Yıl: 2012

  • Diyanet’in En Büyük Sorunu Adaletsizlik

     

    Bu anket ve beklentileri incelediğimizde diyanetin en büyük sorunu olarak bütün katılımcıların ortak olarak dile getirdikleri Diyanetin atama ve nakil işlemlerindeki adaletsizlikler. 

    Diyanet Personeli Diyor Ki

    “Başkanlık’tan beklentilerin neler olduğu” açık uçlu soruua 7.460 beklenti yazılmıştır.

    En fazla Beklenti

     “Atama ve nakillerle  görevlendirmelerin objektif kriterlere bağlanması”,

     Sayfa 23

     

    Vatandaş Diyor Ki:

     

     “Başkanlık’tan beklentilerin neler olduğu” sorusuna 11.043 beklenti yazılmıştır. Vatandaşların beklentileri ve önerilerinin de genel olarak personel beklentileri ile aynı doğrultuda olduğu anlaşılmıştır.

    Ankette en çok dile getirilen husus :

    • Atamalarda ve personel alımı için yapılan sınavlarda şeffaf ve tarafsız olunduğu ve adaletin sağlandığı acık bir şekilde ortaya konulmalı.

      Sayfa 26

    Hem diyanet personelinin hemde vatandaşın ortak görüşünün diyanetin hazırladığı bir raporda yer alıyor alması diyanet adına bir umut doğuruyor. Ama bu tespitlerin tespit olarak kalmaması ve bu tespitlerin gereğinin yapılması gerekir. Diyanet personeli ve halkın tabi olan isteği adalet. Diyanet’ten, dini kisveye sahip bir kurumdan böyle bir şekilde bahsedilmesi bile hoş değil ama gerçekler ortada. Diyanet atama ve nakil sınavları objektif değil. Özellikle de nakil sınavları en çok şikayet edilen mevzu. 2010 yılından beri Mbsts yapılmasına rağmen sadece bir baraj olarak kullanılması diyanet kurumunun içine yerleşmiş köhne bir yapının devam ettiğini gösteriyor. Umulur ki doğru yolu bulurlar. Burda da bu işi gerçekleştirebilecek yetki sahibi Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez. Umarız bu yapıları temizler ve kurumda adaleti, şeffaflığı, objektifliği tesis eder.

    Diyanet İşleri Başkanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı tarafından hazırlanan Stratejik Plan 2012-2016 yayımlandı.

    2011 yılında tüm birim amirlerinin katıldığı bir toplantıyla başlayan stratejik planı yenileme çalışmaları sonucu oluşturulan yeni stratejik plan, Strateji Geliştirme Başkanlığı tarafından açıklandı. Plan, Diyanet İşleri Başkanlığının 2012 ila 2016 yılları arasındaki hedeflerini kapsıyor.

    Stratejik plana ulaşmak için Tıklayınız
    http://www.diyanet.gov.tr/turkish/strateji/dokumanlar/diyanet_stratejik_plan.pdf

     

     

  • Ogretmen Ataması Acıklandı

    CNN TÜRK’te Şirin Payzın’ın sunduğu 360 Derece programına konuk olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, İntibak Yasası ile birlikte emeklilerin ne kadar zam alacaklarını açıkladı. Çelik, 12 bin öğretmenin sözleşmeli olarak göreve başlatacaklarını söyledi. Çelik, 9 milyon olan Yeşil Kartlı sayısının ise yaklaşık 3 milyon civarına düşürüleceğini kaydetti.

    Çelik detayların ilerleyen günlerde Milli Eğitim Bakanı’nın açıklayacağını da ekledi.

