<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Açıköğretim İlahiyat Arapça 3. Dönem Dersleri arşivleri - Fasih Arapça</title>
	<atom:link href="https://fasiharapca.com/category/gramer/aof-arapca/acikogretim-ilahiyat-arapca-3-sinif-dersleri/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://fasiharapca.com/category/gramer/aof-arapca/acikogretim-ilahiyat-arapca-3-sinif-dersleri</link>
	<description>arapça sarf nahiv dil bilgisi yasin suresi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 26 Dec 2024 03:00:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://fasiharapca.com/wp-content/uploads/2025/04/cropped-favicon-fasih-1-32x32.png</url>
	<title>Açıköğretim İlahiyat Arapça 3. Dönem Dersleri arşivleri - Fasih Arapça</title>
	<link>https://fasiharapca.com/category/gramer/aof-arapca/acikogretim-ilahiyat-arapca-3-sinif-dersleri</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İlletli Fiiller &#8211;  Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri</title>
		<link>https://fasiharapca.com/illetli-fiiller-acikogretim-ilahiyat-arapca-dersleri/14830</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Mar 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıköğretim İlahiyat Arapça 3. Dönem Dersleri]]></category>
		<category><![CDATA[Aöf İlahiyat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fasiharapca.com/?p=14830</guid>

					<description><![CDATA[<p>Arapça’da fiiller, aslî harflerinin türüne göre sahîh (illet harfi bulunmayan) ve mu‘tel (illetli/illet harfli) olmak üzere ikiye ayrılır. Aslî harfleri arasında illet harfi denilen elif, vâv ve yâ ( ا، و، ي ) harflerinden herhangi birisi bulunmayan fiile sahih fiil denir. كَتَبَ yazdı, قَرَأَ okudu, مَدَّ yardım etti örneklerinde olduğu gibi. Aslî harflerinden bir veya &#8230;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/illetli-fiiller-acikogretim-ilahiyat-arapca-dersleri/14830">İlletli Fiiller &#8211;  Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Arapça’da fiiller, aslî harflerinin türüne göre sahîh (illet harfi bulunmayan) ve mu‘tel (illetli/illet harfli) olmak üzere ikiye ayrılır. Aslî harfleri arasında illet harfi denilen elif, vâv ve yâ ( ا، و، ي ) harflerinden herhangi birisi bulunmayan fiile sahih fiil denir. كَتَبَ yazdı, قَرَأَ okudu, مَدَّ yardım etti örneklerinde olduğu gibi. Aslî harflerinden bir veya ikisi illet harfi olan fiile ise mu‘tel (illetli) fiil denir. وَجَدَ buldu, قَالَ dedi, رَمَى attı, وَقَى korudu fiilleri gibi. Türkçe’de ise fiiller çatısı, yapısı vb. yönlerden gruplandırılırken, harflerinin türüne göre herhangi bir gruplandırma yapılmamaktadır. Çünkü<br />
Türkçede Arapçadaki gibi illet harfi ya da ona karşılık olacak herhangi bir unsur bulunmamaktadır. Bu nedenle Arapçadaki illetli fiillerin Türkçedeki karşılığını ifade etmek mümkün değildir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong><span style="text-decoration: none;"><span style="color: #ff6600;">DİL BİLGİSİ İLLETLİ FİİLLER</span></span></strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Aslî harflerinden bir veya ikisi illet harfi olan fiile mu‘tel (illet harfli) fiil denir. Bu illet harfleri de elif, vâv ve yâ&#8217;dır .( وَجَدَ (ا، و، ي buldu, قَالَ dedi, رَمَى attı, وَقَى korudu fiilleri gibi. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Bunlar da illet harfinin türü ve bulunduğu yere göre dörde ayrılır:<br />
1. Misâl fiil.<br />
2. Ecvef fiil.<br />
3. Nâkıs fiil.<br />
4. Lefîf fiil.<br />
1. Misâl Fiil</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Misâl fiil, aslî harflerinden ilki vâv ya da yâ harfi olan fiildir. Bu tür fiillerde vâv ile başlayanlar çoğunluktadır. Vâv ile başlayanlara misâl-i vâvî, yâ ile başlayanlara da misâl-i yâî denir.<br />
وَقَفَ durdu, وَهَبَ bağışladı, وَرِثَ mirasçı oldu, وَعَدَ söz verdi يَئِسَ ümitsiz oldu, يَبِسَ kurudu, يَقِظَ uyandı, يَسُرَ kolay oldu</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <span style="color: #0099cc;"><strong>2. Ecvef Fiil</strong></span><br />
