<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Merfular arşivleri - Fasih Arapça</title>
	<atom:link href="https://fasiharapca.com/category/klasik-arapca-dersleri/merfular/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://fasiharapca.com/category/klasik-arapca-dersleri/merfular</link>
	<description>arapça sarf nahiv dil bilgisi yasin suresi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 28 Jun 2015 15:43:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://fasiharapca.com/wp-content/uploads/2025/04/cropped-favicon-fasih-1-32x32.png</url>
	<title>Merfular arşivleri - Fasih Arapça</title>
	<link>https://fasiharapca.com/category/klasik-arapca-dersleri/merfular</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mübteda Arapça Gramer Dersleri</title>
		<link>https://fasiharapca.com/mubteda-arapca-gramer-dersleri/15812</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Jun 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Merfular]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fasiharapca.com/?p=15812</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; İsim Cümlesi, Mübtedâ ve Haber Hakkında derlenen bilgiler &#160; İSİM CÜMLESİ İsim cümlesi, bir isim ile başlar. “Mübtedâ” ve “Haber” adı verilen iki unsurdan meydana gelir. Her ikisinin de son harfi, mânevi âmil ile merfûdur (REF halinde) ve bu nedenle de mamuldur. İsim cümlesindeki manevi âmilde, delil ile isnat vardır. Şöyle de söylenebilir: 1) &#8230;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/mubteda-arapca-gramer-dersleri/15812">Mübteda Arapça Gramer Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #660033; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">&nbsp;</span></li>
<li><span style="color: #660033; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>İsim Cümlesi, Mübtedâ ve Haber Hakkında derlenen bilgiler</strong> </span></li>
<li></li>
<li><span style="color: #660033; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">&nbsp;</span></li>
<li><span style="color: #660033; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>İSİM CÜMLESİ</strong> </span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">İsim cümlesi, bir isim ile başlar. “<strong>Mübtedâ</strong>” ve “<strong>Haber</strong>” adı verilen iki unsurdan meydana gelir. Her ikisinin de son harfi, <strong><span style="color: #990000;">mânevi âmil ile</span></strong> merfûdur (REF halinde) ve bu nedenle de mamuldur. İsim cümlesindeki <strong>manevi âmilde</strong>, <strong><span style="color: #990000;">delil</span></strong> ile <strong><span style="color: #990000;"> isnat</span></strong> vardır. Şöyle de söylenebilir:</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">1) <span style="color: #660000;"><strong>Delil </strong>(Burhan),</span> Kur&#8217;an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerdeki apaçık haberlerdir. Bu haberler dinleyene doğru yolu gösterir, bilinmeyeni kesfettirir ve bilineni ispat eder. Aklın görevi ise, bu haberlerdeki hikmetleri (emirleri ve hükümleri ve lütufları ve takdirleri ve niçin sorusunun cevaplarını) izah etmektir. (NOT : Din adına akıl ile hüküm getirmek delil değil, felsefe olur.)</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">2) <strong><span style="color: #660000;">İsnad</span></strong>, bir haberi Ayet-i Kerimeye veya Hadis-i Şerife ; nisbet etmek, dayandırmak, bir şeyi yaptı demektir. Bir şeyin, bir şeye isnadı için kurulan isim cümlesinde bir manevi âmil saklıdır. Şâyet yapmadığı veya söylemediği bir şeyi, yaptı veya söyledi demek iftirâdır. Tersine de gizlemek denir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">3) İsim cümlesindeki manevi âmil; ESMÂ’dan (İlâhi isimlerden) bir kaçına ait saklı bir mânalardır. Şöyle de söylenebilir : Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;deki isim cümlesinde &#8220;<strong><span style="color: #ff0066;">Ellah Teala&#8217;nın Esmâ&#8217;sını mübteda&#8217;da seyret</span></strong>&#8221; ikazı saklıdır.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Örnek-1: Yasin suresi, 38. ayet-i kerime bir isim cümlesidir ve olaydaki &#8220;Zâlike&#8221; işaret ismi ise mübtedadır, yani mübtedâ&#8217;nın şâhidlik yaptığı olaydaki Esmâ&#8217;yı dile getirmesidir.&nbsp;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Örnek-2: Fil Suresi bir kıssayı anlatır. Ellah Teala bu olaydaki; ebrehe&#8217;nin, bir fil&#8217;in, bir ordunun, ebabil kuşlarının ve taşların fiilerinden bahseder. Bu olaya şahitlik edenlerin anlattıklarını da göz önüne alarak düşünün ve isimlerim (<span style="color: #cc0033;">Esma-ül Hüsna</span>) hakkında marifet sahibi olun. İlmimi, irademi, kudretimi, &#8230;.vb Esmâ&#8217;nın tecellisini, mübtedalarda seyredin imâsını yapar.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Örnek-3 : İmam-ı Mâturidî&#8217;ye göre Besmele-i Şerife, mübtedası hazf edilmiş (gizlemiş) isim cümlesinin haberidir. <strong>Haber&#8217;de, hüküm</strong> (emir = mânevi âmil) <strong>saklıdır</strong>. Yani, Mânevi âmil olan O&#8217;nun ismi ile mübtedâ olunur, tek başına değil. Çünkü mübtedâ olmak vehbidir, kesbî değildir. &#8220;Bizimle râbıtalı olarak konuştu&#8221; veya &#8220;Râbıtalı olarak hizmet ederek &#8230;. &#8221; dememiz gibi. İrade ile Fâil olunur ama mübtedâ olunamaz.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">4) İsim cümlesinde saklı olan manevi âmil; sadece kalb ile (manevi beş duyu ile) bilinen bir mânadır, söyleyenin tat alması vesile olur fakat lisan ile anlatılamaz. Çünkü kelimeler yetersiz kalır. Bu nedenle, <strong><span style="color: #660000;">isim cümlesi tefsir edilemez,</span> sadece yaşanır.</strong></span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">5) Delilini (ilgili ayet-i kerime, hadisi şerif veya temel bilimlerdeki kanunları) bilmediği bir konuda isim cümlesi kuranın sözünde manevi âmil bulunmaz. Bu nedenle de dinleyene iç sıkıntısı verir, sözünün de bir etkisi olmaz.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">6) Kelâm-ı Kibar da isim cümlesidir ve “<strong><em>Her doğru sözün hesabı vardır, her yalan sözün azabı vardır</em></strong>” ilkesine göre söylenendir.&nbsp; &#8220;Kelâm- Kibar&#8221; lafzı, üç şarta hâiz olan bir isim cümledir. Bu şartlar : (1) Kelâm&#8217;den sonra mütekellimin susmasının sahih olması, (2) Muhatabın bir beklentisinin kalmaması, (3) İsnâd olmasıdır.</span></li>
<li></li>
<li></li>
<li><span style="color: #660033; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>MÜBTEDÂ</strong> </span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(1) Mübtedâ kendisine bir haber isnad edildiği halde lafzî âmillerden soyulmuş olan <strong> isimdir, müsnedün ileyhdir, öznedir ve fâil&#8217;dir.</strong></span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(2) Mübtedâ zahiri REF edici olduğu halde nefi harflerinden sonra gelen <strong>isimdir ve müsnedün ileyh&#8217;dir.</strong> Örnek : &#8220;O kedi değil, aslandır.&#8221; terkibindeki gibi.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(3) Mübtedâ istifham elifinden sonra gelen <strong>isimdir ve müsnedün ileyh&#8217;dir</strong>.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(4) Mübtedâ kendisinde sıfat mânası bulunan <strong>isimdir ve müsned (yüklem, haber)&#8217;dir</strong>.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(5) Mübtedâ cümlenin birinci kısmıdır, şayet cümlenin sonunda ise &#8220;mübteda-i muahhar&#8221; ismini alır,</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(6) Mübtedâ marife isim veya isim yerine geçen fiil olabilir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(7) Mübtedâ haberdeki açık emirleri veya saklı hükümleri &nbsp;yaşamakla yükümlüdür, görevlidir ve sorumludur.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(8) Hâl sahibi, mânada mübtedâdır.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong><span style="color: #990000;">Açıklama :</span></strong> &#8230;&#8230;&#8230;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Müsned, fiil veya isimdir</strong>. İsnad edilmiş, nisbet edilmiş olandır. Haber (yüklem) gibi. <strong>Müsnedün iley, sadece isimdir</strong>. Kendine isnat edilendir. fâil (özne) gibi.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Sıfat olan mübtedâ müsned olur ve bir fâili REF eder ve o fâil haber yerine kâim olur. Yani, sıfat olan mübtedâ&#8217;dan sonra gelen kelime veya cümle haber olmaz.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Örnek 2/7 ( <strong>وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ</strong> &#8230; ) Ayeti Kerimesinde ( <strong> عَذَابٌ عَظِيمٌ</strong> &#8230; ) sıfat tamlamasındaki ( <strong> عَذَابٌ </strong> &#8230; ) mübtedâ-i muahhar, merfu ve mevsuf&#8217;dur. ( <strong> عَظِيمٌ</strong> &#8230; ) ise, sıfattır. ( &#8230; <strong>وَلَهُمْ </strong> &#8230; onlar için vardır) Car-mecrurdan oluşan şibhi cümle, haber-i mukaddem&#8217;dir ve&nbsp; REF mahallindedir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Azab, sıfattır. Azabı yaşayan da mevsuf olduğundan, &#8220;Mübtedâ olan azabın şiddetini ve eserlerini onlarda gözlemleyebilirsiniz,&#8221; veya &#8220;Mübtedâ olan azabın, onları hangi çeşit davranışlara yöneltiğini görebilirsiniz&#8221; gibi anlamları saklar.</span></li>
<li><span style="color: #990000; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">&#8230;..açıklama sonu &#8230;..</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Mübtedâ,</strong> görevini imâ eden (saklı olarak bildiren) bir isim ile isimlenmiş VARLIK&#8217;dır ve sadece belirtilen görevi ifâ edene giydirilen bir cübbe gibidir. Çünkü, Aklın fiiline NEVÂ, Kalbin fiiline AMEL denir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">AMEL&#8217;in özelliğini şu Hadis-i Şerif&#8217;den anlıyoruz : &#8220;&#8230; Ellah, o amelin cübbesini sırtına giydirir. (1) Kulun halinden anlaşılır, (2) O amelin tesiri kendinde görülür.&#8221; NEVÂ&#8217;da ise bu özellik yoktur. Gavs-ı Sânî (k.s) Hazretlerinden : &#8220;Kendinize dünyada iken ahiret için bir elbise hazırlayın. Ahirete çıplak gitmeyin. Kefenleri toprak çürütür.&#8221;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Surelerin başlarındaki Besmele-i Şerife, harfi cer ile başladığı için bir şibhi cümledir. <strong><span style="color: #660033;">Şibhi cümle</span></strong> (a) mübtedası saklı isim cümlesi olabilir, &nbsp; &nbsp;(b) fiili ve fâili saklı, fiil cümlesinin mefulü olabilir. Delilleri:</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Hud suresi, 41</strong> (&#8230;<strong> وَ قَالَ ارْكَبُوا فِيهَا <span style="color: #006600;">بِسْمِ اللهِ</span> مَجْرَيهَا وَ مُرْسَيهَا </strong>) &#8220;Dedi ki: Ellah&#8217;ın ismiyle gemiye binin ve dururken de ve giderken de besmele çekin&#8230;.&#8221; Ayeti Kerimesinde, <strong><span style="color: #006600;"> fiil cümlesinin mefulüdür</span></strong>.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Neml suresi, 30</strong> (<strong> وَ إِنَّهُ <span style="color: #006600;">بِسْمِ اللهِ</span> الرَّحْمَانِ الرَّحِيمِ </strong>&#8230;)&nbsp; (Gerçekten o mektub &#8220;Rahmân ve Rahîm olan Ellah&#8217;ın ismiyle başlarım&#8221; ifadesi ile yazılmış.) Ayeti Kerimesinde, <strong><span style="color: #006600;">isim cümlesinin haberidir.</span></strong></span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Besmele-i Şerife (<strong><span style="color: #cc0000;">1, Fâtihâ/1</span></strong>), mübtedası saklı bir isim cümlesidir. Mübtedanın mânevi âmil ile merfu (REF halinde) olması nedeniyle, okuma hâlinin kendinde saklı olması ve bu hâlinin başkası tarafından fark edilmemesi gerekir. Bu nedenle de namazda besmeleyi gizli okur (Hanefi mezhebinde).</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Namazda besmeleyi sessiz okuyan, nasıl okuduğunu (gafletle mi, mânasını bilerek mi, sevinçle mi, üzüntüyle mi &#8230;vb) <strong><span style="color: #660000;">sadece kendisi</span></strong> çok iyi bilir ama onu seyreden bilemez. İsim cümlesi olarak okumak, hikmet ehlinin Ellah Teala&#8217;ya hitap şeklidir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Hadis-i Şerif-1</strong>: &#8220;Yemin ederim ki namaz kılan Rabbi ile fısıldaşır.&#8221;</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">&nbsp;</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Hadis-i Şerif-2</strong>: &#8220;Ey Ellah&#8217;ım ebedi olarak günahları terk etmek için, bana RAHMET eyle. Lüzumsuz işleri terk etmek için, bana MERHANET eyle. &#8230;&#8221; birlikte tefekkür edilirse, huzura kabul edilen musallinin her rekattaki &#8220;fısıldayış hâli&#8221; aynı olmayabilir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Hayat-üs Sahabe&#8217;de Hz. Rasulullah a.s.v&#8217;ın namazdaki tahiyyat duasını öğrettikten sonra, her bir sahabeyi ayrı ayrı karşısına alarak okuttuğunu ve bu uygulamayı Ayet-i Kerimeler de yapmadığını öğrendiğim zaman, bunun hikmetini araştırmaya başladım. Seneler sonra şu sohbetti dinledim. Özetle ;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">&#8220;Hz. Rasulullah a.s.v. mirâca çıkıp, tahiyyatın birinci cümlesini söyledikten sonra, Ellah Teala, Peygamberimizin Zatına selam söyler. O da &#8220;&#8230; aleynâ &#8230;&#8221; diyerek, çoğul olarak karşılık verir. Ellah Teala, niçin çoğul kullandığını sorar. O da &#8220;Ümmetimin ruhları ile birlikte geldiğini&#8221; söyler. Ruhlarımız, bu kıssa&#8217;yı yaşadı ve aralarındaki tüm konuşmaları da dinledi.&nbsp;</span></li>
<li></li>
<li></li>
