İlahiyat Haber

Mecelle Arapça Türkçe İlk 100 Maddesi Ve Açıklaması

1.705 kez okundu

اَلْمَشَقَّةُ  تَجْلِبُ التَّيْسِيرَ

Meşakkat kolaylığı celbeder.

Bir şeyde mevcut olan meşakkat ve zorluk, o şeyin kolay laştırılmasına ve hafifletilmesine sebeb olur. Darlık vaktinde genişlik gerekir.

Şeriatta cevaz verilen kolaylıklar karz, havale, hacr, vasıyyet, selem, ikale, bey’, rehin, ibra, şirket, sulh, vekalet, icare, müzaraat, musakat, mudarebe ortaklığı, ariye, vedia, gibi muamelelerde caridir. Bunlardaki zorluğun kaldırılması ve hafifliğin celb edilmesine ruhsat denir.

Kolaylığı celb eden meşakkatten murad, kendisinden şer’i tekliflerin ayrıldığı meşakkatlerdir. Fakat kendisinden şer’i tekliflerin ayrılmadığı meşakkatlere gelince; cihad, hadle-rin elemi ve zina edilenin recmedilmesi gibi; bunlarda bir tah-fiflik ve kolaylık söz konusu değildir.

Ruhsat: Haram eden delil mevcut olmakla birlikte, bir özre dayanarak meşruiyyeti sabit olan hükümlerdir.

Misal: Selem satışı, yok olan bir şeyin satışıdır, yok olan şeyin satılması batıl olduğundan selem satışının caiz olmaması gerekirdi; ancak insanların mahsullerin hasıl olmasından evvel (ziraat yapmak için) peşin paraya ihtiyaçları olduğundan insanlara kolaylık ve hafiflik olması için şu selem satışına cevaz verildi.

Aynı şekilde müşteriye, aldanmak ve yanılmaktan korun-ması için muhayyerlik hakkı verildi. Erkeklerin muttali olamıyacağı işlerde sadece kadınların şahit olmalarına da cevaz verildi. Satışlarda, icare akitlerinde, hibelerde, mal karşı lığında ikrar etmekte, borcu ertelemekte zorla ve mecburen yaptırılmaları durumunda (bu gibi akitler) geçersiz sayıldı.

Aynı sebeblerle (kolaylık ve hafiflilk için) vekaletle evlen-mek, talak verip hanımı boşamak, vasıyyet etmek, müşterinin aldanmaktan korunması için şart muhayyerliği gibi hususlara ruhsat verildi.

Netice olarak deriz ki meşakkat, hakkında nass yok ise kolaylığı gerektirir, eğer nass var ise, kolaylık ve genişlik iddiasıyla o nassın hılafına amel etmek caiz olmaz.

18. Madde

َاْلاَمْرُ اِذَا ضَاقَ اِتَّسَعَ

İş daralınca, genişlendirilir.

Hamevinin beyanına göre bu kaideyi vaz’ eden İmam Şafiidir. (Rahmetullahi aleyhi) Hamevi der ki bu kaide, evvelki kaidenin manasındadır.

Genişlendirmek: Daraltmanın zıttıdır. bu kaideden anlaşı lan, bir işte darlık ve meşakkat görülünce, o darlığı açmak için ruhsat gerekli olur. Meşakkati kaldırmak için, caiz olmayan şeyler kıyasen caiz olmaya dönüşür.

Misal: Bir çocuk başkasının malını telef etse, onun malın-dan ödenmesi gerekir, malı yoksa büyüyüp mal kazanıncaya kadar ödeme işi ertelenir, velisinin malından ödettirilme yapıl-maz.

Hemen borcunu ödemeye kadir olmayan kimseye, borcu nu ödeyecek zamana kadar müsaade yapılır.

Eşbah ve Nazair adlı eserde bu kaide, “Bir iş daralınca genişler, genişleyince de daralır” diye yazılıdır.

 

19. Madde

لاَ ضَرَرَ  وَ لاَ ضِرَارَ

Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur.

