zarflar

  • Arapça Edatlar Bağlaçlar Zarflar – Arapça Sık Kullanılan Edatlar Bağlaçlar Zarflar

    Arapça Edatlar Bağlaçlar  – Arapça  Sık Kullanılan Edatlar Bağlaçlar

    arapça edatlar örnekler

    Arapça Edatlar أثناء        boyunca
    Arapça Edatlar أمام        önünde
    Arapça Edatlar أمّا        her biri
    Arapça Edatlar أنا        ben
    Arapça Edatlar أنت        siz
    Arapça Edatlar أيضاً        de
    Arapça Edatlar أين        nerede
    Arapça Edatlar إذا        eğer
    Arapça Edatlar إلى        …e
    Arapça Edatlar الذي        kimin
    Arapça Edatlar الشيء        herhangibir şey
    Arapça Edatlar بالأضافة إلى        …e ek olarak
    Arapça Edatlar بالرغم مِنْ        …e rağmen
    Arapça Edatlar بجانب        yanında
    Arapça Edatlar بدون        …sız
    Arapça Edatlar بعد        sonra
    Arapça Edatlar بين        arasında
    Arapça Edatlar بين        ortasında
    Arapça Edatlar بينما        iken
    Arapça Edatlar تحت        altında
    Arapça Edatlar ثانيةً        tekrar
    Arapça Edatlar حتى        …e kadar
    Arapça Edatlar حول        çevresinde
    Arapça Edatlar حول        hakkında
    Arapça Edatlar حيث (إلى)        nereye
    Arapça Edatlar خارج        dışında
    Arapça Edatlar خلال        içinden
    Arapça Edatlar داخل        içinde
    Arapça Edatlar شخص ما        birisi
    Arapça Edatlar شيء أكثر واحد        bır şey daha
    Arapça Edatlar ضدّ        karşı
    Arapça Edatlar طبقاً ل        …e göre
    Arapça Edatlar علاوة على ذلك        bundan da fazlası
    Arapça Edatlar على        üstünde
    Arapça Edatlar على قمةِ        üstünde
    Arapça Edatlar على نفس النمط        gibi
    Arapça Edatlar فقط        sadece
    Arapça Edatlar في        içinde
    Arapça Edatlar قبل كل شيء        herşeyin üstünde
    Arapça Edatlar قُرْب        yakın
    Arapça Edatlar كلا … و        ikisi
    Arapça Edatlar كَمْ        nasıl
    Arapça Edatlar كُلّ        bütün
    Arapça Edatlar كُلّ شخص        herkes
    Arapça Edatlar ل        için
    Arapça Edatlar لأن        çünkü
    Arapça Edatlar لذا        bundan dolayı
    Arapça Edatlar لكن        fakat
    Arapça Edatlar لكي        için
    Arapça Edatlar لَيسَ فقط … لكن أيضاً        sadece o degıl bu da
    Arapça Edatlar لِماذا        niçin
    Arapça Edatlar ما        ne
    Arapça Edatlar متى        ne zaman
    Arapça Edatlar منذ        …den beri
    Arapça Edatlar مَع        ile
    Arapça Edatlar مَنْ        kim
    Arapça Edatlar مِنْ        …den
    Arapça Edatlar نحن        biz
    Arapça Edatlar نحو        …e doğru
    Arapça Edatlar هم        onlar
    Arapça Edatlar هو        o
    Arapça Edatlar هي        o
    Arapça Edatlar و        ve
    Arapça Edatlar وراء        arkasında

     

    Muzari Fiil Edatları

    لِ : (Lâmı Tâlil) Muzari fiilin başına gelen ‘Li’ harfi; içinlik anlamı katar ve muzari fiili nasbeder.

    Normal fiilleri fetha ile nasbeder, “Ef’âlul Hamse“leri ‘nun’ harfinin gitmesi ile nasbeder.

    لِتَنْصُرَ <–  تَنْصُرُ

    لِتَنْصُرا <–  تَنْصُرانِ

    لِتَنْصُرُوا <–  تَنْصُرُونَ

    لِتَنْصُرِي <–  تَنْصُرِينَ

    لِتَنْصُرا <–  تَنْصُرانِ

    لِتَنْصُرْنَ <–  تَنْصُرْنَ  (değişmez)

    خَرَجَ حامِدٌ مِنْ الفَصْلِ لِيَشْرَبَ الماءَ : Hamit su içmek için sınıftan çıktı.

     

     

    أَنْ : Muzari fiilin başına gelen ‘En’ harfi; mek, mak anlamı katar ve muzari fiili nasbeder.

