Kuranda Dua Ayetleri Arapça Türkçe

Kuranda Peygaber Duaları Arapça Türkçe

1.135 kez okundu

– Salihler arasında olma,
– Salih / Müslüman evlat,
– İbadetlerinin kabul edilmesi,
– Dualarının kabul edilmesi,
– Neslinin Müslüman olması,

– İman ve İslâm’da sebat,
– Tövbesinin kabul edilmesi,
– Affedilmesi.
İbrahim peygamber, kendisi için dua ettiği gibi, annebabası,
nesli ve bütün mü’minler için de dua etmiş, kendisi
gibi onların mü’min olmalarını, imanda sebat etmelerini
ve ahirette bağışlanmalarını istemiştir. Bu dualar Kur’ân’da
zikredilmek suretiyle biz mü’minlere yol gösterilmiş, nasıl
dua edeceğimiz, duada neler isteyeceğimiz öğretilmiştir.
d) Yusuf (a.s.)’ın Duası
Yusuf (a.s.), kardeşleri tarafından kıskançlık sebebiyle
bir kuyuya atılmış, burada yolcular tarafından bulunmuş,
Mısır’a götürülüp satılmıştır. Çok güzel ve sevimli olan
Hz. Yusuf ’u Mısır Hazine bakanı almıştır. Bakanın evinde
yaşarken bakanın eşi Zeliha, Hz. Yusuf ’a ahlâksız teklifte
bulunur. Yusuf Peygamber kabul etmeyince de kendisine
iftira eder. (bk. Yûsuf, 12/4-57) Bunun üzerine hapse girmesi söz
konusu olunca şöyle dua eder:
رَبِّ السِّجْنُ أَحَبُّ إِلَيَّ مِمَّا يَدْعُونَنِي إِلَيْهِ وَإِلَّا تَصْرِفْ عَنِّي كَيْدَهُنَّ
أَصْبُ إِلَيْهِنَّ وَأَكُنْ مِنَ الْجَاهِلِينَ
Okunuşu: “Rabbis-sicnü ehabbü ileyye mimmâ
yed’ûnenî ileyhi ve illâ tasrif ‘annî keydehünne asbü ileyhinne
ve ekümminel-câhilîn.”
Anlamı: “Ey Rabbim! Zindan bana bunların davet ettikleri

şeyden daha sevimlidir. Eğer Sen, bu kadınların tuzaklarını
benden uzaklaştırmazsan, ben onların sevdasına
düşer, cahillerden olurum.” (Yûsuf, 12/33)
Hapisten kurtulup Mısır’a Hazine bakanı olunca şu
duayı yapmıştır:
رَبِّ قَدْ آٰتَيْتَنِي مِنَ الْمُلْكِ وَعَلَّمْتَنِي مِنْ تَأْوِيلِ الْأَحَادِيثِ فَاطِرَ
السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ أَنْتَ وَلِيِّي فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ تَوَفَّنِي مُسْلِمًا
وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ
Okunuşu: “Rabbi kad âteytenî minel-mülki ve
‘allemtenî min te’vîlil-ehâdîsi fâtıras-semâvâti vel-ardı
ente veliyyî fiddünyâ vel-âhıreti teveffenî müslimevve
elhıknî bissâlihîn.”
Anlamı: “Ey Rabbim! Sen bana dünya mülkünden nasip
verdin ve bana rüyaların tabirinden bir ilim öğrettin. Ey
gökleri ve yeri yoktan var eden Rabbim! Benim velim sensin,
benim canımı müslüman olarak al ve beni sâlih kulların arasına
kat!” (Yûsuf, 12/101)
Yusuf peygamberin duasında şu hususların öne çıktığını
görüyoruz:
Allah’ın haram kıldığı bir fiili işlememek için hapse

girmeyi göze alan Hz. Yusuf, haram fiilden ancak Allah’ın
yardımı ile kurtulmanın mümkün olduğunu dile getiriyor
ve bu konuda Allah’tan yardım istiyor. Allah da onu bu
kötülükten koruyor. (Yûsuf, 12/24)

