Yıl: 2014

  • DÜNYADA İHTİYAÇTAN FAZLASINA SARILMAMANIN GEREKLİLİĞİ VE FAKİRLİĞİN ÜSTÜNLÜĞÜ ARAPÇA TÜRKÇE HADİSİ ŞERİFLER RİYAZUS SALİHİN

     

    200- وعن أبي سعيدٍ الخدريِّ ، رضيَ اللَّه عنه: « إِنَّ الدُّنْيَا حُلْوَةٌ خَضِرَةٌ وَإِنَّ اللَّه تَعالى مُسْتَخْلِفكُم فِيهَا ، فَيَنْظُرُ كَيْفَ تَعْملُونَ فاتَّقُوا الدُّنْيَا واتَّقُوا النِّسَاءِ » رواه مسلم

    459-200   Ebu Said el Hudrî (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Dünya tatlıdır, manzarası hoştur. Allah sizi dünyada sizden evvel geçenlerin yerine geçirecek ve nasıl davranacağınıza ve ne gibi işler yapacağınıza bakacaktır. O halde yolunuzu Allah ve Rasulü vasıtasıyla bulmak suretiyle dünyadan sakının, kadınlardan da korununuz.” (Müslim, Zikir 99)

    201- وعن أَنسٍ رضيَ اللَّه عنه . أَنَّ النبيَّ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال : « يَتْبَعُ المَيِّتَ ثَلاثَةٌ : أَهْلُهُ وَمالُهُ وَعَمَلُهُ : فَيَرْجِعُ اثْنَانِ . وَيَبْقَى وَاحدٌ : يَرْجِعُ أَهْلُهُ وَمَالُهُ وَيَبْقَى عَمَلُهُ » متفقٌ عليه .                                                              

    461-201   Yine Enes (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Ölen kimseyi peşinden üç şey takib eder. Aile çevresi, malı ve yaptığı işler. Bunlardan ikisi geri döner, aile çevresi ve malı. Yaptığı işler ise kendisiyle birlikte kalır.” (Buhari, Rikak 42, Müslim, Zühd 5)

    202- وعن أبي هريرة رضي اللَّه عنه ، عنْ رسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم: انْظُرُوا إلى منْ هَوَ أَسفَلُ منْكُمْ وَلا تَنْظُرُوا إلى مَنْ فَوقَكُم فهُوَ أَجْدرُ أَن لا تَزْدَرُوا نعمةَ اللَّه عَليْكُمْ » متفقٌ عليه وهذا لفظ مسلمٍ . وفي رواية البخاري ، « إِذا نَظَر أَحَدُكُمْ إلى مَنْ فُضلَ عليهِ في المالِ وَالخَلْقِ فلْينْظُرْ إلى مَنْ هو أَسْفَلُ مِنْهُ » .                    

    467-202   Ebu Hüreyre (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Hayat şartları kendinizden aşağı olanlara bakınız, sizden üstün olanlara bakmayınız. Bu hareket elinizdeki Allah’ın nimetini hor görmemeniz için en uygun yoldur.” (Müslim, Zühd 9)

    Buhari’nin değişik bir rivayeti şöyledir: “Sizden biriniz mal ve yaradılış yönünden kendisinden üstün birini görürse hemen ardından kendinden aşağı durumda bulunan kimselere baksın.” (Buhari, Rikak 36)

    Müslüman ekonomik açıdan daima kendinden aşağıda olanlara bakmalı, ibadet ve kullukta ise kendisinden önde olanlara bakıp onlara ulaşmaya çalışmalıdır.

    203- وعن أبي هريرة رضي اللَّه عنه ، عنْ رسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال : « تَعِسَ عبْدُ الدِّينَارِ وَالدِّرْهَمِ وَالقطيفَةِ وَالخَمِيصَةِ ، إِنْ أُعطِيَ رضي ، وَإِنْ لَمْ يُعطَ لَمْ يَرْضَ » رواه البخاري .                                                          

    468-203 Ebu Hüreyre (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Altın, gümüş, kumaş ve elbiseye kul köle olanlar helak oldular. Bu tip insanlar kendilerine verilse sevinirler, verilmezse hoşlan”mazlar.” (Buhari, Rikak 10)

    204- وعن ابن عمر ، رضي اللَّه عنهما ، قال : أَخَذ رسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم بِمَنْكِبَيَّ ، فقال : « كُنْ في الدُّنْيا كأَنَّكَ غريبٌ ، أَوْ عَابِرُ سبيلٍ » . وَكَانَ ابنُ عمرَ ، رضي اللَّه عنهما ، يقول : إِذَا أَمْسيْتَ ، فَلا تَنْتظِرِ الصَّباحَ وإِذَا أَصْبحْت ، فَلا تنْتَظِرِ المَساءَ ، وخُذْ منْ صِحَّتِكَ لمرضِكَ ومِنْ حياتِك لِموتكَ . رواه البخاري

    471-204   İbni Ömer (r.a.) şöyle demiştir: Rasulullah (s.a.v.) omuzumdan tuttu ve: “Dünyada sanki bir garip veya yolcu gibi ol” buyurdu. İbni Ömer şöyle derdi: Akşama ulaştığında sabahı gözetme, sabaha kavuştuğunda da akşamı bekleme, sağlığın yerindeyken hastalığın, hayatta iken ölümün için hazırlık yap. (Buhari, Rikak 3)

    205- وعن النُّعْمَانِ بنِ بَشيرٍ ، رضيَ اللَّه عنهما ، قالَ : ذَكَر عُمَرُ بْنُ الخَطَّاب ، رضي اللَّه عنه ، ما أصاب النَّاسُ مِنَ الدُّنْيَا ، فقال : لَقَدْ رَأَيْتُ رسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم يَظَلُّ الْيَوْمَ يَلْتَوي ما يَجِدُ مِنَ الدَّقَل ما يمْلأُ بِهِ بطْنَهُ . رواه مسلم .    

    473-205 Numan ibni Beşir (r.a.) şöyle demiştir: Ömer ibni Hattab (r.a.) insanların sahip oldukları dünyalıkları ortaya koyarak şöyle dedi: Ben Rasulullah (s.a.v.)’in gün boyu açlıktan kıvranıp durduğunu, karnını doyuracak âdî bir hurma bile bulamadığını gördüm. (Müslim, Zühd 36) (495’de gelecektir.)

    206- وعن سَهْلِ بنِ سَعْد السَّاعديِّ ، رضي اللَّه عنه ، قال : قال رسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : « لَوْ كَانَت الدُّنْيَا تَعْدِلُ عِنْدَ اللَّه جَنَاحَ بَعُوضَةٍ ، مَا سَقَى كَافراً منْها شَرْبَةَ مَاءٍ » رواه الترمذي . وقال حديث حسن  صحيح .                    

    477-206 Sehl ibni Sa’d es Saidî (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Eğer dünya sivrisineğin kanadına denk bir değere sahip olsaydı Allah hiçbir kafire dünyadan bir yudum su bile içirmezdi.” (Tirmizi Zühd 13)

    207- وعن أبي هُرَيْرَة رضي اللَّه عنه ، قال : سمعتُ رسولَ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم يقول : « أَلاَ إِنَّ الدُّنْيَا مَلْعُونَةٌ ، مَلعون مَا فيها ، إِلاَّ ذِكْرَ اللَّه تعالى ، ومَا وَالاَه وَعالماً وَمُتَعلِّماً » رواه الترمذي وقال : حديثٌ حسنٌ .                      

    478-207 Ebu Hüreyre (r.a.), Rasulullah (s.a.v.)’i şöyle buyururken işittim demiştir. “Dikkat edin uyanık olun. Dünya ve içindeki tüm şeyler değersiz ve kıymetsiz olup lanetlenmiştir. Ancak Allah’ı anmak, onun rızasına uygun şeyleri öğrenmek müstesnadır.” (Tirmizi, Zühd 14)

    208- وعنْ عبْدِ اللَّه بنِ الشِّخِّيرِ « بكسر الشين والخاءِ المشددةِ المعجمتين» رضي اللَّه عنه ، أَنَّهُ قَالَ : أَتَيْتُ النَّبِيَّ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم وهُوَ يَقْرَأُ : { أَلهَاكُمُ التَّكَاثُرُ } قال: « يَقُولُ ابنُ آدَم: مَالي ، مَالي ، وَهَل لَكَ يَا ابن آدمَ مِنْ مالِكَ إِلاَّ مَا أَكَلت فَأَفْنيْتَ ، أو لبِستَ فَأَبْلَيْتَ ، أَوْ تَصَدَّقْتَ فَأَمْضيْتَ ؟» رواه مسلم .              

