Yıl: 2014

  • MEDDİ LAZIM TECVİDİ Örnekleriyle -10

     MEDD-İ LAZIM  Örnekleriyle 

    MEDD-İ LAZIM
    “Lazım” lügatta: “Lüzumlu, gerekli” manasına gelir. Medd-i
    Lazımın tarifi: Bir kelimede, harf-i medden sonra sebeb-i medden
    sükûnu lazım vaki olursa, o kelime “medd-i lazım” olur. Bu şekilde
    meydana gelen meddi, bütün kıraat imamları medd ile okudukları için, bu
    isim verilmiştir. Medd-i lazım -4- türlüdür.

    1- Medd-i lazım kelime-i müsekkale; Kelime-i müsekkale,
    idgamlı kelime demektir. İdgam: Aynı cinsten olan ve yan yana bulunan
    iki harften birincisinin ikinciye katılarak, girdirilerek birlikte
    okunmalarından ibarettir ki, şedde bunun alametidir. Bu türlü
    kelimelerde medd harfinden sonra gelen sakin harf, idgamlı (şeddeli)
    durumdadır. Arabçada şedde ağırlık ifade ettiğinden, medd-i lazımın bu
    türlüsü: “Medd-i Lazım kelime-i müsekkale” olarak isimlendirilmiştir.
    Misal:
    (حَاجَّ حَاجْجَ ) (حَافِّينَ حَافْفِينَ)
    اَلْحَاقَّةُ) ) : Medd-i lazım kelime-i müsekkaledir. Çünkü ha’yı çeken
    harf-i medden elif var. Sebeb-i medden de birinci kafın sükun-u lazımı
    var. İkisi de aynı kelimede bulundukları için medd-i lazım; sükûn-u

    lazımlı harf idgamlı olarak vaki olduğu için de kelime-i müsekkale
    olmuştur.
    Şayet, harf-i med ile sebeb-i med aynı kelimede yan yana vaki
    olmazsa, iki ayrı kelimede, mesela: Harf-i med birinci kelimenin
    sonunda, sebeb-i medd ikinci kelimenin başında bulunacak olursa, bu
    durumda medd-i lazım olmaz. Yazıda mevcud olan harf-i med, kıraat
    esnasında iskat edilir (düşürülür). ( مَا الْقَارِعَةُ) ) ,(اِذَا السَّمَاءُ gibi.
    2- Medd-i lazım kelime-i muhaffefe: Bu durumda üzerinde
    sükûn-u lazım vaki olan harf cezimlidir. Arabçada cezim hafiflik ifade
    ettiğinden, medd-i lazımın bu türlüsüne “Medd-i lâzım kelime-i
    muhaffefe” denilmiştir. ( آلْآنَ أَاَلْأَانَ ) gibi. Bu kelime medd-i lazım
    kelime-i muhaffefe’dir. Çünkü hemzeyi çeken harf-i medden elif var.
    Sebeb-i medden de lamın sükun-u lazımı var. İkisi de aynı kelimede
    bulundukları için medd-i lazım, sükun-u lazımlı harf idgamsız olarak
    vaki olduğu için de kelime-i muhaffefe olmuştur.
    3- Medd-i lazım harf-i müsekkal. Harf-i müsekkal: Kendisinde
    idgam (şedde) bulunan harf demektir. Fakat harfi müsekkal’de hakikatta
    şedde bulunmaz. Üzerinde sükûn-u lazım bulunan harften sonra aynı
    cinsten harfin gelmesi sebebiyle, telaffuz halinde şedde varmışcasına
    okunur. ( الم اَلِفْ لاَمْ مِيمْ ) deki lâm gibi. Buradaki lâm, harf-i
    musekkal’dir. Çünkü lam’ı çeken harf-i medden elif var. Sebeb-i medden
    de mimin sükûn-u lazımı var. Sükûn-u lazımlı olan mim harfi, yine ikinci
    bir mime uğradığı için, telaffuzda idgam olunarak. “Medd-i lazım harf-i
    musekkal” olmuştur.
    4- Medd-i lazım harf-i muhaffef: Bu durumda, üzerinde sükûn-u
    lazım bulunan harf, idgamsızdır. ( الم اَلِفْ لاَمْ مِيمْ ) deki mim gibi.
    Çünkü mimi çeken harf-i medden ye var. Sebeb-i medden de mimin
    sükûn-u lazımı var. İdgam durumu da olmadığı için “Medd-i lazım
    harf-i muhaffef” olmuştur. ( الر اَلِفْ لاَمْ رَا ) daki lam da böyledir.
    Hükmü: Medd-i lazımın meddi, vacibtir. Çünkü bütün kıraat
    imamları medd-i lazımın -4- elif miktarı med edilmesinin lüzumu
    üzerinde ittifak etmişlerdir. Binaenaleyh, hadr kıraatında bile olsa, bu
    miktardan az meddetmek doğru değildir.

     

    1. Meddi Lâzım: Med harflerinden sonra sebebi med olarak sükûnu lâzım gelirse Meddi Lâzım olur.

    Meddi Lâzımın, kelimede veya harfte oluşmasına ve sükûn işaretine göre çeşitli tanımlamalar yapılır. Buna göre;

    1. Meddi Lâzım kelimede olur ve sükûn işareti şedde olursa, Meddi Lâzım Kelimei Musakkale olur. Kelimede şeddeli meddi lâzım demektir.

    ( وَلاَالضَّاۤلِّينَ ) gibi.

    2. Meddi Lâzım kelimede olur ve sükûn işareti cezim olursa, Meddi Lâzım Kelimei Muhaffefe olur. Kelimede cezimli meddi lâzım demektir.

    اۤلْئٰنَ ) gibi.

    3. Kur’ân-ı Kerîm’de bazı sûre başlarında, okunuş yönüyle özel harfler bulunmaktadır. “Mukatta’a Harfleri” de denilen bu harflerin orijinal adlarını bilmek, sağlıklı

    bir okuyuş için gereklidir. ( الۤمۤ Elif Lâm Mîm) Görüldüğü gibi, ( أَلِفْلاَمِّيمْ ) şeklinde okurken, Lâm harfinin ortasındaki uzatma harfi Elif ve Lâm ile Mîm harfi

    arasında, bitişmeden dolayı ortaya çıkan şedde, telaffuzda belirgindir. İşte, Meddi Lâzımın harfte şedde ile oluşmasından dolayı, Meddi Lâzım Harfi Musakkale denmiştir.

    4. Aynı örnek ve okunuşa dikkat edilirse, sondaki Mîm harfinin telaffuzunda, uzatma harfi Ye’ den sonra cezim varmış gibi sükûn ifadesi belirgindir. Böylece, Meddi Lâzımın harfte cezim ile oluşmasından dolayı da, Meddi Lâzım Harfi Muhaffefe denmiştir.

    *Yukarıda geçen isimlendirmeleri ezberlemek, pratikte çok önemli değildir. Önemli olan meddi lâzımı tanıyabilmek ve gereğini yerine getirmektir.

    Bütün meddi lâzım çeşitleri, en az meddi muttasıl kadar uzatılmalıdır. Medde sebeb olması yönüyle, sükûnu lâzım, hemzeden daha kuvvetli olduğundan meddi muttasıldan biraz fazla çekilmesi daha uygundur. 4 veya 5 Elif çekilmelidir.

     

    MEDD-İ LAZIM

                Sözlükte: “Lüzumlu, gerekli” manasına gelir.

                Bir kelimede, harf-i medden sonra sebeb-i medden sükûn-i lazım gelirse“medd-i lazım” olur.

      

    Bu örnekte dat ( ض  ) harfini çeken harf-i medden elif ( ا), sebeb-i medden ise lâm ( ل ) harfinin üzerindeki şeddenin (ـّـ) sükûn-ı lâzımı vardır. Bu sükûn ister geçelim ister duralım kesinlikle var olan ve asla değişmeyen, kelimenin aslından olan bir sükûndur. Yani bu ibarenin aslı (وَلاَالضَّالْلِينَ ) şeklindedir.

    Medd-i lazım dört bölümde incelenir.

    Kelime-i Müsekkale / Muhaffefe /Harf-i Müsekkale / Muhaffefe

                1. Medd-i lazım kelime-i müsakkale :

    Harfi medden sonra, sebeb-i med olan sükun-i lazım, şeddeli yani idğamlı ise buna “Medd-i lazım kelime-i müsakkale ” denir.

    وَلاَالضَّالِّينَ ، لاَ تُضَارُّ ، قَالَ أ َتُحَاجُّونَنَا ، وَ مَنْ يُشَاقِّ اللَّهَ

                2. Medd-i lazım kelime-i muhaffefe:

    Harf-i medden sonra, sebeb-i med olan sükun-i lazım, cezim ise buna “Medd-i lazım kelime-i muhaffefe” denir. Sadece yunus suresi 51 ve 91. ayetlerde vardır.

    آلْئنَ

    Not: bu kelime teshil ile de okunabilir.

                3. Medd-i lazım harf-i müsakkale:

    Harf-i medden sonra, sebeb-i med olan sükun-i lazım, şedde ise buna “Medd-i lazım harf-i müsakkale” denir. Sadece huruf-i mukataalarda olur. Sin ve lam harfleri.

    الم (أَلِفْ لآمِّيمْ ) , (مِيمْطسِينْ ) طسم

                4. Medd-i lazım harf-i muhaffefe:

    Harf-i medden sonra, sebeb-i med olan sükun-i lazım, cezim ise buna “Medd-i lazım harf-i muhaffefe” denir. Sadece huruf-i mukataalarda olur.

    ق( قَافْ ) ، ص ( صَادْ ) ، يس ( يَاسِينْ ) ، ن ( نُونْ )       ( مِيمْ ) الم

    MEDD-İ LAZIMIN HÜKMÜ

                Bütün imamlar aslî med üzerine ilave etmede ve bu ilavenin miktarında  (4 elif miktarı uzatılır) ittifak ettikleri için “vacip”tir. En kuvvetli med de budur.

     

    Tecvid programı
    tecvid dersleri
    tecvid nedir
    tecvid kuralları
    tecvid öğreniyorum
    tecvid kurallari
    tecvid kaideleri
    tecvid kuralları yazılı

     

  • MEDD-Î MUNFASIL TECVİDİ Nedir -Örnekleriyle -9

     MEDD-İ MUNFASIL

                Harf-i medden birisi kelimenin sonunda, sebeb-i medden hemze de müteakip kelimenin başında (ikisi de ayrı ayrı iki kelimede) yan yana bulunursa, “medd-i munfasıl” olur.

    َيَا أيُّهَاharf-i medden ye’yi çeken elifأيُّهَا lafzının başında da sebeb-i medden hemzegelmiş ve elif ile hemze ayrı ayrı kelimelerde, yan yana bulundukları için Medd-i Munfasıl olmuştur.

