Cezmetmeyen Şart Edatları Arapça Dersleri
CEZMETMEYEN ŞART EDATLARI
Şart anlamı ifade ettiği halde muzâriyi cezmetmeyen edatlar da vardır. Bu edatlar topluca şunlardır:
| عِنْدَماَ | كُلَّماَ | أَماَّ | إِذاَ | لَماَّ | لَوْماَ | لَوْلاَ | لَوْ |
Şart kısmının zamanı, fiil-i mâzî veya muzâri olabilir. Şartın cevap kısmı olan cevap cümlesinde ise fiil, şimdiki zaman, geçmiş zaman, meczûm, emir hali veya fiilsiz de olabilir. Sırasıyla bu edatları ve görevlerini inceleyelim:
لَوْ: eğer, şayet, …ise, .., ..seydi, ..saydı, ..se, ..sa, ..mış olsa idi anlamlarına gelir.
Fiilin başına لَوْ takısı getirilirse hem şart hem de dilek (temenni) ifade eder.
| لَوْ كَتَبَ | (keşke) yazsa | لَوْ كَتَبْتُ | (keşke) yazsam |
لَوْ den sonra كَانَ fiilini kullanırsak dilekli hikaye olur.
| لَوْ كَانَ كَتَبَ | (keşke) yazsaydı |
| لَوْ كُنْتُمْ كَتَبْتُمْ | (keşke) yazsaydınız |
| لَوْ كُنْتُ كَتَبْتُ | (keşke) yazsaydım |
لَوْ cümlesinden sonraki cevap cümlesi لَ ile başlar:
| لَوْ كَتَبْتُ دَرْسِي لَعَلِمْتُ دَرْسِي. |
| Dersimi yazsam bilirdim. |
| لَوْ كَانَ كَتَبَ دَرْسَهُ لَمَا كَانَ يَضْرِبُهُ الْمُعَلِّمُ. |
| Dersini yazsaydı öğretmen onu dövmezdi. |
Görüldüğü gibi şart cümlelerindeki şartlar لَوْ (eğer) edatıyla ve cevaplar da (her zaman değil) لَ harfi ile belirtilir. Cevap olumlu mâzî olursa cevap lâmı çoğu kere, olumsuz olursa bazen gelir. Cümlenin her iki kısmında da genellikle geçmiş zaman kullanılır. Cevab lâmından sonra gelen cevabın başındaki fiil, muzâri de gelse mâzî manası verilir.
| لَوِ اجْتَهَدَ[1] الطاَّلِبُ لَنَجَحَ. | Öğrenci çalışsaydı başarılı olurdu. |
| لَوِ اجْتَهَدْتَ لَنَجَحْتَ. | Çalışsaydın başarırdın. |
| لَوْ شاَءَ رَبُّكَ ماَ فَعَلُوهُ. | Eğer Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı (En’am, 112) . |
| لَوْ شاَءَ رَبُّكَ لَماَ خَلَقَناَ. | Eğer Rabbin dilemiş olsaydı bizi yaratmazdı. |
| لَوْ أَنَّكَ ناَجِحٌ لَكاَفَأْتُكَ. | Eğer başarsaydın seni mükafatlandırırdım. |
Cevap menfi muzâri olursa cevap lâmı gelmez.
| لَوْ كُناَّ نَسْمَعُ ماَ كُناَّ كَذَلِكَ. | Eğer dinliyor olsaydık bu şekilde olmazdık. |
| لَوِ اجْتَهَدْتَ لَمْ تَنْدَمْ. | Çalışsaydın pişman olmazdın. |
Bu tip cümleleri anlamak fazla alıştırma ile zamanla kolaylaşacaktır.
*لَو in başında vâv olursa cevap cümlesi istemez. وَلَوْ …-se de, -sa da, -se bile, -sa bile, -öyle olsa da anlamlarına gelir:
| سَأُساَفِرُ إِلَى إِزْمِيرَ وَلَوْ كاَنَتْ بَعِيدَةً. | Uzak olsa da İzmir’e gideceğim |
لَوْلاَ: olmamış olsa, olmasaydı, -meseydi, -eğer manalarına gelir. Genellikle cevabın başında cevap lâmı bulunur.
| لَوْلاَ مُحَمَّدٌ لَماَ نَجَحَ خاَلِدٌ. | Muhammed olmasaydı Halit başarmazdı. |
| لَوْلاَكَ لَوْلاَكَ لَماَ خَلَقْتُ الْأَفْلاَكَ. | Sen olmasaydın sen olmasaydın alemleri yaratmazdım[2]. |
| ثُمَّ تَوَلَّيْتُم[3] مِنْ بَعْدِ ذَلِكَ فَلَوْلاَ فَضْلُ اللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ لَكُنْتُمْ مِنَ الْخَاسِرِينَ. Ondan sonra sözünüzden dönmüştünüz. Eğer sizin üzerinizde Allah’ın ihsanı ve rahmeti olmasaydı, muhakkak zarara uğrayanlardan olurdunuz (Bakara, 64). | |
لَوْماَ cezmetmeyen şart edatı olarak لَوْلاَ ile aynı manadadır:
| لَوْماَ أَخِي لَضَرَبْتُهُ. | Kardeşim olmasaydı onu döverdim. |
لَماَّ :..dığında, -dığı zaman, -dığı vakit, -ınca,-ince manalarına gelir. Cümleye muzâf olan zarflardan ve şart edatlarındandır. Şart ve cevabı daima mâzî olur.
لَماَّ nın bulunduğu şart cümlesi bazen cümlenin sonunda da gelebilir.
| أَخَذَتْ فاَطِمَةُ الْكِتاَبَ لَماَّ ذَهَبَتْ إِلىَ الْمَكْتَبَةِ. Kütüphaneye gidince Fâtıma kitabı aldı. |
لَماَّ nın mâzî fiilden önce gelirse zarf ve şart edatı, muzâriden önce gelirse muzâriyi cezmeden edat (cahd-ı müstağrak) olduğu unutulmamalıdır:
| لَماَّ يَرْجِعْ واَلِدِي مِنَ السَّفَرِ. | Babam henüz yolculuktan dönmedi. |
Not: (لَماَّ) (إِلاَّ) manasında istisnâ harfi de olur.
| إِنْ كُلُّ نَفْسٍ لَماَّ عَلَيْهاَ حاَفِظٌ. Hiçbir can yoktur ki başında gözetici bulunmasın (Târık, 4) . |
CÜMLEYE MUZÂF OLAN VE ŞART İFADE EDEN BAZI ZARFLAR
إِذاَ : ..dığı zaman, -dığı vakit, -ınca, -dığında, -ken, ise, -se, -sa manalarına gelir.
Cümleye muzâf olan zaman zarfıdır. إِذاَ dan sonraki cümle إِذاَ nın zaman zarfı olmasından dolayı mahallen mecrûr muzâfun ileyh olur. إِذاَ nın şart fiil-i mâzî, cevap fiili çoğunlukla muzâri gelir. Mâzî de olsa muzâri anlamı verilir. إِذاَ cezmetmeme dışında (إِنْ) ‘e benzer.
| إِذاَ جاَءَ الرَّبِيعُ نَذْهَبُ إِلَى الْحَدِيقَةِ | Bahar gelince bahçeye gideriz. |
Not: (إِذاَ) fiil cümlesinden önce gelirse şart edatı olur ancak isim cümlesinden önce gelirse manası değişir ve (إِذاَ فُجاَئِيَّة) dediğimiz sürpriz harfi olur. “Bir de ne göreyim, bir de baktım ki” manası verilir:
| خَرَجْتُ مِنَ الْبَيْتِ فَإِذاَ وَلَدٌ فِي الطَّرِيقِ يَبْكِي. |
| Evden çıktım bir de ne göreyim yolda bir çocuk ağlıyor. |
| فَتَحْتُ الْكِتاَبَ فِي الِامْتِحاَنِ فَإِذاَ الْمُعَلِّمُ واَقِفٌ أَماَمِي. |
| İmtihanda kitabı açtım bir de ne göreyim öğretmen önümde duruyor. |
(إِذاَ) nın cevap cümlesi de iki fiil-i muzâriyi cezmedenlerin cevap cümleleri gibi mâzî, muzâri, emir, istikbal, isim cümlesi … şeklinde gelir:
| إِذاَ صاَدَفْتَ صَدِيقَكَ فَسَلِّمْ[4] عَلَيْهِ. | Arkadaşına rastlarsan ona selam ver. |
(إِذاَ) nın şart manası ifade etmeksizin sadece zaman zarfı olarak kullanıldığı da olur[5]:
| وَاللَّيْلِ إِذاَ يَغْشَى وَالنَّهاَرِ إِذاَ تَجَلَّى. And olsun büründüğü zaman geceye! Açılıp aydınlandığı zaman gündüze! (Leyl, 1,2) |
أَماَّ: ..e gelince, her halükarda, -ise. Cevabının başında mutlaka (فَ) olur.