<li><span style="color: #660033; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>HABER</strong> </span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Haber</strong>, cümlenin ikinci kısmıdır, mübtedânın durumunu bildirir, nekredir ve mânevi âmil ile REF olunmuştur. Şayet, haber cümlenin başına gelmiş ise &#8220;<strong><span style="color: #990000;">Haber-i mukaddem</span></strong>&#8221; adını alır.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Haber-i mukaddem&#8217;de &#8220;<strong><span style="color: #000099;">Ahirette göreceğinizi</span></strong> (dünyada değil) <strong><span style="color: #000099;">şimdiden size haber veriyorum.</span></strong>&#8221; bilgisi saklıdır.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Ayet-i Kerimeyi dinleyen isim cümlesindeki hükmü idrak edince; birinci aşamada, “evet, yükümlüğüm” der. İkinci aşamada, “görevlerim şunlardır” der. Üçüncü aşamada, “sorumluyum” der ve hükmün hikmetinin kendisine (idrak ettirilerek, vehbî olarak) öğretileceğini bilir. Çünkü: <strong><span style="color: #006600;">Hükümde,</span></strong> Lütfu saklıdır. <strong><span style="color: #006600;">Lütfunda,</span></strong> takdiri saklıdır. <strong><span style="color: #006600;">Takdirinde ise,</span></strong> hikmeti saklıdır. Örnek : 2/17</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(&#8230; مَثَلُهُمْ كَمَثَلِ الَّذِي ) Ayet-i Kerimesindeki (&#8230; مَثَلُهُمْ ) isim tamlaması, nekre hükmündeki mübtedâdır ve merfudur. Muzaf olarak görev yapan (&#8230; مَثَلُْ ) merfu ismi&#8217;nin fâili ise, muzafun ileyh olarak görev yapan (&#8230; هُمْ ) muttasıl zamiridir ve ancak onların davranışlarına bakarak ibret alır ve hüküm verebiliriz. Bu nedenle sadece merfu isim mübtedâ&#8217;dır diyemeyiz. Doğru hükmü verebilmek için gerekli bilgiler de, isim cümlesinin haberinde veya habere bağlı yan cümlelerde bulunur. Bu bilgilere göre verilen hüküm doğrudur ve ancak Ellah Teala&#8217;nın lütfu ile bulunur, yani vehbîdir. Doğru hüküm vermek, kesbî değildir.&nbsp;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Önemli notlar :</strong></span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(a) Bir isim cümlesi olan ( اَحْمَدُ حَضَرَ ) &#8220;Ahmet geldi.&#8221; terkibinde haber olan ( حَضَرَ ), bir fiil cümlesidir ve fâili de, fiilin altındaki ( هُوَ )&#8217;dir. ( اَحْمَدُ ) ismi ise, mübtedâ&#8217;dır ama fâil değildir. bilgileri saklıdır.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(b) Bir isim cümlesi olan ( اَنَا اَزُورُكَ ) &#8220;Seni ziyaret ederim.&#8221; terkibinde haber olan ( اَزُورُكَ ), bir fiil cümlesidir ve fâili de, fiilin altındaki ( اَنَا )&#8217;dir. İsim cümlesinin başındaki ( اَنَا ) zamiri ise, mübtedâ&#8217;dır ama fâil değildir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(c) Haber, mübtedâ gibi mârife olunca aralarında <strong><span style="color: #990000;">i&#8217;râb&#8217;dan mahalli olmayan</span></strong> ayırma zamiri (zamiru&#8217;l fasl) bulunur. ( اَلْعِلْمُ هُوَ الْاَبُ ) &#8220;İlim, babadır.&#8221; terkibindeki ( هُوَ ) gibi.&nbsp; <strong><span style="color: #990000;">İ&#8217;râb&#8217;dan mahalli olmayan</span></strong> &nbsp;zamiru&#8217;l fasl ( هُوَ )&#8217;deki saklı bilgiler ise: Fâil veya mübtedâ olmadığı için, yükümlü değildir. Kendisinden bir şey beklenmeyen ve istenmeyen zamirdir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Şöyle de söylenebilir : Sohbeti yapanın ilminden fayda görülür, sohbetçiden (<span style="color: #ff0000;">i&#8217;râb&#8217;da mahalli olmayandan</span>) fayda görmez ve bir şey de beklenmez, hatta istenmez. Ancak, Onu konuşturandan sessizce istenir. Şayet dinleyen itiraz ederse de sohbetçiye itiraz etmez, sadece onun dile getirdiği ilme itiraz eder anlamları saklıdır.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Masdar edatlarından biri <strong><span style="color: #006600;">isim cümlesinin</span></strong> veya fiil cümlesinin önüne geldiğinde, <strong><span style="color: #660033;"> cümlenin mânasını masdara çevirir.</span></strong> Bu cümleye de &#8220;masdar-ı müevvel&#8221; denir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Masdar edatlarından (<strong> أَنْ</strong>), <strong>fiil cümlesini</strong> masdara çevirir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Masdar edatlarından&nbsp; (<strong> أَنَّ </strong>) de, <strong>isim cümlesini</strong> masdara çevirir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Sarf ilmine göre &#8220;masdar-ı müevvel&#8221; cümlelerin mânalarında bir değişiklik olmaz. Fakat nahiv ilmine göre ise, önemli mâna değişiklikleri olur ancak bu değişiklikler saklı olarak dinleyenlere hitabeder. Aşağıdaki üç cümlenin Türkçe anlamları aynı olmasına rağmen, sakladıkları bilgiler üçünde de çok farklıdır. Yusuf suresi,15&#8217;deki masdar cümlesinin açıklaması aşağıdaki açıklamaya benzer.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">A. (<strong> يَسُرُ ّنِي صَدْقُكَ </strong> Doğru olman beni sevindirir.) Bu cümle, olaydan önce ve muhatabına öğüt vermek için kullanılır.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">B. (<strong> يَسُرُ ّنِي أَنْ تَصْدُقَ </strong> Doğru olman beni sevindirir.) Bu cümle, olaydan sonra ve muhatabına (okuyan ve dinleyen her bir kişiye) &#8220;kendisine yalan söylendiğini imâ ederek&#8221; şevkatle bir daha böyle yapma diye ikaz için kullanılır. (NOT: Fiil cümlesi masdarlaşmış)</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">C. (<strong> يَسُرُ ّنِي أَنَّكَ صَدْقٌ </strong> Doğru olman beni sevindirir.) Burada (<strong> أَنَّ </strong>) &nbsp;nin ismi ve haberi (<strong> أَنَّكَ صَدْقٌ </strong> ) olan isim cümlesi, bir fiil cümlesinin fâili durumundadır (NOT: İsim cümlesi masdarlaşmış). Burada fâil, haberdeki hükümden yükümlüdür, görevlidir ve sorumludur. Bu cümle, olaydan sonra ve muhatabına (okuyan ve dinleyen her bir kişiye) &#8220;doğruluğunun mükafatını kazanırsın, adaletin tecellisi kaçınılmazdır.&#8221; müjdesi için kullanılır bilgileri saklıdır.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong><span style="color: #000099;">Kâide:</span></strong></span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(a) Mübtedâ ve haberden oluşan isim cümlesi, <span style="color: #990000;">doğrudan doğruya bir durumu haber verir</span>.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(b) Başında (<strong> إِنَّ </strong> ) olan isim cümlesi, <span style="color: #990000;">bir sorunun cevabı olur</span> &nbsp;ve onu tek bir unsur haline getirir. Şöyle de söylenebilir: Masdarlaşmış isim cümlesi tek başına: mübteda veya haber veya fâil veya naibu fâil veya mefulün bih, veya m.b.gayri sarih (car &#8211; mecrur) olabilir. Türkçe&#8217;ye &#8220;..en, ..an, ..dığı, ..diği, ..düğü, ..duğu&#8221; şeklinde tercüme edilir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(c) Mübtedânın başında (<strong> إِنَّ </strong>) ve haberin başında (<strong> لَ </strong>) olan isim cümlesi, <span style="color: #990000;">bir inkârcının inkârına cevap olur</span>. Şâyet haber başa geçerse, (<strong> لَ </strong>) mübtedânın başında olur ve yine haberdeki kattiyeti ifâde eder.) &nbsp;</span></li>
<p>&nbsp;</p>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Haberler sakladıkları anlamlar açısından üç gruba ayrılır</strong>. Bunlar; beşeri haber, bilimsel haber ve ilahî haberdir. Sakladıkları anlamları şu şekilde özetlenebilir:</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">1) Beşeri haberde saklı bilgiler: Haber doğru da olabilir, yanlış da. Haberi verene göre; mantıksal süzgeçten geçirildikten sonra araştırılmalı veya hiç dikkate alınmamalı veya doğru kabul edilmelidir. Çünkü; onların konuşmalarına kulak asmamak, insana neşe verir. Önemsiyenlerin ise, neşesi kaçar. Mübtedâ, haberin gereğini kendisi değişik sebeplerle yapamayabilir, ama başkasının yapmasını isteyebilir. Dedikodu şeklindedir. Tiryaki bir kimsenin “sigara sağlığa zararlı, içme” demesi gibi. Bu özelliklerin hiç biri ilâhi haberde bulunmaz.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">2) Bilimsel haberde saklı bilgiler: doğruluğu tartışmasız kabul edilen, kanıtsal bir dayanağı olan ve şahitlik derecesinde bir inanç gerektiren haberdir. Mesela “Vücutta kadmiyum birikimi, sinir sistemine zarar verir ve iskeleti deforme eder.” denmesi gibi. Temel bilimlere ait kanunlara bağlıdır. Bir ayetin bilimsel açıklaması da denilebilir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">3) İlahî haberde (ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerde) saklı bilgiler: “her makamın bir sözü ve her sözün bir makamı vardır” öz değişine göre farklı tarifler söylenebilir. Ancak, bir Ayet-i Kerime&#8217;ye veya Hadis-i Şerife “doğru” diyerek tasdik etmenin içinde “sen-sensin, bende-benim” in mânası saklıdır. Bu ise “tevhîd edebine” aykırıdır. Şöyle söylenebilir ;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">a) “inandım, şüphesiz ki…, şahidim” gibi ifadeler kullanılabilir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">b) “acaba mânasını doğru mu anladım?, eksik mi anladım?, yanlış mı anladım?” soruları sorulabilir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">c) “bu ilâhi haber, kime/kimlere hitap ediyor?” denebilir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">d) “bu ilâhi haberi, nakleden hangi edâ ile söyledi?” denebilir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">e) “bu ilâhi haber; akla mı, kalbe mi … hitap ediyor?” denebilir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">f) “şimdi ne yapacağım, nasıl amel edeceğim, bu ilâhi habere aykırı davranışlarım var mı, bu ilâhi haberin tefsiri nasıl… vb” diye sorulabilir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Misâl : (<strong> مَنْ أَحَبَّ شَيْأً اَكْثَرَ ذِكْرَهُ </strong>) “Kim bir şeyi severse, onu çok anar” Hadis-i şerifini okuyan, duyan ve anlayan için bir çok yükümlülük vardır. Sadece, “Doğru” diye tasdik etmekle de, bu yükümlülüklerini yerine getirmiş olamaz.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">g) İlahî haberde, genellikle bir çok hüküm saklıdır. Her bir hüküm; muhatabına (1) yükümlülük yükler, (2) görevini tanımlamasını ister ve (3) İLÂHİ tarife (bizim tarifimize değil) uyma sorumluluğu yükler. Sorumluluğunu yerine getirene de getirmeyene de karşılığını verir. Bu özellikler, beşeri haberlerde aranmaz.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Misal: Hadis-i Şerif: Hz. Resulullah a.s.v buyurdu ki: &#8220;Ellah&#8217;tan hakkıyla hayâ edin&#8221;&nbsp; Sahabe-i kirâm: &#8220;Ey Ellah&#8217;ın Resûlü, elhamdulillah, biz Ellah&#8217;tan hayâ ediyoruz.&#8221; dediler. Bunun üzerine Hz. Resulullah a.s.v buyurdu ki: &#8220;Söylemek istediğim bu (sizin anladığınız hayâ) değil. <strong><span style="color: #006600;">Ellah&#8217;tan hakkıyla hayâ etmek, kafayı ve içindekileri, mideyi ve taşıdıklarını korumak, ölümü ve toprakta çürümeyi hatırlamaktır.</span></strong> (Müevvel masdar ile yapılan isim cümlesidir) Kim ahireti dilerse dünya hayatının süsünü terk eder. Kim söylenenleri yerine getirirse, Ellah&#8217;tan hakkıyla hayâ etmiş olur.&#8221;&nbsp; (NOT: Günümüzdeki haya tarifden ne kadar da çok farklı) (Hadislerle İlim ve Hikmet, 1.Cild, sayfa 362)</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Bir mü&#8217;min, <strong><span style="color: #990033;">bu hadisi şerifden yükümlüyüm demiş</span></strong> ve nasıl ihya edebilirim derdine düşmüş. Yaşadığı şu kıssa, bizlere ulaştırılmış. &#8220;Vefat edenleri yanına gidip, meleklerin nasıl davrandıklarını gözlemeye başlamış (basireti açılınca). Bir seferinde mevtânın başındaki meleğe &#8220;Başını kokla&#8221; nidâsı gelmiş. Melek koklamış ve &#8220;KUR&#8217;AN KOKUYOR&#8221; diye cevap vermiş. Sonra &#8220;Karnını kokla&#8221; nidâsı gelmiş. Melek mevtânın karnını koklamış ve &#8220;ORUÇ KOKUYOR&#8221; cevabını vermiş. Sonra da &#8220;Ayaklarını kokla&#8221; nidâsı gelmiş. Melek mevtânın ayaklarını koklamış ve &#8220;TEHECCÜD KOKUYOR&#8221; diye cevap vermiş. Bu sefer &#8220;O kendisini korumuş, Ellah Teala&#8217;da onu korumuş&#8221; nidasını duymuş ve hadis-i şerifi nasıl yaşayacağını öğrenmiş. (NOT: Bu misalde anlatılanları tefekkür ederek; isim cümlesi, mübteda, haber hakkında daha detaylı bilgiler edinilebilir ve diğer saklı kaideler bulunabilir.)</span></li>
<li></li>
<li><span class="style1" style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Sugrâ ve Kubrâ cümleler:</strong></span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">( <strong>لَكِنَّا هُوَ اللهُ رَبِّى</strong> ) Ayet-i Kerimesini Ibn-i Hişam El-Ensâri (k.s) örnek olarak verir ve şu açıklamaları yapar : Ayet-i Kerimenin takdiri ;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">( <strong>لَكِنْ اَنَا هُوَ اللهُ رَبِّى</strong> ) şeklide bir &#8220;Kubrâ cümle&#8221;dir ve hakikat ehline hitaptır.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">( <strong>هُوَ اللهُ رَبِّى</strong> ) mübtedası bir isimdir (zamirdir). Haberi ise, hem sugrâ hem de kubrâ olan isim cümlesidir ve tarikat ehline hitaptır (önceki cümleye nazaran, sugrâ cümledir. sonraki cümleye nazaran da kubrâ cümledir).</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">( <strong>اللهُ رَبِّى</strong> ) mübteda ve haberi birer isim olan, sugrâ cümledir ve şeriat ehline hitaptır.</span></li>
</ul>
<p><a href="https://fasiharapca.com/mubteda-arapca-gramer-dersleri/15812">Mübteda Arapça Gramer Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fail Arapça Gramer Dersleri</title>
		<link>https://fasiharapca.com/fail-arapca-gramer-dersleri/15813</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Jun 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Merfular]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fasiharapca.com/?p=15813</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; HADİS-İ KUTSÎ nin haber verdiği AKIL&#8217;ın kâbiliyetleri, görevleri ve FİİL &#8211; FÂİL ilişkisiyle ilgili saklı bilgiler : Akıl ile ilgili Hadis-i Kutsi ile 9/112 arasında bir ilgi olabilir. Düşünme tâlimleri için her bir kâbiliyetin yanına Ayet-i Kerimedeki karşılıkları yazıldı. Hadis-i Kutsî: &#8220;Cenâb-ı Hak bütün âlemlerden evvel, her şeyden önce AKL&#8217;ı halk etti ve ona; &#8230;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/fail-arapca-gramer-dersleri/15813">Fail Arapça Gramer Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">&nbsp;</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>HADİS-İ KUTSÎ</strong> nin haber verdiği <strong><span style="color: #660000;"> AKIL&#8217;ın kâbiliyetleri, görevleri</span></strong> ve FİİL &#8211; FÂİL ilişkisiyle ilgili saklı bilgiler :</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Akıl ile ilgili Hadis-i Kutsi ile 9/112 arasında bir ilgi olabilir. <strong> Düşünme tâlimleri için</strong> her bir kâbiliyetin yanına Ayet-i Kerimedeki karşılıkları yazıldı.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Hadis-i Kutsî:</strong> &#8220;Cenâb-ı Hak bütün âlemlerden evvel, her şeyden önce AKL&#8217;ı halk etti ve ona;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(1) <strong><span style="color: #990066;">OTUR</span></strong> diye emretti, o da hemen oturdu. &#8211; ( <strong>وَالْحَافِظُونَ لِحُدُودِ اللَّهِ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ </strong> ) &#8220;Ellah&#8217;ın hudutlarını muhafaza edenler &#8211; ve sen o mü&#8217;minleri müjdele!&#8221;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Kâide :</strong> ( اَلْ ) Sıfat olan müştâk isimlerin önünde bulunduğu zaman harf-i târif olmaktan çıkar ve <strong><span style="color: #990000;">ism-i mevsûl olur.</span></strong> Müştâk isim de, <strong><span style="color: #cc0000;">şibhi fiil olur.</span></strong></span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">İsm-i mevsûl olarak görev yapan ( اَلْ ) ile birlikte gelen müştâk ismin anlamında, &#8220;<strong><span style="color: #cc0000;">Okuyuşun mânasına mevsûf olanı seyretip, örnek alın veya ibret alın</span></strong>&#8221; bilgisi saklıdır.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">NOT : Müştâk (türetilmiş) isimler ; ism-i fâil, mübalağalı ism-i fâil, ism-i meful, sıfat-i müşebbehe, ism-i tafdîl, ism-i mensûb, ism-i zaman, ism-i mekân ve ism-i âlet olup, masdardan türerler.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(2) Sonra <strong><span style="color: #990066;">KALK</span></strong> diye fermân etti, o da derhal kıyâm etti. &#8211; ( <strong>وَالنَّاهُونَ عَنِ الْمُنْكَرِ </strong>) &#8220;ve kötülükten men edenler&#8221;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(3) <strong><span style="color: #990066;">İKBÂL</span></strong> ile işaret etti, o da derhal ikbal etti. &#8211; ( <strong>الْآمِرُونَ بِالْمَعْرُوفِ </strong>) &#8220;İyiliği emir edenler&#8221;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(4) Sonra <strong><span style="color: #990066;"> İDBÂR</span></strong> ile teklif etti, akıl da o anda idbâr etti. &#8211; ( <strong>السَّاجِدُونَ </strong>) &#8220;Secde edenler&#8221;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(5) <strong><span style="color: #990066;">KONUŞMASINA</span></strong> işaret etti, akıl da o saatte konuştu. &#8211; ( <strong>الرَّاكِعُونَ </strong>) &#8220;Rüku edenler&#8221;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(6) <strong><span style="color: #990066;">DUYMASINI</span></strong> emretti, akıl itâatle duydu. &#8211; ( <strong>السَّائِحُونَ </strong> ) &#8220;Tebliğ için gezenler&#8221;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(7) <strong><span style="color: #990066;"> NAZAR&#8217;LA</span></strong> fermân etti, akıl nazar etti. &#8211; ( <strong>الْحَامِدُونَ </strong> ) &#8220;Hamd edenler&#8221;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(8) <strong><span style="color: #990066;"> İDRÂK</span></strong> ile işaret etti, akıl hemen her şeyi süratle idrâk etti.