Bu kaide iki hükme şamildir;

Birinci hüküm: Başlangıçta zarar vermek caiz olmaz, yani bir kimsenin başkasının nefsine ve malına zarar vermesi caiz olmaz, zira zarar zulümdür, zulüm her dinde yasaktır, semavi bütün kitablar zulmü men etmiştir.

Misali: Bir kimsenin başkasına ait yoldan (evine) geçiş hakkı olsa, o kişinin yolu engellenmez.

Aynı şekilde ayıplı bir malı satan kişi, müşteriye maldaki ayıbı söylemeden satamaz, zira satılan maldaki ayıbı gizlemek müşteriye zarar vermektir.

Bir belde halkı, başka birinin, kendi beldelerinde yerleş-me hakkını men edemezler, bu, o kişiye zarar vermek olur, bu da men edilmiştir.

Mesela avcılık mubah bir iştir, ancak avcılık, hayvanatın tükenmesini, insanlara korku ve sıkıntı olmasını icab ettirirse avcılıktan men edilir.

Kişi kendi binasına pencere açma hakkına sahibtir, ancak açılan pencere yan komşunun mahrem bölgesini görecek şekilde olursa bu durum komşuya zarar vermek olacağından men edilir.

İkinci hüküm: Zarara misli gibi bir zararla mukabele etmek caiz değildir. Kendisine zarar verilen şahsın, zarar veren kişiye zarar vermesi caiz olmaz, belki hakime müraca-atla zararını izale etmesi gerekir.

Mesela: Birisi üzüm bağını telef etse, bağı telef olan kişinin diğerinin üzüm bağını telef etmesi caiz olmaz, belki mahkemeye müracaatla zararı ödettirmesi gerekir. Eğer böyle yapmayıp ötekinin bağını telef ederse, her ikisinin diğerine verdiği zararı karşılıklı ödemeleri gerekir.

Aynı şekilde birinden geçersiz bir parayı alan kişi, onu başkasına veremez.


[1] (Tafsilatlı bilgi, fıkıh kitablarının mefkud/yitik kişi bahsindedir.)

[2] Zira malı teslim alan müşterinin ücreti vermesi gereklidir.

————————————————————————————————————————-

20. Madde

اَلضَّرَرُ  يُزَالُ

Zarar izale edilir.

Zarar zulümdür, aldatmadır, vacib olan giderilmesidir. Zalimi, zulmü üzere yerleştirmek haramdır ve men edilmiştir.

Tayin, görmek ve aldanma muhayyerliğine cevaz veril-mesi, şart muhayyerliği ile mebinin geri verilmesi, hacr, şuf’a, telef edilen malın ödettirilmesi, ortak malların taksim edilme-sine zorlama gibi hususlar da zararı izale etme kaidesine dayanır.

Ayıp muhayyerliği, malı ayıpsız olduğunu zannederek alan müşterinin  zararını izale etmek için meşru’ edilmiştir.

Şuf’a hakkı, kötü komşunun zararını men etmek için meş ru’ edilmiştir. Aynı şekilde komşunun arsasındaki ağaç büyümekle dalları yan komşuya zarar verirse, zararı gidermek için ağacın dallarının kesilmesi gerekir.

21. Madde

اَلضَّرُورَاتُ  تُبِيحُ  الْمَحْظُورَاتِ

Zaruretler, yasak olan şeyleri muhab kılar.

Yapılması dinen yasak olan bazı şeyler var ki, bunları işle mek, zaruret anında mubah olur.

Zaruret: yasak olan şeyin yapılması, kendisi sebebiyle caiz olan şeydir.

Mubah: Şari’ katında terki ve yapılması caiz olan şeydir. Burada mubah ile kasdedilen, kendisinde sorumluluk olmayan şeydir. Zaruret sebebiyle yasak olan şeyin yapılmasına izin vermek, usul ilminde ruhsat diye isimlendirilir. Özre binaen yapılmasına izin verilmişti. Haramlılık hükmü durmakla birlikte işin yapılması mubah olur.

Misal: Birisinin zorlamasıyla bir kimse başkasının malını telef etse, o malı telef etmekteki haramlılık kalkmış olmaz, bununla beraber zorla telef eden kişi sorumlu tutulmaz. (Zorlamayı yapan kişi zararı öder.)