    قَالَ يَا اٰدَمُ اَنْبِئْهُمْ بِاَسْمَائِهِمْ فَلَمَّا اَنْبَاَهُمْ بِاَسْمَائِهِمْ قَالَ اَلَمْ اَقُلْ لَكُمْ اِنّى اَعْلَمُ غَيْبَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا كُنْتُمْ تَكْتُمُونَ

    اِنَّ اللّٰهَ لَا يَسْتَحْيى اَنْ يَضْرِبَ مَثَلًا مَا بَعُوضَةً فَمَا فَوْقَهَا فَاَمَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا فَيَعْلَمُونَ اَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّهِمْ وَاَمَّا الَّذينَ كَفَرُوا فَيَقُولُونَ مَاذَا اَرَادَ اللّٰهُ بِهٰـذَا مَثَلًا يُضِلُّ بِه كَثيرًا وَيَهْدى بِه كَثيرًا وَمَا يُضِلُّ بِه اِلَّا الْفَاسِقينَ

    قُلْ يَا اَيُّهَا الْكَافِرُونَ ﴿١﴾ لَا اَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَ ﴿٢﴾ وَلَا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَا اَعْبُدُ ﴿٣﴾ وَلَا اَنَا عَابِدٌ مَا عَبَدْتُمْ ﴿٤﴾ وَلَا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَا اَعْبُدُ ﴿٥﴾ لَكُمْ دٖينُكُمْ وَلِىَ دٖينِ ﴿٦﴾

    MEDD-İ MUNFASIL’IN HÜKMÜ

                Medd-i munfasılın (medd-i tabiînin medd miktarından fazla) uzatılması, caizdir.(Kıraat imamları asli med üzerine ilave edip etmemede ve edilen ilavenin miktarında ihtilaf etmişlerdir)

                            Medd-i munfasıl, İmam Asım Kıraati ve Hafs rivayetinde  4 elif miktarı uzatılır.

                Not: Meddi Munfasıl’a, El-Meddu’l Fasl / El-Meddu’l Besd (iki kelimeyi birbirinden ayırdığı için), El-Meddu’z-Zaid (asli med üzerine ziyade edildiği için), El Meddu’l-İ’tibar (iki kelime bir kelim olarak kabul edildiği için), El Meddu’l-Caiz  (kasır ili okunup okunmamasında ihtilaf edildiği için) gibi isimler de verilmiştir.

     

    2- Medd-i Munfasıl (Ayrılmış med)

     

    Med harfinden sonra, sebeb-i med olan hemzenin, ayrı ayrı kelimelerde yan yana bulunmasından meydana gelen medde “medd-i munfasıl” denir.

     

    ﴿ يَا بَنيۤ اٰدَمَ ﴾ ﴿ قُوۤا اَنْفُسَكُمْ ﴾ ﴿ قَالُوۤا اٰمَنَّا ﴾ ﴿ اِلاَّ الَّذيۤ اٰمَنَتْ بِهِ ﴾
    ﴿ رَبَّنَاۤ اِنَّكَ ﴾ ﴿ اُوليۤ اَجْنِحَةٍ ﴾

     

    Bu medde, harf-i med birinci kelimenin sonunda, sebeb-i med ikinci kelimenin başında bulunduğundan; birinci kelimenin sonunda (harf-i med üzerinde) vakıf yapılacak olursa, sebeb-i med okunmamış olacağından, sadece medd-i tabiî yapılır.

     

    Mesela, ﴿ قَالُوۤا اٰمَنَّا ﴾ (kâlûûûû âmennâ) cümlesindeki قَالُوۤا’ de durulacak olursa, (kâlû.) diye sadece bir elif miktarı uzatılarak okunur.

     

    Medd-i munfasılın uzatılması “caiz”dir (vacip değildir.). Medd-i munfasılı, kıraat imamımız Âsım Hazretleri, dört elif miktarı çekerek okumuştur.

     

    NOT: Pratik olarakۤişaretinden sonra, ayın başına benzeyen hemze ء gelirse medd-i muttasıl; uzun hemze“ أ ” gelirse medd-i munfasıl olur.

     

    2. Meddi Munfasıl: Ayrı Med demektir. Med harfi ile Hemze ayrı ayrı kelimelerde yan yana olursa Meddi Munfasıl olur.

    ( بِمَاۤ أُنْزِلَ – قَالُوا اٰمَنَّا – إِنِّىۤ أَخَافُ )  gibi.

    Kasırla okumak caiz olmakla birlikte beraberinde dikkat edilmesi gereken bazı ek bilgiler gereklidir. Bunlar detay bilgiler olduğu için buraya almıyoruz. Meddi Munfasıl 4 Elif miktarı uzatılır.

    *Hemze, harekeli Elif ( ِاَ ُ ) veya ( ء ) şeklinde yazılabilir. Daha önce, “Harflerin Bitişmesi” konusunda bütün şekillerini görmüştük.

    *Arapça bilmeyenlerin bitişik ve ayrı kelimeleri tanımasında zorluk olabilir. Bu nedenle Meddi Muttasıl ve Munfasılı birbirinden ayırt edebilmek için, ülkemizde yaygın olan Kur’ân nüshalarında görülen ve pratikte kolaylık sağlayacak şu hususa dikkat edilebilir:

    *Harfi Medden sonra gelen Hemze ( ء ) şeklinde yazılmışsa Meddi Muttasıl,

    ِاَ ُ )  şeklinde yazılmışsa, Meddi Munfasıldır.

    Sebebi Sükûn olan Med’ler:

    *Bir harfte, Cezim veya Şedde’nin bulunması, onun sükûn işareti taşıdığını gösterir. İlki cezimli, ikincisi harekeli aynı iki harf, birlikte tek harf olarak Şedde ile

    gösterildiğinden, o da sükûn işareti olarak kabul edilir.

    لْ + لِ = لِّ

    Bir kelime sonunda sükûn ya lâzımî olur, ya da arızî olur.

    Lâzımî olması demek geçildiğinde ve durulduğunda değişmeyen, sabit kalan sükûn demektir. Bu yüzden en kuvvetli med sebebidir.

    Ârızî sukûn ise; Geçiş halinde yokken, durulduğunda, vakıf gereği ortaya çıkan sükûndur.

    MEDD-Î MUNFASIL
    Ayrı medd demektir. Harf-i med ile sebeb-i meddin ayrı iki
    kelimede bulunmasından dolayı bu isim verilmiştir.
    Tarifi: Harf-i medden sonra sebeb-i medden hemze gelir ve ikisi
    de ayrı ayrı iki kelimede, fakat yan yana vaki olurlarsa bu durumda
    medd-i munfasıl olur. ( (ياَ اَيُّهَا ) ,(فَلاَ تُزَآُّوا اَنْفُسَكُمْ ) ,(وَمَا اَنْزَلَ ) ,(إِنَّا أَعْطَيْنَاكَ
    kelimelerinde olduğu gibi.

    (وَمَا اَنْزَلَ ) : Medd-i munfasıldır. Çünkü mimi çeken harf-i medden
    elif var. Sebeb-i medden de hemze var. İkisi yan yana, fakat ayrı iki
    kelimede vaki olduğu için medd-i munfasıl olmuştur.

    Daha önce anlattığımız vav-ı mukadder veya ya-ı mukadder’den
    sonra (bak. Sh: 27) sebeb-i medden hemze vaki olursa, yine meddi
    munfasıl olur. ( بِهِ اِيمَاناً ) kelimesinde olduğu gibi; Müennes işaret ismi
    olan ( هَذِهِ ) için de hüküm aynıdır.( اِنَّ هَذِهِ اُمَّتُكُمْ ) ayet-i kerimesinde olduğu
    gibi. 

    Harf-i meddin bulunduğu kelime üzerinde vakıf yapılacak olsa,
    sebeb-i meddin bulunmamasından dolayı, medd-i munfasıl da ortadan
    kalkmış olur.

    Hükmü: Medd-i munfasılın meddi, caizdir. Çünkü muhtelefun
    fihdir. Yani bazı kurra, medd-i tabiînin medd miktarından fazla medd
    ettiler. Bazı kurra da kasr ettiler. Medd-i munfasıl, Kıraat-ı İmam Asım
    ve Hafs rivayetinde -4- elif miktarı uzatılır. Kur’an-ı Kerim, “Hadr”
    üzere okunuyorsa, bir elif miktarına inilebilir.

    Tecvid programı
    tecvid dersleri
    tecvid nedir
    tecvid kuralları
    tecvid öğreniyorum
    tecvid kurallari
    tecvid kaideleri
    tecvid kuralları yazılı

     

  • MEDD-İ MUTTASIL TECVİDİ Nedir ve Örnekleri -8

     

     

    MEDD-İ MUTTASIL
    Bitişik medd demektir. Harf-i med ile sebeb-i meddin aynı
    kelimede yanyana bulunmasından dolayı bu isim verilmiştir.
    Tarifi: Bir kelimede harf-i medden sonra, sebeb-i medden hemze
    vaki olursa, o kelime medd-i muttasıl olur. ( (مَلاَئِكَةٌ) ,(جِىءَ) ,(جَاءَ) ,(سُوءَ
    kelimelerinde olduğu gibi.
    جَاءَ ) ) Medd-i muttasıldır. Çünkü cimi çeken harf-i medden elif
    var. Sebebi medden de hemze var. İkiside aynı kelimede yan yana vaki
    oldukları için medd-i muttasıl olmuştur.
    Hükmü: Medd-i muttasılın meddi, vacibtir. Çünkü muttefekun
    aleyhdir. Yani kıraat ilminde imam olan kurraların hepsi medd etmiştir.
    Hiçbiri kasr (bir elif miktarı okumak, medd-i tabii gibi) yapmamıştır.
    Medd-i muttasıl, Kıraat-ı İmam Asım ve Hafs rivayetinde -4- elif miktarı
    uzatılır. Kur’an-ı Kerim, “Hadr” (süratli okuyuş. Bak. Sh: 61) üzere
    okunuyorsa iki elif miktarına inilebilir. Bundan az medd etmek caiz
    değildir. Tahrimen mekruhtur

     

     

    4) MEDDİ MUTTASIL:  Bitişik uzatma demektir.
    Harfi medden ( و ى ا )  sonra sebebi medden kırık hemze (ء) gelir ve ikisi aynı kelimede bulunursa meddi muttasıl olur. 
    Dört elif miktarı uzatılması gerekir.
    Dört elif miktarı ne demek? Dört elif mikdarı demek ,
     elimizi bir masanın üzerine koyacağız ve şehâdet parmağımızı 4 defa, 
    arka arkaya kaldırıp indireceğiz. 
    İşte bu geçen süreye ” Dört elif mikdarı ” uzatma diyoruz.
    Yaklaşık beş saniyelik bir süredir..


    Örnek: جَاۤءَ    جِىۤءَ    يَشَاۤءُ   اُولَۤئِكَ 

    Örnek açıklama: جاء    derken harfi med olan eliften sonra sebebi medden kırık hemze geldiği
     ve ikisi aynı kelime içerisinde bulunduğu için meddi muttasıl olmuştur.
    Meddi Muttasılın uzatılması vaciptir. 

