Beraet (Tevbe) Suresi ARAPÇA TÜRKÇE HADİS Buhari Müslim Nesai

9300

Başlık: TEFSİR BÖLÜMÜ – ESBAB-I NÜZULE DAİR

Konu: Beraet (Tevbe) Suresi
Ravi: Ebu Mes’ud el-Bedri
Hadisin Arapçası:

وعن أبى مسعود البدرى رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ أنه قال: ]لَمَّا نزلتْ آيةُ الصَّدَقَةِ كُنَّا نحَامِلُ عَلَى ظُهُرِنَا؛ فَجَاءَ رَجُلٌ فَتَصَدَّقَ بشَئٍ كَثيرٍ، فقَالُوا مُراءٍ، فَجَاءَ رَجُلٌ فَتَصَدَّقَ بِصَاعٍ، فَقَالُوا إنَّ اللّهَ لَغَنِىٌّ عَنْ صَاع هذَا. فَنزلتْ: الَّذِينَ يَلْمِزُونَ المُطَّوِّعِينَ مِنَ الْمُؤمِنينَ في الصَّدَقَاتِ وَالَّذِينَ َ يَجِدُونَ إَّ جُهْدَهُمْ اŒية[. أخرجه الشيخان والنسائى .

Hadisin Anlamı:

Sadaka vermeyi emreden ayet (Tevbe, 103) nazil olduğu zaman biz (ücret mukabilinde) sırtlarımızda yük taşıyor (bu yolla bir şeyler kazanıp) ondan sadaka veriyorduk. Bir adam (Abdurrahman İbnu Avf) gelerek çok miktarda bağışta bulundu. (Münafıklar dedikodu yaparak onun hakkında, gösteriş yapıyor), mürai dediler. Hemen şu ayet nazil oldu: “Sadaka vermekte gönülden davranan mü’minlere dil uzatan ve ancak ellerinden geldiği kadar verebilenlerle alay eden kimselere bu davranışlarının cezasını Allah verir. Onlara can yakıcı azab vardır” (Tevbe, 79).

Kaynak: Buhari, Zekat 10, İcare 13, Tefsir, Berae 11, Müslim, Zekat 72, (1018), Nesai, Zekat 48. (5, 59)