Medresede Okutulan Dersler Nelerdir ?
27-KARABAÞ TECVIDI
Kastamonulu Seyh Saban-i Veli silsilesinden Halveti Seyhi Ali Efendi’nin eseri.Karabas Risalesi’nin,Seyh Abdurrahim Karabasî’nin(-1498) oldugu da rivayet edilir.Risalenin çikisi 1835’de Hamza Miskin adli kisinin Türkçe “Tecvid-i Edaiye”si ile beraberdir.
28-DÜRR-I YETIM
Birgivî Muhammed Efendi tarafindan yazilan “Dürrü’l-Yetim fî Ilmi’t-Tecvîd” adli eser.Eskicizâde Ali Mehdî Efendi(-1827) tarafindan Türkçeye tercüme ve serhedilmistir .
29-TEFSIR VE USUL-Ü TEFSIR
Tefsir,Kur’ân-i Kerim’in âyetlerini yorumlamak,özüne uy-gun olarak genisletmek ve müskül yerlerini ve çok anlamli kelime-lerini dine uygun olarak açiklamak demektir.Tefsir kendi içinde rivayet tefsirleri ve dirayet (akla ve görüse dayali)tefsirleri diye ikiye ayrilir.Ayrica çesitli mezheplere göre de farkli tefsirler vardir.Tefsir alaninin tartisilmaz iki kitabi “Kadi Beydavi”ve“Kessaf” idi.Bunun yaninda Celâleyn ve Begavî tefsirlerini okutanlar da vardi.
30-KADI BEYDAVI
Sâfiî âlimi Nasrettin Abdullah b.Ömer Beydâvî (-1286)’nin “Envâru’t-Tenzîl ve Esrâru’t-Te’vil” adli tefsiri,sünniler arasindaki en meshur tefsirlerden biri idi ve “Kadi Beydâvî” veya “Kadi Tefsiri” adiyla biliniyordu.Râzî Tefsiri, Ragib’in“Müfredât”ve Zemahserî’nin “Kessaf” adli tefsirlerinden yararlana-rak hazirlanmis,kisa ve öz ama akici bir üslupla yazildigi için medreselerde yaygin olarak okutulmustur.Bunun üzerine yapilan hâsiye ve talikler 250’den fazladir.
31-KESSAF
Türk tefsirci Cârullah Ebu’l-Kâsim Muhammet b.Ömer ez-Zemahserî’nin (1074-1143)“el-Kessâf an Hakâiki’t-Tenzî l” adli eserinin kisa adidir.Zemahserî, kendisinden önceki rivayet tefsirleri yerine dirayet tefsiri türünde bu eserini yazmistir.“Arapçayi Araplardan daha iyi bilen ve kullanan” bu âlim,gereksiz söz ve uzatmalardan uzak,hikâye ve Israiliyata yer vermeyen, edebî sanatlari incelikle kullanarak ve soru-cevap tarzinda açiklamalar yaparak bu tefsirini hazirlamistir.Kitabin yüzlerce serh ve hâsiyesi yazilmistir.Bunlar arasinda Seyyit Serif’in Hâsiyesi meshur idi.Bu arada Hatipzâde,Hasan Celebi,Alâeddin Ali Tûsî,Ali Kusçu,Ebussuud Imâdî gibi bilginlerin yazdigi hâsiyeler de yaygin olarak kullanilmaktaydi .
32-CELALEYN TEFSIRI
Celâleddin Mahallî tarafindan baslatilan ve Celâleddin es-Suyûtî tarafindan tamamlanan, iki “Celâl” tarafindan bitirildigi için “Tefsir-i Celâleyn” denilen eser. Ögrenciler ve bilim adamlari tarafindan okunan,okutulan, sik sik müracaat edilen bir tefsir idi.
Usul-ü Tefsir, tefsir metodolojisidir.Kur’ân’in dogru sekilde tefsir edilebilmesi için uyulmasi gerekli kurallari inceler.Medreselerde usûl dersleri çok önemli idi.“Usûlsüz vüsûl (kavusma)olmaz” diye inaniliyordu.Usul-ü Tefsir alaninda “Burhan Zerkesî”,“Itkan” ve“Suyutî” adlariyla taninan kitaplar okutuluyordu.
33-BURHAN ZERKESI
Bedrettin Muhammet ez-Zerkesî(1344-1392)tarafindan yazilan “el-Burhân fî Ulûmi’l-Kur’ân” adli eseri isaret etmektedir. 47 bölüm halinde Kur’ân bilimlerinin incelendigi eserdeki konulardan bazilari sunlardir: Ayetlerin inis sebepleri, sûre baslari ve sonlari,mekkî ve medenî sûreler,Kur’ân’in dili,toplanmasi ve saklanmasi,garip kelimeler,mütesabihler, okunuslari v.s.