     

     

    1- Medd-i Muttasıl (Bitişik Med)

     

    Med harfinden sonra, sebeb-i med olan hemzenin de aynı kelimede bulunmasından meydana gelen medde “medd-i muttasıl” denir.

     

    ﴿ اُولٰئِۤكَ ﴾ ﴿ ثَلٰثَةَ قُرُوۤءٍ ﴾ ﴿ وَجَاۤءَ ﴾ ﴿ اَلْبَلاَۤءُ ﴾

     

    ﴿ وَجيۤءَ ﴾ ﴿ وَالاۤئِمينَ ﴾ ﴿ يُضئُ ﴾

     

    Medd-i muttasılı, en az iki elif miktarı çekerek okumak vaciptir, iki ile beş elif miktarı arasında çekilerek okunması ise caizdir.

     

    Kıraat imamımız Âsım Hazretleri, medd-i muttasılı dört elif miktarı çekerek okumuştur.

     

    MEDD-İ MUTTASIL

     
                Bir (aynı) kelimede, harf-i medden sonra, sebeb-i medd olan hemze gelirse “Medd-i Muttasıl”  olur.

    جَاءَ Medd-i muttasıldır. Çünkü “cim”i çeken harf-i medden elif var. Sebeb-i medden de hemze var. İkisi de aynı kelimede yan yana geldikleri için “medd-i muttasıl” olmuştur.

    يَسُومُونَكُمْ سُوءَ الْعَذَابِ يُقَتِّلُونَ اَبْنَاءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَاءَكُمْ وَفى ذٰلِكُمْ بَلَاءٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَظيمٌ

    وَعَلَّمَ اٰدَمَ الْاَسْمَاءَ كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى الْمَلٰئِكَةِ فَقَالَ اَنْبِٶُنى بِاَسْمَاءِ هٰـؤُلَاءِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقينَ

    اِذَا جَاءَ نَصْرُ اللّٰهِ وَالْفَتْحُ

    ايلَافِهِمْ رِحْلَةَ الشِّتَاءِ وَالصَّيْفِ

    MEDD-İ MUTTASIL’IN HÜKMÜ

    Medd-i muttasılın uzatılması (en az iki elif) vacibtir.

                Bütün kıraat imamları aslî med üzerine ziyade hususunda ittifak etmişlerdir. Ancak bu ziyadenin ne kadar olacağında (iki ila dört elif arasında) ihtilaf etmişler.

                Medd-i muttasıl, İmam Asım Kıraati ve Hafs rivayetinde  4 elif miktarı uzatılır.

                Not: vakıf yapıldığında bazen muttasıl ile arız aynı kelimede oluşur. Bu durumda kuvvetli olan (vacip) muttasıl arıza tercih edilir.

     

     

    Tecvid programı
    tecvid dersleri
    tecvid nedir
    tecvid kuralları
    tecvid öğreniyorum
    tecvid kurallari
    tecvid kaideleri
    tecvid kuralları yazılı

     

  • MED VE ÇEŞİTLERİ Asli Med Feri Med -7

     MED VE ÇEŞİTLERİ Asli Med Feri Med -7

    MED VE ÇEŞİTLERİ
    Daha önce de zikredildiği gibi, lugatta med: “Uzatmak” demektir.
    Tecvid ilminde ise: Bir harfin üç harekeden biri doğrultusunda uzatılarak
    okunmasına “med” denir. Medler iki kısma ayrılır.
    a- Medd-i asli,
    b- Medd-i fer’i. Şimdi bunları izah edelim.

    a- MEDD-İ ASLİ
    Buna; “Medd-i tabii” de denir ki, bu daha meşhurdur. Med
    harflerinden ayrılmayan, med harfinin zatı ile kaim olan medlere: “Aslî
    (tabii) med” denir. Tarifi şöyledir:
    Medd-i Tabii: Bir kelimede harf-i medden biri bulunur, sebeb-i
    medden hiçbiri olmazsa o kelime: “Medd-i Tabiî” olur. ( .(قَاتَلَ) ,(قَالوُا
    سِيرُوا ) ) kelimelerinde olduğu gibi.
    قَالَ) ): Medd-i Tabii olur. Çünkü kafı çeken harf-i medden elif var.
    Sebeb-i medden ise hiçbiri yoktur.
    حَكِيماً) ) ve ( عَلِيمًا ) gibi iki üstünlü kelimeler üzerinde vakıf yapılacak
    olursa, iki üstünden bedel elif üzerine vakıf yapılır ve medd-i tabii olur.
    Fakat durulmayıp geçilirse, medd-i tabii olmaz.
    Yukarıdaki misallerde, harf-i medd hem okunuşta hem de yazılışta
    vardır. Bazen okunuşta olur, fakat yazılışta bulunmaz. Bu durum, vav ve
    ye harflerinde olur. İleride zamir bahsinde de beyan edileceği gibi,(bak.
    Sh: 47) kelimenin aslından olmayan ve he ( ه) şeklinde yazılan ve zamir
    olan he ( ه) lerin harekesi ötre olunca, onu çeken gizli bir vav vardır.
    Buna: “Vav-ı mukadder” denir. ( لَهُ ) deki he ( ه) gibi. Hareke esre
    olunca, onu çeken gizli bir ye vardır. Buna da: “Ya-ı mukadder” denir.
    بِهِ ) ) deki he ( ه) gibi. Bu durumda da, bu zamirden sonra sebeb-i
    medden hiçbiri vaki olmazsa, o yerde de medd-i tabii olur. ( لَهُ مَالٌ ) gibi.
    Hükmü: Medd-i tabii bir elif miktarı çekilir. Farzdır. Bir eliften
    eksik veya fazla çekmek lahn-ı celi (ağır ve açık hata. Bak. Sh: 60) olur.
    Haramdır. Bir elif miktarı, iki hareke miktarına eşittir. Bu harekenin
    birisi med harfinden önceki harfe, diğeri ise med harfine aittir. Bu da bir
    parmak kaldırıp indirecek kadar zaman miktarı olarak kabul edilir. Bu
    izah, sadece teorik bir ifadedir. Bunların tatbikatını fem-i muhsin’den
    öğrenmek gerekir.
    SORULAR
    l – Medd-i tabii ne zaman olur? Bir misalle açıklayınız.
    خَوْفٌ ) ,(سِيرَ ) ,(جَاءَ ) – 2 ) kelimelerinde medd-i tabii var mıdır? 
    İzah ediniz. 

    MEDD-İ FER’İ

    Sebeb-i meddin bulunmasından dolayı asli medd üzerine ziyade
    yapılmak suretiyle meydana gelen medlere: “Medd-i fer’i” denir. Buna
    “medd-î mezid” de denir. Fer’î med beş kısma aynlır:

    l- Medd-i muttasıl,
    2- Medd-i munfasıl,
    3- Medd-i lazım,
    4- Medd-i arız,
    5- Medd-i lin.

    Tecvid programı
    tecvid dersleri
    tecvid nedir
    tecvid kuralları
    tecvid öğreniyorum
    tecvid kurallari
    tecvid kaideleri
    tecvid kuralları yazılı

     

  • SEBEB-İ MED -6

     

     

    SEBEB-İ MED
    Harf-i medden sonra gelip, asli meddi (yani bir elif miktarı olan
    tabii meddi) bir elif miktarından daha fazla çekmeyi gerektiren sebebe:
    “Sebeb-i med” denir. Sebeb-i med ikidir:
    l- Hemze: ( ء) Hemze, kendi aslî imlasıyla yazıldığı gibi, kelime
    içindeki yerine göre elif şeklinde de yazılır. Binaenaleyh, harekesi olan
    bütün elifler hemzedir. Hemze, kelimenin başında, ortasında ve sonunda
    vaki olabilir. Kelimenin başında vaki olan hemze iki kısma ayrılır:
    a- Hemze-i kat’ı: Hem yazıda ve hem de okunuşta daima (yani,
    ibtida= başlangıç ve vasl=ulama halinde) bulunan hemzedir. ( (أَبَدٌ -مَاأَناَ
    gibi.
    b- Hemze-i vasıl: Yazıda mevcut, ibtida (okunmaya kendisi ile
    başlanma) halinde okunan, fakat vasl (kendisinden önce harekeli bir harf
    gelme) halinde okunmayan hemzedir. ( اَلْعَصْر وَالْعَصْرِ ) gibi.
    Bu hemzelerden sadece: Harf-i medden sonra gelen ve kat’ı
    hemzesi olan hemze sebeb-i med olabilir. ( مَاأَناَ -جَآءَ ) gibi.
    Kelime başlarında dikey olarak, yani elif şeklinde yazılmış olan
    hemzelerden hemze-i vasl’a alamet olmak üzere, elifin üstüne yarım bir
    sad ( ا), hemze-i kat’a alamet olmak üzere de, üstün ve ötre halinde elifin
    üzerine bir hemze ( أ), esre halinde de elifin altına bir hemze ( (إ
    yazılması itiyad edilmiştir. ( والْعَصْرِ -إِلَهٌ –أُذُنٌ –أَآَلَ ) gibi.
    2- Sükûn: Harekesizlik demektir, alameti de cezim ( —ْ )
    dediğimiz işarettir. ( لَمْ يَلِدْ ) gibi. Bu alâmeti taşıyan harfe, sakin harf denir.

    Sakin harf, harf-i med ise bu işarete gerek yoktur. ( اَلْمِيزَانُ –اَلرُّوحُ ) gibi.
    Bir kelimede, med harfinden sonra sükûnlu bir harfin bulunması, med
    sebebi olur. Sükûn iki çeşittir:
    a- Sükûn-u lâzım: Vakfen (durulunca) ve vaslen, (geçilince sabit
    olan sükuna: “Sükûn-u lâzım” denir ( لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ ) kelimelerindeki mim
    ve dal harflerinin sükunu gibi. Çünkü biz bu kelime üzerine vakf yapsak
    veya diğer bir kelimeye vasl yapsak, sükunlar oldukları gibi durur. Hiç
    değişmez.
    b- Sükûn-u arız: Vakfen sabit, vaslen sakıt (düşen) olan sükûna:
    “Sükûn-u arız” denir. Yani asılda olmayıp, arızî bir sebeple meydana
    gelen sükûndur. Bu arızî sebep de vakıftır. Mesela: ( يَعْلَمُونَ ) kelimesi
    üzerinde vakf yapılırsa nûn harfinin üstünü düşer, yerine cezim gelir.
    يَعْلَمُونْ) ) gibi. İşte bu sükûn arızîdir. Çünkü bu kelime üzerinde vakf
    yapılmasaydı, böyle bir sükûn meydana gelmeyecekti. Ayet sonlarındaki
    sükûnların çoğu böyledir. Arapça’da hareke üzerinde vakıf yapmak caiz
    olmadığından, vakıf halinde kelimenin son harekesi daima sükûna
    çevrilir.
    Sükûnu lazım, kelime ortasında veya sonunda vaki olabilir ,( (اَلْحَمْدُ
    لَمْ يَلِدْ) ) kelimelerindeki mim ve dal harflerinin sükûnu gibi. Sükun-u arız
    ise, sadece kelime sonunda vaki olabilir. Kelime başında ise bu
    sükûnlerin hiçbirisi bulunamaz. Çünkü sakin harf ile ibtida (okumaya
    başlamak) mümkün değildir.

