<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>El Lulu Vel Mercan arşivleri - Fasih Arapça</title>
	<atom:link href="https://fasiharapca.com/category/kitap-arsivi/hadis/el-lulu-vel-mercan/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://fasiharapca.com/category/kitap-arsivi/hadis/el-lulu-vel-mercan</link>
	<description>arapça sarf nahiv dil bilgisi yasin suresi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 20 Mar 2023 15:17:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://fasiharapca.com/wp-content/uploads/2025/04/cropped-favicon-fasih-1-32x32.png</url>
	<title>El Lulu Vel Mercan arşivleri - Fasih Arapça</title>
	<link>https://fasiharapca.com/category/kitap-arsivi/hadis/el-lulu-vel-mercan</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hadis Arama Siteleri Arapça Türkçe</title>
		<link>https://fasiharapca.com/hadis-arama-siteleri-arapca-turkce/309108</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fasih Arapça]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Mar 2023 15:15:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arapca Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet isleri Baskanligi]]></category>
		<category><![CDATA[El Lulu Vel Mercan]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis Arapça Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis Usulü]]></category>
		<category><![CDATA[İlahiyat Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hatip Lisesi İHL HABER]]></category>
		<category><![CDATA[Muvatta İmam Malik Hadisleri]]></category>
		<category><![CDATA[Rezin Hadisleri Arapça Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Riyazus Salihin Arapça Türkçe Hadisler]]></category>
		<category><![CDATA[Sahihi Buhari Buhari Hadisleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sahihi Müslim Hadisleri]]></category>
		<category><![CDATA[Süneni Ebu Davud Hadisleri]]></category>
		<category><![CDATA[Süneni İbn Mace Hadisleri]]></category>
		<category><![CDATA[Süneni Nesai Hadisleri]]></category>
		<category><![CDATA[Süneni Tirmizi Hadisleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://fasiharapca.com/?p=309108</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hadis Arama Siteleri Arapça Türkçe https://www.hadisveritabani.info/ Bu web sitesi Türkiye merkezli oluşturulumuş hadis veri tabanı arşividir. Ücretsiz kayıt olup kullanabilirsiniz. Kullanım arayüzünde türkçe aradığınızda sadece arapça metinlerin gelmesi tercümelerin  aynı arama sayfasında gözükmesi daha güzel olurdu. https://hadeethenc.com/tr/home bu site arama algoritması ve farklı dil seçenekleri sebebiyle daha kullanışlı. </p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/hadis-arama-siteleri-arapca-turkce/309108">Hadis Arama Siteleri Arapça Türkçe</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hadis Arama Siteleri Arapça Türkçe</p>
<p>https://www.hadisveritabani.info/</p>
<p>Bu web sitesi Türkiye merkezli oluşturulumuş hadis veri tabanı arşividir. Ücretsiz kayıt olup kullanabilirsiniz. Kullanım arayüzünde türkçe aradığınızda sadece arapça metinlerin gelmesi tercümelerin  aynı arama sayfasında gözükmesi daha güzel olurdu.</p>
<p>https://hadeethenc.com/tr/home</p>
<p>bu site arama algoritması ve farklı dil seçenekleri sebebiyle daha kullanışlı. </p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/hadis-arama-siteleri-arapca-turkce/309108">Hadis Arama Siteleri Arapça Türkçe</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İTİKAF El-Lu&#8217;lu ve&#8217;l-Mercan &#8211; Muhammed Fuad Abdulbaki</title>
		<link>https://fasiharapca.com/itikaf-el-lu-lu-ve-l-mercan-muhammed-fuad-abdulbaki-3/9075</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Jan 2014 07:39:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[El Lulu Vel Mercan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fasiharapca.com/?p=9075</guid>

					<description><![CDATA[<p>İTİKAF İbn Ömer (r.a.)Hz. Peygamber&#8217;in (a.s.) Ramazan&#8217;ın son on gününde itikâfa girdiğini bildirmiştir.Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 2002 Hz. Aişe (r.ah.) şöyle haber vermiştir:Resulüllah (a.s.) Ramazan&#8217;ın son on günü girince geceleri ihya eder, aile halkını da uyandırır, ibadete daha fazla önem verirdi. Diğer vakitlerden çok daha fazla bir ibadet gayreti içerisinde olurdu.Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 2008 &#8230;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/itikaf-el-lu-lu-ve-l-mercan-muhammed-fuad-abdulbaki-3/9075">İTİKAF El-Lu&#8217;lu ve&#8217;l-Mercan &#8211; Muhammed Fuad Abdulbaki</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>İTİKAF</strong></p>
<p>İbn Ömer (r.a.)<br />Hz. Peygamber&#8217;in (a.s.) Ramazan&#8217;ın son on gününde itikâfa girdiğini bildirmiştir.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 2002</p>
<p>Hz. Aişe (r.ah.) şöyle haber vermiştir:<br />Resulüllah (a.s.) Ramazan&#8217;ın son on günü girince geceleri ihya eder, aile halkını da uyandırır, ibadete daha fazla önem verirdi. Diğer vakitlerden çok daha fazla bir ibadet gayreti içerisinde olurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 2008</p>
<p>Hz. Aişe&#8217;nin (r.ah.) haber verdiğine göre:<br />Resulüllah (a.s.), Ramazan&#8217;ın son on gününde, diğer vakitlerden daha fazla ibadet yoğunluğu içerisine girerdi.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 2009<br /></span></p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/itikaf-el-lu-lu-ve-l-mercan-muhammed-fuad-abdulbaki-3/9075">İTİKAF El-Lu&#8217;lu ve&#8217;l-Mercan &#8211; Muhammed Fuad Abdulbaki</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İTİKAF El-Lu&#8217;lu ve&#8217;l-Mercan &#8211; Muhammed Fuad Abdulbaki</title>
		<link>https://fasiharapca.com/itikaf-el-lu-lu-ve-l-mercan-muhammed-fuad-abdulbaki/9074</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Jan 2014 22:12:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[El Lulu Vel Mercan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fasiharapca.com/?p=9074</guid>

					<description><![CDATA[<p>İTİKAF İbn Ömer (r.a.)Hz. Peygamber&#8217;in (a.s.) Ramazan&#8217;ın son on gününde itikâfa girdiğini bildirmiştir.Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 2002 Hz. Aişe (r.ah.) şöyle haber vermiştir:Resulüllah (a.s.) Ramazan&#8217;ın son on günü girince geceleri ihya eder, aile halkını da uyandırır, ibadete daha fazla önem verirdi. Diğer vakitlerden çok daha fazla bir ibadet gayreti içerisinde olurdu.Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 2008 &#8230;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/itikaf-el-lu-lu-ve-l-mercan-muhammed-fuad-abdulbaki/9074">İTİKAF El-Lu&#8217;lu ve&#8217;l-Mercan &#8211; Muhammed Fuad Abdulbaki</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>İTİKAF</strong></p>
<p>İbn Ömer (r.a.)<br />Hz. Peygamber&#8217;in (a.s.) Ramazan&#8217;ın son on gününde itikâfa girdiğini bildirmiştir.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 2002</p>
<p>Hz. Aişe (r.ah.) şöyle haber vermiştir:<br />Resulüllah (a.s.) Ramazan&#8217;ın son on günü girince geceleri ihya eder, aile halkını da uyandırır, ibadete daha fazla önem verirdi. Diğer vakitlerden çok daha fazla bir ibadet gayreti içerisinde olurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 2008</p>
<p>Hz. Aişe&#8217;nin (r.ah.) haber verdiğine göre:<br />Resulüllah (a.s.), Ramazan&#8217;ın son on gününde, diğer vakitlerden daha fazla ibadet yoğunluğu içerisine girerdi.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 2009<br /></span></p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/itikaf-el-lu-lu-ve-l-mercan-muhammed-fuad-abdulbaki/9074">İTİKAF El-Lu&#8217;lu ve&#8217;l-Mercan &#8211; Muhammed Fuad Abdulbaki</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEVBE El-Lu&#8217;lu ve&#8217;l-Mercan &#8211; Muhammed Fuad Abdulbaki</title>
		<link>https://fasiharapca.com/tevbe-el-lu-lu-ve-l-mercan-muhammed-fuad-abdulbaki/9101</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Dec 2013 21:53:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[El Lulu Vel Mercan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fasiharapca.com/?p=9101</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEVBE Abdullah b. Mesûd (r.a.) şöyle anlatır:Ben, Abdullah hasta iken onu ziyaret etmek maksadıyle yanına girdim. Kendisi bize biri kendinden, biri de Allah Resulü&#8217;nden olmak üzere iki hadis söyledi: Allah Resulü&#8217;nü (a.s.) şöyle buyururken işittiğini söyledi: &#8220;Muhakkak Allah mümin kulunun tevbesi sebebiyle şu kimseden daha fazla sevinir: Öyle bir kimse ki çorak bir arazide devesi &#8230;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/tevbe-el-lu-lu-ve-l-mercan-muhammed-fuad-abdulbaki/9101">TEVBE El-Lu&#8217;lu ve&#8217;l-Mercan &#8211; Muhammed Fuad Abdulbaki</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>TEVBE</strong></p>
<p>Abdullah b. Mesûd (r.a.) şöyle anlatır:<br />Ben, Abdullah hasta iken onu ziyaret etmek maksadıyle yanına girdim. Kendisi bize biri kendinden, biri de Allah Resulü&#8217;nden olmak üzere iki hadis söyledi: Allah Resulü&#8217;nü (a.s.) şöyle buyururken işittiğini söyledi: &#8220;Muhakkak Allah mümin kulunun tevbesi sebebiyle şu kimseden daha fazla sevinir: Öyle bir kimse ki çorak bir arazide devesi ile birlikte bulunuyor. Devesinin üzerinde yiyeceği ve içeceği vardır. Derken uyuya kalır. Uyandığında bir de bakar ki devesi gitmiş. Devesini aradı. Nihayet kendisine şiddetli bir susuzluk erişti. Sonra kendi kendine: Artık ben ilk bulunduğum yere döneyim de orada ölünceye kadar uyuyayım dedi. Gitti, ölmek üzere başını kolunun üzerine koydu. Bir aralık uyandı. Bir de baktı ki devesi yanıbaşında. Bütün azığı, yiyeceği ve içeceği de devenin üzerinde! İşte Allah mümin kulunun tevbesine bu kimsenin devesini ve azıklarını bulması anındaki sevincinden daha fazla sevinir.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4929</p>
<p>Enes b. Malik (r.a.)<br />Allah Resulü&#8217;nün (a.s.) şöyle buyurduğunu söylemiştir: &#8220;Allah&#8217;ın, kulu kendisine tevbe ettiğinde sevinmesi: Birinizin, çorak bir arazide devesi üzerinde bulunduğunda, üzerinde yiyeceği ve içeceğinin bulunduğu devesi kaçar. Devesini bulmaktan ümidi kesip de nihayet bir ağacın gölgesinde yatar; devesinden ümidini kesmiştir. Tam bu haldeyken birdenbire devesini yanıbaşında dikiliyor bulur. Hemen devesinin ipini tutar. Sonra sevincinin şiddetinden dolayı: Allahım! Sen benim kulumsun, ben de senin Rabbinim! diyerek sevincinin şiddetinden dolayı böyle hata etmesindeki sevincinden daha fazladır.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4932</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217;nin (r.a.) ifade ettiğine göre:<br />Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Allah mahlûkatı yarattığı zaman kendi nezdinde Arş&#8217;ın üzerinde bulunan kitabına: &#8220;Muhakkak benim rahmetim gazabıma üstün gelir&#8221; yazmıştır.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4939</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.)<br />Allah Resulü&#8217;nden (a.s.) şöyle buyurduğunu işitmiştir: &#8220;Yüce Allah rahmetini yüz parçaya ayırıp doksan dokuz parçasını kendi yanında tuttu, bir parçasını da yer yüzüne indirdi. İşte bu bir parça rahmet sebebiyle bütün mahluklar birbirlerine merhamet ederler. Hatta hayvan, üzerine basarım endişesiyle ayağını yavrusundan kaldırır.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4942</p>
<p>Ömer b. Hattab (r.a.) şöyle anlatır:<br />Allah Resulü&#8217;nün huzuruna bir takım esirler gelmişti. Bunların içinde bir kadın vardı ki çocuğunu aramakta idi. Kadın esirler arasında çocuğu bulunca hemen onu aldı bağrına bastı ve emzirmeye koyuldu. Allah Resulü (a.s.) bize: &#8220;Şu kadının, kendi çocuğunu ateşe atacağını sanır mısınız?&#8221; dedi. Biz de: Hayır vallahi. Atmamak elinden geldiği sürece atmaz, dedik. Bunun üzerine Allah Resulü: &#8220;İşte muhakkak ki yüce Allah, kullarına bu kadının çocuğuna acımasından daha merhametlidir&#8221; buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4947</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217;den (r.a.) bildirildiğine göre:<br />Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Asla hiçbir iyilik yapmamış olan bir adam ailesine: Öldüğüm zaman beni yakın. Sonra külünün yarısını karaya, yarısını da denize doğru savurun. Allah&#8217;a yemin ederim ki eğer Allah ele geçirmeğe kadir olursa alemlerden hiç bir kimseye azap etmediği bir azaba çekecektir, dedi. Bu kimse öldüğü zaman emrettiği işleri yaptılar. Neticede Allah karaya emretti. Kara hemen kendisinde bulunanları topladı. Allah deryaya emretti, o da derhal kendisinde bulunanları toplayıverdi. Sonra Allah o kimseye: Bunu niçin yaptın? diye sordu. Adam: Senden korktuğumdan dolayı ya Rabb! Sen daha iyi bilirsin! dedi. Bunun üzerine Allah onu affetti.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4949</p>
<p>Ebu Saîd Hudrî (r.a.)<br />Hz. Peygamber&#8217;den (a.s.) şunları nakletmiştir: Sizden önceki ümmetlerden bir kimse vardı. Allah ona mal ve evlat ihsan etmişti. Bir gün evladına hitaben: Vallahi ya benim emredeceğim şeyi yaparsınız, yahut da ben mirasımı sizden başkalarına vasiyet ederim: Öldüğüm zaman beni yakınız. (Zannederim şunu da söylemiştir:) Sonra beni öğütüp rüzgârda savurunuz. Çünkü ben Allah katında hiç bir hayır biriktirmedim. Şüphe yok ki Allah beni azap etmeğe kadirdir, diyerek bu hususta çocuklarından söz aldı. Rabbime yemin ediyorum ki çocukları da vasiyet ettiği şeyleri yaptılar. Nihayet yüce Allah; Bu yaptığına seni sevk eden nedir? diye sordu. O zat: Senden korktum, dedi. Allah Teala: &#8220;Zaten bunu da başkası affedemez dedi.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4952</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.)<br />Hz. Peygamber&#8217;in (a.s.) Aziz ve Celil olan Rabbından rivayet ederek şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: &#8220;Bir kul bir günah işledi. Müteâkiben: Allahım! Günahımı bağışla, dedi. Yüce Allah: Kulum bir günah işledi, fakat günahı mağfiret eden ve günah sebebiyle cezalandıracak bir Rabbı olduğunu bildi buyurdu. Sonra kul tekrar dönüp günah işledi. Ardından: Ey Rabbim! Günahımı affet diye yalvardı. Yüce Allah yine: Kulum bir günah işledi, fakat günahı mağfiret eden ve günah sebebiyle cezalandıracak bir Rabbı olduğunu bildi buyurdu. Sonra kul tekrar dönüp günah işledi. Ve: Ey Rabbim! Günahımı mağfiret et diye yalvardı. Yüce Allah bu sefer yine: Kulum bir günah işledi, fakat günahı mağfiret eden, günah sebebiyle ceza veren bir Rabbı olduğunu gereği gibi bildi. Sen istediğini yap, ben seni mağfiret ettim, buyurdu.&#8221; Ravi Abdul Ala &#8220;İstediğini yap!&#8221; sözünü üçüncü yahut dördüncü defa da mı söyledi, bilmiyorum dedi.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4953</p>
<p>Abdullah b. Mesûd (r.a.)<br />Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu demiştir: &#8220;Allah kadar medh ve sena olunmayı seven hiç bir kimse yoktur. Bunun için Allah kendisini medh etmiştir. Allah&#8217;tan daha kıskanç hiç bir kimse de yoktur. Bundan dolayı Yüce Allah bütün çirkin fiilleri haram kılmıştır.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4955</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217;nin (r.a.) anlattığına göre:<br />Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: &#8220;Şüphesiz ki Allah kıskanır. Mümin de kıskanır. Allah&#8217;ın kıskanması, haram kıldığı şeyleri müminin işlemesidir.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4959</p>
<p>Abdullah b. Mesûd&#8217;un (r.a.) anlattığına göre:<br />Yabancı bir kadını öpen biri Hz. Peygamber&#8217;e geldi ve olayı anlattı. Bunun üzerine: Gündüzün iki tarafında ve gecenin bazı saatlerinde dosdoğru namaz kıl. Şüphesiz ki iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt almak isteyenlere büyük bir hatırlatmadırayeti nazil olunca o zat: Ey Allah&#8217;ın Resulü! Bu yalnız benim için mi? diye sordu. Allah Resulü (a.s.): &#8220;Ümmetimden onu yapan herkes içindir&#8221; buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4963</p>
<p>Enes b. Malik&#8217;in (r.a.) anlattığına göre:<br />Hz. Peygamber&#8217;e bir adam geldi ve: Ey Allah&#8217;ın Resulü! Ben had cezası gerektirecek bir kabahat işledim. O cezayı bana tatbik et dedi. Ravi der ki: Bu anda namaz vakti de gelmişti. Adam da Allah Resulü ile beraber namaz kıldı. Namaz bitince yine: Ey Allah&#8217;ın Resulü! Ben ceza gerektirecek bir kabahat işledim. Binaenaleyh hakkımda Allah&#8217;ın Kitabı&#8217;nı tatbik eyle! dedi. Allah Resulü (a.s.): &#8220;Sen bizimle birlikte namazda bulundun mu?&#8221; diye sordu. Evet bulundum dedi. Allah Resulü: &#8220;Sen affolundun&#8221; buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4965</p>
