fiili muzari

  • Nefy-i İstikbal Muzari Fiil Arapça

     

    NEFY-İ   İSTİKBAL

    (GENİŞ ve GELECEK  ZAMANIN  OLUMSUZU   لاَ )

    Hem şimdiki hem de geniş zamanın olumsuzunu yapmak için muzâri fiilin başına لاَ getirilir. En çok kullanılan olumsuzluk edatı budur.

    يَشْرَبُ

    içer

    لاَ يَشْرَبُ

    içmez, içmiyor, içmeyecek  

    يَكْتُبُ

    yazar

    لاَ يَكْتُبُ

    yazmaz,yazmıyor, yazmayacak

    أَذهَبُ

    gidiyorum

    لاَ أَذْهَبُ

    gitmem, gitmiyorum, gitmeyeceğim

    Cümle Örnekleri:

    1- لاَ أَعْرِفُ ماَذاَ كَتَبْتُ- لِماَذاَ لاَ نَذْهَبُ إِلَى حَديِقَةٍ ؟

    2- لِماَذاَ لاَ نَذْهَبُ إِلَى مَلْعَبٍ ؟- لِماَذاَ لاَ نَذْهَبُ إِلَى الْغُرْفَةِ ؟

    3- لِماَذاَ لاَ نَذْهَبُ إِلَى مَسْبَحٍ – لِماَذاَ لاَ نَذْهَبُ إِلَى الْبَيْتِ؟

    4- هَلْ تَدْخُلُ الْأُخْتاَنِ الْمُتْحَفَ هَذاَ الْمَساَءَ؟ لاَ ، اَلْأُخْتاَنِ لاَ تَدْخُلاَنِ الْمُتْحَفَ هَذاَ الْمَساَءَ.

    5- هَلْ يَلْبَسُ الْأَوْلاَدُ مَلاَبِسَهُمْ ؟ لاَ ، هُمْ لاَ يَلْبَسُونَهاَ قَبْلَ الْعِيدِ.

    6- هَلْ يَكْتُبُ الصَّحَفِياَّنِ الْقِصَّةَ فِي الْمَجَلَّةِ ؟ لاَ، اَلصَّحَفِياَّنِ لاَ يَكْتُباَنِهاَ فِيهاَ.

    7- هَلْ يُوَزِّعُ الْمُدِيراَنِ الْجَواَئِزَ يَوْمَ الْخَمِيسِ ؟ لاَ ، اَلْمُدِيراَنِ لاَ يُوَزِّعاَنِهاَ يَوْمَ الْخَمِيسِ.

    8- هَلْ تَدْخُلُ التِّلْمِيذاَتُ الصَّفَّ ؟ لاَ ، هُنَّ لاَ يَدْخُلْنَ الصَّفَّ.

    9- لاََ أَقْرَأُ الدَّرْسَ فيِ الْحَديِقَةِ – أَنْتُماَ لاَ تَعْمَلاَنِ  واَجِبَكُماَ.

    10- أَنْتَ لاَ تَعْرِفُ أَحْمَدَ – هِيَ لاَ تَبْحَثُ عَنِ الْمَطْعَمِ.

    Tercüme:

    1- Ne yazdığımı bilmiyorum. Niçin bir bahçeye gitmiyoruz?

    2- Niçin bir oyun sahasına gitmiyoruz? Niçin odaya gitmiyoruz?

    3- Niçin bir havuza gitmiyoruz? Niçin eve gitmiyoruz?

    4- İki kızkardeş bu akşam müzeye giriyor mu? Hayır, iki kızkardeş bu akşam müzeye girmiyor.

    5- Çocuklar elbiselerini giyerler mi? Hayır, onlar onu bayramdan önce giymezler.

    6- İki gazeteci hikayeyi dergide yazar mı? Hayır, iki gazeteci onu orada yazmaz.

    7- İki müdür ödülleri perşembe günü dağıtır mı? Hayır, iki müdür onları perşembe günü dağıtmaz.

    8- Kız öğrenciler sınıfa giriyor mu? Hayır, onlar sınıfa girmiyor.

    9- Dersi bahçede okumuyorum. İkiniz ödevinizi yapmıyorsunuz

    10- Sen Ahmed’i tanımıyorsun. O (müe.) lokantayı aramıyor.

     

    KONULARLA İLGİLİ AYETLER


    1- وَالنَّجْمُ وَالشَّجَرُ يَسْجُداَنِ.

    (55/RAHMÂN 6). Yıldızlar ve ağaçlar secde ederler.
    النَّجْمُ

    yıldız (cins cemi isim) / bitkiler

    اَلشَّجَرُ

    ağaç (cinsi)

    سَجَدَ  يَسْجُدُ

    secde etti, itaat ve inkiyad etti

    2- يَخْرُجُ مِنْهُماَ اللُّؤْلُؤُ وَالْمَرْجاَنُ.

    (55/RAHMÂN 22). İkisinden inci ve mercan çıkar.

    خَرَجَ  يَخْرُجُ خُرُوجاً

    çıktı

    اَللُّؤْلُؤُ

    inci

    اَلْمَرْجاَنُ

    mercan

    3- ياَ عِباَدِ لاَ خَوْفٌ عَلَيْكُمُ الْيَوْمَ وَ لآ أَنْتُمْ تَحْزَنُونَ.

    (43/ZUHRUF 68). Ey kullarım! Bugün size korku yoktur. Sizler üzülmeyeceksiniz de.