     

     

    Tecvid programı
    tecvid dersleri
    tecvid nedir
    tecvid kuralları
    tecvid öğreniyorum
    tecvid kurallari
    tecvid kaideleri
    tecvid kuralları yazılı

     

     

     

  • HARF-İ MED -5

     

    HARF-İ MED
    Lugatta med: “Uzatmak” demektir. Tecvid ilminde ise:
    “Makablini (kendisinden bir önceki harfi) uzatan, çeken harfe: “Harf-i
    med” denir. Tecvidde med kelimesi iki anlamda kullanılır.
    a- Medd-i tabii (tabii uzatma). Bu manada kasr (kısa, az
    uzatmak) kelimesi de kullanılır.
    b- Medd-i mezid (tabii uzatma üzerine yapılan fazla uzatma).
    Harf-i med üçtür: Vav ( و), Ye ( ي), Elif ( ا). Fakat bu harfler her
    zaman harf-i med olmaz. Harf-i med olabilmeleri için şu şartların
    tahakkuk etmesi lazımdır:
    Vav’ın harf-i med olabilmesi için:
    l- Kendisinin sakin (harekesiz),
    2-Makablinin de mazmûm (ötreli) olması gerekir.
    صُومُوا-قُومُوا–آُونُوا) ) kelimelerindeki vav harfleri gibi.
    Ye’nin harf-i med olabilmesi için:
    l- Kendisinin sakin,
    2- Makablinin meksûr olması lazımdır. ( (سِيرَ –فِيهِ –قِيلَ
    kelimelerindeki ya harfleri gibi.
    Elif ise daima harf-i meddir. Çünkü kendisi daima sakindir.
    Makabli de daima meftûhtur. ( خَافَ -قَالَ ) kelimelerindeki elif harfleri gibi.
    Elif yazılış itibariyle ekseriyetle dikey vaziyette ( ا) yazılır. Fakat bazen,
    kelime yapısı ile ilgili olarak ye ( ى) ve bazen de mushaf-ı şerife mahsus

    Türkçe – Osmanlıca – Arapça TECVİD İLMİ

    olmak üzere vav ( و) şeklinde yazılır. ( اَلصَّلَوةُ –اَلزَّآَوةُ –رَمَى ) kelimelerinde
    olduğu gibi.
    Bu üç med harfi ( أُوذِينَا -أُوتِينَا –نُوحِيهَا ) kelimelerinde toplanmıştır.
    Yukarıda zikredilen kasr, iki manada kullanılır:
    a- Medd-i tabii (tabii uzatma) nın terkedilmesi
    b- Medd-i tabii (tabii uzatma) ki, tecvid ilminde bu manada
    kullanılır. Bazı Kur’an-ı Kerim baskılarında, mütekellim zamiri olan ( (اَنَا
    kelimesinin üçüncü harfi olan elifin altında görülen ( قصر ) işareti, bu
    kelimenin medd ile okunmayacağını yani hiç uzatılmayacağını ihtar eder.
    Yine ( أَبَاؤُهُمْ –جَزَاؤُهُمْ ) gibi kelimelerdeki vav’ların harf-i med
    zannedilmemesi için bu işaret konmuştur. Çünkü bu vavlar, hemzenin
    yazılış kaidesi ile alakalı olup, destek vavıdır. Kısacası: Altında ( (قصر
    işareti bulunan vav veya elif; harf-i med değildir. Dolayısıyla
    uzatılmayacaktır.

     

     

    Med (Uzatma) Harfleri:

     

    (واى): Kısaca “VÂY” harfleri dediğimiz harekesiz harflerdir. Bir önceki harfi

     

    iki hareke miktarı uzatırlar. Buna Medd-i Tabii diyoruz.

     

    Med Sebepleri:

     

    Bazı durumlar vardır ki, daha fazla uzatmayı gerektirir. Buna kısaca Sebebi Med (Uzatma sebebi) denir ve iki tanedir.

     

    1.Hemze

     

    2.Sükûn

     

    Med Ölçüleri:

     

    *Sebebi Med bulunmaksızın, sadece med harfinin olduğu durumlarda, uzatma ölçüsü sabittir ve kullanılan en yaygın birim, 1 Elif miktarıdır. Bu miktarın zaman değeri olarak karşılığı ise iki harekenin tam manasıyla telaffuzunda geçen süredir. Yani iki hareke= 1 Elif miktarıdır.

     

    *Aslî Med ölçüsü olarak kabul gören 1 Elif miktarı, Kasır mertebesinin ölçüsüdür. En kısa med mertebesi olarak kullanılan Kasır, bu anlamda hiç uzatmamak değil, aksine 1 Elif miktarı uzatmak demektir.

     

    *Med harflerinden sonra, hemze veya sükûn gelmesi nedeniyle daha fazla uzatmayı gerektiren ve genel olarak Fer’î Med‘ler dediğimiz Med çeşitlerinde kullanılan ölçülerin yorumlanması da şu şekildedir:

     

    Bu ilimle meşgul olan alimlerin bir kısmı, Kasır üzerine ilâve edilen her Elif miktarını yine 2 Hareke ile ifade ederken, bir kısmı da Hareke ölçüsünü kullanmayıp, onun yerine Hareke değerindeki her kademeyi, Elif olarak ifade etmeyi tercih ettiler. Bizde de, bilinen yaygın uygulama bu şekildedir. Değişen şey, sadece, hareke yerine Elif teriminin kullanılması olmuş fakat zaman değeri değişmemiştir. Buna göre kullandığımız Med mertebeleri ve ölçüleri şöyledir:

     

    Kasır :      1 Elif = 2 Hareke

     

                    2 Elif = 3 Hareke

     

    Tevassut: 3 Elif = 4 Hareke

     

                   4 Elif = 5 Hareke

     

    Tul :         5 Elif = 6 Hareke

     

    Med Çeşitleri:

     

    *Med harfinden sonra Hemze veya Sükûn gelmezse, Med harfinin tabiatı gereği 1 Elif miktarı uzatıldığını ve buna Aslî Med dendiğini gördük. Bir diğer adı da

     

    Meddi Tabii ‘dir. ( نُوحِيهَا ) örneğinde her üç harfin de arka arkaya, üç Meddi Tabii ‘yi  gerçekleştirdiğini görüyoruz.

     

    Med’leri uzatma sebebine göre iki grupta toplayabiliriz:

     

    1.Sebebi Hemze olan Med’ler.

     

    2.Sebebi Sükûn olan Med’ler.

     

    Sebebi Hemze olan Med’ler:

     

    1. Meddi Muttasıl: Bitişik Med demektir. Med harfi ile Hemze aynı kelimede yan yana olursa Meddi Muttasıl olur.

     

    اَلْمَلٰـۤئِكَةُ – سِۤئَ – سُوۤءَ

     

     gibi.

     

    Kasırla okumak caiz değildir. 4 Elif miktarı uzatılır.

     

    2. Meddi Munfasıl: Ayrı Med demektir. Med harfi ile Hemze ayrı ayrı kelimelerde yan yana olursa Meddi Munfasıl olur.

     

    ( بِمَاۤ أُنْزِلَ – قَالُوا اٰمَنَّا – إِنِّىۤ أَخَافُ )  gibi.

     

    Kasırla okumak caiz olmakla birlikte beraberinde dikkat edilmesi gereken bazı ek bilgiler gereklidir. Bunlar detay bilgiler olduğu için buraya almıyoruz. Meddi Munfasıl 4 Elif miktarı uzatılır.

     

    *Hemze, harekeli Elif ( ِاَ ُ ) veya ( ء ) şeklinde yazılabilir. Daha önce, “Harflerin Bitişmesi” konusunda bütün şekillerini görmüştük.

     

    *Arapça bilmeyenlerin bitişik ve ayrı kelimeleri tanımasında zorluk olabilir. Bu nedenle Meddi Muttasıl ve Munfasılı birbirinden ayırt edebilmek için, ülkemizde yaygın olan Kur’ân nüshalarında görülen ve pratikte kolaylık sağlayacak şu hususa dikkat edilebilir:

     

    *Harfi Medden sonra gelen Hemze ( ء ) şeklinde yazılmışsa Meddi Muttasıl,

     

    ِاَ ُ )  şeklinde yazılmışsa, Meddi Munfasıldır.

     

    Sebebi Sükûn olan Med’ler:

     

    *Bir harfte, Cezim veya Şedde’nin bulunması, onun sükûn işareti taşıdığını gösterir. İlki cezimli, ikincisi harekeli aynı iki harf, birlikte tek harf olarak Şedde ile

     

    gösterildiğinden, o da sükûn işareti olarak kabul edilir.

     

    لْ + لِ = لِّ

     

    Bir kelime sonunda sükûn ya lâzımî olur, ya da arızî olur.

     

    Lâzımî olması demek geçildiğinde ve durulduğunda değişmeyen, sabit kalan sükûn demektir. Bu yüzden en kuvvetli med sebebidir.

     

    Ârızî sukûn ise; Geçiş halinde yokken, durulduğunda, vakıf gereği ortaya çıkan sükûndur.

     

    1. Meddi Lâzım: Med harflerinden sonra sebebi med olarak sükûnu lâzım gelirse Meddi Lâzım olur.

     

    Meddi Lâzımın, kelimede veya harfte oluşmasına ve sükûn işaretine göre çeşitli tanımlamalar yapılır. Buna göre;

     

    1. Meddi Lâzım kelimede olur ve sükûn işareti şedde olursa, Meddi Lâzım Kelimei Musakkale olur. Kelimede şeddeli meddi lâzım demektir.

     

    ( وَلاَالضَّاۤلِّينَ ) gibi.

     

    2. Meddi Lâzım kelimede olur ve sükûn işareti cezim olursa, Meddi Lâzım Kelimei Muhaffefe olur. Kelimede cezimli meddi lâzım demektir.

     

    اۤلْئٰنَ ) gibi.

     

    3. Kur’ân-ı Kerîm’de bazı sûre başlarında, okunuş yönüyle özel harfler bulunmaktadır. “Mukatta’a Harfleri” de denilen bu harflerin orijinal adlarını bilmek, sağlıklı

     

    bir okuyuş için gereklidir. ( الۤمۤ Elif Lâm Mîm) Görüldüğü gibi, ( أَلِفْلاَمِّيمْ ) şeklinde okurken, Lâm harfinin ortasındaki uzatma harfi Elif ve Lâm ile Mîm harfi

     

    arasında, bitişmeden dolayı ortaya çıkan şedde, telaffuzda belirgindir. İşte, Meddi Lâzımın harfte şedde ile oluşmasından dolayı, Meddi Lâzım Harfi Musakkale denmiştir.