<p>Ebu Saîd Hudrî&#8217;den (r.a.) rivayet edildiğine göre:<br />Allah&#8217;ın Peygamber&#8217;i (a.s.) şöyle buyurdu: &#8220;Sizden evvelki ümmetler içinde bir adam vardı ki doksan dokuz insan öldürmüştü. Bu zat, yeryüzü insanlarının en aliminin kim olduğunu sordu. Kendisine bir rahip gösterildi. O da rahibe gelerek kendisinin doksan dokuz kişi öldürdüğünü ve tevbesinin kabul edilip edilmeyeceğini sordu. Rahip: Hayır, edilmez diye cevap verdi. Bu cevap üzerine katil o rahibi de öldürdü. Bununla sayıyı yüze tamamladı. Sonra yine yeryüzü halkının en alimini sordu. Alim bir kimse gösterildi. Onun yanına gelince: Bu adam yüz tane insan öldürmüştür. Acaba Onun için bir tevbe yolu var mıdır? dedi. O: Evet vardır, insan ile tevbesi arasına kim girebilir? Sen filan yere git. Çünkü orada Allah&#8217;a ibadet etmekte olan bir takım insanlar vardır. Sen de onlarla beraber Allah&#8217;a ibadet et ve sakın bir daha kendi memleketine dönme. Çünkü orası kötü bir çevredir, dedi. Bunun üzerine adam gitti. Nihayet yolun yarısına vardığı zaman eceli geldi. Bu sefer rahmet melekleri ile azap melekleri çekişmeye başladılar: Rahmet melekleri: Bu adam tevbe ederek ve kalbi ile Allah&#8217;a yönelerek geldi dediler. Azap melekleri de: Bu adam hiç bir hayır işlememiştir dediler. Bu sırada insan kılığında başka bir melek geldi. Her iki taraf bu meleği aralarında hakem yaptılar. O melek: Şimdi siz buradan itibaren geldiği yer ile gideceği yerin mesafesini ölçün. Bulunduğu bu yer, hangisine daha yakın ise bu kimse oraya ait olur dedi. Melekler mesafeleri ölçtüler ve adamın gitmek istediği yere daha yakın olduğunu gördüler. Bunun üzerine onun ruhunu rahmet melekleri aldılar.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4967</p>
<p>Hz. Aişe (r.ah.) şöyle anlatır:<br />Allah Resulü (a.s.) bir sefere çıkmak istediği zaman kadınları arasında kura çekerdi. Kura kime düşerse Allah Resulü onunla birlikte sefere çıkardı. Aişe devamla: Gazaya gitmek istediği bir gazvede de aramızda kura attı ve bu kurada benim ismim çıktı. Ben Resulüllah ile beraber sefere çıktım. Bu sefer, hicap ayeti indirildikten sonra idi. Ben havdecimin içinde bindirilir ve (konak yerine) onun içinde indirilirdim. Bütün yolculuğumuzda böyle oldu. Nihayet Resulüllah bu gazasından ayrılıp da döndüğü ve Medine&#8217;ye yaklaştığımızda bir gece yürüyüşü bildirdi. Hareket izni verildiği zaman ben kalkıp yürüdüm. Hatta orduyu geçtim. Hacetimi yerine getirdiğim zaman dönüp yerime geldim. Bir de göğsümü yokladım. Baktım ki Yemen&#8217;in gözboncuğundan dizilmiş gerdanlığım kopup düşmüş. Hemen dönüp gerdanlığımı aradım. Fakat onu aramak beni yoldan alıkoymuştu. Benim devemi hazırlayan kimseler gelip havdecimi yüklemişler ve havdecimi bindiğim deve üzerinde götürmüşlerdi. Onlar beni havdecin içinde sanıyorlarmış. O zaman kadınlar hafif idiler, şişmanlamazlardı. Et ve yağ onları bürüyüp kaplamazdı. Çünkü onlar az yemek yerlerdi. Bu cihetle bana hizmet edenler havdeci yüklemek üzere kaldırdıklarında havdecin ağırlık derecesinin farkına varmayarak yüklemişler. Bilhassa ben küçük yaşta genç bir kadındım. Deveyi kaldırmışlar ve gitmişler. Ordu gittikten sonra ben gerdanlığımı buldum. Akabinde konakladıkları yerlere geldim fakat oralarda ne bir çağıran, ne de bir cevap veren kalmıştı. Bunun üzerine ben orada evvelce bulunduğum konak yerime geldim. Ve onlar beni havdecde bulamazlar da beni aramak üzere dönüp yanıma gelirler diye düşündüm. Yerimde otururken uykum geldi ve uyumuşum. Safvan b. Muattal Sulemi sonra Zekvani, ordunun arkasında mola vermişti. Bu zat sabaha yakın yürümüş, benim bulunduğum yere gelmiş, uyuyan bir insan karaltısı görünce benim yanıma gelmiş ve beni görünce tanımış. Beni tesettür farz kılınmadan önce görür idi. Ben onun beni tanıdığı sırada onun istirca sözlerini söylemesi ile uyandım. Uyanınca hemen çarşafıma bürünüp yüzümü örttüm. Allah&#8217;a yemin ediyorum ki o bana bir tek kelime söylemiyordu. Ben ondan, istirca sözünden başka hiç bir kelime işitmedim. Devesini ıhtırıp çöktürdü, ön ayağına bastı. Ben de deveye bindim. Safvan bindiğim deveyi önünden çekerek yürüdü. Nihayet kafile konak yerine indikten sonra öğlen sıcağında orduya yetiştik. Bu sırada benim yüzümden helak olan helak olmuştu. İftiranın çoğunu Abdullah b. Ubey b. Selül yapmıştı. Müteâkiben Medine&#8217;ye geldik. Medine&#8217;ye geldiğimizde ben bir ay hasta oldum. Meğer bu sırada halk iftiracıların sözlerine dalmışlar. Ben ise bunlardan hiç bir şeyin farkında değildim. Yalnız hastalığımda beni işkillendiren bir cihet vardı: Peygamber&#8217;den, hastalandığım başka zamanlarda gördüğüm lutuf ve şefkâti bu hastalığımda görmüyordum. Ancak yanıma giriyor, selam veriyor, sonra da: &#8220;Nasılsınız?&#8221; diyordu. Bu hâl beni işkillendiriyordu. Fakat bir kötülük hissetmiyordum. Nihayet iyileştikten sonra dışarıya çıktım. Benimle beraber Mistah&#8217;ın annesi de çıktı. Biz, Menası tarafına doğru çıktık. Bu yer bizim helamızdı. Buraya biz ancak geceden geceye çıkardık. Bu âdet evlerimizin yakınında helalar edinmemizden önce idi. O zamanlar bizim hâlimiz ilk Arapların âdeti idi. Biz evlerimizin yakınında helalar yapmaktan eziyet duyardık. İşte ben Mistah&#8217;ın annesi ile dışarı çıkıp gittim. Bu kadın, Ebu Ruhm b. Muttalib b. Abdu Menafın kızıdır. Annesi de Sahr b. Âmir&#8217;in kızıdır ki bu kadın da Ebu Bekr Sıddık&#8217;ın teyzesidir. Ebu Ruhm kızının oğlu da Mistah b. Usase b. Abbad b. Muttalib&#8217;dir. Orada hacetimizi gördükten sonra ben ve Ebu Ruhm kızı evimden tarafa dönüp gelirken Mistah&#8217;ın annesinin ayağı çarşafı içinde sürçtü. Kadın: Mistah helak olsun! dedi. Ne fena söyledin! Bedir&#8217;de hazır bulunan bir kimseye mi sövüyorsun? dedim. Kadın bana: Ah kadın! Sen onun söylediği sözü duymadın mı? dedi. Ben: O ne dedi ki? diye sordum. Bunun üzerine o bana iftiracıların sözünü haber verdi. Artık hastalığım kat kat arttı. Evime dönünce yanıma Allah Resulü geldi. Selam verdikten sonra: Nasılsınız? diye sordu. Ben de: Ebeveynimin yanına gitmek üzere bana izin verir misin? dedim. Ben o sırada bu haberi ebeveynim tarafımdan tahkik etmek istiyordum demiştir. Allah Resulü bana izin verdi. Ben de ebeveynimin yanına gittim ve anneme: Ey anneciğim! İnsanlar ne konuşuyorlar? dedim. Annem: Ey yavrucuğum! Sakin ol. Vallahi bir erkeğin yanında sevgili, parlak, güzel bir kadın olsun ve onun bir çok ortakları bulunsun da onun aleyhinde çok laf etmesinler pek nadirdir dedi. Ben de: Subhanallah! İnsanlar bunu mu konuşuyorlarmış? dedim. Bunun üzerine bütün gece ağladım. Sabaha kadar gözümün yaşı dinmiyor, gözüme de uyku girmiyordu. Sonra ağlayarak sabahladım. Allah Resulü de o sabah Ali b. Ebu Talib&#8217;i ve Usame b. Zeyd&#8217;i yanına çağırmıştı. Vahy gecikince ailesi ile ayrılması hususunda onlarla istişare etmişti. Usame b. Zeyd, Peygamber&#8217;in ailesinin beraatını bildiğini ve onlara karşı beslediği sevgiye işaret ederek: Ey Allah&#8217;ın Resulü! Onlar senin ailendir. Biz onun hakkında hayırdan başka bir şey bilmeyiz dedi. Ali b. Ebu Talib&#8217;e gelince, o da: Allah senin başını dara sokmaz. Aişe&#8217;den başka kadınlar çoktur. Cariyeye de sorsan sana doğruyu söyler demişti. Bunun üzerine Allah Resulü Berire&#8217;yi çağırıp: Ey Berire Aişe&#8217;de sana şüphe veren bir hâl gördün mü? diye sordu. Berire de: Seni Hak Peygamber olarak gönderen Allah&#8217;a yemin ederim ki ben Aişe&#8217;den kendisini ayıplayabileceğim hiç bir şey görmüş değilim: Yalnız, Aişe yaşı küçük, genç bir kadındı. Ailesinin hamurunu yoğururken uyurdu da evin besi koyunu gelir hamuru yerdi demiş. Bunun akabinde Allah Resulü minber üzerinde ayağa kalktı ve Abdullah b. Ubey b. Selul&#8217;den özür dilemesini istedi. Kendisi minber üzerinde şöyle hitabetti: Ey Müslümanlar topluluğu! Ev halkıma verdiği ezası son dereceye varan bir şahıs için bana kim yardım eder? Vallahi ben ailem hakkında hayırdan başka bir şey bilmiş değilim. Bir adamın da ismini ortaya koydular ki bu zat hakkında da ben hayırdan başka bir şey bilmiyorum. Bu kimse ailemin yanına da ancak benimle beraber girerdi. Bunun üzerine Ensar&#8217;dan Sa&#8217;d b. Muaz ayağa kalkarak: Ey Allah&#8217;ın Resulü! O kimseye karşı sana ben yardım edeceğim. Eğer Evs&#8217;ten ise biz onun boynunu vururuz. Eğer Hazrec kardeşlerimizden ise yapılacak işi sen bize emredersin biz de emrini yerine getiririz demiş. Bu defa Sa&#8217;d b. Ubade ayağa kalkmış. Bu da Hazrec kabilesinin büyüğü idi. Ve bu vakıadan evvel iyi bir kimse idi. Fakat bu defa kabile hamiyeti onu cahilliğe sürükledi de Sa&#8217;d b. Muaz&#8217;a karşı: Sen yalan söylüyorsun. Allah&#8217;ın ebediyetine yemin ediyorum ki sen onu (yani Abdullah b. Ubey&#8217;i) öldüremezsin ve onu öldürmeye muktedir olamazsın! demiş. Bu defa da Sa&#8217;d b. Muaz&#8217;ın amcasının oğlu olan Useyd b. Hudayr ayağa kalkarak Sa&#8217;d b. Ubade&#8217;ye karşı: Allah&#8217;ın beka ve ebediyetine yemin ediyorum ki sen yalan söylüyorsun. Vallahi biz onu elbette öldürürüz. Sen mutlaka münafıksın ki, münafıklar hesabına bizimle mücadele ediyorsun diye mukabele etmiş. Bu suretle Evs ve Hazrec kabileleri ayaklanmışlar. Hatta birbirleri ile vuruşmaya niyetlenmişler. Allah Resulü ise henüz minber üzerinde ayakta duruyordu. Allah Resulü onları yatıştırmaya devam etti. Nihayet onlar susunca sustu. (Bana gelince:) Ben o gün ağladım. Ne gözümün yaşı dindi, ne de gözüme bir uyku girdi. Sonra ertesi gecemde de ağladım. Yine gözümün yaşı dinmiyor gözüme hiç uyku girmiyordu. Babam ile anam, ağlamak ciğerimi parçalayacak sanıyorlardı. Bu şekilde Ebeveynim yanımda oturdukları, ben de ağlamakta bulunduğum sırada Ensar&#8217;dan bir kadın izin istemişti. Ben de o kadına izin vermiştim. O da oturup benimle ağlıyordu. Biz bu hâl üzere iken Allah Resulü yanımıza girdi, selam verdikten sonra oturdu. Halbuki Allah Resulü bundan evvel hakkımda dedikodu başladığı günden beri yanımda oturmamıştı. Ve Allah Resulü bir ay beklediği halde kendisine hakkımda bir şey vahyolunmamıştı. Allah Resulü oturduğu zaman, şahadet kelimelerini söyledikten sonra: Ey Aişe! Hakkında bana şöyle şöyle sözler geldi. Eğer suçsuz isen yakında Allah seni muhakkak beraat ettirecektir. Yok eğer bir günah işledinse Allah&#8217;tan mağfiret dile ve Allah&#8217;a tevbe et! Çünkü kul, günahını itiraf ve sonra tevbe edince Allah da onun tevbesini kabul edip mağfiret buyurur dedi. Allah Resulü sözlerini bitirince gözümün yaşı kesildi. Hatta göz yaşından bir damla bulamıyordum. Hemen babama: Allah Resulü&#8217;nün söylediği sözlere benim adıma cevap ver dedim. Babam: Vallahi Allah Resulü&#8217;ne ne diyeceğimi bilmiyorum dedi. Sonra Anneme: Allah Resulü&#8217;nün söylediği söze benim adıma cevap ver dedim. O da: Vallahi Allah Resulü&#8217;ne ne diyeceğimi bilmiyorum dedi. Bunun üzerine ben, henüz Kur&#8217;an&#8217;dan çok şey bilmeyen küçük yaşta bir genç olduğum halde şöyle dedim: Vallahi ben kesinlikle anladım ki siz bu dedikoduyu işitmişsiniz. Hatta bu söz sizin gönüllerinizde yer etmiş ve ona inanmışsınız. Şimdi ben size suçsuzum desem (ki Allah suçsuzluğumu biliyor) bu konuda bana inanmazsınız. Ve eğer ben size bir itirafta bulunsam (ki Allah suçsuz olduğumu bilir) sizler beni hemen tasdik edeceksiniz. Vallahi ben kendimde size verecek bir misal bulamıyorum. Ancak Yusuf&#8217;un babasının dediği gibi: Artık (bana düşen) hakkıyla sabretmektir. Sizin şu söylediklerinize karşı yardımına sığınılacak ancak Allah&#8217;tır.Aişe şöyle devam etmiştir: Sonra dönüp yatağıma yattım. Halbuki vallahi o zaman ben suçsuz olduğumu ve Allah&#8217;ın da muhakkak beni temize çıkaracağını biliyordum. Lâkin vallahi hakkımda okunan bir vahy indirileceğini hiç zannetmiyordum. Benim hâlim de kendimce Aziz ve Celil Allah&#8217;ın hakkımda okunan bir şeyle konuşmasından daha aşağı idi. Lâkin Allah Resulü&#8217;nün uykuda bir rüya göreceğini ve Allah&#8217;ın da o rüya ile beni beraat ettireceğini umuyordum. Vallahi Allah Resulü oturduğu yerden kalkmamıştı. Ev halkından bir kimse de dışarı çıkmamıştı. Aziz ve Celil Allah Peygamber&#8217;ine vahy indiriverdi. Kendisini vahy inerken basan şiddet yine bastı. Kendisine indirilen kelamın ağırlığından kış gününde bile inci tanesi gibi ter dökülürdü. Allah Resulünden vahy hâli kalkınca kendisi sevincinden gülüyordu. Söylediği ilk söz şu oldu: &#8220;Müjde ya Aişe! Allah seni beraat ettirdi.&#8221; Bunun üzerine annem bana: Kalk, O&#8217;nun yanına git, dedi. Ben: Vallahi ne ona kalkarım, ne de beraatımı indiren Allah&#8217;tan başkasına hamd ederim dedim. Aziz ve Celil Allah şu on ayeti indirdi: &#8220;O uydurma haberi getirenler içinizden bir cemaattir.(ayetinden itibaren) on ayet indirdi (Nûr, 11-21). Aziz ve Celil Allah işte bu ayetleri benim beraatım hakkında indirmiştir. Ebu Bekr, akrabalığından ve fakirliğinden dolayı infak etmekte bulunduğu Mistah b. Usame için: Aişe hakkında bunları söyledikten sonra vallahi ben de Mistah&#8217;a bir şey vermem! diye yemin etti. Bunun üzerine de Aziz ve Celil Allah: Sizden fazilet ve servet sahibi olanlar, akrabasına, yoksullara, Allah yolunda hicret edenlere yardımda bulunmayacağına yemin etmesin&#8230;&#8221;ayetini, &#8220;Allah&#8217;ın size mağfiret etmesini arzu etmez misiniz?&#8221; sözüne kadarindirdi. Hibban b. Musa&#8217;nın dediğine göre, Abdullah b. Mübarek İşte bu, Allah&#8217;ın kitabı içinde en ümit bahşeden ayettir, demiştir. Bunun üzerine Ebu Bekr Vallahi, ben Allah&#8217;ın beni mağfiret etmesini isterim, dedi ve Mistah&#8217;a veregeldiği yardımı tekrar vermeye başladı ve: Ben bunu ondan ebediyen kesmem dedi. Aişe Allah Resulü, zevcesi Zeynep bt. Cahş&#8217;a benim durumumu sormuş: Ne bilirsin, ne gördün? demişti. O da: Ey Allah&#8217;ın Resulü! Ben kulağımı, gözümü muhafaza ederim. Vallahi hayırdan başka bir şey bilmem, diye cevap verdi. Bu hususta Aişe Zeynep, Peygamber&#8217;in hanımları arasında bana rekabet eden bir kadındı. Fakat Allah onu vera ve takvası sebebiyle muhafaza buyurdu. Kızkardeşi Hamne bt. Cahş ise onunla mücadele etmeye başladı da bu sebeple helak olanlar içinde helak oldu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4974<br /></span></p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/tevbe-el-lu-lu-ve-l-mercan-muhammed-fuad-abdulbaki/9101">TEVBE El-Lu&#8217;lu ve&#8217;l-Mercan &#8211; Muhammed Fuad Abdulbaki</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İTİKAF El-Lu&#8217;lu ve&#8217;l-Mercan &#8211; Muhammed Fuad Abdulbaki</title>
		<link>https://fasiharapca.com/itikaf-el-lu-lu-ve-l-mercan-muhammed-fuad-abdulbaki-2/9102</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Dec 2013 21:53:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[El Lulu Vel Mercan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fasiharapca.com/?p=9102</guid>

					<description><![CDATA[<p>İTİKAF İbn Ömer (r.a.)Hz. Peygamber&#8217;in (a.s.) Ramazan&#8217;ın son on gününde itikâfa girdiğini bildirmiştir.Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 2002 Hz. Aişe (r.ah.) şöyle haber vermiştir:Resulüllah (a.s.) Ramazan&#8217;ın son on günü girince geceleri ihya eder, aile halkını da uyandırır, ibadete daha fazla önem verirdi. Diğer vakitlerden çok daha fazla bir ibadet gayreti içerisinde olurdu.Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 2008 &#8230;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/itikaf-el-lu-lu-ve-l-mercan-muhammed-fuad-abdulbaki-2/9102">İTİKAF El-Lu&#8217;lu ve&#8217;l-Mercan &#8211; Muhammed Fuad Abdulbaki</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>İTİKAF</strong></p>
<p>İbn Ömer (r.a.)<br />Hz. Peygamber&#8217;in (a.s.) Ramazan&#8217;ın son on gününde itikâfa girdiğini bildirmiştir.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 2002</p>
<p>Hz. Aişe (r.ah.) şöyle haber vermiştir:<br />Resulüllah (a.s.) Ramazan&#8217;ın son on günü girince geceleri ihya eder, aile halkını da uyandırır, ibadete daha fazla önem verirdi. Diğer vakitlerden çok daha fazla bir ibadet gayreti içerisinde olurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 2008</p>
<p>Hz. Aişe&#8217;nin (r.ah.) haber verdiğine göre:<br />Resulüllah (a.s.), Ramazan&#8217;ın son on gününde, diğer vakitlerden daha fazla ibadet yoğunluğu içerisine girerdi.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 2009<br /></span></p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/itikaf-el-lu-lu-ve-l-mercan-muhammed-fuad-abdulbaki-2/9102">İTİKAF El-Lu&#8217;lu ve&#8217;l-Mercan &#8211; Muhammed Fuad Abdulbaki</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İLİM El-Lu&#8217;lu ve&#8217;l-Mercan &#8211; Muhammed Fuad Abdulbaki</title>
		<link>https://fasiharapca.com/ilim-el-lu-lu-ve-l-mercan-muhammed-fuad-abdulbaki/9099</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Dec 2013 21:53:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[El Lulu Vel Mercan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fasiharapca.com/?p=9099</guid>

					<description><![CDATA[<p>İLİM Hz. Aişe (r.ah.) şöyle anlatır:Allah Resulü (a.s.) şu ayeti okudu: Sana kitabı indiren O&#8217;dur. Onun bir kısım ayetleri muhkemdir ki bunlar kitabın esasıdır. Diğer bir kısmı da müteşabihlerdir. İşte kalblerinde eğrilik bulunanlar, sırf fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşabihlerin peşine düşerler. Halbuki onun tevilini Allah&#8217;tan başkası bilmez. İlimde yüksek payeye erenler &#8230;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/ilim-el-lu-lu-ve-l-mercan-muhammed-fuad-abdulbaki/9099">İLİM El-Lu&#8217;lu ve&#8217;l-Mercan &#8211; Muhammed Fuad Abdulbaki</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>İLİM</strong></p>
<p>Hz. Aişe (r.ah.) şöyle anlatır:<br />Allah Resulü (a.s.) şu ayeti okudu: Sana kitabı indiren O&#8217;dur. Onun bir kısım ayetleri muhkemdir ki bunlar kitabın esasıdır. Diğer bir kısmı da müteşabihlerdir. İşte kalblerinde eğrilik bulunanlar, sırf fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşabihlerin peşine düşerler. Halbuki onun tevilini Allah&#8217;tan başkası bilmez. İlimde yüksek payeye erenler ise: Biz ona inandık. Hepsi Rabbimiz katındandır derler. (Bunları) aklı selim sahiplerinden başkası iyice düşünmez.Aişe devamla: Bundan sonra Allah Resulü: &#8220;Kur&#8217;an&#8217;ın müteşabih ayetlerine uyan kimseleri gördüğünüzde (ki Allah onları Kur&#8217;an&#8217;da zikretmiştir) onlardan sakınınız!&#8221; buyurdu, demiştir.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4817</p>