&nbsp; ( <strong> الْعَابِدُونَ </strong>) &#8220;İbadet edenler&#8221;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(9) <strong><span style="color: #990066;">İNSİRAF</span></strong> ile emretti, akıl o saatde hemen munsarif oldu. &#8211; ( <strong>التَّائِبُونَ </strong>) &#8220;Tövbe edenler&#8221;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(NOT-1: &#8220;<strong>Akl&#8217;ın </strong>onuncu kâbiliyet olan <strong>OKU</strong> emri, hem insanlara hemde cinlere Kur&#8217;an-ı Kerim ile veriyor. Meleklerde &#8220;OKU&#8221; kabiliyeti yoktur. Bu nedenle Kur&#8217;an-ı Kerimi okuyamazlar ama dinlemeyi çok severler. NOT-2 : ( <strong>إِذَا</strong> ) edatı ile başlayan Ayet-i Kerimeler de aklın kabiliyetine göre sorumluluk yükler <a href="http://www.sarfnahiv.com/Amil/Edatiz.htm"> <strong>Bakınız</strong></a> : İzâ edatındaki saklı bilgiler paragrafına)&nbsp;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(Açıklama : <strong><span style="color: #339966;"><span style="color: #000099;">Munsarif oldu</span>&#8216;</span></strong>nun anlamı, <strong>akıl</strong> <span style="color: #cc0000;">insiraf emriyle</span> <strong><span style="color: #000099;"> ismi fâil edildi (oldu)</span></strong> demektir. Çünkü, ( <strong>فَاعِلٌ</strong> ) veznindeki ( <strong>ا</strong> ) <strong><span style="color: #009966;"> Elif</span></strong>, <strong><span style="color: #009966;">munsarif_ isim</span></strong> olduğu için, ism-i fâilin sonu tenvinlenir. (Elif ile isim olur. Elif çıkartılırsa, kalan harflerden ismi fâil olmaz). <strong><span style="color: #ff0000;">Bu nedenle </span></strong><strong><span style="color: #009966;"> munsarif_isim</span></strong> ( <strong>ا</strong> ), &#8220;<strong>İnsiraf ET</strong>&#8221; ilâhi emrini duyan ve munsarif olunca da <strong><span style="color: #006600;">hayrette kalan akıl sahibinin <span style="color: #ff0000;">geçici</span> ismi&#8217;dir</span></strong>. &#8220;Yapanı değil, yaptıranı gör&#8221; atasözü de, <strong>insiraf et</strong> emriyle eş anlamlıdır.)</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Bunun üzerine Ellahü Teala, <strong>hayrette kalan akla</strong> şöyle hitâb etti: İzz-ü Celâl ve azametim hakkı için ben senden mükerrem ve mahbûb-ı muhterem bir kimse halk etmemişdim. <strong>Seni Zâtım için halk ettim</strong>. Ben ancak ;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(1)&nbsp; Seninle <strong><span style="color: #990066;">ma&#8217;rûf</span></strong> olurum.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(2) seninle <strong><span style="color: #990066;">ma&#8217;bûd</span></strong> olurum.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(3) seninle ibâdımı <strong><span style="color: #990066;">tezyîn</span></strong> ederim.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(4) seninle onları <strong><span style="color: #990066;">tahsîn</span></strong> ederim,</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(5) seninle dostlarımı <strong><span style="color: #990066;">ihyâ</span></strong> ederim.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(6) seninle <strong><span style="color: #990066;">muhabbet</span></strong> ederim.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(7) seninle <strong><span style="color: #990066;">inâyet</span></strong> ederim.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(8) seninle <strong><span style="color: #990066;">terbiye</span></strong> ederim.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(9) seninle <strong><span style="color: #990066;">hidâyet</span></strong> ederim.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(10) seninle <strong><span style="color: #990066;">hıtâb-u itâb</span></strong> ederim.&#8221; (NOT: &#8220;<strong>Akl&#8217;ın görevleri</strong> (hizmet çeşitleri) <strong>10 adettir</strong>.&#8221; sonucu çıkıyor.)</span></li>
<li></li>
<li></li>
<li><span style="color: #0000cc; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>FÂİL &#8211; AKIL hakkında derlenen bilgilier :</strong>.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Türkçede bir tane temel cümle vardır. Arapçada iki tane temel cümle vardır. (1) Fiil cümlesinin öznesine, <strong>fâil denir</strong>. (2) İsim cümlesinin öznesine, <strong>mübtedâ denir</strong>. Türkçede bir tane gramer ve bir tane eğitim sistemi vardır. Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de dört tane gramer ve dört tane eğitim sistemi vardır.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Çünkü Hz. Rasulullah (s.a.v) &#8220;Her âyetin ; bir zâhiri, bir bâtıni, bir haddi ve bir matlaı vardır.&#8221; diye buyurdu. Bu nedenle dört eğitim sisteminin (Bakınız : ( <a href="http://sarfnahiv.com/Irab/ILiM.htm" target="_blank"><span style="color: #0000ff;"><strong>عِلْمٍ</strong></span></a> ) dosyasına) her birindeki Fâil tarifi farklıdır. Örnek:</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>A) </strong>&#8220;<strong><span style="color: #660000;">İlim araz&#8217;dır. Ancak, âlim ile bilinir.</span></strong>&#8221; hükmüne göre eğitim ve öğretim veren sistemdeki <strong>Fâil&#8217;in tarifi </strong>:&nbsp;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Fiil cümlesindeki <strong>Fiil,</strong> isim (varlık) tarafından yapılır ve isnad vardır. Bu isimle isimlelene de, FÂİL denir. Çünkü <strong>fâil</strong>, fiilin cüz&#8217;ü mertebesindedir. <strong><span style="color: #660000;">Fâil&#8217;de asıl olan</span></strong>, fiilini AKLI ile takip etmesidir ve sadece ÖĞRETEN olmasıdır. Örnek : Vâiz veren, &#8220;Doğru sözün hesabı var, yalan sözün azâbı var.&#8221; ilkesine göre sözlerinden sorumludur.&nbsp;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">İsim cümlesindeki <strong>Mübtedâ&#8217;da</strong> ; fiil, ismin üzerine vâki olur ve isnad yoktur. <strong><span style="color: #660000;">Mübtedâ&#8217;da asıl olan,</span></strong> fiilini AKLI ile takip edememesidir ve hem ÖĞRENEN hemde ÖĞRETEN olmasıdır. Fâil gibi sorumlu değildir ama, bir fâile bağlı olmaktan sorumludur.. Şöyle de söylenebilir :</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(1) &nbsp;Mübtedâ olarak görev yapan sohbetçi, <strong><span style="color: #990000;"> gâib kimsenin hitabını duyurandır.&nbsp;</span></strong> &nbsp;Meselâ,&nbsp; &#8220;Elhamdulillâhi Rabbilâlemîn.&#8221; diyen kimsenin hâli gibi. &nbsp;</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">&nbsp;</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(2)&nbsp; Sohbetçi&#8217;nin sözleri SILA cümlesi olduğu için, <strong><span style="color: #990000;"> i&#8217;râb&#8217;da mahalli yoktur ve söylediklerinden sorumlu değildir.</span></strong> Bu nedenle de 2/44 deki kınama, sohbetçiyi kapsamaz ama vâiz&#8217;ciyi kapsar.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(3) Konuşan, zâhiren fâildir, bâtınen de mübtedâdır. Bu nedenle kişi kendisine, &#8220;Konuşurken kiminle birlikteyim?&#8221; diye sormalı.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(4)&nbsp; Mübtedâ olabilme çeşitleri altı&#8217;dır. Mübtedâ, mutlaka bir fâile bağlı olur. Hiç bir kimse tek başına mübtedâ olamaz, ama kendi fiilinin fâili olabilir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Mübtedâ olabilme çeşitleri :</strong></span></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">&nbsp;</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(a) Ellah Teala ile mübtedâ (Fenâ-fillah hâli), Çünkü Ellahü Teala akıl&#8217;a ;&nbsp; &#8220;<strong>Seni Zâtım için halk ettim&#8221;</strong>. diye hitap etmiştir. Sözlerine &#8220;Kelâm-ı Kibar denir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(b) Rasulallah (s.a.v.) ile mübtedâ (Fenâ-firrasul hâli,),</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(c) Mürşid (k.s.) ile mübtedâ (Fenâ-fişşeyh hâli),</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(d) Başkasının aklıyla mübtedâ, (Aklım bana yeter değip, Mürşid ile çekişme hâli &#8211; Velâyet makamına muhalefet etmek),&nbsp;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(e) Şeytanıyla mübtedâ, (Doğruyu ben bilirim değip, Hz.Rasulullah a.s.v ile çekişme hâli &#8211; Nübüvvet makamına muhalefet etmek),</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(f) Nefsiyle mübteda. (Kimse bana karışamaz değip, Ellah Teala ile çekişme hâli &#8211; Ayet-i Kerimelere muhalefet etmek &#8211; &#8220;Sen sensin. Ben de benim&#8221; demek gibi.).&nbsp;</span></li>
<li></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Fâil</strong>; mâmuldur, merfudur ve fiilde saklı olan hükümleri idrak ettikten sonra; &nbsp;yaşamakla yükümlüdür, görevlidir ve sorumludur. Bu nedenle aklı gereğince tanımadan, &#8220;<strong>Fâil Kavramı</strong>&#8221; zihnimizde oluşmaz. Çünkü fâil ; insan da olabilir, hayvan da olabilir, bir korku da olabilir, bir tutku (sigara, &#8230;. ) da olabilir, bir madde de olabilir, bir sayı da (14, 15 gibi) olabilir, görünmeyen bir varlık da olabilir, &#8230;.vb..</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Mâmul :</strong> &#8220;Âmil&#8221; ismiyle tanımlanan 60 adet kelimenin (isim, sıfat, fiil ve harfin) doğrudan veya vasıtalı olarak tesir ettiği kelimeye, mamul denir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Âmil :</strong> <strong><span style="color: #660000;">Fâilin sıfatının</span></strong> ; görülür, bilinir, sezilir veya anlaşılır hâle getiren kelimelerin genel ismidir ve fiilin sebebleridir. (NOT : <strong><span style="color: #660000;">Fâilin sıfatı</span></strong> ile kastedilen : (1) Nefsin kalıcı olan ; firavunluk, tâgutluk, nemrutluk ve keyfe düşkünlük <strong><span style="color: #660000;">vasıflarıdır</span></strong>. (2) Nefsin, şeytana âit olan ; emir altına girmeme, Üstünlük kurma, menfaatini kollama ve kendini beğenme vasıfları ile <strong><span style="color: #660000;">vasıflanmasıdır</span></strong>. (3) Nefs-i emmârenin değişken olan ; levvâme, mülhime, mutmainne, râdiye, merdiyye ve kâmile sıfatları ile <strong><span style="color: #660000;">sıfatlanmasıdır</span></strong>.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Ayet-i Kerimeler ve yukarıdaki Hadis-i Kudsî&#8217;yi tefekkür edildiğinde, AKIL kelimesine lugat mânasından çok daha kapsamlı mânalar yüklendiği görülür. Bu nedenle, &#8220;Beşer&#8221; ile ilgili Ayet-i Kerime&#8217;leri tefekkür ederken aklın buradaki yetenekleri ve görevleri dikkate alınırsa, saklı anlamlar daha kolay bulunur.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Örnek-1 : 42/51&#8217;de Ellah Teala&#8217;nın akıl ile konuşması hakkında bilgi verilmektedir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Örnek-2&#8217;de Aklın en alt derecesi hakkında bilgi verilmekte: (<strong>.. سَيَقُولُ السُّفَهَآءُ مِنَ النَّاسِ </strong> &#8220;İnsanlardan sefihler, yakında diyecekler &#8230;&#8221;) 2/142 ve nuzül sebebini tefekkür edildiğinde: Ayet-i Kerîme&#8217;deki emirle ve Hz. Resûlullah a.s&#8217;ın uygulamasıyla yetinmeyip, &#8220;Onları üzerinde oldukları kıbleden hangi sebeb çevirdi?&#8221; diyerek <strong><span style="color: #990066;">ilâhi emrin ve uygulamasının sebebini soranların</span></strong>, ( <strong>السُّفَهَآءُ</strong> &#8220;<strong><span style="color: #990066;">sefihler</span></strong>&#8220;) olarak tarif edildiği görülür.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Örnek-3 : Al-i İmran 191&#8217;de Aklın en üst derecesi hakkında bildi verilmekte: Ayet-i Kerimesinde (<strong>&#8230;لِاُولِى الْاَلْبَابِ اَلَّذِينَ&#8230;</strong>) <strong><span style="color: #990066;">temiz akıl sahipleri</span></strong>nin fiilerini öğretiyor. <strong><span style="color: #cc0000;">Ûlûl-Bâb</span></strong>, bir Hadis-i Şerifi tâlim ederek öğrenene denir ve her devirde Hadis-i Şerif ededince Ûlûl-bâb vardır. Ayrıca, ism-i mevsul&#8217;den sonra gelen <strong>sıla cümlesi</strong> nde ; &#8220;Temiz akıl sahiplerinin sözlerini hem Ellah Teala ve Resulullah a.s tasdik eder, hem de O&#8217;nu dinleyenler tasdik eder&#8221; bilgisi saklıdır. Lugatta tarif edilen akıl&#8217;da bu özellikler yoktur.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong><span style="color: #0000cc;">FÂİL &#8211; MEF&#8217;ÛL ilişkisi</span> </strong> ve bu ilişkilerin üç temel esasını (1. Fiili yapan, 2.Fiili kabul eden, 3. Fiilin kabul şartları) hakkında derlenen bilgilier :</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong><span style="color: #009900;">Fâil &#8211; Meful ilişkisi,</span></strong>&nbsp; Dişçi &#8211; Hasta ilişkisi gibidir. <span style="color: #ff0000;"> <strong>Burada ilişkiyi başlatan mefuldür</strong></span>. Önce hasta olan kişi ; diş ağırısının sürekliliği, çaresizliği, tek başına ağrısına bir çözüm bulamaması &#8230; vb sebebler yüzünden, güvendiği bir Diş doktoruna gitmeye karar verir. Sonra randevu alır ve zamanı gelince dişçi koltuğuna oturur, derdini anlatır. Dişçi&#8217;den ne yapılması gerektiğini, ne kadar süreceğini, hangi saatlerde kaç defa geleceğini, kaç para ödeyeceğini &#8230;. vb hususlar öğrenir ve cevaplar kendine uygun ise, <strong><span style="color: #006600;"> başlayalım</span></strong> kararını verir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>İşte tam bu anda</strong> hasta bir <strong><span style="color: #006600;"> Meful</span></strong> olmuştur. Diş doktoru da bir <strong><span style="color: #006600;"> Fâil</span></strong> olmuştur. Hastalığı ve ön görüşmeleri ise, <strong><span style="color: #006600;"> Fiilin kabul şartları</span></strong> olmuştur, <strong>daha önce değil</strong>. <span style="color: #006600;">Hasta (meful)</span>, diş doktorunun isteklerini aynen yerine getirmeyeye başlar; ne derse aynen yapar, onun işine karışmaz, işini kolaylaştırmaya gayret eder veya kapris yapar veya işi yokuşa sürer, &#8230; vb. <span style="color: #006600;">Diş doktoru (Fâil)</span> de, hizmetini edebine göre icrâ eder, hastası hizmetinden hoşnut olmazsa kendisi adına kötü bir reklâm olacağını bilir, evine ekmek götürmek için hastasının eziyetlerine katlanır, &#8230;. vb. <strong>Tedavinin bittiği anda ise</strong>, hastanın meful görevi ve diş doktorunun da fâil görevi biter ama fâil&#8217;in eseri olan tedavi edilmiş diş, mefulde görevine ölünceye kadar devam eder.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><span style="color: #006600;"><strong>Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;deki Fâil &#8211; Meful ilişkisi de anlatılanlara kısmen benzer</strong>.</span> Aralarındaki farklar ise, Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de; hangi zamirin ne zaman fâil olacağı, hangi zamirin ne zaman meful olacağı, fiilin nasıl bir fiil olacağı, fiilin kabul şartları, meful olma ve fâil olma görevlerinin başladığı an ve bittiği an, ezelde takdir edilmiş ve zamanı gelince de adetâ sahneye konmuş bir tiyatro gibidir. Örnek:</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">27/6&#8217;da ( <strong>وَإِنَّكَ لَتُلَقَّى الْقُرْءَانَ مِنْ لَدُنْ حَكِيمٍ عَلِيمٍ</strong> ) &#8220;Şüphesiz Kur&#8217;an, her şeyi bilen, hikmet sahibi tarafından senin kalbine bırakılıyor.&#8221;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Ayeti Kerimedeki ( &#8230; <strong> لَتُلَقَّى </strong>&#8230;) meçhul fiilinin fâili, <strong>müstetir olan elbirliği ile <span style="color: #ff0000;">BİR</span> fâil</strong>&nbsp; &#8216;dir ve görevi, ( <strong>كَ ~</strong> ) nin kalbine Kur&#8217;an-ı bıraktığı zaman biter. Bu andan sonra &#8220;<strong>Senin kalbin</strong>&#8220;, Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in hükümlerinden sorumlu <strong> bir fâil olur</strong>. anlamı saklıdır.&nbsp;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">&#8220;<strong>Senin fiillerin</strong>&#8221; de, Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;deki sıfatların birer zuhurudur. Bu sıfatlar, sanki senin aslî sıfatların olmuştur ancak emanettir ve soyulup çıkartılabileceği için izâfi sıfat diye tanımlanabilir.</span></li>