    عَبْدٌ ج عِباَدٌ

    kul

    حَزِنَ -َ

    üzüldü, mahzun oldu

    خَوْفٌ

    korku, korkma([14])

    Bu cümlede (ياَ) harfu nidâ, nidâ harfinden sonra gelen isim (عِباَدِ) münâdâ (nidâ edilen), (لاَ) leyse (yok, değil) manasında nefy (olumsuzluk) harfidir.  İkinci cümledeki (لآ) nefy (olumsuzluk) harfi, (أَنْتُمْ) munfasıl zamir olarak mahallen merfû mübtedâ, (تَحْزَنُونَ) fiil cümlesi olarak haberdir.

    4- أَمْ يَحْسَبُونَ أَناَّ لاَ نَسْمَعُ سِرَّهُمْ وَ نَجْواَهُمْ بَلَى وَرُسُلُناَ لَدَيْهِمْ يَكْتُبُونَ.

    (43/ZUHRUF 80). Yoksa onlar, bizim kendilerinin sırlarını ve gizli konuşmalarını işitmiyor olduğumuzu mu sanıyorlar? Hayır, öyle değil; yanlarındaki elçilerimiz (hafaza melekleri) yazmaktadırlar.
     

     

     

    حَسِبَ يَحْسَبُ

    zannetti, var saydı

    أَمْ

    yoksa (atıf harfi)

    سَمِعَ يَسْمَعُ سَمْعاً سَماَعاً

    işitti, duydu

    اَلسِّرُّ

    sır, gizlilik

    اَلنَّجْوَى

    fısıldama, sır verme, fısıltı, fısıldayanlar, birbirine sır verenler (elifi maksûre zamirle birleşirken uzun elif şeklinde yazılır).

    أَناَّ

     (ناَ) + (أَنَّ)  gerçekten biz

    (إِنَّ) te’kîd edatı başta yazılınca hemzesi esre, ortada yazılınca hemzesi üstün olur. Ortada bulunan (أَنَّ) ..diği, ..dığı ..eceği, acağı..manasını verir. Beraberinde bulunduğu cümleyle temel cümleye bağlanır. Burada “bizim kendilerinin sırlarını ve gizli konuşmalarını işitmiyor olduğumuzu” yan cümleciği “sanıyorlar” temel cümlesine bağlanmaktadır.

    اَلرَّسُولُ ج رُسُلٌ

    gönderilen elçi

    لَدَيْهِمْ

    yanlarında

    لَدَى

    (zarf): yanında, katında, huzurunda

    5- وَ لَقَدْ مَكَّناَّكُمْ فِي الْأَرْضِ وَ جَعَلْناَ لَكُمْ فِيهاَ مَعاَيِشَ قَلِيلاً ماَ تَشْكُرُونَ.

    (7/A’RÂF  10). Doğrusu biz sizi yeryüzüne yerleştirdik ve orada size geçim vasıtaları verdik. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!

    مَكَّنَ يُمَكِّنُ تَمْكِيناً

    yerleştirdi, sağlamlaştırdı, imkan (tasarruf hakkı ve kudret) verdi

    جَعَلَ يَجْعَلُ جَعْلاً

    yarattı, icad etti

    قَلِيلاً ماَ

    ne kadar az (tâbir)

    شَكَرَ يَشْكُرُ شُكْراَناً

    şükretti

    اَلْمَعاَشُ ج اَلْمَعاَيِشُ

    geçim kaynağı, geçim sağlama vakti, geçim temin etme yeri

    6- …وَ أَنْصَحُ لَكُمْ..

    (7/A’RÂF, 62) . Ben size nasihat ediyorum

    نَصَحَ يَنْصَحُ نُصْحاً

    nasihat etti, öğüt verdi, iyiliğini istedi.

    خُلِقَتْ.

    كَيْفَ إِلَى الْإِبِلِ يَنْظُرُونَ

    فَلاَ

    7- أَ

    Fiil-i mâzî meçhûl

     

    İsmu istifham

    Câr – mecrûr

    Muzâri fiil

    (فَ) harfu atıf

    Harfu istifham
    Nâibu fâili müstetir zamir (هِيَ)    

    (لاَ) harfu nefy

     
                         

    (88/GAŞİYE 17). (İnsanlar) devenin nasıl yaratıldığına, bakmazlar mı?

    نَظَرَ يَنْظُرُ نَظْراً

    baktı, gördü

    اَلْإِبِلُ

    deve (cinsi),develer

    خَلَقَ يَخْلُقُ خَلْقاً

    yarattı

    خُلِقَتْ

    yaratıldı (Mâzî meçhûlün nâib-i fâili dişi deve olduğu için müennes sigası kullanılmış) (yan cümlecikler temel cümleye ..diği..dığı şeklinde bağlanır)

    8- وَ إِلَى السَّماَءِ كَيْفَ رُفِعَتْ.

    (88/GAŞİYE, 18). Göğe ( bakmıyorlar mı) nasıl yükseltilmiş?

    رَفَعَ  يَرْفَعُ  رَفْعاً

    yükseltti, kaldırdı. (Manaya dikkat çekmek için devrik cümle yapılarak harfi cer fiilden önceye alınmış).

    كَيْفَ رُفِعَتْ

    (Ortada geldiği için) “nasıl yükseltildiğine” şeklinde çevrilebilir. (السَّماَءُ) (gök) kelimesi semâî müennes olduğu için  mâzî meçhûl (رُفِعَتْ) gelmiş.

    9- وَ إِلَى الْجِباَلِ كَيْفَ نُصِبَتْ.

    (88/GAŞİYE 19). Dağlara nasıl dikildi(ğine, bakmazlar mı?)