<p>Cündeb b. Abdullah Beceli (r.a.)<br />Allah Resulü (a.s.): &#8220;Üzerinde gönülleriniz birleştikçe, Kur&#8217;an okuyunuz. Kur&#8217;an hakkında ihtilaf ettiğinizde de artık kalkıp dağılınız&#8221; buyurdu, demiştir.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4819</p>
<p>Hz. Aişe&#8217;nin (r.ah.) anlattığına göre:<br />Allah Resulü (a.s.): &#8220;Erkeklerden, Allah&#8217;a en sevimsiz olan şiddetle düşmanlık yapandır&#8221; buyurmuştur.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4821</p>
<p>Ebu Saîd Hudrî (r.a.)<br />Allah Resulü&#8217;nün (a.s.) şöyle buyurduğunu bildirmiştir: &#8220;Şüphesiz ki sizler, kendinizden önce gelen milletlerin yoluna karışı karışına, arşını arşınına muhakkak uyacaksınız. O kadar ki şayet onlar bir kelerin deliğine girseler, siz de muhakkak onların arkasından gideceksiniz.&#8221; Biz: Ey Allah&#8217;ın Resulü! bunlar Yahudilerle Hristiyanlar mıdır? diye sorduk. Allah Resulü: &#8220;Başka kim olacak&#8221; buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4822</p>
<p>Enes b. Malik&#8217;in (r.a.) rivayet ettiğine göre:<br />Allah Resulü (a.s.): &#8220;İlmin kaldırılması, cehlin kökleşmesi, içkinin içilmesi, zinanın açıktan yapılması Kıyamet alâmetlerindendir&#8221; buyurmuştur.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4824</p>
<p>Ebu Musa (r.a.)<br />Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu, demiştir: &#8220;Şüphesiz Kıyametin kopmasından önce öyle günler vardır ki ilim kaldırılır ve cehalet iner. O günlerde herc çoğalır; herc adam öldürmedir.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4826</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217;nin (r.a.) naklettiğine göre:<br />Allah Resulü (a.s.): &#8220;Zaman yaklaşacak, ilim alınacak, fitneler zuhur edecek. Aşırı cimrilik yerleşecek ve herc çoğalacaktır&#8221; buyurdu. Sahabeler: Herc nedir? dediler. Allah Resulü: &#8220;Öldürmektir&#8221; buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4827</p>
<p>Abdullah b. Amr b. As (r.a.)<br />Allah Resulü&#8217;nün (a.s.) şöyle buyurduğunu işittiğini söylemiştir: &#8220;Şüphesiz Allah, ilmi insanlardan çekip almakla değil, alimlerin ruhlarını kabzetmek suretiyle kaldıracaktır. Nihayet hiç bir alim bırakmayınca insanlar kendilerine cahil bir takım kimseleri başkanlar edinirler. Bunlara sorulur, onlar da bilgisizce fetva verirler de hem kendileri saparlar, hem halkı saptırırlar.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4828<br /></span></p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/ilim-el-lu-lu-ve-l-mercan-muhammed-fuad-abdulbaki/9099">İLİM El-Lu&#8217;lu ve&#8217;l-Mercan &#8211; Muhammed Fuad Abdulbaki</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KADER El-Lu&#8217;lu ve&#8217;l-Mercan &#8211; Muhammed Fuad Abdulbaki</title>
		<link>https://fasiharapca.com/kader-el-lu-lu-ve-l-mercan-muhammed-fuad-abdulbaki/9100</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Dec 2013 21:53:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[El Lulu Vel Mercan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fasiharapca.com/?p=9100</guid>

					<description><![CDATA[<p>KADER Abdullah b. Mesûd (r.a.) şöyle anlatır:Bize daima doğru söyleyen ve kendisine de doğru bildirilen Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: &#8220;Sizin birinizin yaratılışı kırk gün anasının karnında toplanır. Sonra orada bir o kadar zaman içinde asılı bir parça hâlini alır. Sonra yine o kadar zaman içinde bir çiğnem ete dönüşür. Sonra bir melek gönderilir ve &#8230;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/kader-el-lu-lu-ve-l-mercan-muhammed-fuad-abdulbaki/9100">KADER El-Lu&#8217;lu ve&#8217;l-Mercan &#8211; Muhammed Fuad Abdulbaki</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>KADER</strong></p>
<p>Abdullah b. Mesûd (r.a.) şöyle anlatır:<br />Bize daima doğru söyleyen ve kendisine de doğru bildirilen Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: &#8220;Sizin birinizin yaratılışı kırk gün anasının karnında toplanır. Sonra orada bir o kadar zaman içinde asılı bir parça hâlini alır. Sonra yine o kadar zaman içinde bir çiğnem ete dönüşür. Sonra bir melek gönderilir ve kendisine ruh üfürür. Melek, dört kelime yani rızkını, ecelini, amelini şaki ve said olduğunu yazmakla emrolunur. Kendisinden başka ilah olmayan Allah&#8217;a yemin ederim ki, sizden biriniz Cennet ehlinin ameli ile amel etmekte devam eder, nihayet kendisi ile Cennet arasında bir arşından başka mesafe kalmaz. Bu sırada yazısı o kişinin önüne geçer de Cehennem ehlinin ameli ile amel etmeğe devam eder ve Cehenneme girer. Ve yine sizden biriniz Cehennem ehlinin ameli ile amel eder, nihayet kendisi ile Cehennem arasında ancak bir arşın mesafe kalır. Bu sırada yazısı önüne geçer de Cennet ehlinin ameli ile amel eder ve Cennete girer.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4781</p>
<p>Enes b. Malik (r.a.) hadisi Allah Resulü&#8217;ne nisbet ederek:<br />Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur, demiştir: &#8220;Şüphesiz Aziz ve Celil Allah rahime bir melek görevlendirmiştir. Melek: Ey Rabbim! Bir nutfedir. Ey Rabbim! Bir alakadır. Ey Rabbim! Bir çiğnem ettir der. Allah bir mahluk yaratmak istediğinde melek: Ey Rabbim! Erkek mi, yoksa dişi mi? Bedbaht mı, yahut mesut ve bahtiyar mıdır? Rızık ne olacak? Ecel ne olacak? Sorularını sorar. Böylece bunlar anasının karnında iken yazılır.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4785</p>
<p>Hz. Ali (r.a.) şöyle anlatır:<br />Bakiu&#8217;l-Ğarkad mezarlığında bir cenazede idik. Allah Resulü (a.s.) yanımıza gelip oturdu, biz de etrafına oturduk. Beraberinde bir asa vardı. Allah Resulü başını eğdi. Elindeki asayla yeri çizmeye başladı. Sonra: Sizden hiç bir kimse ve yaratılmış hiç bir nefis yoktur ki, muhakkak Cennetteki ve Cehennemdeki yerini Allah yazmış olmasın. Ve herkesin bedbaht veya bahtiyar olduğu muhakkak yazılmıştır! buyurdu. Bunun üzerine bir kimse: Ey Allah&#8217;ın Resulü! Öyle ise bizler ameli terk edip yazımız üzere durmayalım mı? dedi. Allah Resulü: &#8220;Saadet ehlinden olan kimse saadet ehlinin ameline varacak, şekavet ehlinden olan ise şekavet ehlinin ameline varacaktır,&#8221; buyurdu ve şunu ilâve etti: &#8220;Sizler amel edip çalışın. Çünkü herkese imkan verilmiştir. Saadet ehline, saadet ehlinin ameli müyesser olacaktır. Şekavet ehline de, şekavet ehlinin ameli kolay gelecektir.&#8221; Sonra Allah Resulü şu ayetleri okudu: Bundan sonra kim verir ve sakınırsa, en güzeli de tasdik ederse, biz de onu en kolaya hazırlarız. Ama kim cimrilik eder, kendisini müstağni görür ve en güzeli yalan sayarsa biz de onu en güç olana hazırlarız.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4786</p>
<p>Imran b. Husayn (r.a.) şöyle anlatır:<br />Ey Allah&#8217;ın Resulü! Cennet ehlinin ateş ehlinden ayrıldığı bilindi mi? diye soruldu. Evet, buyurdu. Öyle ise amel edenler niye böyle amel edip duruyorlar? denildi. Allah Resulü: &#8220;Herkese niçin yaratıldıysa onun için imkan verilmiştir,&#8221; buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4789</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217;den (r.a.) rivayet edildiğine göre:<br />Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: Adem ile Musa münakaşa ettiler. Musa Ey Adem! Sen bizim babamızsın. Sen bizi mahrumiyete düşürdün ve Cennetten çıkarttın! dedi. Adem de ona: Sen, Allah&#8217;ın kelamı ile seçip mümtaz kıldığı ve eliyle yazdığı Musa&#8217;sın Öyle iken sen, Allah&#8217;ın beni yaratmasından kırk sene evvel üzerime takdir buyurduğu bir işten dolayı mı beni kınıyorsun? dedi. Bunun üzerine Peygamber: &#8220;Böylece Adem, Musa&#8217;ya galip geldi. Adem, Musa&#8217;ya galip geldi,&#8221; buyurdu.</p>
<p>Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4793</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217;nin (r.a.) anlattığına göre:<br />Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Allah, Adem oğluna zinadan nasibini takdir etmiştir. Hiç şüphesiz bu akıbete erişecektir. İmdi göz zinası bakmaktır, dil zinası da konuşmaktır. Nefis temenni eder ve iştahlanır. Tenasül uzvu ise bunu ya tasdik eder gerçekleştirir, yahut (bırakarak) yalanlar.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4801</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.)<br />Allah Resulü&#8217;nün (a.s.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: &#8220;Her doğan ancak fıtrat üzere doğar. Bundan sonra anası, babası onu Yahudi yaparlar, Hristiyan yaparlar, Mecusi yaparlar. Nitekim hayvanın, derli toplu bir hayvan doğurduğu gibi. Bu hayvanda hiç bir kesik aza görüyor musunuz?&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4803</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217;nin (r.a.) anlattığına göre:<br />Allah Resulü (a.s.)&#8217;ne müşriklerin çocuklarından soruldu. Allah Resulü (a.s.): &#8220;Allah onların ne işleyeceklerini en iyi bilendir&#8221; buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4808<br /></span></p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/kader-el-lu-lu-ve-l-mercan-muhammed-fuad-abdulbaki/9100">KADER El-Lu&#8217;lu ve&#8217;l-Mercan &#8211; Muhammed Fuad Abdulbaki</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İYİLİK, SILA VE EDEPLER El-Lu&#8217;lu ve&#8217;l-Mercan &#8211; Muhammed Fuad Abdulbaki</title>
		<link>https://fasiharapca.com/iyilik-sila-ve-edepler-el-lu-lu-ve-l-mercan-muhammed-fuad-abdulbaki/9097</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Dec 2013 21:53:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[El Lulu Vel Mercan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fasiharapca.com/?p=9097</guid>

					<description><![CDATA[<p>İYİLİK, SILA VE EDEPLER Ebu Hureyre (r.a.) şöyle anlatır:Allah Resulü&#8217;ne bir kimse geldi ve: Benim güzel hizmet ve ülfet etmeme insanlar içinde en layık ve en haklı olan kimdir? diye sordu. Allah Resulü: Anandır buyurdu. Sonra kimdir? dedi. Allah Resulü: Sonra anandır buyurdu. Sonra kimdir? dedi. Allah Resulü: Sonra anandır buyurdu. Sonra kimdir? deyince Allah &#8230;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/iyilik-sila-ve-edepler-el-lu-lu-ve-l-mercan-muhammed-fuad-abdulbaki/9097">İYİLİK, SILA VE EDEPLER El-Lu&#8217;lu ve&#8217;l-Mercan &#8211; Muhammed Fuad Abdulbaki</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>İYİLİK, SILA VE EDEPLER</strong></p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.) şöyle anlatır:<br />Allah Resulü&#8217;ne bir kimse geldi ve: Benim güzel hizmet ve ülfet etmeme insanlar içinde en layık ve en haklı olan kimdir? diye sordu. Allah Resulü: Anandır buyurdu. Sonra kimdir? dedi. Allah Resulü: Sonra anandır buyurdu. Sonra kimdir? dedi. Allah Resulü: Sonra anandır buyurdu. Sonra kimdir? deyince Allah Resulü: Sonra babandır, buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4621</p>
<p>Abdullah b. Amr b. As (r.a.) şöyle dedi:<br />Bir adam cihada gitmek hususunda izin istemek için Peygamber&#8217;e (a.s.) geldi. Peygamber: Anan baban sağ mıdırlar? diye sordu. Evet, dedi. Peygamber: Şu halde sen (evvela) onlar için çalış buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4623</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217;nin (r.a.) anlattığına göre:<br />Cureyc, bir manastırda ibadet ediyordu. Derken annesi geldi. Humeyd dedi ki: Ebu Rafi&#8217;, Allah Resulü&#8217;nün Cureyc&#8217;in annesinin, Cureyc&#8217;i çağırdığı sıradaki hâlini, kadının elini kaşının üstüne nasıl koyduğunu, sonra da oğlunu çağırırken başını nasıl kaldırdığını tarif etmesini Ebu Hureyre&#8217;nin nasıl gösterdiğini bize vasfetti. Sonra kadın: Ey Cureyc! Ben senin ananım. Benimle konuş dedi. Annesi ona namaz kılarken tesadüf etmişti. Bunun üzerine Cureyc: Allahım! Biri annem, biri namazım? diye düşündü ve neticede namazını tercih etti. Cevap alamayınca anası geri döndü. Sonra ikinci defa çağırmaya geldi ve: Ey Cureyc! Ben senin annenim; benimle konuş, dedi. Cureyc yine kendi kendine: Allahım! Annem ve namazım? dedi ve yine namazını tercih etti. Bunun üzerine annesi: Allahım! Şüphesiz ki bu benim oğlum Cureyc&#8217;dir. Kendisiyle konuştuğum halde o benimle konuşmaktan çekinmiştir. Allahım! Sen ona fahişeleri göstermedikçe canını alma, dedi. Allah Resulü: Eğer annesi onun aleyhine fitneye uğratılmasını dua etmiş olsaydı Cureyc muhakkak fitneye uğratılırdı, buyurdu. Allah Resulü devamla şöyle dedi: Bir koyun çobanı vardı ki bunun manastırına sığınırdı. Bir gün köyden bir kadın çıkmış. Çoban bu kadınla zina etmiş. Kadın gebe kaldı ve sonunda bir oğlan doğurdu. Kadına: Bu nedir? diye sorulduğunda kadın: Şu manastırın sahibindendir, dedi. Bunun üzerine halk baltaları ve çapaları ile manastıra geldiler ve Cüreyc&#8217;e seslendiler. Fakat onu namaz kılarken çağırdıkları için, Cüreyc onlarla konuşmadı. Bunun üzerine onun manastırını yıkmaya başladılar. Cüreyc bunu görünce onların yanına indi. Halk Cureyc&#8217;e: Şu kadına sor dediler. Cureyc, gülümsedi. Sonra da çocuğun başını eliyle sıvazlayıp: Senin baban kim? diye sordu. Çocuk: Babam koyun çobanıdır diye cevap verdi. Halk çocuktan bunu işittiklerinde: Biz senin manastırından yıktığımız yerleri altın ve gümüşle bina edelim dediler. Cureyc: Hayır, eskiden olduğu gibi onu tekrar topraktan yapınız deyip yukarıya çıktı.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4625</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.)<br />Allah Resulü&#8217;nün (a.s.) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: Allah, mahlûkatı yaratıp bunların takdiratını tamamlayınca, akrabalık ayağa kalkarak: (Ya Rabbi!) Burası, akrabalık münasebetlerini kesmekten sana sığınanların makamıdır dedi. Cenab-ı Hak: Evet. Sana sıla yapana benim de sıla yapmama; senden alâkayı kesenlerden benim de kesmeme razı olmaz mısın? buyurdu. Akrabalık: Evet, diye cevap verdi. Yüce Allah: &#8220;Bu sana verilmiştir&#8221; buyurdu. Bundan sonra Allah Resulü: İsterseniz şu ayetleri okuyunuz buyurdu: Geri dönerseniz hemen yeryüzünde fesat çıkaracak, akrabalık bağlarınızı keseceksiniz, öyle mi? Onlar öyle kimselerdir ki Allah onları lânetlemiş, sağırlaştırmış ve gözlerini kör etmiştir. Onlar Kur&#8217;an&#8217;ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalblerinde kilitler mi var?<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4634</p>
<p>Hz. Aişe&#8217;nin (r.ah.) rivayet ettiğine göre:<br />Allah Resulü (a.s.): &#8220;Rahim Arşa asılmış der ki: Beni gözeteni Allah gözetsin, beni terk edeni Allah terk etsin&#8221; buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4635</p>
<p>Cubeyr b. Mut&#8217;im&#8217;den (r.a.) nakledildiğine göre:<br />Hz. Peygamber (a.s.): &#8220;Akraba ziyaretini kesen kimse Cennete giremez&#8221; buyurmuştur.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4636</p>
<p>Enes b. Malik (r.a.)<br />Allah Resulü&#8217;nün (a.s.) şöyle buyururken işittiğini söylemiştir: &#8220;Her kim rızkının bollaştırılmasını yahut ecelinin geciktirilmesini arzu ederse, sıla-i rahim yapsın.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4638</p>
<p>Enes b. Malik&#8217;ten (r.a.) rivayet edildiğine göre:<br />Resulü (a.s.): &#8220;Biribirinize kin tutmayın, biribirinizle hasetleşmeyin, biribirinizden sırt çevirmeyin. Ey Allah&#8217;ın kulları! kardeşler olunuz. Bir müslümanın din kardeşine küsüp, üç günden fazla ayrı durması helal değildir&#8221; buyurmuştur.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4641</p>
<p>Ebu Eyyûb Ensari&#8217;den nakledildiğine göre:<br />Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Bir müslümanın din kardeşine üç günden fazla küsüp ayrı durması helal olmaz. Birbirleriyle karşılaştıklarında birisi yüzünü şu tarafa çevirir, öbürüsü de öte tarafa çevirir. Halbuki bunların en hayırlısı önce selam vermeye başlayandır.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4643</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217;den (r.a.) bildirildiğine göre:<br />Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Su-i zandan çekininiz. Çünkü su-i zan sözlerin en yalanıdır. Birbirinizin eksikliğini görmeye ve işitmeye çalışmayınız. Birbirinizin özel hayatını araştırmayınız. Menfaatte bencillik yapmayınız. Hasetleşmeyiniz. Birbirinize nefret etmeyiniz. Birbirinize arka dönmeyiniz. Ey Allah&#8217;ın kulları! Hepiniz kardeşler olunuz.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4646</p>
<p>Hz. Aişe (r.ah.)<br />&#8220;Hastalığı, Allah Resulü&#8217;nden (a.s.) daha şiddetli olan hiçbir kimse görmedim&#8221; dedi.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4662</p>
<p>Abdullah b. Mesûd (r.a.) şöyle anlatır:<br />Allah Resulü&#8217;nün huzuruna girdim; kendisi şiddetli hasta idi. Elimle ona dokundum ve: Ey Allah&#8217;ın Resulü! Siz gerçekten çok ızdırap çekiyorsunuz dedim. Allah Resulü (a.s.): Evet Ben sizden iki kişinin çektiği kadar şiddetli bir ızdıraba maruz bulunuyorum dedi. Ben: Bu yüzden sizin için muhakkak iki kat ecir vardır, dedim. Bunun üzerine Allah Resulü: Evet dedikten sonra şöyle buyurdu: &#8220;Kendisine hastalık ve daha başka neviden herhangi bir eza isabet eden hiçbir Mümin yoktur ki Allah bu eza sebebiyle onun günahlarını, ağacın yapraklarını döktüğü gibi dökmesin.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4663</p>