Ecvef fiil, aslî harflerinden ikincisi illet harfi olan fiildir. Bu ortadaki harf de ya “vâv” ( و) ya da “yâ” ( ي)harfidir. Misâl fiilde olduğu gibi ecvef fiilde de orta harfi vâv olana ecvef-i vâvî, yâ olana da ecvef-i yâî denir. Ecvef fiilin vâvlı mı yoksa yâlı mı olduğu muzârisinden ve mastarından anlaşılır. – قَالَ يَقُولُ – قَوْلٌ şeklinde olanlar vâvlı iken, بَاعَ – يَبِيعُ &#8211; بَيْعٌ şeklindekiler ise yâlı ecveftir. Ancak خَافَ – يَخَافُ &#8211; خَوْفٌ korktu ve نَالَ – يَنَالُ &#8211; نَيْلٌ elde etti örneklerinde olduğu gibi mâzî ve muzârisi فَعِلَ – يَفْعَلُ sıygasında gelen fiillerde vâv&#8217;lı mı yoksa yâ&#8217;lı mı olduğu muzârisinden değil, mastarından<br />
anlaşılır. Ancak aslı vâv ya da yâ olan bu illet harfleri mâzî fiilde elif ( ( اolarak yazılır. قَالَ dedi, زَارَ ziyaret etti, مَاتَ öldü, خَافَ korktu بَاعَ sattı, سَارَ yürüdü, سَالَ aktı , نَالَ elde etti Ecvef fiiller orta harfi hemze olan mehmûz fiillerle karıştırılmamalıdır. سَأَلَ sordu fiili mehmûzken, سَالَ aktı fiili ecveftir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>3. Nâkıs Fiil</strong></span><br />
Nâkıs fiil, aslî harflerinden sonuncusu illet harfi olan fiildir. دَعَا dua etti, çağırdı, عَفَا affetti, شَكَا şikayet etti, نَجَا kurtuldu رَمَى attı, شَفَى şifa verdi, بَنَى bina etti, بَكَى ağladı<br />
رَضِيَ razı oldu, لَقِيَ karşılaştı, نَسِيَ unuttu, خَفِيَ gizli oldu</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <span style="color: #0099cc;"><strong>4. Lefîf Fiil</strong></span><br />
Lefîf fiil, aslî harflerinden iki tanesi illet harfi olan fiildir. Bu illet harflerinin bulunduğu yere göre de lefîf fiil, lefîf-i makrûn (illet harfleri bitişik lefîf) ve lefîf-i mefrûk (illet harfleri ayrı lefîf) olmak üzere ikiye ayrılır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>a. Lefîf-i Makrûn</strong></span><br />
İllet harflerinin birisi fiilin ortasında, diğeri de sonunda ise buna lefîf-i makrûn denir. نَوَى niyet etti, رَوَى rivâyet etti, طَوَى katladı, كَوَى ütüledi</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <span style="color: #0099cc;"><strong>b. Lefîf-i Mefrûk</strong></span><br />
İllet harflerinin birisi fiilin başında diğeri de sonunda ise buna da lefîf-i mefrûk denir. وَقَى korudu, وَفَى sözünü tuttu, وَعَى aklında tuttu, ezberledi, وَلِيَ izledi, hükmetti, sorumlu oldu</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="text-decoration: none; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><span style="color: #ff6600;">İLLETLİ FİİLLERİN ÇEKİMİ</span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> 1. Misâl Fiil</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Mâzî<br />
Misâl fiilin mâzîleri, sâlim fiil gibi çekilir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/vavli-misal.jpg" alt="" width="361" height="336" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #ff6600;"><strong>Muzâri<br />
Vâv&#8217;lı Misâl Fiil</strong></span><br />
Vâv ile başlayan misâl fiilerin muzârileri elde edilirken genelde ilk harf düşer. وَضَعَ – يَضَعُ ,وَعَدَ – يَعِدُ koydu ve وَرِثَ – يَرِثُ gibi. Sadece وَجِلَ – يَوْجَلُ korktu ve وَقُرَ &#8211; يَوْقُرُ vakarlı oldu örneklerinde olduğu gibi فَعِلَ – يَفْعَلُ ve &#8211; فَعُلَ يَفْعُلُ sıygalarında gelen fiillerin muzârisinde vâv harfi genelde sabit kalır. Bu durumda misâl fiilin muzârisi, sâlim fiil gibi çekilir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/vavli-misal-filler.jpg" alt="" width="478" height="274" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/vavli-misal-filler-2.jpg" alt="" width="477" height="157" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #ff6600;"><strong>Yâ&#8217;lı Misâl Fiil</strong></span><br />