    أنا أُرِيدُ أَنْ أجْلِسَ ھنا : Burada oturmak istiyorum.

    Öncesindeki edatlar kullanılmayabilir;

    أَعُوذُ بِاللهِ أَنْ أَكُونَ مِنْ الكَاذِبِينَ  ‘min’ düşmüştür aslı şöyledir –>أَعُوذُ بِاللهِ مِنْ أَنْ أَكُونَ مِنْ الكَاذِبِينَ

    Eğer emir fiilinin önüne gelirse ‘Tefsir En’i olur, “diye” şeklinde tercüme edilir.

    نَادَيْتُ أَنْ اِجْلِسْ : “Otur” diye bağırdım.

    أَشَارَ الضَابِطُ أَنْ اِهْجُمُوا : Subay “saldırın” diye işaret etti.

     

     

    مَا : (Nefiy Mâ’sı) Muzari fiili olumsuz yapar. Sadece anlamını olumsuz yapar, harekesini etkilemez, zamanını etkilemez. (Şimdiki zaman için) 

    أنا ما أَشْرَبُ القَھْوَةَ الآنَ : Ben kahve içmiyorum.

     

    لا : (Nefiy Lâ’sı) Muzari fiili olumsuz yapar. Sadece anlamını olumsuz yapar, harekesini etkilemez, zamanını etkilemez. (Geniş zaman için) 

    أنا لا أَشْرَبُ القَھْوَةَ : Ben kahve içmem.

     

    لَنْ : (Nefiy Len’i) Anlamını olumsuz yapmakla birlikte harekesini ve zamanını da etkiler. Geleceği mutlak manada olumsuzlaştırır. Fiili nasbeder.

    لَنْ أتَزَوَّجَ مِنْهُ: Onunla evlenmeyeceğim.

     

    كَيْ : (Böylece, … için) Genellikle başına ‘ل’ harfi eklenir. Olumsuz fiil için yapmak için sonuna ‘لا’ eklenir. Fiili nasbeder.

    أَدْرُسُ اللُغَةَ العَرَبِيَّةَ لِكَيْ أَفْھَمَ القُرْآنَ الكَرِيمَ : Arapça dili çalışıyorum böylece Kuran-ı Kerim’i anlıyorum.

     

    إِذَنْ : (O halde, öyleyse) Bir duruma cevap vermek amaçlı kullanılır. Şu şartlar sağlandığında fiili nasbeder; -Cümlenin başında olmalı, -Muzari fiil hemen sonrasında olmalı, -Fiil geleceği işaret etmeli

    يَرْجِعُ المُدِيرُ اليَوْمَ مِنْ الخَارِجِ. -إِذَنْ نَسْتَقْبِلَهُ فِي المَطَارِ : Müdür bugün yurt dışından dönüyor. -Öyleyse onu havaalanında karşılayalım.

     

    ف : (Fâ-i Sebebiye) Atıf harfidir. Bu harfle, cümlenin ilk kısmı sonraki kısmının oluşmasına sebep olur. Muzari fiili nasbetmesi için kendinden önce olumsuz veya talep (emir, nehiy, soru, temenni) gelmelidir.

    لا أَعْرِفُ بَيْتَهُ فأَزُورَهُ: Evini bilmiyorum ki onu ziyaret edeyim.

    اُدْرُسُوا دُرُوسَكُمْ فَتَنْجَحُوا فِي الإِمْتِحَانِ : Derslerinize çalışınız ki imtihanda başarılı olasınız.

    لَمْ يُسْأَلْ فَيَجِيبَ : Sorulmadı ki cevap versin.

     

    لَمْ : (Nefiy Lem’i) Anlamını olumsuz yapmakla birlikte harekesini ve zamanını da etkiler. Geçmişi kalıcı, mutlak olarak olumsuzlaştırır. Fiili cezmeder.

    لَمْ يَاْكُلا الطاعامَ : O ikisi yemeği yemedi.  Aynısı böyle de yazılabilir ما أكلا الطاعامَ

    لَمْ أَرَ صَدِيقِي ولَمْ أَسْمَعْ أَخْبَارَهُ : Ne arkadaşımı gördüm ne de onun haberlerini işittim. (ne böyle … ne de böyle)

    جَاءَ زَيْدٌ ولَمْ يَدْرُسْ : Zeyd çalışmadan geldi. (Kendinden önceki marife ismin durumunu açıklarsa hal olur.)

     

    لَمَّا : (Nefiy Lemmâ’sı) Anlamını olumsuz yapmakla birlikte harekesini ve zamanını da etkiler. Henüz anlamındadır. Geçici olumsuzluk. Henüz olmadı, henüz yapmadı,… Fiili cezmeder.