<p>Hz. Aişe (r.ah.)<br />Allah Resulü&#8217;nü (a.s.) şöyle buyururken işittiğini söylemiştir: &#8220;Kendisine bir diken yahut ondan büyük bir şey batan hiç bir müslüman yoktur ki onun sebebiyle kendisine bir derece verilmesin ve bir günahı silinmesin.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4664</p>
<p>Ebu Saîd Hudrî,<br />Allah Resulü&#8217;nü şöyle buyururken işitmiştir: &#8220;Müslümana bir ağrı, bir meşakkat, bir hastalık, bir üzüntü, hatta kendisini bunaltan bir iç sıkıntısına varıncaya kadar herhangi bir şey isabet ederse günahlarından bir kısmı yokedilir.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4670</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.) şöyle anlatır:<br />Her kim bir kötülük yaparsa onun cezasını görürayeti nazil olunca bu ayet müslümanlara çok ağır geldi. Bunun üzerine Allah Resulü şöyle buyurdu:, &#8220;İşlerde orta bir yol tutunuz, daima doğru olanı arayınız. Müslümanın başına gelen her musibette bir keffaret vardır. Hatta meydana gelen bir sıyrıkta, yahut batan bir dikende bile.&#8221;</p>
<p>Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4671</p>
<p>Atâ b. Ebu Rebah<br />İbn Abbas bana: Sana Cennet kadınlarından bir kadın göstereyim mi? dedi: Ben de evet göster dedim. İbn Abbas şöyle dedi: Şu siyah kadındır. Bu kadın bir kere Peygamber&#8217;e geldi ve: Ben sara hastalığına tutuluyorum, sara tuttuğu zaman üzerimi açıyorum. Allah&#8217;a benim için dua ediver dedi. Allah Resulü (a.s.): İstersen hastalığına sabret. Bunun mukabilinde sana Cennet vardır. İstersen sana şifa vermesi için Allah&#8217;a dua edeyim buyurdu. Kadın: Sabrederim, ancak ben açılıyorum. Allah&#8217;a dua et de açılmayayım, dedi. O da kendisine dua etti.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4673</p>
<p>Abdullah b. Ömer (r.ahm.)<br />Allah Resulü (a.s.): &#8220;Muhakkak ki zulüm Kıyamet gününde meşakkattir&#8221; buyurdu, demiştir.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4676</p>
<p>İbn Ömer&#8217;den (r.ahm.) rivayet edildiğine göre:<br />Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez ve onu tehlikeye atmaz. Her kim bir kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir. Her kim bir müslümanın sıkıntısını giderirse, Allah da o kimseden Kıyamet gününün sıkıntılarından bir sıkıntısını giderir. Her kim bir müslümanın kusurunu örterse, Allah da Kıyamet gününde onun kusurunu örter.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4677</p>
<p>Ebu Musa&#8217;nın (r.a.) anlattığına göre:<br />Allah Resulü (a.s.): &#8220;Şüphesiz Aziz ve Celil Allah zalime mühlet verir. Ama bir de onu yakalarsa bırakmaz&#8221; buyurdu. Sonra da: Rabbin, zulmeden memleketlerin halkını yakaladığı zaman böyle yakalar; yakalaması da şidettli ve elimdirayetini okudu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4680</p>
<p>Cabir&#8217;in (r.a.) anlattığına göre:<br />Biri Muhacirlerden, öbürü de Ensar&#8217;dan iki genç biribiriyle dövüştü. Derken Muhacir yahut Muhacirler Ey Muhacirler! Yetişin! diye bağırdı. Ensari de: Ey Ensar, Yetişin! diye seslendi. Bunun üzerine Allah Resulü (a.s.) dışarı çıktı ve: &#8220;Ne bu cahiliyet ahalisinin davası?&#8221; diye sordu. Orada bulunanlar: Hayır, öyle birşey yok ya Resulüllah! Yalnız şu iki genç dövüşmüş de, biri diğerinin kıçına vurmuş, dediler. Allah Resulü: &#8220;O halde zararı yok. Kişi, zalim olsun, mazlum olsun kardeşine yardım etsin. Eğer kardeşi zalim ise onu zulmünden alıkoysun. Şüphe yok ki bu da o zalim için bir yardımdır. Kardeşi mazlum olmuş ise ona da yardım etsin&#8221; buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4681</p>
<p>Ebu Musa&#8217;nın (r.a.) anlattığına göre:<br />Allah Resulü (a.s.): &#8220;Müminin Mümine bağlılığı, birbirini perçinleyen bina gibidir&#8221; buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4684</p>
<p>Numan b. Beşir (r.a.)<br />Allah Resulü&#8217;nün (a.s.) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: &#8220;Birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımada, birbirlerine şefkât hususlarında müminlerin misali, vücut gibidir. O vücuttan bir organ hastalanınca vücudun diğer azaları, uykusuzluk ve ateşle ona katılmaya çağrışırlar.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4685</p>
<p>Hz. Aişe&#8217;nin (r.ah.) ifade ettiğine göre:<br />Bir kimse Peygamber&#8217;in huzuruna gelmek için izin istedi. Peygamber: &#8220;Ona izin veriniz. O, aşiretin ne kötü oğludur, yahut aşiretin ne kötü kişisidir&#8221; buyurdu. O kimse yanına girince Peygamber ona karşı yumuşak sözler söyledi. Aişe Ey Allah&#8217;ın Resulü! Onun için söylediğini söyledin. Sonra da ona yumuşak konuştun? diyerek bunun sebebini sordum. Allah Resulü (a.s.): &#8220;Ey Aişe! Kıyamet günü Allah katında mevkii bakımından insanların en şerlisi kötülüğünden korunmak için insanların veda ettiği veya terk ettiği kimsedir&#8221; buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4693</p>
<p>Hz. Aişe&#8217;nin (r.ah.) anlattığına göre:<br />Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: &#8220;Ey Aişe! Şüphesiz ki Allah Refik&#8217;tir. Rıfkı (yumuşak huyluluğu) sever. Şiddet (sertlik ve kabalık) ve başka hiçbir şey için vermediğini rıfka verir.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4697</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217;nin (r.a.) anlattığına göre:<br />Allah Resulü (a.s.) şöyle dua etti: &#8220;Allahım! Ben ancak bir insanım. Müslümanlardan herhangi bir kimseye ağır söz söylemiş, lânet etmiş, veya vurmuş isem bunları onun için bir temizlik ve rahmet kıl.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4706</p>
<p>Ümmü Külsum bt. Ukbe (r.ah.)<br />Hz. Peygamber&#8217;i (a.s.): &#8220;İnsanların arasını düzelten, bunun için hayırlı söz söyleyen ve hayırlı söz ulaştıran kimse yalancı değildir&#8221; buyururken işitmiştir.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4717</p>
<p>Abdullah b. Mesûd (r.a.)<br />Hiç şüphesiz Muhammed (a.s.) &#8220;Adh&#8217;ın ne olduğunu size haber vereyim mi? O, insanlar arasında koğuculuktur, insanlar arasında söz taşıyıp yaymaktır&#8221; buyurdu. Ve yine hiç süphesiz Muhammed (a.s.) &#8220;Muhakkak ki kişi doğru söyleye söyleye nihayet Sıddık (pek doğru sözlü olarak) yazılır. Ve yalan söyleye söyleye de nihayet yalancı yazılır&#8221; buyurdu, demiştir.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4718</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217;den (r.a.) rivayet edildiğine göre:<br />Allah Resulü (a.s.): &#8220;Pehlivan, herkesi yenen kimse değildir. Pehlivan ancak öfke zamanında kendini tutan kimsedir&#8221; buyurmuştur.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4723</p>
<p>Süleyman b. Surad&#8217;ın (r.a.) anlattığına göre:<br />İki kişi Peygamber&#8217;in yanında birbirlerine sövdüler. Bunlardan birinin gözleri kızarmaya ve şah damarları şişmeye başladı. Bunun üzerine Allah Resulü (a.s.): &#8220;Ben bir kelime biliyorum ki eğer şu kimse o kelimeyi söylese bu hâl ondan giderdi. O kelime: &#8220;Kovulmuş şeytandan Allah&#8217;a sığınırım&#8221; sözüdür, buyurdu. Buna karşılık o öfkeli kimse: Yoksa bende bir delilik mi görüyorsun?&#8221; dedi.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4725</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.)<br />Allah Resulü (a.s.): &#8220;Biriniz kardeşi ile kavga ettiği zaman yüze vurmaktan çekinsin&#8221; buyurdu, demiştir.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4728</p>
<p>Cabir&#8217;in (r.a.) anlattığına göre:<br />Bir adam okları ile mescide uğradı. Allah Resulü (a.s.) ona: &#8220;Okların demirlerinden tut (da kimseye dokunmasınlar) &#8221; buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4736</p>
<p>Ebu Musa&#8217;dan (r.a.) nakledildiğine göre:<br />Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Sizden biriniz elinde oklarla bir mescit yahut bir çarşıdan geçerse, okların demirlerinden tutsun, sonra okların demirlerinden tutsun, sonra okların demirlerinden tutsun.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4739</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.) şöyle anlatır:<br />Ebu&#8217;l-Kasım (a.s.): &#8220;Her kim kardeşine bir demir parçası ile işaret ederse, hiç şüphesiz ana baba bir kardeşi olsa da bırakıncaya kadar melekler ona lânet eder&#8221; buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4741</p>
<p>Hz. Aişe (r.ah.)<br />Resulü&#8217;nden (a.s.) şunları işittiğini söylemiştir: &#8220;Cibrîl bana komşu hakkına riayet olunmasını o kadar vasiyet etti ki, onu mutlaka mirasçı yapacak sandım.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4756</p>
<p>İbn Ömer (r.ahm.),<br />Allah Resulü (a.s.): &#8220;Cibrîl, bana komşuyu o derece tavsiyede bulundu ki onu mutlaka mirasçı yapacak zannettim&#8221; buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4757</p>
<p>Ebu Musa (r.a.) şöyle anlatır:<br />Allah Resulü (a.s.), bir ihtiyacının yerine getirilmesini isteyen bir kimse geldiği zaman, yanında oturanlara döner ve: &#8220;Sizler şefaat ediniz ki ecir kazanasınız. Allah Peygamberinin dilinden istediğini yerine getirsin&#8221; buyururdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4761</p>
<p>Ebu Musa&#8217;dan (r.a.) nakledildiğine göre:<br />Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;İyi kimse ile oturup kalkan ve kötü kimse ile arkadaş olanın misali tıpkı misk taşıyanla körük üfüren kimse gibidir. Misk taşıyan ya sana da verir, ya sen ondan satın alırsın, yahut da ondan güzel bir koku duyarsın. Fakat körük üfüren ise, ya senin elbiseni yakar, yahut da ondan fena bir koku duyarsın.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4762</p>
<p>Hz. Peygamber&#8217;in zevcesi Aişe (r.ah.) şöyle anlatır:<br />Bir kere beraberinde iki kız çocuğu bulunan bir kadın yanıma geldi. Benden birşeyler istedi. Fakat o sırada yanımda bir tek hurmadan başka bir şey bulamadım. Onu kadına verdim. Kadın hurmayı aldı ve onu iki kızı arasında taksim etti, kendisi ondan hiç bir şey yemedi. Sonra kızlarıyla beraber kalktı gitti. Müteâkiben yanıma Peygamber (a.s.) girdi. Ben kadının hikayesini Peygamber&#8217;e söyledim. Bunun üzerine Peygamber: &#8220;Bir kimse, kız çocukları yüzünden bir sıkıntıya düşer de onlara iyi davranırsa, kızlar kendisine Cehennem ateşine karşı perde olurlar&#8221; buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4763</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217;den (r.a.) rivayet edildiğine göre:<br />Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Müslümanlardan üç çocuğu ölen kimseye, yemini yerini bulacak kadar müstesna Cehennem ateşi dokunmaz.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4766</p>
<p>Ebu Saîd Hudrî&#8217;nin (r.a.) ifade ettiğin göre:<br />Bir kadın Allah Resulü&#8217;ne gelerek: Ey Allah&#8217;ın Resulü! Senin sözlerini hep erkekler alıp gidiyorlar. Bize de kendiliğinden bir gün tahsis et de o günde sana gelelim. Allah&#8217;ın sana öğrettiği şeylerden bizlere öğretirsin! dedi. Allah Resulü (a.s.): Şu günde ve şu günde toplanınız buyurdu. Kadınlar toplandılar. Allah Resulü de geldi ve onlara Allah&#8217;ın kendisine öğretmiş olduğu şeylerden öğretti. Sonra da: Hiç bir kadın yoktur ki evladından üç tanesini (Ahirete) yollasın da bu çocukları kendisi için Cehenneme karşı birer perde olmasınlar buyurdu. Bunun üzerine bir kadın: İki tanesi de, iki tanesi de, iki tanesi de! dedi. Allah Resulü cevaben: İki tanesi de, iki tanesi de, iki tanesi de, buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4768</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217;nin (r.a.) bildirdiğine göre:<br />Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Şüphesiz Allah bir kulu sevdiği zaman, Cebrail&#8217;i çağırır ve: Ben filanı seviyorum, sen de onu sev diye emreder. Cibrîl de onu sever. Sonra Cibrîl semada seslenip: Allah filan kimseyi seviyor, binaenaleyh siz de onu seviniz! der. Artık gök ahalisi de onu severler. Sonra yeryüzüne onun için (Allah tarafından) kabul konulur. Allah bir kula buğz edince de Cibrîl&#8217;i çağırır ve: Ben filanı sevmiyorum, sen de onu sevme diye emreder. Cibrîl de onu sevmez. Sonra Cibrîl gök halkı içinde: Allah filan kimseyi sevmiyor, siz de onu sevmeyiniz diye nida eder. Göktekiler de o kimseyi sevmezler. Sonra onun için yeryüzüne (Allah tarafından) buğz ve nefret konulur.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4772</p>
<p>Enes b. Malik&#8217;in (r.a.) anlattığına göre:<br />Bir A&#8217;rabi Allah Resulü&#8217;ne: Kıyamet ne zaman kopacak? dedi. Allah Resulü (a.s.) ona: Kıyamet için ne hazırladın? diye sordu. Bedevi: Allah&#8217;ın ve Resulünün sevgisini dedi. Allah Resulü: Sen sevdiklerinle berabersin buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4775</p>
<p>Abdullah b. Mesûd (r.a.)<br />Allah Resulü&#8217;nün huzuruna bir adam geldi ve: Ey Allah&#8217;ın Resulü! Henüz içlerine katılmadığı bir kavmi seven kimse hakkında ne buyurursunuz? diye sordu. Allah Resulü (a.s.): Kişi sevdiği ile beraberdir buyurdu, demiştir.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4779<br /></span></p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/iyilik-sila-ve-edepler-el-lu-lu-ve-l-mercan-muhammed-fuad-abdulbaki/9097">İYİLİK, SILA VE EDEPLER El-Lu&#8217;lu ve&#8217;l-Mercan &#8211; Muhammed Fuad Abdulbaki</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SAHABELERİN FAZİLETLERİ El-Lu&#8217;lu ve&#8217;l-Mercan &#8211; Muhammed Fuad Abdulbaki</title>
		<link>https://fasiharapca.com/sahabelerin-faziletleri-el-lu-lu-ve-l-mercan-muhammed-fuad-abdulbaki/9098</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Dec 2013 21:53:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[El Lulu Vel Mercan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fasiharapca.com/?p=9098</guid>

					<description><![CDATA[<p>SAHABELERİN FAZİLETLERİ Ebu Bekr Sıddık (r.a.) şöyle anlatır:Biz Mağarada iken başlarımızın üstünde (bizi aramağa gelen) müşriklerin ayaklarına baktım: &#8220;Ey Allah&#8217;ın Resulü! Bunlardan biri eğilip de iki ayağı hizasından baksa bizi muhakkak ayak hizasının altında görecektir&#8221; dedim. Allah Resulü (a.s.): Ey Ebu Bekr! Üçüncüsü Allah olan iki kişiyi ne zannediyorsun? buyurdu.Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4389 Ebu &#8230;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/sahabelerin-faziletleri-el-lu-lu-ve-l-mercan-muhammed-fuad-abdulbaki/9098">SAHABELERİN FAZİLETLERİ El-Lu&#8217;lu ve&#8217;l-Mercan &#8211; Muhammed Fuad Abdulbaki</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>SAHABELERİN FAZİLETLERİ</strong></p>
<p>Ebu Bekr Sıddık (r.a.) şöyle anlatır:<br />Biz Mağarada iken başlarımızın üstünde (bizi aramağa gelen) müşriklerin ayaklarına baktım: &#8220;Ey Allah&#8217;ın Resulü! Bunlardan biri eğilip de iki ayağı hizasından baksa bizi muhakkak ayak hizasının altında görecektir&#8221; dedim. Allah Resulü (a.s.): Ey Ebu Bekr! Üçüncüsü Allah olan iki kişiyi ne zannediyorsun? buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4389</p>
<p>Ebu Saîd&#8217;in (r.a.) anlattığına göre:<br />Resulüllah (a.s.) minbere oturdu ve: &#8220;Bir kul ki yüce Allah onu, dünyanın nimetlerinden vermek ile kendi nezdinde olanlar arasında muhayyer bıraktı. O da Allah nezdindekini seçti&#8221; buyurdu. Bu söz üzerine Ebu Bekr ağladı da ağladı: Atalarımız ve analarımız sana feda olsun! dedi. Ravi der ki: İşte Allah Resulü, o muhayyer kılınan kul imiş, Ebu Bekr onu hepimizden iyi biliyordu. Allah Resulü şöyle buyurdu: &#8220;Muhakkak ki bana karşı, malı ve arkadaşlığı hususunda insanların en cömerti Ebu Bekr&#8217;dir. Bir dost edinecek olsaydım, mutlaka Ebu Bekr&#8217;i dost edinirdim. Lâkin din kardeşliği (şahsi dostluktan efdaldir). Mescitte Ebu Bekr&#8217;in kapısından başka hiçbir kapı bırakılmasın.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4390</p>
<p>Amr b. As&#8217;ın (r.a.) anlattığına göre:<br />Allah Resulü (a.s.) onu Zatu Selasil ordusuna kumandan olarak göndermiş. (Amr diyor ki:) Bu seferden döndüğümüzde Allah Resulü&#8217;ne geldim ve: İnsanlar içinde sana en sevgili olan kimdir? diye sordum. Allah Resulü: Aişe&#8217;dir buyurdu. Ben: Erkeklerden kimdir? dedim. Allah Resulü: Aişe&#8217;nin babası, buyurdu. Sonra kimdir dedim? Allah Resulü: Ömer buyurdu. Sonra bir takım kimselerin adlarını saydı.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4396</p>
<p>Cubeyr b. Mut&#8217;im&#8217;den (r.a.) bildirildiğine göre:<br />Bir kadın Allah Resulü&#8217;nden (a.s.) bir şey istemişti. Allah Resulü de kadına, tekrar gelmesini emretmişti. Bunun üzerine kadın: Ey Allah&#8217;ın Resulü! Ya gelir de seni bulamazsam? dedi. Babam Cubeyr Kadın, bu sözü ile sanki ölümü kastediyordu, dedi. Allah Resulü: Şayet beni bulamazsan Ebu Bekr&#8217;e gidersin, buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4398</p>
<p>Hz. Aişe (r.ah.)<br />Resulü&#8217;nün (a.s.) hastalığında kendisine şöyle buyurduğunu nakletmiştir: &#8220;Baban Ebu Bekr ile kardeşini bana çağır da bir yazı yazacağım. Çünkü ben bir isteklinin temenni etmesinden ve birinin, &#8220;ben daha layığım&#8221; demesinden endişe ediyorum. Halbuki Allah ve Müminler bunu kabul etmez. Yalnız Ebu Bekr böyle yapmaz.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4399</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.)<br />Allah Resulü&#8217;nün (a.s.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: &#8220;Vaktiyle bir adam, üzerine yük yüklediği öküzünü götürürken, öküz ona dönerek: Ben bu iş için yaratılmadım. Lâkin ben ancak çift sürmek için yaratıldım, dedi&#8221; buyurdu. Bunun üzerine insanlar, öküz konuşur mu? diye şaşkınlık ve dehşetle: Sübhanallah! dediler. Allah Resulü: &#8220;Ben buna inanıyorum, Ebu Bekr ile Ömer de&#8221; buyurdu. Ebu Hureyre&#8217;nin dediğine göre Allah Resulü şöyle buyurdu: &#8220;Bir çoban, koyunlarının içinde bulunurken sürüye bir kurt saldırdı ve koyunlardan birini alıp götürdü. Çoban da onu takip etti ve nihayet koyunu kurtardı. Bunun üzerine kurt çobana dönüp: Bu koyunlara yırtıcı günde, benden başka çobanları olmadığı günde kim bakacak? dedi.&#8221; Cemaat: Sübhanallah! dediler. Bunun üzerine Allah Resulü: &#8220;Ben buna iman ediyorum, benimle birlikte Ebu Bekr ve Ömer&#8217;de &#8220;buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4401</p>