34-ITKAN ve SUYUTI
Celâlettin Suyûtî’nin ( -1505),“el-Burhan” kitabini esas alarak hazirladigi “el-Itkân fî Ulûmi’l-Kur’ân” adli tefsir metodu kitabi.Bu kitap,“Burhan” kitabindan çok daha fazla yayilmis ve medreselerde uzun yillar okutulmustur. 80 bölümlük bu büyük kitap, kendi alaninda hem konu hem de kaynak olarak hiçbir eksigi bulunmayan bir kitaptir.
35-KELAM VE AKAID
Kelâm, dinî inançlari aklî deliller getirerek ispat etmeye, dinî konularda insan aklinin ve ruhunun içine düsebilecegi süphelerden onlari kurtarmaya çalisan bir bilim idi.Genelde Allah’in zati ile ilgili konularla ilgilendigi için, küfre düsmeden konulari tartistirmak, süphedekileri tam anlamiyla ikna etmek çok zor oluyordu.O nedenle her müderris bu dersi vermeye veya bu konulari islemeye cesaret edemiyordu.Kelâm dersinde Allah’in varligini ispat,peygamberlik, imamet,mead(öldükten sonra tekrar dirilme),bilgi,araz, cisimlerin olusumu,vücud,vücub,imkân,vahdet,çokluk,teklik, metafizik gibi konular isleniyor ve dogal olarak bu konularda birçok tartismalar oluyordu.
Osmanli Devletinin yükselisi döneminde kelâm konularina büyük önem veriliyor,Gazâlî ile Ibni Rüsd arasinda bazi kelam konularinda yapilan tartismalar Ali Tûsî, Hocazâde ve Muslihiddin Mustafa gibi bilginler arasinda tekrar tartismaya açiliyor; “Hâsiye-i Tecrîd” kitabi medreselerin temel ders kitabi olarak kabul ediliyordu.Kelâm derslerinde genellikle akâid kitaplari okutuluyordu.“Akâid”(“akide”nin çogulu),bir müslümanin inanç temellerini anlatmaktadir. Islâmiyetin varlik ve bilgi anlayisi; Allah’a,meleklere, Allah’in kitaplarina,peygamberlerine ve kadere iman konulari; velâ-yet,keramet,mi’rac, hilafet, imamet, içtihat gibi konular isleniyordu.
Kelâm konusunda “Celâl”,“Halhalî”,“Hayalî”,“Seyâlkûtî” ve “Abdurrahman”(Müeyyedzâde Abdürrahman Efendi’nin (1456-1516) kelam risalesi) adli kitaplar okutuluyordu.Ayrica Hizir Bey Celebi’nin(-1458)“Kaside-i Nûniye”si de manzum oldugu için birçoklarinca ezberleniyordu. Bunun birçok hâsiye ve serhi arasinda Hizir Bey’in ögrencisi “Hayalî” tarafindan yapilan serhi meshur idi.Sirâceddin Ali Ûsî’nin(-1180) gene “ehl-i sünnet ve’l-cemaat” akidesine göre yazdigi “Bedü’l-Emâlî” adli Emâlî Kasidesi de en çok serhedilen ve ezberlenen eserlerden biriydi.
36-TECRID-I KELAM
Sia’nin Imamiye koluna mensup Nasred-din Tûsî( -1273) tarafindan yazilmisti.Bu esere Semsettin Mahmut b.Abdullah Isfehânî’nin( -1345) yaptigi serh (“Serhü’t-Tecrîd”), ve özellikle bu serhe Seyyid Þerif Cürcânî’nin yaptigi “Hâsiye-i Tecrîd”denilen eser o kadar çok meshur idi ki, Osmanli medresele-rinden bu eserin okutuldugu kademeye “Hâsiye-i Tecrîd” medreseleri deniyordu.Kelâm konusunda okutulan temel ders kitabi bu idi. Bu hâsiyeye de gene birçok Osmanli bilginleri açiklamalar getirmislerdir.
37-SERH-I MEVAKIF
Kadi Adûdiddin Icî (1300-1355) tarafin-dan yazilan ve hemen her fenden bahseden “el-Mevâkif fî Ilmi’l-Kelâm” (“Akâid-i Adûdiye”)adli bu kitabin Seyyid Þerif Cürcânî (1339-1413) tarafindan yapilan Þerhi,“Serhu’l-Adûdiye”adiyla medreselerin üst seviyelerinde yaygin olarak okutulmustur. Alti bölümlü,asagi yukari 1000 sayfalik büyük bir eser idi. Bu esere,Celâleddin-i Devânî tarafindan yapilan “Serh-i Akâid-i Adûdiye”de meshur idi.Bunun hâsiyeleri “Celâlî Hâsiyesi”,“Akâid-i Molla Celâl” veya sadece “Celâl” diye biliniyordu.
