Zümer Suresi ARAPÇA TÜRKÇE HADİS Buhari Müslim Tirmizi

8176

Başlık: TEFSİR BÖLÜMÜ – ESBAB-I NÜZULE DAİR

Konu: Zümer Suresi
Ravi: İbnu Mes’ud
Hadisin Arapçası:

وعن ابن مسعود رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]جَاءَ جِبْرِيلُ إلى النَّبىِّ # فقَالَ يَا مُحَمّدُ أنَّ اللّهَ يَضَعُ السَّمَاءَ عَلَى أصْبُعٍ، وَا‘رَضينَ علَى أصْبُعٍ، وَالْجِبَالَ عَلَى أصْبُعٍ وَالشَّجَرَ وَا‘نْهَارَ عَلَى أصْبُعٍ، وَسََائِرَ الْخَلْقِ عَلَى أصْبُعٍ؛ ثُمَّ يَقُولُ: أنَا الْمَلِكُ، فَضَحِكَ رسولُ اللّهِ # وََقَالَ: وَمَا قَدَرُوا اللّهَ حَقَّ قَدْرِهِ[. أخرجه الشيخان والترمذى .

Hadisin Anlamı:

Cebrail (a.s.) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e gelerek: “Ey Muhammed, Allah semayı bir parmak üzerine, arzları bir parmak üzerine, dağları bir parmak üzerine, nehirleri bir parmak üzerine, diğer mahlukatı bir parmak üzerine koydu, sonra şöyle buyurdu: “Ben (kainat mülkünün) Melikiyim.” Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) güldü ve: “Allah’ı hak (ve layık) olduğu vech ile takdir etmediler. Halbuki kıyamet günü arz toptan ancak O’nun bir kabzasıdır. Gökler de onun sağ eliyle (toplanıp) dürülmüşlerdir…” (Zümer, 67) mealindeki ayeti okudu.

Kaynak: Buhari, Tefsir, Zümer 2, Tevhid 19, 26, 36, Müslim, Sıfatü’l-Kıyamet 19, (2786), Tirmizi, Tefsir, Zümer (3236)