     

    4. Aynı örnek ve okunuşa dikkat edilirse, sondaki Mîm harfinin telaffuzunda, uzatma harfi Ye’ den sonra cezim varmış gibi sükûn ifadesi belirgindir. Böylece, Meddi Lâzımın harfte cezim ile oluşmasından dolayı da, Meddi Lâzım Harfi Muhaffefe denmiştir.

     

    *Yukarıda geçen isimlendirmeleri ezberlemek, pratikte çok önemli değildir. Önemli olan meddi lâzımı tanıyabilmek ve gereğini yerine getirmektir.

     

    Bütün meddi lâzım çeşitleri, en az meddi muttasıl kadar uzatılmalıdır. Medde sebeb olması yönüyle, sükûnu lâzım, hemzeden daha kuvvetli olduğundan meddi muttasıldan biraz fazla çekilmesi daha uygundur. 4 veya 5 Elif çekilmelidir.

     

    2. Meddi Ârız: Med harflerinden sonra sebebi med olarak sükûnu ârız gelirse Meddi Ârız olur.

     

    ( اَلْعَالَمِينَ ) gibi.

     

    *Her meddi ârız, geçildiğinde meddi tabîye dönüşür ve sadece 1 Elif miktarı uzatılır.

     

    *Meddi ârız, oluştuğu kelimenin son harekesine göre değişik uzatma ölçüleri ve bazı özel vecihlerle okunur. Şimdi örnekleriyle bunları görelim:

     

    1. Son harfi üstünlü Meddi ârız

     

    (اَلْمُسْتَقِيمَ) gibi;

     

    *1 ‘den 5 Elif’e kadar herhangi bir ölçü ile uzatılabilir.

     

    2. Son harfi esreli Meddi ârız

     

    ( يَوْمِ الدِّينِ ) gibi;

     

    *Yine 1 ‘den 5 Elif’e kadar herhangi bir ölçü ile uzatılabilir.

     

    *Ayrıca sadece kasır ile Ravm yapılır.

     

    Ravm: Harekeyi düşük bir perdeden, hafif bir sesle ifade etmektir.

     

    3. Son harfi ötreli Meddi ârız

     

    ( نَسْتَعِينُ) gibi

     

    *Bu da, 1 ‘den 5 Elif’e kadar herhangi bir ölçü ile uzatılabilir.

     

    *Sadece kasır ile Ravm yapılır.

     

    *Ayrıca, tercihe göre her uzatma ölçüsü ile İşmâm da yapılabilir.

     

    Burada İşmâm, harfde sükûn üzere durduktan sonra, sessiz olarak dudakları ötre yönünde uzatmak ve böylece adeta harekeye işaret etmektir.

     

    *Meddi ârız’da son harf

     

    ( ق ط ب ج د ) harflerinden biri ise, kalkaleden dolayı, Ravm ve İşmâm yapılmaz. (Kalkale için ilgili konuya bakınız.)

     

    *Okuyuşta, uygulanması caiz olan bütün meddi ârız vecihleri, hep beraber değil, sadece tercihli olarak biri uygulanır.

     

    Meddi Lîn: Bu medde, uzatma harfleri yerine, Lîn harfleri devreye girmiştir. Lîn harfleri: Öncesi üstünlü olan, cezimli Vâv ( وْ ) ve Ye ( ىْ )’dir.

     

    *Lîn harfinden hemen sonraki harfte durulursa meddi lîn olur. ( وَالصَّيْفِ ) örneğinde olduğu gibi.

     

    *Mukatta’a harfi olarak Kur’ânı Kerîm’de, iki yerde bulunan, ( عَيْنْ )’lardaki sükûn hariç, diğer bütün meddi lîn sükûnları ârızîdir.

     

    *Meddi ârız için geçerli olan bütün vecihler, son harfin harekesine göre meddi lîn için de geçerlidir.

     

     

    Tecvid programı
    tecvid dersleri
    tecvid nedir
    tecvid kuralları
    tecvid öğreniyorum
    tecvid kurallari
    tecvid kaideleri
    tecvid kuralları yazılı

     

     

  • Kıraatta İmam Asım ve Hafs rivayeti -4

     

     Kıraatta İmam Asım ve Hafs rivayeti -4

    Bu bölümde, kıraatta imamımız: İmam Asım ve Hafs rivayeti
    kıraatını anlatacağız. Bilhassa bu bölümde anlatılan hususları, her
    müslümanın gayet iyi bilmesi ve Kur’an-ı Kerim’i ona göre okuması farz
    olan dini vecibelerdendir.
    Kıraatta imamımız olan “İmam Asım b. Ebi’n-Necud el-Kûfi
    “Tabiun”dandır. Yedi kıraat imamından biridir. Hicri 127 yılında vefat
    etmiştir. İmam Asım’ın bugün yaygın olan kıraatı, üvey oğlu “Hafs b.
    Süleyman” tarafından yapılan rivayettir. İmamımızın kıraati asırlar
    ilerledikçe, müslüman cemaatleri kıraat hususunda birleştirici bir
    dereceye yükselmiştir. Bugün ülkemiz dahil İslam dünyası içinde,
    Kur’an-ı Kerim %95 oranında İmam Asım’ın Hafs rivayeti üzerine
    okunmaktadır.

     

    Tecvid programı
    tecvid dersleri
    tecvid nedir
    tecvid kuralları
    tecvid öğreniyorum
    tecvid kurallari
    tecvid kaideleri
    tecvid kuralları yazılı

     

  • Tecvidde Harflerin Sıfatları -3

     

     

    SIFAT-I HURÛF

    (HARFLERİN SIFATLARI)
    Tecvid ilminde sıfat: “Mahreçlerde meydana gelişi esnasında
    harfin sesine arız olan keyfiyete” denir. Sıfatlar iki kısma ayrılır:
    1- Sıfat-ı lâzime: Harflerin zatına mahsus ve harften ayrılması
    mümkün olmayan sıfatlardır. Çünkü sıfat-ı lazimelerin harften ayrılması
    halinde, harf diye bir şey ortada kalmaz, yok olur. Bu sıfatların terk
    edilmesi büyük hatadır. Sıfat-ı lâzimeler şunlardır:
    “1-Cehr, 2- Hems, 3- Şiddet, 4- Rihvet, 5- Beyniyye, 6- İsti’la, 7-
    İnhifad, 8- Itbak, 9- İnfitah, 10- Kalkale, 11- Safir, 12- Gunne, 13-
    Tefeşşi, 14-Tekrir, 15- İstitale, 16- İzlâk, 17- İsmat, 18-Lin, 19- İnhiraf.”
    2- Sıfat-ı arıza: Harften ayrılması mümkün olan ve ayrıldıkları
    zaman da harfin zatını değiştirmeyen sıfatlardır. Harfin zatında bir
    değişiklik meydana gelmediği için, bu sıfatların terkinde küçük hata
    meydana gelir. Sıfat-ı arızalar şunlardır:
    “l- Tefhim, 2- Terkik, 3- İdgam, 4- İhfa, 5- İzhar, 6- Kalb, 7-
    Medd, 8-Hareke, 9- Sekte, 10- Vakf, 11- Sükun.”
    Şimdi bunları teker teker izah edelim.

    SIFAT-I LAZİME
    1- Cehr: Lugatta, “ortaya çıkarmak, söz söylerken sesi
    yükseltmek” demektir. Tecvid ilminde ise cehr: “Kendisinde cehr sıfatı
    bulunan harfleri harekeli olarak telaffuz ederken, nefes cereyanının
    akmamasına denir. Cehr harfleri okunurken mahrece kuvvetle
    dayanıldığı için nefes cereyanı tıkanır. Cehr harfleri şu sözde
    toplanmıştır: ظِلُّ قَوٍ رَبْضٌ إِذْ غَزَا جُنْدٌ مُطِيعٌ
    2- Hems: Cehrin mukabilidir. Lugatta: “Sesi gizlemek”
    manasındadır. Tecvid ilminde ise hems: “Harf nutk olunurken
    mahrecinden nefes cereyanının akması demektir. Hems harfleri mahrece
    fazla dayanmazlar. Hems, harfleri:( فَحَثَّهُ شَحْصٌ سَكَتَ ) lafzında toplanmıştır.
    Cehr ile hems sıfatının farkı şudur: Cehr harflerini harekeleyip ( قَقَقَ ) gibi
    tekrar edersek, nefesin akmadığını ve o harfe ait olan sesin bir kısmının
    işitilmediğini görürüz. Halbuki hems harflerini harekeleyip, ( آَكَكَ ) gibi
    okursak nefesin aktığını ve sesin de çıktığını görürüz. Hems harflerinde
    ses gizlice akar. (( اَلرَّحْمَنُ الرَّحِيمُ derken ( م) ,(ح ) üzerine akar. Bazı
    okuyucular ( ح) yı ( م) üzerine akıtmayıp ( اَلرَّحْمَّنُ الرَّحِيمُ ) gibi okuyor.

    Hareke üzerinde durulduğundan ( م) harfine şedde verir gibi bir okuyuş
    oluyor. Bundan kaçınmak gerekir.
    3- Şiddet: Lugatta, kuvvet ve kudret manalarına gelir. Tecvid
    ilminde ise: “Şiddet harfleri sükûn ile okunduğu zaman ses ve nefesin
    asla akmaması” demektir. Çünkü şiddet harfleri mahreçlerinden çıkarken
    mahreçlerine kuvvetle dayanırlar. ( اَجِدْ قَطٌّ بَكَتْ ) lafzında toplanan harfler,
    şiddet harfleridir.
    4- Rihvet: Lugatta, “yumuşaklık” manasına gelen Rihvet, tecvid
    ilminde: “Rihvet harflerinin sükûn ile telaffuzu esnasında, mahrece
    dayanmanın zayıf olması hasebiyle, ses ve nefesin beraberce akması”
    demektir. Şiddet ve Beyniyye harflerinin dışındaki harfler, rihvet
    harflerdir.
    5- Beyniyye: Lugatta, “ortada olmak” demektir. Şiddet ve rihvet
    sıfatlarının ortasında bulunan beyniyye: “Harf telaffuz edilirken sesin ne
    tamamen akması ve ne de tamamen haps olması” demektir. Beyniyye
    harfleri şunlardır: ( لِنْ عُمَرَ ). Bu harfler okunurken ses, kemaliyle ne
    akacak ve ne de akmayacaktır. Bazı okuyucuların:
    (يَدُعُّ الْيَتِيمَ -نَعْبُدُ -فَعَّالٌ)
    gibi kelimelerdeki ayın ( ع) harfini, şiddetli harf gibi, sesini tamamen
    habs etmeleri fahiş hatadır. ( يَدُعُّ ) nun ayınını ( يَدُلُّ ) nun lamı gibi okumak
    gerekir. Yani sesleri az akacak, şiddetli harf gibi haps olunmayacak.
    6- İsti’la: Lugatta, “yükselmek ve irtifa” demektir. Tecvid
    ilminde ise: “İsti’la harflerini telaffuz ederken dilin, kökü ile birlikte üst
    damağa yükselmesi” demektir. ( خُصَّ ضَغْطٍ قِظْ ) harfleri, isti’la harfleridir.
    7- İnhifad: Lugatta, “aşağı ve alçak olmak” demektir. Tecvid
    ilminde ise: “İnhifad harflerini telaffuz ederken dilin yukarıya
    yükselmeyip, aşağıda kalmasına” denir. İstila harflerinin dışında kalan
    harfler, inhifad harfleri olup ( أُنْشُرْ حَدِيثَ عِلْمِكَ سَوْفَ تَجْهَزُ بَدَا ) lafzında
    toplanmıştır. İsti’la sıfatının zıddı olan inhifad’ın diğer bir adı da:
    İstifale’dir.
    8- Itbak: Lugatta, “yapıştırmak” manasına gelen ıtbak, Tecvid
    ilminde: “Itbak harfleri okunduğu zaman, dilin üst damağa yapışması”
    demektir. ( ص ض ط ظ ) harfleri, ıtbak harfleridir.
    9- İnfitah: Lugatta, “açılmak ve ayrılmak” manalarına gelir.
    Tecvid ilminde ise: “İnfitah harfleri okunduğu zaman, dil ile yukarı
    damak arasının açık olmasına” denir ki, ıtbakın mukabilidir. İnfitah
    harfleri şu cümlede toplanmıştır.
    (مَنْ اَخَذَ وَجَدَ سَعَةً فَزَآَا حَقٌّ لَهُ شُرْبُ غَيْثٍ)