Bu tür fiillerin muzârileri de, mâzîleri gibi sâlim fiil gibi çekilir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/vavli-misal-filler-3.jpg" alt="" width="475" height="419" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Emir<br />
Emir fiili, muzârinin muhatab ve muhataba sıygalarından elde edilir. Şu yollar takip edilir: Önce muzârinin başındaki muzârilik harfi olan tâ ( ت) atılır ve sonu cezimli yapılır:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/emir.jpg" alt="" width="157" height="25" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Emirde müfred muhatabın sonu cezim olurken, cemi muhataba mebnî olduğu için sonu aynen kalır, geri kalanlarda ise cezim alâmeti olarak sonlarındaki nûn harfleri düşer.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/vav.jpg" alt="" width="477" height="236" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #ff6600;"><strong>2. Ecvef Fiil Mâzî</strong></span><br />
İster vâv&#8217;lı olsun ister yâ&#8217;lı, mâzî çekiminde, harekeli merfû muttasıl zamirlere bitiştiklerinde ecvef fiillerin ortasındaki illet harfi düşer. Bunlar da nun-u nisveye bitişen ve ondan sonra gelen sıygalardır. قُلْتَ , قُلْنَ gibi.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/vavli-ecvef-fiil.jpg" alt="" width="475" height="406" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/ya-li-ecvef-fiil.jpg" alt="" width="479" height="418" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/ya-li-ecvef-fiil-2.jpg" alt="" width="484" height="413" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/fiilin-mazi-cekimi.jpg" alt="" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>Muzâri</strong></span><br />
Ecvef fiilin muzârisinde ortadaki illet harfi aslına dönüşür. قَالَ – يَقُولُ gibi. Ancak خَافَ – يَخَافُ örneğinde olduğu gibi, فَعِلَ- يَفْعَلُ sıygasında olanlar bu kuralın dışındadır. Bunların muzârisinde illet harfi aslına dönüşmez. Ayrıca ecvef fiillere nûn-u nisve bitiştiğinde ise hepsinde de illet harfi düşer. يَقُلْنَ gibi.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/vavli-ecvef-fiil-2.jpg" alt="" width="475" height="460" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/yali-ecvef-fiil.jpg" alt="" width="477" height="273" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/1.jpg" alt="" width="477" height="194" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/fiilin-muzari-cekimi.jpg" alt="" width="474" height="462" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #ff6600;"><strong>Emir</strong></span><br />
Ecvef fiillerin emirleri elde edilirken şu yol takip edilir: قُلْ  -&gt; قُولُ -&gt; تَقُولُ Cezim alâmeti, müfred muhatab ve cemi muhataba sıygalarında illet harfinin düşmesi ( قُلْنَ ve قُلْ gibi ), diğer sıygalarda ise sondaki nûn’ların düşmesidir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/2.jpg" alt="" width="482" height="575" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/fiilin-emir-cekimi.jpg" alt="" width="481" height="288" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; color: #ff6600; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>3. Nâkıs Fiil</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Nâkıs fiillerin çekiminde, illet harfinden önce fetha varsa 3. erkek şahsın çoğulu söylenirken vâv harfi sâkin (harekesiz) gelir. دَعَا &#8211; دَعَوْا , رَمَى – رَمَوْا gibi. Ancak mâzînin müfred gâib sıygasında illet harfinden önce kesra varsa vâv, harf-i med şeklinde bulunur. رَضِيَ – رَضُوا gibi. Aynı durum emir ve muzâride de geçerlidir. Emirde اِرْمِ &#8211; اِرْمُوا ve اِرْضَ &#8211; اِرْضَوْا şeklinde, muzâride ise &#8211; يَرْمِي<br />