    لَمَّا يَرْجِعْ مِنَ السَفَرِ: Henüz yolculuktan dönmedi.

    لَمَّا أَكْتُبْ = لَمْ أَكْتُبْ بَعْدُ

     

    عِنْدَمَا : Muzari fiillerin başına geldiğinde “inde, zaman” ifadesi katar. (Mazi fiiller için لَمَّا kullanılır.)

    عِنْدَمَا أَذْھَبُ إِلى المَسْجِدِ أَجْلِسُ فِي الصَفِّ الأَوَّلِ : Camiye gittiğimde ilk sıraya otururum.

     

    قَطُّ : Geçmiş zamandaki olumsuz fiillere vurgu yapmak için kullanılır.

    لَمْ أَكْتُبْ إلَيهِ قَطُّ: Ona asla yazmadım.

     

    أَبَدًا : Gelecek zamandaki olumsuz fiillere vurgu yapmak için kullanılır.

    لَنْ أَكْتُبَ إِلَيهِ أَبَدًا: Ona asla yazmayacağım.

     FİİLİ MUZARİYİ NASBEDEN EDATLAR

    Aşağıdaki edatlardan birisi fiil-i muzârinin başına gelirse muzâri fiilin sonunu nasbeder (fetha yapar). Cemi müennes nunları hariç (ن) nunlarını düşürür. Bu edatlar şunlardır:      

    أَنْ  – لَنْ – كَىْ – إِذَنْ – حَتَّى- لِ – اَلْفاَءُ السَّبَبِيَّةُ

    muzari fiili nasb eden edatlar

    1)  أَنْ mek, mak: Muzâri fiili nasbederek masdara çevirir. Mâzî fiilin de önüne gelir, ancak mebni olduğu için sonuna tesir edemez. En çok kullanılan nasb edatıdır.

    أُرِيدُ أَنْ أَكْتُبَ دَرْسِي.

    Dersimi yazmak istiyorum.

    تُرِيدُ أَنْ تَشْرَبَ الشَّايَ.

    Çay içmek istiyorsun.

    تُرِيدِينَ أَنْ تَذْهَبِي إلى الْبَيْتِ.

    Eve gitmek istiyorsun.

    نُرِيدُ أَنْ نَفْهَمَ الْقرْآنَ.

    Kur’ân’ı anlamak istiyoruz.

    أَنْ تَصْبِروُا خَيْرٌ لَكُمْ.

    Sabretmeniz sizin için hayırlıdır.

    2) لَنْ asla …meyecek, mayacak (te’kîd-i nefy-i istikbal): Daha önce de gördüğümüz gibi muzâri fiilin manasını olumsuz istikbale çevirir:

    لَنْ أَذْهَبَ مَعَكَ إلى الْبَيْتِ.

    Seninle asla eve gitmeyeceğim.

    إِنِّي لَنْ أَرْكَبَ الْحِماَرَ.

    Gerçekten ben eşeğe hiç binmeyeceğim.

    3)كَيْ    …mek için, ..mak için: Sebep bildirir. Daha çok aynı manada  لِكَيْ olarak kullanılır ve sadece muzâri fiilin önüne gelir:

    أَقْرَأُ دَرْسيِ كَيْ أَحْفَظَ.

    Dersimi ezberlemek için okuyorum.

    يَجْتَهِدُ التَّلاَمِيذُ لِكَيْ يَنْجَحُوا.

    Öğrenciler başarmak için çalışıyor.

    Burada mesela birinci cümlede (أَقْرَأُ دَرْسيِ) temel cümle, (كَيْ أَحْفَظَ) ise yan cümleciktir.

    4)لِ    …mek için, ..mak için, ..sın diye: (Lâmu’t-ta’lîl) كَيْ gibi sebep bildirir. Aynı manada (لِأَنْ) şeklinde açıkça yazılmış halde de gelebilir. Lâmu’t-ta’lîl’den sonra (أَنْ) gelmediği takdirde bu fiilin mukadder yani gizli (أَنْ) ile nasbedilmiş olduğuna hükmedilir:

     

    شَرَحْتُ الدَّرْسَ لِأَنْ يَفْهَمَ. = شَرَحْتُ الدَّرْسَ لِيَفْهَمَ.

    Anlaması için dersi açıkladım.