    483-208 Abdullah ibni Şıhhîr (r.a.) şöyle demiştir: Rasulullah (s.a.v.)’in yanına gelmiştim. O sırada “elhakümüttekasür” suresini okuyordu. Sureyi tamamlayınca şöyle buyurdu:

    “Ademoğlu malım malım deyip duruyor. Ey Ademoğlu yiyip tükettiğinden, giyip eskittiğinden ve sevap kazanmak için sadaka olarak önden gönderdiğinden başka malın mı var ki geri kalan tüm malların mirasçılarındır.” (Müslim, Zühd 3)

    209- وعن كَعبِ بنِ مالكٍ ، رضي اللَّه عنه ، قال : قال رسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : « مَاذِئْبَان جَائعَانِ أُرْسِلا في غَنَم بأَفْسَدَ لَهَا مِنْ حِرْصِ المَرْءِ على المالِ وَالشـَّرفِ لِدِينهِ » رواه الترمذي وقال : حديث حسن صحيح .                  

    485-209 Ka’b ibni Malik (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

    “Bir koyun sürüsüne salıverilmiş iki aç kurdun yaptığı zarar mala ve mevkiye düşkün bir adamın dinine verdiği zarardan daha büyük değildir.” (Tirmizi, zühd 43)

    210- وعن عبدِ اللَّه بن مَسْعُودٍ رضي اللَّه عنه ، قال : نَامَ رسولُ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم على حَصيرٍ فَقَامَ وَقَدْ أَثَّرَ في جَنْبِهِ ، قُلْنَا : يا رَسُولَ الَّه لوِ اتَّخَذْنَا لكَ وِطَاءً ، فقال : « مَالي وَلَلدُّنْيَا ؟ مَا أَنَا في الدُّنْيَا إِلاَّ كَرَاكبٍ اسْتَظَلَّ تَحْتَ شَجَرَةٍ ثُمَّ رَاحَ وَتَرَكَهَا »      رواه الترمذي وقال :  حديث حسن صحيح                  

    486-210 Abdullah ibni Mes’ud (r.a.) şöyle demiştir: Rasulullah (s.a.v.) bir hasır üzerinde yatıp uyumuştu. Uyandığında hasır vücuduna iz bırakmıştı. Bunun üzerine biz:

    –Ya Rasulallah sizin için bir yatak edinsek dedik. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) :

    “Benim dünya ile işim ve ilgim ne ? Ben bu dünyada bir ağaç altında gölgelenip de bırakıp giden bir yolcu gibiyim.” (Tirmizi, Zühd 44)

    211- وعن أُسامةَ بنِ زيدٍ رضيَ اللَّه عنهما ، عن النبيِّ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال : « قُمْتُ عَلى بَاب الجَنَّةِ ، فَكَانَ عَامَّةُ مَنْ دَخَلَهَا المَساكينُ . وأَصَحَابُ الجِدِّ محبُوسُونَ ، غَيْرَ أَنَّ أَصحَابَ النَّار قَد أُمِرَ بِهمْ إلى النَّارِ » متفقٌ عليه .            

    489-211 Usame ibni Zeyd (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennetin kapısında durdum, oraya girenlerin çoğu dünyada malı mülkü olmayan yoksullardı. Varlıklı kimseler ise hesaba çekilmek üzere alıkonulmuşlardı. Ne var ki onlardan cehenneme gidecek olanların cehenneme götürülme emri verilmişti.” (Buhari, Nikah 87, Müslim, Zikir 93)

     

  • DİNİ HEYECAN VE AHİRET ENDİŞESİNDEN DOLAYI AĞLAMAK VE AĞLAMANIN DEĞERİ ARAPÇA TÜRKÇE HADİSİ ŞERİFLER RİYAZUS SALİHİN

     

    197- وعن أبي هريرة ، رضي اللَّه عنه ، قال : قالَ رسُولُ اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : « لاَيَلِجُ النَّارَ رَجْلٌ بَكَى مِنْ خَشْيَةِ اللَّه حَتَّى يَعُودَ اللَّبَنُ في الضَّرْع وَلا يَجْتَمعُ غُبَارٌ في سَبِيلِ اللَّه ودُخانُ جَهَنَّمَ » رواه الترمذي وقال : حديثٌ حسنٌ صحيحٌ .                                                                          

    448-197 Ebu Hüreyre (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Allah’ın büyüklüğüne saygı ve azabından korkusuyla gözyaşı döken kişi sağılmış süt memeye dönmedikçe cehenneme girmez. Allah yolunda cihad ederken oluşan tozla cehennem dumanı asla birleşmez.” (Tirmizi, Fezailül cihad 8)

    198- وعَن عبد اللَّه بنِ الشِّخِّير . رضي اللَّه عنه . قال : أَتَيْتُ رسُولَ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم وَهُو يُصلِّي ولجوْفِهِ أَزِيزٌ كَأَزِيزِ المرْجَلِ مِنَ البُكَاءِ حديث صحيح رواه أبو داود . والتِّرمذيُّ في الشَّمائِل بإِسنادٍ صحيحٍ .                                

    450-198   Abdullah ibni Şıhhir (r.a.) şöyle demiştir: Bir gün Rasulullah (s.a.v.) yanına gelmiştim. Namaz kılıyordu. Ağlamaktan dolayı kaynayan tencerenin çıkardığı ses gibi içinden sesler geliyordu. (Ebu Davud, Salat 158)

    199- وعن أبي أُمامة صُدَيِّ بْنِ عَجلانَ الباهِليِّ ، رضيَ اللَّه عنه ، عن النبيِّ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال: « لَيْسَ شَيءٌ أَحَبَّ إِلى اللَّه تعالى من قَطْرَتَين . وأَثَرَيْنِ : قَطْرَةُ دُمُوعٍ من خَشيَةِ اللَّه وَقَطرَةُ دَمٍ تُهرَاقُ في سَبِيلِ اللَّه تعالى ، وأما الأثران فأثر في سبيل الله تعـالى وَأَثَرٌ في فَرِيضَةٍ منْ فَرَائِضِ اللَّه تعالى » رواه الترمذي وقال : حديثٌ حسنٌ .                                                                            

    455-199   Ebu Ümame Suday ibni Aclan el Bahılî (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

    “Allah katında iki damla ve iki izden daha sevimli bir şey yoktur:

    Allah korkusuyla akıtılan gözyaşı damlası ve

    Allah yolunda dökülen kan damlası. İki iz ise;

    Allah yolunda çarpışırken alınan yara izi,

    Allah’ın emrettiği farzlardan birini yerine getirirken meydana gelen izler.

    Bu konuda pek çok hadis bulunmakta olup ayrıca Tirmizi Fezailül-Cihad 12’de “İki göze cehennem ateşi dokunmaz: 1- Allah’ın büyüklüğünü düşünerek ağlayan göz, 2- Allah yolunda geceleri uyanık kalan göz, buyurmuştur.

     

  • ALLAH’TAN RAHMETİNİ ÜMİD ETMEK ARAPÇA TÜRKÇE HADİSİ ŞERİFLER RİYAZUS SALİHİN

     

    194- وعن جابِر بن عبدِ اللَّه ، رضي اللَّه عنهما ، أَنَّهُ سَمعَ النَبِيَّ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم ، قَبْلَ موْتِهِ بثلاثَةِ أَيَّامٍ يقولُ : « لا يموتن أَحَدُكُم إِلاَّ وَهُوَ يُحْسِنُ الظَّنَّ باللَّه عزَّ وَجَلَّ » رواه مسلم .                                                          

    441-194 Cabir ibni Abdullah (r.a.) şöyle demiştir: Vefatından üç gün önce Rasulullah (s.a.v.)’i şöyle buyururken işittim: Cabir ibni Abdullah (r.a.) şöyle demiştir: “Her biriniz ölürken Allah’ın bağışlayıcı ve merhamet sahibi olduğunu hüsnü zan ederek yani güzel duygu ve beklentiler içinde olarak ölsün.” (Müslim, Cennet 81)

    195- وعن ابن مسعودٍ ، رضي اللَّه عنه ، قالَ : قال رسولُ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : « الجَنَّةُ أَقْرَبُ إلى أَحَدِكُمْ مِنْ شِرَاكِ نَعْلِه وَالنَّارُ مِثْلُ ذلك » رواه البخاري .

