Kelâmın Fesâhatı

B- Kelâmın Fesâhatı Kelâmın fesâhatı, yukarıda bahsedilen kelimelerinin fasîh olması şartı ile birlikte ضَعْفُ التَّأْلِيف da’fu’t-te’lîf denilen nahiv kurallarına aykırı olma hali, تَنَافُرُ الْكَلِمَات tenâfuru’l-kelimât denilen kelimelerdeki telaffuz uyumsuzluğu ve اَلتَّعْقِيد ta’kîd denilen, ilk etapta anlaşılması zor, düğümlü sözden sâlim olması hâlidir.

1- Da’fu’t-te’lîf : ضَعْفُ التَّأْلِيف Arapça gramer kurallarına aykırı söz îrâd etmek demektir. ضَرَبَ غُلاَمُهُ زَيْداً Kölesi Zeyd’i dövdü gibi. Arap gramerine göre zamirin ait olduğu kelimeden önce zikredilmesi caiz değildir. Bu örnekte önceden zikredilmemiş olan bir isme zamir atfedilerek el-İdmâr kable’z-Zikr hatası yapılmıştır. Türkçede “Ahmet en çalışkanıdır sınıfın.” cümlesinde “en çalışkanıdır” takdîm ve “sınıfın” te’hîr edilerek gramer kuralları dışına çıkılmış ve ibârede da’f-ı te’lîf meydana gelmiştir. Yine “Rastlamıştım ona bir yağmurlu akşamda.” ve “ Anlar yalnız Ekrem Bey, Osmanlı mîmârîsinden.” cümlelerinde de aynı zafiyet vardır.

2- Tenâfuru’l-kelimât : تَنَافُرُ الْكَلِمَات Cümledeki bazı kelimelerin yan yana veya birbirine yakın olmaları sebebiyle telaffuzun güçleşmesi anlamına gelir. Böyle bir sözdizimi terkipte ağırlık meydana getirir. kabir bulunmaz.

Bu misalde geçen kelimelerin hepsi fasihtir. Ancak cümle içindeki yerleri sebebiyle telaffuzları güçleşmiş ve cümlede bir uyumsuzluk meydana getirmişlerdir. Dolayısıyla bu beyti bir kimsenin üç kez üst üste kekelemeksizin okuyamayacağı söylenmiştir.

Ebû Temâm et-Tâi’ye isnâd edilen bir örnekte de şair şöyle der: كَرِيمٌ مَتَى أَمْدَحْهُ أَمْدَحْهُ وَالْوَرَى مَعِي وَ إِذَا مَا لُمْتُهُ لُمْتُهُ وَحْدِي O kerimdir. Onu ne zaman övsem insanlar yanımdayken överim; onu ne zaman kınayacak olsam yalnızken kınarım.  Bu misalde geçen kelimelerin hepsi de fasihtir. Ancak beyitte geçen أَمْدَحْهُ lafzında ح ve هـ boğaz harflerinin yan yana gelmesi ve art arda tekrar edilmesinden mahreç uyumsuzluğu ve neticesinde telaffuz zorluğu meydana gelmiştir. Aynı durum Türkçede de geçerlidir. Örneğin halk arasında tekerleme olarak söylenen, “Al şu takatukaları takatukacıya götür. Takatukacı, takatukaları takatukalatmazsa takatukaları takatukacıdan takatukalatmadan getir.” ve “Şu köşe yaz köşesi, şu köşe kış köşesi” gibi birbirine yakın veya aynı lafzın tekrarından oluşan cümleler telaffuzu güçleştirmekte ve terkibte ağırlık meydana getirmektedirler.

3- Ta‘kîd : اَلتَّعْقِيد Ta‘kîd, lügatte “düğümlemek” demektir. Terim olarak, sözün kastedilen manayı açıkça ifade etmemesidir. İfadeye açıklık getirememe, anlatamama halidir. İki kısma ayrılır.

a) Lafzî ta‘kîd: (التعقيد اللفظي) Lafı‎zlar‎ın dizilişindeki takdîm, tehîr ve fasl sebebiyle meydana gelen ta‘kîd. Bir cümlede kelimelerin yerli yerinde