    اَلْجَبَلُ ج اَلْجِباَلُ

    dağ

    نَصَبَ  يَنْصِبُ  نَصْباً

    dikti

    10- وَ إِلَى الْأَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ.

    (88/GAŞİYE 20). Yeryüzüne nasıl yayıldı(ğına bir bakmazlar mı?)

    سَطَحَ يَسْطَحُ سَطْحاً

    açtı, döşedi, serdi, hazırladı, düzledi.

    11- وَ إِذاَ قُرِئَ عَلَيْهِمُ الْقُرْآنُ لاَ يَسْجُدُونَ.

    (84/İNŞİKAK 21). Onlar kendilerine Kur’ân okununca secde de etmezler.(Secde ayeti)

    إِذاَ

    …dığı zaman, ..ınca (zaman zarfı)

    قَرَأَ يَقْرَأُ قِراَءَةً قُرْآناً

    okudu (2 masdarlı fiil)

    اَلْقُرْآنُ

    Kur’ân-ı Kerîm, (masdar olarak; okumak, okuma, okunuş) (mecâzen namaz).

    سَجَدَ يَسْجُدُ سُجُوداً

    secde etti, eğildi, boyun eğdi, bağlandı.

    12- وَ نُفِخَ فِي الصُّورِ فَإِذاَ هُمْ مِنَ الْأَجْداَثِ إِلَى رَبِّهِمْ يَنْسِلُونَ.

    (36/YÂSÎN 51). (Nihayet) Sûr’a üfürülür. Bir de bakarsın ki onlar kabirlerinden (kalkıp koşarak) Rablerine giderler.

    نَفَخَ  يَنْفُخُ نَفْخاً

    üfledi

    اَلصُّورُ

    sur

    نَسَلَ يَنْسِلُ نَسْلاً

    koştu, akın etti

    فَإِذاَ هُمْ

    bir de bakmışsın onlar, işte bunun üzerine onlar..

    جَدَثٌ ج أَجْداَثٌ

    kabir

    13- لَقَدْ حَقَّ الْقَوْلُ عَلَى أَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لاَ يُؤْمِنُونَ.

    (36/YÂSÎN 7). Andolsun ki onların çoğunun üzerine (gafletlerinin cezası) hak oldu. Çünkü onlar iman etmiyorlar.

    لَقَدْ

    gerçekten, hakikaten

    حَقَّ  يَحِقُّ حَقاًّ

    hak oldu, gerçek oldu, hak etti

    الْقَوْلُ

    söz (azab sözü)

    عَلَى أَكْثَرِهِمْ

    çoğunun üzerine

    آمَنَ  يُؤْمِنُ  إِيماَناً

    iman etti, inandı

    14- …وَ كُلٌّ فِي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ.

    (36/YÂSÎN 40). Her biri bir yörüngede yüzer.

    كُلٌّ

    herbiri, hepsi

    سَبَحَ يَسْبَحُ سَبْحاً

    yüzdü

    فَلَكٌ

    boşluk, yörünge

     

     

     

     

     

     

     

     

     

    يَأْكُلوُنَ.

    وَمِنْهاَ

    رَكوُبُهُمْ

    فَمِنْهاَ

    لَهُمْ

    ذَلَّلْناَهاَ

    15- وَ

    Fiil-i muzâri

    Câr-mecrûr (وَ) atıf harfi

    Mübt.muahhar

    Hab. mukaddem

    (mahallen merfû)

    Câr-mecrûr

            Fiil+fâil+mef’ûl     Atıf h.

    (هاَ) muttasıl zamir mefulün bih mahallen mansûb

     
                     

    (36/YÂSÎN 72). (Bu hayvanları) onlar için boyun eğdirdik. Onların bir kısmından binekleri (vardır), bir kısmından da yerler.

    ذَلَّلَ  يُذَلِّلُ تَذْليِلاً

    boyun eğdirdi, emrine verdi, zelil kıldı.

    اَلرَّكوُبُ

    binek

      أَجْرٍ. مِنْ عَلَيْهِ أَسْأَلُكُمْ

    16- وَماَ

                   Mef’ûlün b.

    (lafzan mecrûr, mahallen mansûb)

    Zâid harfi cer

    Câr-mecrûr

    Fill+fâil+mef’ûl

    Harfu nefy Atıf h.

                 

     (26/ŞUARÂ 127). Buna karşı (bunun üzerine) sizden hiçbir ücret istemiyorum..

    17-…وَلاَ أَعْلَمُ الْغَيْبَ وَلاَ أَقوُلُ لَكُمْ إِنِّي مَلَكٌ.

    (6/EN’ÂM 50). ..Ben gaybı bilmem. Size, ben bir meleğim demiyorum…

    قاَلَ  يَقُولُ  لِ

    birine dedi, söyledi

    لاَ أَقوُلُ لَكُمْ

    size demiyorum

    18-…أَ فَلاَ يَعْقِلوُنَ.

    (36/YÂSÎN 68).. Hiç akıl etmiyorlar mı?

    عَقَلَ يَعْقِلُ عَقْلاً

    akıl erdirdi, akıllandı, akıl etti

    أَ فَلاَ

    hiç, hâlâ …mı?

    19- أَلاَ إِنَّهُمْ هُمُ الْمُفْسِدُونَ وَلَكِنْ لاَ يَشْعُروُنَ.

    (2/BAKARA 12). Dikkat edin, muhakkak ki onlar bozgunculardır, fakat anlamazlar.