يَرْمُونَ ve يَرْضَى &#8211; يَرْضَوْنَ şeklinde olur.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/mazi.jpg" alt="" width="480" height="453" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/Untitled-20.jpg" alt="" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/4.jpg" alt="" width="477" height="197" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/5.jpg" alt="" width="478" height="420" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/6.jpg" alt="" width="479" height="255" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/7.jpg" alt="" width="476" height="419" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/8.jpg" alt="" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/emir-2.jpg" alt="" width="478" height="430" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/9.jpg" alt="" width="477" height="491" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #ff6600;"><strong>4. Lefîf Fiil<br />
Mâzî</strong></span><br />
Lefîf fiilin mâzî çekimi nâkıs fiillerle aynıdır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/lefifi-makrun.jpg" alt="" width="476" height="410" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/lefifi-mefruk.jpg" alt="" width="479" height="269" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/10.jpg" alt="" width="478" height="198" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #ff6600;"><strong>Muzâri</strong></span><br />
Lefîf fiilin muzâri çekimi de nâkıs fiil gibidir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/lefifi-makrun-2.jpg" alt="" width="479" height="409" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; color: #ff6600; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>Lefîf-i Mefrûk</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Bunlarda, vâv&#8217;lı misâl fiillerin çoğunda olduğu gibi, muzârisi elde edilirken فَعِلَ &#8211; يَفْعَلُ sıygasında olanlar hariç, baştaki vâv harfi düşer. وَفَى &#8211; يَفِي gibi.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/emir-3.jpg" alt="" width="491" height="515" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/mefruk.jpg" alt="" width="478" height="309" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/illetli-fiiller-acikogretim-ilahiyat-arapca-dersleri/14830">İlletli Fiiller &#8211;  Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Naibi Fail-Sözde Özne Arapça-  Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri</title>
		<link>https://fasiharapca.com/naibi-fail-sozde-ozne-arapca-acikogretim-ilahiyat-arapca-dersleri/14831</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Mar 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıköğretim İlahiyat Arapça 3. Dönem Dersleri]]></category>
		<category><![CDATA[Aöf İlahiyat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fasiharapca.com/?p=14831</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilindiği gibi her insan kendi anadilini içinde yaşayıp büyüdüğü, aile ve mahalle gibi yakın ve uzak çevresinden tabiî olarak öğrenir. Bunun için özel bir çaba göstermez bile. Ancak okullarda öğrenim görenler, kendi konuştukları dilin bile bir dilbilgisi ve kuralları olduğunun farkına sonradan varırlar. Kendi anadillerinin dilbilgisine ait kavramları zihinlerine iyice&#160; kolayca kavrayabilirler. Bu yüzden bu &#8230;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/naibi-fail-sozde-ozne-arapca-acikogretim-ilahiyat-arapca-dersleri/14831">Naibi Fail-Sözde Özne Arapça-  Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Bilindiği gibi her insan kendi anadilini içinde yaşayıp büyüdüğü, aile ve mahalle gibi yakın ve uzak çevresinden tabiî olarak öğrenir. Bunun için özel bir çaba göstermez bile. Ancak okullarda öğrenim görenler, kendi konuştukları dilin bile bir dilbilgisi ve kuralları olduğunun farkına sonradan varırlar. Kendi anadillerinin dilbilgisine ait kavramları zihinlerine iyice&nbsp; kolayca kavrayabilirler. Bu yüzden bu ünitede öğreneceğiniz Nâibu’l-fâil konusunu kolayca anlayabilmek için önce bunun dilimizdeki karşılığını kısaca hatırlamamız faydalı olacaktır. Her insan duygularını, düşündüklerini ve çevresindeki olayları sözlü veya yazılı olarak, cümleler kurarak anlatır. </span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Bu