Arapça GramerNahiv

Mefulun Fih – Zarflar Arapça Dersleri

7.706 kez okundu

MEBNÎ ZARFLAR

Mebnî zarflar 17 tane olup 6 tanesi mekân zarfı, 10 tanesi zaman zarfı, bir tanesi de hem mekân hem de zaman zarfı olarak kullanılır. Mebnî oldukları için mahallen mansûbturlar:

a) Mebnî mekân zarfları

حَيْثُ أَيْنَ ثَمَّ لَدَى لَدُنْ هُناَ
حَيْثُ
yer (..dığı yere, ..eceği yere, ..dığı yerde)

Cümleye muzaf olan mebnî mekân zarfıdır. Bu cümle isim ya da fiil cümlesi olabilir. Genellikle fiil cümlesi olur. Sonu zamme üzre mebnî olduğundan mahallen mansûb sayılır.

اِذْهَبُوا إِلَى حَيْثُ شِئْتُمْ. İstediğiniz yere gidiniz.
اِجْلِسْ حَيْثُ أَنْتَ جاَلِسٌ. Oturduğun yerde otur.
جَلَسْتُ حَيْثُ أَسْتَطِيعُ الْقِراَءَةَ مُرْتاَحاً. Rahatça okuyabileceğim bir yerde oturdum.

Not: (حَيْثُ) Başka anlamlara da gelebilir:

        (بِحَيْثُ) …şekilde

بَنَى الْمَلِكُ قَصْراً عاَلِياً بِحَيْثُ يُرَى مِنْ بَعِيدٍ.
Kral uzaktan görülebilecek şekilde yüksek bir köşk bina etti.
فَدَنَا[8] الطاَّلِبُ مِنَ الْمُعَلِّمِ بِحَيْثُ يَسْمَعُ كَلاَمَهُ.
Öğrenci öğretmene sözünü duyacak şekilde yaklaştı.

       (مِنْ حَيْثُ) ..bakımından, yönden

اَلْأَعْداَءُ أَقْوَى مِنْ حَيْثُ إِنَّهُمْ كَثِيرُ الْعَدَدِ.
Düşmanlar sayıları çok olması bakımından bizden daha kuvvetlidir.
سَنَسْتَدْرِجُهُمْ مِنْ حَيْثُ لاَ يَعْلَموُنَ.
Biz (Kur’ân’ı yalanlayanları) bilemeyecekleri yönden azar azar helâka yaklaştırırız (Arâf 182) .
أَيْنَ
Nerede, nereye. (Fetha üzere mebnî soru isimlerindendir. Şart olarak da kullanılır)
أَيْنَ جَلَسْتِ ؟
Nerede oturdun?
أَيْنَ تَكُونُوا يُدْرِكْكُمُ الْمَوْتُ.
Nerede olursanız olun ölüm size ulaşır.
ثَمَّ
Orada, oraya (Fetha üzere mebnîdir).
ثَمَّ وَلَدٌ يَلْعَبُ.
Orada bir çocuk oynuyor.
(مِنْ) ile kullanılınca ..için, ..den, ..dan dolayı, anlamına gelir:
وَمِنْ ثَمَّ كَتَبْتُ رِساَلَةً إِلَى صَدِيقِي. Bundan dolayı arkadaşıma bir mektup yazdım.
لَدُنْ – لَدَى
Yanında katında nezdinde, tarafında, huzurunda
وَ عَلَّمْناَهُ مِنْ لَدُناَّ عِلْماً. Ona tarafımızdan bir ilim öğretmiştik (Kehf 65) .
شاَهَدْتُ عَلِياًّ لَدَى الْباَبِ. Kapının yanında Ali’yi gördüm.
هُناَ
Burada, buraya (Sükûn üzere mebnîdir)
هُناَ مَدْرَسَتُناَ. Burası okulumuzdur.