     

    10- Kalkale: Lugatta, “hareket etmek, kımıldamak” demektir.
    Tecvid ilminde ise: “Kuvvetli bir ses işitilinceye kadar mahrecin
    kımıldaması, deprenmesi” demektir. Kalkale harfleri ( قُطْبُ جَدٍ ) harfleridir.
    Bu harfler, harekeli oldukları zaman kalkale sıfatı az zahir olur. Kelime
    ortasında veya sonunda sakin olarak vaki oldukları zaman, kalkale
    sıfatları daha kuvvetli ve daha ziyade olur. Kalkale harflerinde cehr ve
    şiddet sıfatları içtimâ etmiştir. Tafsilat için bakınız Sh: 44
    11- Safir: Lugatta, “ıslık ve kuş sesine” denir. Tecvid ilminde ise:
    “Safir harfleri olan ( ص س ز ) harflerini okurken, kuş veya ıslık sesine
    benzer kuvvetli ve keskin bir sesin çıkmasına” denir.
    12- Gunne: Hayşum’dan gelen sestir. Harfleri ( م) ve ( ن) olmak
    üzere ikidir.
    13- Tefeşşi: Lugatta, “yayılmak ve dağılmak” demektir. Tecvid
    ilminde ise: “Tefeşşi harfi olan ( ش) harfini telaffuz ederken sesin dil ile
    damak arasında yayılması ve ( ظ) harfinin mahrecine varıncaya kadar
    uzamasına” denir.
    14- Tekrir: Lugatta, “tekrar etmek” manasındadır. Tecvid
    ilminde ise: “Tekrir sıfatının harfi olan ra ( ر) yı okurken dil ucunun
    titremesine” denir. Tekrir sıfatının yapılışı şöyledir: Dilin ucuna yakın
    olan kısmını üst damağa sıkıca basarak, oradan ayrılmaksızın sürçer gibi
    titreyerek durulur. Bunu yaparken ra’nın tekrarından sakınmak lazımdır.
    Bunun için de dil, damaktan ayrılmamalıdır,
    15- İstitale: Lugatta, “uzun olmak” demektir. Tecvid ilminde ise:
    “İstitale harfi olan dat ( ض) harfini telaffuz ederken sesin, dil kenarının
    üst azı dişlerinden lamın mahrecine kadar uzanmasına” denir.
    16- İzlak: Lugatta, “kolaylık ve süratli olmak” demektir. Tecvid
    ilminde ise: “Kendisinde bu sıfat bulunan harfleri telaffuz ederken, dilin
    çabuk olmasına, kolayca telaffuz etmesine” denir. İzlak harfleri şu
    cümlede toplanmıştır: ( (فَرَّ مِنْ لُبٍّ
    17- İsmat: Lugatta, “men etmek” demektir. Tecvid ilminde ise:
    “Kendisinde bu sıfat bulunan harflerin telaffuzundaki zorluk ve çetinlik”
    demektir. Bu sebeple dört, beş ve altı harfli kelimelerde ismat harfleri
    yan yana gelemez. Mutlaka aralarında izlak harflerinden birinin
    bulunması gerekir. İzlak’ın dışındaki harfler, ismat harfleridir.
    18- Lin: Lugatta, “yumuşak olmak” demektir. Tecvid ilminde ise:
    “Lin harfi olan vav ( و) ve ye ( ي) nin, telaffuz ve nutkunun diğer harflerin
    telaffuzuna nazaran daha kolay olmasına” denir. Ancak vav ile ye’nin
    harfi lin olabilmesi için:

     

    l- Kendileri cezimli,
    2- Bir evvelki harflerinin de üstünlü olması gerekir. ((نَوْمٌ -عَلَيْهِ
    gibi. Tafsilatı için bak. Sh: 33
    19- İnhiraf: Lugatta, “meyletmek, bir tarafa eğilmek ve sapmak”
    demektir. Tecvid ilminde ise: “Kendisinde inhiraf sıfatı bulunan lam ( (ل
    ve ra ( ر) harflerini telaffuz ederken dilin yukarıya veya geriye
    meyletmesine” denir. Lam’da dil ucuna, ra da ise dilin üstüne doğru meyl
    edilir.
    SIFAT-I ARIZA
    l- Tefhim: Lugatta, “bir şeyi kalın etmek” manasındadır. Tecvid
    ilminde ise: “Kendisinde tefhim sıfatı bulunan harfleri kalın okumak”
    demektir. Tefhim sıfatının harfleri şunlardır
    a- İsti’la harflerinin hepsi: Itbak harfleri daha da kalın okunur.
    قَالَ ) , (وَالْعَصَا ) ) gibi.
    b- Kalın okunan harften sonra gelen elif ve harf-i med olan vav.
    طَالَ –رَانَ –يَقُولُ ) ) gibi.
    c- Lam-ı mufahhame: (Kalın okunan lam). Kıraat-ı İmam
    Asım’da bundan maksad: ( اَللهُ ) lafza-i celâlinin lamı olup, bunun bir
    evvelki harfi üstünlü veya ötreli olduğu zaman, bu lam kalın okunur.
    Tafsilatı için bak. Sh: نَصْرُاللهِ -هُوَ اللهُ ) 46 ) gibi.
    d- Kalın okunan ra; 
    2- Terkik: Lugatta, “bir şeyi ince etmek” manasındadır. Tecvid
    ilminde ise: “Kendisinde bu sıfat bulunan harfleri ince okumak”
    demektir. Tefhim harflerinin dışında kalan harfler, terkik harfleridir.
    Harf-i med olan ye’yi, gerek kalın okunan ve gerekse ince okunan harften
    sonra vaki olsun, ince okumak lazımdır. ( قِيلَ -نِيلَ ) gibi.
    Önemli Not: Tefhim sıfatlı harfleri kalın, terkik sıfatlı harfleri de
    ince okumak gerekir. Bazı ülkelerde olduğu gibi, ( نَعْبُدُ ) ve benzeri
    kelimelerdeki: Be, dal harfinin ötre halini üstün haline uydurmayıp, kalın
    okunması hatadır..

    10- Hareke: Lugatta, “Kımıldamak, hareketli olmak” demektir.
    Tecvid ilminde ise hareke: “Harfleri seslendirmek için onların alt veya
    üstlerine konan işaretlere” denir. Hareke: Zamme (ötre), fetha (üstün) ve
    kesre olmak üzere üçtür. Harekeli harfe “müteharrik” harekesiz harfe de
    “sakin” denir.
    11- Vakf: Bak. Sh: 51
    ÖNEMLİ İKAZLAR
    1- Kendisinde inhifad (istifale) sıfatı olan harfleri ince oku.
    مَالِكِ) ,(إِيَّاكَ ) – 2 ) gibi kelimelerde ince okunan harften sonra gelen
    elifleri ince oku. ( خَا)، (صَا ) daki, gibi kalın sadalı yapma.
    اَلْحَمْدُ)، (أَعُوذُ)، (إِهْدِنَا)، (اَللهُ) – 3 ) daki hemzeleri ince oku. Sakın
    kalın okunma.
    للهِ )، (لَنَا) – 4 ) gibi kelimelerdeki lamları ince oku.
    5- Kalın okunan harflerin yanında vaki olan her ince okunan harfe
    dikkat et, kalın okumaktan sakın. Binaenaleyh: ( وَلْيَتَلَطَّفْ ) kelimesindeki
    lamı, ( عَلَي اللهِ ) deki ( عَلَي )nın lamını, ( مَخْمَصَةٌ)، (مَرَضٌ ) gibi kelimelerdeki
    mimleri sakın kalın okuma ( بَرْقٌ ) kelimesindeki be’yi de ince oku.
    نَعْبُدُ) – 6 ) nün be’sini, ( يَعْلَمُونَ ) gibi kelimelerdeki mim ve vav
    harflerini kalın okuma.
    7- Be ve cim’in şiddet ve cehr sıfatlarını beyan et. Be’yi p, cim’i ç
    şeklinde okuma. Kef’i kaf, kaf’ı kef gibi yapma.
    أَلْحَقُّ)، (أَحَطْتُ)، (حَصْحَصَ) – 8 ) daki ha’ların; ( يَسْطُونَ) (يَسْقُونَ ) ve
    مُسْتَقِيمٌ) ) deki sinlerin inceliklerini beyan et:
    9- Ranın tekrir sıfatını yaparken, ra’yı çok mırıldatma. Çünkü iki
    ra’lı olur.
    اَلْحَمْدُ ) – 10 ) gibi kelimelerdeki lam ve mim’in sükûnuna dikkat et.
    Kalkale gibi okuma.
    11- Se ( ث) yi sin, sin’i sad şeklinde okumaktan sakın. Sakın ( ذ) i
    ze, ze’yi de zı ( ظ) gibi okuma.
    12- Kef ve te’nin şiddet sıfatlarını iyi göster.
    13- Zı ( ظ) yı dat ( ض) gibi, ( ض) ı da zı ve dal gibi okuma.
    14- Bakara süresi 245. ayet-i kerimesinde geçen ( يَبْصُطُ ) ve Araf
    süresi 69. ayet-i kerimesinde geçen ( بَصْطَةً ) kelimelerindeki sad harfleri
    her ne kadar sad olarak yazılmışsa da sin olarak, yani ( يَبْسُطُ ) ve ( (بَسْطَةً
    şeklinde okunur.