cümlelerde işi yapana özne (fâil), öznenin yaptığı işten etkilenen varlığa da nesne (mefûl) denir. Edilgen bir fiille kurulmuş cümlelerde ise nesne, özne gibi görünür. Meselâ: كُسِرُ الغُصْنُ “Dal kırıldı” cümlesinde “dal” kelimesi özne gibi görünmekte ise de, bu kırma işini yapan değil, kırılandır. Bu sebeple özne (fâil) gibi görünen&nbsp;nesneye sözde özne (nâibu’l-fâil) deriz. Bu sözde özneler kelime ya da kelime öbekleri şeklinde olabilirler. İşte bunların Arap dilbilgisinde (nahiv/sentaks/cümle yapısında) örneklere dayanan geniş açıklamaları ileriki sayfalarda görülecektir. Bu ünitede önce içinde Arapçadaki nâibu’l-fâillerden çok sayıda bulabileceğiniz bir okuma parçasında ve alıştırmalarda öğrenci için yeni sayılabilecek kelime ve deyimlerin anlamları yer alacaktır. Yine de ihtiyaç olursa bir sözlüğe başvurulmalıdır. Metni kavrama alıştırmalarından sonra nâibu’l-fâil konusu geniş bir şekilde anlatılacaktır. Ardından konunun zihinlerde yerleşmesine yardımcı olacak ve daha çok öğrencinin uygulamasına yönelik çeşitli ve çok sayıda alıştırmalar bulunacaktır. Amaç ve ümidimiz bunları uygulaya uygulaya ilerlemelerini beklediğimiz öğrencilerin konuyu kavramış olmalarıdır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong><span style="text-decoration: none;"><span style="color: #ff6600;">DİL BİLGİSİ NÂİBU’L-FÂİL (SÖZDE ÖZNE)</span></span></strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Konumuz nâibu’l-fâil olmakla birlikte aralarında çok yakın bir ilgi bulunduğu için fâil hakkındaki bilgilerimizi kısaca hatırlamamız faydalı olacaktır. Biz bir işi, bir oluşu anlatırken işi yapanı biliyorsak fiille birlikte fâili (öznesini) de zikrederiz. Yani o eylemi kimin yaptığını belirtmiş, fiili fâile nispet etmiş oluruz. Aşağıdaki cümleleri bu açıdan inceleyiniz:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/ornek.jpg" alt="" width="436" height="146" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Fâil (özne) bilindiği ve cümlede zikredildiği zaman fiilin yapısı/çatısı ma‘lûm yapıda olarak söylenir.<br /> Not: Bu konun açıklanmasına geçmeden önce, Arapça gramer derslerinde sıkça kullanılan ma‘lûm fiil ( الفعل المعلوم bilinen fiil) teriminin aslı hakkında kısa bir uyarıda bulunmak yararlı olacaktır. Bu terimin aslı الفعلُ المعلومُ فاعلُه yani (fâili bilinen fiil) şeklindedir. Aslı bu şekildeyken uzunca bir terimi tekrar etmekten kurtulmak için kısaltılmış ve الفِعْلُ الْمَعْلُومُ kısaca (ma‘lûm/bilinen fiil) şeklini<br /> almıştır. Oysa tam ve doğru şekil yukarıda belirttiğimiz şekildir. Zira burada ma‘lûm olan fiil değil, fâildir. Bu açılımını bilmeden kitaplarda bu ifadeyi okuyan ve Türkçe olarak anlamaya çalışanlar, yanılmakta ve şaşırmaktadırlar. Bir cümlede fâili (özne) nasıl bulacağız? Aslında fâili bulmak çok kolaydır. Türkçe bir cümlede özneyi bulmak için, yüklemden önce “kim?” ya da “ne?” sorularından biri sorulur; alınan cevap öznedir. Örnek olarak şu atasözümüzü ele alalım: At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır”. Şimdi, bu iki cümlenin birinci kısımları için “kim ölür?” diye sorunca “at” ve “yiğit” cevaplarını alırız. Şu halde bu kelimeler öznedir. Aynı şekilde atasözündeki ikinci kısımlar için “Ne kalır?” diye sorduğumuzda “meydan” ve “şan” cevaplarını alırız ki, bunlar da o iki<br /> cümlenin öznesidir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Bu öğrendiğimizi Arapça bir cümle üzerinde uygulayalım:<br /> Çocuk kalemi kırdı كَسَرَ الوَلَدُ القَلَمَ<br /> Bu cümlede aynı soruları soralım. Kalemi kim kırdı? ؟ مَنْ كَسَرَ القَلَمَ<br /> Alınacak cevap الولدُ yani “çocuk”tur. Demek ki cümlemizdeki fâil/özne الولد<br /> kelimesidir ve önceki derslerden hatırladığımız üzere fâil i‘râb bakımından merfûdur. Karşımıza çıkacak Arapça cümlelerin hepsinde bu yöntemi uygulayarak fâili kolayca bulabiliriz.