    445-195 Abdullah ibni Mes’ud (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet size ayakkabınızın bağından daha yakındır, cehennemde böyledir.”

    195- وعَن أبي مَسعودٍ ، رضي اللَّه عنه . قالَ : قال لي النبيُّ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : «اقْرَأْ علَّي القُرآنَ » قلتُ : يا رسُولَ اللَّه ، أَقْرَأُ عَلَيْكَ ، وَعَلَيْكَ أُنْزِلَ ؟، قالَ : « إِني أُحِبُّ أَنْ أَسْمَعَهُ مِنْ غَيْرِي » فقرَأْتُ عليه سورَةَ النِّساء ، حتى جِئْتُ إلى هذِهِ الآية : { فَكَيْفَ إِذا جِئْنا مِنْ كُلِّ أُمَّة بِشَهيد وِجئْنا بِكَ عَلى هَؤلاءِ شَهِيداً }  [ الآية : 41 ] قال : « حَسْبُكَ الآنَ » فَالْتَفَتَّ إِليْهِ . فَإِذَا عِيْناهُ تَذْرِفانِ . متفقٌ عليه .

    446-196 Abdullah ibni Mes’ud (r.a.) şöyle demiştir: Rasulullah (s.a.v.): “Bana Kur’an oku” buyurdu. Ben:

    -Ey Allah’ın Rasulü Kur’an sana indirilmişken ben mi sana Kur’an okuyacağım! dedim. O da: “Ben Kur’anı başkalarından dinlemeyi severim,” buyurması üzerine Nisa suresini okumaya başladım. “Öyleyse hesap günü her topluluk içinden şahitler getireceğimiz ve seni de onlara şahid tutacağımız zaman…” (4 Nisa 41) anlamındaki ayete geldiğimde, “Şimdilik bu kadar okuman yeter” buyurdu. Bir de baktım gözlerinden yaşlar akıyordu.

     

  • ALLAH’IN GÜÇ VE AZABINA KARŞI DEVAMLI SORUMLULUK BİLİNCİNDE OLMAK ARAPÇA TÜRKÇE HADİSİ ŞERİFLER RİYAZUS SALİHİN

     

    176- عن ابنِ مسعودٍ ، رضي اللَّه عنه ، قال : حدثنا رسولُ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم ، وهو الصَّادِقُ المصدوقُ : « إِنَّ أَحَدَكُمْ يُجْمَعُ خَلْقُهُ في بَطْن أُمِّهِ أَرْبَعِينَ يَوْماً نُطْفَةً ، ثُمَّ يَكُونُ عَلَقَةً مِثْلَ ذلِكَ ، ثُمَّ يَكُونُ مُضْغَةً مثْلَ ذلِكَ ، ثُمَّ يُرْسَلُ المَلَكُ ، فَيَنْفُخُ فِيهِ الرَّوحَ ، وَيُؤْمَرُ بِأَرْبَعِ كَلِماتٍ : بِكَتْبِ رِزقِةِ ، وَأَجلِهِ ، وَعمَلِهِ ، وَشَقيٌّ أَوْ سعِيدٌ . فَوَ الَّذِي لا إِله غَيْرُهُ إِنَّ أَحَدَكُمْ لَيَعْمَلُ عَمَلَ أَهْلِ الجَنَّةِ حَتَّى مَا يَكُونُ بَيْنَهُ وبَيْنَهَا إِلاَّ ذِراعٌ ، فَيَسْبقُ عَلَيْهِ الْكِتابُ ، فَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْل النَّارِ ، فَيَدْخُلُهَا ، وَإِنَّ أَحَدَكُمْ لَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ النَّارِ حَتَّى مَا يَكُونُ بَيْنَهُ وَبَيْنَهَا إِلاَّ ذِرَاعٌ ، فَيَسْبِقُ عَلَيْهِ الْكِتَابُ فَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ الجَنَّةِ فَيََدْخُلُهَا » متفقٌ عليه .                            

    396-176 İbni Mes’ud (r.a.) demiştir ki: Rasulullah (s.a.v.) ki, sözünde, işinde doğru ve doğruluğu vahiyle tasdik olandır. Bize şöyle buyurdu:

    -Sizden birinizin yaradılışının başlangıcı olan temel maddeler anasının karnında kırk günde derlenip toplanır. Sonra ikinci kırk günlük zaman içinde kan pıhtısı haline döner. Sonra o kadar müddet zarfında da bir parça haline gelir. Daha sonra Allah bir melek gönderir de ona ruh üfürür ve şu dört şeyi yazması da emrolunur. O kimsenin rızkını, ecelini, amelini ve iyi bir kimse mi yoksa kötü bir kimse mi olacağı.

    Kendisinden başka gerçek ilah olmayan Allah’a yemin ederim ki sizden biri cennetliklerin yaptığı işi yapar ve kendisiyle cennet arasında sadece bir arşın mesafe kalır. Sonra ana rahminde iken yazılan hüküm öne geçer ve cehennemliklerin yaptıkları amelleri yaparak cehenneme girer.

    Yine sizden biri cehennemliklerin yaptıkları işleri yapar ve kendisi ile cehennem arasında bir arşın mesafe kalır. Sonra ana rahmindeki yazılan yazgının hükmü öne geçer ve o kişi cennetliklerin yaptığı işleri yapmaya devam eder ve cennete girer. (Buhari, Bed’ül Halk 6, Müslim, Kader 1)

    177- وعن أَنس ، رضي اللَّه عنه ، قال : خَطَبَنَا رَسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم ، خُطْبَةً ما سَمِعْتُ مِثْلَهَا قَطُّ ، فقال : « لَوْ تَعْلَمُونَ مَا أَعْلَمُ لَضَحِكْتُمْ قلِيلا ولبَكيْتمْ كَثِيراً» فَغَطَّى أَصْحابُ رسولِ اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم وجُوهَهمْ ، وَلهُمْ خَنينٌ . متفقٌ عليه . وفي رواية : بَلَغَ رسولَ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم عَنْ أَصْحابِهِ شَيءٌ فَخَطَبَ ، فقال : « عُرضَتْ عَلَيَّ الجنَّةُ والنَّارُ ، فَلَمْ أَر كَاليَوْمِ في الخَيْر وَالشَّرِّ ، ولَوْ تَعْلَمُونَ مَا أَعلَمُ لَضحِكْتُمْ قلِيلاً ، وَلَبَكَيْتُمْ كَثِيراً » فَما أتَى عَلَى أَصْحَابِ رسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم يوْمٌ أَشَدُّ مِنْهُ غَطَّوْا رُؤُسهُمْ وَلَهُمْ خَنِينٌ .                      

    401-177 Enes (r.a.)’den rivayete göre şöyle demiştir: Rasulullah (s.a.v.) eşini benzerini o güne kadar hiç duymadığım bir konuşma yaptı ve şöyle buyurdu: “Eğer sizler benim bildiklerimi bilseydiniz az güler çok ağlardınız.” Bunun üzerine sahabe yüzlerini kapatarak hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladılar. (Buhari, Tefsiru sure-i Maide 12, Müslim, Fezail 134) (448’de tekrar gelecektir.)