    15- Tûr sûresi 37. ayet-i kerimesinde geçen ( (اَلْمُصَيْطِرُونَ
    kelimesindeki sad harfi, sin olarak da sad olarak da okunabilir: ( اَلْمُسَيْطِرُونَ
    اَلْمُصَيْطِرُونَ – ) gibi.
    16- Gaşiye süresi 22. ayet-i kerimesinde geçen ( ( بِمُصَيْطِرْ
    kelimesindeki sad harfi, sadece yazıldığı gibi sad olarak okunur.

    HARFLERİN SIFAT TABLOSU
    1-Hemze : Cehr, şiddet, infitah, inhifad, terkik, ismat.
    2-Be : Cehr, şiddet, kalkale, infitah, inhifad, terkik, İzlak.
    3-Te : Hems, şiddet, infitah, inhifad, terkik, ismat.
    4-Se : Hems, rihvet, infitah, inhifad, terkik, ismat.
    5-Cim : Cehr, şiddet, kalkale, infitah, inhifad, terkik, ismat.
    6-Ha : Hems, rihvet, infitah, inhifad, terkik, ismat,
    7-Hı : Hems, rihvet, infitah, isti’la, tefhim, ismat.
    8-Dal : Cehr, şiddet, kalkale, infitah, inhifad, terkik, ismat.
    9-Zel : Cehr, rihvet, infitah, inhifad, terkik, ismat.
    10-Re : Cehr, beyniyye, infitah, inhifad, tekrir, inhiraf, izlak.
    11-Ze : Cehr, rihvet, safir, infitah, inhifad,terkik, ismat.
    12-Sin : Hems, rihvet, safir, infitah, inhifad, terkik, ismat.
    13-Şın : Hems, rihvet, tefeşşi, infitah, inhifad, terkik, ismat.
    14-Sat : Hems, rihvet, safir, ıtbak, istila, tefhim, ismat.
    15-Dat : Hems, rihvet, istitale,ıtbak, isti’la, tefhim, ismat.
    16-Tı : Cehr, şiddet, kalkale, ıtbak, isti’la, tefhim, ismat.
    17-Zı : Cehr, rihvet, ıtbak, isti’la, tefhim,ismat.
    18-Ayın : Cehr, beyniyye, infitah, inhifad, terkik, ismat
    19-Gayın : Cehr, rihvet, infitah, isti’la, tefhim, ismat.
    20-Fe : Hems, rihvet, infitah, inhifad, terkik, izlak.
    21-Kaf : Cehr, şiddet, kalkale, infitah, isti’la, tefhim, ismat.
    22-Kef : Hems, şiddet, infitah, inhifad, terkik,ismat.
    23-Lam : Cehr, beyniyye, infitah, inhifad, inhiraf, terkik, izlak.
    24-Mim : Cehr, beyniyye, gunne, infitah, inhifad, terkik, izlak.
    25-Nun : Cehr, beyniyye, gunne, infitah, inhifad, terkik, izlak.
    26-Vav : Cehr, rihvet, infitah, inhifad, terkik, ismat,
    27-He : Hems, rihvet, infitah, inhifad, tetkik, ismat,
    28-Ye : Cehr, rihvet, infitah, inhifad, terkik, ismat,

     

    Tecvid programı
    tecvid dersleri
    tecvid nedir
    tecvid kuralları
    tecvid öğreniyorum
    tecvid kurallari
    tecvid kaideleri
    tecvid kuralları yazılı

     

  • Tecvidde Harflerin Mahreçleri -2

     

    HARFLER
    Harf; lugatta: “Taraf, bir şeyin ucu, kenarı, sivri ve keskin kıyısı”
    demektir. Tecvid ilminde ise harf: “Bir mahrece itimad ederek çıkan ses”
    den ibarettir. Harfler iki kısma ayrılır:
    1- Aslî harfler: Bunlar bildiğimiz şu -28- hece harfleridir:
    ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن و ه ي
    Bazı harf sıralamalarında vav ( و) ile ye ( ى) harfi arasına yazılan
    lamelif ( لا) müstakil bir harf değildir. Adından da anlaşılacağı üzere, lam
    ile elif harfinin birleşmesinden meydana gelmiştir.
    2- Fer’î harfler: Aslî harflerden çıkan ve ikinci derecede olan
    harflerdir ki, fasih olup Kur’an-ı Kerim’de bulunan fer’î harfler şunlardır:
    a- Hemze-i müsehhele (Teshil yani kolaylaştırılan hemze): Bu da
    üç kısma ayrılır:
    I- Hemze ile elif arası: Fussilet süresi, 44. Ayet-i kerimesinde
    geçen: ( ءَأَعْجَمِيٌّ ) kavli şerifindeki ikinci hemzenin hemze sesi ile elif sesi
    arasında bir sesle okunuşu gibi. Kıraatta imamımız, Asım kıraatı ve Hafs
    rivayetinin tek örneğidir. Bu hemzede teshil yapılırken çıkacak olan ses
    أَهَعْجَمِيٌّ) ) şeklinde bir ( ه ) sesi olmamalıdır. Bu şekildeki bir okuyuş teshil
    değil, hatadır, lahn-ı celidir.
    II- Hemze ile ye arası: ( أَئِنَّكُمْ ) kavli şerifindeki ikinci hemzenin,
    halis hemze sesi ile ye sesi arasında bir sesle okunuşu gibi.
    III- Hemze ile vav arası: ( أَؤُنَبِّئُكُمْ ) kavli şerifindeki ikinci hemzenin,
    hemze sesi ile vav sesi arasında bir sesle okunuşu gibi. Bu son iki vecih,
    İmam-ı Asım kıratında yoktur.
    b- Elif-i mümale: İmale edilen (uzatılan) elif. Elif-i meddiyye ile
    ye arasında bir eliftir ki, ne halis eliftir ve ne de halis ye’dir. Bu halde,
    elif tarafı ye tarafına galip olursa ona “İmale-i suğra (küçük imale)”,
    eğer ye tarafı elif tarafına galip olursa ona da “İmale-i Kübra (büyük
    imale)” denilir. Kıraat-ı İmam Asım ve Hafs rivayetinde tek örnek: Hûd
    suresi, 41. Ayet-i kerimesinde geçen ( مَجْرَيهَا ) lafz-ı şerifidir. Bunu imale-i
    kübra ile okumak lazımdır. Burada “re” harfinin önündeki elif harfini
    imale-i kübra ile imale yapabilmek için: Elif harfini telaffuz ederken ye
    harfi gibi yaparak ve re harfini ince okumakla mümkün olur.
    c- Nun-u muhfat: ihfa edilen nundur. Bak. Sh: 35

    Türkçe – Osmanlıca – Arapça TECVİD İLMİ

    Kıraat-ı İmam Asım ve Hafs rivayetinde bulunan fer’i harfler
    bunlardır. Diğer kıraat imamlarından İmam Hamza’nın birinci ravisi
    Halef kıraatında; “Sad-ı müşemme (işmam olunan sad)” ve İmam
    Nafi’in ikinci ravisi Verş kıraatında; “Lam-ı mufahhame (kalın okunan
    lam)” diye iki fer’i harf daha vardır.
    MEHARİC-İ HURÛF
    (Harflerin Mahreçleri)
    Tecvid ilminde mahreç: “Harfin çıkış yeri” demektir ki harfin
    çıktığı; başka harflerden tefrik ve temyiz edildiği (ayrıldığı) yerdir.
    Mahreç mahalleri beştir.
    1- CEVF: Boğaz ile ağız içinde olan boşluktur.
    2- HALK: Boğaz
    3- LİSAN: Dil.
    4- ŞEFEH: Dudak.
    5- HAYŞUM: Geniz kovuğudur.
    İşte mahreç mahalleri bu beş bölgedir. Fakat bu mahallerden
    çıkan harflerin mahreçlerinin adedi hususunda ihtilaf edilmiştir.
    Muhakkıkın-ı kurra’nın görüsü -17- dir. Şimdi de bunu izah edelim:
    1. Mahreç: Cevf’dir. Buradan med harfleri vav, ye, elif ( (و ي ا
    çıkar.
    2. Mahreç: Aksa-ı halk(boğazın başlangıcı, göğüse bitişik olan
    kökü)dür. Buradan evvela hemze ( ء) sonra he ( ه ) çıkar.
    3. Mahreç: Vesatu’1-halk (boğazın ortası) dır. Buradan önce ayın
    ع ) )sonra da ha ( ح) çıkar.
    4. Mahreç:. Edna-ı halk (boğazın ağıza yakın olan yeri)dir.
    Buradan önce ğayın ( غ) sonra da hı ( خ) çıkar.
    5. Mahreç: Aksa-ı lisan (dilin boğaza en yakın kısmı)dır.
    Buradan büyük dilin dibini üst damağa vurmakla kaf ( ق) çıkar.
    6. Mahreç: Kaf harfinin mahrecinin bir parmak miktarı
    aşağısıdır. Buradan kef ( ك) çıkar.
    7. Mahreç: Vesatu’l-lisandır. Dilin ortası ile üst damağın
    ortasıdır. Buradan önce cim ( ج) sonra şin ( ش) sonra da ye ( ي) çıkar.
    8. Mahreç: Sağ veya soldan dilin yan tarafını hafifçe üst adrasa
    (azı dişlerine) dokundurmak suretiyle dat ( ض) harfi çıkar. Dat harfi
    çıkarılırken dil ucu serbesttir
    9. Mahreç: Sağdan veya soldan dat harfinin mahrecinin
    bitiminden dil ucuna kadar olan kısmı ile karşısı olan üst
    damaktır.Buradan lâm( ( لçıkar.