<p>Ali&#8217;nin (r.a.) rivayetinde İbn Abbas şöyle anlatır:<br />Ömer b. Hattab (vefat ettiğinde) yatağının üzerine konuldu. İnsanlar etrafına toplanıp dua, sena ve salat ediyorlardı. Ben de onların içinde bulunuyordum. Beni arkamdan omuzumu tutan bir adamdan başka hiç bir şey heyecanlandırmadı. Dönüp baktığımda onun Ali olduğunu gördüm. Ali, Ömer&#8217;e rahmet okudu ve şöyle dedi: Ameli ile Allah&#8217;a kavuşmayı sevebileceğim hiç bir kimse bırakmadın. Allah&#8217;a yemin ederim ki Allah&#8217;ın muhakkak seni iki dostunla (Resulüllah ve Ebu Bekr) beraber bulunduracağını zannetmekteyim. Bu zannım şundandır: Ben Allah Resulü&#8217;nü (a.s.): &#8220;Ben Ebu Bekr ve Ömer&#8217;le geldim, ben Ebu Bekr ve Ömer&#8217;le girdim, ben Ebu Bekr ve Ömer&#8217;le çıktım&#8221; buyururken işitirdim. Ve Allah&#8217;ın seni onlarla beraber bulunduracağını umuyor ve zannediyordum.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4402</p>
<p>Ebu Saîd Hudrî&#8217;nin (r.a.) anlattığına göre:<br />Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: Uyuduğum esnada insanların bana arzolunduklarını gördüm; üstlerinde de gömlekler vardı. Bu gömleklerin kimi memelere varıyor, kimi daha aşağıya iniyordu. Ömer b. Hattab da geçti; üzerindeki gömleği yerde sürüyordu. Ey Allah&#8217;ın Resulü! Bunu neye yordun? diye sordular. &#8220;Dine&#8221; cevabını verdi.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4403</p>
<p>Abdullah b. Ömer (r.ahm.),<br />Allah Resulü&#8217;nün (a.s.) şöyle buyurduğunu söylemiştir: &#8220;Bir defa ben uyurken bana, içinde süt bulunan bir tas getirildi. Ondan, tırnaklarımın ucuna kadar kanıncaya dek içtim. Sonra benden artanı Ömer b. Hattab&#8217;a verdim.&#8221; Bunu neye yordun Ey Allah&#8217;ın Resulü? dediler. &#8220;İlme&#8221; diye cevap verdiler.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4404</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.)<br />Allah Resulü&#8217;nün (a.s.) şöyle buyururken işittiğini bildirmiştir: &#8220;Bir defa ben uyurken kendimi bir kuyu başında gördüm. Kuyunun üzerinde bir kova bulunuyordu. Ben hemen o kuyudan Allah&#8217;ın dilediği kadar su çıkardım. Sonra kovayı Ebu Kuhafe&#8217;nin oğlu aldı, o da bir yahut iki kova su çekti. Allah ona mağfiret eylesin! onun su çekişinde bedence bir zayıflık vardı. Sonra o kova, daha büyük bir kova hâline dönüştü. Onu Hattab&#8217;ın oğlu aldı. Ben insanlardan Ömer b. Hattab gibi su çeken bir yiğit görmedim. Nihayet insanlar develerini ağıllarına kapadılar.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4405</p>
<p>Abdullah b. Ömer&#8217;den (r.ahm.) rivayet edildiğine göre:<br />Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Bana rüyada şöyle gösterildi: Sanki kendim bir kuyu başında bulunuyor ve deve kovası ile su çekiyordum. Derken Ebu Bekr geldi, o da bir yahut iki kova su çekti. Allah Tebareke ve Teala ona mağfiret buyursun! O nisbeten zayıf bir şekilde su çekti. Sonra Ömer geldi ve su çekmeye başladı. Kova da daha büyük bir kova hâline dönüştü. Artık ben insanlardan onun yaptığını yapabilecek bir yiğit görmedim. Nihayet bütün insanlar suya kandılar ve develeri ağıllarına kapadılar.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4407</p>
<p>Cabir (r.a.)<br />Hz. Peygamber&#8217;in (a.s.) şöyle buyurduğunu haber vermiştir: &#8221; (Bir kere rüyamda) ben Cennete girdim ve orada bir ev yahut bir köşk gördüm. Bu kimindir? diye sordum. Melekler: Ömer b. Hattab&#8217;ın, dediler. Oraya girmek istedim, fakat senin kıskançlığını hatırladım&#8221; buyurdu. Bunun üzerine Ömer ağladı ve: Ey Resulüllah! Hiç senden de kıskanılır mı? dedi.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4408</p>
<p>Ebu Hureyre&#8217;den (r.a.) nakledildiğine göre:<br />Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: &#8220;Ben bir kere uyurken kendimi Cennette gördüm. O sırada bir kadın bir köşkün yanında abdest alıyordu. Bu köşk kimin? diye sordum. Onlar: Ömer b. Hattab&#8217;ın dediler. Ömer&#8217;in kıskançlığını hatırladım da hemen dönüp geldim.&#8221; Ebu Hureyre dedi ki: Bunun üzerine Ömer ağladı. Bizler de topluca bu mecliste Allah Resulü&#8217;yle birlikteydik. Sonra Ömer Babam sana kurban olsun, ya Resulüllah! Senden mi kıskanacağım? dedi.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4409</p>
<p>Sa&#8217;d b. Ebu Vakkas&#8217;ın (r.a.) anlattığına göre:<br />Bir kere Ömer Allah Resulü&#8217;nün huzuruna girmek için izin istemişti. Halbuki bu sırada Allah Resulü&#8217;nün yanında Kureyş (kabilesin) den bir takım kadınlar vardı. Bunlar Allah Resulü (a.s.) ile yüksek sesle konuşuyorlar ve ondan çok şeyler istiyorlardı. Ömer izin isteyince bu kadınlar hemen kalktılar ve perdeye doğru koşuştular. Allah Resulü Ömer&#8217;in gelmesine müsaade etti. Ömer huzura girdiğinde Allah Resulü (kadınların bu hâline) gülüyordu. Bunun üzerine Ömer Ey Allah&#8217;ın Resulü! Allah seni bütün ömrünce güldürsün, dedi. Allah Resulü: Şu yanımda bulunanlara şaştım. Senin sesini işitince perdeye koştular, buyurdu. Bunun üzerine Ömer Ey Allah&#8217;ın Resulü! Onların çekinmelerine Sen daha layıksın dedi ve Ömer kadınlara hitaben de: Ey nefislerinin düşmanları! Allah Resulü&#8217;nden çekinmeyip de benden mi çekiniyorsunuz? dedi. Kadınlar: Evet senden çekiniyoruz. Çünkü sen, Allah Resulü&#8217;nden daha sert ve katısın, dediler. Allah Resulü: Hayatım elinde olan Allah&#8217;a yemin ederim ki (ya Ömer) şeytan seninle bir yolda karşılaşsa o muhakkak senin yolundan başka bir yol tutar, buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4410</p>
<p>Ömer b. Hattab (r.a.) şöyle anlatır:<br />Ben üç şeyde Rabbime muvafakat ettim: Makamu İbrahim hakkında (Bakara, 125), hicap hakkında (Ahzap, 53) ve Bedr esirleri hakkında (Enfâl, 68).<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4412</p>
<p>İbn Ömer (r.a.) şöyle anlatır:<br />Abdullah b. Ubey b. Selul öldüğü zaman onun oğlu Abdullah b. Abdillah (r.a.) Allah Resulü&#8217;ne (a.s.) gelerek ondan, babasını kefenlemek için gömleğini kendisine vermesini istedi. Peygamber de gömleğini ona verdi. Sonra cenaze namazını kıldırmasını da rica etti. Allah Resulü, namazı kıldırmak için davrandığında Ömer de kalktı ve Allah Resulü&#8217;nün elbisesini tutarak: Ey Allah&#8217;ın Resulü! Allah sana onun namazını kılmayı yasakladığı halde sen yine ona cenaze namazı mı kılacaksın? dedi. Bunun üzerine Allah Resulü: Allah beni sadece muhayyer bıraktı ve: Onlar için istiğfar et, ya da etme. Onlar için yetmiş defa istiğfar etsen de&#8230;buyurdu. &#8220;Ben yetmişten fazla istiğfar edeceğim&#8221; dedi. Ömer: Hiç şüphesiz o bir münafıktır dedi. Neticede Allah Resulü onun namazını kıldı. Aziz ve Celil Allah da: Onlardan ölen bir kimseye ebediyen namaz kılma; kabrinin başında da durmaayetini indirdi.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4413</p>
<p>Ebu Musa Eşarî&#8217;nin (r.a.) anlattığına göre:<br />Allah Resulü (a.s.) Medine&#8217;nin bahçelerinden birinde bulunduğu esnada bir yere dayanmış, yanındaki bir değneği su ile çamur arasına dikmeğe uğraşırken aniden bir adam kapının açılmasını istedi. Resulüllah: Kapıyı aç ve onu Cennetle müjdele buyurdu. Gelen Ebu Bekr idi. Ona kapıyı açtım ve kendisini Cennetle müjdeledim. Sonra başka bir kimse daha kapının açılmasını istedi. Allah Resulü yine: Kapıyı aç ve geleni Cennetle müjdele buyurdu. Ben kapıya gittim, gelen Ömer idi. Ömer&#8217;e kapıyı açtım ve kendisini Cennetle müjdeledim. Sonra bir başkası daha kapının açılmasını istedi. Bu sefer Peygamber oturdu ve: Kapıyı aç ve onu, meydana gelecek musibet şartıyla Cennetle müjdele buyurdu. Ben kapıyı açmaya gittim. Bu gelen de Osman b. Affan idi. Kapıyı açtım da kendisini Cennetle müjdeledim ve Peygamber&#8217;in söylediği sözü söyledim. Bunun üzerine Osman: Allahım! sabır ihsan et dedi. Yahut da: Yardım istenecek ancak Allah&#8217;tır (Yusuf, 18) dedi.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4416</p>
<p>Sa&#8217;d b. Ebu Vakkas&#8217;ın (r.a.) anlattığına göre:<br />Allah Resulü (a.s.) Ali&#8217;ye hitaben: &#8220;Senin bana yakınlığın, Harun&#8217;un Musa&#8217;ya yakınlığı gibidir. Ancak benden sonra Peygamber yoktur&#8221; buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4418</p>
<p>Sehl b. Sa&#8217;d&#8217;ın (r.a.) bildirdiğine göre:<br />Allah Resulü (a.s.) Hayber günü: &#8220;Ben şüphesiz bu sancağı öyle birine vereceğim ki Allah fethi onun eliyle müyesser kılacaktır. O Allah&#8217;ı ve Resulünü sever, Allah ve Resulü de onu sever&#8221; buyurdu. Bunun üzerine insanlar geceyi sancağın kime verileceğini konuşarak geçirdiler. Ertesi gün sabah olunca Allah Resulü&#8217;nün huzuruna vardılar. Hepsi de sancağın kendisine verilmesini umuyordu. Allah Resulü:&#8221; Ali b. Ebu Talib nerededir?&#8221; diye sordu. Sahabeler: Ey Allah&#8217;ın Resulü! O gözlerinden rahatsızdır dediler. &#8220;Ona haber gönderin&#8221; buyurdu. Akabinde Ali getirildi. Allah Resulü Ali&#8217;nin gözlerine tükrüğünü sürdü ve ona dua etti. Ali hemen iyileşti; sanki hiç ağrısı yokmuş gibi oldu. Allah Resulü sancağı ona teslim etti. Bunun üzerine Ali Ey Allah&#8217;ın Resulü! Onlarla bizim gibi (müslüman) oluncaya kadar savaşırım! dedi. Allah Resulü de: Onların topraklarına gizlice gir. Sonra onları İslâm&#8217;a davet et ve İslâm&#8217;da üzerlerine vacip olan Allah haklarını onlara haber ver. Allah&#8217;a yemin ederim ki Allah&#8217;ın senin sayende bir tek kişiye hidayet vermesi sana, senin bir çok kırmızı develerin olmasından daha hayırlıdır, buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4423</p>
<p>Seleme b. Ekva&#8217;nın (r.a.) rivayet ettiğine göre:<br />Ali, Hayber&#8217;de bir ara gözünden hasta olduğu için Peygamber&#8217;den geride kalmıştı. Ben Allah Resulü&#8217;nden geride mi kalacağım! dedi ve Ali hemen yola çıkarak Peygamber&#8217;e yetişti. Nihayet sabahında Allah&#8217;ın Hayber&#8217;in fethini müyesser kıldığı gecenin akşamı olunca, Allah Resulü (a.s.): &#8220;Muhakkak yarın sancağı öyle bir kimseye vereceğim yahut, yarın sancağı öyle bir kimse eline alacak ki onu Allah da, Resulü de sever. Yahut da: O, Allah&#8217;ı ve Resulünü sever. Allah fethi ona nasip edecektir&#8221; buyurdu. Hiç ummadığımız halde bir de gördük ki bu zat Ali imiş. Sahabeler. İşte Ali! dediler. Allah Resulü sancağı ona verdi ve neticede Allah fethi ona müyesser kıldı.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4424</p>
<p>Sehl b. Sa&#8217;d&#8217;ın (r.a.) anlattığına göre:<br />Allah Resulü (a.s.) bir gün kızı Fatıma&#8217;nın evine geldi. Ali&#8217;yi evde bulamadı. &#8220;Amcanın oğlu nerde?&#8221; diye sordu. Fatıma: Aramızda bir şey geçti, beni kızdırdı. Bu yüzden gündüz uykusunu yanımda uyumadı; çıkıp gitti, dedi. Allah Resulü bir adama. &#8220;Bak, o nerede?&#8221; buyurdu. O zat (gidip) geldi ve: Ey Allah&#8217;ın Resulü! O mescitte uyuyor dedi. Bunun üzerine Allah Resulü mescide Ali&#8217;nin yanına geldi. Ali uzanmış, ridası bir yanından sıyrılmış, vücudu toprağa bulanmıştı! Allah Resulü: &#8220;Ebu Turab! Kalk, Ebu Turab! Kalk&#8221; diye diye bedeninden toprağı silkmeğe başladı.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4426</p>
<p>Hz. Aişe (r.ah.) şöyle dedi:<br />Allah Resulü (a.s.) bir gece uyuyamadı da: &#8220;Keşke sahabelerimden uygun bir kimse bu gece beni korusa&#8221; dedi. Biz de tam bu sırada bir kılıç sesi işittik. Bunun üzerine Allah Resulü: Kim o? diye seslendi, Sa&#8217;d b. Ebu Vakkas, ya Resulüllah! Seni korumaya geldim dedi. Aişe dedi ki: Bunun üzerine Allah Resulü uyudu, hatta horlamasını işittim.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4427</p>
<p>Ali&#8217;den (r.a.) nakledildiğine göre:<br />Allah Resulü (a.s.), Sa&#8217;d b. Malik (yani Sa&#8217;d b. Ebu Vakkas) dışında hiç bir kimse için babasıyla annesini bir arada zikretmemiştir. Çünkü Allah Resulü Uhud günü ona: &#8220;Babam, anam sana feda olsun! at!&#8221; demeye başlamıştı.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4429</p>
<p>Sa&#8217;d b. Ebu Vakkas (r.a.)<br />Allah Resulü (a.s.) Uhud günü benim için babası ile anasını birlikte zikretti, dedi.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4430</p>
<p>Talha ve Sa&#8217;d&#8217;ın, Ebu Osman&#8217;dan rivayet ettiğine göre:<br />Allah Resulü&#8217;nün savaş yaptığı günlerin bazısında (öyle anlar oldu ki) Allah Resulü&#8217;nün beraberinde Talha ile Sa&#8217;d b. Ebu Vakkas&#8217;tan başka kimse kalmadı. Bu söz onların hadislerinden alınmadır.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4435</p>
<p>Cabir b. Abdullah (r.a.)<br />Allah Resulü (a.s.) Hendek günü insanları bir işe çağırdı. Bu çağrıya Zubeyr icabet etti. Sonra Allah Resulü insanları tekrar çağırdı. Bu sefer de Zubeyr icabet etti. Sonra onları yine çağırdı, yine Zubeyr icabet etti. Bunun üzerine Peygamber: &#8220;Her peygamberin bir Havarisi vardır. Benim Havarim de Zubeyr&#8217;dir &#8220;buyurdu, demiştir.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4436</p>
<p>Abdullah b. Zubeyr (r.a.) şöyle anlatır:<br />Hendek harbi günü ben ve Ebu Seleme&#8217;nin oğlu Ömer (küçük olduğumuz için) Hassan&#8217;ın kalesinde kadınlarla beraber bulunduk. Orada bir Ömer eğiliyor, ben dışarıya bakıyordum. Bazen da ben onun için belimi eğer, o bakardı. Atının üzerinde silahlı olarak Kurayza oğulları tarafına geçtiği zaman babam Zubeyr&#8217;i tanırdım. Ravi şöyle dedi: Keza bana Abdullah b. Urve, Abdullah b. Zubeyr&#8217;in şöyle söylediğini bildirmiştir: Ben bunu babama söyledim de babam: Yavrucuğum, sen beni gördün mü? dedi Ben: Evet, gördüm dedim. Babam: Allah&#8217;a yemin ederim ki, Allah Resulü (a.s.) o gün benim için babası ile anasını bir arada zikrederek:&#8221; (Zubeyr!) Babam anam sana feda olsun&#8221; buyurdu dedi.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4437</p>
<p>Hz. Aişe&#8217;nin (r.ah.) rivayetinde Urve b. Zübeyr şöyle dedi:<br />Aişe bana: &#8220;Vallahi, senin iki baban (deden Ebu Bekr ile baban Zubeyr), yaralandıktan sonra bile yine Allah&#8217;ın ve Resulü&#8217;ne icabet edenlerdendirdedi.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4440</p>
<p>Enes b. Malik (r.a.)<br />Allah Resulü (a.s.): &#8220;Her ümmetin bir emini vardır. Ey ümmet! Bizim eminimiz de Ebu Ubeyde b. Cerrah&#8217;dır &#8220;buyurdu demiştir.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4442</p>
<p>Huzeyfe&#8217;nin (r.a.) anlattığına göre:<br />Necran ehli Allah Resulü&#8217;ne geldiler ve: Ey Allah&#8217;ın Resulü! Bize emin bir kimse gönder, dedirler. Allah Resulü (a.s.) de: &#8220;Size gerçekten ve gerçekten emin bir kimse göndereceğim&#8221; buyurdu. Allah Resulü&#8217;nün bu sözü üzerine sahabeler o yüce emniyete mazhar olmak heyecanı ile beklediler. Allah Resulü ise Ebu Ubeyde b. Cerrah&#8217;ı gönderdi.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4444</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.)<br />Hz. Peygamber&#8217;in (a.s.) Hasan için şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: &#8220;Allahım! Ben bunu seviyorum, bunu sen de sev ve bunu seveni de sev!&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4445</p>
<p>Berâe b. Azib (r.a.)<br />Ben Ali&#8217;nin oğlu Hasan&#8217;ı, Peygamber&#8217;in omuzunda gördüm. Peygamber (a.s.): &#8220;Allahım! Ben bunu seviyorum, sen de sev!&#8221; buyuruyordu, demiştir.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4447</p>
<p>Abdullah b. Ömer (r.ahm.)<br />Biz Zeyd b. Harise&#8217;yi, Kur&#8217;an&#8217;daki Onları babalarının adlarıyla çağırın. Allah indinde bu daha doğrudur.ayeti nazil oluncaya kadar Zeyd b. Muhammed diye çağırırdık, demiştir.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4451</p>
<p>İbn Ömer (r.ahm.) şöyle söylemiştir:<br />Allah Resulü (a.s.) bir ordu gönderdi; başlarına da Usame b. Zeyd&#8217;i kumandan tayin etti. Bazı kimseler onun kumandanlığına itiraz ettiler. Bunun üzerine Allah Resulü: &#8220;Siz şimdi Usame&#8217;nin kumandanlığına itiraz ediyorsunuz, siz bundan önce onun babasının kumandanlığına da itiraz etmiştiniz. Allah&#8217;a yemin olsun ki, Zeyd kumandanlığa layık idiyse ve o bana insanların en sevimlilerinden biri ise hiç şüphesiz Usame de babasından sonra bana insanların en sevimlilerindendir&#8221; buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4452</p>
<p>Abdullah b. Cafer&#8217;in rivayetinde Abdullah b. Ebu Müleyke şöyle anlatır:<br />Abdullah b. Cafer, İbn Zübeyr&#8217;e Hatırlar mısın, ben, sen ve İbn Abbas Allah Resulü&#8217;nü karşılamıştık, dedi. İbn Zübeyr: Evet, hatırlarım, dedi. (Abdullah): Allah Resulü (a.s.) bizi terkisine almıştı da seni bırakmıştı, dedi.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4454</p>