    Müslim’in değişik bir rivayeti şöyledir: Rasulullah (s.a.v.)’e ashabından bir haber ulaşmıştı da bunun üzerine şöyle bir konuşma yapmıştı: “Cennet ve cehennem gözlerimin önüne serilip bana gösterildi. Hayır ve şer hakkında bugün gördüğümü hiç görmedim. Eğer ahiret ve azap hakkında benim bildiğimi bilseydiniz elbette az gülüp çok ağlardınız”, buyurdu. Rasulullah’ın ashabı bundan daha kederli bir gün geçirmediler ve başlarını öne eğerek hıçkıra hıçkıra ağladılar. (Müslim, Fezail 134)

    178- وعن عَدِيِّ بنِ حاتمٍ ، رضي اللَّه عنه ، قال : قال رسولُ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : « ما مِنْكُمْ مِنْ أَحَدٍ إِلاَّ سَيُكَلِّمُهُ رَبُّهُ لَيْسَ بيْنَهُ وبَيْنَهُ تَرْجُمَانٌ ، فَيَنْظُرُ أَيْمنَ مِنْهُ ، فَلا يَرَى إِلاَّ ما قَدَّمَ ، وينظر أشأم منه فلا يرى إلا ما قدم ، وينْظُرُ بيْنَ يَدَيهِ ، فَلا يَرَى إِلاَّ النَّارِ تِلْقَاءَ وَجهِهِ، فاتَّقُوا النَّارِ وَلَوْ بِشِقِّ تَمْرَةٍ » متفقٌ عليه .          

    405-178 Adî ibni Hâtim (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Rabbiniz arada bir tercüman bulunmaksızın hepinizle konuşacaktır. O gün kişi sağına bakar önceden gönderdiği hayırlı işleri ve sevabını görür soluna bakar yine önceden işlediği kötülükleri ve günahları görür. Önüne bakar önünde de sadece cehennemi görür. Öyleyse yarım hurmayla da olsa cehennemden korunmaya çalışınız, hayırlı amellerinizi artırınız.” (Buhari, Zekat 9, Müslim, Zekat 67)

    179- وعن أبي ذَرٍّ ، رضي اللَّهُ عنه ، قال : قال رسولُ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : « إِنِّي أَرى مالا تَرَوْنَ ، أَطَّتِ السَّماءُ وحُقَّ لَهَا أَنْ تَئِطَّ ، مَا فِيهَا موْضِعُ أَرْبَعِ أَصَابِعَ إِلاَّ وَمَلَكٌ واضِعٌ جبهتهُ ساجِداً للَّهِ تَعَالى ، واللَّه لَوْ تَعْلَمُونَ مَا أَعْلَمُ ، لضَحِكْتمْ قَلِيلاً ، وَلَبكَيْتُمْ كَثِيراً ، وما تَلَذَّذتُم بِالنِّسَاءِ عَلَى الْفُرُشِ وَلَخَرجْتُمْ إِلى الصُّعُداتِ تَجْأَرُون إِلى اللَّه تَعَالَى » رواه الترمذي وقال : حديثٌ حسن                            

    406-179 Ebu Zer (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Şüphesiz ben sizin görmediklerinizi görüyor ve bilmediklerinizi biliyorum. Gökyüzü meleklerin çokluğundan dolayı çatırdayıp gıcırdadı bu gıcırdamasında da haklı idi. Çünkü orada meleklerin secde etmediği dört parmaklık bir yer bile yoktu. Vallahi eğer bildiklerimi bilseydiniz az güler çok ağlardınız. Döşekler üzerinde kadınlarınızdan zevk alamazdınız. Yüksek sesle Allah’a yalvararak yollara ve kırlara çıkardınız.” (Tirmizi, Zühd 9)

    180- وعن أبي بَرْزَة بِراءٍ ثم زايٍ نَضْلَةَ بنِ عُبَيْدٍ الأَسْلَمِيِّ ، رضي اللَّه عنه ، قال: قال رسولُ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : « لا تَزُولُ قَدمَا عبْدٍ حَتَّى يُسْأَلَ عَنْ عُمْرِهِ فِيمَ أَفْنَاهُ ، وَعَنْ عِلْمِهِ فِيم فَعَلَ فِيهِ ، وعَنْ مالِهِ منْ أَيْنَ اكْتَسبهُ ، وَفِيمَ أَنْفَقَهُ ، وَعَن جِسْمِهِ فِيمَ أَبْلاهُ » رواه الترمذي وقال : حديث حسن صحيح .                

    407-180 Ebu Berze Nadle İbni Ubeyd el Eslemî (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Hiçbir kul kıyamet gününde şu beş şeyden sorguya çekilmedikçe yerinden ayrılmaz.

    Ömrünü nerede ve nasıl harcadığından,

    İlmi ve bilgisiyle ne gibi işler yaptığından,

    Malını nereden kazanıp nereye harcadığından,

    Vücudunu nerede yıprattığından,

    Sıhhatini nerede ve nasıl tükettiğinden. (Tirmizi, Kıyamet 1)

    181- وعن أبي سعيدٍ الخُدْرِيِّ ، رضي اللَّه عنه ، قال : قال رسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم: « كَيْفَ أَنْعَمُ وَصَاحِبُ الْقَرْنِ قَدِ الْتَقَمَ الْقَرْنَ ، وَاسْتَمَعَ الإِذْنَ مَتَى يُؤْمَرُ بِالنَّفْخِ فَيَنْفُخُ » فَكَأَنَّ ذلِكَ ثَقُلَ عَلى أَصْحَابِ رسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم فقالَ لَهُمْ : « قُولُوا: حَسْبُنَا اللَّه وَنِعْمَ الْوكِيلُ » رواه الترمذي وقال حديثٌ حسنٌ .    

    409-181 Ebu Said el Hudrî (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

    “Nasıl rahat ve konfor içinde yaşayabilirim. Sur sahibi sura ağzını dayamış üflemek için izin bekliyor.” Bu haber Rasulullah (s.a.v.)’in ashabına ağır geldi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.): “Hasbünallahu veni’mel vekil = Allah bize yeter o ne güzel vekildir. Deyiniz”, buyurdu. (Tirmizi, Kıyamet 8)

    182- وعن عائشةَ ، رضي اللَّه عنها ، قالت : سمعتُ رسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم ، يقول : «يُحْشَرُ النَّاسُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ حُفَاةً عُراةً غُرْلاً » قُلْتُ : يا رسول اللَّه الرِّجَالُ وَالنِّسَاءُ جَمِيعاً يَنْظُرُ بَعْضُهُمْ إِلى بَعْضٍ ،؟ قال : « يا عَائِشَةُ الأَمرُ أَشَدُّ من أَنْ يُهِمَّهُم ذلكَ » . وفي روايةٍ : « الأَمْرُ أَهَمُّ مِن أَن يَنْظُرَ بَعضُهُمْ إِلى بَعْضٍ » متفقٌ عليه                                                                              

    411-182 Aişe (r.anha) Rasulullah (s.a.v.)’i şöyle buyururken işittim demiştir. “İnsanlar kıyamet günü yalınayak çıplak ve sünnetsiz olarak Allah’ın huzurunda toplanırlar.” Dedim ki Ey Allah’ın Rasulü, kadınlar ve erkekler hepsi birlikte olunca birbirlerine bakmazlar mı?

    -Ya Aişe, iş ve durum bunu hatıra getiremeyecek kadar şiddetlidir”, buyurdular.

    Bir başka rivayette “Durum birbirlerine bakamayacakları kadar şiddetlidir”, buyurdu. (Buhari, Rikak 65, Müslim, Cennet 56)

     

  • ALLAH İÇİN SEVMEK VE BUNU YAYMAK ARAPÇA TÜRKÇE HADİSİ ŞERİFLER RİYAZUS SALİHİN

     

    168- وعن أَنسٍ رضي اللَّه عنه عن النبي صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال : « ثَلاثٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ وَجَدَ بِهِنَّ حَلاَوَةَ الإِيَمَانِ : أَنْ يَكُونَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِمَّا ، سِواهُما ، وأَنْ يُحِبَّ المَرْءَ لا يُحِبُّهُ إِلاَّ للَّهِ ، وَأَنْ يَكْرَه أَنْ يَعُودَ في الكُفْرِ بَعْدَ أَنْ أَنْقَذَهُ اللَّهُ مِنْهُ، كَمَا يَكْرَهُ أَنْ يُقْذَفَ في النَّارِ » متفقٌ عليه                                  

    375-168 Enes ibni Malik (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

    “Bir kimsede üç özellik tam olarak bulunursa imanın tadını tadar. Allah ve Rasulünü herkesten fazla sevmek, sevdiğini Allah için sevmek, Allah kendisini küfürden kurtardıktan sonra tekrar küfre dönmeyi ateşe atılmak gibi tehlikeli görmek.” (Buhari, İman 9, Müslim, İman 67)

