Arapça Öğretiminde İdeal Bir Okuma-Anlama Becerisi Üzerine
III. Okuma Stratejileri
Okuma, dil öğretiminin kapsadığı temel becerilerle bütünleşmekte olduğu gibi
dört temel becerinin de önemli bir aşamasını oluşturmaktadır. Başarılı bir okuma
dersi, öğrenciyi, okuma eyleminin hedefi olan ‘anlam’a en sağlıklı yoldan götüren
derstir.15 Anadil öğretiminde olduğu gibi yabancı dil öğretiminde de öğrencilerde
okuma becerisini geliştirmenin bir takım stratejileri vardır. Bir başka deyişle
öğrenciyi anlama ulaştıracak birden çok yol ve çeşitli taktikler vardır. Bunlar;16
okurken genel anlamı yakalamaya yönelik ‘yüzeysel okuma ve gözden geçirme’
القراءة السريعة/ المسح والتصفح (read quickly: skimming and scanning), sözcüklerin
her birinin anlamını öğrenme yerine anahtar sözcükleri ‘tahmin edebilme’ ve
bilinmeyen sözcüklerin anlamını bağlamdan çıkarma, ( استخدام السياق لفهم الكلمات
الجديدة guessing vocabulary and using context clues to understand vocabulary),
satır aralarını okuma (inference),17 okuma ve fiziksel tepki verme (reading and
giving an physical reaction); her sözcüğü anlamaya yönelik okuma (intensivereading);
zevk için okuma (extensive reading); gönderme (reference); gibi18.
Bu makalede ağırlıklı olarak bilinmeyen sözcüklerin anlamını bağlamdan çıkarma
( استخدام السياق لفهم الكلمات الجديدة using context clues to understand vocabulary),
yüzeysel okuma ve gözden geçirme (scanning and skimming) stratejileri
üzerinde duracağız. Bu okuma stratejilerini kendi içinde yoğurup bir bütünlük arz
edecek şekilde ele almaya çalışacağız. Bir anlamda metin çözümleme ve anlama
ulaşmada söz konusu olan bu stratejilerin tümünden aynı anda yararlanma
metodunu denemeye çalışacağız.
IV. Yüzeysel Okuma ve Gözden Geçirme (Skimming and Scanning)
Yüzeysel okuma aşamasını metne göz atma (skimming and scanning / المسح
والتصفح ) diye isimlendirilen ‘hazırlık aşaması’ şeklinde de düşünmek mümkündür.
Her şeyde olduğu gibi başarılı bir işin öncesinde mutlaka bir ön hazırlık vardır.
Ar-Ge çalışmaları yapılmayan ve ön hazırlıktan geçmeyen hiçbir projenin başarı
şansı yoktur. Eğitim öğretim ve bunun önemli bir alanı olan dil öğretiminde de
durum farklı değildir. Başarılı bir okuma dersi için şöyle bir hazırlık aşaması
uygulanabilir:
a. Tahmin Etme
Aslında okuma eylemi, bilinenden hareketle bilinmeyeni tahmin etme sürecidir. Anadilde ileri seviyede okumalar yaparken bile bilinmedik kelime ve kullanımlarla
karşılaşmak mümkündür. Bu anlamda herhangi bir dilin bütün kelimelerini
ihata etmek ve bütün kullanımlarını kavramak çok az kişiye müyesser olan
bir kabiliyettir.19 Bu durum yabancı bir dil olarak öğrenilen ve Kur’ân sayesinde
diri, canlı ve zengin olan Arapça gibi bir dil için ise pek mümkün değildir. Onun
için işin başından itibaren, öğrenicilere, anadildeki okumalarda olduğu gibi,
bilinmeyen unsurları anlamak için bizzat metnin kendisini kullanmayı öğretmek
gerekir. Kısacası öğrenciye kendi seviyesindeki az bilinmeyenli bir metinde
bilinenden hareketle bilinmeyeni tahmin etme melekesini kazandırmak gerekir.20
Bunu başarmanın en iyi yolu da metne bütüncül bir şekilde yaklaşmaktır.
Öğrenciler önlerindeki bir metnin ilk okuyuşta az bir kısmını anlayabilirler, bu
normaldir. Böyle bir durumda, okumaya devam edebileceklerini ve bilmedikleri
yapıları tahmin yoluyla metnin genel anlamını kavrayabileceklerini fark ettirmek
gerekmektedir.
Okuma eylemi genellikle “sözcük” öğretiminde kullanılan bir araç olarak görülmektedir.
Aslında sözcük öğreniminin tüm dil becerilerinin kazanılmasında
çok önemli bir yeri vardır. Sonuçta dil dediğimiz sistem belli sözcük ve sözcük
öbeklerinden oluşmaktadır. Okuma eylemini gerçekleştirmek için de her sözcüğün
anlamını öğrenmek yerine, metnin genel anlamını etkileyen anahtar sözcüklerin
anlamlarını tahmin etme öğretilmelidir.22 Bu da metindeki diğer sözcük ve
araçlar yardımıyla gerçekleştirilebilir. Metin içi tahmin mekanizmasının yetersiz
kaldığı anlaşılması güç sözcükler ise sözlük yardımıyla çözümlenebilir. Bu nedenle
“sözlük çalışması” da okuma dersinin vazgeçilmez araçlardan biridir. Öğrencilerin,
bilmedikleri bir sözcükle karşılaştıklarında, bunu anlamanın çeşitli yolları
olduğu konusunda eğitilmeleri gerekir. Daha önceleri okudukları metnin kelime
ve yapıları hoca tarafından izah edildikten sonra metni anlama ve anlamlandırmaya
şartlanan yaklaşık 100 öğrenci üzerinde yaptığımız uygulamada yüzde yüze
yakın öğrencinin bilmedikleri kelime ve cümle yapılarını tahmin etme stratejisi
kullanarak metnin genel anlamını yakaladıkları gözlenmiştir.
Yabancılara Arapça öğretimi konusunda yeni ve başarılı serilerden biri olan
“el-Arabiyye Beyne Yedeyk” serisinden üç paragraf üzerinde uygulamaya yer
verilmiştir:
Birinci paragraf:
يحلُم الناس في أثناء النوم. والحُلُم قصة يراها الشخص النائم. وهي قصة خيالية، وليست حقيقية،
ولكن لها علاقة بما يحدُث في حياة الشخص. وجميع الناس يحلُمون في نومهم. وقليل من الناس مَن
يتذكّر أحلامه. يشاهد الإنسان الأشياء في أحلامه، ويشُمّ ويلمَس ويتذوّق. وتختلف الأحلام؛ فبعضها سارّ،
) وبعضها مُحزِن، وبعضها مُخيف جدا. )بين يديك ج 3، ص. 303
Bu paragrafta altı çizili olan ve aynı kökten türeyen ) )حلُم – يحلُم – حُلُمٌ – أحلام
kelimesi anahtar kelime konumundadır. Bu kelimenin öğrenci tarafından bilinmeyen
kelime olduğunu farz edelim. Metnin geneli üzerinde yoğunlaşıldığında
kelimenin anlamın kolay bir şekilde tahmin edilebileceğini gözlemliyoruz. Şöyle
ki يحلُم الناس في أثناء النوم / (insan uyku esnasında ……..) cümlesinde insanın uyku
esnasındaki bir eylemine dikkat çekilmektedir. İkinci cümledeki والحُلُم قصة يراها
الشخص النائم / ……’nın, uyuyan kişinin gördüğü bir şey olduğu ifade edilirken söz
konusu kelimeyi adeta tarif ediyor. Daha sonra “o şeyin” “gerçek” değil “hayali”
olduğu ( وهي قصة خيالية، وليست حقيقية ), “kişinin günlük hayatta yaşadığı şeylerle
ilişkili” olduğu ( ولكن لها علاقة بما يحدُث في حياة الشخص ), “bütün insanların rüyalarında
bu eylemi yaşadıkları” ( وجميع الناس يحلُمون في نومهم ), “bunun az insan tarafından
daha sonra hatırlanabildiği”( وقليل من الناس مَن يتذكّر أحلامه ), “o şeyin bazen sevindirici,
bazen üzücü, bazen de ürkütücü” ( ، وتختلف الأحلام؛ فبعضها سارّ، وبعضها مُحزِن
وبعضها مُخيف جدا ) karakterde olduğu ifade ediliyor ki, paragrafın yüzde ellisini
anlayan okuyucu bu kelimenin “rüya” olduğunu çok rahat bir şekilde tahmin
eder. Dolayısıyla birinci cümleden itibaren bu kelimenin anlamını sözlük yardımıyla
çözmeye kalkmaya gerek yoktur ve dil açısından kelimeyi bağlamdan
tahmin etmeye çalışmak kadar faydalı ve yetiştirici değildir.
İkinci paragraf:
خرج جُحا من بيته ليعمل في مزرعته، وعندما عاد في العصر إلى البيت كان مُ تْعَباً، وقد أصبح ثوبُه
وَسِخ اً، فقالت له زوجته: اخلَع ثوبَكَ لأنظِّفَه لك من التراب والطِّين. خلع جحا ثوبه فغسلته زوجته
) وعلّقتهعلى حَبْل في حديقة البيت. )بين يديك ج 3، ص. 303
Bu paragrafta ise altı çizili olan ( وَسِخ اً ) kelimesinin bilinemediğini farz edelim.
Kelimenin öncesinde ve sonrasındaki cümlelere baktığımızda, Nasreddin Hoca’nın
tarlada çalışmak üzere evden ayrıldığını, eve yorgun argın döndüğünü, eve
Arapça Öğretiminde İdeal Bir Okuma-Anlama Becerisi Üzerine 175
geldiğinde elbisesinin ( وَسِخ اً ) …….. hale geldiğini, eşinin ona: “elbiseni çıkar da
toz topraktan temizleyeyim” dediğini, kendisinin de elbisesini çıkardığını, eşinin
elbiseyi yıkayıp evin bahçesindeki çamaşır ipine astığını ifade etmektedir. Cümlelere
dikkatli bakıldığında ve kontekst üzerinde yoğunlaşıldığında söz konusu
وَسِخ اً) ) kelimesinin “kirlenmek” anlamında olduğu rahatlıkla tahmin edilecektir.
Üçüncü paragraf:
يختلف عدد أَرْجُل الحيوانات؛ فمنها ما له رجْلا ن كالطيور، ومنها ما له أربعُ أَرْجُل كالأبقار والقِطَط،
ومنها ما لها ستّ أرجُل كالحشرات، ومنها ما لها ثماني أرجُل كالعناكب. وهناك حيوانات لها مئات
) الأرجل. ومن الحيوانات ما ليس له أرجُل كالأسماك. )بين يديك ج 3، ص. 303
Bu paragrafta altı defa tekrarlanan altı çizili ( أرجُل ) kelimesinin bilinemediğini
farz edelim. Kelimenin geçtiği ilk cümlede “hayvanların …………. sayısının
farklılık arz ettiği” ifade edildikten sonra devam eden her cümlede söz konusu
organın hangi hayvanda hangi sayıda olduğu zikredilmektedir. Bu bağlamda söz
konusu organın “kuşlarda iki”, “sığır ve kedilerde dört”, “böceklerde altı”,
“örümceklerde sekiz” ve daha başka hayvanlarda “yüzlerce” sayıda olduğu vurgulandıktan
sonra onun “balıklarda” olmadığı ifade edilmektedir ki ( أرجُل ) kelimesinin
“ayak” olduğu rahatlıkla tahmin edilecektir.
Kontekstten hareketle tahmin işleminin verimli bir şekilde uygulanabilmesi
için öncelikle öğrenciye düşen boyutunda şu hazırlıkların yapılması gerekir:
aa. Öğrencinin derse gelmeden okuyacağı metni gözden geçirmesi ve kendi
imkânlarıyla anlayabileceği ve anlaması gereken kısmı anlamaya çalışması gerekir.
Daha açık bir ifadeyle öğrenci derse girmeden önce önündeki metinle ilgili
olarak neyi bilip neyi bilmediğinin tespitini yapmış olmalıdır. Aksi takdirde neyi
bildiğinin farkında olmadan derse gelen öğrenci, okunacak olan metinle ilk defa
derste karşılaşacağı için bilgiler zihninde uçuşacak ve dersten alması gereken
verim en alt düzeyde kalacaktır. Dolayısıyla da öğrencinin işlenecek olan dersten
verim alması ve dil düzeyini geliştirmesi hayali bir şey olacaktır. Onun için
öğretmenin, bu durumu öğrenciye ders esnasında hissettirmesi ve derse hazırlık
yapmadan ve sürece bizzat aktif olarak katılmadan yabancı dilden beklenen
verimi elde edemeyeceğini sezdirmesi gerekir. Daha da önemlisi bunu sağlamaya
yönelik öğretmenin gereken tedbirleri alması gerekir. Örneğin dersin başında
öğretmen “bu metni okumak suretiyle daha önce öğrendiğin ancak tam pekiştirmediğin
hangi kelime ya da kalıp ifadeleri pekiştirmiş oldun?”, “okuduğun metnin
ana teması nedir?”, “bu metinde karşınıza çıkan yeni kelime ve kullanımlar
nelerdir, bunlardan hangilerini ön hazırlık sonucunda doğru anladınız, hangilerini
anlamadınız?” şeklinde sorular yönelterek bunu sağlaması ve öğrenciyi bu
sorulara cevap vermeye sevk edecek hazırlıkları yapmasını sağlaması gerekir.
Sağlıklı bir tahmin stratejisi için öncelikle öğrenci metni üç defa okumalıdır.
Birinci okuyuşta metni düz okumalı ve anlam üzerinde yoğunlaşmadan metnin
adeta kelimelerini taramalıdır. Bu okuyuşu metnitarama ( المسح /scanning) diye
isimlendirebiliriz. İkinci okuyuşta eline kalem alıp yeni kelimelerin altına birer
çizgi koymak suretiyle karşılaştığı yeni kelime ve kullanımları tespit etmeye
çalışmalıdır. Bu aşamayı yeni kelime ve kullanımları tespit ( التركيز على المعنى ) diye
adlandırabiliriz. Üçüncü okuyuşta ise altını çizdiği kelimeler üzerinde yoğunlaşarak
konunun ana temasını yakalamaya çalışmalıdır. Bu aşamayı ise anlama
yoğunlaşma diye niteleyebiliriz.
Böylece öğrenci derse girmeden önce metni tanımış, etrafında zihni bir jimnastik
yapmış, neyi bilip bilmediğini tespit etmiş ve öğretmenini bir anahtar
olarak kullanmaya hazır hale gelmiştir. Dolayısıyla ders onun açısından eksik
kalan yerleri tamamlama mahalli, öğretmen de içinden çıkamadığı noktaları
çözen bir anahtar olmuştur.
Şurası unutulmamalıdır ki okuma becerisinin geliştirilmesinde hareket noktası
öğrencinin kendisidir, öğretmenin fonksiyonu sınırlıdır, bu da yaklaşık yüzde
otuzdur. Öğretmenin yabancı dil öğretiminde icra ettiği fonksiyon orkestra şefine
benzetilebilir. Gerçekten de orkestra şefi çok önemli bir konumu temsil etmektedir,
ama asıl icrayı, yönetiminde olan kimseler gerçekleştirecektir. Şef ne kadar
mükemmel olursa olsun yönetimindeki kişiler hazırlıklarını ve provalarını hakkıyla
yapmamış ve derslerine yeterince çalışmamışlarsa sağlıklı bir icra ortaya
koymaları mümkün değildir.
bb. Yukarıda anlatılanlar esas olmakla birlikte yabancı dilde bir metni ideal
Onun için okunacak metnin yeni kelimelerinin bir kutucuk halinde verilmesinin faydaları
olmakla birlikte, öğrencinin metinde geçen kelimeleri bizzat kendisinin tespitini engellemesi ve
bu anlamda zihni bir jimnastik yapmasını önlemesi açısından mahzurludur. Diğer taraftan yeni
geçen kelimelerin bilinme veya metin içerisinde tahmin edilme durumu öğrenciden öğrenciye
göre değişiklik arz eder. Dolayısıyla öğrencinin bu anlamda metne daldırılması daha başarılı sonuçlar
doğuracaktır. Özellikle yeni kelimelerin çıkarılıp Türkçe karşılıklarının verilmesi söz konusu
okuma melekesini tamamen engelleyen olumsuz bir uygulamadır.