Almanya’nın ilahiyat fakülteleri

41300

 

İlahiyat fakültelerinin kurulmasının üzerinden yaklaşık iki yıl geçti. Atılan adımı olumlu olarak değerlendiren uzmanlar, yine de bazı eksikliklere dikkat çekiyor.

 

Almanya, devlet üniversitelerinde İslam ilahiyatı fakülteleri oluşturan ilk Avrupa ülkelerinden biri oldu. 2010 yılında başlayan çalışmaların ardından, Tübingen’in yanı sıra Münster/Osnabrück, Frankfurt/Giessen ve Erlangen-Nürnberg üniversitelerinde ilahiyat fakülteleri kuruldu. Ancak dört milyon civarında Müslüman’ın yaşadığı Almanya’da, ilahiyat öğretimi oldukça yeni bir olgu. Bu nedenle de konuyla ilgili tartışmalar hâlâ sürüyor.

Alman Meclisi Eğitim ve Araştırma Komisyonu tarafından Çarşamba günü düzenlenen kamuya açık oturumda, ilahiyat bölümlerine ilişkin uzmanların görüşleri dinlendi. Uzmanlar, İslam dinini akademik düzeyde ele alan bölümlerin kurulması olumlu bir adım olarak nitelendirdi, ancak bazı eksikliklere de dikkat çektiler.

Almanya’nın hassasiyetleri

Alman üniversitelerindeki toplam dört merkezde kurulan ilahiyat fakülteleri, Müslüman gençlere, İslam’ı akademik düzeyde, dinî açıdan öğrenme imkânı veriyor. İlahiyat fakülteleri, Alman üniversitelerindeki İslam çalışmaları bölümlerinden farklılık gösteriyor, zira bu bölümlerde din sadece tarihî ve toplumsal boyutlarıyla ele alınıyor. Bu çerçevede, uzmanlar Alman hükümetinin İslam ilahiyatı fakültelerinin kurulmasına destek vermesini olumlu bir adım olarak değerlendiriyor.

Prof. Dr. Bülent Uçar

Osnabrück Üniversitesi İslam İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Bülent Uçar, Deutsche Welle Türkçe Servisi’ne yaptığı açıklamada, ancak Alman hükümetinin bazı hassasiyetleri olduğuna dikkat çekti. Uçar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu hassasiyetler doğrultusunda, bu bölümleri geliştirmeye çalışıyor. Aşırı uçları engellemek, radikalizme mâni olmak ve basit ifade etmek gerekirse, Euro-İslam oluşturmak şeklinde yaklaşım tarzı var. Ben de elimden geldiğince, işte İslam’ın otantik olduğunu, yani Fas’tan Endonezya’ya kadar temellerinin aynı olduğunu ama elbette ki Avrupa’nın şartları içerisinde bazı farklı uygulamaların da olabileceğini tezahür ettirmeye çalıştım.”

Erlangen-Nürnberg merkezli Friedrich Alexander Üniversitesi’nden Prof. Dr. Matthias Rohe ise Almanya’nın kendine göre İslam’ı yeniden tanımlamak şeklinde bir hedefinin olmadığına işaret etti ve şunları söyledi:

“Karşılıklı güven artırıcı önlemlere ihtiyacımız var, zira bu fakülteler Alman toplumunun yanı sıra ülkede yaşayan Müslümanlar için de çok yeni. Müslümanlar arasında, Alman devletinin dışarıdan bakarak İslam’ın ne olduğunu yeniden tanımlayacağına ilişkin kaygılar mevcut. Ama devletin böyle bir niyeti yok, bu konuda güvence verebilirim.”

Danışma kurullarına yönelik eleştiri

Almanya’daki ilahiyat bölümleri, Hrıstiyan teolojisi alanında öğretim veren fakülteler örnek alınarak kuruldu. Buna göre, bu fakültelerde görev yapacak akademik personel, kiliselerin onayı ile atanıyor. Ancak Müslümanlıkta kilise benzeri bir merkezî bir kurum bulunmadığı için İslam ilahiyatı fakültelerinde görev yapacak akademik personelin belirlenmesi için danışma kurulları oluşturuldu. Osnabrück Üniversitesi’nden Uçar, danışma kurullarında Müslümanların yeterince temsil edilmemesini eleştirdi ve şunları söyledi:

“Üniversiteler, bu danışma kurullarına eğer dinî cemaatleri almazlarsa, istedikleri kişileri seçiyorlar. Yani tamamen kendi reylerinde kalmış vaziyette oluyor. Ve onun neticesinde de kendilerinin beğeneceği niteliklere sahip insanlardan müteşekkil bir yapı oluşuyor. Bu illâ her zaman Almanya’da yaşayan Müslümanların tercihiyle, desteğiyle, onayıyla olmuyor, burada da sıkıntı oluşuyor.”

Öğrencilerin yoğun ilgisi

 

İlahiyat fakültelerinden mezun olan öğrencilerin özellikle okullarda İslam din dersi öğretmeni veya imam olması öngörülüyor. Ancak Matthias Rohe, bu fakültelerden mezun olan öğrencilere yeni iş imkânlarının da sunulması gerektiğine dikkat çekiyor. Bu fakülteler yaklaşık iki yıl önce kurulmasına rağmen Alman öğrencilerin yanı sıra diğer Avrupa ülkelerinden gelen gençler de İslam ilahiyatı bölümlerine ilgi gösteriyor.

Bern Üniversitesi İslam Bilimleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Reinhard Schulze, Almanya’nın ilahiyat bölümleri ile diğer Avrupa ülkelerine örnek olduğunu belirterek, şunları söyledi

“Şu anda, özellikle İsviçre’nin açısından baktığımda, Almanya’nın sunduğu imkân son derece cazip görünüyor. İslam’ın hukukî açıdan tanındığı Avusturya’nın yanı sıra İsviçre, hatta İngiltere ve Fransa’dan da öğrenciler sunulan öğrenim olanaklarını değerlendirmek için Almanya’ya geliyorlar.”

© Deutsche Welle Türkçe

Jülide Danışman / Berlin

Editör: Ahmet Günaltay