    169- وعن أبي  هريرة رضي اللَّه عنه عن النبي صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال : « سبْعَةٌ يُظِلُّهُم اللَّه في ظِلِّهِ يَوْمَ لا ظِلَّ إِلاَّ ظِلُّهُ : إِمامٌ عادِلٌ ، وَشَابٌ نَشَأَ في عِبَادَةِ اللَّهِ عَزَّ وَجلَّ ، وَرَجُلٌ قَلْبُهُ مَعلَّقٌ بِالمَسَاجِدِ ورَجُلان تَحَابَّا في اللَّهِ اجْتَمَعَا عَلَيْهِ ، وَتَفَرَّقَا عَلَيْهِ ، ورَجُلٌ دَعَتْهُ امْرَأَةٌ ذَاتُ مَنْصِبٍ وَجَمَالٍ ، فقال : إِنِّي أَخافُ اللَّه ، وَرَجُلٌ تَصَدَّقَ بصَدَقَةٍ ، فَأَخْفَاهَا حَتَّى لا تَعْلَمَ شِمَالُهُ ما تُنْفِقُ يَمِينُهُ ، وَرَجُلٌ ذَكَرَ اللَّهَ خَالِياً فَفَاضَتْ عَيْنَاهُ » متفقٌ عليه .                                                              

    376-169 Ebu Hüreyre (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

    “Hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde Allah yedi tür insanı arşının gölgesinde barındıracaktır.

    Adaletli devlet başkanı,

    Allah’a ibadet ve itaat ederek yetişen genç,

    Kalbi mescidlere bağlı kimse,

    Allah için sevişip bu uğurda bir araya gelip ayrılan kişiler,

    Makam ve güzellik sahibi bir kadının zina çağrısını, Ben Allah’tan korkarım diyerek reddeden kimse,

    Sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek kadar gizli sadaka veren kimse.

    7- Kendi başına kaldığında Allah’ı anarak gözyaşı akıtan kimse. (Buhari, Ezan 36, Müslim, Zekat 91)

    170- وعن أبي  هريرة رضي اللَّه عنه عن النبي صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم: « وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لا تَدْخُلُوا الجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا ، ولا تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا ، أَوَ لا أَدُلُّكُمْ عَلَى شَيءٍ إِذَا فَعَلْتُمُوه تَحَابَبْتُمْ ؟ أَفْشُوا السَّلامَ بينَكم »رواه مسلم .                      

    378-170 Ebu Hüreyre (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

    “Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız zaman birbirinize sevgi ve saygınızın artacağı bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı ve selamlaşmayı yayınız.” (Müslim, İman 93)

    171- عن أبي كَريمةَ المِقْدَادِ بن مَعْدِ يكَرب رضي اللَّه عنه عن النَّبِيِّ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال « إِذَا أَحَبَّ الرَّجُلُ أَخَاهُ ، فَلْيُخْبِرْه أَنَّهُ يُحِبُّهُ » رواه أبو داود ، والترمذي وقال : حديثٌ حسنٌ.                                                            

    383-171 Ebu Kerime Mikdad ibni Ma’dikerib (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Bir kimse din kardeşini Allah rızası için severse, sevdiğini ona haber verip, bildirsin.” (Ebu Davud, Edeb 113)

    172- وعن مُعَاذٍ رضي اللَّه عنه ، أَنَّ رسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم ، أَخَذَ بِيَدِهِ وقال : « يَا مُعَاذُ واللَّهِ ، إِنِّي لأُحِبُّكَ ، ثُمَّ أُوصِيكَ يَا مُعاذُ لا تَدَعنَّ في دُبُرِ كُلِّ صلاةٍ تَقُولُ : اللَّهُم أَعِنِّي على ذِكْرِكَ وَشُكْرِكَ ، وحُسنِ عِبَادتِك » .        حديث صحيحٌ ، رواه أبو داود والنسائي بإسناد صحيح                                    

    384-172 Muaz ibni Cebel (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) Muaz’ın elini tutmuş ve şöyle buyurmuştur.

    “Ey Muaz Allah’a yemin ederim ki ben seni gerçekten seviyorum. Sonra sana şunu gerçekten tavsiye ederim, her namazın sonunda şöyle demeyi terketme: “Allah’ım seni anmak, sana şükretmek, sana güzelce kulluk etmekte bana yardım et.” (Ebu Davud, Vitir 26, Nese-i, Sehv 60)

     

  • İYİ KİŞİLERİ ZİYARET EDİP SOHBETTE BULUNMAK ARAPÇA TÜRKÇE HADİSİ ŞERİFLER RİYAZUS SALİHİN

     

    158- وعن أبي  هريرة رضي اللَّه عنه عن النبي صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : « أَنَّ رَجُلاً زَارَ أَخاً لَهُ في قَريَةٍ أُخْرَى ، فَأَرْصد اللَّهُ تعالى على مَدْرجَتِهِ ملَكاً ، فَلَمَّا أَتَى عَلَيْهِ قال: أَيْن تُريدُ ؟ قال: أُرِيدُ أَخاً لي في هذِهِ الْقَرْيةِ . قال : هَلْ لَكَ علَيْهِ مِنْ نِعْمَةٍ تَرُبُّهَا عَلَيْهِ ؟ قال : لا، غَيْر أَنِّي أَحْببْتُهُ في اللَّهِ تعالى ، قال : فَإِنِّي رسول اللَّهِ إِلَيْكَ بأَنَّ اللَّه قَدْ أَحبَّكَ كَما أَحْببْتَهُ فِيهِ » رواه مسلم .                                  

    361-158 Ebu Hüreyre (r.a.)’dan Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: Adamın biri başka bir beldedeki bir din kardeşini ziyarete giderken Allah bu kimseyi gözetlemek için bir meleği görevlendirmişti. O kimse meleğin yanına varınca melek nereye gidiyorsun, diye sorar. Adam da: Şu köyde bir din kardeşim var, onu ziyarete gidiyorum, cevabını verir. Melek: O kimseden bir menfaatin var da onu devam ettirmeye mi gidiyorsun? der. Adam da: Yok hayır, ben onu sadece Allah rızası için severim, onun için de ziyarete gidiyorum, deyince Melek:

    -Sen onu nasıl seviyorsan Allah ta seni öylece seviyor. Ben bu müjdeyi vermek için Allah’ın sana gönderdiği elçisiyim, dedi. (Müslim, Birr 64)

    159- وعن أبي  موسى الأَشعَرِيِّ رضيَ اللَّهُ عنه أَن النَّبِيَّ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال : « إِنَّما مثَلُ الجلِيس الصَّالِـحِ وَجَلِيسِ السُّوءِ . كَحَامِلِ المِسْكِ ، وَنَافِخِ الْكِيرِ ، فَحامِلُ المِسْكِ ، إِمَّا أَنْ يُحْذِيَكَ ، وَإِمَّا أَنْ تَبْتَاعَ مِنْهُ وَإِمَّا أَنْ تَجِدَ مِنْهُ ريحاً طيِّبةً . ونَافخُ الكيرِ إِمَّا أَن يحْرِقَ ثيابَكَ وإمَّا أنْ تجِدَ مِنْهُ ريحاً مُنْتِنَةً » متفقٌ عليه .          