<li></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>B)</strong> &#8220;<strong><span style="color: #660000;">Âlim araz&#8217;dır. Ancak, İlim ile bilinir.</span></strong>&#8221; hükmüne göre eğitim ve öğretim sistemindeki <strong>Fâil&#8217;in tarifi :</strong>&nbsp;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Şu cümlelerin hepisi de söylenebilir, Ellah-u âlem:</strong></span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">1) &#8220;Fâilin ( &#8230; <strong>لَتُلَقَّى</strong>&#8230;) dan öneceki filleri de ve sonraki fiilleri de, kendi fiilleridir ve bunlardan sorumludur.&#8221;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">2) &#8220;Fâilin ( &#8230; <strong> لَتُلَقَّى </strong>&#8230;) dan sonraki fiilleri,&nbsp; <strong>müstetir olan elbirliği ile <span style="color: #ff0000;">BİR</span> fâil&#8217;in</strong>&nbsp; eserleridir (tedavi olan dişin fiilleri gibi.)&#8221;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">3) &#8220;Fâil, ( &#8230; <strong>لَتُلَقَّى </strong>&#8230;) dan sonra bir &#8220;<strong>Kur&#8217;an-ı Mubîn</strong>&#8221; dir ve Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;i hem aynen yaşayandır, hem eksiksiz öğretendir, hem de eksiksiz başka kalblere akıtandır. Bu nedenle de o kişi, bir &#8220;Hüve Cümlesi ( <strong>هُوَ هُوَ </strong>) &#8221; olmuştur.&#8221;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">4) &#8220;Fâilin ( &#8230; <strong> لَتُلَقَّى </strong>&#8230;) dan sonraki sözleri, <strong>Sıla Cümlesi </strong>(<span style="color: #660000;">haberiye olan bir isim cümlesi, fiil cümlesi veya şibh-i cümle</span>) olduğu için, söylediği / yaptığı ilâhi bir hükümün açıklamasıdır.&#8221;&nbsp; &#8230;.. vb.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Şu iki Hadis-i Şerif, anlatılanlara birer delil olabilir, meâlen: &#8220;Kalbime ne bırakıldı ise, Ebu Bekir&#8217;in kalbine <strong>akıttım</strong>.&#8221; ve &#8220;Kalbime ne bırakıldı ise, Ali&#8217;nin kalbine <strong>akıttım</strong>.&#8221;</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong><span style="color: #0000cc;">FÂİL &#8211; NÂİBU FÂİL ilişkisi</span> </strong> ve ve bu ilişkilerin üç temel esasını (1. Fiili yapan, 2.Fiili kabul eden, 3. Fiilin kabul şartları) hakkında derlenen bilgilier :</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong><span style="color: #000099;">Fâil &#8211; Nâibu Fâil ilişkisi</span></strong>, bebeğe kaşıkla yemeği öğretme ilişkisine benzer. <span style="color: #ff0000;"> <strong>Burada ilişkiyi başlatan fâildir.</strong></span> Annesi, babası, nenesi, ablası .. hangisi müsait ise bir kaç ay boyunca; sabırla, sevgiyle, oyunla, kaş çatarak, &#8230; kaşık tutmasını, kaşığa yemek almasını, dökmeden ağzına götürmesini, etrafı kirletmemesini, &#8230; vb aşamaları elbirliği ile öğretilir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong><span style="color: #990066;">Bebek</span></strong>, büyüklerin yardımıyla kaşıkla yemeğini yediği için bir<strong> nâibu fâildir</strong> gibidir. Bebek geçen süre içinde; kaşıkla yemeği bir oyun çeşidi olarak görür, yemeğin neye yaradığını bilmez, kaşığı sallar / atar / rastgele bırakır / hem döker hem de güler, yemeğe muhtaç olduğunu bilmez, niçin kaşık kullandığını bilmez, yaptığı işin edebini bilmez, başka bir şey dikkatini çektiği an yemeği unutup o şeye yönelir, yemek bitince de, &#8220;yemeğimi kendim yedim, büyüdüm&#8221; edâsındadır, &#8230; ve benzeri davranışları hemen herkes gözlemlemiştir. Bütün bunlara rağmen görevliler; aferin yavruma yemeğini kendisi yedi, &#8230; diyerek överler, ödüllendirirler, severler.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><span style="color: #660000;"><strong>Öğrendikten sonra o bebeğin, nâibu fâilliği son bulur</strong> </span> ve yemeğini kendi başına yeme işinde <strong>bir fâil olur.</strong> Şayet nâibu fâil iken yaptıklarından birini fâil iken tekrar yaparsa; azarı işitir, cezalandırılır, ayıplanır, &#8230; vb.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Kur&#8217;an-ı Kerimdeki fâil tarifi, <span style="color: #000099;"><strong>iş temellidir</strong></span>. Bu nedenle de <strong><span style="color: #990066;">Görevliler </span></strong>(büyükleri), <strong>elbirliği ile <span style="color: #ff0000;">BİR</span> fâil</strong> anlamındadır. Halbuki konuşulan Arapçadaki fâil tarifi ise, <span style="color: #000099;"><strong>kişi temellidir</strong></span>. Çünkü, &#8220;Fâil (özne), bir işi yapana denir&#8221; şeklinde tarif edilmektedir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Görevliler de; bebeğin kendi başına kaşıkla yemeği öğrenemiyeceğini bilir, başlangıçta hem bebeğin elini hem de kaşığı tutarak onunla birlikte ağzına götürmek gerektiğini tecrübeyle bilir, bebeğin dikkatini çeken şeyleri saklar, devamlı bebekle konuşarak kaşıktaki yemeği dökmeden ağzına götürme işini tekrar tekrar uygular, yemekten sonra &#8220;.. <strong>yemeği yedirildi</strong>&#8221; diyerek (meçhul fiil kullanarak) diğer görevlilere bilgi verir. Görevliler arasında, kendilerine bu görevi verenin Ellah Teala olduğunu bilenler genellikle çok çok azdır.&nbsp;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong><span style="color: #000099;">Örnek :</span></strong> 2/185 ( &#8230; <strong>شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِي أُنْزِلَ فِيهِ الْقُرْءَانُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ </strong>)&nbsp;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">&#8220;Ramazan ayı ki; Kur&#8217;an bu ayda insanlara hidayet için indirildi &#8211; gerçekleri açıklamak için &#8211; hidayete ulaştırmak için &#8211; hak ile batılı ayırandır.&#8221;&nbsp;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Ayet-i Kerimesinde; mazi meçhul&#8217;ün müfred müzekker sığasında gelen ( &#8230; <strong>أُنْزِلَ </strong>&#8230;)&nbsp; &nbsp;lafzı fiildir ve ( &#8230; <strong>الْقُرْءَانُ </strong> &#8230;) lafzı ise, bu fiilin <strong><span style="color: #990066;">nâibu fâil&#8217;i</span></strong> dir. <strong>Şefaat yetkisi olan</strong> bir isimdir (varlık&#8217;tır). Kişi ise, anlatılan <strong>bebek gibidir</strong>. Ellah Teala, Cebrail (a.s), Hz. Muhammed (s.a.v),&nbsp; Ramazan Ayı, Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;in kraatını kişiye öğretenler, fıkıh&#8217;ı kişiye öğretenler, dinî eserlerin müellifleri, aile büyükleri, hayırlı arkadaşları, camî görevlileri, câmi cemaati, &#8230; ve edebi tâlim ettiren, <strong><span style="color: #990066;">elbirliği ile <span style="color: #ff0000;"> BİR</span> fâil</span></strong> dir ve anlatılan <strong>görevliler gibidir</strong>. Bir Ellah dostu bu hususta &#8220;Herkes Ellah Teala&#8217;ya çalışır ama, çoğunluğu kendine çalıştığını zanneder.&#8221; buyurmuştur.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong><span style="color: #000099;">Nâibu fâil</span></strong> olan &nbsp;( &#8230; <strong>الْقُرْءَانُ </strong>&#8230;)&#8217;ı&nbsp; namazda kıraat eden kişi de, bu isimle isimlenendir ama bebek gibi; isimlendiğini bilmez, çoğunlukla okuduğunun mânasını da bilmez, dili söyler ama dikkati başka şeylerdedir, neye yaradığını bilmez, öğretilenleri tekrar edince de, artık fâil olduğunu zanneder ve &#8220;Namazımı kıldım&#8221; der hatta gizliden tebrikler bekler, &#8230; vb.&nbsp;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Bu Ayet-i Kerime&#8217;de ( &#8230; <strong>الْقُرْءَانُ </strong> &#8230;) lafzının harfi-tarifli nâibu fâil olarak gelmesinde, &#8220;Şiir okuyan bir kişi <strong><span style="color: #000099;">Şâir</span></strong> ismiyle isimlendirildiği gibi, Kur&#8217;an kıraat eden kişi de, <strong><span style="color: #000099;"> NÂS&#8217;a hitab eden El-Kur&#8217;an</span></strong> ismiyle isimlenir.&#8221; bilgisi saklıdır. Ayrıca, Kur&#8217;an&#8217;ı Kerimin fiillerini öğrenmede NÂS&#8217;ın aciz kalacağını, ölünce kadar öğretim ve eğitimine devam etmeye mecbur olduğunu, NÂS makamında kaldığı sürece de bebek gibi bir <span style="color: #660000;"> <strong>nâibu fâil</strong></span> olarak kalacağını, &#8230; saklı olarak bildirir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Namazda Kur&#8217;an-ı Kerimi kıraat edenin ( &#8230; <strong> الْقُرْءَانُ </strong>&#8230; <strong><span style="color: #000099;">NÂS&#8217;a hitab eden El-Kur&#8217;an</span></strong> ismiyle isimlenin) <strong><span style="color: #660000;">nâibu fâil&#8217;liği</span></strong> &#8220;<strong><span style="color: #000099;">bilmediğini, bildiği ve anlamadığı, anladığı zaman</span>&#8220;</strong> son bulur. Çünkü bu andan itibaren o artık NÂS değildir, fiilen teslim olmuş bir müslimdir ve kendisi de bir başka NÂS&#8217;a tâlim ile öğrettiğinde de mü&#8217;mindir (NOT : Mü&#8217;min lafzında, mehmûzel-fâ&#8217;nın if&#8217;âl babı olduğu için &#8220;başka bir kişinin imân etmesine vesile olan&#8221; anlamı saklıdır.)</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Şöyle de söylenebilir: NÂS&#8217;dan bir kişinin &#8220;<span style="color: #000099;">Hayret ki ne hayret! Meğer ki; bilen de, BEN değilmişim. Anlayan da, BEN değilmişim.</span>&#8221; dediği zaman, nâibu fâilliği son bulur. NÂS&#8217;ın zâhiri ve bâtıni eğitimi&nbsp; <strong>Elbirliği ile <span style="color: #ff0000;">BİR</span> fâil </strong> tarafından yapılır. Hz. Mevlâna (k.s)&#8217;ın eğitimi, 12 sene ve Hz. Yunus (Rah.) in eğitimi 40 sene sürmüştür. Onlar da başlangıçta birer nâs idiler.</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong><span style="color: #0000cc;">NÂİBU FÂİL &#8211; Mef&#8217;ûl ilişkisi</span> </strong> ve bu ilişkilerin üç temel esası (1. Fiili yapan, 2.Fiili kabul eden, 3. Fiilin kabul şartları) hakkında derlenen bilgilier :</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong><span style="color: #000099;">Nâibu Fâil &#8211; Mef&#8217;ûl ilişkisi</span></strong>, bebeğin yemekle ilişkisine benzer. Bebek <strong><span style="color: #660000;">nâibu fâildir</span></strong> gibidir. O&#8217;nun yemeği de, <strong><span style="color: #660000;">meful</span></strong> gibidir. Bebeğin henüz bir kaç tane ön dişi olduğu için, çiğnenin ne demek olduğunu bilmez, bu nedenle onun yemeği de (meful de), özel bir yemektir. Sadece yutmayı bilir. Püskürterek oyun oynamayı sever. Üstüne &#8211; başına &#8211; etrafına yemek bulaşmasına aldırmaz. Yemeğin dökülüp israf olunmasından rahatsız olmaz. Yemeğin (<strong><span style="color: #660000;">meful&#8217;ün</span></strong>) bir nimet olduğunu, ona muhtaç olduğunu, kendisi için özel emek harcanarak hazırlandığını bilmez.&nbsp; <strong>Elbirliği ile <span style="color: #ff0000;">BİR</span> fâil&#8217;de</strong> bunları bilmesini, bebekten (<strong><span style="color: #660000;">nâibu fâil&#8217;den</span></strong>) beklenmez ve şefkatle, merhametle tâlime devam eder.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">2/185&#8217;deki ( &#8230; <strong>هُدًى </strong>&#8230;) lafzı <strong><span style="color: #660000;">mefulün bih&#8217;dir</span></strong>. Hz. Muhammed (s.a.v)&#8217;in ümmetinin hidayeti için, İsm-i Fâil olarak görevlendirilendir.&nbsp; NASB hâlinde olduğu için yaptığı hizmet; görülür, bilinir, idrak edilir ve şahid olunur. NÂS arasından seçilip ( &#8230; <strong>هُدًى </strong>&#8230;) görevine getirilmiştir.&nbsp;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">( &#8230; <strong>الْقُرْءَانُ </strong>&#8230; Nâibu fâil&#8217;in), mefulü &nbsp;( &#8230; <strong>هُدًى </strong>&#8230;&#8217;i) tâlim ettirmesi ise, 28/14&#8217;de açıkladığı gibidir. Ellah Teala ve Hz. Muhammed (s.a.v)&#8217;in, bir mükâfaat olarak ( &#8230; <strong>هُدًى </strong> &#8230;)&#8217;e, zamanındaki ihtiyaçlara uygun olan ilimi ve hükümü vermesidir. Bu mükâfaat; mânevidir ama fiillerinin eserleri mefulün bih&#8217;de ( &#8230; <strong>هُدًى </strong>&#8230;)&#8217;de ilim ve hükmetme şeklinde; görülür ve bilinir. Çünkü bu Ayet-i Kerime&#8217;deki Nâibu fâilin kendisi mânevi, eserleri zâhiridir. Bebeğe <span style="color: #ff0000;">kaşıkla yemek</span> tâlim ettirilerek, <span style="color: #009900;"><strong>fâil makamına</strong></span> çıktılması süreci, NÂS&#8217;dan birine <span style="color: #ff0000;">ilim ve hükümle diğerleri</span> tâlim ettirilerek, <strong><span style="color: #009900;">rehber makamına</span></strong> çıkartılması süreci gibidir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">NOT : Anlatılan benzetmeler, <strong><span style="color: #660000;">mefulün bih</span></strong>&nbsp; ile &nbsp;<strong><span style="color: #660000;">mefulün bih gayri sarih</span></strong> arasındaki saklı ilişkiyi görebilmek ve bu ilişkideki temel esasları&nbsp; (1. Fiili yapan, 2.Fiili kabul eden, 3. Fiilin kabul şartları) anlayabilmek için yapıldı.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">28/14&nbsp; ( <strong>وَلَمَّا بَلَغَ أَشُدَّهُ وَاسْتَوَى ءَاتَيْنَاهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَكَذَلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ </strong>)&nbsp; &#8220;Vaktaki Mûsâ, aklı tam bir anlayış seviyesine ulaşınca &#8211; Biz ona ilim ve hüküm verdik &#8211; İşte biz iyilik edenleri böyle mükafaatlandırırız.&#8221; Ayet-i Kerimesindeki &nbsp;( <strong>نَا</strong> ) muttasıl fâil zamiri, <strong>Elbirliği ile <span style="color: #ff0000;">BİR</span> fâil&#8217;dir </strong> (Ellah Teala, Kur&#8217;an-ı Kerim, Hz. Resulullah (s.a.v), Rehberi ve &#8230;&nbsp; )</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">2/185&#8217;deki ( &#8230; <strong>لِلنَّاسِ </strong>&#8230;) lafzı <strong><span style="color: #660000;">mefulün bih gayri sarih</span></strong>&#8216;dir ve (bilmese de) mefule bağlıdır ama meful olan ( &#8230; <strong>هُدًى </strong> &#8230;) bu bağlılığı bilir anlamı saklıdır. Çünkü ( &#8230; <strong> أُنْزِلَ </strong>&#8230;) fiilinde, &#8220;<strong>mektubu sahibine ulaştırıp, teslim etme</strong>&#8221; anlamı da mevcuttur.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong><span style="color: #0000cc;">FÂİL &#8211; YANLIŞ DAVRANIŞ ilişkisi</span> </strong> ve bu ilişkilerin sonuçları :</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">NEFS, isteklerle harab olur (asli görevini yapamaz hâle gelir) ve âbid&#8217;in ibâdeti, âdet&#8217;e dönüşür.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">KALB, hayallerle harab olur ve ârif&#8217;in mârifeti, zanna dönüşür.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">RUH, faydasız işlerle harab olur ve âşık&#8217;ın muhabbeti, şikayete dönüşür.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">SIR, amellere iltifatla harab olur ve muvâhid&#8217;in müşahadesi, övünmeye dönüşür.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><span style="color: #0000cc;"><strong>FÂİL &#8211; TEVHİD NURU ilişkisi </strong> :</span> Tevhid nuru, aşağıdaki beş şeyi terk edende biz-zaruri oluşur. Hz. İbrahim a.s ın kıssaları tefekkür edildiğinde, her bir kıssada sayılan terklerin hepsinin mevcut olduğu görülür. Bu nedenle bunlara &#8220;Tevhid&#8217;in temel şartları&#8221; denebilir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">6.1) Çekişmeyi terk eden, Ellah Teala&#8217;nın Rıza&#8217;sına uygun olanları yapar.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">6.2) Muhalefet edenlere sevgi göstermeyi terk ()58/22) edende, Ellah Teala&#8217;nın sevgisi doğar.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">6.3) Sebebleri terk eden, sebebleri yaratan Ellah Teala&#8217;nın irâdesini müşahade eder.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">6.4) Kendi tercihini terk eden, Ellah Teala ve Rasulullah a.s.v ın emirlerini yapar.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">6.5) Yalnız iş yapmayı terk eden, Ellah Teala&#8217;nın rahmet ve merhametine şâhidlik eder. Çünkü, Rahmet&#8217;i günah işlemeyi engeller. Merhamet&#8217;i, lüzümsuz iş yapmayı engeller.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Bu terkleri yaşayan&nbsp; hem şu Ayeti Kerimeyi ihyâ eder, hem de tevhid makamında fâil ve mübtedâ olmanın mânalarını anlatabilir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">6/162 ( <strong>قُلْ إِنَّ صَلَاتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</strong> ) &#8220;De ki (Yâ İbrâhim) Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Ellah içindir.&#8221;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">&nbsp;</span></li>