<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Fâillle ilgili bazı özellikleri kısaca hatırladıktan sonra nâibu’l-fâil (sözde özne) konusuna girebiliriz. Nâibu’l-fâilin yer aldığı cümlelerde yukarıda gördüğümüz cümle yapılarından bazı farklılıklar görülür. Bu değişikliklere dikkat edildiği takdirde nâibu’l-fâil konusu da kolayca anlaşılacaktır. Görüldüğü gibi yukarıdaki cümlelerin ögeleri Arapça normal kurallı cümle yapısına uygun olarak sıralanmıştır. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Yani;<br /> Fiil + Fâil + Mefûl الفِعْل+ الفاعل +المفعول به<br /> Yüklem + Özne + Nesne (düz tümleç)<br /> Öğrenci yazı tahtasını sildi. مَسَحَ الطَّالِبُ السَّبُّورَةَ</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>Nâibu’l-Fâilin Tanımı</strong></span><br /> Arapça fiil cümlelerin bu normal sıralanışında bazen değişiklikler olur. Şöyle ki insanlar anlatmak istedikleri fiilin fâilini bilmemeleri veya başka bir sebeple kurdukları cümlede zikretmezler. İşte bu durumlarda kullanılan fiilin yapısı ma‘lûmdan (etken çatı) mechûle (edilgen yapıya) dönüşür. Fâil zikredilmemiş olunca cümledeki mef‘ûlün bih sarîh (nesne/düz tümleç) onun yerine geçer ve fâilin irâbını alır. Böylece gerçekte mefûlun bih sarîh (nesne/düz tümleç) olan ve görünüşte fâil yerine geçmiş olan kelimeye nâibu’l-fâil (fâilin vekili/sözde özne) denir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Adam kapıyı açtı فَتَحَ الرَّجُلُ البَابَ<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Öğretmen dersi yazdı كَتَبَ المدَُرِّسُ الدَّرْسَ<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Ahmet Kur’ân’ı ezberledi حَفِظَ أحمَْدُ القُرْآنَ<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Misafir, kahve içti. .شَرِبَ الضَّيْفُ القَهْوَةَ<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Bu kadın bir mektup yazıyor. تَكْتُبُ هَذِهِ الْمَرْأةُ رِسَالَةً</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Şimdi bu cümlelerdeki fiillerin yapısını mechûl kalıba çevirir ve fâilleri de kaldırırsak mefûlün bihler nâibu’l-fâil olur ve i‘râb bakımından da merfû duruma gelir:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Kapı açıldı فُتِحَ البَابُ<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Ders yazıldı كُتِبَ الدَّرْسُ<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Kur’ân ezberlendi حُفِظَ القُرْآنُ</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Fiili, ma‘lûm yapıda (etken çatı) olan bir cümlede birden fazla mefûlün bih varsa, fiil mechûl (edilgen) kalıba çevirilince birinci mefûlün bih, nâibu’lfâil olur, i‘râb bakımından mansûb iken merfû‘a dönüşür; diğer mef‘ulün bihler olduğu gibi kalır, onlarda değişiklik olmaz.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/11.jpg" alt="" width="500" height="453" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Şimdi nâibu’l-fâille ilgili kâideleri örnekleriyle daha geniş bir şekilde anlatalım:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>Sülâsî Mücerred Fiillerin Nâibu’l-Fâilleri</strong></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Sülâsî mücerred bir fiil, mâzî mechûl kalıbına alınırken, fiilin ilk harfi dammeli (zammeli), ortadaki harfi kesralı yapılır. Meselâ كُتِبَتِ المقََالَةُ “Makâle yazıldı” gibi. Aynı sülâsî fiil, mechûl muzârî<br /> kalıbına alınırken muzâraat harfi dammeli, aynu’l-fiili fethalı yapılır. Meselâ تُكْتَبُ المَقَالَةُ “Makâle yazılıyor” cümlesinde böyledir. Ef‘âl-i kulûb’un (bilmek ve zannetmek gibi kalbin yaptığı işleri bildiren<br /> fiiller) ikinci mef‘ûlleri, nâibu’l-fâil durumuna getirilemezler. Meselâ, حَسِبْتُ مُحَمَّدًا ذَاهِبًا “Muhammed’i gidiyor sandım”, ifâdesinde, ikinci mef‘ûl ذَاهِبًا kelimesidir ve nâibu’l-fâil yerini alamaz.