<p>Abdullah b. Cafer (r.a.)<br />Allah Resulü (a.s.) bir seferden geldiği zaman Ehl-i Beytinin çocukları tarafından karşılanırdı. Bir defasında yine bir seferden geldi. Allah Resulü&#8217;ne herkesten önce beni götürdüler. O da beni hayvanının önüne bindirdi. Sonra Fatıma&#8217;nın iki oğlundan biri getirildi. Allah Resulü onu da terkisine aldı. Böylece bir hayvan üzerinde üç kişi olarak Medine&#8217;ye girdik.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4455</p>
<p>Hz. Ali (r.a.)<br />Allah Resulü&#8217;nün (a.s.) şöyle buyurduğunu söylemiştir: &#8220;Zamanındaki kadınların en hayırlısı Imran kızı Meryem ve yine zamanındaki kadınların en hayırlısı Huveylid kızı Hatice&#8217;dir.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4458</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.) şöyle anlatır:<br />Hz. Peygamber&#8217;in (a.s.) yanına Cibrîl gelerek: &#8220;Ey Allah&#8217;ın Resulü! İşte şu Hatice&#8217;dir; sana doğru gelmektedir. Yanında bir kap var, içinde katık yahut yiyecek veya içecek vardır. Hatice yanına geldiğinde ona Aziz ve Celil olan Rabbinden ve benden selam söyle. Ve kendisine Cennette inciden yapılmış bir sarayı da müjdele. Onun içinde ne gürültü olacak, ne de meşakkat&#8221; demiştir.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4460</p>
<p>Abdullah b. Ebu Evfa&#8217;nın (r.a.) rivayetinde<br />İsmail şöyle dedi: Abdullah b. Ebu Evfa&#8217;ya Allah Resulü, Hatice&#8217;ye Cennette bir ev müjdeledi mi? diye sordum. O da: Evet, ona Cennette inciden, içinde gürültü ve meşakkat olmayan bir ev müjdeledi, diye cevap verdi.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4461</p>
<p>Hz. Aişe (r.ah.)<br />Allah Resulü (a.s.) Huveylid kızı Hatice&#8217;yi Cennette bir ev ile müjdelemiştir, demiştir.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4462</p>
<p>Hz. Aişe (r.ah.) şöyle anlatır:<br />Bir kere Hatice&#8217;nin kız kardeşi Hâle bt. Huveylid Allah Resulü&#8217;nün huzuruna girmek için izin istemişti. Allah Resulü Hatice&#8217;nin izin istemesini hatırladı ve bundan memnuniyet duyarak: &#8220;Allahım! Bu Huveylid kızı Hâle&#8217;dir &#8220;deyiverdi. Bunun üzerine ben kıskandım: Ağzının iki tarafı kıpkırmızı olmuş ve ölüp gitmiş ihtiyar Kureyş kadınlarından bir kocakarıyı ne anıp durursun? Allah sana, ondan daha hayırlısını vermiştir! dedim.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4467</p>
<p>Hz. Aişe (r.ah.)<br />Allah Resulü&#8217;nün (a.s.) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: &#8220;Bana üç gece rüyamda gösterildin. Melek senin suretini bana ipekli bir kumaş içinde getirdi: Bu senin (mustakbel) hanımındır! dedi. Bir de yüzünü açınca baktım ki o senmişsin. Cibrîl&#8217;in o sözü üzerine ben: Eğer bu Allah&#8217;tan ise Allah kendi takdirini yerine getirir,&#8221; diyordum.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4468</p>
<p>Hz. Aişe (r.ah.) dedi ki:<br />Allah Resulü (a.s.) bana: Ben senin benden razı olduğun zamanı ve bana dargın bulunduğun zamanı pekâlâ biliyorum, dedi. Ben de: Bunu nereden biliyorsun? diye sordum: Benden razı isen: Muhammed&#8217;in Rabbine yemin olsun ki hayır! diye yemin ediyorsun. Dargın bulunduğun zaman ise: İbrahim&#8217;in Rabbine yemin olsun ki hayır! diyorsun buyurdu. Ben: Evet vallahi, Ey Allah&#8217;ın Resulü böyledir. Fakat senin ancak ismini bırakıyorum, dedim.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4469</p>
<p>Hz. Aişe (r.ah.),<br />Allah Resulü&#8217;nün yanında birçok kızlarla beraber oynadığını, söylemiş ve şöyle devam etmiştir: Arkadaşlarım benim yanıma gelirlerdi de Allah Resulü&#8217;nden (a.s.) utandıkları için saklanırlardı. Allah Resulü de onları benim yanıma yollardı.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4470</p>
<p>Hz. Aişe&#8217;nin (r.ah.) anlattığına göre:<br />İnsanlar Peygamber&#8217;e hediye takdim etmek için Aişe&#8217;nin nöbet gününü gözetirler, bununla da Allah Resulü&#8217;nün memnunluğunu dilerlermiş.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4471</p>
<p>Hz. Aişe (r.ah.) şöyle anlatır:<br />Hz. Peygamber&#8217;in hanımları, Allah Resulü&#8217;nün kızı Fatıma&#8217;yı Allah Resulü&#8217;nün yanına gönderdiler. Allah Resulü (a.s.) benim yanımda, örtümün içinde uzanmıştı. Fatıma içeri girmek için izin istedi. Allah Resulü ona izin verdi. Girer girmez Fatıma: Ey Allah&#8217;ın Resulü! beni senin yanına hanımların gönderdiler. Onlar senden Ebu Kuhafe&#8217;nin kızı hakkında eşitlik istiyorlar dedi. Ben susuyordum. Allah Resulü ona: &#8220;Ey kızcağızım! Benim sevdiğimi sen sevmez misin?&#8221; buyurdu. Fatıma: Evet severim dedi. Allah Resulü: &#8220;Öyle ise Aişe&#8217;yi de sev!&#8221; buyurdu. Fatıma Allah Resulü&#8217;nden bu sözleri işitince kalkıp Peygamber&#8217;in eşlerinin yanına döndü ve onlara, hem kendi söylediğini, hem de Allah Resulü&#8217;nün söylediği sözü haber verdi. Kadınlar Fatıma&#8217;ya: Bizim için bir şey yaptığını zannetmiyoruz. Sen tekrar Allah Resulü&#8217;ne dön ve ona: Gerçekten hanımların, Ebu Kuhafe&#8217;nin kızı hakkında senden adalet istiyorlar de, dediler. Fakat Fatıma Vallahi bu konuda Allah Resulü&#8217;ne kesinlikle bir kelime söylemem, dedi. Aişe der ki: Peygamber&#8217;in kadınları bu defa da Peygamber&#8217;in zevcesi Cahş kızı Zeyneb&#8217;i gönderdiler. Zeynep, Allah Resulü&#8217;nün yanında, diğer kadınları arasında bana rakip olan bir kadındı. Din hususunda Zeynep&#8217;ten daha hayırlı; onun kadar Allah&#8217;tan korkan, onun kadar doğru sözlü, onun kadar akrabayı ziyaret edip gözeten, onun kadar çok sadaka veren ve verdiği sadakada ve Allah&#8217;a yaklaşmaya vesile olan her türlü hayır işlerinde nefsini onun kadar horlayan yoktu. Ancak sert mizacından dolayı bir parlaması vardı ki ondan da çabuk dönerdi. Zeynep Allah Resulü&#8217;nün huzuruna girmek için izin istedi. Allah Resulü de, Fatıma&#8217;nın girdiği zaman ki halde, örtüsü içinde Aişe ile beraber bulunuyordu. Allah Resulü ona izin verdi. Zeynep içeriye girince: Ey Allah&#8217;ın Resulü! Kadınların beni sana gönderdiler. Onlar senden Ebu Kuhafe kızı hakkında âdil davranmanı istiyorlar, dedi. Sonra benim hakkımda atıp tuttu ve aleyhime uzun uzun konuştu. Ben de Allah Resulü&#8217;nü gözetiyor ve Zeyneb&#8217;e cevap vermem hususunda bana izin verecek mi diye gözüne bakıp duruyordum. Zeynep konuşmasına devam etti. Nihayet anladım ki, Allah Resulü, benim Zeyneb&#8217;e karşı kendimi savunmamı kerih görmeyecek. Ben Zeynep hakkında konuşmaya başlayınca, ona yaptığım hücumda kendisine aman vermedim. Bunun üzerine Allah Resulü gülümseyerek: &#8220;Bu, Ebu Bekr&#8217;in kızıdır&#8221; buyurdular.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4472</p>
<p>Hz. Aişe (r.ah.) şöyle anlatır:<br />Allah Resulü bakınıyor ve Aişe&#8217;nin nöbet günü gecikti düşüncesiyle: &#8220;Bugün neredeyim, yarın nerede olacağım?&#8221; diyordu. Benim günüm gelince, Allah O&#8217;nun ruhunu benim ciğerimle boğazım arasında aldı.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4473</p>
<p>Hz. Aişe&#8217;nin (r.ah.) anlattığına göre:<br />Allah Resulü (a.s.) bir sefere çıkmak istediğinde eşleri arasında kura çekerdi. Bir seferde kura Aişe ile Hafsa&#8217;ya çıktı. İki kadın Allah Resulü&#8217;nün maiyetinde beraberce yola çıktılar. Allah Resulü gece olunca Aişe ile birlikte yürür ve onunla konuşurdu. Bir gün Hafsa, Aişe&#8217;ye Bu gece sen benim deveme binsen, ben de senin devene binsem de sen görmediklerini görsen, ben de görmediklerimi görsem olmaz mı? dedi. Aişe: Peki diye cevap verdi. Bunun üzerine Aişe Hafsa&#8217;nın devesine, Hafsa da Aişe&#8217;nin devesine bindi. Allah Resulü Aişe&#8217;nin devesine geldi. Üzerinde Hafsa bulunuyordu. Allah Resulü Hafsa&#8217;ya selam verdi. Sonra onun beraberinde yola devam etti. Nihayet bir yerde indiler. Aişe Allah Resulü&#8217;nü kaybettiği için kıskançlığa kapıldı. Durak yerinde indiklerinde Aişe ayağını izhir otlarının arasına soktu ve: Ey Rabbim! Bana bir akrep ya da yılan musallat et de beni soksun. Ben Allah Resulü&#8217;ne bir şey söyleyemiyorum! demeye başladı.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4477</p>
<p>Enes b. Malik (r.a.)<br />Allah Resulü&#8217;nden (a.s.) şunları işittiğini söylemiştir: &#8220;Aişe&#8217;nin sair kadınlara üstünlüğü, tiridin diğer yemeklere karşı üstünlüğü gibidir.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4478</p>
<p>Hz. Aişe (r.ah.)<br />Hz. Peygamber (a.s.) bana: &#8220;Cibrîl sana selam ediyor&#8221; dedi. Ben de: Ve aleyhi&#8217;s-selamu ve rahmetullah (Selam ve Allah&#8217;ın rahmeti onun üzerine de olsun) dedim, demiştir.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4479</p>
<p>Hz. Aişe&#8217;nin (r.ah.) rivayet ettiğine göre:<br />Onbir kadın bir yerde oturmuşlar ve kocalarının durumlarından bir şey saklamamaya dair aralarında söz verip anlaşmışlar. Birinci kadın: Benim kocam sarp bir dağ başındaki arık bir deve etidir. Kolay değil ki çıkılsın, semiz değil ki götürülsün! demiş. İkinci kadın: Kocamın hâlini ifşa edemem. Korkarım ki onları bitiremem. Çünkü onu söyleyecek olsam irisini ufağını sayıp dökmek zorunda kalacağım, demiş. Üçüncü kadın da: Benin zevcim, upuzundur. Konuşursam beni boşar, susarsam beni terkeder, demiştir. Dördüncü kadın ise: Kocam Tihame gecesi gibidir. Ne sıcaktır ne soğuk. Ondan ne korkulur ne de bıkılır, demiştir. Beşinci kadın: Benim kocam evine geldiğinde sanki bir parstır. Evden çıkınca da bir arslan kesilir. Güvendiği şeyi sormaz, dedi. Altıncı kadın: Kocam yerken siler süpürür, içerken de kurutur. Yatarken yorganına bürünür, (evin bir köşesinde tek başına uyur). Benim üzüntümü anlamak için elbiseme elini sokmaz, demiş. Yedinci kadın da: Kocam erlik vazifesini yerine getirmekten aciz ve işini bilmez ahmak bir kişidir. Her dert onu bulur. Baş yarığı mı dersin yahut kol kırığı mı istersin; ya da her ikisini de senin için bir araya toplayıversin, demiştir. Sekizinci kadın: Eşimin kokusu hoş kokulu bir bitki gibi, teni de tavşandır, dedi. Dokuzuncu kadın: Kocamın evinin direği yüksek, kını uzundur. Ocağının külü çok, evi de meclise yakındır, dedi. Onuncu kadın da: Zevcim maliktir, hem ne malik! Hayalinizden geçen her hayra sahiptir. Onun çok oturan, az dolaşan bir sürü develeri vardır. Develer ud sesi duyunca boğazlanacaklarını anlarlar, demiştir. Onbirinci kadın ise: Kocam Ebu Zera&#8217;dır. Ama ne Ebu Zera Mücevherden kulaklarımı şakırdattı. Pazularım yağla doldu. Beni sevindirdi, benim de gönlüm ferah oldu. O beni dağ başında küçük bir koyun sürüsü sahibinde buldu. Sonra beni atları kişneyen, develeri böğüren, harman döğen, daneler savuran bir aileye kattı. Şimdi ben onun yanında konuşurum, horlanmam; uyuyor, sabahlıyorum; içiyor, kanıyorum, demiştir. (Devam ederek:) Ebu Zera&#8217;nın anası da var. Ebu Zera&#8217;nın anası ne kadındır, bilir misiniz? Onun ambarları gayet büyük, evi de geniştir&#8230; Ebu Zera&#8217;nın oğlu da ne Ebu Zera&#8217;nın oğlu! Onun yatağı, soyulmuş hurma lifi gibidir. Onu bir kuzunun budu doyurur. Ebu Zera&#8217;nın kızı! Ne Ebu Zera&#8217;nın kızı! Ne terbiyeli kızdır, birlir misiniz? Babasına, anasına itaatlıdır. O, elbisesini doldurur; akranlarını çatlatan cinsten&#8230; Ebu Zera&#8217;nın cariyesi, Ebu Zera&#8217;nın ne cariyesi ama? Laflarımızı yaymaz. Yiyeceğimizi döküp saçmaz. Evimizi de kuş yuvasına çevirmez, temiz tutar. Ümmü Zera anlatmaya devam ederek şöyle der: Bir gün Ebu Zera evden çıktı. Her tarafa süt tulumları konmuş, çalkanmakta idi. Yolda bir kadına rasgeldi. Kadının yanında pars gibi iki çocuğu vardı. Böğürlerinin altındaki iki nar tanesiyle oynuyorlardı. Beni boşayıp onu nikâhladı. Ondan sonra ben eşraftan bir adamla evlendim. O da şimşek gibi bir ata biner, Hatt yapımı mızrağını alırdı. Akşam üstü birçok deve getirirdi. Her hayvandan bana bir çift verirdi. Bu kocam da bana: Ey Ümmü Zera! İstediğin gibi ye; akrabana da ver derdi. Bununla beraber ben onun bana verdiği her şeyi toplasam, Ebu Zera&#8217;nın en küçük kabını bile dolduramaz. Aişe der ki: Allah Resulü (a.s.) bana: &#8220;Ben senin için Ümmü Zera&#8217;ya nisbetle Ebu Zera gibiyim&#8221; buyurdular.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4481</p>
<p>Misver b. Mahreme (r.a.)<br />Allah Resulü&#8217;nü (a.s.), minberde şöyle buyururken işittiğini söylemiştir: &#8220;Hişam b. Muğira oğulları kendi kızlarını Ebu Talib&#8217;in oğlu Ali&#8217;ye nikâhlamak için benden izin istediler. Ben onlara izin vermiyorum. Sonra yine izin vermem, sonra yine izin vermem. Ancak Ebu Talib&#8217;in oğlu benim kızımı boşayıp onların kızı ile evlenmek isterse (olur). Çünkü kızım Fatıma ancak benden bir parçadır. Ona şüphe veren şey beni de şüphelendirir, ona eziyet veren şey bana da eziyet verir.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4482</p>
<p>Hz. Aişe&#8217;nin (r.ah.) anlattığına göre:<br />Allah Resulü (a.s.) kızı Fatıma&#8217;yı yanına çağırıp bir şeyler fısıldadı ve Fatıma ağladı. Sonra Allah Resulü kızına bir şeyler daha fısıldayınca, bu defa Fatıma güldü. Aişe, Fatıma&#8217;ya Allah Resulü sana neler fısıldadı ki ağladın, sonra tekrar bir şeyler söyledi, güldün? diye sordum. Fatıma: O, bana fısıldayarak öleceğini haber verdi. Ben de ağladım. Sonra yine gizlice, ailesinden ilk olarak ardından benim takip edeceğimi söyledi. Bundan dolayı da güldüm, dedi.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4486</p>
<p>Üsame b. Zeyd (r.a.) şöyle söylemiştir:<br />Cibrîl&#8217;in (a.s.) Allah&#8217;ın Peygamber&#8217;ine geldiğini haber aldım. Bu sırada Peygamber&#8217;in yanında Ümmü Seleme bulunuyordu. Cibrîl Peygamber&#8217;le konuşmaya başladı. Sonra kalkıp gitti. Allah&#8217;ın Peygamber&#8217;i, Ümmü Seleme&#8217;ye Bu kimdir? diye sordu. Yahut nasıl dediyse öyle dedi. Ümmü Seleme: Bu Dıhye&#8217;dir dedi. Ümmü Seleme yine şöyle dedi: Allah&#8217;a yemin ederim ki Allah Peygamberinin Cibrîl ile bizim haberimizi sahabelere haber vermek üzere irat ettiği hutbesini işitinceye kadar ben Cibrîl&#8217;i kesinlikle Dıhye sanmıştım. (Ravi): Ümmü Seleme&#8217;ye böyle veyahut buna benzer bir söz söyledi, dedi. Ben, Ebu Osman&#8217;a: Sen bunu kimden duydun? diye sordum. Usame b. Zeyd&#8217;den dedi.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4489</p>
<p>Hz. Aişe (r.ah.) şöyle anlatır:<br />Allah Resulü (a.s.): &#8220;Sizin (ölümümden sonra) bana en çabuk kavuşacak olanınız, eli uzun olanınızdır&#8221; buyurdu. Aişe dedi ki: Bu söz üzerine kadınlar, hangisinin kolu daha uzundur diye ölçmeye başladılar. Yine Aişe dedi ki: İçimizde kolu en uzun olanımız Zeynep idi. Çünkü o kendi el emeği ile çalışır, sadaka verirdi.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4490</p>
<p>Enes b. Malik (r.a.) anlattığına göre:<br />Hz. Peygamber (a.s.) zevceleri dışında Ümmü Suleym&#8217;in yanından başka hiç bir kadının yanına girmezdi. Peygamber Ümmü Suleym&#8217;in yanına girerdi. Bir gün Peygamber&#8217;e bunun sebebi soruldu da Peygamber: &#8220;Ben Ümmü Suleym&#8217;e çok acıyorum, çünkü onun kardeşi benim beraberimde şehit oldu!&#8221; buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4493</p>
<p>Cabir b. Abdullah (r.a.) Allah Resulü&#8217;nün (a.s.)<br />şöyle buyurduğunu söylemiştir: &#8220;Bana Cennet gösterildi. Orada Ebu Talha&#8217;nın karısını gördüm. Sonra da önümde bir ayak hışırdaması işittim, bir de baktım ki Bilâl imiş.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4495</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.) şöyle söylemiştir:<br />Allah Resulü (a.s.) bir sabah namazında Bilâl&#8217;e &#8220;Ey Bilâl! İslâm&#8217;da işlediğin ve senin nazarında en karşılığını beklediğin amelini bana söyle. Çünkü ben bu gece Cennette önümde senin ayakkabılarının sesini işittim,&#8221; buyurdu. Bilâl Ben İslâm&#8217;da gecenin veya gündüzün herhangi bir anında tertemiz paklanıp bu temizlikle Allah&#8217;ın bana takdir ettiği kadar namaz kılmamın dışında daha fazla menfaatini beklediğim bir amel yapmadım, dedi.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4497</p>
<p>Ebu Musa (r.a.) şöyle anlatır:<br />Ben kardeşim ile beraber Yemen&#8217;den geldiğim zaman bir müddet bekledik. Bu esnada İbn Mesûd ile annesinin Allah Resulü&#8217;nün yanına çok girip çıkmaları ve onunla çok irtibatta bulunmalarından dolayı biz bu ikisini Allah Resulü&#8217;nün ev halkından zannederdik.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4499</p>
<p>Abdullah b. Mesûd (r.a.) şöyle anlatır:<br />Bana kimin kıraatı üzere okumamı emredersiniz? Yemin ederim ki ben Resulüllah&#8217;ın (a.s.) huzurunda yetmiş kadar sure okumuşumdur. Gerçekten Allah Resulü&#8217;nün sahabeleri, benim Allah&#8217;ın Kitabını en iyi bilenleri olduğumu bilirler. Eğer benden daha iyi bilen birinin mevcudiyetini bileydim, muhakkak ona giderdim, ravi Şakik Muhammed&#8217;in sahabeleri içinde oturmuştum. Bu sözleri reddeden ve İbn Mesûd&#8217;u ayıplayan kimseyi işitmedim, demiştir.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4502</p>
<p>Abdullah b. Amr&#8217;ın (r.a.) rivayetinde Mesruk şöyle anlatır:<br />Bizler Abdullah b. Amr&#8217;a gelirdik de onunla konuşurduk. İbn Numeyr Onun yanında konuşurduk demiştir. Bir gün Abdullah b. Mesûd&#8217;u anmıştık. Bunun üzerine Abdullah b. Amr (r.a.) şöyle dedi: Öyle birini zikrettiniz ki Allah Resulü&#8217;nden (a.s.) işitmiş olduğum bir şeyden sonra artık onu hâlâ seviyorum. Allah Resulü&#8217;nü şöyle buyururken işittim: &#8220;Kur&#8217;an&#8217;ı dört kişiden alınız: İbnu Ümmi Abd&#8217;den Allah Resulü söze İbn Mesûd&#8217;dan başladı Muaz b. Cebel&#8217;den, Ubey b. Kaab&#8217;dan ve Ebu Huzeyfe&#8217;nin azatlısı Salim&#8217;den.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4504</p>