    363-159 Ebu Musa el Eş’arî (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Beraber olduğun iyi arkadaşla kötü arkadaşın benzeri güzel koku satanla körük çeken demirci gibidir. Güzel koku satan sana güzel kokusundan verir veya sen ondan satın alırsın veya onunla beraber olduğun sürece güzel kokudan istifade etmiş olursun. Körük çeken demirci ise ya elbiseni yakar ya da kötü koku ve dumandan rahatsız olursun. (Buhari, Rekaik 31, Müslim; Birr 146)

    160- وعن أبي  هريرة رضي اللَّه عنه ، عن النبي صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال : « تُنْكَحُ المَرْأَةُ لأَرْبعٍ : لِمالِهَا ، وَلِحَسَبِهَا ، وَلِجَمَالِهَا ، ولِدِينِهَا ، فَاظْفَرْ بِذَاتِ الدِّينِ تَرِبَتْ يَدَاك » متفقٌ عليه.                                                          

    364-160 Ebu Hüreyre (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kadın dört sebepten dolayı nikahlanır. Malı, soyu, güzelliği ve dindarlığı. Sen diğerlerinden geç, dindar olanı seç ki mes’ud ve bereketler içinde olasın.” (Buhari, Nikah 15, Müslim, Rada 53)

    161- وعنْ ابن عباسٍ رضي اللَّه عنهما قال : قال النبي صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم لِجِبْرِيلَ : « مَا يمْنَعُكَ أَنْ تَزُورَنَا أَكْثَرَ مِمَّا تَزُورنَا ؟ » فَنَزَلَتْ :  { ومَا نَتَنَزَّلُ إِلاَّ بِأَمْرِ رَبِّكَ لَهُ مَا بَيْنَ أَيْدِينَا وَما خَلْفَنَا وما بَيْنَ ذلِكَ }  رواه البخاري .            

    365-161 Abdullah ibni Abbas (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) Cebrail’e: Bizi daha sık ziyaret etmeni engelleyen nedir, diye sordu. Bunun üzerine Cibril: “Biz (elçiler) ancak Rabbinin emri ile ineriz. Önümüzdeki, arkamızdaki ve bunların arasındaki her şey O’nundur. Rabbin unutkan değildir. (Vahyi geciktirmekle seni terk edecek değildir.)” (Buhari, Tefsiru sure-i Meryem 2)

    162- وعنْ أبي  سعيدٍ الخُدْرِيِّ رضي اللَّه عنه ، عن النبيِّ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال : « لا تُصَاحبْ إِلاَّ مُؤْمِناً ، ولا يَأْكُلْ طعَامَكَ إِلاَّ تَقِيٌّ » .                        

    366-162 Ebu Said el Hudri (r.a.)’den Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu nakledilmiştir: “Mü’minden başkasıyla düşüp kalkma, yemeğini de Allah korkusunu taşıyan kimseler yesin.” (Ebu Davud, Edeb 16, Tirmizi, Zühd 56)

    163- وعن أبي  هريرة رضي اللَّه عنه أَن النبيَّ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال : « الرَّجُلُ عَلَى دِينِ خَلِيلِهِ ، فَلْيَنْظُرْ أَحَدُكمْ مَنْ يُخَالِلُ » .رواه أبو داود . والترمذي بإِسنادٍ صحيح ، وقال الترمذي : حديثٌ حسنٌ .                                        

    367-163 Ebu Hüreyre (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kişi dostunun dini yani hayat tarzı ve yaşantısı üzeredir. O halde kişi dost edineceği kimseye dikkat etsin.” (Ebu Davud, Edeb 16, Tirmizi, Zühd 45)

    164- وعن أَنس رضي اللَّه عنه أَن أَعرابياً قال لرسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : مَتَى السَّاعَةُ ؟ قال رسولُ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : « مَا أَعْدَدْتَ لَهَا ؟ » قال : حُب اللَّهِ ورسولِهِ قال : « أَنْتَ مَعَ مَنْ أَحْبَبْتَ » .متفقٌ عليه ، وهذا لفظ مسلمٍ وفي روايةٍ لهما : مَا أَعْدَدْتُ لَهَا مِنْ كَثِيرِ صَوْمٍ ، وَلا صَلاةٍ ، وَلا صَدَقَةٍ ، وَلَكِنِّي أُحِبُّ اللَّه وَرَسُولَهُ .                                                                      

    369-164 Enes (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre bir bedevi Rasulullah (s.a.v.)’e: Kıyamet ne zaman kopacak? diye sordu. Peygamber (s.a.v.):

    -Kıyamet için ne hazırladın? Buyurdu. Bedevi de:

    -Allah ve Rasulünün sevgisini, dedi. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) :

    -O halde sen sevdiğinle berabersin, buyurdu. (Buhari, Edeb 96, Müslim, Birr 163)

    Diğer bir rivayette Bedevînin cevabı: “Ahiret için çok oruç, namaz ve sadaka hazırlayabilmiş değilim, ancak ben Allah’ı ve Peygamberi çok severim”, şeklindedir. (Buhari, Edeb 95, Müslim, Birr 164)

    165- وعن ابنِ مسعودٍ رضي اللَّه عنه قال : جاءَ رَجُلٌ إِلى رسولِ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم فقال : يا رسول اللَّه كَيْفَ تَقُولُ في رَجُلٍ أَحبَّ قَوْماً وَلَمْ يلْحَقْ بِهِمْ ؟ فقال رسولُ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : « المَرْءُ مَعَ مَنْ أَحَبَّ » متفقٌ عليه .        

    370-165 Abdullah ibni Mes’ud (r.a.) şöyle demiştir: Rasulullah (s.a.v.)’e bir adam geldi ve: Ey Allah’ın Rasulü bir topluluğu seven fakat onların işlediği amellerle onlara ulaşamayan kişi hakkında ne dersin? dedi. Peygamber (s.a.v.)’de: “Kişi sevdiğiyle beraberdir”, cevabını verdi.

    166- وعن أبي  هُريرة رضي اللَّه عنه عن النبيِّ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال : « النَّاسُ معَادِنُ كَمَعَادِنِ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ ، خِيَارُهُمْ في الجَاهِلِيَّةِ خِيارُهُمْ في الإِسْلامِ إِذَا فَقهُوا . وَالأَرْوَاحُ جُنُودٌ مُجنَّدَةٌ ، فَمَا تَعَارَفَ مِنْهَا ائْتَلَفَ ، وَمَا تَنَاكَرَ مِنْهَا ، اخْتَلَفَ » رواه مسلم .                                                                      

    371-166 Ebu Hüreyre (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “İnsanlar altın ve gümüş madenleri gibidir. İslam öncesi dönemde hayırlı olanlar islam döneminde de islamı kavradıkları takdirde hayırlıdırlar. Ruhlar askeri birlikler gibi çeşitlidir. Ruhlar aleminde birbiriyle tanışanlar anlaşıp kaynaşırlar, tanışmayanlar da anlaşıp kaynaşamaz ve ayrı ayrı olurlar.” (Müslim, Birr 159) (Bu hadise benzer bir hadis 69 numarada geçmişti.)

    167- وعن عمرَ بنِ الخطاب رضي اللَّه عنه قال : اسْتَأْذَنْتُ النَّبِيَّ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم في العُمْرَةِ ، فَأَذِنَ لي ، وقال : « لا تَنْسَنَا يا أَخَيَّ مِنْ دُعَائِكَ » فقال كَلِمَةً مَا يسُرُّني أَنَّ لي بِهَا الـدُّنْيَا .وفي روايةٍ قال : « أَشْرِكْنَا يَا أخَيَّ في دُعَائِكَ » .حديثٌ صحيحٌ رواه أَبو داود ، والترمذي وقال : حديثٌ حسنٌ صحيحٌ  .                

    373-167 Ömer ibn-ül Hattab (r.a.)’den şöyle dediği rivayet olunmuştur. Peygamber (s.a.v.)’den umre yapmak için izin istedim, izin verdi ve: “Kardeşciğim bizi de duadan unutma”, buyurdu.

    Rasulullah (s.a.v.)’in bana böyle buyurmaları benim için dünyaya bedeldir.

    Başka bir rivayette de: “Kardeşciğim bizi de duana ortak et”, şeklindedir. (Ebu Davud, Vitir 23, Tirmizi, Deavat 109) (714’de tekrar gelecektir.)

     

  • ALİMLERE VE BÜYÜKLERE SAYGILI OLMAK ARAPÇA TÜRKÇE HADİSİ ŞERİFLER RİYAZUS SALİHİN

     

    156- وعن أبي  موسى رضي اللَّه عنه قال : قال رسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : « إِنَّ مِنْ إِجْلالِ اللَّهِ تعالى إِكْرَامَ ذى الشَّيْبةِ المُسْلِمِ ، وَحَامِلِ الْقُرآنِ غَيْرِ الْغَالي فِيهِ ، والجَافي  عَنْهُ وإِكْرَامَ ذِي السُّلْطَانِ المُقْسِطِ » حديثٌ حسنٌ رواه أبو داود .        

