Kuranda Dua Ayetleri Arapça Türkçe

Kuranda Peygaber Duaları Arapça Türkçe

1.135 kez okundu

g) Zekeriya (a.s.)’nın Duası
Hz. Musa ile Hz. Hârûn’un babası olan İmrân’ın hanımı
hamile kalınca, “Rabbim! Karnımdakini sırf sana hizmet
etmek üzere adadım. Benden kabul et, şüphesiz sen hakkıyla

işitensin, hakkıyla bilesin” (Al-i İmrân 3/35) diye dua eder, çocuğu
doğunca “Meryem” adını verir. Meryem’in teyzesinin kocası
ve İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden olan
Zekeriyya (a.s.), Allah’ın emri ile Beyt-i Makdis’te çocu374

ğun bakımını üstlenir. Zekeriyya, çocuğun bulunduğu bölmeye
her girişinde yanında bir yiyecek bulur. “Meryem, bu
sana nereden geldi?” diye sorar. Daha sonra babasız olarak
Hz. İsa’yı dünyaya getirecek olan Meryem de “Bu, Allah
katından” diye cevap verir. (bk. Âl-i İmrân, 3/35–37; Enbiya, 21/89)
Zekeriyya, burada Allah’a şöyle dua eder:
رَبِّ هَبْ لِي مِنْ لَدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً إِنَّكَ سَمِيعُ الدُّعَاءِ
Okunuşu: “Rabbi heblî milledünke zürriyyeten tayyibeten
inneke semî’uddü’âi.”
Anlamı: “Ey Rabbim! Bana katından temiz bir soy ihsan
eyle, şüphesiz sen duayı işitensin!” (Âl-i İmrân, 3/38)
رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْدًا وَأَنْتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ
Okunuşu: “Rabbi lâ tezarnî ferden ve ente hayrulvârisîn.”
Anlamı: “Rabbim! Beni yalnız başıma bırakma (bana
bir çocuk ver), Sen varislerin en hayırlısısın.” (Enbiyâ, 21/89)
Yüce Allah, Zekeriya (a.s.)’nın duasını kabul eder ve
kendisine yaşlı olmasına rağmen Yahya’yı ihsan eder. (bk.
Âl-i İmrân, 3/39–41; Enbiyâ, 21/90)

ğ) Süleyman (a.s.)’ın Duası
Kuş ve karınca dilini bilen, hükümdar peygamberlerden
biri olan, insanlardan, cinlerden ve kuşlardan ordusu
bulunan, Davud peygamberin oğlu Süleyman (a.s.), ordusu
ile karınca vadisine gelir, bir karıncanın, “Ey karıncalar!

Yuvalarınıza girin, Süleyman ve orduları farkında olmadan
sizi ezmesin” dediğini duyar, karıncanın sözüne güler (Neml,
27/15–19) ve Allah’a şöyle dua eder:
رَبِّ أَوْزِعْنِي أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتِي أَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلَى وَالِدَيَّ وَأَنْ
أَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضَاهُ وَأَدْخِلْنِي بِرَحْمَتِكَ فِي عِبَادِكَ الصَّالِحِينَ
Okunuşu: “Rabbi evzi’nî en eşküra ni’metekelletî
en’amte ‘aleyye ve ‘alâ vâlideyye ve en a’mele sâlihan
terdâhü ve edhılnî bi-rahmetike fî ‘ıbâdikes-sâlihîn.”
Anlamı: “Ey Rabbim! Bana ve anama-babama verdiğin
nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın iyi iş yapmamı gönlüme
ilham eyle ve rahmetinle, beni iyi kulların arasına dâhil et.” (Neml,
27/19)
Süleyman (a.s.), şiddetli bir hastalığa yakalanır, cansız
ceset denecek hâle gelir, sonra tekrar sağlığına kavuşur ve
Allah’a şöyle dua eder:
رَبِّ اغْفِرْ لِي وَهَبْ لِي مُلْكًا لَا يَنْبَغِي لِأَحَدٍ مِنْ بَعْدِي إِنَّكَ أَنْتَ

الْوَهَّابُ
Okunuşu: “Rabbiğfirlî ve heblî mülkellâ yembeğî li
ehadimmin ba’dî inneke entel-vehhâb.”
Anlamı: “Ey Rabbim! Beni bağışla ve bana benden sonra
kimseye lâyık olmayacak bir mülk / hükümranlık bahşet. Şüphesiz,
Sen çok bahşedicisin.” (Sâd, 38/35)
Yüce Allah, duasını kabul eder. Rüzgârı emrine verir,
cinleri ona boyun eğdirir. (bk. Sâd, 36–38)

Süleyman (a.s.)’ın duasında yüce Allah’tan;
– Nimete şükredebilmeyi nasip etmesini,
– Salih ameller işleyebilmesini,
– Salih kulları arasına dâhil etmesini,
– Bağışlamasını,
– Mülk / saltanat vermesini istemiştir.
Süleyman (a.s.)’ın Allah’tan hem dünya, hem ahiret,
hem maddî hem manevî isteklerde bulunduğunu ve duasında
Allah’ın güzel isimlerini zikrettiğini öğreniyoruz.
h) Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.s.)’in Duası
Miladî 571 yılında Mekke’de dünyaya gelen, 610 yılında
peygamberlik ile görevlendirilen, 13 yılı Mekke’de 10
yılı Medine’de olmak üzere 23 yıl peygamberlik yapan Hz.
Muhammed (s.a.s.), diğer peygamberlerden farklı olarak
bir topluma değil bütün toplumlara, bütün insanlara ve
cinlere peygamber olarak gönderilmiş, kendisi ile peygamberlik
sona ermiştir. O, her konuda mü’minlere örnektir,