<p>Enes b. Malik (r.a.) şöyle anlatır:<br />Allah Resulü (a.s.) zamanında Kur&#8217;an&#8217;ı dört zat ezberlemişti ki bunların hepsi de Ensar&#8217;dandı Muaz b. Cebel, Ubey b. Kaab, Zeyd b. Sabit ve Ebu Zeyd.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4507</p>
<p>Cabir b. Abdullah (r.a.)<br />Allah Resulü (a.s.), Sa&#8217;d b. Muaz&#8217;ın cenazesi cemaatin önlerinde bulunurken: &#8220;Bu cenaze için Rahmanın arşı titremiştir&#8221; buyurdu, demiştir.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4511</p>
<p>Bera&#8217;nın (r.a.) rivayet ettiğine göre:<br />Allah Resulü&#8217;ne ipekten yapılmış bir elbise hediye edildi. Allah Resulü&#8217;nün sahabeleri elbiseye dokunmaya ve onun yumuşaklığına hayret etmeğe başladılar. Bunun üzerine Allah Resulü (a.s.): &#8220;Siz bunun yumuşaklığına mı şaşıyorsunuz? Sa&#8217;d b. Muaz&#8217;ın Cennetteki mendilleri bundan daha hayırlı ve daha yumuşaktır&#8221; buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4514</p>
<p>Enes b. Malik&#8217;in (r.a.) anlattığına göre:<br />Allah Resulü&#8217;ne ince ipekten yapılmış bir cübbe hediye edildi. Allah Resulü ise ipek kullanmayı yasaklıyordu. İnsanlar bu duruma şaşırdılar. Bunun üzerine Allah Resulü (a.s.): &#8220;Muhammed&#8217;in nefsi elinde olan (Allah)a yemin ederim ki Sa&#8217;d b. Muaz&#8217;ın Cennetteki mendilleri bundan daha güzeldir&#8221; buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4515</p>
<p>Cabir b. Abdullah (r.a.) şöyle anlatır:<br />Uhud harbi olduğu zaman babam örtülü olarak getirildi. Müsle yapılmıştı (burun, kulak gibi azaları kesilmişti). Ben üstündeki örtüyü kaldırmak istedim. Kavmim beni bundan nehyetti. Sonra tekrar örtüyü kaldırmak istedim. Kavmim yine beni nehyetti. Derken örtüyü, ya Allah Resulü kaldırdı, yahut emretti de kaldırıldı. Bu sırada ağlayan veya feryat eden bir kadın sesi işitti. Bunun üzerine: &#8220;Bu kadın kimdir?&#8221; diye sordu. Oradakiler: Amr&#8217;ın kızı, yahut kız kardeşidir dediler. Allah Resulü (a.s.): &#8220;Niçin ağlıyorsun? Kaldırılana kadar melekler onu kanatları ile gölgelendirip duruyorlar ya&#8221; buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4517</p>
<p>Ebu Zerr (r.a.) şöyle anlatır:<br />Biz, haram ayı helal kıldıkları için kavmimiz olan Ğıfar kabilesinden ayrıldık. Ben, kardeşim Uneys ve annemizle birlikte yola çıkıp dayımız olan birine misafir olduk. Dayımız bizlere ikram etti ve ihsanda bulundu. Derken dayımızın kavmi bize haset etti ve: Sen ailenin yanından dışarıya çıktığında Uneys onlara muhalefet etti dediler. Dayımız geldi ve hakkımızda söylenen sözleri bize söyledi. Ben de dayımıza: Bize yaptığın iyiliklerin hepsini berbat ettin. Bundan sonra seninle bir araya gelinmez, dedim. Hemen develerimizi yanaştırıp üzerlerine bindik. Bu sırada dayımız elbisesine bürünerek ağlamağa başladı. Biz yola çıktık ve nihayet Mekke yakınlarında konakladık. Derken Uneys, deve sürümüze karşılık bir o kadar deve için şiir müsabakasına girdi. İkisi de kâhine geldiler. Neticede kâhin Uneys&#8217;i daha üstün gördü. Bunun üzerine Uneys bizim deve sürümüzü, beraberinde bir mislini daha ilâve ederek getirdi. Ebu Zerr, ravisi olan ben Abdullah b. Samit&#8217;e: Ey kardeşimin oğlu! Ben Allah Resulü&#8217;ne kavuşmamdan üç sene önce namaz kılmışımdır dedi. Kime? diye sordum. Allah&#8217;a, dedi. Nereye doğru yöneliyordun? dedim. Rabbim beni nereye çevirirse oraya doğru. Yatsı namazını kılıyordum, gecenin sonu geldiği zaman ta güneş üzerime vuruncaya kadar bir örtü gibi serilir kalırdım. Bir defa Uneys Benim Mekke&#8217;de bir işim var, sen benim işlerimi de gör dedi. Müteâkiben Uneys yola çıkıp Mekke&#8217;ye gitti. Oradan dönmekte biraz gecikti. Sonra geldi. Ben kendisine: Ne yaptın? diye sordum. Uneys: Mekke&#8217;de senin dininde olan bir adamla karşılaştım. O, Allah&#8217;ın kendisini Peygamber olarak gönderdiğini söylüyor dedi. Ben: Ya insanlar onun hakkında ne diyorlar? dedim. Uneys: Şairdir, kâhindir, sihirbazdır diyorlar dedi. Uneys de şairlerden biri idi. Uneys Gerçekten ben kâhinlerin sözünü işitmişimdir. Onun sözü kâhinlerin sözü değildir. Onun sözünü şiir çeşitlerine tatbik ettim. Fakat benden sonra ona şiir demeye hiçbir kimsenin dili varmaz. Allah&#8217;a yemin ederim ki o muhakkak doğru sözlü bir kimsedir. Ötekiler ise yalancıdırlar dedi. Ebu Zerr dedi ki: Bu sefer sen benim buradaki işlerime bak da ben gidip onu göreyim dedim. Müteâkiben Mekke&#8217;ye geldim. Mekkelilerden zayıf bir adam buldum ve ona: Kendisine Sabii dediğiniz kimse nerededir? diye sordum. Beni işaret ederek: İşte sabii! dedi. Bunun üzerine Mekke vadisinin ahalisi bütün kezek ve kemiklerle bana hücum ettiler. Nihayet ben bayılarak yere kapandım. Sonra kendime gelip de kalktığım zaman sanki kıpkırmızı olmuş dikili taşlar gibiydim. Hemen zemzeme geldim; üzerimden kanları yıkadım ve suyundan içtim. Yemin olsun ki kardeşim oğlu, geceli gündüzlü otuz gün orada kaldım. Zemzem suyundan başka bir yiyeceğim yoktu. Bununla beraber ben semizlendim, hatta karnımın etleri bükülüp katlandı. Ben karnımda açlık zafiyeti hissetmedim. Mehtaplı bir gecede Mekke halkı yatıp uyudukları ve Kâbe&#8217;yi hiç kimsenin tavaf etmediği bir sırada Mekkelilerden iki kadın gördüm. Onlar İsaf ve Naile putlarına dua ediyorlardı. Tavafları sırasında benim yanıma geldiler. Ben: Siz bunların birini diğerine nikâh edin dedim. Fakat onlar sözlerinden vazgeçmediler. Tekrar benim yanıma geldiklerinde: Odun gibi şey! yalnız ben kinaye söylemiyorum, dedim. Bunun üzerine kadınlar velvele kopararak: Keşke neferlerimizden biri burada olsaydı, deyip gittiler. Derken Allah Resulü ile Ebu Bekr yukardan aşağıya inip gelirlerken bu iki kadınla karşılaştılar. Allah Resulü: &#8220;Size ne oldu?&#8221; diye sordu. Kadınlar: Kâbe ile örtüsü arasında dinsiz var, dediler. Allah Resulü: &#8220;O size ne söyledi?&#8221; buyurdu. Kadınlar: O bize karşı ağza alınmayacak bir laf etti dediler. Allah Resulü geldi, Hacer-i Esved&#8217;i istilâm etti. Arkadaşı ile beraber Beyti tavaf ettikten sonra namazını kıldı. Allah Resulü namazını bitirince Ebu Zerr es-Selamu aleyke ya Resulüllah! diyerek onu İslâm selamı ile selamlayan ilk kişi oldum. Allah Resulü: &#8220;Ve aleyke ve rahmetullah&#8221; diyerek selamımı aldıktan sonra: &#8220;Sen kimsin?&#8221; diye sordu. Ğıfar kabilesindenim dedim. Allah Resulü elini kaldırdı ve parmaklarını alnının üzerine koydu. Ben içimden: Allah Resulü benim Ğıfar kabilesine mensup olmamdan hoşlanmadı dedim ve elini tutmaya davrandım. Arkadaşı beni bundan menetti. O şüphesiz Peygamber&#8217;i benden daha iyi biliyordu. Sonra Peygamber başını kaldırdı ve arkasından: &#8220;Ne zamandan beri buradasın?&#8221; dedi. Geceli gündüzlü otuz gündür buradayım, dedim. Öyle ise seni kim doyuruyordu? buyurdu. Benim zemzem suyundan başka yiyeceğim yoktu. Böyle iken semizledim. Hatta karnımın etleri katlanıp büküldü. Karnımda açlık zaafı da hissetmiyorum dedim. Allah Resulü: O gerçekten mübarektir; yemek gibi doyurucudur, buyurdu. Ebu Bekr Ey Allah&#8217;ın Resulü! Bu gece onu doyurmak için bana izin ver dedi. Müteâkiben Ebu Bekr ve Allah Resulü yürüdüler. Ben de onlarla birlikte yürüdüm. Nihayet Ebu Bekr bir kapı açtı ve bizim için Taif&#8217;in kuru üzümünden avuçlamaya başladı. İşte bu kuru üzüm benim yediğim ilk yemek oldu. Sonra orada kaldığım kadar kaldım. Sonra Allah Resulü&#8217;ne geldim. Allah Resulü: Bana gerçekten hurmalık bir yer gösterdi. Ben oranın Yesrib&#8217;den başka bir yer olacağını zannetmiyorum. Sen benim adıma kendi kavmine tebliğ eder misin? Umulur ki Allah senin sayende onlara fayda verir, onlar hakkında da sana karşılığını verir, buyurdu. Sonra Uneys&#8217;e geldim: Ne yaptın? diye sordu. Şunu yaptım ki, müslüman oldum ve tasdik ettim, dedim. Uneys: Ben senin dinine karşı değilim. Zira ben de müslüman oldum ve tasdik ettim, dedi. Ardından annemize geldik. O da: Ben sizin dininize karşı değilim. Çünkü ben de müslüman oldum ve tasdik ettim, dedi. Bunun üzerine develerimize binerek kavmimiz Ğıfar&#8217;a geldik. Onların da yarısı müslüman oldu. Onlara Eyma b. Rahada Ğıfari imam oluyordu. Bu zat onların reisleri idi. Ğıfar kabilesinin yarısı da: Biz Allah Resulü Medine&#8217;ye geldiği zaman müslüman oluruz dediler. Nihayet Allah Resulü Medine&#8217;ye gelince hakikaten onların geri kalan yarısı da müslüman oldu. Derken Eslem kabilesi geldi ve onlar da: Ey Allah&#8217;ın Resulü! Bunlar bizim kardeşlerimizdir. Onların müslüman oldukları hususlarda biz de müslüman oluruz, diyerek müslüman oldular. Bunun üzerine Allah Resulü:&#8221; Ğıfar! Allah ona mağfiret eylesin! Eslem&#8217;e de Allah selamet versin!&#8221; buyurdular.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4520</p>
<p>Cerir b. Abdullah (r.a.)<br />İslâm&#8217;a girdiğimden beri hiçbir vakit Allah Resulü (a.s.) beni huzuruna girmekten menetmedi. Beni gördüğünde de muhakkak gülmüştür, demiştir.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4522</p>
<p>İbn Abbas (r.a.) şunları söylemiştir:<br />Hz. Peygamber (a.s.) abdesthaneye gitti. Ben de kendisine su bıraktım. Heladan çıkınca: &#8220;Bunu kim koydu?&#8221; diye sordu. Zuheyr&#8217;in rivayetinde: İbn Abbas dediler; Ebu Bekr&#8217;in rivayetinde ise ben: İbn Abbas dedim. Allah Resulü: &#8220;Allahım! onun anlayışını artır!&#8221; buyurdular.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4526</p>
<p>İbn Ömer (r.ahm.) şöyle anlatır:<br />Uyku esnasında bir rüya gördüm. Güya elimde ipekten dokunmuş kalın bir kumaş parçası bulunuyordu. Ben Cennetten bir yer istemeye göreyim, hemen oraya uçardı. Ben bu rüyamı Hafsa&#8217;ya anlattım. Hafsa da Peygamber&#8217;e arzetti. Peygamber (a.s.): &#8220;Ben Abdullah&#8217;ı iyi bir kimse olarak görüyorum&#8221; buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4527</p>
<p>Enes&#8217;in (r.a.) rivayetinde Ümmü Süleym<br />Ey Allah&#8217;ın Resulü! Enes hizmetçindir. Onun için Allah&#8217;a dua buyurunuz, demiş. Allah Resulü (a.s.) da: &#8220;Allahım! Bu çocuğun malını, evladını çoğalt ve verdiklerinde kendisine bereket ihsan eyle!&#8221; diye dua etmiştir.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4529</p>
<p>Enes b. Malik (r.a.)<br />şöyle söylemiştir: Ben çocuklarla beraber oyun oynarken Allah Resulü (a.s.) benim yanıma geldi ve bize selam verdi ve beni bir işe yolladı. Bu yüzden ben annemin yanına dönmekte geciktim. Geldiğim zaman annem bana: Nerede kaldın? diye sordu. Ben de: Allah Resulü beni bir iş için göndermişti dedim. Annem: Allah Resulü&#8217;nün bu işi ne idi? diye tekrar sordu. Ben: O, bir sırdır dedim. Annem: Sakın Allah Resulü&#8217;nün sırrını hiçbir kimseye söylemeyesin! dedi. Enes, Sabit&#8217;e: Vallahi eğer bunu bir kimseye söyleyecek olsaydım, sana söylerdim ey Sabit! demiş.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4533</p>
<p>Sa&#8217;d b. Ebu Vakkas (r.a.)<br />Allah Resulü&#8217;nün, Abdullah b. Selam dışında yürüyen bir canlı için, &#8220;Bu Cennettedir,&#8221; buyurduğunu işitmedim, demiştir.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4535</p>
<p>Abdullah b. Selam&#8217;ın (r.a.) rivayetinde Kays b. Ubad şöyle anlatır:<br />Medine&#8217;de bir takım insanların arasında bulunuyordum. Aralarında Peygamberin bazı sahabeleri de vardı. Derken yüzünde huşu eseri bulunan birisi geldi. Cemaatten biri: İşte bu Cennet ehlinden bir kimsedir, işte bu Cennet ehlinden bir kimsedir dedi. O zat, uzatmadan iki rekât namaz kıldı, sonra dışarıya çıktı. Ben de peşine düştüm. Evine girdi, ben de girdim. Bir süre konuştuk. Bana ısınınca ona: Sen insanların yanına girdiğin zaman bir kimse senin hakkında şöyle şöyle söyledi dedim. Abdullah b. Selam şöyle dedi: Sübhanallah! Hiç bir kimseye bilmediği şeyi söylemesi yakışmaz. Bunu niçin söylediğini sana anlatayım: Ben Allah Resulü (a.s.) zamanında bir rüya gördüm ve onu Allah Resulü&#8217;ne anlattım. Şöyle ki: Rüyamda kendimi bir bahçe içinde gördüm. Abdullah, (o bahçenin genişliğini, çimenlerini ve yeşilliklerini zikretti) Bahçenin içinde demirden bir direk vardı. Bu direğin alt tarafı yerde, yukarısı gökte idi. Tepesinde bir kulp vardı. Bana: Haydi bu direğe çık denildi. Ben: Yapamam, dedim. Bunun üzerine yanıma bir minsaf geldi. (Ravi Abdullah b. Avn Mınsaf, hizmetçi demektir dedi). Ve arkamdan elbisemi tutup yukarı kaldırdı. Abdullah b. Selam, onun kendisini arkasından kaldırışını eliyle tarif etmiş Bunun üzerine ben direğin ta tepesine kadar çıktım ve kulpu yakaladım. Bana: İyi tut, denildi. Bir de uyandım ki kulp elimdedir. Bu rüyamı Allah Resulü&#8217;ne anlattım. Peygamber: &#8220;O bahçe İslâm&#8217;dır. Direk de İslâm&#8217;ın direğidir. O kulp da Urve-i Vuska&#8217;dır. Sen vefat edinceye kadar İslâm üzere kalacaksın&#8221; buyurdu. Ravi: İçeriye gelen huşulu adam Abdullah b. Selam&#8217;dı dedi.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4536</p>
<p>Hassan b. Sabit&#8217;in (r.a.) rivayetinde Sait b. Museyyib şöyle anlatır:<br />Bir kere Hassan b. Sabit mescitte şiir okurken Ömer yanına uğradı. Bunun üzerine Hassan: Ben bu mescitte senden daha hayırlısı varken de şiir okurdum, dedi. Sonra Hassan Ebu Hureyre&#8217;ye dönerek: Allah aşkına sana sorarım. Sen Allah Resulü&#8217;nün Hassan&#8217;a: &#8220;Benim adıma sen cevap ver!&#8221; dediğini ve: &#8220;Allahım! Onu Ruhul Kuds ile destekle&#8221; buyurduğunu işittin mi? dedi. O da: Allahım! evet, dedi.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4539</p>
<p>Berâe b. Azib (r.a.)<br />Allah Resulü&#8217;nü (a.s.) Hassan b. Sabit&#8217;e &#8220;Sen de onları hicvet ya da onlara hücum et; Cibrîl seninle beraberdir&#8221; buyururken işittiğini söylemiştir.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4541</p>
<p>Hz. Aişe&#8217;nin (r.ah.) rivayetinde Urve şöyle anlatır:<br />Hassan b. Sabit, Aişe aleyhine çok konuşanlardan idi. Bundan dolayı ben de ona sövdüm. Bunun üzerine ben: Ey bacımın oğlu! Onu bırak. Çünkü Allah Resulü&#8217;nü (a.s.) müdafaa ederdi, dedi.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4542</p>
<p>Hz. Aişe&#8217;nin (r.ah.) anlattığına göre:<br />Hassan Ey Allah&#8217;ın Resulü! Ebu Süfyan&#8217;a hicvedip kötülemek hususunda bana izin ver, dedi. Allah Resulü (a.s.): Benim akrabalığım varken nasıl olacak? buyurdu. Hassan da: Seni kerim kılan Allah&#8217;a yemin ederim ki, seni onlardan tereyağından kıl çeker gibi çeker çıkarırım, dedi. Ardından Hassan şu kasidesini söyledi:<br />Muhakkak şerefin en yükseği Haşim oğullarında, Mahzum kızının oğullarındadır. Senin baban ise köledir.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4544</p>
<p>Ebu Hureyre (r.a.) şöyle anlatır:<br />Siz zannediyorsunuz ki Ebu Hureyre Allah Resulü&#8217;nden çok hadis rivayet ediyor. Varılacak yer Allah&#8217;ın huzurudur. Ben fakir bir adam idim. Muhacirler çarşılarda alışverişle meşgul olurlarken, Ensar da mallarının başında dururken, ben karın tokluğuna Allah Resulü&#8217;ne hizmet ediyordum. Bir gün Allah Resulü: &#8220;Kim elbisesini açıp yayarsa artık benden işittiği hiçbir şeyi asla unutmayacaktır&#8221; buyurdu. Bunun üzerine ben Allah Resulü sözünü bitirinceye kadar hemen elbisemi yaydım. Sonra da onu kendime doğru toplayıp dürdüm. Bir daha kendisinden işitmiş olduğum hiçbir şeyi unutmadım.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4547</p>
<p>Hz. Aişe (r.ah.) Urve b. Zübeyr&#8217;e hitaben şöyle demiştir:<br />Ebu Hureyre sana hayret vermiyor mu? Geldi odamın yanı başına oturdu da Peygamberden hadis söylüyor ve bunu bana da işittiriyordu. Ben de nafile namaz kılıyordum. Ben namazımı bitirmeden gitti. Eğer ona yetişseydim O&#8217;nu red edecektim. Çünkü, Allah Resulü (a.s.) sizin yaptığınız gibi sözü uzatmazdı, demiştir.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4548</p>
<p>Hz. Ali (r.a.) şöyle anlatır:<br />Allah Resulü (a.s.) benimle Zubeyr ve Mikdad&#8217;ı gönderdi ve: &#8220;Hemen Hah bahçesine gidin. Orada mahfe içinde yolcu bir kadın var. Yanında da bir mektup vardır. O mektubu ondan alın,&#8221; buyurdu. Biz hemen çıktık, atlarımızı koşturarak bahçeye vardık. Hakikaten orada kadınla karşılaştık. Kadına: Mektubu çıkar dedik. Kadın: Yanımda mektup yoktur dedi. Biz kadına: Ya mektubu çıkarırsın, yahut da elbiseni soyunursun dedik. Bunun üzerine kadın mektubu örülü saç bağları arasından çıkardı. Biz de onu Allah Resulü&#8217;ne getirdik. Bu mektubta: &#8220;Hatıb b. Ebu Beltea&#8217;dan, Mekkeli müşriklerden bazı insanlara!&#8221; deniliyor, onlara Allah Resulü&#8217;nün bazı işlerini haber veriyordu. Bunun üzerine Allah Resulü: Ey Hatıb! Bu ne? diye sordu. Hatıb: Ey Allah&#8217;ın Resulü! Üzerime varmakta acele etme. Ben Kureyş içinde alâkası olan bir kimseyim. (Ravi Süfyan Onların müttefiki idi, fakat Kureyş&#8217;ten değil idi dedi). Maiyetinde bulunan Muhacirlerin Mekkelilere akrabalıkları vardır. Mekke&#8217;deki ailelerini o sebeple himaye ederler. Benim ise Mekkelilere nesep bakımından münasebetim olmadığı için, yakınlarımı himaye edecek bir dost kazanmak istedim. Yoksa ben bunu ne bir küfür, ne dinimden dönmek, ne de İslâm&#8217;dan sonra kâfirliğe razı olmak için yaptım, dedi. Peygamber de: Doğru söyledi, buyurdu. Ömer Ey Allah&#8217;ın Resulü! Beni bırak da şu münafığın boynunu vurayım! dedi. Allah Resulü de: Hatıb, Bedr gazasında hazır bulundu. Ne biliyorsun, Allah&#8217;ın Bedr ehli hakkında bir bildiği var ki onlara: Dilediğinizi yapın, sizi affettim, buyurdu. Bunun üzerine Aziz ve Celil Allah: Ey iman edenler, düşmanımı ve düşmanınızı dost edinmeyin!ayetini indirdi.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4550</p>