    أَلاَ

    dikkat edin (tenbih edatı; dikkat çekilmek istenen hususta tabir olarak kullanılır)

    مُفْسِدٌ

    ifsat eden, bozan, bozguncu, fesatçı

    لَكِنْ

    fakat

    شَعَرَ  يَشْعُرُ

    anladı, hissetti

    20- أَلاَ إِنَّهُمْ هُمُ السُّفَهاَءُ وَلَكِنْ لاَ يَعْلَمُونَ.

    (2/BAKARA 13). ..Dikkat edin, muhakkak ki onlar sefihlerdir fakat bunu akıl etmezler.

    السُّفَهاَءُ اَلسَّفِيهُ ج

    beyinsiz, akılsız, aklını kullanmayan, düşük akıllı.

    21- … كَمْ أَهْلَكْناَ قَبْلَهُمْ مِنَ الْقُرُونِ أَنَّهُمْ إِلَيْهِمْ لاَ يَرْجِعُونَ.

    (36/YÂSÎN 31). (Müşrikler görmüyorlar mı ki, ) onlardan önce nice kavimler helâk ettik. Onlar kendilerine dönmezler.

    كَمْ .. مِنْ

    nice, kaç (sayıdan kinâye olan bu (كَمْ)e “Kem’il haberiyye” denir.

    أَهْلَكَ يُهْلِكُ إِهْلاَكاً

    helak etti

    قَبْلَهُمْ

    onlardan önce (muttasıl zamire birleşmiş zaman zarfı)

    اَلْقَرْنُ ج اَلْقُرُونُ

    nesil, aynı zamanın insanları

    رَجَعَ يَرْجِعُ

    döndü

    Burada (أَنَّ) ye birleşen (هُمْ) zamiri mahallen mansûb olarak (أَنَّ)nin ismi (..لاَ يَرْجِعُونَ) (أَنَّ)nin haberidir.

    22- أَفَلاَ يَشْكُروُنَ

    (36/YÂSÎN 35).. Hâla şükretmeyecekler mi?

    23- يَوْمَ لاَ تَمْلِكُ نَفْسٌ لِنَفْسٍ شَيْئاً وَالْأَمْرُ يَوْمَئِذٍ لِلَّهِ.

    (82/İNFİTÂR 19). O gün hiçbir kimse başkası için birşey yapmaya sahip değildir (hiçbirşey yapamaz.) O gün iş Allah’a aittir.

    مَلَكَ يَمْلِكُ

    sahip olmak, hüküm ve söz sahibi olmak

    نَفْسٌ

    nefis, can, ruh, kendi (semâî müennes)

    الْأَمْرُ

    iş, emir (burada mübtedâ)

    يَوْمَ

    o gün (mansûb zaman zarfı)

    يَوْمَئِذٍ

    o gün (daima mecrûrdur)

                 
  • Muzari Fiil Çekimi Tablosu Örnekleriyle

     Muzari Fiil Fiili Muzari Çekimi

    FİİL-İ MUZÂRİ

    Arapça’da iki temel farklı fiil çekimi vardır. Başına bir harf  getirilmek veya son harekede değişiklik yapmak suretiyle diğer zamanlar hep bu ikisinden türetilir. Mâzî fiil çekiminden sonra öğrenmemiz ve ezberlememiz gereken ikinci fiil çekimi muzâri fiil çekimidir. Şimdiki ve geniş zamandaki bir olayı bildiren fiillere Fiil-i muzâri denir. Fiilin sonuna …er, ….ar, …yor manası verir. Türkçe’mizdekinden farklı olarak aynı fiil Arapça’da hem şimdiki zamanı hem de geniş zamanı karşılar. Muzâri fiil أَتَيْنَ  ibaresindeki harflerden biriyle başlar.  Örnek:

    تَخْرُجُ

    (Sen) çıkıyorsun, çıkarsın

    أَخْرُجُ

    (Ben) çıkıyorum, çıkarım

    نَخْرُجُ

    (Biz) çıkıyoruz, çıkarız

    يَخْرُجُ

    (O) çıkıyor, çıkar

    يَكْتُبُ

    yazar, yazıyor

    يَعْلَمُ

    biliyor, bilir

          Fiil-i muzâride dikkat edilmesi gereken husus şudur: Yukarıda örnek olarak gösterilen ve أَتَيْنَ harflerinden biriyle başlayan sülâsi (üç harfli) fiillerin ortak noktası; muzaraat harflerinin üstünle başlaması ve hepsinin son harfinin harekesinin merfû olmasıdır. Ortadaki harfin harekesi ise değişkendir. Üstün, ötre veya esre olarak gelebilir ve bunun belli bir kaidesi yoktur. Ancak ezberlenmek ve sözlükten bakılmak suretiyle orta harfi bilinir. Sülasi mücerret dediğimiz üçlü fiillerde mâzî ile muzâri fiil aşağıdaki altı şekilden biriyle meydana gelir:

    1.  Birinci bab       -َ  -ُ  نَصَرَ يَنْصُرُ   yardım etti

    خَرَجَ  يَخْرُجُ

    çıktı

    أخَذَ  يَأْخُذُ

    aldı

    قَتَلَ  يَقْتُلُ

    öldürdü

    2.  İkinci bab      -َ  -ِ     ضَرَبَ  يَضْرِبُ  vurdu, dövdü

    رَجَعَ  يَرْجِعُ

    döndü

    ظَلَمَ  يَظْلِمُ

    zulmetti

    جَلَسَ يَجْلِسُ

    oturdu

    3.  Üçüncü bab   -َ  -َ         فَتَحَ   يَفْتَحُ  açtı

    سَأَلَ  يَسْأَلُ

    sordu

    صَنَعَ  يَصْنَعُ

    yaptı, işledi

    ذَهَبَ يَذْهَبُ

    gitti

    4.  Dördüncü bab     -ِ  -َ     عَلِمَ   يَعْلَمُ  bildi

    وَجِلَ  يَجَلُ

    korktu

    شَهِدَ  يَشْهَدُ

    şahit oldu

    5.  Beşinci bab   -ُ  -ُ   حَسُنَ  يَحْسُنُ  güzel oldu

    كَبُرَ  يَكْبُرُ

    büyüdü

    قَبُحَ  يَقْبُحُ

    çirkin oldu

     

    6.  Altıncı bab    -ِ  -ِ     حَسِبَ  يَحْسِبُ  saydı, zannetti

    وَرِثَ  يَرِثُ

    varis oldu

    *Ezberlenmesi tavsiye edilen ve Kur’ân’da en çok kullanılan fiillerin mâzî ve muzârileri şunlardır:

    Muzâri orta harfi ötre olanlar:

    خَرَجَ – يَخْرُجُ

    çıktı – çıkıyor

    كَتَبَ – يَكْتُبُ

    yazdı – yazıyor  

    ذَكَرَ – يَذْكُرُ

    zikretti-zikrediyor

    دَخَلَ – يَدْخُلُ

    girdi – giriyor  

    عَبَدَ – يَعْبُدُ

    ibadet etti-ibadet ediyor

    نَصَرَ- يَنْصُرُ

    yardım etti-yardım ediyor

    أَمَرَ – يَأْمُرُ

    emretti- emrediyor

    نَظَرَ – يَنْظُرُ

    baktı – bakıyor  

    سَجَدَ – يَسْجُدُ

    secde etti-secde ediyor

    أَخَذَ – يَأْخُذُ

    aldı – alıyor  

    طَلَبَ – يَطْلُبُ

    istedi – istiyor

    خَلَقَ – يَخْلُقُ

    yarattı – yaratıyor  

    شَكَرَ – يَشْكُرُ

    teşekkür etti, şükretti – teşekkür ediyor, şükrediyor

     
                 

    Muzâri orta harfi üstün olanlar:

    سَأَلَ – يَسْأَلُ

    sordu, istedi-sorar, ister

    فَتَحَ – يَفْتَحُ

    açtı – açar

    شَرِبَ – يَشْرَبُ

    içti – içer

    قَرَأَ- يَقْرَأُ

    okudu – okur

    لَعَنَ – يَلْعَنُ

    lanet etti – lanet eder

    فَعَلَ – يَفْعَلُ

    yaptı – yapar

    بَعَثَ – يَبْعَثُ

    gönderdi – gönderir

    ذَهَبَ – يَذْهَبُ

    gitti – gider

    عَمِلَ – يَعْمَلُ

    çalıştı, yaptı- çalışır, yapar

    عَلِمَ – يَعْلَمُ

    bildi – bilir

    جَعَلَ – يَجْعَلُ

    kıldı,yaptı – kılar,yapar

    سَمِعَ – يَسْمَعُ

    işitti – işitir

    مَنَعَ – يَمْنَعُ

    menetti,yasakladı-meneder, yasaklar

    فَهِمَ – يَفْهَمُ

    anladı – anlar
                     

    Muzâri orta harfi esre olanlar:

    عَقَلَ- يَعْقِلُ

    akletti – akleder

    ضَرَبَ – يَضْرِبُ

    vurdu- vurur

    غَلَبَ – يَغْلِبُ

    galib geldi – galib gelir

    جَلَسَ- يَجْلِسُ

    oturdu-oturur

    عَرَفَ – يَعْرِفُ

    bildi, tanıdı – bilir, tanır

    نَزَلَ – يَنْزِلُ

    indi – iner

    عَرَضَ – يَعْرِضُ

    arzetti, gösterdi – arzeder, gösterir  
               

      

    Fiil-i Muzâri’nin Çekim Tablosu

     

    Cemi

    Müsennâ

    Müfred

     
    Müzekker

    يَكْتُبُونَ

    يَكْتُبَانِ

    يَكْتُبُ

    Gâib
     

    (Onlar) yazıyorlar

    (O ikisi) yazıyor

    (O) yazıyor

     
    Müennes

    يَكْتُبْنَ

    تَكْتُبَانِ

    تَكْتُبُ

    Gâibe
               

     

    Müzekker

    تَكْتُبُونَ

    تَكْتُبَانِ

    تَكْتُبُ

    Muhâtab
     

    (Sizler) yazıyorsunuz

    (İkiniz) yazıyorsunuz

    (Sen) yazıyorsun

     
    Müennes

    تَكْتُبْنَ

    تَكْتُباَنِ

    تَكْتُبِينَ

    Muhâtaba
                     

     

    Müz + Müe

    نَكْتُبُ

    نَكْتُبُ

    أَكْتُبُ

    Mütekellim

     

    (Bizler) yazıyoruz

    (İkimiz)yazıyoruz

    (Ben) yazıyorum

     

                     

    Not: Mâzîdeki ilk harfi hemze olan أَكَلَ  (yedi) –أَمَرَ  (emretti)- أَخَذَ  (aldı) gibi fiillerin hemzeleri, muzâri mütekellim vahde (ben) siygalarında, iki hemze yanyana geldiği için (أَاْكُلُ) şeklinde değil, birleştirilerek آكُلُ (yerim), آمُرُ (emrederim, emrediyorum), آخُذُ (alırım, alıyorum) şeklinde uzatılan tek hemze halinde söylenir.