Zira buradaki ruhsat imamların icmasıyla sabittir.

Misal: Birinin, açlıktan telef olma anında, başkasının malı nı izinsiz alıp yemesi caizdir, ancak teleften kutulduktan sonra malın değerini öder veya mal sahibini razı eder. Veya üzerine saldıran bir hayvanı, kendini kurtarmak için öldürmesi caizdir.

Her çeşit zaruret yasak olan şeyin yapılmasını mubah et-mez, belki yasak olan şey zaruri olandan düşük seviyede olma lıdır. Mesela: Bir kişi, başkasını öldürmekle tehdit edip “falan-cıyı öldür veya uzvunu kes” gibi bir şeye zorlasa, zorlanan kişinin bunu yapması mubah olmaz, zira yasak olan şey burda zorlanan gibidir, hatta daha ağırdır. Yani tehditle  zorlananın ölmesi daha hafif zarardır. Eğer burda zorlanan kişi, diğerini öldürürse, kendisi katil hükmünde olur.

Bazı şeyler de varki zaruret halinde yasaklığı kalkar. Aç-lıktan telef olma anında ölü etini yemek, hınzır etini yemek, şarap içmek gibi.

 

22. Madde

ماَ اُبِيحَ   لِلضَّرُورَةِ  يُتَقَدَّرُ  بِقَدَرِهَا

Zarureten mubah olan şey, zaruret miktarınca takdir edilir.

Zaruret için mubah olan şey, zarureti izale edecek mik-tarla kifayet edilir, zaruretin definden fazlasına cevaz veril-mez.

Misal: Açlıktan helak olma tehlikesinde olan kişi için, başkasının malından açlığını def edecek miktarı alması caiz olur, fazlasını alamaz.

Satın alınan şeyin tayininde iki veya üç şeye müsaade edi-lir fazlasına değil. Zira buradaki zaruret üç şeyle def edilir. [1]

Aynı şekilde bir kimsenin binasına açtığı pencere, komşu sunun hanımını (mahrem bölgeyi) görecek bir halde ise buna cevaz verilmez.

Zaruret ile ihtiyaç arasında fark vardır, zarurette şer’an yasak olan şeyi kullanmaya mecbur kalınır ve bu yüzden mubah olur. İhtiyaç böyle değildir, daha hafif meşakkatli olur, yolcu olan kimsenin, yolculuğun sıkıntılarına katlanabilmesi için, orucunu tutmamasına ruhsat verilmesi gibi.

 

23. Madde

مَا جَازَ  لِعُذْرٍ  بَطَلَ  بِزَوَالِهِ

Bir özürle caiz olan şey, onun zevali ile batıl olur.

Su olmayınca teyemmüm gerekirdi, suyu bulunca teyem müm batıl olur. Zaruretin yok olmasıyla verilen cevaz sona erer.

Misal: Asıl şahitlerin hasta olması veya çok uzakta olmaları sebebiyle fer’ olan şahitlerin şahitliği caizdir. Asıl şahitler hastalıktan kurtulsa veya uzaktan dönüp gelseler, fer’ olan şahitlerin şahitliği artık caiz olmaz.

Bir yeri kiralayan kişi, kiralanan şeyde yeni bir ayıp bulursa kira aktini fesh edebilir; ancak kiraya veren mal sahi-bi, fesh edilmeden evvel ayıbı izale ederse, kiracının fesh etmesine imkan kalmaz. Aynı şekilde kişi kiraladığı mahalde, mal sahibinin bazı eşyaları olsa ve orayı işgal etse, kiracı fesh etme hakkına sahibtir veya dilerse öylece devam edebilir; ancak mal sahibi fesihten evvel eşyasını alıp mahalli boşaltırsa kiracının fesh etmeye hakkı kalmaz, zira özür kalkmıştır.

Çocuk, deli ve bunak kimselerin alış-veriş gibi bazı tasar-rufları men edilmiştir; ancak bu kusurlu halden kurtulurlarsa, tasarrufları serbest olur.

24. Madde

İlgili Makaleler

Ücretsiz Arapça öğrenme araçlarıDerslerin yanında: seviyeni bul, kelime ezberle, okuyarak pekiştir.