  • مسجد كــــأنــــنــــي أكــــلــــت Sanki Yedim Camii

    هو مسجد صغير في منطقة “فاتح” في اسطنبول واسم المسجد باللغة التركية هوDevamını Oku »

  • Son Lejoner Arapca Film

    Artık zayıflamış olan imparator luğun son varisi Romulus Augustus henüz oniki yaşındadır. Barbar general Odoacer Roma’ya varmış ve imparator Orestes’i tehdit etmektedi r. Çocuğunun akibetind en endişe eden Orestes onu akıl hocasına emanet eder. Barbarların şehri fethetmes i sonrası Romulus’un ailesi öldürülür ve o da Capri adasına gönderilir. Capri kalesi imparator Tiberius tarafından inşa edilmiştir ve Romulus’un akıl hocası Ambrosinu s Sezar’ın efsanevi kılıcının burada olacağını düşünmektedir. imparator Tiberius tarafından inşa edilmiştir ve Romulus’un akıl hocası Ambrosinu s Sezar’ın efsanevi kılıcının burada olacağını düşünmektedir. Tutsak Romulus’u kurtarmak için bu arada Aurelius’da adaya gelmiştir. Romulus’u adadan kurtarırlar ancak ona kol kanat gereceği düşünülen Doğu Roma İmparatorluğu’da yan çizince tek yol İngiltere deki son Roma lejyonunu bulmaya ve yeniden savaşarak eski günlere dönme hayaline kalır.

  • Diyanet Uyariyor

     


    Başkanlık son zamanlarda Diyanet adı altında yayın yapan tüm site ve sayfaları uyardı.     “Diyanet İşleri Başkanlığının resmi hesapları dışında sosyal medya ortamlarında kullanılan diğer tüm site ve sayfaların ise Diyanet İşleri Başkanlığı ile hiçbir bağlantısı bulunmuyor”dedi.

     
     

    Diyanet İşleri Başkanlığı, hizmet ve faaliyetlerini daha geniş toplum kesimlerine ulaştırabilmek amacıyla sosyal medyayı etkin olarak kullanmaya başladı.

    Bu sayede facebook, twitter ve youtube hesapları artık günlük haber akışı ve program bilgilendirmelerinde aktif olarak kullanılıyor.

    Diyanet İşleri Başkanlığının resmi hesapları dışında sosyal medya ortamlarında kullanılan diğer tüm site ve sayfaların ise Diyanet İşleri Başkanlığı ile hiçbir bağlantısı bulunmuyor.

  • Cennetin Kralligi Arapca Film

     

    Film temel olarak 12. yüzyıldaki haçlı seferleri sonrası Kudüs’ün durumunu ele almaktadır. Üç din için de kutsal sayılan topraklarda filmdeki zaman çerçevesinde hıristiyanlar egemen vaziyetdedir. Bu arada Fransa’da demircilik yapmakta olan Balian’ı bir şövalye olan babası Godfrey ziyaret eder ve Kudüs’de ki barışı koruması için onu kendisiyle birlikte gelmeye davet eder.
    Başta çekinceli olan Balian daha sonra babası ile yola çıkar ancak karışık olan politik yapılar ve kargaşa nedeni ile oluşan çatışmada babası yaralanır ve Kudüse varmadan ölür. Balian bu arada Kudüs’ün kralı IV. Baldwin ile tanışır. Kral barışı korumanın ellerinde olduğunu ve ondan yardım etmesini ister. Ancak kralın kızkardeşi ile evli olan Guy de Lusignan’da şehirde sözü geçen bir şövalyedir ve savaş yanlısıdır.
    Balian babasının topraklarını işleyerek bir hayata hazırlanırken Guy de Lusignan ve arkadaşlarının müslümanlara yaptığı bir saldırı ortalığı karıştırır. Müslüman lider Selahaddin Eyyubi ordularını toplar ve Kudüs’e yürür. IV. Baldwin Selahaddin Kudüs’e gelince onunla konuşur ve barışın devamı için isyana katılanları cezalandırma sözü verir. Bu söze güvenen Selahaddin geri çekilir.
    Lepra hastalığından muzdarip olan ve maske ile gezen IV. Baldwin ölümünün yaklaştığını anlayınca tahta Guy de Lusignan’ın geçmemesi amacı ile kızkardeşinin ondan ayrılmasını ve Balian’la evlenerek onun kral olmasını teklif eder. Balian bunu reddeder. Bir süre sonra da kral ölür.
    Yeni kral Guy de Lusignan savaş ilan etmekte gecikmez. Balian ile de geçimsizdir ve ona bir suikast düzenler ve başarısız olur. Selahaddin Eyyubi’ye saldırıya gider ancak taktik hatalar nedeni ile ağır bir yenilgi alır. Kudüs’ün savunması artık Balian’a kalır.
    Uzun süren kuşatma, taktik savaşları sonrası Balian ve Eyyubi anlaşmaya varırlar ve kent müslümanlara teslim edilirken Balian ve hıristiyanlar ülkelerine doğru yola çıkarlar.
    Yine demirciliğe dönmek üzere olan Balian filmin sonunda yeni bir haçlı seferinin Kudüs’ü geri almak için yola çıktığına şahit olur….