    10. Mahreç: Dil ucu ile onun hizasındaki iki üst ön dişlerin
    etleridir. Buradan ihfa olmayan nun ( ن) çıkar. Yeri itibariyle lam
    harfinin biraz altıdır ve onun mahrecinden biraz dardır.
    11. Mahreç: Dilin en uç tarafının biraz arkası ile karşısındaki ön
    dişlerin üst tarafı olan damaktır. Buradan re ( ر) harfi çıkar. Bu durumda
    dilin ucu kavislidir.
    12. Mahreç: Dil ucu ile üst ön dişlerin dipleridir. Buradan diş
    etlerine gayet yakın olan yerden tı ( ط), biraz aşağısından dal ( د), dişlerin
    yarısına yakın olan yerden de te ( ت) çıkar.
    13. Mahreç: Dil ucu ile alt ön dişlerin yarısından yukarısıdır.
    Buradan: Dişlerin yarısına yakın olan yerden sat ( ص), az yukarısından sin
    س) ), dişlerin ucundan da ze ( ز) çıkar.
    14. Mahreç: Dil ucu ile üst ön dişlerin uçlarıdır. Buradan: Dilin
    gayet ucunun arkasından zı ( ظ), bunun biraz ardından zel ( ذ) ve bunun da
    biraz ardından se ( ث) çıkar. Bunların hepsinde dilin ucu dışarı çıkarılır. Zı
    harfinde biraz az, zel harfinde biraz daha fazla ve se harfinde de daha
    fazla çıkarılır. Bu durumda zel ve se peltek okunur.
    15. Mahreç:Alt dudağın içi ile üst ön dişlerin uçlarıdır. Buradan
    fe ( ف) çıkar. Fe harfi çıkarılırken, üfleyerek değil de üst ön dişler, alt
    dudağın karnını hafif ısırması ile yapılacak.
    16. Mahreç: Dudaklardır. Dudakların birbirine kuvvetlice
    kapanmasıyla be ( ب), dudakların içini uçlarına yakın yerleri hafifçe
    kapatmakla mim( م) çıkar. Daha ziyade uçlarına yakın olan yerleri
    birbirine kapanmayarak, ileri doğru uzatmakla vav ( و) çıkar. Vav’da
    dudaklar fazla sıkılmaz. Dudakları geri çekerek vav çıkarılmaz.
    17. Mahreç: Hayşumdur. Buradan gunne (hayşumdan gelen ses)
    çıkar. Gunne, mim ve ihfa edilen nun harfine mahsustur. Bak. Sh: 17
    Bir harfin mahreci üzerinde çalışırken öteden beri kullanılan usûl:
    O harfi sakin kılmak ve kendisinden önce de harekeli bir hemze getirmek
    suretiyle o harfi okumaktır. Mesela be ( ب) harfini, evveline bir hemze
    getirerek sakin kılıp eb ( أَبْ ) diye okuduğumuzda dudakların birbirine
    kapandığını görürüz, işte bu, be harfinin mahrecidir.
    Daha önce de belirttiğimiz gibi, harflerin mahreçlerini sadece
    kitaptan okumak kâfi değildir. Ehlinden ta’lim görmek şarttır. Nitekim
    birçok Kur’an-ı Kerim okuyanlar, tecvidi ezbere bildikleri halde
    tatbikatını yapamamaktadırlar. Bu durumda tecvidi bilmekle bilmemek
    arasında ne fark vardır?…
    Bir de harfler çıkarılırken, herkes harfleri, yaratılışlarında olan
    tabii ses güzelliği ile çıkarmalıdır. Buradaki “Tabii ses”den maksat;

    Türkçe – Osmanlıca – Arapça TECVİD İLMİ
    Merhum Üstad Hacı Mehmet Rüştü Aşık Kutlu hazretlerinin tabirleriyle:
    “Kur’an-ı Kerim okuyucusu, Kur’an-ı Kerim’i okurken hiç zorlanmadan,
    ses kendisi diyecek ki “Beni çıkar”, okuyucu sesine: “Çık” demeyecek.
    Bir zorlama neticesinde çıkarılan sesin güzelliği bozulur. Okuyan da
    dinleyenler de rahatsız olur, huzur kalmaz. “Binaenaleyh, ehlinden kâfi
    ve vâfi derecede talim görerek, dili harfe öyle alıştırmalı ki, kaygısız ve
    düşüncesiz olarak o harf çıkarılmalıdır.

     

    tecvid dersleri
    tecvid nedir
    tecvid kuralları
    tecvid öğreniyorum
    tecvid kurallari
    tecvid kaideleri
    tecvid kuralları yazılı

     

     

     

  • Tecvid Nedir ? TECVİD İLMİNİN MAHİYETİ -1

    1. Tecvidin tarifi:
    Tecvid ( التجويد ) lugatta: “Bir şeyi güzel yapmak, süslemek, iyi ve
    hoşça yapmak” manalarına gelmektedir. Istılah manası olarak tecvid:
    “Harflerin mahreç ve sıfatlarına uymak suretiyle, Kur’an-ı Kerim’i âdab
    ve erkânına uygun bir şekilde hatasız okumak” demektir. Bununla ilgili
    kaideleri öğreten ilme de: “Tecvid ilmi” denir.
    2. Tecvid ilminin mevzuu:
    Kur’an-ı Kerim’in kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’in aslını ve esasını
    teşkil eden hece harfleridir.
    3. Tecvid ilminin gayesi:
    Rasulullah (S.A.V.)in ağzından duyulduğu üzere, Kur’an-ı
    Kerim’i fesahat ve belağatına uygun bir şekilde okuyabilmeyi sağlamak,
    bu hususta olanca gücü sarf etmektir. Şöyle de denebilir: Kur’an-ı
    Kerim’in okunması esnasında dili hatadan, noksanlıktan ve ziyadeden
    korumak, “Kur’an-ı Kerim’i tertil ile (açık-açık, tane-tane) oku” ayet-i
    kerimesindeki emre sımsıkı sarılmaktır.
    Bu şerefli ilmi öğrenmenin faydası da: İki cihan saadetine nail
    olmak ve Cenab-ı Hakk’ın cemaliyle cennetiyle müşerref olmaktır.
    4. Tecvid ilmini öğrenmenin zaruriyyeti:
    Kur’an-ı Kerim tecvid üzere nazil olmuş ilahi bir kitaptır. Cebrail
    (A.S.) Peygamberimiz (S.A.V.)e Kur’an-ı Kerim’i tecvid ile okumuş,
    Peygamberimiz (S.A.V.) de ümmetine aynı şekilde bildirmiştir.
    Binaenaleyh namaz sahih olabilecek kadar Tecvid ilmini öğrenmek farz-ı
    ayındır. Çünkü Cenab-ı Hak, şöyle buyurmaktadır.
    “وَرَتِّلِ الْقُرْآنَ تَرْتِيلاً”
    “Kur’an-ı Kerim’i tertil ile (açık-açık, tane-tane) oku”
    Bu ayet-i kerimede ALLAH (C.C.) Kur’an-ı Kerim’i tecvid ile
    okumayı emretmiştir. Mezkûr ayetle ilgili olarak Hz. Ali (R.A.)’a
    sorulduğunda şöyle cevap vermiştir:
    “Tertil, harflerin tecvidini ve vakıfları bilmektir.” Kur’an-ı
    Kerim’i tertil ile okumak farzdır. Tertil de tecviddir.

    İzahlı TECVİD İLMİ

    Diğer bir ayeti kerimede Cenab-ı Hak: “ALLAH’ü Teâlâ,
    Kur’an (ın lafzında ve manasın) da hiçbir (tezat ve) eğrilik kılmadı.”
    buyurmuştur.
    Hz. Peygamber (S.A.V.) Kur’an-ı Kerim’i tecvidli olarak okur ve
    bu konuya itina gösterenleri de takdir ederdi. Enes b. Malik (R.A.)’a:
    -Hz. Peygamberin okuyuşu nasıl idi? diye soruldu. O da:
    -Hz. Peygamberin okuyuşu, uzatılacak harfleri uzun okur idi, dedi
    sonra (misal olarak) Bismillahirrahmânirrahim’i okudu da:
    – Hz. Peygamber (S.A.V.) Bismillâhi uzatır, er-Rahmân’ı uzatır
    ve er-Rahîm’i uzatır idi, dedi.
    Aynı şekilde Ümmü Seleme (R.Anha) validemiz, Rasülullah
    Efendimiz (S.A.V.)’in okuyuşunu tarif etti: Öyleki, O’nun okuyuşunu
    harf harf tarif ediyordu.
    Ayrıca Peygamberimiz (S.A.V.) tecvide riayet etmeden Kur’an-ı
    Kerim-i okumayı yasaklamıştır. Nitekim Enes b. Malik (R.A.) şöyle
    demiştir:
    “Nice Kur’an okuyanlar vardır ki, Kur’an onlara lanet eder.”
    Bu lanet, Kur’an-ı Kerim’i tecvidsiz olarak okuyan; harflerin
    mahreçlerine ve sıfatlarına riayet etmeyen kimseyedir.
    Tecvid konusunda sahabe-i kiramdan Abdullah İbn-i Mesud
    (R.A):
    -Kur’an-ı Kerim’i, tecvidle okuyunuz. Abdullah İbn-i Abbas
    (R.A.) de:
    -Kur’an-ı Kerim’in harflerini açık bir şekilde okuyunuz, demiştir.
    Bu hususta Şeyh İbnu’l-Cezeri de Mukaddimesinde şöyle der:
    “Tecvidi öğrenmek, ona riayet etmek kat’i bir farzdır. Kim Kur’an-ı
    Kerim’i tecvidsiz okursa günahkâr olur. Çünkü O’nu ALLAH (C.C.)
    tecvidle indirdi ve bize kadar da böylece (tecvidle) geldi. Tecvid;
    tilavetin süsü, eda ve kıraatın da ziynetidîr.”
    Netice olarak diyoruz ki bütün bu ayet-i kerimeler, hadis-i şerifler
    ve diğer nakiller açıkça ifade ediyor ki: Kur’an-ı Kerim’i, Lahn (hata) ile
    okumak, tecvidsiz okumak caiz değildir, haramdır. Harflerin mahreç ve
    sıfatlarına uymak suretiyle, namaz sahih olabilecek kadar Kur’an-ı
    Kerim’i tecvid üzere okumak: Erkek-kadın her Müslümana kat’i
    farzdır. Bunu inkâr eden kâfir olur. Binaenaleyh, Kur’an Kerim’i
    tecvid kaidelerine uygun olarak öğrenip okuyabilme imkân ve
    kabiliyetine sahip oldukları halde, çeşitli sebeplerle bunu ihmal edip,
    Kur’an-ı Kerim’i hatalı olarak okumaya devam edenlerin günahkâr
    olacakları aşikardır. Gayret ettiği halde, öğrenme imkânından mahrum
    olanların mazur sayılabileceklerini ümit etmekteyiz. ALLAH’ü a’lemü.
    Tecvid ilmini bilmek, dört temel esasa bağlıdır:

    Türkçe – Osmanlıca – Arapça TECVİD İLMİ
    9
    a) Meharic-i hurûfu (harflerin mahreçlerini) bilmek,
    b) Harflerin sıfatlarını bilmek,
    c) Harflerin terkibi anında, yenilenen-değişen hükümleri bilmek,
    d) Bol bol tekrar ve dil alışkanlığı kazanmak ki en mühimi de
    budur.
    Tecvid ilmi, hem nazari hem de tatbiki bir ilimdir. Tecvid ilminde
    üstada büyük bir ihtiyaç vardır. Çünkü insan, kendi başına tecvid ilminin
    nazari kısmını teşkil eden kaide ve kurallarını belleyebilirse de, bu
    kaidelerin tatbikatını, harflerin mahreç ve sıfatını kendi kendine
    öğrenemez. Bunu “Fem-i mühsin” (güzel ağız) diye tabir ettiğimiz
    kâmil bir üstadın huzurunda diz çökerek onun ağzından almak
    mecburiyetindedir.

     

     

    Tecvid programı
    tecvid dersleri
    tecvid nedir
    tecvid kuralları
    tecvid öğreniyorum
    tecvid kurallari
    tecvid kaideleri
    tecvid kuralları yazılı