Mısır’da hazine bakanı olduktan sonra, Allah’ın kendisine
verdiği mülkü ve ilmi itiraf ediyor, kendisinin velisi ve
yardımcısı olduğunu dile getiriyor ve Allah’tan Müslüman
olarak ölmeyi ve sâlihlerin arasına dâhil etmesini istiyor.

e) Şuayb (a.s.)’in Duası
رَبَّنَا افْتَحْ بَيْنَنَا وَبَ قَوْمِنَا بِالْحَقِّ وَأَنْتَ خَيْرُ الْفَاتِحِينَ
Okunuşu: “Rabbeneftah beynenâ ve beyne kavminâ
bil-hakkı ve ente hayrul-fâtihîn.”
Anlamı: “Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında adaletle
hükmet! Sen hükmedenlerin en hayırlısısın.” (A’râf, 7/89)
وَمَا تَوْفِيقِي إِلَّا بِالِّٰهل عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْهِ أُنِيبُ
Okunuşu: Vemâ tevfîkî illâ billâhi ‘aleyhi tevek-keltü
ve ileyhi ünîb.”
Anlamı: “Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir. Ben
yalnızca O’na dayandım ve ancak O’na döneceğim.” (Hûd,
11/88)
Şuayb (a.s.)’ın peygamber gönderildiği toplum (Medyen
halkı) fesada uğramış, sosyal düzeni bozulmuş, insan
hakları ihlal edilir olmuştu; özellikle tartı ve ölçüde, alım
ve satımda hile ve sahtekârlık doruk noktaya çıkmıştı.
Allah’a ortaklar koşuyorlardı, çoğu mütekebbir insanlardı;

özellikle ileri gelenleri, toplumun azgınları Peygamberin
davetine icabet etmediler, peygamberi yalanladılar, yalanlamakla
kalmadılar, peygamberi ve iman edenleri, kendi
putperest dinlerine dönmedikleri takdirde taşlayacaklarını

ve ülkelerinden çıkaracaklarını söylediler. İşte böyle bir
ortamda kavminin hidayete yanaşmadığını anlayan Şuayp
(a.s.); kavminin teklifini kabul etmedi, Allah’a güvendiğini
ve O’na yöneldiğini, başarısının ancak Allah’ın yardımı ile
mümkün olduğunu bildirdi, yüce Allah’a yalvardı, kavminin
azgınlarını cezalandırması için dua etti, Allah da peygamberinin
duasını kabul etti ve Medyen halkını korkunç
bir gürültü ve deprem ile helâk etti. (A’râf, 7/85–93; Hûd, 11/84–95)

f) Musa (a.s.)’nın Duası
Musa (a.s.), azim sahibi, ulu peygamberlerden biridir.
Firavunların idaresindeki İsraillilerin doğan erkek
çocuklarının öldürüldüğü bir zamanda Mısır’da doğmuş,
Allah’ın lütfu ile Firavun’un sarayında annesi ile birlikte
büyümüştür. İsrail oğullarına peygamber olarak gönderilmiş,
kendisine Tevrat verilmiştir. Asa ve yed-i beyza mucizeleri
vardır. Allah’ın kendisi ile konuştuğu bir peygamberdir.
Henüz peygamberlikle görevlendirilmeden önce
Mısır’da bir İsrailli’yi savunmak için bir kıptîye bir tokat

vurmuş, kıptî de bu tokat ile ölüvermiştir. (bk.Kasas, 28/3-42)
Bunun üzerine şu duayı yapmıştır:
رَبِّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي فَاغْفِرْ لِي فَغَفَرَ لَهُ إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ
Okunuşu: “Rabbi innî zalemtü nefsî feğfirlî fe-ğafera
lehû innehû hüvel-ğafûrurrahîm.”