     

  • Cesur Yürek Vatansever Arapca Film

     

    M.S 1280 yılında, “Uzunbacaklı” Edward İskoçya’nın büyük bir bölümünü işgal eder ve işgal sırasında William Wallace’ın babasıyla ağabeyini öldürür. Amcası tarafından yurtdışında büyütülen Wallace, yıllar sonra Uzunbacaklı’nın zalim yönetiminin sürdüğü İskoçya’ya döner. Çiftçilik yaparak sakin bir yaşam kurmak isteyen Wallace beladan uzak durmaya çalışır. Çocukluk aşkı Murron’a tekrar aşık olan Wallaca ona Murron’ın çocukken verdiği ve yıllarca sakladığı “gül”ni gösterir. Daha sonra kralın koyduğu primae noctis emri yüzünden gizlice evlenirler. Fakat bir gün, kasabadaki İngiliz askerleri Murron’a tecavüz etmeye çalışır. Askerlere saldıran Wallace, Murron’ı kurtarır ve bir ata bindirerek kaçmasını sağlar. Ancak Murron yolda yakalanır. Kasabanın şerifi, bütün kasaba halkının önünde Murron’ın boğazını keser. Gözü dönen Wallace, kasabadaki diğer İskoçların da yardımıyla İngiliz garnizonunu yener ve o da şerifin boğazını keser.
    Bölgedeki İngiliz lordunun karşılık vereceğini bilen Wallace ve adamları, İngiliz askerlerinin üniformalarını giyerek bir İngiliz kalesine girer ve kaleyi tamamen yakarlar. Wallace’ın kahramanlıklarından cesaret alan İskoç halkı da İngilizlere karşı ayaklanır.
    Wallace’ın efsanesi dilden dile yayılır ve dağılmış olan İskoç klanları gönüllü olarak ona katılmak isterler. Wallace ordusunun başına geçer ve Stirling’te İngiliz ordusunu yener. Bu büyük başarısı için, İskoç soyluları onu İskoçya’nın koruyucusu ilan ederler. Daha sonra York’u işgal eden Wallace burada Uzunbacaklı’yı bekler. Sıradaki büyük savaş için soylulardan yardım ister ve İskoç tahtının varisi Bruce’dan yardım için söz alır. Ancak Falkirk Savaşı’nda İskoç soyluları ona ihanet eder. Uzunbacaklı’ya yenilen Wallace saklanmak zorunda kalır.
    İngilizlerle gerilla taktiğiyle savaşmaya devam eden Wallace, Falkirk’te ona ihanet eden iki İskoç soylusunu öldürür. Bu arada, daha önce İngiliz elçisi olarak Wallace’la görüşen ve ona aşık olan Prens Edward’ın (Uzunbacaklı’nın oğlu ve vârisi) eşi Prenses Isabelle, ona yardım eder. Sonra bir geceyi birlikte geçirirler ve Wallace’tan hamile kalır.
    Wallace’a ihanet ettiği için vicdan azabı duyan Bruce, onu Edinburg’a çağırtır. Bu şekilde İngilizlere karşı başarılı olamayacağını düşünen Wallace, soyluların yardımını alabileceği umuduyla bu daveti kabul eder. Ancak Edinburg’a geldiğinde, Bruce’un babası ve diğer soylular tarafından kurulan tuzağa düşerek yakalanır. Babasına karşı büyük bir öfke duyan Bruce, onun babalığını reddeder.
    Wallace Londra’da krala ihanet etmek suçundan mahkemeye çıkar. Bunu reddeden Wallace, Uzunbacaklı’ya hiçbir zaman bağlılık yemini etmediğini söyler. Bunun üzerine mahkeme, onun “acıyla arındırılmasına” karar verir. Londra meydanında halkın önünde işkenceye maruz kalan Wallace, son gücüyle “Özgürlük!” diye haykırır. Kafası kesilmeden önce, kalabalığa döner ve Murron’ı ona gülümserken görür.

