Öldürülmesi Caiz Olan Ve Olmayan Hayvanlar ARAPÇA TÜRKÇE HADİS Müslim Ebu Davud Tirmizi Malik

32741

Başlık: KATL BÖLÜMÜ

Konu: Öldürülmesi Caiz Olan Ve Olmayan Hayvanlar
Ravi: Ebu ‘l-Müseyyeb
Hadisin Arapçası:

وعن أبي المسيب قال: ]دَخَلْتُ عَلى أبي سَعِيد فَوَجَدْتُهُ يُصَلّي، فَجَلَسْتُ أنْتَظِرُهُ، فَسَمِعْتُ تَحْرِيكاً في عَرَاجِينَ في نَاحِيَةِ الْبَيْتِ، فَالْتَفَتُ فإذَا حَيّةٌ فَوَثَبْتُ ‘قْتُلَهَا فأشَارَ إليّ أنْ أجْلِسَ فَجَلَسْتُ، فَلمّا انْصَرَفَ فأشَارَ الى بَيْتٍ في الدّارِ. فقَالَ: أتَرَى هذَا الْبَيْتَ؟ فَقُلْتُ: نَعَمْ. فَقَالَ: كَانَ فيهِ فَتىً مِنّا قَرِيبُ عَهْدٍ بِعُرْس. فَخَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللّهِ # الَى الخَنْدَقِ، فَكَانَ الْفَتَى يَسْتَأذنُ رَسُولَ اللّهِ # بأنْصَافِ النّهَارِ لِيَرْجِعَ الى أهْلِهِ، فَاسْتَأذَنَهُ يَوْماً. فَقَالَ لَهُ #: خُذْ عَلَيْكَ سَِحَكَ، فإنّى أخْشى عَلَيْكَ قُرَيْظَةَ. فأخَذَ الرَّجُلُ سَِحَهُ، فأتَى أهْلَهُ، فإذَا امْرَأتُهُ بَيْنَ البَابَيْنِ قَائِمَةٌ. فَأهْوَى إلَيْهَا بِالرُّمْحِ لِيَطْعُنَهَا بِهِ، وَأصَابَتْهُ غَيْرَةٌ. فقَالتْ لَهُ: اَكْفُفْ عَليْكَ رُمْحَكَ، وَادْخُلِ الْبَيْتَ حَتّى تنْظُرَ مَا الَّذِى أخْرَجَنِي. فَدَخَلَ الْبَيْتَ فإذَا حَيّةٌ عَظيمَةٌ مُنْطَوِيَةٌ عَلى الْفِرَاشِ، فأهْوَى إلَيْهَا بِالرُّمْحِ فَأنْتَظَمَهَا بِهِ. ثُمَّ خَرَجَ فَرَكَزَهُ في الدّارِ فَاضْطَرَبَتْ عَلَيْهِ، فَمَا نَدْرِى أيُّهُمَا كَانَ أسْرَعَ مَوْتاً، الْحَيّةُ أوِ الْفَتَى؟ قَالَ: فَجِئْنَا رَسُولَ اللّهِ # فذَكَرْنَا لَهُ ذلِكَ، وَقُلْنَا ادْعُ اللّهَ أنْ يُحْيِيَهُ. فقَالَ: اسْتَغْفِرُوا لِصَاحِبِكُمْ. ثُمَّ قَالَ: إنَّ بِالْمَدِينَةِ جِنّا قَدْ أسْلَمُوا. فإذَا رَأيْتُمْ مِنْهُمْ شَيْئاً فآذِنُوهُ ثََثَةَ أيّامٍ، فاِنْ بَدَا لَكُمْ بَعْدَ ذلِكَ فَاقْتُلُوهُ، فإنَّمَا هُوَ شَيْطَانُ[. أخرجه مسلم ومالك وأبو داود والترمذي.ومعنى »فآذِنُوهُ« هو أن يقول له: أنت في حرج إن عدت إلينا ف تلمنا أن نضيق عليك بالطرد والتتبع .

Hadisin Anlamı:

(Bir gün) Ebu Said Radıyallahu Anh’in yanına girmiştim, namaz kılıyor buldum. Onu beklemek üzere oturdum. Derken evin bir köşesinde tavanı örten hurma dalları arasında bir kıpırtı gördüm. Oraya bakınca bir yılan olduğunu gördüm. Öldürmek üzere atıldım. Ebu Said oturmam için işaret etti. Tekrar yerime oturdum. Namazdan çıkınca bana evde bir oda gösterdi ve: “Bu odayı görüyor musun?” diye sordu. Ben: “Evet!” deyince devam etti: “Onda, bizden evlenmesi yakın bir genç vardı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte Hendek (harbin)e gittik. Genç, gün ortasında ehline uğramak için Aleyhissalatu vesselam’dan izin istiyordu. Bir gün ondan yine izin istedi. Aleyhissalatu vesselam ona: “Silahını beraberinde al, ben Kureyza’dan sana bir zarar gelir diye korkuyorum!” buyurdular. Adam silahını aldı. Ailesine geldi. Hanımı iki kapı arasında ayakta duruyordu. Elindeki mızrağı ile, dürtmek üzere kadına eğildi. Adama kıskançlık gelmişti. Kadın ona: “Mızrağını geri çek! Hele eve gir, beni dışarı çıkaran şeyi bir gör!” dedi. Adam içeri daldı. Bir de ne görsün: Yatağın üzerine çöreklenmiş iri bir yılan! Mızrağıyla ona yöneldi ve yılana sapladı. Sonra çıkıp, süngüyü avluya dikti. Derken yılan üzerine atıldı. Bilemiyoruz, hangisi evvel öldü, yılan mı, genç mi? Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelip, bu durumu anlattık ve: “Dua edin, Allah ona tekrar hayat versin!” dedik. Aleyhissalatu vesselam: “Arkadaşınız için istiğfar ediverin!” buyurdular. Sonra şu açıklamada bulundular: “Medine’de Müslüman olan cinler var. Onlardan birini görürseniz, kendisine üç gün ihtarda bulunun. Eğer bundan sonra yine de görünürse onu öldürün. Çünkü o bir şeytandır.” [Bazı Tirmizi nüshalarında Sayd bölümünde (17. babta) gelmiştir.]

Kaynak: Müslim, Selam 139, (2236), Muvatta, İsti’zan 33, (2, 976, 977), Ebu Davud, Edeb 174, (5256, 5257), Tirmizi, Ahkam 2, (1484)