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>Mezîd Fiillerin Nâibu’l-Fâilleri</strong></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Mezîd fiil, ( ت ) ile başlıyorsa mâzînin ikinci harfi birinci harfi gibi dammeli, sondan bir önceki harfi de kesralı yapılır. Meselâ تُعُلِّمَتِ السِّبَاحَةُ “Yüzme öğrenildi” ve تُقُوتِلَ فِي الْمَيْدَانِ “Meydanda savaşıldı” gibi. Aynı kalıptakilerin muzâri mechûlleri, muzâraat harflerinin dammeli, aynu’l-fiillerinin (ikinci harflerinin) fethalı, sondan bir önceki harfin de fethalı olmasıyla yapılır. Meselâ تُتَعَلَّمُ السِّبَاحَةُ “Yüzme öğrenilir” ve يُتَقَاتَلُ للشَّرَف “Şeref için savaşılır”. Mezîd fiiller vasıl hemzesi (hemzetu’l-vasl) ile başlıyorsa, mâzîde fiilin birinci ve üçüncü harfleri damme, sondan bir önceki harfi de kesra olur.<br /> عَلَّمَ المدَُرِّسُ التِّلْمِيذَ الكِتَابَةَMeselâ اُحْتُفِظَ بِالْكِتَابِ “Kitap muhâfaza edildi” gibi. Muzârîde ise muzâraat harfi damme ve sondan bir önceki ise fetha olur. Meselâ هُوَ يُحَافَظُ عَلَيْهِ “O, muhâfaza edilir” gibi.<br /> Mâzî fiil, اِسْتَجَابَ “kabul etti” gibi, vasıl hemzesiyle başlayıp sonundan bir önceki harf elif ise, bu elif ي harfine dönüştürülür. Meselâ اُسْتُجِيبَ الدُّعَاءُ “Dua kabul edildi” gibi. Muzârîde ise muzâraat harfi dammeli olur. Fakat bu sıygada elif, olduğu gibi muhâfaza edilir. Üç mef‘ûle geçişli olan أَعْلَمَ “bildirdi” fiilinin üçüncü mef‘ûlleri de nâibu’l-fâil olarak kullanılmazlar. Malûm yapıdaki müteaddî (geçişli) bir fiil, mechûl yapıya dönüştürülünce, cümledeki mefûlün bih sarîh(nesne: düz tümleç) nâibu’l-fâil olur ve mansûb iken nâibu’l-fâil ( نَائِبُ الفاعِل ) yerine geçtiği için merfû olur. Önceki derslerde öğrenmiş olduğumuz fiil-fâil uygunluğu, fiil ile nâibu’l-fâil arasında da aynen geçerlidir. Örnekleri inceleyiniz:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/12.jpg" alt="" width="380" height="209" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Fâil Hazfedildikten Sonra Fâilin Yerine Geçen Ögeler:<br /> Cümlede fâil hazfedildikten sonra yerine geçen ögeler şunlardır:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>1. Mef‘ûlün bih: Birden fazla mefûl alan ma‘lûm yapıdaki fiil, mechûl yapıya çevrilince, ilk mefûlün bih, nâibu’l-fâil olur.</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Hoca, öğrenciye bir kitap verdi. أَعْطَى الأسْتَاذُ الطَّالِبَ كِتَاباً<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Öğrenciye bir kitap verildi. أُعْطِيَ الطَّالِبُ كِتَاباً<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Anne kıza Saliha adını verdi. سمَّتْ الأمُّ البِنْتَ صَالحَِةً<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Kıza Saliha adı verildi. سمُِّيَتِ الْبِنْتُ صَالحَِةً<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Allah, İbrahim’i dost edindi. اِتَّخَذَ اللهُ إبْرَاهِيمَ خَلِيلاً<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">İbrahim, dost edinildi. اُتُّخِذَ إِبْرَاهِيمُ خَلِيلاً<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><span style="color: #ff6600;"><strong>2. Câr ve Mecrûr: </strong> </span>Cümledeki fiil, lâzım (geçişsiz/mefûlün bih sarîh almayan) bir fiil ise, mechûl yapıya dönüştürülünce, câr ve mecrûr nâibu’l fâil olur. Böyle durumlarda nâibu’l-fâil lafzan değil, mahallen (yani bulunduğu yer itibariyle) merfû sayılır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Örneklerini inceleyiniz:<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Öğrenciler sandalyelere oturdular. .جَلَسَ الطُّلاَّبُ عَلَى الكَرَاسِي<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Sandalyelere oturuldu. .جُلِسَ عَلَى الكَرَاسِي<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Çocuk kalemi getirdi. .جَاءَ الوَلَدُ بِالقَلَمِ<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Kalem getirildi. .جِيءَ بِالقَلَمِ<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Hind’e uğradım. ِنْدٍ&nbsp; .مَرَرْتُ ِ<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Hind’e uğranıldı. ِنْدٍ&nbsp; .مُرَّ ِ<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Araplar, Arap tarzını muhâfaza ettiler. اِحْتَفَظَ العَرَبُ الطَّابَعَ العَرَبِيَّ<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Arap tarzı muhâfaza edildi. .