Anlamı: “Ey Rabbim! Ben nefsime zulmettim, beni bağışla!
dedi. (Allah) onu bağışladı. Çünkü O, çok bağışlayan,
çok merhamet edendir.” (Kasas, 28/16)
Musa (a.s.), bu duasında istemeyerek ölümüne sebep
olduğu bir kimseden dolayı kendisine zulmettiğini itiraf
etmekte ve bu kusurun bağışlanmasını Allah’tan istemektedir.
Yüce Allah da onu bağışladığını, kendisinin çok bağışlayan
ve çok merhamet eden olduğunu bildirmektedir.
Bir kıptînin ölümüne sebep olduğundan, cezalandırılmaktan
korktuğu için Mısır’dan gizlice kaçmış ve Allah’a
şöyle dua etmiştir:
رَبِّ نَجِّنِي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ
Okunuşu: “Rabbi neccinî minel-kavmiz-zâlimîn.”
Anlamı: “Ey Rabbim! Beni zalimler güruhundan kurtar.”
(Kasas, 28/21)
Allah da duasını kabul etmiş ve onu korumuştur.
Musa (a.s.), Tur dağından döndüğünde kavminin
Samirî’nin yaptığı buzağıya taptıklarını gördü. Kendisi
ile birlikte peygamber olan kardeşi Harun’a kızdı. Harun

(a.s.), kavminin söz dinlemediğini, nerede ise kendisini
öldüreceklerini söyledi, bunun üzerine Musa (a.s.) şöyle
dua etti:
رَبِّ اغْفِرْ لِي وَلِأَخِي وَأَدْخِلْنَا فِي رَحْمَتِكَ وَأَنْتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ
Okunuşu: “Rabbiğfirlî ve li-ahî ve edhılnâ fî rahmetike
ve ente erhamür-râhımîn.”

Anlamı: “Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla! Bizi
rahmetinin içine al. Sen merhametlilerin en merhametlisisin.”
(A’râf, 7/151)
İsrailoğullarına peygamber olarak görevlendirildiği süreçte
kavminin Samirî’nin buzağıya tapmalarından sonra
yüce Allah kendisi ile Tur dağında buluşma vaad etti. Kavminden
yetmiş kişi ile Tur’a gitti. Allah ile konuştu, seçtiği
kimseler buna muttali oldukları hâlde, Allah’ı açıkça
görmeden inanmayız dediler. Yüce Allah da onları şiddetli
bir sarsıntı ile sarstı, bayıldılar. Bunun üzerine Musa (a.s.),
Allah’a şöyle dua etti:
رَبِّ لَوْ شِئْتَ أَهْلَكْتَهُمْ مِنْ قَبْلُ وَإِيَّايَ أَتُهْلِكُنَا بِمَافَعَلَ السُّفَهَاءُ
مِنَّا إِنْ هِيَ إِلاَّ فِتْنَتُكَ تُضِلُّ بِهَا مَنْ تَشَاءُ وَتَهْدِي مَنْ تَشَاءُ أَنْتَ وَلِيُّنَا
فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَأَنْتَ خَيْرُ الْغَافِرِينَ وَاكْتُبْ لَنَا فِي هَذِهِ الدُّنْيَا
حَسَنَةً وَفِي الْاٰخِرَةِ إِنَّا هُدْنَاإِلَيْكَ

Okunuşu: “Rabbi! Lev şi’te ehlektehüm min kablü
ve iyyâye e tühlikünâ bimâ fe’ales-süfehâü minnâ in hiye
illâ fitnetüke tüdıllü bihâ men teşâü ve tehdî men teşâü.
Ente veliyyünâ feğfirlenâ verhamnâ ve ente hayrül-ğâfirîne
vektüb lenâ fî hâzihid-dünyâ hasene-tevve fil-âhıreti innâ
hüdnâ ileyke.”
Anlamı: “Rabbim! Dileseydin daha önce beni ve onları yok
ederdin, aramızdaki beyinsizlerin yaptıkları yüzünden bizi yok
mu edeceksin? Bu, Senin imtihanından başka bir şey değildir,
bununla dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletirsin; bizim
dostumuz Sensin; bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bağışlayanların
en iyisisin. Bize bu dünyada da iyilik, güzellik ve
nimet yaz, ahirette de. Biz sana yöneldik.” (A’râf, 7/156-157)

