Kuranda Dua Ayetleri Arapça Türkçe

Kuranda Peygaber Duaları Arapça Türkçe

1.135 kez okundu

DUALAR
KUR’AN’DA DUA ÖRNEKLERİ
1. PEYGAMBER DUALARI
Kur’ân’da hem isim zikredilerek, hem de isim zikredilmeden
peygamberlerin yaptığı dua örneklerine yer verilmiştir.
İsim zikredilmeden peygamberlerin yaptığı duaya
şu örneği verebiliriz:

رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلٰى
الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ
Okunuşu: “Rabbeneğfir lenâ zünûbenâ ve isrâfenâ
fî emrinâ ve sebbit akdâmenâ vensurnâ ‘alel-kavmilkâfirîn.”
Anlamı: “Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işlerimizdeki
taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sabit
kıl, kâfirler güruhuna karşı da bize yardım et!” (Âl-i İmrân, 3/147)
Bu dua, Kur’ân’da peygamberler ve onunla birlikte Allah
yolunda savaşan, bu konuda gevşeklik göstermeyen ve
sabreden Allah dostlarının duası olarak geçmektedir. (Âl-i
İmrân, 3/146) Peygamberler ve Allah dostları dualarında; yüce
Allah’tan;
– Günahlarının ve işlerindeki aşırılıklarının bağışlanmasını,
– İmanda kendilerini sebat ettirmesini,
– Kâfirlere karşı yardım etmesini istemektedirler.
Bu dua örneği ile yüce Allah, hem mü’minlere nasıl
dua edeceklerini öğretmekte hem de günahlara tövbe edilmesini,
imanda sebat edilmesini ve düşmanla mücadeleye
hazırlıklı olunmasını, zaferin ve başarının ancak Allah’ın
yardımı ile mümkün olacağını bildirmektedir.
Bu duayı yapanların, dualarının kabul edildiği ve onların

ödüllendirildiği bir sonraki ayette; “Allah da onlara hem
dünya nimetini, hem de ahiretin güzel mükâfatını verdi. Allah, güzel davrananları sever” (Al-i İmran, 3/148) şeklinde haber
verilmektedir.
Âdem (a.s.), Nuh (a.s.), Lût (a.s.), İbrahim (a.s.), Yusuf
(a.s.), Şuayp (a.s.), Musa (a.s.), Zekeriya (a.s.), Süleyman
(a.s.) ve Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’in yaptığı
ve Kur’ân’da geçen dualarından şu örnekler seçilmiştir:

a) Âdem (a.s.) ve Eşi Havvâ’nın Duası
Âdem (a.s.) ve eşi, cennette kendilerine yasaklanan
ağacın meyvesinden yedikten sonra cennetten yeryüzüne
indirilince şöyle dua etmişlerdir:
رَبَّنَا ظَلَمْنَا أَنْفُسَنَا وَإِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ
Okunuşu: “Rabbenâ zalemnâ enfüsenâ ve il-lem teğfir
lenâ ve terhamnâ le-nekûnenne minel-hâsirîn.”
Anlamı: “Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik, eğer
bizi bağışlamaz ve bize rahmetinle muamele etmezsen muhakkak
ziyana uğrayacaklardan oluruz!” (A’râf, 7/23)
Bu duayı Âdem ve eşi, cennette kendilerine yasak edilen
ağacın meyvesinden şeytana uyarak yedikten sonra
yapmışlardır. (A’râf, 7/19-22; Bakara, 2/35-36)
“Âdem (vahiy yoluyla) Rabbi’nden birtakım kelimeler

aldı, (bu kelimelerle amel edip Rabb’ine tövbe etti ve affı için
yalvardı. Allah da) bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz
O, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır.” (Bakara, 2/37)
Yüce Allah, Âdem (a.s.) ve eşinin dualarını kabul etmiş
ve onları affetmiştir. İnsanların atası Âdem ve Havva’nın

tövbe ve duası, nesli için örnek olmuştur.
Bu duada yüce Allah, mü’minlere; insanın hata edebileceğini,
yasak bir fiili işlediği zaman kendi nefsine zarar
vermiş olacağını, bu durumda günahtan derhal tövbe edip
affedilmesi için yalvarması gerektiğini, böyle yaparsa bağışlayacağını
bildirmektedir.
b) Nuh (a.s.)’ın Duası
Nuh (a.s.), kendisine iman etmeyen oğlu suda boğulunca
(Hûd, 11/43); “Rabbim! Şüphesiz ki oğlum da ailemdendir.
Senin vaadin elbette haktır, Sen hâkimler hâkimisin” diye
Rabbine seslenmiş, bunun üzerine yüce Allah, “Ey Nuh!
O, asla senin ailenden değildir, onun yaptığı iyi olmayan bir
iştir. O hâlde hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme.
Ben sana cahillerden olmamanı öğütlerim” (Hûd, 11/45-46)
buyurmuştur.
Bu uyarı sonunda Nuh (a.s.), Allah’a şöyle dua etmiştir:
رَبِّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَسْأَلَكَ مَا لَيْسَ لِي بِه۪ عِلْمٌ وَإِلاَّ تَغْفِرْ ل۪ي

وَتَرْحَمْنِي أَكُنْ مِنَ الْخَاسِرِينَ
Okunuşu: “Rabbi innî e’ûzü bike en es’eleke mâ leyse
lî bihî ’ılm. Ve illâ teğfirlî ve terhamnî eküm-minelhâsirîn.”
Anlamı: “Ey Rabbim! Bilmediğim şeyi istemekten Sana
sığınırım. Eğer Sen, beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen
ben hüsrana düşenlerden olurum!” (Hûd, 11/47)
Nuh (a.s.)’ın bu duasından, Allah’tan bir istekte bulu

nurken dikkat edilmesi gerektiğini, dînen uygun olmayan,
Allah’ın razı olmayacağı şeyleri istemenin doğru olmadığını,
bunun cahillik olduğunu, böyle bir istek için de af
dilenmesi gerektiğini öğreniyoruz.
Kur’ân’da Nuh (a.s.)’ın şu duaları da zikredilmiştir:
انْصُرْنِي بِمَا كَذَّبُونِ رَبِّ
“Rabbinsurnî bimâ kezzebûn.”
“Ey Rabbim! (Kavmimin) beni yalanlamalarına karşı
bana yardım et!” (Mü’minûn, 23/26)
رَبِّ اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِمَنْ دَخَلَ بَيْتِيَ مُؤْمِنًا وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ
وَلَا تَزِدِ الظَّالِمِينَ إِلَّا تَبَارًا
Okunuşu: “Rabbiğfirlî veli-vâlideyye ve limen dehale
beytiye mü’minen ve lil-mü’minîne vel-mü’minâti ve lâ
tezidiz-zâlimîne illâ tebârâ.”
Anlamı: “Ey Rabbim! Bana, babama, anama, mü’min
olarak evime girene ve bütün mü’min erkek ve mü’min kadınlara

mağfiret eyle. Zalimlerin de sadece helâkini artır.” (Nûh, 71/28)
Nuh (a.s.), İslâm düşmanlarına karşı Allah’ın yardım
etmesini; kendisinin, anne-babasının ve bütün mü’minlerin
bağışlanmasını istemekte, zalimlere de beddua etmektedir.
Dolayısıyla biz, bu dua örneklerinden; kendimiz için dua
ettiğimiz gibi yakınlarımız ve mü’minler için de dua etmemizi,
insanlara zulmedenlere beddua edebileceğimizi
öğreniyoruz.
c) Lût (a.s.)’ın Duası
Lût kavmi, âlemde kendilerinden önce kimsenin yapmadığı
ahlâksızlığa (homoseksüelliğe) düştüler. (A’râf, 7/80-
81) Lût peygamberin (a.s.) ikazına rağmen bu çirkin işlerinden
vazgeçmediler, üstelik Peygamberi de yalanladılar.
Kavminin bu tutumuna karşı Lût (a.s.) Allah’a şöyle dua
etmiştir:
رَبِّ نَجِّنِي وَأَهْلِي مِمَّا يَعْمَلُونَ
Okunuşu: “Rabbi! Neccinî ve ehlî mimmâ ya’melûn.”
Anlamı: “Rabbim! Beni ve âilemi bunların yaptıklarından
kurtar!” (Şu’arâ, 26/169).
رَبِّ انْصُرْنِي عَلَى الْقَوْمِ الْمُفْسِدِينَ
Okunuşu: “Rabbi’nsurnî ‘alel-kavmil-müfsidîn.”
Anlamı: “Ey Rabbim! Bozguncu / ortalığı fesada veren
bu kavme karşı bana yardım et.” (Ankebût, 29/30)
Lût (a.s.), Allah’ın emir ve yasaklarını kavmine tebliğ
etmiş, ahlâksızlığa saplanan kavmini bu bataklıktan kurtarmaya

çalışmıştır. Ancak kavmi edepsizlikte ısrar edince,
aynı toplumda yaşayan ailesini, mü’minleri ve kendisini
bu kötülüklerden korumasını, kavminin azgınlıklarına ve
zulümlerine karşı yardım etmesini yüce Allah’tan istemiştir.
Biz, bu duadan kötü ahlâktan, haramlardan ve kötü
davranışlı insanların kötülük, ahlâksızlık ve zararlarından
korunmamız ve bu konuda Allah’tan yardım istememiz
gerektiğini anlıyoruz.

ç) İbrahim (a.s.)’in Duası
Azim sahibi peygamberlerden biri olan Hz. İbrahim
(a.s.); tanrı diye putlara tapan kavmini tevhide/Allah’ın
bir tek ilâh olduğu inancına çağırmış, putperestlikle mücadele
etmiştir. Bu mücadele sürecinde putperest hükümdar
Nemrut tarafından ateşe atılmış, ancak ilâhî lütfa mazhar
olmuş, ateş onu yakmamış, güllük gülüstanlık olmuştur.
İşte bu ulu Peygamberin Kur’ân’da bize örnek olacak duaları
zikredilmiştir. İbrahim Peygamberin beş ayrı duası
şöyledir:
رَبِّ هَبْ لِي حُكْمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ
Okunuşu: “Rabbi! Heblî hukmevve elhıknî bissâlihîn.”
Anlamı: “Ey Rabbim! Bana hikmet ver ve beni sâlihler
arasına dâhil et.” (Şu’arâ, 26/83)
رَبِّ هَبْ لِي مِنَ الصَّالِحِينَ

“Rabbi! Heblî mines-sâlihîn.”
“Ey Rabbim! Bana sâlihlerden (bir oğul) ihsan et!” (Sâffât,
37/100)
رَبِّ اجْعَلْنِي مُقِيمَ الصَّلاَةِ وَمِنْ ذُرِّيَّتِي رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاءَ
Okunuşu: “Rabbic’alnî mükîmes-salâti ve min
zürriyyetî Rabbenâ ve tekabbel du’âe.”
Anlamı: “Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazını
dosdoğru kılanlardan eyle! Ey Rabbimiz! Duamı kabul
et!” (İbrahim, 14/40)

رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ
Okunuşu: “Rabbene’ğfirlî veli-vâlideyye ve lilmü’-
minîne yevme yegûmül-hısâb.”
Anlamı: “Ey Rabbimiz! Herkesin hesaba çekileceği günde
beni, ana-babamı ve mü’minleri bağışla!” (İbrahim, 14/41)
İbrahim (a.s.), oğlu İsmail (a.s.) ile Kâbe’yi inşa edince
şöyle dua etmişlerdir:
رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا إِنَّكَ أَنْتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ رَبَّنَا وَاجْعَلْنَا مُسْلِمَ لَكَ
وَمِنْ ذُرِّيَّتِنَا أُمَّةً مُسْلِمَةً لَكَ وَأَرِنَا مَنَاسِكَنَا وَتُبْ عَلَيْنَا إِنَّكَ أَنْتَ
التَّوَّابُ الرَّحِيمُ
Okunuşu: “Rabbenâ tekabbel minnâ inneke entessemî’ul-‘
alîm. Rabbenâ vec’alnâ müslimeyni leke ve min
zürriyyetinâ ümmetem müslimetelleke ve erinâ menâsikenâ
ve tüb ‘aleynâ inneke entet-tevvâbürrahîm.”
Anlamı: “Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur, hiç şüphesiz
Sen işitensin, bilensin. Ey bizim Rabbimiz! Hem bizim
ikimizi yalnız senin için boyun eğen müslümanlar kıl, hem de
soyumuzdan yalnız senin için boyun eğen müslüman bir ümmet
meydana getir ve bize ibadetimizin yollarını göster, tövbemize
rahmetle bakıver. Hiç şüphesiz tövbeleri kabul eden,
çok merhametli olan ancak sensin.” (Bakara, 2/128)
İbrahim peygamberin dualarında Allah’tan şunlar istenmiştir:
– Hikmet,

İlgili Makaleler

Ücretsiz Arapça öğrenme araçlarıDerslerin yanında: seviyeni bul, kelime ezberle, okuyarak pekiştir.