b) Mebnî zaman zarfları

أَياَّنَ مَتَى لَماَّ مُنْذُ مُذْ أَمْسِ قَطُّ اَلْآنَ إِذاَ إِذْ
أَياَّنَ
Ne zaman…dığı zaman, her ne zaman (soru ve iki fiili muzâriyi cezmeden şart edatı olarak kullanılır, fetha üzere mebnîdir)
أَياَّنَ يَوْمُ الدِّينِ ؟ Kıyâmet günü ne zaman?
أَياَّنَ تُبْعَثُونَ مِنْ قُبُورِكُمْ ؟ Kabirlerinizden ne zaman diriltileceksiniz?
أَياَّنَ تَذْهَبْ أَذْهَبْ Ne zaman gidersen giderim.
مَتَى
Ne zaman? (Soru ve şart ifade eden sükûn üzere mebnî zaman zarfıdır.)
مَتَى تَحْضُرُ ؟ Ne zaman geliyorsun?
مَتَى تَحْضُرْ أَذْهَبْ Ne zaman gelirsen giderim.
لَماَّ
(Mâzînin önünde; ..dığında , ..dığı zaman, ..ınca, ..iken .. Muzârinin önünde; henüz ..medi, henüz …madı)
لَماَّ نَزَلَ الْمَطَرُ جَرَى السَّيْلُ. Yağmur yağınca sel aktı.
هَلْ ذَهَبْتَ إِلَى الْمَدْرَسَةِ؟ Okula gittin mi?
لَماَّ أَذْهَبْ. Henüz gitmedim.
مُذْ = مُنْذُ
..den beri, ..den bu yana, ..dığından beri.. İsim olarak kullanılınca zaman zarfıdır ve yanına isim veya fiil gelir. Harf olarak kullanılınca cer harfidir.
ماَ زُرْتَنِي مُذْ جِئْتَ. Geldiğinden beri beni ziyaret etmedin.
ماَ رَأَيْتُكَ مُنْذُ سَنَةٍ. Seni bir seneden beri görmedim.
أَمْسِ
Dün. (Esre üzere mebnî geçmiş zaman zarfıdır.)
لِماَذاَ لَمْ تَحْضُرْ أَمْسِ ؟ Dün neden gelmedin?
قَطُّ Asla, hiç, katiyyen (Mâzî manalı fiillere mahsustur)
ماَ كَذَبْتُ عَلَيْكَ قَطُّ. Sana asla yalan söylemedim.
لَمْ أَشْرَبِ الْخَمْرَ قَطُّ. Hiç içki içmedim.
اَلْآنَ
Şimdi, şu anda (Fetha üzere mebnîdir.)
اَلْآنَ خَفَّفَ اللَّهُ عَنْكُمْ. Şimdi Allah yükünüzü hafifletti (Enfâl, 66) .
إِذاَ

O zaman, ..dığında, ..dığı zaman, ınca, ..ken

(Cümleye muzaf olan sükûn üzere mebnî zaman zarfıdır. Ardından hep iki fiil gelir. Birinci bölümdeki şart fiili genellikle mâzî olur. إِذاَ da bu fiile muzaftır. Cevap fiili mâzî de olsa muzâri anlamı verilir.)

إِذاَ جاَءَ الرَّبِيعُ تَفَتَّحَتِ الْأَزْهاَرُ. Bahar geldiği zaman çiçekler açar.
إِذاَ جاَءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ. . . Allah’ın zaferi (yardımı) ve fetih geldiği zaman..(Nasr, 1).

Not: (إِذاَ) nın iki kullanılışı daha vardır:

a) Bazen şart anlamı ifade etmeyip yalnız zaman anlamı ifade eder. Şart olmaktan çıktıkları için bu türlerden sonra iki fiil gelmez. Yalnız bir fiil bulunur. Bu da genellikle yeminden sonra gelişindedir:

وَ اللَّيْلِ إِذاَ يَغْشَى. Andolsun gecenin karanlığı büründüğü zamana (Leyl, 1) .
وَ النَّهاَرِ إِذاَ تَجَلَّى. And olsun gündüzün aydınlandığı zamana (Leyl, 2) .

b) Müfâcee (sürpriz) edatı olur, “bir de ne göreyim, bir de baktım ki” şeklinde tercüme edilir.

خَرَجْتُ فَإِذاَ حَيَّةٌ بِالْباَبِ. Çıktım, bir de ne göreyim, kapıda bir yılan.
إِذْ
Bir zamanlar, vaktiyle, o zaman , o vakit …dığında, ..dığı zaman, ..eceği zaman (Sükûn üzere mebnî cümleye muzaf olan zaman zarfıdır.)

وَاذْكُرُوا إِذْ كُنْتُمْ قَليِلاً فَكَثَّرَكُمْ…

Hatırlayın ki vaktiyle pek az idiniz (Allah) sizi çoğalttı (A’râf 86) .