     

     

  • Medrese Arapcasi Klasik Arapça Nedir ?

     

     İkincisi; ulûm-i ‘âliye denilen yüksek ilimlerdir ki, bunlar âlet ilimlerinin öğrenilmesine yardımcı olan Kur’ân, Hadis ve Fıkıh ilimleridir[21]. 

    Dolayısıyla Arap grameri de, öğrencileri ulûm-i ‘âliye denilen yüksek ilimlere hazırlayan âlet ilimleri arasında sayılmaktadır. Medreselerde Arapça derslerine önce Sarf denilen morfoloji ilmiyle başlanıyordu. Sarf ilminden şu kitaplar okutulmaktaydı:

    Hangi Derslerden Oluşur?

    Sarf

    1. el-Emsile: Yazarı bilinmeyen bu kitapta, Arapça sülasî mücerred fiil örneği üzerinde durulur ve onun yirmi dört sîga çekimi yapılır.

    2. Binâu’l-Ef‘âl: Yine yazarı bilinmeyen bu kitapta da, Arapça fiillerin bütün şekilleri ele alınır. Sarfın babları otuz beş olarak gösterilir. Kitabın sonunda; sahîh, ecvef, mudâaf, misâl, mehmûz, nâkıs ve lefîf kavramları birer misalle îzâh edilir.

    3. el-Maksûd: Müellifinin kim olduğu ihtilaflıdır. İmam Birgivî Maksûd’u İmam-ı Azam (ö.150/767)’a izafe eder[22]. Binâ’daki gibi önce sahih fiiller tekrarlanır. Sonra sahih olmayan fiillerden bahsedilir ve burada i‘lâl kâideleri ile illetli harfler izah edilir. Ardından ism-i fâil, ism-i mefûl, mimli masdar vb. açıklanır.

    4. el-‘İzzî: İzzeddîn ez-Zencânî (ö.655/1257)’nin yazdığı bir sarf kitabıdır ve müellifin isminden dolayı ‘İzzî diye tanınır. Tasrîfu Zencânî, Tasrîfu ‘İzzî veya el-Muhtasar adlarıyla da anılır.‘İzzî’de, fiillerin harf sayılarına ve türlerine göre tasnifi yapılır. Emsile-i muhtelife sırası takip edilerek, fiiller tasnife tabi tutulup, bir veya birkaç örnek verilir. İ‘lâl kâidelerinin açıklaması yapılarak, illetli fiillerin istisnaî hâlleri zikredilir. Kitabın sonlarında ise, ism-i zaman ve ism-i mekân konu edilir.

    5. Merâhu’l-Ervâh: Hayatı hakkında bilgi bulunmayan Ahmed b. Alî b. Mes‘ûd’undur. Müellif bu eserinde fiillerin yapısını tahlil eder ve fiilleri yedi kısma ayırır. İ‘lâl kâideleri üzerinde ısrarla durur.

    Nahiv ilminde okutulan kitaplar şunlardı:

    Nahiv

    1. Avâmil: İmam Birgivî’in eseridir. Âmil, Arapça gramerde kelimelerin sonuna tesir eden edat gibi kelimeler, ismin hâlleri denen “cerr” harfleri; “için”, “gibi”, “-den beri”, “eğer”, “niçin” gibi kelimelerin kullanışları, temenni, ümit, mutlaklık, istisna, nedensellik vb. gibi durumları bildiren harflerin kullanışları üzerinde durur. 25 sayfalık bu küçük eser, genelde Arapça cümlelerde çok önemli olan kelime sonlarındaki değişmeler (i‘râb) üzerinde durur.