</ul>
<p><a href="https://fasiharapca.com/fail-arapca-gramer-dersleri/15813">Fail Arapça Gramer Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Naibi Fâil Arapça Gramer Dersleri</title>
		<link>https://fasiharapca.com/naibi-fail-arapca-gramer-dersleri/15814</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Jun 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Merfular]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fasiharapca.com/?p=15814</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; NÂİBU FÂİL Nâibu fâil ; (1) Kişiye &#8211; önemini kavrayamadığından dolayı -.unuttuğu veya ihmal ettiği şeyin Hakk Teala tarafından bir vesile ile hatırlatandır. (2) Meçhul fiil cümlesinde fâil zikredilmediği (hazf edildiği) için cümlenin mefulü, fâil yerine geçer ve naibu fâil adını alır. Son harfi, fâil gibi ötre okunur. Nâibu fâil, mânevi bir varlık olabilir: &#8230;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/naibi-fail-arapca-gramer-dersleri/15814">Naibi Fâil Arapça Gramer Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">&nbsp;</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>NÂİBU FÂİL</strong> <br /></span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Nâibu fâil ;</strong> (1) Kişiye &#8211; <strong><span style="color: #990000;"> önemini kavrayamadığından dolayı</span></strong> -.unuttuğu veya ihmal ettiği şeyin Hakk Teala tarafından bir vesile ile hatırlatandır. (2) Meçhul fiil cümlesinde fâil zikredilmediği (hazf edildiği) için cümlenin mefulü, fâil yerine geçer ve naibu fâil adını alır. Son harfi, fâil gibi ötre okunur.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Nâibu fâil,</strong> mânevi bir varlık olabilir:</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Örnek : Teheccüt namazını kılan, gündüz istesede mantıksız iş yapamaz. Çünkü teheccüd namazının bir mânevi varlığı kişiyi korur. Delili : Gündüz vakti mantıksız iş yapan kişinin, gece teheccüt namazını kılmadığını hatırlamasıdır.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">&nbsp;<strong>Nâibu fâil,</strong> cansız bir varlık olabilir:</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Kıyamet Suresi,9 ( <strong> وَ جُمِعَ الشَّمْسُ وَ الْقَمَرُ</strong> ) &#8220;Güneş ve ay bir araya getirildi(ği zaman).&#8221;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Ayeti kerimedeki ( <strong>جُمِعَ</strong> ) lafzı, mazi fiilin meçhul halidir. ( <strong>الشَّمْسُ</strong> ) lafzı ise, meçhul fiilin naibi fâili olduğundan lafzi bir zamme ile merfudur.&nbsp; (<strong>الْقَمَرُ</strong>) lafzı da matuf olup, matufun aleyhin harekesini almıştır. Bir araya gelme olayının astro-fizik kanunları gereğince meydana geleceğini ve hiç bir şekilde de önlenemiyeceğini bildirir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">&nbsp;<strong>Nâibu fâil,</strong> bir insan olabilir:</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">2/4 ( <strong>&#8230; وَالَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنْزِلَ إِلَيْكَ</strong> ) Ayeti kerimesindeki ( <strong>أُنْزِلَ</strong> ) meçhul mâzi fiilin nâibu fâili, ( <strong>هُوَ</strong> ) olarak takdir edilen müstetir zamirdir ve &#8220;Zâtıma muhatab aldığım&nbsp; <strong> هُوَ</strong>&nbsp; ile sana indirilen &#8230;..&#8221; anlamı saklıdır.</span></li>
</ul>
<p><a href="https://fasiharapca.com/naibi-fail-arapca-gramer-dersleri/15814">Naibi Fâil Arapça Gramer Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Haber Arapça Gramer Dersleri</title>
		<link>https://fasiharapca.com/haber-arapca-gramer-dersleri/15815</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Jun 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Merfular]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fasiharapca.com/?p=15815</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; HABER Haber, cümlenin ikinci kısmıdır, mübtedânın durumunu bildirir, nekredir ve mânevi âmil ile REF olunmuştur. Şayet, haber cümlenin başına gelmiş ise &#8220;Haber-i mukaddem&#8221; adını alır. Haber-i mukaddem&#8217;de &#8220;Ahirette göreceğinizi (dünyada değil) şimdiden size haber veriyorum.&#8221; bilgisi saklıdır. Ayet-i Kerimeyi dinleyen isim cümlesindeki hükmü idrak edince; birinci aşamada, “evet, yükümlüğüm” der. İkinci aşamada, “görevlerim şunlardır” &#8230;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/haber-arapca-gramer-dersleri/15815">Haber Arapça Gramer Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #660033; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">&nbsp;</span></li>
<li><span style="color: #660033; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>HABER</strong> </span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Haber</strong>, cümlenin ikinci kısmıdır, mübtedânın durumunu bildirir, nekredir ve mânevi âmil ile REF olunmuştur. Şayet, haber cümlenin başına gelmiş ise &#8220;<strong><span style="color: #990000;">Haber-i mukaddem</span></strong>&#8221; adını alır.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Haber-i mukaddem&#8217;de &#8220;<strong><span style="color: #000099;">Ahirette göreceğinizi</span></strong> (dünyada değil) <strong><span style="color: #000099;">şimdiden size haber veriyorum.</span></strong>&#8221; bilgisi saklıdır.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Ayet-i Kerimeyi dinleyen isim cümlesindeki hükmü idrak edince; birinci aşamada, “evet, yükümlüğüm” der. İkinci aşamada, “görevlerim şunlardır” der. Üçüncü aşamada, “sorumluyum” der ve hükmün hikmetinin kendisine (idrak ettirilerek, vehbî olarak) öğretileceğini bilir. Çünkü: <strong><span style="color: #006600;">Hükümde,</span></strong> Lütfu saklıdır. <strong><span style="color: #006600;">Lütfunda,</span></strong> takdiri saklıdır. <strong><span style="color: #006600;">Takdirinde ise,</span></strong> hikmeti saklıdır. Örnek : 2/17</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(&#8230; مَثَلُهُمْ كَمَثَلِ الَّذِي ) Ayet-i Kerimesindeki (&#8230; مَثَلُهُمْ ) isim tamlaması, nekre hükmündeki mübtedâdır ve merfudur. Muzaf olarak görev yapan (&#8230; مَثَلُْ ) merfu ismi&#8217;nin fâili ise, muzafun ileyh olarak görev yapan (&#8230; هُمْ ) muttasıl zamiridir ve ancak onların davranışlarına bakarak ibret alır ve hüküm verebiliriz. Bu nedenle sadece merfu isim mübtedâ&#8217;dır diyemeyiz. Doğru hükmü verebilmek için gerekli bilgiler de, isim cümlesinin haberinde veya habere bağlı yan cümlelerde bulunur. Bu bilgilere göre verilen hüküm doğrudur ve ancak Ellah Teala&#8217;nın lütfu ile bulunur, yani vehbîdir. Doğru hüküm vermek, kesbî değildir.&nbsp;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Önemli notlar :</strong></span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(a) Bir isim cümlesi olan ( اَحْمَدُ حَضَرَ ) &#8220;Ahmet geldi.&#8221; terkibinde haber olan ( حَضَرَ ), bir fiil cümlesidir ve fâili de, fiilin altındaki ( هُوَ )&#8217;dir. ( اَحْمَدُ ) ismi ise, mübtedâ&#8217;dır ama fâil değildir. bilgileri saklıdır.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(b) Bir isim cümlesi olan ( اَنَا اَزُورُكَ ) &#8220;Seni ziyaret ederim.&#8221; terkibinde haber olan ( اَزُورُكَ ), bir fiil cümlesidir ve fâili de, fiilin altındaki ( اَنَا )&#8217;dir. İsim cümlesinin başındaki ( اَنَا ) zamiri ise, mübtedâ&#8217;dır ama fâil değildir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(c) Haber, mübtedâ gibi mârife olunca aralarında <strong><span style="color: #990000;">i&#8217;râb&#8217;dan mahalli olmayan</span></strong> ayırma zamiri (zamiru&#8217;l fasl) bulunur. ( اَلْعِلْمُ هُوَ الْاَبُ ) &#8220;İlim, babadır.&#8221; terkibindeki ( هُوَ ) gibi.&nbsp; <strong><span style="color: #990000;">İ&#8217;râb&#8217;dan mahalli olmayan</span></strong> &nbsp;zamiru&#8217;l fasl ( هُوَ )&#8217;deki saklı bilgiler ise: Fâil veya mübtedâ olmadığı için, yükümlü değildir. Kendisinden bir şey beklenmeyen ve istenmeyen zamirdir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Şöyle de söylenebilir : Sohbeti yapanın ilminden fayda görülür, sohbetçiden (<span style="color: #ff0000;">i&#8217;râb&#8217;da mahalli olmayandan</span>) fayda görmez ve bir şey de beklenmez, hatta istenmez. Ancak, Onu konuşturandan sessizce istenir. Şayet dinleyen itiraz ederse de sohbetçiye itiraz etmez, sadece onun dile getirdiği ilme itiraz eder anlamları saklıdır.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Masdar edatlarından biri <strong><span style="color: #006600;">isim cümlesinin</span></strong> veya fiil cümlesinin önüne geldiğinde, <strong><span style="color: #660033;"> cümlenin mânasını masdara çevirir.</span></strong> Bu cümleye de &#8220;masdar-ı müevvel&#8221; denir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Masdar edatlarından (<strong> أَنْ</strong>), <strong>fiil cümlesini</strong> masdara çevirir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Masdar edatlarından&nbsp; (<strong> أَنَّ </strong>) de, <strong>isim cümlesini</strong> masdara çevirir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Sarf ilmine göre &#8220;masdar-ı müevvel&#8221; cümlelerin mânalarında bir değişiklik olmaz. Fakat nahiv ilmine göre ise, önemli mâna değişiklikleri olur ancak bu değişiklikler saklı olarak dinleyenlere hitabeder. Aşağıdaki üç cümlenin Türkçe anlamları aynı olmasına rağmen, sakladıkları bilgiler üçünde de çok farklıdır. Yusuf suresi,15&#8217;deki masdar cümlesinin açıklaması aşağıdaki açıklamaya benzer.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">A. (<strong> يَسُرُ ّنِي صَدْقُكَ </strong> Doğru olman beni sevindirir.) Bu cümle, olaydan önce ve muhatabına öğüt vermek için kullanılır.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">B. (<strong> يَسُرُ ّنِي أَنْ تَصْدُقَ </strong> Doğru olman beni sevindirir.) Bu cümle, olaydan sonra ve muhatabına (okuyan ve dinleyen her bir kişiye) &#8220;kendisine yalan söylendiğini imâ ederek&#8221; şevkatle bir daha böyle yapma diye ikaz için kullanılır. (NOT: Fiil cümlesi masdarlaşmış)</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">C. (<strong> يَسُرُ ّنِي أَنَّكَ صَدْقٌ </strong> Doğru olman beni sevindirir.) Burada (<strong> أَنَّ </strong>) &nbsp;nin ismi ve haberi (<strong> أَنَّكَ صَدْقٌ </strong> ) olan isim cümlesi, bir fiil cümlesinin fâili durumundadır (NOT: İsim cümlesi masdarlaşmış). Burada fâil, haberdeki hükümden yükümlüdür, görevlidir ve sorumludur. Bu cümle, olaydan sonra ve muhatabına (okuyan ve dinleyen her bir kişiye) &#8220;doğruluğunun mükafatını kazanırsın, adaletin tecellisi kaçınılmazdır.&#8221; müjdesi için kullanılır bilgileri saklıdır.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong><span style="color: #000099;">Kâide:</span></strong></span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(a) Mübtedâ ve haberden oluşan isim cümlesi, <span style="color: #990000;">doğrudan doğruya bir durumu haber verir</span>.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(b) Başında (<strong> إِنَّ </strong> ) olan isim cümlesi, <span style="color: #990000;">bir sorunun cevabı olur</span> &nbsp;ve onu tek bir unsur haline getirir. Şöyle de söylenebilir: Masdarlaşmış isim cümlesi tek başına: mübteda veya haber veya fâil veya naibu fâil veya mefulün bih, veya m.b.gayri sarih (car &#8211; mecrur) olabilir. Türkçe&#8217;ye &#8220;..en, ..an, ..dığı, ..diği, ..düğü, ..duğu&#8221; şeklinde tercüme edilir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(c) Mübtedânın başında (<strong> إِنَّ </strong>) ve haberin başında (<strong> لَ </strong>) olan isim cümlesi, <span style="color: #990000;">bir inkârcının inkârına cevap olur</span>. Şâyet haber başa geçerse, (<strong> لَ </strong>) mübtedânın başında olur ve yine haberdeki kattiyeti ifâde eder.) &nbsp;</span></li>