| فَأَماَّ الَّذِينَ آمَنُوا فَيَعْلَمُونَ أَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّهِمْ. İman edenlere gelince, onun Rab’lerinden bir gerçek olduğunu bilirler. (Bakara, 26) | |
| فَأَماَّ الْيَتِيمَ فَلاَ تَقْهَرْ. | Yetime gelince sakın onu üzme (Duhâ, 9) . |
(أَماَّ) tafsil edatı olarak da görev yapar. Hutbede hatipler salat ve selamdan sonra konuşmaya başlarken konuya bu edatla girerler.
| اَلْحَمْدُ لِلَّهِ وَ الصَّلاَةُ وَ السَّلاَمُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ أَماَّ بَعْدُ.. Allah’a hamdü senâ, Peygamberine salat ve selamdan sonra, konumuza gelince… |
كُلَّماَ: Her ne zaman, her …ında, her ..dığında, -dıkça, dikçe gibi anlamlara gelir. Mâzî fiillerin başında bulunur, cevabı da mâzî gelir[6].
| كُلَّماَ رَأَيْتُ فَقِيراً عَطَفْتُ عَلَيْهِ. Her ne zaman bir fakir görürsem ona acırım. | |
| كُلَّماَ دَخَلَ عَلَيْهاَ ذَكَرِياَّ الْمِحْراَبَ وَجَدَ عِنْدَهاَ رِزْقاً. Zekeriyya mihraba her girdiği zaman onun yanında bir yiyecek bulurdu.(Âl-i İmran 37) | |
عِنْدَماَ ..dığı zaman, -dığında, -dığı sırada, -ınca, -ceği zaman
Zarf olan عِنْدَ ile zâid veya masdar olan ماَ nın birleşmesinden meydana gelmiştir. عِنْدَماَ nın şart fiil-i mâzî veya muzâri gelebildiği gibi, cümlenin sonunda da gelebilir.إِذاَ ve لَماَّ nın yerlerine kullanılır.
| عِنْدَماَ نَجُوعُ[7] نَذْهَبُ إِلَى الْمَطْعَمِ فِي الْمَحَطَّةِ. Acıktığımız zaman istasyondaki lokantaya gideriz. |
Bunların dışında şu edatlar da fiillerin önüne geldiği zaman şart ifade ettikleri halde cezmetmezler:
حِينَماَ: dığında, -dığı vakit, dığı zaman, -ınca gibi manalara gelir.
Zaman zarfı حِينَ ile ماَnın birleşmesinden meydana gelmiştir.
| حِينَماَ عَلِمَ الْأَبُ بِنَجاَحِ وَلَدِهِ هَنَّأَهُ مَسْرُوراً. Babası oğlunun başarısını öğrenince sevinçle onu tebrik etti. |
بَيْناَ … إِذْ: -ken, bir de, -ken birden, derken ansızın, -ip dururken,
Zarf olan بَيْنَ ile zâid elifin birleşmesinden meydana gelmiştir. Kendisinden sonra şart olan cümle isim cümlesi olur ve başında müfâcee harfi (إِذْ) bulunur.
| بَيْناَ نَحْنُ جاَلِسُونَ فِي الْبَيْتِ إِذْ دَخَلَ عَلَيْناَ كَلْبٌ. Biz evde otururken ansızın yanımıza bir köpek girdi. |