    2. İzhâr: Çalışma konumuz olan İshâk Nûrî Efendi’nin de şerh yazdığı bu kitap, Nahiv ilminde ikinci kitap olarak medreselerde okutulmaktaydı.

    3. Kâfiye: Sarf ve nahiv ilimlerinde üstat olan İbn Hâcib’in nahiv alanında ileri düzeyde okutulan eseridir. Sadece örneklerle öğretmeyi amaçlamayıp, konuların felsefesine de giren bir kitap idi.

    4. Molla Câmi: Kâfiye şerhidir. Asıl adı el-Fevâidü’z-Ziyâiyye fî Şerhi’l-Kâfiye olduğu hâlde, Molla Câmî (1414-1492) tarafından hazırlandığı için Molla Câmî adıyla bilinmektedir.

     Prof. Dr. Musa  Yıldız

     İSHÂK NÛRÎ RİZEVÎ VE ZÜBDETÜ’L-İZHÂR ADLI ESERİ

  • Arapca, Ingilizce Kadar Gerekli

     

    Musa Yıldız, son dönemde tartışılan Arapça eğitimiyle ilgili şunları söyledi:

     

    “Son zamanlarda ülkemizde Arapça öğretimiyle ilgili tartışmalara, alanın bir uzmanı olarak katkı sağlamaktır. Başta şunu da ifade etmek gerekir ki, bu yazımız bir savunma ya da eleştiri amacı gütmekten çok, materyallerin ortaya konulmasıyla gerçeğin tespit edilmesi ve objektif bir bakış açısının ortaya konulmasını hedeflemektedir.

     

    Yapılan bilimsel çalışmalarla günümüzde yeryüzünde konuşulan2796 dil olduğu tespit edilmiştir. Çeşitli lehçeler de eklendiğinde bu rakam beş bine ulaşmaktadır. Bu diller dil ailesi bakımından Ural-Altay, Hamî-Samî ve Hint-Avrupa dilleri olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Arapça bu dil ailelerinden Hamî-Samî dil ailesine mensup dillerden birisidir. Bu ailede Arapçanın yanı sıra Fenikece, Asurca, Aramca ve İbranice dilleri de bulunmaktadır.

     

    VAHYİN DİLİ

     

    Arapça, Samî dillerinden olan Nabatçanın devamı ve gelişmiş şeklidir. Nabatlılar, milâttan önce, Arap Yarımadasının ortalarından Suriye’nin güneyine kadar yayılarak bu geniş topraklara egemen olmuşlardı. Sebe, Suleym, Himyer, Teyma, Semûd, Âd ve Lihyânîlerle ırk olarak akrabadırlar. Bütün bu topluluklar, bugünkü Arapların atalarıdır. Bunların, Aramcaya benzeyen ve farklı lehçeleri olan ortak bir dil konuştukları sanılmaktadır. İşte Arapça, zaman içinde bu lehçelerden, özellikle Kureyş dili olarak biçimlenmiş ve ilâhî irade ile vahyin dili olarak seçilmiştir.

     

    Yedinci yüzyıla kadar Arap Yarımadasında sınırlı kalmış olan Arapça, bu dönemde İslam dininin gelişi ve sonrasında gerçekleşen fetihlerle kuzeyde Irak, Suriye, batıda Mısır ve Kuzey Afrika ve İspanya’ya doğuda ise Afganistan ve Türkistan’a kadar yayılarak bir kültür ve medeniyet dili haline gelmiştir. Bu coğrafyada Müslüman kavimlerin dillerinde çok büyük izler bırakmıştır. Sekizinci yüzyıldan on altıncı yüzyılın sonlarına kadar dünyada bugünkü İngilizce gibi hâkim dil olmuştur. Batılı ilim adamları kendilerini yetiştirmek amacıyla o dönemde ilmî eserlerin dili olan Arapçayı öğrenmişler ve yoğun bir şekilde kendi dillerine bu eserleri çevirme gayreti içinde olmuşlardır.