Çoğu zaman tercümede hatalar yapılabilen bir edat olduğu için إِذْ edatını ayrıntılı işlemekte yarar vardır:

a) (إِذْ) den sonra mâzî fiil gelmişse tercüme edilirken “hani (hatırla)+ mişli geçmişin hikayesi[9] şeklinde yapılır:

وَ إِذْ قاَلَ إِبْراَهِيمُ لِأَبِيهِ آزَرَ أَ تَتَّخِذُ أَصْناَماً آلِهَةً.
Hani İbrâhim babası Azer’e putları tanrı mı ediniyorsun demişti (En’âm, 74).
وَ اذْكُرُوا إِذْ جَعَلَكُمْ خُلَفاَءَ مِنْ بَعْدِ عاَدٍ وَ بَوَّأَكُمْ فِي الْأَرْضِ…
(Rabbiniz) sizi Âd kavminin yerine getirmiş, yeryüzünde yerleştirmiş idi de..(A’râf, 74)

b) (إِذْ) den sonra muzâri fiil gelmişse şimdiki zamanın hikayesi şeklinde çevrilir:

إِذْ يُرِيكَهُمُ اللَّهُ فِي مَناَمِكَ قَلِيلاً. Hani Allah onları uykunda sana az gösteriyordu (Enfâl, 43).

c) (إِذْ) den sonra isim cümlesi gelmişse cümlede fiil olmadığı için sadece “idi” kelimesiyle çevrilir.

وَ اذْكُرُوا إِذْ أَنْتُمْ قَلِيلٌ مُسْتَضْعَفُونَ فِي الْأَرْضِ.
Hatırlayın, hani siz yeryüzünde az, zayıf ve biçâre idiniz de…(Enfâl, 26)

(إِذْ) edatının diğer özellikleri

*(إِذْ) şu kelimelere muzâfun ileyh olarak da gelir:

بَعْدَئِذٍ ondan sonra حِينَئِذٍ o zaman ساَعَتَئِذٍ o saat
قَبْلَئِذٍ ondan önce يَوْمَئِذٍ o gün وَقْتَئِذٍ o vakit
عاَمَئِذٍ o yıl سَنَتَئِذٍ o sene

وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ بِنَصْرِ اللَّهِ

O gün mü’minler Allah’ın yardımıyla sevinirler (Rum 4-5) .

* (إِذْ) Gelecek zaman zarfı olur:

فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ إِذِ الْأَغْلاَلُ فِي أَعْناَقِهِمْ.
Onlar bukağılar boyunlarına geçirildiği zaman bileceklerdir.

* (إِذْ) (..den, ..den dolayı, için, çünkü anlamında)  sebep bildirir:

عاَقَبْتُ الْمُذْنِبَ إِذْ أَساَءَ. Suçluyu kötülük yaptığı için cezalandırdım.
لَمْ يَسْمَحِ الْمُعَلِّمُ لَكَ بِدُخُولِ الصَّفِّ إِذْ تَأَخَّرْتَ.
Geç kaldığın için öğretmen sınıfa girmene izin vermedi.

* (إِذْ) (..aniden , ansızın, bir de baktım ki, bir de ne görelim anlamında) müfâcee (sürpriz) edatı olur. Genellikle ondan önce (بَيْناَ-بَيْنَماَ) (..iken) kelimeleri bulunur.

فَبَيْنَماَ هُوَ يَبْحَثُ عَنْ أَخِيهِ إِذْ سُرِقَ مِنْهُ الدَّراَهِمُ.
O kardeşini ararken bir de ne görsün, paraları çalınmış.
فَبَيْنَماَ كُناَّ ساَئِرِينَ فِي الْغاَبَةِ إِذْ طَلَعَ عَلَيْناَ ذِئْبٌ.
Biz ormanda yürürken bir de baktık ki, karşımıza bir kurt çıkıverdi.

*Bazen (إِذاَ) nın kısaltılmışı şeklinde kullanılır. Cümleye muzaf olduğu için (..ğı) şeklinde tercüme edilir.

إِذْ جاَءَ عَلِيٌّ. Ali geldiği zaman..

c) Hem zaman hem mekân için kullanılan mebnî zarf

أَنَّى
Nerede, nereden, ne zaman, nasıl[10]
أَنَّى لَكَ هَذاَ ؟
Bu sana nereden?
أَنَّى يَكُونُ ذَلِكَ ؟
O nasıl olur?
أَنَّى تَذْهَبْ أَذْهَبْ.
Nereye gidersen giderim.

Bu dersin sonunda Kendini dene testi var (3 seviye, 15 soru). Teste git →

İlgili Makaleler

Ücretsiz Arapça öğrenme araçlarıDerslerin yanında: seviyeni bul, kelime ezberle, okuyarak pekiştir.