    354-156   “Ebu Musa (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Saç ve sakalını müslümanlıkta ağartan kimselere, değişik havalara girmeyip hükümleriyle amel etmekten kaçınmayan Kur’an hafızına ve adil idarecilere saygı göstermek Allah’a saygıdan dolayıdır.” (Ebu Davud, Edeb 20)

    157- وعن عَمْرو بنِ شُعَيْبٍ ، عن أَبيِهِ ، عن جَدِّه رضي اللَّهُ عنهم قال : قال رسولُ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : « لَيْسَ مِنَّا مَنْ لَمْ يَرْحَمْ صَغِيرَنَا ، وَيَعْرِفْ شَرفَ كَبِيرِنَا » حديثٌ صحيحٌ رواه أبو داود والترمذي ، وقال الترمذي : حديثٌ حسنٌ صحيح . وفي رواية أبي  داود « حَقَّ كَبِيرِنَا                                      

    355-157 Amr ibni Şuayb’in babası aracılığıyla dedesinden aktarıldığına göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Küçüklerimize acımayan, büyüklerimizin büyüklüklerini bilip tanımayan bizden değildir.” (Ebu Davud, Edeb 58, Tirmizi, Birr 15)

     

  • AKRABA İLE İLGİYİ KESMENİN VE ANA BABAYA KARŞI GELMENİN HARAMLIĞI ARAPÇA TÜRKÇE HADİSİ ŞERİFLER RİYAZUS SALİHİN

     

    337-153 Abdullah ibn-i Amr ibn-il Âs (r.a.)’den bildirildiğine göre Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Büyük günahlar şunlardır; Allah’a ortak koşmak, ana-babaya itaatsizlik etmek, haksız yere adam öldürmek ve yalan yere yemin etmektir.” (Buhari, Eyman ve-n Nüzür 16)

    154- وعنه أَن رسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال : « مِنَ الْكبائِرِ شتْمُ الرَّجلِ والِدَيْهِ ،» قالوا : يا رسولَ اللَّه وهَلْ يشْتُمُ الرَّجُلُ والِديْهِ ؟، قاـل : « نَعمْ ، يَسُبُّ أَبا الرَّجُلِ، فيسُبُّ أَباه ، ويسُبُّ أُمَّهُ ، فَيسُبُّ أُمَّهُ » متفقٌ عليه . وفي روايـةٍ : « إِنَّ مِنْ أَكْبرِ الكبائِرِ أَنْ يلْعنَ الرَّجُلُ والِدَيْهِ ، » قيل : يا رسـول اللَّهِ كيْفَ يلْعنُ الرجُلُ والِديْهِ ؟، قال : « يسُبُّ أَبا الرَّجُل ، فَيسُبُّ أَبَاهُ ، وَيَسبُّ أُمَّه ، فيسُبُّ أُمَّهُ».    

    338-154 Yine Abdullah ibni Amr ibni Âs (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Bir kimsenin kendi ana babasına sövmesi büyük günahlardandır.” Ashab: Ya Rasulallah insan hiç kendi ana babasına söver mi? deyince Rasulullah (s.a.v.) : “Evet bir kimse tutar birisinin babasına söver o da onun babasına söver, o kişi başkasının anasına söverse o da onun anasına söver.” (Müslim, İman 146)

    Buhari’nin değişik bir rivayetinde Rasulullah (s.a.v.): “İnsanın kendi ana babasına lanet etmesi büyük günahlardandır”, buyurdu. Ashab: Ya Rasulallah bir insan kendi ana babasına nasıl söver, deyince: “Birinin babasına söver o da onun babasına söver. Adamın anasına söver o da onun anasına söver”, buyurdular. (Buhari, Edeb 4)

    155- وعن أبي عِيسى المُغِيرةِ بنِ شُعْبةَ رضي اللَّه عنه عن النبيِّ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال : « إِنَّ اللَّهُ تعالى حَرَّمَ عَلَيْكُمْ عُقُوقَ الأُمهَاتِ ، ومنْعاً وهات ، ووأْدَ البنَاتِ ، وكَرَهَ لكُمْ قِيل وقالَ ، وكثرة السَؤالِ ، وإِضَاعة المالِ » متفقٌ عليه .            

    340-155 Ebu İsa Muğire ibni Şu’be (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Allah size ana ve babaya itaatsızlık etmeyi, verilmesi gereken şeyleri vermemeyi, hakkınız olmayan şeyleri istemeyi, kız çocuklarını diri diri toprağa gömmeyi haram kıldı ve dedikodu yapmayı çok soru sormayı ve gereksiz yere mal sarfetmeyi de mekruh kılmıştır. (Buhari, İstikraz, 19, Müslim, Akdiye 10)

     

  • ANA BABAYA İYİLİK VE AKRABAYI ZİYARET ARAPÇA TÜRKÇE HADİSİ ŞERİFLER RİYAZUS SALİHİN

     

    149- عن أبي عبد الرحمن عبد اللَّه بن مسعود رضي اللَّه عنه قال : سأَلتُ النبي صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم: أَيُّ الْعملِ أَحبُّ إلى اللَّهِ تَعالى ؟ قال : « الصَّلاةُ على وقْتِهَا » قُلْتُ : ثُمَّ أَيُّ ؟ قال: «بِرُّ الْوَالِديْنِ » قلتُ : ثُمَّ أَيُّ ؟ قال : «الجِهَادُ في سبِيِل اللَّهِ » متفقٌ عليه .                                                                        

    312-149 Ebu Abdurrahman Abdullah ibni Mes’ud (r.a.) şöyle demiştir: Peygamber (s.a.v.)’e Allah’ın en çok sevdiği amel hangisidir ? diye sordum.

    -Vaktinde kılınan namazdır, buyurdular. Sonra hangisi gelir dedim.

    -Ana babaya iyilik ve itaat etmek buyurdu. Daha sonra deyince:                                                                           

    -Allah yolunda cihad etmektir, buyurdular. (Buhari, Mevakıt 5, Müslim, İman 137)

    150- وعن أبي هريرةَ رضي اللَّهُ عنه: جَاءَ رَجُلٌ إلى رسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم فقال : يا رسول اللَّه مَنْ أَحَقُّ النَّاسِ بحُسنِ صَحَابَتي ؟ قال : « أُمُّك » قال : ثُمَّ منْ ؟ قال: « أُمُّكَ » قال : ثُمَّ مَنْ ؟ قال : « أُمُّكَ » قال : ثُمَّ مَنْ ؟ قال : « أَبُوكَ » متفقٌ عليه وفي رواية : يا رسول اللَّه مَنْ أَحَقُّ الناس بِحُسْن الصُّحْبةِ ؟ قال : « أُمُّكَ ثُمَّ أُمُّكَ ، ثُمَّ أُمُّكَ ، ثمَّ أَباكَ ، ثُمَّ أَدْنَاكَ أَدْنَاكَ » .  « والصَّحابة » بمعنى : الصُّحبةِ . وقوله : « ثُمَّ أباك » هَكَذا هو منصوب بفعلٍ محذوفٍ، أي ثم برَّ أَباك وفي رواية : « ثُمَّ أَبُوكَ » وهذا واضِح                                                

    316-150 Yine Ebu Hüreyre (r.a.) şöyle demiştir: Bir adam peygamber (s.a.v.)’e gelerek: İnsanlar arasında kendisine en iyi davranmam gereken kimdir? Diye sordum. Resulullah (s.a.v.): “Annen’dir” buyurdular. Adam ondan sonra kimdir diye sordu. Rasulullah yine “Annen’dir” buyurdu. Adam tekrar kim gelir diye sordu. Yine “Annen’dir” buyurdular. Sonra kimdir deyince Rasulullah (s.a.v.) “Baban’dır” buyurdu. (Buhari, Edeb 2, Müslim Birr 1)

    Müslim’in diğer bir rivayetinde: Kendisine en iyi davranılması gereken kimdir sorusuna Rasulullah (s.a.v.): Annen Annen Annen, Sonra Baban Sonra da yakın akrabalarındır, buyurdu. (Müslim, Birr 2)

    151- وعن عبد اللَّه بن عمرو بن العاص رضي اللَّه عنهما قال : لَيْسَ الْواصِلُ بِالمُكافئ وَلكِنَّ الواصِلَ الَّذي إِذا قَطَعتْ رَحِمُهُ وصلَهَا» رواه البخاري .          