     

    BİR ÇOK DİLİ ETKİLEDİ

     

    Arapça, Yunancadan İngilizceye, İspanyolcadan Farsçaya pek çok dünya dilini etkilediği gibi, anadilimiz olan Türkçe üzerindeki etkisi de çok büyük olmuştur. Rönesans’ın ünlü düşünürü Francis Bacon (1561-1626) Arapça öğrenmeyle ilgili olarak şunları söylemiştir: “Yunan medeniyetini öğrenmek istiyorsak İslâm medeniyetini tanımak, Aristo’yu anlayabilmek için de İbn Sînâ ve İbn Rüşd’ü tetkik etmek ve binaenaleyh Arapçayı öğrenmek mecburiyetindeyiz.”

     

    Şeyhülislam Musa Kazım Efendi (1858-1919), “Medeniyet Vasıtası ve Arap Dili” başlıklı makalesinde, “Arap dili tahsil etmek bizlere birkaç açıdan gereklidir.” diyerek şu dört maddeyi sıralamıştır:

    “Birincisi: Bir kavmin maddî ve manevî açıdan hayatının ve kurtuluşunun sebebi din ve ahlak olup, bizim din ve ahlak lisanımız ise Arap dilidir.

    İkincisi: Lisanımıza tercüme edilmiş olan bugünkü ilimlerin pek çok kavramları Arapça lafızlardan meydana gelmektedir.

     

    Üçüncüsü: Lisanımız Türk, Arap, Acem dillerinden meydana gelmiş tatlı bir beyan olup, bu zarafet lisanı unvanının en büyük unsurunu teşkil eden şey ise, Arapça kelimelerdir. Bunun içindir ki isimlerini tam bir hürmetle yad ettiğimiz alimlerimiz ve edebiyatçılarımız büyüklük adını he o Arap diline vâkıf olmaları sayesinde almışlardır.

     

    Dördüncüsü: Müslüman halklar çeşitli kavimlerden meydana gelmekte olup, bunların birbirlerine tam bir sadakat ve bağımlılıkları ise ancak din noktasından olduğundan, şüphe yoktur ki, mümkün mertebe o din lisanının eğitimi ve geliştirilmesi, Müslümanların birbirlerine olan sevgi ve kardeşliklerini takviye edecektir.”

     

    Türkçede Arapça kökenli çok sayıda kelime yer almaktadır Ancak iki dilin gramer yapılarındaki büyük farklılıklar dolayısıyla, pek çok Arapça kökenli kelime Türkçede anlam kaymasına ve değişimine uğramıştır. Arapçada yardım etmek anlamına gelen müsaadenin Türkçede izin anlamına gelmesi vb. gibi.

     

    KADİM BİR DİL

     

    Arapların çok eskiden beri, devlet ve millet olarak tarih sahnesinde varlık gösterdiklerini haber veren Tevrat gibi dört bin yıllık geçmişi olan bir belgeden yola çıkılacak olursa, Arapçanın ne kadar eski bir dil olduğunu tahmin etmek mümkündür. Yine özellikle günümüzde Arapça konuşanların, Tevrat’ın dili olan İbraniceyi konuşanlardan, neredeyse yüz elli kat daha fazla olduklarına bakıldığında, bu dilin ne kadar yaygınlaştığı ve ne kadar canlı kaldığı da rahatça anlaşılacaktır.

     

    Arapça, yaygın şekilde kullanılması bakımından Çince, İngilizce, Hintçe ve İspanyolcadan sonra 5. dünya dilidir. Öte yandan 1974 yılında, Birleşmiş Milletler Teşkilatı tarafından, İngilizce, Fransızca, İspanyolca, Rusya ve Çinceden sonra 6. resmî dil olarak kabul edilmiştir. Hâlen Arapça, Türkiye’nin de gözlemci sıfatıyla yer aldığı Arap Birliği Teşkilatına üye 22 ülkede 350 milyona yakın bir nüfus tarafından konuşulan bir dildir. Ayrıca 24 Arap olmayan Müslüman ülkede 1 milyara yakın bir nüfus tarafından da kullanılmaktadır. Ülkemizde Adana, Antakya, Mardin, Siirt ve Urfa gibi şehirlerde de değişik lehçeleriyle konuşulmaktadır.