38-AKAID-I NESEFI
Imam Maturûdî’nin ögrencisi Ömer b.Muhammed Nesefî ( -1142) tarafindan yazilan Hanefî akaid kitabi.Metnin asli ve özellikle Sa’dettin Teftâzânî tarafindan yapi-lan serhi, Osmanli medreselerinde yaygin olarak okutuluyordu.
39-HAYAli ve SERH-I HAYALI
“Akaid-i Nesefiye” Serhine,Fâtih devri âlimlerinden “Hayâlî” diye bilinen Þemsettin Ahmet b.Mûsâ Iznikî’nin(-1481) yaptigi hâsiye,yüzyillarca yüksek âlimler ve medrese ögrencilerinin elinde ders kitabi olarak dolasmisti.Ayrica bunun da Kilisli Abdullah, Dede Cengî Efendi gibi,ana kitaplari medrese ögrencilerinin ezberleyecegi sekilde düzenleyen egitimciler-ce hâsiyeleri hazirlanmisti.
40-TAVALI-I ENVAR
Kadi Beydâvî( -1286) tarafindan yazilan bu esere de -Nesefî’nin kitabinda oldugu gibi- Semsettin Mahmut Isfehânî’nin serhi,bu serhe Cürcânî’nin hâsiyesi çok meshur idi ve medreselerde bu hâsiye okutuluyordu.
41-IRSAD
Ibni Mukrî’nin (1353-1434) Þâfiî fikhi üzerine yazdigi ve yüzyillarca elden ele dolasan, üzerinde birçok çalismalar yapilan kitabi.Kelam konusunda yukarida sayilanlara ek olarak Imam Fahreddin Râzî’nin “Metâlih-i Aliyye”si, Sa’dettin Teftazânî’nin“Mekâsidü’t-Tâlibîn”adli eseri, “Tehzip”gibi kitaplar da okutulmakta idi.
42-HADIS VE USUL-Ü HADIS
Hadis, bir Islâmî bilim olarak Peygamberimiz Hz.Muhammed’in söz,hareket,onaylama,hos görme ve görmeme durumlari ile onun özelliklerini inceleyen eserleri isaret eder.“Hadîs” kelimesi genellikle,Peygamberimizin tavrini ve izledigi yolu gösteren“sünnet”kelimesi ile beraber kullanilmaktadi r.Peygamberimiz zamaninda onun sözleri ve davranislari yaziya geçirilmemis; hadislerin resmen yazilmasi Paygamberimizn vefatin-dan yüz yili askin bir zaman geçtikten sonra baslamistir.
Ancak Islâmin kutsal kitabi Kur’ân-i Kerîm’in gerçek hayatta birinci elden uygulanmasi olan Peygamberimizin söz ve davranislarina,onun vefatindan hemen sonra ihtiyaç duyulmus ve yöneticiler birçok konularda hadis aramak durumunda kalmislardir.Hadis ve sünnet,âdeta Kur’ân’in Peygamberimiz tarafindan tefsiridir.Peygamberimizin söz ve uygulamalari müslümanlar için bir “örnek hayat” oldugundan, Islâm dünyasinin her yaninda hadis çalismalari her zaman yüksek bir degerde tutulmustur.
Hadis,kendi içinde birçok alt bilim dalini da içermektedir. Hadis tarihçileri yirmiye yakin hadis biliminden bahsetmektedirler.Bunlar, hadisleri bir zincir seklinde nakleden kisilerin (hadis ricâli)dogru kisiler olup olmadiklarinin arastirilmasi, uydurma hadislerle gerçek hadislerin ayristirilmasi,hadislerin gizli kusurlardan (illet)arindirilmasi,hadis ögrenme ve ögretme âdabi gibi konulari içermektedir.
Medreselerde hadis alaninda “Usul-ü Hadis” diye de bir ders vardir. Burada hadis rivayetinin sartlari,çesitleri, hükümleri gibi konular üzerinde durulmaktadir.Gene hadislerle ilgili bir baska medrese dersi de “Þemâil-i Þerîf”tir.Burada Peygamberimizin beden yapisi, günlük yasayisi ince-lenmekte ve bu alanda yazilan eserlere de “Hilye” denilmektedir.
Emeviler dönemine kadar hadisler,birinci el(sahabe, peygamberimiz zamaninda yasayan arkadaslari)ve ikinci el (tâbiîn,sahabelerden dinleyenler)kaynaklarda genellikle ezber ve kismen de yazili olarak daginik bir sekilde duruyordu.Hadislerin belli kitaplarda toplanmasi (cem, tedvin)daha sonra basladi.Toplama bittiktten sonra bunlarin belli ölçütlere göre siniflandirilmasi yapilmaya baslandi. Bu çalismalar sonunda, sünnî çevrelerde yaygin kabul gören alti temel hadis kitabi (kütüb-i sitte) ortaya çikti. Bunlar: