Fazileti Belirtilen Amel Ve Sözler ARAPÇA TÜRKÇE HADİS Tirmizi

39005

Başlık: FAZİLETLER BÖLÜMÜ

Konu: Fazileti Belirtilen Amel Ve Sözler
Ravi: Muaz İbnu Cebel
Hadisin Arapçası:

عن معاذ بن جبلٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]كُنْتُ مَعَ رَسُولِ اللّهِ #: في سَفَرِ فأصْبَحْتُ يَوْماً قَرِيباً مِنْهُ وَنَحْنُ نَسِيرُ. فَقُلْتُ: يَا رَسُولَ اللّهِ أخْبِرْنِى بِعَمَلٍ يُدْخِلُنِى الْجَنَّةَ وَيُبَاعِدُنِى مِنْ النَّارِ. فقَال: لَقَدْ سَألْتَ عَنْ عَظِيمٍ، وإنَّهُ لَيَسِيرٌ عَلى مَنْ يَسَّرَهُ اللّهُ عَلَيْهِ. تَعْبُدُ اللّهَ َ تُشْرِكُ بِهِ شَيْئاً، وَتُقِيمُ الصََّةِ، وَتُؤْتِي الزَّكَاةَ، وَتصُومُ رَمَضَانَ، وَتَحُجُّ الْبَيْتَ. ثُمَّ قَالَ: أَ أدُلُّكَ عَلى أبْوَابِ الْخَيْرِ؟ قُلْتُ: بَلى يَا رَسُولَ اللّهِ. قَالَ: الصَّوْمُ جَنَّةٌ، وَالصَدَقَةُ تُطْفِئُ الْخَطِيئَةَ كَمَا يُطْفِئُ الْمَاءُ النَّارَ، وَصََةُ الرَّجُلِ مِنْ جَوْفِ اللَّيْلِ شِعَارُ الصَّالِحِينَ. ثُمَّ تََ: تَتَجَافَى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ. الى قَولِهِ: جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُوان. ثُمَّ قَال: أَ أُخْبِرُكَ بِرَأسِ ا‘مْرِ وَعَمُودِهِ، وَذِرْوَةِ سَنَامِهِ؟ قُلْتُ: بَلى يَا رَسُولَ اللّهِ. قَالَ: رَأسُ ا‘مْرِ ا“سَْمُ، وَعمُودُهُ الصََّةُ، وَذِرْوَةِ سَنَامِهِ اَلْجِهَادُ ثُمَّ قَالَ: أَ أُخْبِرُكَ بِمََكَ ذلِكَ كُلِّهِ؟ قُلْتُ: بَلى. قَالَ كُفَّ عَلَيْكَ هذَا، وأشَارَ إلى لِسَانِهِ. قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللّهِ، وَإنَّا لَمُؤَاخَذُونَ ممَا نَتَكَلّمُ بِهِ؟ فقَالَ: ثَكِلَتْكَ أُمُّكَ يَا مُعَاذُ، وَهَلْ يَكُبُّ النَّاسَ في النَّارِ عَلى وُجُوهِهِمْ، أوْ قَالَ عَلى مَنَاخِرِهِمْ إَّ حَصَائِدُ ألْسِنَتَهِمْ[. أخرجه الترمذي . »الشعارُ« العمة.والمراد »بذروة سنامهِ« أعلى موضع في الجنة وأشرفه.و»مكُ ا‘مرِ« بفتح الميم وكسرها: قوامه وما يتم به.و»الحصائدُ« جمع حصيدة، وهى ما يحصد من الزرع، شبه اللسان وما يقتطع به من القول بحدّ المنجل وما يقطع به من النبات .

Hadisin Anlamı:

Bir seferde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’la beraberdik. Bir gün yakınına tesadüf ettim ve beraber yürüdük. “Ey Allah’ın Resulü,” dedim. “Beni cehennemden uzaklaştırıp cennete sokacak bir amel söyle!” “Mühim bir şey sordun. Bu, Allah’ın kolaylık nasib ettiği kimseye kolaydır, Allah’a ibadet eder, Ona hiçbir şeyi ortak koşmazsın, namaz kılarsın, zekat verirsin, Ramazan orucunu tutarsın, Beytullah’a hacc yaparsın!” buyurdular ve devamla: “Sana hayır kapılarını göstereyim mi?” dediler. “Evet ey Allah’ın Resulü” dedim. “Oruç (cehenneme) perdedir, sadaka hataları yok eder, tıpkı suyun ateşi yok etmesi gibi. Kişinin geceleyin kıldığı namaz salihlerin şiarıdır” buyurdular ve şu ayeti okudular. (Mealen): “Onlar ibadet etmek için gece vakti yataklarından kalkar, Rabblerinin azabından korkarak ve rahmetini ümid ederek O’na dua ederler. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeyden de bağışta bulunurlar” (Secde 16). Sonra sordu: “Bu (din) işinin başını, direğini ve zirvesini sana haber vereyim mi?” “Evet, ey Allah’ın Resulü!” dedim. “Dinle öyleyse” buyurdu ve açıkladı: “Bu dinin başı islam’dır, direği namazdır, zirvesi cihaddır!” Sonra şöyle devam buyurdu: “Sana bütün bunları (tamamlayan) baş amili haber vereyim mi?” “Evet ey Allah’ın Resulü!” dedim. “Şuna sahip ol!” dedi ve eliyle diline işaret etti. Ben tekrar sordum: “Ey Allah’ın Resulü! Biz konuştuklarımızdan sorumlu mu olacağız?” “Anasız kalasıca Muaz! İnsanları yüzlerinin üstüne -veya burunlarının üstüne dedi- ateşe atan, dilleriyle kazandıklarından başka bir şey midir?” buyurdular.

Kaynak: Tirmizi, İman 8, (2619)