     

    ARAPÇA ÖĞRENİLMELİ

     

    Ülkemizle en uzun sınırlara sahip olan komşuları Irak ve Suriye’nin resmî dili Arapçadır. Sadece bu ülkelerle ilişkilerimizi geliştirmek açısından bakılsa, Arapça ülkemizde önem verilmesi gereken dillerin ilk sıralarında gelmelidir. Ama bu önem çeşitli sebeplerle maalesef uzun yıllar verilmemiştir. Arapça yalnızca İmam-Hatip Liselerinde ve İlahiyat Fakültelerinde meslek dersi olarak okutulan bir dil olmuştur. Ayrıca üniversitelerin Arapça bölümlerinde araştırmacı ve öğretmen yetiştirmek amacıyla öğretilmiştir. Bunun yanında tarihî bağlarımızın güçlü olduğu Arap ülkeleriyle son zamanlardaki ticarî ilişkilerin gelişmesi bu alanda yetişmiş insan sıkıntısını açıkça ortaya koymuştur. Gelişen bu ilişkiler ülkemizde Arapçaya olan ilgiyi de artırmıştır. Arapça öğrenmenin bir yararı da; Arap dünyasını takip edebilmek, dünyanın en sıcak bölgesini kendi medyasından okumak ve dinlemektir. Bu da ülkemizde bilgiyi, başkaları tarafından yorumlanmış bir şekilde İngilizceye çevrilmiş olarak değil de, doğrudan kaynağından elde etme imkânı sağlamaktadır.

     

    Sonuç olarak, ülkemizde yabancı dil olarak günümüz dünya dili olan İngilizcenin öğretilmesine ne kadar önem vermek gerekliyse, içinde bulunduğumuz coğrafya ve konjonktür gereği Arapçaya da o kadar önem vermek gereklidir. Bu bakımdan okullarda İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, Rusça ve Çince dillerine Arapçanın eklenmesi önemli bir gelişmedir.”

  • 30 Arapca Restoranda 2

     

    30 [otuz] ‫30 [ثلاثون]
    Restoranda 2 ‫فى المطعم 2
    Bir elma suyu, lütfen. ‫من فضلك واحد عصير تفاح.
    ‫mn fd’lk uaxhd ys’ir tfaxh
    Bir limonata, lütfen. ‫من فضلك واحد عصير ليمون.
    ‫mn fd’lk uaxhd ys’ir limun
    Bir domates suyu, lütfen. ‫من فضلك واحد عصير طماطم.
    ‫mn fd’lk uaxhd ys’ir t’mat’m
    ‫م
    ‫
    Balık sever misin? ‫هل تحب السمك؟
    ‫x’l txhb alsmk
    Sığır eti sever misin? ‫هل تحب لحم البقر؟
    ‫x’l txhb lxhm albqr
    ‫
    Etsiz bir şey istiyorum. ‫من فضلك شيئ بدون لحم.
    ‫mn fd’lk shij’ bdun lxhm
    Bir sebze tabağı istiyorum. ‫من فضلك طبق خضروات مشكلة.
    ‫mn fd’lk t’bq xd’ruat mshklah
    Uzun sürmeyecek bir şeyler istiyorum. ‫من فضلك شيء لا يحتاج لوقت طويل.
    ‫mn fd’lk shiy’ la ixhtag luqt t’uil
    Bunu pilavlı mı istersiniz? ‫هل تحبه مع الأرز؟
    ‫x’l txhbx’ my ala’rz
    Bunu makarnalı mı istersiniz? ‫هل تحبه مع المكرونة؟
    ‫x’l txhbx’ my almkrunah
    Bunu patatesli mi istersiniz? ‫هل تحبه مع البطاطس؟
    ‫x’l txhbx’ my albt’at’s
    Bunun lezzetini beğenmedim. ‫لا يعجبني طعمه.
    ‫la iygbni t’ymx’
    Yemek soğuk. ‫الطعام بارد.
    ‫alt’yam bard
    Bunu sipariş etmedim. ‫ما طلبت هذا.
    ‫ma t’lbt x’dha
Ücretsiz Arapça öğrenme araçlarıDerslerin yanında: seviyeni bul, kelime ezberle, okuyarak pekiştir.