<p>&nbsp;</p>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Haberler sakladıkları anlamlar açısından üç gruba ayrılır</strong>. Bunlar; beşeri haber, bilimsel haber ve ilahî haberdir. Sakladıkları anlamları şu şekilde özetlenebilir:</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">1) Beşeri haberde saklı bilgiler: Haber doğru da olabilir, yanlış da. Haberi verene göre; mantıksal süzgeçten geçirildikten sonra araştırılmalı veya hiç dikkate alınmamalı veya doğru kabul edilmelidir. Çünkü; onların konuşmalarına kulak asmamak, insana neşe verir. Önemsiyenlerin ise, neşesi kaçar. Mübtedâ, haberin gereğini kendisi değişik sebeplerle yapamayabilir, ama başkasının yapmasını isteyebilir. Dedikodu şeklindedir. Tiryaki bir kimsenin “sigara sağlığa zararlı, içme” demesi gibi. Bu özelliklerin hiç biri ilâhi haberde bulunmaz.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">2) Bilimsel haberde saklı bilgiler: doğruluğu tartışmasız kabul edilen, kanıtsal bir dayanağı olan ve şahitlik derecesinde bir inanç gerektiren haberdir. Mesela “Vücutta kadmiyum birikimi, sinir sistemine zarar verir ve iskeleti deforme eder.” denmesi gibi. Temel bilimlere ait kanunlara bağlıdır. Bir ayetin bilimsel açıklaması da denilebilir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">3) İlahî haberde (ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerde) saklı bilgiler: “her makamın bir sözü ve her sözün bir makamı vardır” öz değişine göre farklı tarifler söylenebilir. Ancak, bir Ayet-i Kerime&#8217;ye veya Hadis-i Şerife “doğru” diyerek tasdik etmenin içinde “sen-sensin, bende-benim” in mânası saklıdır. Bu ise “tevhîd edebine” aykırıdır. Şöyle söylenebilir ;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">a) “inandım, şüphesiz ki…, şahidim” gibi ifadeler kullanılabilir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">b) “acaba mânasını doğru mu anladım?, eksik mi anladım?, yanlış mı anladım?” soruları sorulabilir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">c) “bu ilâhi haber, kime/kimlere hitap ediyor?” denebilir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">d) “bu ilâhi haberi, nakleden hangi edâ ile söyledi?” denebilir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">e) “bu ilâhi haber; akla mı, kalbe mi … hitap ediyor?” denebilir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">f) “şimdi ne yapacağım, nasıl amel edeceğim, bu ilâhi habere aykırı davranışlarım var mı, bu ilâhi haberin tefsiri nasıl… vb” diye sorulabilir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Misâl : (<strong> مَنْ أَحَبَّ شَيْأً اَكْثَرَ ذِكْرَهُ </strong>) “Kim bir şeyi severse, onu çok anar” Hadis-i şerifini okuyan, duyan ve anlayan için bir çok yükümlülük vardır. Sadece, “Doğru” diye tasdik etmekle de, bu yükümlülüklerini yerine getirmiş olamaz.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">g) İlahî haberde, genellikle bir çok hüküm saklıdır. Her bir hüküm; muhatabına (1) yükümlülük yükler, (2) görevini tanımlamasını ister ve (3) İLÂHİ tarife (bizim tarifimize değil) uyma sorumluluğu yükler. Sorumluluğunu yerine getirene de getirmeyene de karşılığını verir. Bu özellikler, beşeri haberlerde aranmaz.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Misal: Hadis-i Şerif: Hz. Resulullah a.s.v buyurdu ki: &#8220;Ellah&#8217;tan hakkıyla hayâ edin&#8221;&nbsp; Sahabe-i kirâm: &#8220;Ey Ellah&#8217;ın Resûlü, elhamdulillah, biz Ellah&#8217;tan hayâ ediyoruz.&#8221; dediler. Bunun üzerine Hz. Resulullah a.s.v buyurdu ki: &#8220;Söylemek istediğim bu (sizin anladığınız hayâ) değil. <strong><span style="color: #006600;">Ellah&#8217;tan hakkıyla hayâ etmek, kafayı ve içindekileri, mideyi ve taşıdıklarını korumak, ölümü ve toprakta çürümeyi hatırlamaktır.</span></strong> (Müevvel masdar ile yapılan isim cümlesidir) Kim ahireti dilerse dünya hayatının süsünü terk eder. Kim söylenenleri yerine getirirse, Ellah&#8217;tan hakkıyla hayâ etmiş olur.&#8221;&nbsp; (NOT: Günümüzdeki haya tarifden ne kadar da çok farklı) (Hadislerle İlim ve Hikmet, 1.Cild, sayfa 362)</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Bir mü&#8217;min, <strong><span style="color: #990033;">bu hadisi şerifden yükümlüyüm demiş</span></strong> ve nasıl ihya edebilirim derdine düşmüş. Yaşadığı şu kıssa, bizlere ulaştırılmış. &#8220;Vefat edenleri yanına gidip, meleklerin nasıl davrandıklarını gözlemeye başlamış (basireti açılınca). Bir seferinde mevtânın başındaki meleğe &#8220;Başını kokla&#8221; nidâsı gelmiş. Melek koklamış ve &#8220;KUR&#8217;AN KOKUYOR&#8221; diye cevap vermiş. Sonra &#8220;Karnını kokla&#8221; nidâsı gelmiş. Melek mevtânın karnını koklamış ve &#8220;ORUÇ KOKUYOR&#8221; cevabını vermiş. Sonra da &#8220;Ayaklarını kokla&#8221; nidâsı gelmiş. Melek mevtânın ayaklarını koklamış ve &#8220;TEHECCÜD KOKUYOR&#8221; diye cevap vermiş. Bu sefer &#8220;O kendisini korumuş, Ellah Teala&#8217;da onu korumuş&#8221; nidasını duymuş ve hadis-i şerifi nasıl yaşayacağını öğrenmiş. (NOT: Bu misalde anlatılanları tefekkür ederek; isim cümlesi, mübteda, haber hakkında daha detaylı bilgiler edinilebilir ve diğer saklı kaideler bulunabilir.)</span></li>
<li></li>
<li><span class="style1" style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Sugrâ ve Kubrâ cümleler:</strong></span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">( <strong>لَكِنَّا هُوَ اللهُ رَبِّى</strong> ) Ayet-i Kerimesini Ibn-i Hişam El-Ensâri (k.s) örnek olarak verir ve şu açıklamaları yapar : Ayet-i Kerimenin takdiri ;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">( <strong>لَكِنْ اَنَا هُوَ اللهُ رَبِّى</strong> ) şeklide bir &#8220;Kubrâ cümle&#8221;dir ve hakikat ehline hitaptır.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">( <strong>هُوَ اللهُ رَبِّى</strong> ) mübtedası bir isimdir (zamirdir). Haberi ise, hem sugrâ hem de kubrâ olan isim cümlesidir ve tarikat ehline hitaptır (önceki cümleye nazaran, sugrâ cümledir. sonraki cümleye nazaran da kubrâ cümledir).</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">( <strong>اللهُ رَبِّى</strong> ) mübteda ve haberi birer isim olan, sugrâ cümledir ve şeriat ehline hitaptır.</span></li>
</ul>
<p><a href="https://fasiharapca.com/haber-arapca-gramer-dersleri/15815">Haber Arapça Gramer Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kâne ve kardeşler Arapça Gramer Dersleri</title>
		<link>https://fasiharapca.com/kane-ve-kardesler-arapca-gramer-dersleri/15816</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Jun 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Merfular]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fasiharapca.com/?p=15816</guid>

					<description><![CDATA[<p>مَادَامَ &#8211; مَازَالَ &#8211; كَانَ &#8211; صَارَ &#8211; لَيْسَ &#8211; أَصْبَحَ &#8211; أَمْسَى &#8211; أَضْحَى &#8211; ظَلَّ &#8211; بَاتَ &#160;Mazi fiillerinden oluşur ve her birinin muzarisi ve emri de aynı işi yapar. İsim cümlesinin başına gelerek, ismini REF eder ve haberini NASB eder. Şöyle de söylenebilir : İsim cümlesinin başına ( كَانَ ) geldiği zaman, &#8230;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/kane-ve-kardesler-arapca-gramer-dersleri/15816">Kâne ve kardeşler Arapça Gramer Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>مَادَامَ &#8211; مَازَالَ &#8211; كَانَ &#8211; صَارَ &#8211; لَيْسَ &#8211; أَصْبَحَ &#8211; أَمْسَى &#8211; أَضْحَى &#8211; ظَلَّ &#8211; بَاتَ</strong></span></li>
<li></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">&nbsp;Mazi fiillerinden oluşur ve her birinin muzarisi ve emri de aynı işi yapar. İsim cümlesinin başına gelerek, ismini REF eder ve haberini NASB eder. Şöyle de söylenebilir : İsim cümlesinin başına ( <strong>كَانَ</strong> ) geldiği zaman, mübtedâ olarak görev yapan kelime, mübtedâ özelliğini kaybeder ve&nbsp; &#8221; ( <strong>كَانَ</strong> ) nin ismi &#8221; olarak görev yapar. Çünkü ( <strong>كَانَ</strong> ) yardımcı fiilinin fâili, tahtında müstetir olan ( <strong> هُوَ</strong> ) veya ( <strong> هِىَ</strong> ) zamiridir.</span></li>
<li></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Kâideler : (1) Kâne&#8217;nin haberinin önüne ( <strong> بِ</strong> ) harfi gelirse, habere kesinlik kazandırır.&nbsp;(2) Müsned olan haberin, ismine isnadı bu harfler isim ve habere dahil olduktan sonradır, daha önce değil. (3) Kâne ve kardeşleri haberi marife ise, isminin önüne geçebilir. Yani &#8220;Haber-i Mukaddem&#8221; olur ve cümleye saklı mânalar yükler. Bu saklı mânaları da, sadece o Ayeti Kerimeyi ihyâ etmeye çabalayan anlar, başkası değil.</span></li>
<li></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Kâne&#8217;nin haberinin âmili, Kâne&#8217;dir. Şu şartla Kâne&#8217;nin hazf edilmesi câiz&#8217;dir. ŞART : İnne&#8217;den sonra bir isim ve sonra FA harfi ve fa&#8217;dan sonra tekrar bir isim geldiği takdirde, Kâne hazf edilebilir. Bie cümlenin başka bir cümleye illet (sebeb) olduğu yerlerde, Kâne&#8217;nin hazf edilmesi vâcib&#8217;dir.</span></li>
<li></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">&#8220;Nâkıs Fiiller&#8221; olarak anılır ve cümlede saklı olan; <strong><span style="color: #009900;">hakikatleri</span></strong> veya <strong><span style="color: #009900;">şahid olunanları</span></strong> veya <strong><span style="color: #009900;">müşahade edilenleri</span></strong> özetle&nbsp; kabul edilmesi gereken hükümleri anlatmakta kullanılır, beğen- beğenme, anla-anlama fark etmez..</span></li>
<li></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">İNNE ve kardeşleri ise, meselâ : iğnenin battığı anda tahsin edilmesi gereken hükümleri bildirir. <strong>Şâyet KÂNE&#8217;yi yaşarsan, İNNE&#8217;nin mânasını öğrenirsin. Aksi halde, inne&#8217;nin saklı anlamına şâhidlik yapamazsın</strong> anlamı saklıdır. Örnek:</span></li>
<li></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">17/36 : ( <strong> إِنَّ السَّمْعَ وَ الْبَصَرَ وَ الْفُؤَادَ كُلُ ّ أُولَئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُولاً</strong> &#8230; ) &#8220;&#8230; Muhakkak ki kulak ve göz ve gönül bunların hepisinden sorumludur.&#8221; Ayet-i Kerimesindeki ( <strong> كَانَ</strong> ), isim ve haberinde :</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">&#8220;Ey kulum! <strong><span style="color: #000099;"> Seven</span></strong> görür oldu sonra <strong><span style="color: #660000;">Duyan</span></strong> oldu, sonra <strong>Hayrette kalan oldu,</strong> sonra <strong><span style="color: #006600;">idrâk eden</span></strong> oldu en sonunda da <strong><span style="color: #0000cc;">konuşmaz</span></strong> oldu. Sen bu hakikatlerin hangisine şahitlik ettin&#8221;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">veya &nbsp;&#8220;Sen hiç bu Ayet-i Kerimedeki ( <strong> كَانَ</strong> ) nin müstetir fâili ( <strong>هُوَ</strong> ) oldun mu ?&#8221; &#8230; gibi mânalar saklıdır.</span></li>
<li></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Şart edatları olan ( <strong> لَوْ &#8211; إِنْ</strong> ) den sonra bir isim, sonra ( <strong> فَ</strong> ) harfi, sonra tekrar bir isim geldiğinde, nâkıs fiil ismi ile</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">birlikte hazfedilir. Saklı mâna takdir edilir. Bu durumun dışında, nâkıs fiil ve ismi hazf edilemez. Çünkü cümlede&nbsp;</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">bir mâna oluşmaz. Mesela; ( <strong> كَانَ الْجَوُّ</strong> &#8220;hava idi&#8221;) ifadesinin bir mânası yoktur. Örnek:</span></li>
<li></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">( <strong>اَلنَّاسُ مَجْزِيُوّنَ بِأَعْمَالِهِمْ إِنْ خَيْراً فَخَيْرٌ وَ إِنْ شَرّاً فَشَرٌّ</strong> ) cümlesindeki ( <strong> إِنْ خَيْراً فَخَيْرٌ </strong> ) ifadesinde, kâne ve ismi</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">hazfedilmiştir. Bu ifade ile saklanan mânalar, takdiren aşağıdaki dört çeşitden biri olabilir.</span></li>
<li></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">1. ( <strong> إِنْ كَانَ عَمَلُهُ خَيْراً فَجَزَائُهُ خَيْرٌ</strong> ) veya 2. ( <strong> إِنْ كَانَ عَمَلُهُ خَيْراً فَكَانَ فَجَزَائُهُ خَيْراً</strong> )</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">3. ( <strong> إِنْ كَانَ فِي عَمَلِهِ خَيْرٌ فَجَزَائُهُ خَيْرٌ</strong> ) veya 4. ( <strong> إِنْ كَانَ فِي عَمَلِهِ خَيْرٌ فَكَانَ فَجَزَائُهُ خَيْراً</strong> )</span></li>
<li></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Nâkıs fiillerin isimleri; müfred, tesniye ve cemi de gelse, fiiller hep müfred gelir. Aksi takdirde, tam fiil vazifesini görürler. Ayrıca, isimler müzekker ise fiiller de müzekkerdir, isimler müennes ise fiiller de müennesdir. Nâkıs fiillerin haberleri, isim cümlesinin haberi gibi; müfred, cümle, şibhi cümle (zarf veya car &#8211; mecrur) olarak gelir. Nâkıs fiiller &#8220;tam fiil&#8221; olarak kullanıldıkları takdirde, fâil alırlar (&#8220;bulundu, oldu&#8221; anlamlarını veren fiil cümlesi kurarlar).</span></li>
</ul>
<ul>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">( <strong>كَانَ</strong> )<strong><span style="color: #000099;">&#8216;nin haberi, Kâne&#8217;nin isminin sıfatıdır. </span></strong> Bu nedenle Kâne&#8217;nin ismi, dâima davranış bilgilerini saklar. Örnek :</span></li>
<li></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">7/5 : ( <strong>فَمَا كَانَ دَعْوَاهُمْ إِذْ جَاءَهُمْ بَأْسُنَا إِلَّا <span style="color: #990000;">أَنْ قَالُوا</span> إِنَّا كُنَّا ظَالِمِينَ</strong> ) &#8220;Azabımız kendilerine geldiğinde : &#8220;Bizler gerçekten zâlimlerdik!&#8221; demekten başka bir iddiaları olmadı.&#8221;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Ayet-i Kerimedeki ( <strong>دَعْوَاهُمْ</strong>&nbsp; bir idiaları) isim tamlaması, ( <strong>كَانَ</strong> )&#8217;nin ismi ve ( <strong>أَنْ قَالُوا</strong>&nbsp; demekten) müevvel masdarı, ( <strong>كَانَ</strong> )&#8217;nin haberi olarak kabul edildiğinde &#8220;<span style="color: #000099;">Azâbı idrâk edinceye kadar, bir iddianın etrafında toplananlarla beraber</span> <span style="color: #000099;">isyan edenlerden olur (oldu).</span>&#8221; anlamı saklıdır. Çünkü isim cümlerindeki hüküm, ( <strong>أَنْ قَالُوا</strong>&nbsp; ) <span style="color: #990000;">haberinde</span> saklıdır.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Ayet-i Kerimedeki ( <strong>أَنْ قَالُوا</strong>&nbsp; demekten) müevvel masdarı, ( <strong>كَانَ</strong> )&#8217;nin <strong><span style="color: #ff0000;"> muahhar ismi</span></strong> ve ( <strong>دَعْوَاهُمْ</strong>&nbsp; bir idiaları) isim tamlaması, ( <strong>كَانَ</strong> )&#8217;nin <strong> <span style="color: #ff0000;">mukaddem haberi</span></strong> olarak kabul edildiğinde ise : &#8220;<span style="color: #000099;">Azâbı idrâk ettikten sonra, tövbekâr&nbsp;</span> <span style="color: #000099;"> ismiyle isimlenenlerden olur (oldu).</span>&#8221; anlamı saklıdır. Hüküm ise, ( <strong>دَعْوَاهُمْ</strong>&nbsp; bir idiaları) haberinde saklıdır</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">( <strong> كَانَ فِي الْغُرْفَةِ رِجَالٌ</strong> &#8220;Odada adamlar vardı.&#8221;) Harficer veya zarfla başlayan ve &#8220;var&#8221; anlamını ifade eden cümle parçası, mukaddem haberdir (Kâne&#8217;nin haberi: <strong> فِي الْغُرْفَةِ </strong> ). &#8220;Var olan şey&#8221; ise, muahhar mübtedadır (Kâne&#8217;nin ismi: <strong> رِجَالٌ</strong> ). Nâkıs fiilllerin ismi ve haberi, tamlama şeklinde gelebilir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">( <strong> هُوَ كَانَ سَاجِداً لِلهِ</strong> &#8220;O Ellah&#8217;a secde ederdi.&#8221;) İsm-i fâil, ( <strong> كَانَ</strong> ) nin haberi, geçmişi anlatır ve devamlılık yoktur.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">( <strong> كَانَ اللهُ عَلِيماً حَكِيماً</strong>&nbsp; &#8220;Ellah Teala, bilicidir hikmet sahibidir&#8221;) cümlesinde ( <strong> كَانَ</strong> ) Ellah lafzı ile kullanıldığında anlamı, zamanla sınırlı değildir. Sadece geçmişi anlatmaz, durumu bildirir ve haberin sonsuz devamlılığını gösterir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">( <strong> مَا كَانَ الصَّدِيقُ لِيَخُونَ صَدِيقَهُ</strong> &#8220;Arkadaş, arkadaşına asla ihanet edecek değildir.&#8221;) cümlesindeki gibi olumsuz&nbsp; ( <strong> مَا كَانَ</strong> ) nin haberi muzari olduğunda başında &#8220;esreli bir lam&#8221; bulunabilir. Buna inkar lamı denir ve yanında gizli bir ( <strong> أَنْ</strong> ) olduğu düşünülür. Ayrıca, olumsuz kâne&#8217;nin başına zaid ( <strong> بِ</strong> ) harfi getirilince mâna kuvvetlenmiş olur.</span></li>
</ul>
<p><a href="https://fasiharapca.com/kane-ve-kardesler-arapca-gramer-dersleri/15816">Kâne ve kardeşler Arapça Gramer Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnne Ve Kardeşleri Arapça Gramer Dersleri</title>
		<link>https://fasiharapca.com/inne-ve-kardesleri-arapca-gramer-dersleri/15817</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Jun 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Merfular]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fasiharapca.com/?p=15817</guid>

