Nasr Suresi ARAPÇA TÜRKÇE HADİS Buhari Tirmizi

2289

Başlık: TEFSİR BÖLÜMÜ – ESBAB-I NÜZULE DAİR

Konu: Nasr Suresi
Ravi: İbnu Abbas
Hadisin Arapçası:

وعن ابن عباس رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما. قال: ]كانَ عُمَرُ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ يُدْخِلُنِى مَعَ أشْيَاخِ بَدْرٍ فَكَأنَّ بَعْضَهُمْ وَجَدَ في نَفْسِهِ. فقَالَ: لِمَ تُدْخِلُ هذَا مَعَنا وَلَنا أبْنَاءٌ مِثْلُهُ؟ فقالَ عُمَرُ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ: إنَّهُ مِمَّنْ عَلِمْتُمْ، فَدَعَانِى ذَاتَ يَوْمٍ فَأدْخَلَنِى مَعَهُمْ فَعَلِمْتُ أنَّهُ مَادَعَانِى إَّ لِيُرِيَهُمْ. فقَالَ: مَا تقُولُونَ في قول اللّهِ عَزَّ وَجلَّ: إذَا جاَء نَصْرُ اللّهِ وَالْفَتْحُ فقَالَ بَعْضُهُمْ: أُمِرْنَا أنْ نَحْمَدَ اللّهَ وَنَسْتَغفِرَهُ إذَا نُصِرْنَا وَفُتِحَ عَلَيْنَا. وَسَََكَتَ بَعْضُهُمْ فَلَمْ يَقُلْ شَيْئاً. فقَالَ: أكََذَا تَقُولُ يَا ابنَ عَبَّاسٍ؟ قُلتُ: َ. قَالَ فَمَا تَقُولُ؟ قُلتُ: َ. قَالَ فَمَا تَقُولُ؟ قُلتُ: هُوَ أجَلُ رَسُولِ اللّهِ # أعْلَمَهُ لَهُ فقَالَ: إذَا جَاءَ نَصْرُ اللّهِ وَالْفَتْحُ. فَذلِكَ عََمَةُ أجَلِكَ: فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ إنَّهُ كَانَ تَوَّاباً. فقَالَ عُمرُ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ: مَا أعْلَمُ مِنْهَا إَّ مَا تَقُولُ[. أخرجه البخارى والترمذى.

Hadisin Anlamı:

Hazreti Ömer Radıyallahu Anh beni Bedir şeyhleri ile birlikte (sohbet ve istişare meclislerine) alıyordu. Bu hal, sanki, birilerinin ağırına gitmişti: “Bunu niye bizimle birlikte cemaate alıyorsun, bizim onun kadar oğlanlarımız var?” diye Hazreti Ömer’e tarizde bulundu. Hazreti Ömer kendilerine: “Onun kimlerden olduğunu biliyorsunuz” diye cevap ver(ip geçiştir)di. Bir gün beni çağırıp yine onlarla birlikte meclise aldı. Bu sefer, sırf beni(m liyakatımı) onlara göstermek için beni çağırdığını anlamıştım. Hazreti Ömer Radıyallahu Anh: “Cenab-ı Hakk’ın İza cae nasrullah ve’l-feth (Nasr 1) kavl-i şerifi hakkında ne dersiniz?” diye sordu. Cemaatten bazıları: “Yardıma ve fethe mazhar olduğumuz zaman Allah’a hamdetmek ve istiğfarda bulunmakla emrolunduk” diye cevap verdi. Bazıları hiçbir şey söylemedi. Hazreti Ömer Radıyallahu Anh bana yönelerek: “Ey İbnu Abbas, sen de mi böyle söylüyorsun?” dedi. Ben: “Hayır” dedim ve sustum. Hazreti Ömer: “Öyleyse söyle, sen ne diyorsun?” diye bana söz verdi. Ben şu açıklamayı yaptım: “Bu sure Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’ın ecelidir, kendisine bu sure ile haber verilmiştir. Bu surede Cenab-ı Hakk (Resulüne şöyle demiştir): “Allah’ın nusreti ve fethi geldiği zaman, bil ki bu senin ecelinin artık yakınlığına alamettir. öyle ise hamdederek Rabbini tesbih et ve ona istiğfarda bulun. O tövbeleri kabul edicidir.” Bu yorumun üzerine Hazreti Ömer: “Bundan ben de senin söylediğini anlıyorum” dedi.

Kaynak: Buhari, Tesfir 4, Menakıb 25, Meğazi 50, 85, Tirmizi, Tefsir, Feth (Nasr) 3359)

Önceki İçerikKadr Suresi ARAPÇA TÜRKÇE HADİS Buhari Müslim Malik
Sonraki İçerikKıraat İhtilafının Cevazı Hakkında ARAPÇA TÜRKÇE HADİS Buhari Müslim Nesai Ebu Davud Tirmizi Malik