    ساَفَرَ الْفَناَّنُ إِلَى الْعاَصِمَةِ لِأَنْ يَشْتَهِرَ. = ساَفَرَ الْفَناَّنُ إِلَى الْعاَصِمَةِ لِيَشْتَهِرَ

    Sanatçı meşhur olmak için başkente gitti

    ذَهَبْتُ إِلَيْهاَ لِأَنْ آخُذَ الْكِتاَبَ.

    Oraya (ona) kitap almak için gittim.

    لِ den önce olumsuz “كاَنَ” veya türevlerinden biri geçerse olumsuzluğu kuvvetlendirir ve “lâmü’l-cuhûd” (inkar lâmı) adını alır. Olumsuz  كاَنَ”nin haberinin başındaki muzari fiili nasbeder:

    ماَ كاَنَ اللَّهُ لِيَظْلِمَهُمْ.

    Allah onlara asla zulmedecek değildir (Tevbe, 70).

    وَماَ كاَنَ اللَّهُ لِيُطْلِعَكُمْ عَلَى الْغَيْبِ.

    Allah size gaybı da bildirecek (muttali kılacak) değildir.

    لَمْ يَكُنِ اللَّهُ لِيَغْفِرَ لَهُمْ وَلاَ لِيَهْدِيَهُمْ سَبِيلاً.

    Şüphesiz Allah onları ne bağışlayacak, ne de doğru yola eriştirecektir (Nisâ, 168).
         

    5)   = إِذاً إِذَنْ öyleyse, o zaman, o halde: Daha çok istikbal ifade eden cümlelere bazan de şart edatlarına cevap olarak gelir. إذَنْ in muzâri fiili nasbetmesi için cevap cümlesinin ve muzâri fiilin hemen başında olması gerekir.

    أَناَ أَقْرَأُ كَثِيراً. إِذَنْ تَنْجَحَ.

    Ben çok okuyorum. Öyleyse başarırsın.

    سَأَكْتُبُ واَجِبِي لِلْغَدِ . إذَنْ نَذْهَبَ إلى الْبَيْتِ.

    Yarın için ödevimi yazacağım. O halde eve gideriz.

    أَناَ أَجْتَهِدُ الْعَرَبِيَّةَ كَثِيراً . إِذاً تَفْهَمَ الْقُرْآنَ.

    Ben Arapça’yı çok çalışıyorum. O halde Kur’ân’ı anlayacaksın (anlarsın) .

    *Eğer muzâri fiilden sonra gelirse nasbetmez:

    أَناَ أَذْهَبُ إِذَنْ.

    Öyleyse ben giderim.

    Muzâri fiilsiz veya fiilsiz cümlelerde de kullanılır:

    إِذاً هَذاَ هُوَ لَصَحِيحٌ.

    O halde o doğrudur.

    6) حَتَّى….ıncaya kadar, …inceye kadar, ..e, ..a kadar, ta ki, nihayet, …diye, ..mek için, …mak için

    أَكَلَ الْأَطْفاَلُ حَتَّى شَبِعُوا.

    Çocuklar doyuncaya kadar yedi.

    رَكِبْتُ السَّياَّرَةَ حَتَّى أَحْضُرَ إِلَى الْمَدْرَسَةِ مُبَكِّراً.

    Arabaya bindim ta ki okula erken varayım (geleyim) .

    قَرَأْتُ الدَّرْسَ كَثِيراً حَتَّى أَنْجَحَ فِي الْإِمْتِحاَنِ.

    İmtihanda başarmak için (başarayım diye) dersi çok okudum.

    رَجَعْتُ إِلَى مَنْزِلِي مُبَكِّراً حَتَّى أَسْتَقْبِلَ ضُيُوفِي.

    Misafirlerimi (karşılamak için) karşılayayım diye erkenden evime döndüm.

    7) اَلْفاَءُ السَّبَبِيَّةُ : Fâ-i Sebebiyye: Atıf harfidir. Bu harfle, cümlenin ilk kısmı sonraki kısmın oluşmasına sebep olur. Birincisi gerçekleşirse ikinci kısım da gerçekleşir. Fâ-i sebebiyye’nin muzâri fiili gizli (أَنْ)le nasbetmesi için kendinden önce ya nefî (olumsuz) veya taleb (emir, nehiy, soru, temenni) gelmelidir:

     

    لاَ أَعْرِفُ بَيْتَهُ فَأَزُورَهُ.

    Evini bilmiyorum ki ziyaret edeyim.

    أُدْرُسُوا دُرُوسَكُمْ فَتَنْجَحُوا فِي الْإِمْتِحاَنِ.

    Derslerinize çalışın ki imtihanda başarılı olasınız.
     

    لَمْ يُسْأَلْ فَيُجِيبَ.

    Sorulmadı ki cevap versin.