					<description><![CDATA[<p>( إِنَّ ) ve kardeşlerinin İSMİ ve HABERİ hakkında derlenen bilgiler : ( إِنَّ اللهَ تَعَالَى عَالِمُ كُلِّ شَيْئٍ ) &#8220;Muhakkak ki Ellah&#8217;u Teala her şeyi bilicidir.&#8221; Terkibindeki bilgiler : (1) Lafzen mensub olan ( اللهَ ) Lafzı Celâl&#8217;ine, &#8220;inne&#8217;nin ismi&#8221; denir. Lafzen merfu olan ( عَالِمُ ) ism-i fâili ise, &#8220;inne&#8217;nin haberi&#8221;denir. (2) Hurufu &#8230;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/inne-ve-kardesleri-arapca-gramer-dersleri/15817">İnne Ve Kardeşleri Arapça Gramer Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[</li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">( <strong>إِنَّ</strong> ) <strong>ve kardeşlerinin İSMİ ve HABERİ hakkında derlenen bilgiler :</strong></span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">( <strong>إِنَّ اللهَ تَعَالَى عَالِمُ كُلِّ شَيْئٍ</strong> ) &#8220;Muhakkak ki Ellah&#8217;u Teala her şeyi bilicidir.&#8221; Terkibindeki bilgiler :</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(1) Lafzen mensub olan ( <strong>اللهَ</strong> ) Lafzı Celâl&#8217;ine, &#8220;<strong>inne&#8217;nin ismi</strong>&#8221; denir. Lafzen merfu olan ( <strong>عَالِمُ</strong> ) ism-i fâili ise, &#8220;<strong>inne&#8217;nin haber</strong>i&#8221;denir.</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(2) Hurufu müşebbehe bil-fiil olan ( <strong>إِنَّ</strong> ) lafzında, (<strong>حَقَّقْتُ </strong> yerine getirmek, yapmak, -yi gerçekleştirmek, -yi incelemek, -yi araştırmak),&nbsp; fiilinin mânaları saklıdır.</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">&#8220;(3) İnne&#8221; lafzında saklı olan (<strong>حَقَّقْتُ </strong> ) fiilinin fâili ise, ( <strong>اللهَ</strong> ) Lafzı Celâl&#8217;ine raci olan, tahtında müstetir ( <strong>هُوَ</strong> ) zamiridir.&nbsp;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">( <strong>إِنَّ</strong> ) ve kardeşlerinin haberi, ( <strong>لَعَلَّ &#8211; لَيْتَ &#8211; لَكِنَّ &#8211; كَأَنَّ &#8211; أَنَّ &#8211; لاَ</strong> )&nbsp; harflerinden biri dahil olduktan sonra isme isnâd edilendir. Bu haberin durumu (sakladığı emir), isim cümlesindeki mübtedânın haberinin durumu gibidir.</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Ancak haberin ( <strong>إِنَّ</strong> ) nin isminin önüne geçmesi durumunda, mübtedânın haberinin durumu gibi değildir. Çünkü ( <strong>إِنَّ</strong> ) nin haberinin ismin önüne geçmesi bir şartla câiz değildir. Bu şart ise : ( <strong>إِنَّ</strong> ) nin haberi zarf olduğu vakitte haberininin, isminin önüne geçmesi câiz olur.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">İsim cümlesinin başında bulunan ( <strong>إِنَّ</strong> ) ile isim cümlesinin içinde bulunan (<strong> أَنَّ</strong> ) harfleri; <strong>hem ismi için, hem de haberi için </strong>dikkate alınması gereken bir tahkik edatıdır. (TAHKİK: Bir şeyin hakikatine ermek, nihayetine erişmek, doğruyu inceliyerek öğrenmek, künhüne vâkıf olmak, incelemeden körü-körüne itiraz etmemek, bir şeyi eksiksiz veya ziyadesiz yapmaya çaba harcamak ..vb anlamları kapsar.)</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Kâide:</strong> Yemin&#8217;den, nidâ edatından, emir fiilinden ve &#8220;kâle&#8221; kelimelerinden sonra gelen ( <strong>إِنَّ</strong> ), gene başta sayılır.</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Kâide:</strong> (<strong> أَنَّ</strong> ) cümlede; ..ki, ..dığını, ..eceğini, .. olduğu gibi mânalarına gelir ve masdar mânasını da saklı olarak ifade eder</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">( <strong>إِنَّ</strong> ) ve (<strong> أَنَّ</strong> )&#8217;li cümleler, iman ve inkar konularını bildirir. Bu konulardaki düşünce ve davranışlarımızı dikkatle izlememizi saklı olarak öğütler. İman edenler, haberdeki hükümle amel etmekle yükümlüdürler. <strong>( أَنْ )</strong> edatı, <strong>( أَنَّ )</strong>&#8216;nin tahfifi&#8217;dir. Çünkü fiilin önünde bu şekilde hafifletilmiş, yani cezimli olarak gelir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong><span style="color: #000099;">Kâide:</span></strong> (a) Mübtedâ ve haberden oluşan isim cümlesi, <span style="color: #990000;">doğrudan doğruya bir durumu haber verir</span>.</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(b) Başında (<strong> إِنَّ </strong> ) olan isim cümlesi, <span style="color: #990000;">bir sorunun cevabı olur</span>.</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(c) Mübtedânın başında (<strong> إِنَّ </strong>) ve haberin başında (<strong> لَ </strong>) olan isim cümlesi, <span style="color: #990000;">bir inkârcının inkârına cevap olur</span>.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Haber başa geçerse, (<strong> لَ </strong>) mübtedânın başında olur ve yine haberdeki kattiyeti ifâde eder.</span></li>
<li>
<ul>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">( <strong>إِنَّ</strong> ) <strong>ve kardeşlerinin İSMİ ve HABERİ hakkında derlenen bilgiler (devamı) :</strong></span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">( <strong>إِنَّ</strong> )&#8217;nin <strong><span style="color: #009900;">İsmini NASB</span></strong> etmesi; Ayet-i Kerimenin muhatabı tarafından zâhirde şâhidlik edildiğini imâ eder. <strong><span style="color: #009900;">Haberini REF</span></strong> etmesi, bu haberin mutlaka vuku bulduğunu ve yine bulacağını bildirir. Müminler bu haberin doğruluğuna nefislerinde şahitlik eder.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">( <strong>إِنَّ</strong> ) ve kardeşlerinden sonra ( <strong>مَا</strong> ) edatı geldiği taktirde, ismini NASB etmez ve &#8220;ancak, &#8230;&#8221; anlamını verir.&nbsp;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">( <strong>إِنَّ</strong> ) ile başlayan isim cümlelerinin kısımlarında da, mübteda ile haberde olduğu gibi takdim ve tehir bulunabilir. Bu durumdaki saklı anlam, tefekkür edilmelidir. İnşirah Suresi, 5&#8217;de: ( <strong>إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْراً</strong> &#8220;Muhakkak ki zorlukla beraber kolaylık vardır.&#8221;) Ayet-i Kerime&#8217;sinde ( <strong>مَعَ الْعُسْرِ </strong> ) inne&#8217;nin haberi olup önce gelmiş ve ( <strong>يُسْراً</strong> ) inne&#8217;nin ismi olup, sonra gelmiştir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">( <strong>إِنَّ</strong> ) ve benzerlerinin ( <strong>لَعَلَّ &#8211; لَيْتَ &#8211; لَكِنَّ &#8211; كَأَنَّ &#8211; أَنَّ &#8211; لاَ</strong> ) haberi; müfret isim, sıfat, isim tamlaması, şibhi cümle veya cümle olabilir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Bir fiil cümlesinde, ( <strong>إِنَّ</strong> ve ismi ve haberi) isim cümlesi olarak; mefulün bih, fâil, nâibi fâil olarak görev yapabilir. Yani isim cümlesinden önce, bu durumu belirleyen bir fiil gelir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">( <strong>إِنَّ</strong> ) isminin sıfatını kasd eder. Meselâ; doktorluk sıfatını kasd eder ve O&#8217;nu tanımadan tedavi için gittiğini imâ eder gibi.&nbsp; ( <strong>كَانَ</strong> ) isminin fiilini kasd eder. Meselâ; doktorun zatını kasd eder. O&#8217;nu tanıdığı ve inandığı için tedaviye gittiğini imâ eder.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">( <strong>إِنَّ</strong> ) de Ellah Teala mefuldür Mâide Suresi,13. Ayrıca, Peygamberimizin sav. istediğini Ellah Teala geri çevirmez anlamı saklıdır. ( <strong>كَانَ</strong> ) de Ellah Teala fâildir. Ayrıca, Ellah Teala&#8217;nın dilediğini Peygamberrimiz sav. olduğu gibi kabul eder bilgisi saklıdır.</span></li>
</ul>
</li>
</ul>
<p><a href="https://fasiharapca.com/inne-ve-kardesleri-arapca-gramer-dersleri/15817">İnne Ve Kardeşleri Arapça Gramer Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>La لاَ  Arapça Gramer Dersleri &#8211; Cinsin hükmünü nefy</title>
		<link>https://fasiharapca.com/la-arapca-gramer-dersleri-cinsin-hukmunu-nefy/15818</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Jun 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Merfular]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fasiharapca.com/?p=15818</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; 1) ( لاَ ) irab bakımından ( إِنَّ ) gibi görev yapar. Yani ismini NASB eder ve haberi REF eder. Ancak; cinsi nefy eden değil de, cinsin hükmünü nefyeden bir harftir. ( لاَ )&#8217;nın haberinin hükmü, mübtedanın haberinin hükmü gibidir. 2) ( لاَ ) amelinin şartı; (a) isminin nekre olması (b) isminin muzaf veya &#8230;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/la-arapca-gramer-dersleri-cinsin-hukmunu-nefy/15818">La لاَ  Arapça Gramer Dersleri &#8211; Cinsin hükmünü nefy</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">&nbsp;</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">1) ( <strong>لاَ</strong> ) irab bakımından ( <strong>إِنَّ</strong> ) gibi görev yapar. Yani <strong><span style="color: #009900;"> ismini NASB</span></strong> eder ve <strong><span style="color: #009900;">haberi REF</span></strong> eder. Ancak; <strong><span style="color: #660000;">cinsi nefy eden değil de, cinsin hükmünü nefyeden bir harftir</span></strong>. ( <strong>لاَ</strong> )&#8217;nın haberinin hükmü, mübtedanın haberinin hükmü gibidir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">2) ( <strong>لاَ</strong> ) amelinin şartı; (a) isminin nekre olması (b) isminin muzaf veya muzafa benzeyen olması, (c) isim ile kendisinin arası ayrılmaması ve (d) önüne harficer gelmemesidir. Şayet bunların bir tanesi mevcut ise, NASB etmeyip sadece olumsuzluk ifade eder. İsim tamlaması ve sıfat tamlaması, &#8220;nekre isim&#8221; olarak kabul edilir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">3) &#8220;Şerrin fâili kurtulucu değildir.&#8221; ( <strong>لاَ فَاعِلَ شَرٍّ فَائِزٌ</strong> ) terkibindeki ( <strong>لاَ</strong> ), <strong><span style="color: #000099;">cinsin hükmünü nefy etmiştir</span></strong> (cinsini nefy etmemiştir). ( <strong>لاَ</strong> )&#8217;nın ismi olan ( <strong>فَاعِلَ شَرٍّ</strong> ) isim tamlaması NASB mahallindedir. ( <strong>لاَ</strong> )&#8217;nın haberi olan ( <strong>فَائِزٌ</strong> ) ismi fâilini ise, REF mahallindedir. şeklinde de tanımlanayan eserler var. (NOT: Bu terkip, fâili ( <strong>فَاعِلَ</strong> ) lafzına raci tahtında müstetir ( <strong>هُوَ</strong> ) zamiri olan bir fiil cümlesi gibi de düşünülebilir.)</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">2/71 : ( &#8230; <strong>مُسَلَّمَةٌ لَا شِيَةَ فِيهَا</strong> &#8230; ) &#8220;özürsüz, kendisinde karışık renk bulunmayan (bir sığırdır).&#8221; Ayet-i Kerimesindeki ( <strong>لاَ</strong> ) <strong><span style="color: #000099;">cinsin hükmünü nefy etmiştir</span></strong>.&nbsp; <strong>İrâbı :</strong> &nbsp;( <strong>مُسَلَّمَةٌ</strong> &nbsp; özürsüz) ism-i mefulü ( <strong>بَقَرَةٌ</strong> &nbsp; bir sığır) lafzının birinci sıfatı ve merfudur. ( <strong>لَا شِيَةَ</strong> &nbsp; hiç alaca bulunmayan) lafzı, ( <strong>بَقَرَةٌ</strong> &nbsp; bir sığır) lafzının ikinci sıfatı ve merfudur. ( <strong>شِيَةَ</strong> &nbsp; alaca, karışık renk) lafzı, ( <strong>لاَ</strong> )&#8217;nın ismi olup NASB mahallindedir. ( <strong>فِيهَا</strong> &nbsp; kendisinde) car-mecrurdan oluşan şibhi cümle, ( <strong>لاَ</strong> )&#8217;nın haberi olup, REF mahallindedir.</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong><span style="color: #ff0000;">Burada</span></strong> ( <strong>بَقَرَةٌ</strong> &nbsp; bir sığır)&#8217;ın <strong><span style="color: #660000;">vasfını (vasıf cinsini) nefy etmiyor</span></strong>. Sadece <strong><span style="color: #660000;">bu vasfın</span></strong> (&nbsp;<strong>شِيَةَ</strong> &nbsp; alaca) <strong><span style="color: #660000;">hükmünü (bir özelliğini) nefy ediyor</span></strong>. Vasfın diğer özelliklerinin (rengi, parlaklığı &#8230; gibi) mevcut olduğunu saklı olarak bildiriyor. NOT: Renk vasfı, bir hükümdür. Koku vasfı, bir hükümdür. Suret vasfı, bir hükümdür. &#8230; ve dâima Hüküm Koyucu&#8217;nun (Ellah Teala&#8217;nın) bir takdiridir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">4) <strong><span style="color: #000099;">Cinsini nefy eden</span></strong> ( <strong>لاَ</strong> ) nın haberi mahzuf olabilir. ( <strong>لاَ حَوْلَ وَ لاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ</strong> &#8220;Ellah&#8217;dan başka hiç bir güç ve kuvvet yoktur.&#8221;) cümlesindeki haberler mahzufdur ve saklı mânaların tefekkür edilmesini işaret eder.</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong><span style="color: #ff0000;">Burada,</span></strong> &#8221; ( <strong>حَوْلَ</strong> ) ve ( <strong>قُوَّةَ</strong> ) sıfatları, sadece Ellah Teala&#8217;da vardır. Başkasında yoktur ve asla da olamaz.&#8221; diyerek, <strong><span style="color: #660000;">sıfatları (sıfat cinsini) nefy ediyor</span></strong>. Bu nedenle de, <strong><span style="color: #990000;">nâfiyeti li&#8217;l cinsi</span></strong> olarak tanımlanır.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">5) <strong><span style="color: #000099;">Grub olumsuzu olarak kullanılan</span></strong> ( <strong>لاَ</strong> ), genellikle ( <strong>إِلاَّ</strong> ) ile birlikte kullanılır. ( <strong>لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ</strong> ) gibi</span></li>
</ul>
<p><a href="https://fasiharapca.com/la-arapca-gramer-dersleri-cinsin-hukmunu-nefy/15818">La لاَ  Arapça Gramer Dersleri &#8211; Cinsin hükmünü nefy</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>مَا ، لاَ İsmi Arapça Gramer Dersleri</title>
		<link>https://fasiharapca.com/ismi-arapca-gramer-dersleri/15819</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Jun 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Merfular]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fasiharapca.com/?p=15819</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; ( مَا) lafzının Görevleri Hakkında derlenen genel bilgiler : (1) İstifhamiye olarak görev yapar, (2) Şart edatı olarak görev yapar, (3) Mevsul olarak görev yapar, (4) Müfret ile sıfatlanarak mevsuf olarak görev yapar, (5) Cümle ile sıfatlanarak mevsuf olarak görev yapar, (6) Sıfat olarak görev yapar. (7) Sıla&#8217;ya, sıfata ve âid zamirine ihtiyaç duymayan &#8230;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/ismi-arapca-gramer-dersleri/15819">مَا ، لاَ İsmi Arapça Gramer Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">&nbsp;</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">( <strong>مَا</strong>) lafzının Görevleri Hakkında derlenen genel bilgiler :</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(1) İstifhamiye olarak görev yapar, (2) Şart edatı olarak görev yapar, (3) Mevsul olarak görev yapar, (4) Müfret ile sıfatlanarak mevsuf olarak görev yapar, (5) Cümle ile sıfatlanarak mevsuf olarak görev yapar, (6) Sıfat olarak görev yapar. (7) Sıla&#8217;ya, sıfata ve âid zamirine ihtiyaç duymayan tam isim olarak görev yapar. Örnek 2/271</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">( <strong>&#8230; إِنْ تُبْدُوا الصَّدَقَاتِ فَنِعِمَّا هِيَ</strong> ) &#8220;Eğer sadakaları aşikâr olarak verirseniz o ne iyi şeydir.&#8221;</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Ayeti Kerimesindeki ( <strong>مَا</strong> ) &#8220;şey&#8221; mânasında mahallen merfu fâildir ve cümlenin anlamı ;&nbsp;</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">( <strong>نِعْمَ شَيْئاً هِيَ</strong> ) veya ( <strong>نِعْمَ الشَيْءُ هِيَ</strong> ) &#8220;o ne iyi şeydir&#8221; &nbsp;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">( <strong>لَيْسَ</strong>) <strong>ye benzetilen</strong> ( <strong>مَا</strong>) <strong>&#8216;nın ismi, kendisine haberinin isnad edildiği şeydir :</strong></span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><span style="color: #990000;"><strong>( لَيْسَ )</strong> ye benzetilen <strong>( مَا )</strong></span>&#8216;nın ismi, REF mahallinde ve <strong>( مَا )</strong>&#8216;nın haberi NASB mahallindedir. Çünkü <strong>( مَا )</strong> HÂL&#8217;i nefy için gelir, ismi nefy etmez. Örnek : 2/8 &nbsp;<strong>( وَمَا هُمْ بِمُؤْمِنِينَ )</strong> Ayeti Kerimesinde &#8220;leyse&#8221; ye benzeyen &#8220;mâ&#8221; gelmesiyle, olumsuzluğun geçici ve bilinçsizce olduğunu bildirir. Eskiden bizim nesile &#8220;Amentüyü ezberleyene ve inanarak söyleyene mü&#8217;min denir.