<p>Ebu Musa (r.a.) şöyle söylemiştir:<br />Hz. Peygamber (a.s.) Mekke ile Medine arasındaki Cirane mevkiine indiğinde ben onun yanında idim. Yanında Bilâl da vardı. Bu sırada Allah Resulü&#8217;ne bir bedevi geldi ve: Ey Muhammed! Bana yaptığın vaadi hâlâ yerine getirmeyecek misin? dedi. Allah Resulü ona: Müjde! buyurdu. Bedevi Arab da Allah Resulü&#8217;ne: Bana karşı bu &#8220;müjde&#8221; sözünü çok söyledin dedi. Bunun üzerine Allah Resulü kızgın bir şekilde Ebu Musa ile Bilâl&#8217;e dönerek: Bu adam müjdeyi reddetti. Sizler kabul ediniz, buyurdu. Onlar derhal: Kabul ettik ya Resulüllah! dediler. Sonra Allah Resulü içi su dolu bir kap istedi, bu kap içinde ellerini ve yüzünü yıkadı. İçine püskürdü. Sonra Ebu Musa ile Bilâl&#8217;e: Bundan içiniz ve yüzlerinize, göğüslerinize serpiniz, size müjdeler olsun, buyurdu, Ebu Musa ile Bilâl de su kabını aldılar ve Allah Resulü&#8217;nün emrettiğini yaptılar. Ümmü Seleme perde arkasından: Kabınızın içindekinden annenize de bırakınız! diye seslendi. Bunun üzerine onlar, o sudan bir miktar da Ümmü Seleme&#8217;ye bıraktılar.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4553</p>
<p>Ebu Musa&#8217;nın (r.a.) anlattığına göre:<br />Hz. Peygamber (a.s.) Huneyn gazasından döndükten sonra, Ebu Âmir&#8217;i bir fırka asker üzerine kumandan yaparak Evtas&#8217;a gönderdi. Ebu Âmir, Dureyd b. Sımme ile karşılaştı. Dureyd öldürüldü. Askerlerini de Allah hezimete uğrattı. Ebu Musa rivayetine devam ederek dedi ki: Allah Resulü beni de Ebu Âmir ile beraber göndermişti. Ebu Âmir dizinden vuruldu. Cuşem oğullarından bir adam ok atıp dizine isabet ettirmişti. Ben hemen Ebu Âmir&#8217;in yanına koştum ve: Ey amca! Sana kim ok attı? diye sordum. Ebu Âmir Ebu Musa&#8217;ya Benim katilim şudur; görüyor musun, işte beni o vurdu, diye işaret edip gösterdi. Ben hemen katile doğru yönelip koştum ve ona yetiştim. Katil beni görünce dönüp kaçmaya başladı. Ben onun peşine düştüm: Utanmıyor musun? Sen Arap değil misin? Yerinde dursana? diye demeye başladım. Adam kaçmaktan vazgeçti: Biribirimizle karşı karşıya geldik. Her ikimiz de kılıçlarımızla vuruşmaya başadık. Nihayet ona kılıcımla bir darbe indirip öldürdüm. Sonra Ebu Âmir&#8217;in yanına döndüm ve: Allah senin düşmanını öldürdü dedim. Amcam bana: Şu oku dizimden çek, çıkar dedi. Ben de hemen o oku çıkardım. Fakat okun yerinden pek çok kan boşandı. Bana: Ey kardeşim oğlu! Allah Resulü&#8217;ne git ve ona benden selam söyle de ona: Ebu Âmir sana &#8220;benim için Allah&#8217;tan mağfiret isteyiver&#8221; diyor de! dedi. Ebu Âmir beni, kendi yerine kumandan yaptı. Ve az bir zaman yaşadıktan sonra vefat etti. Ben peygamber&#8217;in yanına dönüp geldiğimde, huzuruna girdim. Allah Resulü bir ev içinde, hurma dallarından örülmüş bir divan üzerindeydi. Divanda bir şilte vardı. Hurma dalı örgüleri Allah Resulü&#8217;nün sırtında ve yanlarında iz bırakmıştı. Ben kendisine, haberlerimizi ve Ebu Âmir&#8217;in başına gelenleri bildirip: Allah Resulü benim için Allah&#8217;tan mağfiret istesin! diye vasiyet ettiğini arzettim. Bunun üzerine Allah Resulü su istedi ve abdest aldı. Sonra ellerini kaldırıp: &#8220;Allahım! Kulcağızın Ebu Âmir&#8217;e mağfiret eyle!&#8221; diye dua etti. Dua ederken ellerini o kadar kaldırdı ki ben, iki koltuğunun beyazlığını gördüm. Sonra Allah Resulü: &#8220;Allahım! Kıyamet gününde Ebu Âmir kulunu yarattığın halkın yahut insanların çoğundan üstün kıl!&#8221; niyazında bulundu. Bunun üzerine ben: Ey Allah&#8217;ın Resulü! Benim için de mağfiret dile! diye rica ettim. Peygamber benim için de: &#8220;Allahım! Abdullah b. Kays&#8217;ın günahını mağfiret eyle ve onu Kıyamet gününde makbul bir makama koy!&#8221; diye dua etti.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4554</p>
<p>Ebu Musa&#8217;nın (r.a.) rivayet ettiğine göre:<br />Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: &#8220;Ben Eşarî cemaatının geceleyin evlerine girdikleri zaman okudukları Kur&#8217;an seslerini pek iyi tanırım. Her ne kadar gündüzleyin evlerine girdiklerini görmemiş olsam bile onların evlerini yine gece vakti Kur&#8217;an seslerinden bilirim. Onlardan biri de Hakim&#8217;dir. O, süvarilere veya düşmana rastladığı zaman onlara: Arkadaşlarım size burada kendilerini beklemenizi emrediyor! der.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4555</p>
<p>Ebu Musa (r.a.)<br />Allah Resulü&#8217;nün (a.s.) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: &#8220;Hakikaten Eş&#8217;ariler, gazada azıkları biter yahut Medine&#8217;de ailelerinin yiyeceği azalırsa hemen yanlarındaki erzakı bir örtü içine toplayıp, sonra bir kap içinde (ölçerek) aralarında eşit surette taksim ederler. Binaenaleyh Eş&#8217;ariler bendendir, ben de Eş&#8217;arilerdenim.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 4556</p>
<p>Ebu Musa (r.a.) şöyle anlatır:<br />Biz Yemen&#8217;de iken Allah Resulü&#8217;nün peygamber olarak ortaya çıkışı kulağımıza geldi. Ben ve iki kardeşim (ki biri Ebu Burde, diğeri de Ebu Rühm&#8217;dür, ben onların en küçüğü idim) kavmimizden elli küsur kişi; ya elli üç veya elli iki kişi O&#8217;nun yanına gitmek üzere yola çıktık. Bir g</span></p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/sahabelerin-faziletleri-el-lu-lu-ve-l-mercan-muhammed-fuad-abdulbaki/9098">SAHABELERİN FAZİLETLERİ El-Lu&#8217;lu ve&#8217;l-Mercan &#8211; Muhammed Fuad Abdulbaki</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İÇECEKLER El-Lu&#8217;lu ve&#8217;l-Mercan &#8211; Muhammed Fuad Abdulbaki</title>
		<link>https://fasiharapca.com/icecekler-el-lu-lu-ve-l-mercan-muhammed-fuad-abdulbaki/9095</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Dec 2013 21:53:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[El Lulu Vel Mercan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fasiharapca.com/?p=9095</guid>

					<description><![CDATA[<p>İÇECEKLER Ali b. Ebu Talip (r.a.) şöyle anlatır:Hz. Peygamber (a.s.) ile beraber bulunduğum Bedr gazası günü yaşlı bir deveyi ganimet olarak aldım. Hz. Peygamber bana bir yaşlı deve daha vermişti. Bir gün bu develerimi Ensar&#8217;dan bir kimsenin kapısı önünde çöktürdüm. Bunlara boya otu yükleyip satmak ve parasıyla Fatıma&#8217;nın düğün yemeğine yardım etmek istiyordum. Kaynuka kabilesinden &#8230;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/icecekler-el-lu-lu-ve-l-mercan-muhammed-fuad-abdulbaki/9095">İÇECEKLER El-Lu&#8217;lu ve&#8217;l-Mercan &#8211; Muhammed Fuad Abdulbaki</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>İÇECEKLER</strong></p>
<p>Ali b. Ebu Talip (r.a.) şöyle anlatır:<br />Hz. Peygamber (a.s.) ile beraber bulunduğum Bedr gazası günü yaşlı bir deveyi ganimet olarak aldım. Hz. Peygamber bana bir yaşlı deve daha vermişti. Bir gün bu develerimi Ensar&#8217;dan bir kimsenin kapısı önünde çöktürdüm. Bunlara boya otu yükleyip satmak ve parasıyla Fatıma&#8217;nın düğün yemeğine yardım etmek istiyordum. Kaynuka kabilesinden bu işe vâkıf bir kuyumcu da benimle beraberdi. Bu sırada Hamza b. Abdu&#8217;l-Muttalip bu Ensari&#8217;nin evinde içki içiyor ve beraberinde de şarkıcı bir kadın şarkılar söylüyordu. Bu şarkıcı kadın:<br />Ey Hamza! Semiz develere bak! deyince hemen Hamza kılıcı ile bu iki hayvana doğru sıçrayarak bunları boğazladı. Hörgüçlerini kopardı, böğürlerini yarıp ciğerlerinden birer parça aldı. Ben İbn Şihab&#8217;a Hörgüçten de mi? diye sordum. &#8220;İkisinin de hörgüçlerini aldı,&#8221; dedi. İbn Şihab Ali&#8217;nin devamla: Beni çileden çıkaran bir manzara görmüştüm. Peygamberimizin yanına geldim. Yanında Zeyd. b. Harise vardı. Ona olanı anlattım. O Zeyd ile beraber dışarı çıktı, ben de ardından gittim. Hamza&#8217;nın yanına giderek ona kızdığını belli etti. Hamza başını kaldırdı ve: &#8220;Siz benim babalarımın kölelerinden başka nesiniz ki?&#8221; dediğini bildirdi. Bunun üzerine Peygamberimiz de gerisin geri çıktı.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 3660</p>
<p>Enes b. Malik (r.a.) şöyle anlatır:<br />İçkinin haram kılındığı gün ben, Ebu Talha&#8217;nın evinde bir içki meclisinde sakilik yapıyordum. Onların o günkü içkileri hurma koruğu ve hurma şarabıydı. Derken birisi seslenmeye başladı. Ebu Talha: &#8220;Çık bak!&#8221; dedi. Ben de çıktım. Bir münadi &#8220;Haberiniz olsun ki şarap haram kılınmıştır&#8221; diye duyuruyordu. Hemen Medine sokaklarında su gibi şarap aktı. Ebu Talha da bana: &#8220;Çık şarapları dök&#8221; dedi. Ben de onları döktüm. Bu sırada halk arasında bazı kimseler: (Uhud günü) Falancalar karınlarında şarap olduğu halde öldürüldüler bunlar ne olacak? dediler. Ravi: &#8220;Bu son söz, Enes&#8217;in hadisinden midir? bilmiyorum&#8221; demiştir. Bunun üzerine Yüce Allah şu ayetleri indirdi: İman edip de iyi amellerde bulunan kimselere, sakındıkları ve imanlarında sebat ile iyi işlere devam ettikleri takdirde (haram kılınmazdan önce) tattıklarından dolayı günah yoktur.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 3662</p>
<p>Cabir b. Abdullah&#8217;ın (r.a.) anlattığına göre:<br />Hz. Peygamber (a.s.) kuru üzümle hurmayı ve hurma koruğuyle hurmayı karıştırmayı yasaklamıştır.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 3674</p>
<p>Ebu Katâde&#8217;nin (r.a.) anlattığına göre:<br />Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Alacalanmış hurma koruğu ile taze hurmayı birleştirerek şıra yapmayınız. Kuru üzümle hurmayı birleştirerek de şıra yapmayınız. Fakat bunlardan her birini ayrı şıra yapabilirsiniz.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 3681</p>
<p>Ali&#8217;nin (r.a.) anlattığına göre:<br />Hz. Peygamber (a.s.) Dubba&#8217;da ve müzeffette şıra tutulmasını yasaklamıştır.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 3693</p>
<p>Müminlerin annesi Hz. Aişe&#8217;nin (r.ah.) rivayetinde Esved şöyle anlatır:<br />Hz. Aişe&#8217;ye; Ey Müminlerin annesi! Bana Hz. Peygamber&#8217;in, içinde şıra tutulmasını nehyettiği şeyleri bildiriver dedim. Hz. Aişe: &#8220;Biz ev halkının dubba&#8217;da ve müzeffette şıra kurmamızı yasakladı&#8221; dedi.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 3694</p>
<p>İbn Ömer&#8217;in (r.a.) rivayetinde Saîd b. Cübeyr şöyle anlatır:<br />Ben İbn Ömer ve İbn Abbas Resulüllah&#8217;ın (a.s.) dubba&#8217;yı, hantemi, müzeffeti ve nakiri yasakladığını duyduklarına şahitlik ediyorum.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 3705</p>
<p>Abdullah b. Ömer (r.a.) şöyle anlatmaktadır:<br />Resulüllah (a.s.) bazı kaplara şıra ve şerbet konulup içilmesini yasakladığı zaman sahabeler: &#8220;Herkesin tulum, kırba gibi deri kabı yok ki&#8221; dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber onlara; çömlek, testi, küp gibi kilden yapılmış fakat ziftlendirilmemiş kaplar içinde şıra, şerbet, sirke kurmalarına müsaade etti.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 3726</p>
<p>Hz. Aişe (r.ah.) şöyle anlatır:<br />Hz. Peygamber&#8217;e (a.s.) bıt&#8217;in hükmü sorulmuştu. O da &#8220;Sarhoş eden her içki haramdır&#8221; buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 3727</p>
<p>İbn Ömer&#8217;in (r.a.) anlattığına göre:<br />Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Her sarhoşluk veren şey (dinde yasaklanan içki olan) hamr grubundandır ve sarhoşluk veren her şey haramdır. Her kim dünyada sarhoş edici içki içer ve içkiyi bırakmadan ölürse, o kişi Ahirette cennet şarabından içemeyecektir.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 3733</p>
<p>Sehl b. Sa&#8217;d (r.a.) şöyle anlatır:<br />Ebu Useyd Saidî, Hz. Peygamber&#8217;i kendi düğün yemeğine davet etmişti. O gün gelin olan karısı da davetlilere hizmet etmekte idi. Ravi Sehl, şöyle demiştir: Siz o gelinin Hz. Peygamber&#8217;e ne sunduğunu biliyor musunuz? Gelin, Peygamber (a.s.) için bir kap içinde geceden birkaç hurma ıslattı. Peygamberimiz yemeğini yiyince bu hurma şırasını ona takdim etti.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 3746</p>
<p>Sehl b. Sa&#8217;d&#8217;ın (r.a.) haber verdiğine göre:<br />&#8220;Hz. Peygamber&#8217;e Arap bir kadından bahsedildi. Ebu Useyd&#8217;e o kadına haber göndermesini emretti. Ebu Useyd de o kadına haber yolladı. Bunun üzerine kadın Medine&#8217;ye geldi ve Beni Saide kalesine misafir oldu. Hz. Peygamber çıkarak kadının bulunduğu yere geldi ve yanına girdi. Başını aşağıya doğru eğmiş bir kadınla karşılaştı. Hz. Peygamber onunla konuşunca kadın: &#8220;Senden Allah&#8217;a sığınırım&#8221; dedi. Hz. Peygamber (a.s.): &#8220;O halde ben seni kendimden korudum&#8221; buyurdu. Bunun ardından oradakiler kadına: &#8220;Sen onun kim olduğunu biliyor musun?&#8221; diye sordular. Kadın: &#8220;Hayır bilmiyorum&#8221; dedi. Oradakiler: &#8220;Bu Hz. Peygamber&#8217;dir. Seni istemeye gelmişti&#8221; dediler. Kadın: &#8220;Ben Peygamber&#8217;le evlenme fırsatını kaçırmaktan dolayı bedbaht oldum&#8221; dedi. Sehl der ki: O gün Hz. Peygamber geldi de kendisi ve sahabeleri Benu Saide sofasına oturdular. Sonra Hz. Peygamber Sehl&#8217;e &#8220;Bize su ver! buyurdu. Ben de onlar için su kadehi çıkardım ve bununla kendilerine su içirdim.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 3747</p>
<p>Enes b. Malik (r.a.)<br />Andolsun ki ben şu kadehimle Hz. Peygamber&#8217;e (a.s.) bal, nebiz (şıra) su ve süt gibi bütün içecek şeyleri içirdim, demiştir.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 3748</p>
<p>Ebu Bekr Sıddık (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:<br />Hz. Peygamber (a.s.) ile beraber (hicret sırasında) Mekke&#8217;den Medine&#8217;ye doğru yola çıktığımız zaman bir çobana rastladık. Hz. Peygamber susamıştı. Ben Hz. Peygamber için biraz süt sağdım ve bunu Hz. Peygamber&#8217;e getirdim. Kendisi içti, nihayet ben de susuzluğunu karşıladığımı bilip rahat oldum.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 3749</p>
<p>Ebu Humeyd Saidî (r.a.) şöyle nakletmiştir:<br />Ben bir kere Hz. Peygamber&#8217;e Naki&#8217;den üstü açık bir kase süt getirdim. Hz. Peygamber (a.s.): &#8220;Bu kaseyi bir bezle örtmedin mi? Keşke bunun üzerini çapraz bir dal parçasıyla olsun örtseydin!&#8221; buyurdu. Ebu Humeyd &#8220;Tulum ve kırbaların geceleyin ağızlarının bağlanmasını, kapıların da geceleyin kilitlenmesini emretmiştir&#8221; dedi.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 3752</p>
<p>Cabir b. Abdullah (r.a.) şöyle anlatır:<br />Bizler Hz. Peygamber ile beraberdik. Bir aralık kendisi içecek su istedi. Bir kimse: Ey Allah&#8217;ın Resulü! Sana nebiz içireyim mi? dedi. Hz. Peygamber: &#8220;Evet içir&#8221; buyurdu. O kişi koşarak çıktı, içinde nebiz bulunan bir kase getirdi. Hz. Peygamber: &#8220;Bu kaseyi bir bezle niye örtmedin? Keşke bunun üzerini enlemesine bir çalı ile de olsa örtseydin&#8221; buyurdu ve içti.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 3753</p>
<p>Cabir&#8217;in (r.a.) anlattığına göre:<br />Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Kapları örtün, kırbaların bağlarını bağlayın, kapıları kilitleyin, kandili söndürün. Çünkü şeytan hiçbir kırba bağını çözemez, hiçbir kapıyı ve hiçbir kap kacak ağzını açamaz. Eğer biriniz kap kacağını örtmek için onun üzerine enlemesine bir çalı parçası koymaktan başka bir imkan bulamazsa Allah&#8217;ın ismini anarak bunu yapsın. Çünkü küçük fasık (fare), ev halkı üzerine evlerini yakabilir.&#8221;<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 3755</p>
<p>Abdullah b. Ömer&#8217;in (r.a.) naklettiğine göre:<br />Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: &#8220;Uykuya yatacağınız zaman evlerinizde söndürülmemiş ateş bırakmayınız&#8221; buyurmuştur.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 3759</p>
<p>Ebu Musa&#8217;nın (r.a.) anlattığına göre:<br />Medine&#8217;de içinde oturulan bir ev gece vakti yanmış, bu durum Hz. Peygamber&#8217;e haber verilince: &#8220;Şüphesiz ateş sizin düşmanınızdır. Bu yüzden uyumak istediğiniz zaman ateşi söndürünüz&#8221; buyurmuştur.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 3760</p>
<p>Ömer b. Ebu Seleme (r.a.) şöyle anlatır:<br />Ben Hz. Peygamber&#8217;in terbiyesi altında bulunuyordum. Yemek yerken elim yemek kabının her tarafına dolaşırdı. Hz. Peygamber (a.s.) bana: &#8220;Ey oğul! Allah&#8217;ın adını an, sağ elinle ve sana yakın olan taraftan ye!&#8221; buyururdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 3767</p>
<p>Ebu Saîd (r.a.)<br />Hz. Peygamber&#8217;in (a.s.) tulumların ağızlarını dışarıya kıvırmayı yasakladığını rivayet etmiştir.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 3769</p>
<p>İbn Abbas (r.a.) şöyle anlatır:</p>
<p>Ben Hz. Peygamber&#8217;e (a.s.) zemzem suyu verdiğimde ayakta olduğu halde içti.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 3776</p>
<p>Enes (r.a.) şöyle anlatmaktadır:<br />Hz. Peygamber (a.s.) (su içerken) bir bardak suda üç defa nefes alırdı.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 3781</p>
<p>Enes b. Malik (r.a.) şöyle anlatmaktadır:<br />Hz. Peygamber&#8217;e su ile karıştırılmış bir miktar süt getirildi. Resulüllah&#8217;ın sağ tarafında bir çöl arabı, sol tarafında ise Ebu Bekr bulunuyordu. Hz. Peygamber (a.s.) içtikten sonra çöl arabına verdi ve: &#8220;Sağa, sıra ile sağa ver!&#8221; buyurdu.<br />Sahih-i Müslim&#8217;deki hadis numarası: 3783<br /></span></p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/icecekler-el-lu-lu-ve-l-mercan-muhammed-fuad-abdulbaki/9095">İÇECEKLER El-Lu&#8217;lu ve&#8217;l-Mercan &#8211; Muhammed Fuad Abdulbaki</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
