinin görüşleri hakkında makale kaleme alan Hasan Hacak, fıkıhçıların prensip olarak sigorta sisteminin caiz ve gerekli olduğu konusunda görüş birliği içinde olduğunu söylüyor. Öte yandan özellikle ticari hayat sigortası olmak üzere günümüzde geçerli olan diğer sigorta uygulamalarında düzeltilmesi gereken hususlar olduğuna dikkat çekiliyor.

HAYAT SİGORTASI FAİZE GİRİYOR

Prof. Dr. Hayrettin Karaman (İlahiyatçı):“İslam’a uygun olan bir sigorta kurumu oluşturmak mümkün. Malezya’da böyle bir kurum var ve başarıyla işletiliyor. Bu sigortanın esası şudur: Malını sigorta ettirmek isteyenler sigorta kurumuna gelip ‘üye’ olur ve belli bir yıllık, aylık bedel öderler. Bu para onların namına kaydedilir, toplanan paraların belli bir miktarı hasarları ödemek için ayrılır, geri kalan ile yatırım ve ticaret yapılır, buna da bütün üyeler ortaktır. Bu ticaretin geliri bazen o kadar olur ki, hem bütün üyelerin ‘bu şekilde sigortalı’ hasarları ödenir, hem de üstüne para kazanırlar. Gelir fazla olmazsa hasarlar fondan (toplanan paradan) ödenir. Kurumun giderleri de yine fondan ve ticari, gelirden karşılanır.

Türkiye’de böyle bir sigorta kurumuna izin verilmedi. Bu sebeple -yani İslam’a uygun olan sigorta kurumu bulunmadığı için- ve Müslümanların da araba, ev, dükkan, mal, sağlık gibi değerlerini hasar ve zarara karşı yardımlaşarak korumaya ihtiyaçları olduğu için, mevcut sigorta şirketlerine bunları sigorta ettirmeleri -fıkıhta zaruret sayılan bu ihtiyaç sebebiyle- caizdir. Kasko da böyledir. Hayat sigortasının hasar, zarar ve ortaklaşa telafi ile bir ilgisi yoktur; hayat sigortası para verip karşılığında para alma esasına göre işler, bu sebeple faizciliğe girer ve caiz değildir.”