&#8221; diye öğretmişlerdi. Mü&#8217;min olmanın bu kadar kolay olmadığını çok sonra anladım.&nbsp;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong><span style="color: #990000;">( </span><span style="color: #990000;"> لَيْسَ</span><span style="color: #990000;"> )</span></strong><span style="color: #990000;"> ye benzetilen </span><strong><span style="color: #990000;">( </span><span style="color: #990000;">مَا </span><span style="color: #990000;">) </span></strong>&#8216;nın isminin hükmü, mübtedanın hükmü gibidir. <strong>( مَا )</strong>&#8216;nın haberinin hükmü de, haberin hükmü gibidir</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">.</span></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong><span style="color: #990000;">( </span><span style="color: #990000;"> لَيْسَ</span><span style="color: #990000;"> )</span></strong><span style="color: #990000;"> ye benzetilen </span><strong><span style="color: #990000;">( </span><span style="color: #990000;">مَا </span><span style="color: #990000;">) </span></strong> hareke değişikliği yapabilmesi için dört şart vardır ;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">(1) <strong>( مَا )</strong>&#8216;nın haberinin önce gelmemesi şarttır. (2) Olumsuzluğunun <strong>( إِلاَّ )</strong> ile bozulmaması şarttır. Aksi halde &#8220;değil&#8221; anlamı verir. (3) Haberinden önce zâid, <strong>( بِ )</strong> gelebilir. Ancak, Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de zâid harf-i cer yoktur. (4) <strong>( مَا )</strong>&#8216;nın isim cümlesinin başında gelmesi şarttır. Şayet <strong>( مَا )</strong> cümle ortasında gelirse, &#8220;ne / şey&#8221; anlamını verir ve sonraki kelimeyle birlikte anlam kazanır.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Örnek 59/18 : &nbsp;<strong>( &#8230;وَ لْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍ &#8230;)</strong> &#8220;ve nefis, yarın için <span style="color: #3300cc;">takdim ettiği şeye</span> baksın / <span style="color: #3300cc;">ne takdim ettiğine</span> baksın.&#8221;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">81/25 : <strong>( وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَيْطَانٍ رَجِيمٍ )</strong> &#8220;O kovulmuş şeytanın sözü değildir.&#8221; Ayet-i Kerimesinin i&#8217;râbı : <strong> ( وَ )</strong> : Atıf harfidir. <strong>( مَا )</strong> : Nefiy harfi, <strong>( لَيْسَ )</strong> gibi amel eder. <strong> ( هُوَ )</strong> : &nbsp;Munfasıl zamiri, <strong>( مَا )</strong>&#8216;nın ismidir ve REF mahallindedir. &nbsp;<strong>( بِ )</strong> :&nbsp; Harficer.&nbsp; <strong>( قَوْلِ )</strong> : muzaf ve <strong>( مَا )</strong>&#8216;nın haberi olup lafzan mecrur ve mahallen mansub&#8217;tur. <strong>( شَيْطَانٍ )</strong> : muzafun ileyh, mecrur ve mevsûf&#8217;dur. <strong>( رَجِيمٍ )</strong> : sıfat ve mecrur&#8217;dur.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Âvamil,117 <strong>(مَا اللهُ تَعَالَى مُتَمَكِّناً بِمَكَانٍ)</strong> &#8220;Ellah&#8217;u Teala bir mekanda yerleşici değildir.&#8221; 1) Lafzen merfu olan <strong>( اللهُ )</strong>, &#8220;mâ&#8221; lafzının ismi ve lafzen mensub olan <strong>( مُتَمَكِّناً )</strong>, &#8220;mâ&#8221; lafzının haberidir.&nbsp; 2) Fâili, <strong>( مُتَمَكِّناً )</strong> ismine raci olan, tahtında müstetir <strong>( هُوَ )</strong> zamiridir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Hud, 11/84 hk&#8217;da :&nbsp;<strong> مَا لَكُمْ مِنْ </strong>&#8220;sizin için yoktur&#8221; anlamında bir kalıptır.</span></li>
</ul>
<ul>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">( <strong>لَيْسَ</strong>) <strong>ye benzetilen</strong> ( <strong>لاَ</strong>) <strong>&#8216;nın ismi, kendisine haberinin isnad edildiği şeydir. Örnek :</strong></span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Âvamil,117 (<strong>لاَ شَيْئٌ مُشَابِهاً لِلهِ تَعَالَى</strong>) &#8220;Hiç bir şey Ellah&#8217;u Teala&#8217;ya benzeyici değildir.&#8221;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">( <strong>شَيْئٌ</strong> ), lafzı ( <strong>لاَ</strong>)&#8217;nın ismi ve ( <strong>مُشَابِهاً</strong> ), ise haberidir. ( <strong>لَيْسَ</strong>) ye benzetilen ( <strong>لاَ</strong>)&#8217;nın isminin hükmü, mübtedanın hükmü gibidir. Haberi de mübtedanın haberi gibidir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Fâili, ( <strong>مُشَابِهاً</strong> ) ismine raci olan, tahtında müstetir ( <strong>هُوَ</strong> ) zamiridir.</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">İsim cümlesi üzerinde hareke değişikliği yapabilmesi için, (1) haberinin önce gelmemesi, (2)&nbsp; olumsuzluğunun ( <strong>إِلاَّ</strong> ) ile bozulmaması, (3) isminin ve haberini nekre olması, (4) kendisinden sonra zâid (<strong> إِنْ</strong>) gelmemesi, (5) ismi ile arasında yabancı bir kelime bulunmaması şarttır. Aksi halde ismini REF ve haberi NASB etmez, yalnız olumsuzluğu (değil anlamı) kalır.</span></li>
</ul>
<p><a href="https://fasiharapca.com/ismi-arapca-gramer-dersleri/15819">مَا ، لاَ İsmi Arapça Gramer Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Muzari Fiil Arapça Gramer Dersleri</title>
		<link>https://fasiharapca.com/muzari-fiil-arapca-gramer-dersleri/15820</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Jun 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Merfular]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fasiharapca.com/?p=15820</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Muzari malum : يَنْصُرُ&#160;&#160;Yardım eder / ediyor. Muzari meçhul : يُنْصَرُ&#160;&#160;Yardım edilir/ediliyor. Muzari mutlak fiildir.&#160; 1) Muzari fiil, şimdiki ve gelecek bir zamana (bir emir’e) bağlı olarak, bir işin / bir hâlin / olaydaki bir sahnenin oluşmakta olduğunu bildirir. Muzari fiil&#8216;in anlamı : Ayet-i Kerime&#8217;deki hükmü (Emr-i ilâhiyi) idrâk ettiği ânı Referans Noktası (VAKİT, &#8230;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/muzari-fiil-arapca-gramer-dersleri/15820">Muzari Fiil Arapça Gramer Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #000099;">&nbsp;</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000099;">Muzari malum</span></strong> : <span style="font-size: 16pt;"><strong>يَنْصُرُ</strong></span>&nbsp;&nbsp;Yardım eder / ediyor.</li>
<li></li>
<li><strong><span style="color: #000099;"> Muzari meçhul</span></strong> : <span style="font-size: 16pt;"><strong>يُنْصَرُ</strong></span>&nbsp;&nbsp;Yardım edilir/ediliyor. Muzari <strong>mutlak fiildir</strong>.&nbsp;</li>
<li></li>
<li>1) <strong><span style="color: #000099;"> Muzari fiil</span></strong>, şimdiki ve gelecek bir zamana (bir emir’e) bağlı olarak, bir işin / bir hâlin / olaydaki bir sahnenin oluşmakta olduğunu bildirir.</li>
<li></li>
<li><strong><span style="color: #000099;">Muzari fiil</span></strong>&#8216;in anlamı : Ayet-i Kerime&#8217;deki <span style="color: #ff0000;"> hükmü (<span style="color: #000000;">Emr-i ilâhiyi</span>) idrâk ettiği ânı</span> Referans Noktası (<strong>VAKİT,</strong> Oluş ânı) olarak kabul edip, bu oluşum sürecindeki fiilleri anlatan bir sığa&#8217;dır. Örnek: <span style="font-size: 14pt;">&nbsp;</span></li>
<li></li>
<li><span style="font-size: 14pt;"><strong>(لاَ يَزَالُ لِسَانُكَ رَطْباً مِنْ ذِكْرِ اللهِ)</strong></span> &#8220;Ellah Teala&#8217;nın zikrinden, dilinin nemi zâil olmasın.&#8221; (Hadislerle İlim ve Hikmet, Cild,3 Sayfa,289).</li>
<li></li>
<li>Hadis-i şerifi, bir muzari fiil cümlesidir. Fiil idrak edildikten sonraki her an için (hatırladıkça) yapılması gerekeni bildirir.</li>
<li></li>
<li>( <span style="font-size: 12pt;"><strong>لاَ يَزَالُ</strong></span> ) nefyi-istikbal fiilindeki hükümden (emriden) sorumluyum diyen kişi, <strong>bu emri bilmiş ama</strong> henüz idrâk etmemiştir.</li>
<li></li>
<li><strong>Emri</strong> sadece <span style="color: #000099;">uygularken</span> (dilini damağına yapıştırıp Ellah, Ellah, Ellah &#8230; zikrini devamlı yaparken) <span style="color: #000099;">saklı anlamlarını idrâk eder, daha önce değil</span>.</li>
<li></li>
<li>Meselâ bu Hadis-i Şerifin ; hem bir duâ olduğunu, hem de &#8220;İlmi ölmeyenden alınız&#8221; öğütünün ilk dersi olduğunu, hem de bir sünneti ihyâ etmenin yaşantısındaki etkilerini görür ve şâhidlik derecesinde <strong>bildiği VAKİT</strong>, o kişi için bir referans noktasıdır ve idrâk&#8217;ın başlangıcıdır.</li>
<li></li>
<li>Ayrıca zikre başladığı an ile idrâkın başlangıcı arasındaki süreçte edindiği ; denemeler, mücadeleler, zorlanmalar, zikri engelleyen veya unutturan sebebler, &#8230; vb tecrübelerle edindiği bilgiler, ( <span style="font-size: 12pt;"><strong> لاَ يَزَالُ</strong></span> ) <strong>nefyi-istikbal</strong> fiilinin saklı anlamını öğretir.</li>
<li></li>
<li>Bu anlam, lügattaki anlamından çok farklıdır.&nbsp;Özetle: <strong><span style="color: #660000;"> Muzari fiilin anlamını, fiili yaşarken öğreniriz</span></strong>.</li>
<li></li>
<li>2) Muzaraat harflerinden biri, muzarinin başında bulunması sebebiyle, “isme benzeyen” fiildir.</li>
<li></li>
<li>BAB&#8217;ların kalıpları, taşıdıkları anlamlarla birlikte öğrenilmesi, sakladıkları mânaların tesbitine yardımcı olur. Ayrıca, her harfin harekesinde ayrı bir anlam saklıdır.</li>
<li></li>
<li>3) ( <span style="font-size: 14pt;"><strong>يُحِبُّ اللهُ تَعَالَى التَّوَاضُعَ</strong></span>&nbsp; &#8220;Ellah&#8217;ü Teala tevazuyu sever.&#8221;) gibi, başında nasbedici ve cezm edici bulunmayan <strong>muzari fiil ;</strong></li>
<li>&nbsp;</li>
<li>*) Mânevi âmil ile lafzen merfu olan bir mamuldur.</li>
<li></li>
<li>*) Fâilini REF eder ve Mefulün bihini de NASB eder.</li>
<li></li>
<li></li>
<li>Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerdeki<strong><span style="color: #660033;"> muzari anlatım:</span></strong></li>
<li></li>
<li>(**) Fiili, idrak edildikten sonra yapılacak ve hiç terk edilmeyecek bilgisini saklar.</li>
<li></li>
<li>(**) Fâili örnek al veya alma ikazını, hüküm fiildedir ve fâil yükümlüdür&nbsp; bilgisini saklar.</li>
<li></li>
<li>(**) Edebi örneklerle tarif eder ve tezekkür edenlere (yaşadıklarını gözden geçirenlere) edebi öğretir.</li>
<li></li>
<li>(**) Bana, hâllerimi seyrettirir (Bana, beni anlatır).</li>
<li></li>
<li>(**) Ellah Teala&#8217;nın rızasının olup &#8211; olmadığı bilgisini bildirir.</li>
<li></li>
<li>(**) Ellah lafz-ı celâli ile ilgili esmâ-i sıfat ve esmâ-i fiillerin zuhuru (görülür, bilinir hâle gelmesi) muzari sıgasında aranır.</li>
<li></li>
<li>(**) İhbâri fiil olduğu için, mânası gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi mümkün olduğu bilgisi saklar</li>
<li></li>
<li>(**) Kur&#8217;an-ı Kerimde bildirilen azab çeşitlerinin (1. <span class="font10"> <span style="color: #c00000;">Azîm azab</span></span><span class="font0">, 2. <span class="font10"><span style="color: #c00000;">Elîm azab</span></span><span class="font0">, 3. <span class="font10"><span style="color: #c00000;">Muhîn azab</span></span><span class="font0">, 4. <span class="font10"><span style="color: #c00000;">Ğalîz azab</span></span><span class="font0"> gibi</span></span></span></span>) muzari fiille bildirilmesi, bu azabları kazanmak için hâlâ çok çaba harcadığımızı ikaz eder.</li>
<li></li>
<li>(**) Muzari fiil cümlesi bulunan Ayet-i Kerimeler, <strong><span style="color: #000099;"> edeple yapılan duâ&#8217;lardır</span></strong>.</li>
<li></li>
<li>(**) Fâilin niyeti okuyana ve dinleyenlere bildirilmiştir (Maide Suresi, 31) : Karganın niçin eşelendiğini bildiren,</li>
<li></li>
<li>( <span style="font-size: 14pt;"><strong> لِيُرِيَهُ كَيْفَ يُوَارِى سَوْاَةَ اخِيهِ </strong></span> &#8220;kardeşinin cesedini nasıl saklayacağını ona göstermesi için&#8221;) cümlesinde; karganın ( <span style="font-size: 12pt;"><strong> يُرِيَهُ</strong></span> ) muzari fiili, fâil olduğu için merfudur. ( <span style="font-size: 12pt;"><strong> كَيْفَ يُوَارِى </strong></span> ) muzâri fiili, bir hâli bildirdiği için de mansubtur.</li>
<li></li>
<li>Burada, eşelenmenin amacını Kâbil&#8217;e bildiren karga, işi yaparak gösterdiği için merfu ve ayrıca, Kâbil&#8217;e hizmet ettiği için de mansubdur. <strong><span style="color: #990066;"> Burada niyet</span></strong> okuyana <strong><span style="color: #990066;">bildirilmiş</span></strong> demektir.</li>
<li></li>
<li></li>
<li><strong><span style="color: #660000;">Muzâri Fiilin Çekimi : </span></strong></li>
<li></li>
<li>Malum Fiil-i Muzari’nin, alameti: muzaraat harfleri daima meftuhdur. Müfred, müzekker, gaib&#8217;in mânası: <span style="color: #006600;"><strong> <span style="color: #009900;">(O er kişi) YARDIM EDER / YARDIM EDİYOR</span>.</strong></span></li>
<li></li>
<li><span style="font-size: 14pt; color: #009900;"><strong>يَنْصُرُ</strong></span>&nbsp;&nbsp;<strong><span style="font-size: 14pt;">يَنْصُرَانِ</span></strong>&nbsp;&nbsp;<strong><span style="font-size: 14pt;">يَنْصُرُونَ</span></strong>&nbsp; ||| &nbsp;<span style="font-size: 14pt;"><strong>تَنْصُرُ</strong></span>&nbsp;&nbsp;<strong><span style="font-size: 14pt;">تَنْصُرَانِ</span></strong>&nbsp;&nbsp;<strong><span style="font-size: 14pt;">يَنْصُرْنَ</span></strong></li>
<li></li>
<li><span style="font-size: 14pt;"><strong>تَنْصُرُ</strong></span>&nbsp;&nbsp;<strong><span style="font-size: 14pt;">تَنْصُرَانِ</span></strong>&nbsp;&nbsp;<strong><span style="font-size: 14pt;">تَنْصُرُونَ</span></strong>&nbsp; ||| &nbsp;<span style="font-size: 14pt;"><strong>تَنْصُرِينَ</strong></span>&nbsp;&nbsp;<strong><span style="font-size: 14pt;">تَنْصُرَانِ</span></strong>&nbsp;&nbsp;<strong><span style="font-size: 14pt;">تَنْصُرْنَ</span></strong></li>
<li></li>
<li><span style="font-size: 14pt;"><strong>اَنْصُرُ</strong></span>&nbsp;&nbsp;<strong><span style="font-size: 14pt;">نَنْصُرُ</span></strong>&nbsp;&nbsp;<strong><span style="font-size: 14pt;">نَنْصُرُ</span></strong></li>
<li></li>
<li>Meçhul Fiil-i Muzari’nin, alameti: muzaraat harflerinin mazmum ve aynel fiilin meftuh olmasıdır. Müfred, müzekker, gaib&#8217;in mânası: <strong><span style="color: #009900;">(O er kişiye) YARDIM EDİLİR / YARDIM EDİLİYOR.</span></strong></li>
<li></li>
<li><span style="font-size: 14pt; color: #006600;"><strong>يُنْصَرُ</strong></span>&nbsp;&nbsp;<strong><span style="font-size: 14pt;">يُنْصَرَانِ</span></strong>&nbsp;&nbsp;<strong><span style="font-size: 14pt;">يُنْصَرُونَ</span></strong>&nbsp; ||| &nbsp;<span style="font-size: 14pt;"><strong>تُنْصَرُ</strong></span>&nbsp;&nbsp;<strong><span style="font-size: 14pt;">تُنْصَرَانِ</span></strong>&nbsp;&nbsp;<strong><span style="font-size: 14pt;">يُنْصَرْنَ</span></strong></li>
<li></li>
<li><span style="font-size: 14pt;"><strong>تُنْصَرُ</strong></span>&nbsp;&nbsp;<strong><span style="font-size: 14pt;">تُنْصَرَانِ</span></strong>&nbsp;&nbsp;<strong><span style="font-size: 14pt;">تُنْصَرُونَ</span></strong>&nbsp; ||| &nbsp;<span style="font-size: 14pt;"><strong>تُنْصَرِينَ</strong></span>&nbsp;&nbsp;<strong><span style="font-size: 14pt;">تُنْصَرَانِ</span></strong>&nbsp;&nbsp;<strong><span style="font-size: 14pt;">تُنْصَرْنَ</span></strong></li>
<li></li>
<li><span style="font-size: 14pt;"><strong>اُنْصَرُ</strong></span>&nbsp;&nbsp;<strong><span style="font-size: 14pt;">نُنْصَرُ</span></strong>&nbsp;&nbsp;<strong><span style="font-size: 14pt;">نُنْصَرُ</span></strong></li>
</ul>
<p><a href="https://fasiharapca.com/muzari-fiil-arapca-gramer-dersleri/15820">Muzari Fiil Arapça Gramer Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