âlemlere rahmettir. İlk muhatapları olan müşrik Mekke
halkını İslâm’a davet etmiş, ancak dirençle karşılaşmış,
insanların Müslüman olması için her türlü gayreti sarf
etmiş, halkı Müslüman olmuyorlar diye çok üzülmüştür.
(İsrâ, 17/6; Şu’arâ, 26/3) Yüce Allah, peygamberini teselli etmiş,
görevinin sadece tebliğ etmek olduğunu müteaddit defalar
kendisine bildirmiş, iman etmekten yüz çevirirlerse şöyle
dua etmesini buyurmuştur:

حَسْبِيَ الٰهّلُ لَا إِلٰهَ إِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ
Okunuşu: “Hasbiyellâhü lâ ilâhe illâ hû. ‘Aleyhi tevekkeltü
ve hüve rabbül-arşil’azîm.”
Anlamı: “Bana Allah yeter. O’ndan başka ilâh yoktur. Ben
O’na güvendim ve O, büyük Arş’ın Rabbidir.” (Tevbe, 9/129)
رَبِّ احْكُمْ بِالْحَقِّ وَرَبُّنَا الرَّحْمٰنُ الْمُسْتَعَانُ عَلَى مَا تَصِفُونَ
Okunuşu: “Rabbihküm bilhakkı ve Rabbüner-
Rahmânül-müste’ânü alâ mâ tesıfûn.”
Anlamı: “Ey Rabbim! Aramızda gerçekle hükmet ve
Rabbimiz O Rahmân’dır ki, isnat ettiğiniz (yalan) vasıflarınıza
karşı yardımına sığınılacak olan ancak O’dur.” (Enbiyâ,
21/112).
رَبِّ إِمَّا تُرِيَنِّي مَا يُوعَدُونَ رَبِّ فَ تَجْعَلْنِي فِي الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ
Okunuşu: “Rabbi immâ türiyennî mâ yû’adûn. Rabbi

felâ tec’alnî fil-kavmiz-zâlimîn.”
Anlamı: “Rabbim! Eğer onlara vaad edilen azabı bana
mutlaka göstereceksen,
Rabbim! Bu durumda beni, o zalimler topluluğunda bulundurma.”
(Mü’minûn, 23/93–94)
رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَنْ يَحْضُرُونِ
Okunuşu: “Rabbi e’ûzü bike min hemezâtiş-şeyâtîn.
Ve e’ûzü bike rabbi eyyahdurûn.”
Anlamı: “Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana

sığınırım! Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım.”
(Mü’minûn, 23/97–98)
رَّبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ وَأَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ
Okunuşu: “Rabbiğfir verham ve ente hayrürrâhımîn.”
Anlamı: “Rabbim! Bağışla, merhamet et, Sen merhamet
edenlerin en hayırlısısın.” (Mü’minûn, 23/118)
Beş vakit namaz ve kendisine mahsus olan teheccüt
namazı emrinin akabinde (İsrâ, 17/78–79) şöyle dua etmesini
istemiştir.
رَبِّ أَدْخِلْنِي مُدْخَلَ صِدْقٍ وَأَخْرِجْنِي مُخْرَجَ صِدْقٍ وَاجْعَلْ لِي مِنْ لَدُنْكَ
سُلْطَانًا نَصِيرًا
Okunuşu: “Rabbi edhılnî müdhale sıdkıvve ahricnî
muhrace sıdkıvec’allî milledünke sültânen nasîra.”
Anlamı: “Rabbim! Gireceğim yere doğrulukla girmemi
sağla, çıkacağım yerden de doğrulukla çıkmamı nasip et ve

benim için kendi katından yardım edici bir kuvvet ver.” (İsrâ,
17/80)
Vahyedilen henüz tamamlanmadan Kur’ân’ı acele okumaması
konusunda uyardıktan sonra yüce Allah, şöyle dua
etmesini emretmiştir:
رَّبِّ زِدْنِي عِلْمًا
“Rabbi zidnî ‘ılmâ
“Rabbim, ilmimi artır!” (Tâ-hâ, 20/114)

Yüce Allah’ın peygamberimize emrettiği dualarda,
dünyevî ve uhrevî isteklerini özellikle yardım ve ilim isteme,
şeytan ve zalimlerden uzak kalma arzusunun öne çıktığını
ve dualarda Allah’ın güzel isimleri ve nitelikleri ile
övüldüğünü görmekteyiz.
Peygamber duaları, Allah’tan ne isteyeceğimiz ve nasıl
dua edeceğimiz konusunda bizim için birer örnektir.
Peygamberlerin yaptığı duaların dışında Kur’ân’da
Havârilerin, Ashab-ı A’râf ’ın, Hz. Musa’ya iman edenlerin,
Ashab-ı Kehf ’in, Tâlut’un ve sâlih mü’minlerin yaptığı
dua örnekleri de vardır.

İlgili Makaleler

Ücretsiz Arapça öğrenme araçlarıDerslerin yanında: seviyeni bul, kelime ezberle, okuyarak pekiştir.