Yüce Allah, Musa (a.s.)’a kendisini ilâh yerine koyan
Firavun’a gidip onu imana davet etmesini emretti. Musa
(a.s.), bu görev üzerine şöyle dua etti:
قَالَ رَبِّ شْرَحْ لِي صَدْرِي وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِنْ لِسَانِي
يَفْقَهُوا قَوْلِي وَاجْعَلْ لِي وَزِيرًا مِنْ أَهْلِي هَارُونَ أَخِي اُشْدُدْ بِهِ أَزْرِي
وَأَشْرِكْهُ فِي أَمْرِي كَيْ نُسَبِّحَكَ كَثِيرًا وَنَذْكُرَكَ كَثِيرًا إِنَّكَ كُنْتَ بِنَا
بَصِيرًا
Okunuşu: “Kâle Rabbiş-rahlî sadrî ve yessirlî emrî
vahlül ‘ukdetem millisânî yefkahû kavlî vec’al lî vezîran
min ehlî Hârûne ahî üşdüd bihî ezrî ve eşrikhü fî emrî key
nüsebbihake kesîran ve nezkürake kesîran inneke künte
binâ basîra.”
Anlamı: “Mûsâ, dedi ki: Ey Rabbim! Göğsüme genişlik
ver, işimi kolaylaştır, dilimden düğümü çözüver de sözümü iyi
anlasınlar. Bana âilemden bir vezir ver; Kardeşim Harun’u,
onunla arkamı kuvvetlendir, onu da (elçilik) görevime ortak
yap ki Seni çok tesbih edelim ve Seni çok analım. Şüphesiz Sen,
bizi görensin.” (Tâ-hâ, 20/25-35)
Musa (a.s.), Allah’ın emir ve yasaklarını tebliğ etmekle
görevlendirildiği insanları iman ve ibadete davet etti, onları
haram ve kötü davranışlardan sakındırdı. Sözüne kulak
vermeyenlere; ‘benim size söylediklerimi yakında anlayacak ve
hatırlayacaksınız’, dedi (bk. Mü’min, 40/37-47) ve şöyle dua etti:
وَأُفَوِّضُ أَمْرِي إِلَى الِّٰهل إِنَّ الٰهّلَ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ
Okunuşu: “Ve üfevvidu emrî ilallâhi innellâhe
basîrumbil-‘ıbâdi”

Anlamı: “Ben işimi Allah’a havale ediyorum. Şüphesiz
Allah, kullarını görür, gözetir.” (Mü’min, 40/44)
Musa (a.s.)’ın dualarında şu unsurlar dikkatimizi çekiyor:
Musa (a.s.);
– İstemeyerek bir hata işleyince, hemen tövbe edip
Allah’tan affını istemiştir.
– İnsanların kendisine zarar vermemesi için Allah’a sığınmış
ve kendisini korumasını talep etmiştir.
– Kavminden birtakım azgınların davranışları sebebiyle
helâk edilmemesi için dua etmiştir.
– Dünya ve ahirette Allah’ın kendisine ve mü’minlere
iyilik, güzel ve nimet (hasene) vermesini istemiştir.
– İslâm’ı tebliğ görevini yerine getirebilmesi için başarı,
kolaylık ve konuşma yeteneği istemiştir.
– İşlerini ve başarısını Allah’a havale etmiştir.
– Dua ederken Allah’ın güzel isimlerini zikretmiştir.

İlgili Makaleler

Ücretsiz Arapça öğrenme araçlarıDerslerin yanında: seviyeni bul, kelime ezberle, okuyarak pekiştir.