    322-151 Yine Abdullah ibn-i Amr ibni As (r.a.)’dan rivayete göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Akrabasının yaptığı iyiliğe benzeriyle karşılık veren gereği biçimde gözetme ve ziyaret etme görevini yerine getirmiş sayılmaz. Akrabayı görüp gözeten ilgilenen kimse, kendisiyle ilgiyi kesmelerine rağmen onlara iyilik etmeye devam edendir.” (Buhari, Edeb 15)

    152- وعن أبي  هريرة رضي اللَّه عنه قال : لما نزلَتْ هذِهِ الآيَةُ :  { وَأَنْذِر عشِيرتكَ الأَقربِينَ }  [ الشعراء : 214 ] دعا رسولُ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قُرَيْشَا فاجْتَمعُوا فَعَمَّ ، وخَصَّ وقال: «يا بَني عبدِ شَمسٍ ، يا بني كَعْب بنِ لُؤَي ، أَنقِذُوا أَنْفُسَكُمْ مِنَ النَّارِ ، يَا بني مُرَّةَ بـنِ كْعبٍ ، أَنْقِذُوا أَنفُسَكُمْ مِن النَّار ، يا بني عبْدِ مَنَافٍ ، أَنْقِذُوا أَنْفُسَكُمْ مِنَ النَّارِ ، يا بَني هاشِمٍ أَنقِذُوا أَنْفُسكُمْ مِنَ النَّارِ ، يا بني عبْدِ المطَّلِبِ أَنْقِذُوا أَنْفُسكُمْ مِن النَّارِ ، يا فاطِمَة أَنْقِذي نفْسَكَ منَ النَّار ، فَإِني لا أَمْلِكُ لَكُمْ منَ اللَّه شيْئاً ، غَيْر أَنَّ لَكُمْ رحِماً سأَبلُّهَا بِبِلالِها » رواه مسلم.      

    329-152 Ebu Hüreyre (r.a.) şöyle demiştir: “Yakın akrabalarını uyar.” (26 Şuara 214) ayeti gelince Rasulullah (s.a.v.) Kureyş kabilesini çağırdı. Onlar da toplandılar. Genel ifadelerle kabilelere özel olarak da şahıslara hitab ederek:

    -Ey Abdi Şems oğulları! Ey Ka’b ibni Luey oğulları ! Kendinizi cehennemden kurtarınız.

    -Ey Mürre ibni Ka’b oğulları kendinizi cehennemden kurtarınız.

    -Ey Abdi Menaf oğulları kendinizi cehennemden kurtarınız.

    -Ey Haşim oğulları kendinizi cehennemden kurtarınız.

    -Ey Abdulmuttalib’in oğulları kendinizi cehennemden kurtarınız.

    -Ey Fatıma kendini cehennemden kurtar. Çünkü sizi Allah’ın azabından kurtarmaya benim gücüm yetmez. Ama aramızdaki akrabalık bağından dolayı sizinle ilgimi kesmeyecek ve akrabalık haklarını yerine getireceğim, dedi. (Müslim, İman 348)

    153- وعن عبد اللَّهِ بنِ عمرو بن العاص رضي اللَّه عنهما عن النبي صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال : «الْكبائرُ : الإِشْراكُ بِاللَّه ، وعقُوق الْوالِديْنِ ، وقَتْلُ النَّفْسِ ، والْيمِينُ الْغَموس» رواه البخاري .

     

  • KOMŞU VE KOMŞULUK HAKKI ARAPÇA TÜRKÇE HADİSİ ŞERİFLER RİYAZUS SALİHİN

     

    145- وعن ابنِ عمرَ وعائشةَ رضي اللَّه عنهما قَالا : قال رسولُ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم: « مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بِالجارِ حتَّى ظَنَنتُ أَنَّهُ سيُوَرِّثُهُ » متفقٌ عليه .

    303-145   İbni Ömer ve Aişe (r.anhüm)’den bildirildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cebrail bana komşuya iyilik etmeyi tavsiye edip durdu. Bu sıkı tavsiyeden neredeyse komşuyu komşuya varis kılacağını zannettim.” (Buhari, Edeb 28, Müslim, Birr 140)

    146- وعن أبي هريرة رضي اللَّه عنه أَن النبي صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال : « واللَّهِ لا يُؤْمِنُ ، واللَّهِ لا يُؤْمِنُ ، » قِيلَ : منْ يا رسولَ اللَّهِ ؟ قال : « الَّذي : لا يأْمنُ جارُهُ بَوَائِقَهُ،» متفق عليه. وفي رواية لمسلمٍ : « لا يَدْخُلُ الجنَّة مَنْ لا يأْمنُ جارُهُ بوَائِقهُ »

    305-146   Ebu Hüreyre (r.a.)’den rivayet olunduğuna göre peygamber (s.a.v.)’in üç defa : “Vallahi iman etmiş olmaz”, dediğini işittim.

    -Ya Rasulallah kim iman etmiş olmaz diye sordular.

    -Yapacağı fenalıktan komşusu emin olmayan kimselerdir, buyurdu. (Buhari, Edeb 29, Müslim, İman 73)

    147- وعن أبي هريرةَ رضي اللَّهُ عنه أَن النبيَّ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم: « يَا نِسَاءَ المُسلِمَاتِ لا تَحْقِرَنَّ جارَةٌ لجارتِهَا وَلَوْ فِرْسَنَ شَاةٍ » متفقٌ عليه .                

    306-147 Yine Ebu Hüreyre (r.a.)’den rivayet olunduğuna göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Ey müslüman hanımları komşu hanımlar birbirleriyle hediyeleşmeyi küçümsemesin hediyeleri bir koyun paçası bile olsa.” (Buhari, Hibe 1, Müslim, Zekat 90) Önceden 124’de geçmişti.

    * Komşular arasında alınıp verilmesi gerekli olan her türlü şeyin veren açısından küçük görünüp verilmemesi alan açısından da yine küçük görülüp alınmaması veya çöpe atılması gibi davranışların uygun olmadığını bu hadis bize haber vermektedir. Her komşu gücü nisbetinde komşularına ikram, hediye ve yardımda bulunacaktır. Bu yardımı küçük görüp yapmamazlık etmeyecek, karşı komşular da bu ikram ve hediyeyi küçük ve değersiz görüp almamazlık veya burun kıvırma gibi hallere düşmeyecektir. Bu gün katlar, apartmanlar, siteler mutfakları birbirine simetrik nice yapılar içerisinde insanlar yiyip içmekte yaptıkları yemek, kızartma v.b. şeylerin kokusundan rahatsız ettikleri komşularına bir damla bile bir şey vermemekte hatta hastasından ve ölüsünden bile habersiz yaşamaktadırlar. Komşu hakkıyla alakalı: “Cibril komşu hakkıyla alakalı o kadar şeyler söyledi ki komşuyu komşuya varis edecek sandım.” Hadisi şerifi bugün duyulmamış ve bilinmemektedir. İslama göre komşular arası münasebetler çok yakın ve düzgün olmalıdır. Coğrafi yönden bazan da her yönde hatta akrabadan daha yakın olan komşularla akrabalık bağları gibi bağlar kesilmemeli, insani ve islami bağlar koparılmamalıdır. 13 Ra’d 21-25, 2 Bakara 27’deki ayetlerinde emredildiği gibi.

    148- وعن أبي شُريْح الخُزاعيِّ رضي اللَّه عنه أَن النبي صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال : «مَنْ كَانَ يُؤمِنُ بِاللَّهِ والْيوْمِ الآخِرِ ، فَلْيُحسِنْ إلِى جارِهِ ، ومنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ واليومِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفهُ، ومنْ كانَ يؤمنُ باللَّهِ واليومِ الآخرِ فَلْيَقُلْ خَيْراً أَوْ لِيسْكُتْ » رواه مسلم بهذا اللفظ، وروى البخاري بعضه .                        

    309-148   Ebu Şüreyh el-Huzâî (r.a.)’den bildirildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

    “Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse komşusuna iyilik etsin, Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse misafirine ikram etsin, Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse mutlaka faydalı söz söylesin veya sussun.” (Müslim, İman 77)