    Fiili Muzari iki kısımdır:

    1)      Muzari Malum

    2)      Muzari Meçhul

    Muzari malum üç şekil üzere bulunur:

    1)      يَفْعُلُ kalıbında gelir. يَكْتُبُ gibi.

    2)      يَفْعِلُ kalıbında gelir. يَغْسِلُ gibi.

    3)      يَفْعَلُ kalıbında gelir. يَعْلَمُ gibi.

    Üç kalıbın birbirinden farkı yalnız üçüncü harfin harekesinden doğuyor. Yoksa birinci harf hepsinde üstün, ikinci harf hepsinde sakin, dördüncü harf hepsinde ötredir.

    Dikkat:

    Bir fiili muzari harekeli ise harekesine bakarak falan şekildedir, deriz. Fakat harekesi yoksa hangi şekilde okunacağını sözlüğe bakarız.

    MÜZARİ MALUM

    يَفْعُلُ kalıbında bulunan يَكْتُبُ muzari filin çekimi şöyledir:

    جَمْعٌ Çoğul

    تَثْنِيَةٌ İkil

    مُفْرَدٌ Tekil

    يَكْتُبُونَ

    يَكْتُبَانِ

    يَكْتُبُ

    مُذَكَّرٌ Eril

    غَائِبٌ

    يَكْتُبْنَ

    تَكْتُبَانِ

    تَكْتُبُ

    مُؤَنَّثٌ Dişil

    تَكْتُبُونَ

    تَكْتُبَانِ

    تَكْتُبُ

    مُذَكَّرٌ Eril

    مُخَاطَبٌ

    تَكْتُبْنَ

    تَكْتُبَانِ

    تَكْتُبِينَ

    مُؤَنَّثٌ Dişil

    نَكْتُبُ

    اَكْتُبُ

    مُتَكَلِّمٌ

    يَفْعِلُ kalıbında bulunan يَغْسِلُ muzari filin çekimi şöyledir:

    جَمْعٌ Çoğul

    تَثْنِيَةٌ İkil

    مُفْرَدٌ Tekil

    يَغْسِلُونَ

    يَغْسِلاَنِ

    يَغْسِلُ

    مُذَكَّرٌ Eril

    غَائِبٌ

    يَغْسِلْنَ

    تَغْسِلاَنِ

    تَغْسِلُ

    مُؤَنَّثٌ Dişil

    تَغْسِلُونَ

    تَغْسِلاَنِ

    تَغْسِلُ

    مُذَكَّرٌ Eril

    مُخَاطَبٌ

    تَغْسِلْنَ

    تَغْسِلاَنِ

    تَغْسِلِينَ

    مُؤَنَّثٌ Dişil

    نَغْسِلُ

    اَغْسِلُ

    مُتَكَلِّمٌ

    يَفْعَلُ kalıbında bulunan يَعْلَمُ muzari filin çekimi şöyledir:

    جَمْعٌ Çoğul

    تَثْنِيَةٌ İkil

    مُفْرَدٌ Tekil

    يَعْلَمُونَ

    يَعْلَمَانِ

    يَعْلَمُ

    مُذَكَّرٌ Eril

    غَائِبٌ

    يَعْلَمْنَ

    تَعْلَمَانِ

    تَعْلَمُ

    مُؤَنَّثٌ Dişil

    تَعْلَمُونَ

    تَعْلَمَانِ

    تَعْلَمُ

    مُذَكَّرٌ Eril

    مُخَاطَبٌ

    تَعْلَمْنَ

    تَعْلَمَانِ

    تَعْلَمِِينَ

    مُؤَنَّثٌ Dişil

    نَعْلَمُ

    اَعْلَمُ

    مُتَكَلِّمٌ

    MÜZARİ MEÇHUL

    Müzari meçhul yalnız bir şekilde bulunur ki, o da يَفْعَلُ kalıbındadır.

    Şu halde;

    يَكْتُبُ muzari fiilin meçhulü يُكْتَبُ ,

    يَغْسِلُ muzari fiilin meçhulü يُغْسَلُ ,

    يَعْلَمُ muzari fiilin meçhulü يُعْلَمُ ,  kalıbından gelir.

    يُفْعَلُ kalıbında bulunan يُكْتَبُ muzari fiili meçhulün çekimi şöyledir:

    جَمْعٌ Çoğul

    تَثْنِيَةٌ İkil

    مُفْرَدٌ Tekil

    يُكْتَبُونَ

    يُكْتَبَانِ

    يُكْتَبُ

    مُذَكَّرٌ Eril

    غَائِبٌ

    يُكْتَبْنَ

    تُكْتَبَانِ

    تُكْتَبُ

    مُؤَنَّثٌ Dişil

    تُكْتَبُونَ

    تُكْتَبَانِ

    تُكْتَبُ

    مُذَكَّرٌ Eril

    مُخَاطَبٌ

    تُكْتَبْنَ

    تُكْتَبَانِ

    تُكْتَبِينَ

    مُؤَنَّثٌ Dişil

    نُكْتَبُ

    اُكْتَبُ

    مُتَكَلِّمٌ

    يُفْعَلُ kalıbında bulunan يُغْسَلُ muzari fiili meçhulün çekimi şöyledir:

    جَمْعٌ Çoğul

    تَثْنِيَةٌ İkil

    مُفْرَدٌ Tekil

    يُغْسَلُونَ

    يُغْسَلاَنِ

    يُغْسَلُ

    مُذَكَّرٌ Eril

    غَائِبٌ

    يُغْسَلْنَ

    تُغْسَلاَنِ

    تُغْسَلُ

    مُؤَنَّثٌ Dişil

    تُغْسَلُونَ

    تُغْسَلاَنِ

    تُغْسَلُ

    مُذَكَّرٌ Eril

    مُخَاطَبٌ

    تُغْسَلْنَ

    تُغْسَلاَنِ

    تُغْسَلِينَ

    مُؤَنَّثٌ Dişil

    نُغْسَلُ

    اُغْسَلُ

    مُتَكَلِّمٌ

    يُفْعَلُ kalıbında bulunan يُعْلَمُ muzari fiili meçhulün çekimi şöyledir:

    جَمْعٌ Çoğul

    تَثْنِيَةٌ İkil

    مُفْرَدٌ Tekil

    يُعْلَمُونَ

    يُعْلَمَانِ

    يُعْلَمُ

    مُذَكَّرٌ Eril

    غَائِبٌ

    يُعْلَمْنَ

    تُعْلَمَانِ

    تُعْلَمُ

    مُؤَنَّثٌ Dişil

    تُعْلَمُونَ

    تُعْلَمَانِ

    تُعْلَمُ

    مُذَكَّرٌ Eril

    مُخَاطَبٌ

    تُعْلَمْنَ

    تُعْلَمَانِ

    تُعْلَمِينَ

    مُؤَنَّثٌ Dişil

    نُعْلَمُ

    اُعْلَمُ

    مُتَكَلِّمٌ

    Dikkat:

    1-      Fiili muzariler –gerek malum ve gerekse meçhul olsunlar- Türkçeye “şimdiki zaman” veya “geniş zaman” ile tercüme edilirler. Eğer bir işe başlamışız da henüz bitmemiş ve devam ediyorsa “şimdiki zaman” ile, eğer görünürde başlanmış bir iş yoksa “geniş zaman” ile tercüme edilir. Örnek: يَكْتُبُ kelimesi “yazıyor” yahut “yazar”; يُكْتَبُ kelimesi de “yazılıyor” yahut “yazılır” şeklinde tercüme edilirler.

    2-      Fiili muzarinin başına “istikbal: gelecek edatı” denilen سَ , yahut سَوْفَ geçerse, Türkçeye “gelecek zaman” ile tercüme edilir. Örnek: سَيَكْتُبُ (yazacak), سَيُكْتَبُ (yazılacak);سَوْفَ يَكْتُبُ (yazacak), سَوْفَ يُكْتَبُ (yazılacak), gibi. Bu سَ ve سَوْفَ çekimde hiçbir değişiklik yapmadan fiili muzarinin her çekiminin başına geçebilir.

    3-      Fiili muzarinin başına لاَمُ مَفْتُوعَة (lamı meftuha – üstün lam) gelirse, Türkçeye “şimdiki zaman” ile tercüme edilir. Örnek: لَيَكْتُبُ (yazıyor), لَيُكْتَبُ (yazılıyor),gibi. Bu لَ harfi çekimde hiçbir değişiklik getirmeden fiili muzarinin her çekiminin başına geçebilir.

    NEFY-İ HAL (MUZARİİ MENFİ)

    Fiili muzarinin başına مَا geçerse (Nefyi hal) olup Türkçeye “şimdiki zamanın olumsuzu” ile tercüme edilir. Örnek: مَا يَكْتُبُ (yazmıyor), مَا يُكْتَبُ (yazılmıyor), gibi.

    Bu مَا çekimde hiçbir değişiklik yapmadan fiili muzarinin her sigasının başına geçebilir.

    NEFYİ İSTİKBAL NEFYİ MUZARİ

    Fiili muzarinin başına لاَ geçerse Sibeveyh’e göre (Nefyi İstikbal) olup Türkçeye “geniş zamanın olumsuzu” iler tercüme edilir.

    لاَ يَكْتُبُ (yazmaz), لاَ يِكْتَبُ (yazılmaz) gibi. Fakat İbni Malik’e göre (Nefyi Muzari) olup Türkçeye “geniş zamanın olumsuzu” veya “şimdiki zamanın olumsuzu” ile tercüme edilebilir.

    لاَ يُكْتَبُ (yazmaz veya yazmıyor); لاَ يُكْتَبُ (yazılmaz veya yazılmıyor) gibi. Bu لاَ çekimde hiçbir değişiklik yapmadan fiili muzarinin her çekiminin başına geçebilir.

    Cümle Örnekleri:

    ماَذاَ تاْكُلُ فيِ الْفَطوُرِ ؟

    Kahvaltıda ne yersin?

    آكُلُ الْبَيْضَ.

    Yumurta yerim.

    وَ ماَذاَ تَشْرَبُ ؟  أَشْرَبُ اللَّبَنَ.

    (Peki) Ne içersin ? Süt içerim.

    ماَذاَ تَأْكُلُ فيِ الْعَشاَءِ ؟

    Akşam yemeğinde ne yersin?

    آكُلُ الْفاَكِهَةَ.

    Meyve yerim.

    ماَذاَ تَشْرَبُ ؟ أَشْرَبُ الْقَهْوَةَ.

    Ne içersin? Kahve içerim.

    أَخيِ يَشْرَبُ الْقَهْوَةَ داَئِماً.

    (Erkek) Kardeşim daima kahve içer.

    ماَذاَ تَرْسُمُ مَرْيَمُ ؟ تَرْسُمُ شَجَرَةً.

    Meryem ne resm(i) yapıyor? Bir ağaç resmi yapıyor.

    أَنْتِ تَرْسُميِنَ جَيِّداً.

    Sen iyi resim yapıyorsun.

    ماَذاَ تاْكُليِنَ فيِ الْغَداَءِ ؟

    Öğle yemeğinde ne yersin?

    آكُلُ الدَّجاَجَ أَوِ السَّمَكَ.

    Tavuk veya balık yerim.

    وَماَذاَ تَشْرَبيِنَ ؟ أَشْرَبُ الشاَّىَ أَوِ() الْعَصيِرَ.

    (Peki) ne içersin? Çay veya meyve suyu içerim.

    اَلْمُديِرُ يَنْزِلُ مِنَ السَّياَّرَةِ.

    Müdür arabadan iniyor.

    هَلْ تَعْرِفُ هَذاَ الْوَلَدَ ؟ نَعَمْ ، أَعْرِفُهُ.

    Bu çocuğu tanıyor musun? Evet, onu tanıyorum.

    هَلْ تَعْرِفُ الْمُدَرِّسِينَ فِي الْمَدْرَسَةِ ؟

    Okuldaki öğretmenleri tanıyor musun?

    نَعَمْ ، أَعْرِفُهُمْ.

    Evet, onları tanıyorum.

    هَلْ تَعْرِفُ هَذهِ الْبِنْتَ ؟

    Bu kızı tanıyor musun?

    نَعَمْ ، أَعْرِفُهاَ . هِيَ فاَطِمَةُ.

    Evet, onu tanıyorum. O Fatıma’dır.

    لِمَنْ تَكْتُبُ الرَّساَئِلَ ؟

    Mektupları kimin için (kime) yazıyorsun ?

    أَكْتُبُ الرَّساَئِلَ لِعاَئِلَتيِ وَلِأَصْدِقاَئيِ.

    Mektupları ailem ve arkadaşlarım için yazıyorum.

    أَناَ اَكْتُبُ لِعاَئِلَتيِ فَقَطْ.

    Ben sadece ailem için yazıyorum.

    هَلْ تَعْرِفُ هَذِهِ الْمُدَرِّسَةَ ؟

    Bu öğretmeni tanıyor musun?

    نَعَمْ ، أَعْرِفُهاَ. هِيَ عاَئِشَةُ.

    Evet, onu tanıyorum. O Aişe’dir.

    مَتَى تَرْجِعُ مِنَ الرِّحْلَةِ ؟

    Geziden ne zaman dönüyorsun?

    سَعيِدٌ يَعْمَلُ الشاَّيَ فيِ الْمَطْبَخِ.

    Said mutfakta çay yapıyor.

    بِماَذاَ يَلْعَبُ التَّلاَميِذُ ؟ هُمْ يَلْعَبُونَ بِالْكُرَةِ.

    Öğrenciler ne ile oynuyor? Onlar top ile oynuyor.

    هِشاَمٌ يَذْهَبُ مَعَ واَلِدِهِ إِلَى السُّوقِ مَساَءً.

    Hişam babasıyla akşamleyin çarşıya gidiyor.

    هَلْ تَذْهَبُ أُخْتُكَ إِلَى مَدْرَسَتِهاَ مُبَكِّرَةً.

    Kızkardeşin okuluna erken mi gider?

    ماَذاَ يَفْعَلُونَ فيِ الْمَسْجِدِ ؟

    Mescidde ne yapıyorlar?

    هُمْ يَدْرُسوُنَ الْعَرَبِيَّةَ.

    Onlar Arapça tahsil ediyorlar.

    هُنَّ يَحْفَظْنَ الْقُرْآنَ.

    Onlar Kur’ân’ı ezberliyorlar.

    هُمْ يَشْرَبوُنَ الشاَّىَ.

    Onlar çay içiyorlar.

    هُنَّ يَرْكَبْنَ الْحاَفِلَةَ.

    Onlar otobüse biniyorlar.

    يَذْهَبُ عَبْدُ اللَّهِ إِلَى الْمَصْنَعِ غَداً.

    Abdullah yarın fabrikaya gidiyor.

    أَيْنَ يَجْلِسُ الْوَلَدُ وَ واَلِدُهُ ؟

    Çocuk ve babası nerede oturuyor?

    يَجْلِساَنِ فِي الْغُرْفَةِ.

    Odada oturuyorlar.

    لِماَذاَ  يَجْلِساَنِ فِي الْغُرْفَةِ ؟

    Niçin odada oturuyorlar?

    أَكْتُبُ الدَّرْسَ قَبْلَ النَّوْمِ

    Dersi uykudan önce yazıyorum.

    ماَذاَ يَفْعَلُ الطَّبِيبُ ؟

    Doktor ne yapıyor?

    هَلْ تَسْكُنُ وَحْدَكَ فِي الْغُرْفَةِ ؟

    Odada tek başına mı oturuyorsun?

    تَنْصَحُ الْمُعَلِّمَةُ التِّلْمِيذاَتِ.

    Öğretmen kız öğrencilere nasihat ediyor.

    تَشْكُرُ الْمُدِيرَةُ الطاَّلِبَتَيْنِ.

    Müdür iki öğrenciye teşekkür ediyor.

    إِنَّهُنَّ يَعْرِفْنَ الْخَبَرَ.

    Gerçekten onlar haberi biliyorlar.

    يَفْحَصُ الطَّبِيبُ الْوَلَدَ وَ يَسْأَلُهُ عَنْ مَرَضِهِ.

    Doktor çocuğu muayene ediyor ve hastalığı hakkında soruyor.