اُحْتُفِظَ الطَّابَعُ العَرَبِيُّ</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">مُرَّ بِامْرَأَةٍ ، مُرَّ بِامْرَأَتَيْنِ، مُرَّ بِالنِّسَاءِ ِمْ ِمَا، مُرَّ ِ&nbsp; مُرَّ بِهِ، مُرَّ ِ مُرَّ بِكَ ، مُرَّ بِكُمَا ، مُرَّ بِكُمْ</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>3. Masdar: Cümlede câr ve mecrûr yoksa, masdar nâibu’l-fâil olur.<br /> &nbsp;</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">İki kere vurdum. .ضَرَبْتُ ضَرْبَتَيْنِ<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">İki kere vuruldu. ضُرِبَ ضَرْبَانِ<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Peygamber (s.a.v.) tam bir oruç tuttu. صاَمَ النبي (ص) صَوْمًا كَامِلاً<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Tam bir oruç tutuldu. صِيمَ صَوْمٌ كَاملٌ<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Öğrenci, yazlıkta bir ay geçirdi. قَضَى الطَّالِبُ شَهْرًا فِي الْمَصِيفِ<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Yazlıkta bir ay geçirildi. قُضِيَ شَهْرٌ فِي الْمَصِيفِ<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>4. Zaman zarfı ( ظرف الزمان ), nâibu’l-fâil olabilir.<br /> &nbsp;</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Müslümanlar Pazartesi günü oruç tutarlar. يَصُومُ المسُْلِمُونَ يَوْمَ الاثْنِيْنِ<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Pazartesi günü oruç tutulur. يُصَامُ يَوْمُ الاِثْنَيْنِ<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Ramazan’da oruç tuttuk. صُمْنَا رَمَضَانَ<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Ramazan’da oruç tutuldu. صِيمَ رَمَضَانُ<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>5. Yer/mekân zarfı ظرف المكان nâibu’l-fâil olabilir:<br /> &nbsp;</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Çocuk evin önünde oturdu. جَلَسَ الوَلَدُ أماَمَ البَيْتِ<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Evin önünde oturuldu. جُلِسَ أماَمُ الدَّارِ<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><span style="color: #ff6600;"><strong>İsm-i Mensûb ve İsm-i Mef‘ûllerin Nâibu’l-Fâilleri</strong></span><br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">İsmu’l-mefûl ve ismu’l-mensûbun nâibu’l-fâilleri olabilir. Arap nahvinde ismu’l-mef‘ûl ( اسم المفعول )ve ismu’l-mensûb ( اسم المنسوب ) mechûl fiilleri gibi amel ederler. Yani bunların yerine türedikleri fiillerin mechûlü konulsa nasıl nâibu’l-fâil merfû olursa bunlardan sonra da öyle olur. Söz gelimi burada ikinci cümledeki ma’lûm yerine mechûl yapıdaki عُلِمَ / يُعْلَمُ فاعلُهُ şekillerinden biriyle söylense فَاعِلُهُ kelimesi nâibu’l-fâil olmak üzere merfû olur. Aşağıda üçüncü cümlemizdeki مُكِّيًّا kelimesinin anlamı مَنْسُوبٌ إلى مكَّة şeklindedir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Buradaki منسوب kelimesinin yerine de mechûl yapıdaki نُسِبَ/يُنْسَبُ fiillerinden birisi konulsa nâibu’l-fâil olur.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> رَأَيْتُ رَجُلاً مَنْسُوبًا أبُوهُ إلَى مَكَّةَ<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Şu örneği bu açıdan inceleyiniz:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> يَنْبَغِي لِلْمُسْلِمِ أَنْ يَكُونَ مُحَمَّدِيًّا خُلُقُهُ</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Müslümana ahlâkı Muhammedî olmak yakışır.<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">“Duribe” fâili mechûl bir fiildir. ضُرِبَ فِعْلٌ مَجْهُولٌ فَاعِلُهُ<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Bu, fâili malûm (bilinen) bir fiildir. هذا فِعْلٌ مَعْلُومٌ فَاعِلُهُ<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Babası Mekkeli bir adam gördüm. رَأَيْتُ رَجُلاً مَكِّيًّا أبُوهُ</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Adam cadde ortasında bayıldı. أُغْمِيَ عَلَى الرَّجُلِ وَسْطَ الشَّارِعِ<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">On üç saniye bayıldım sonra ayıldım. غُشِيَ عليَّ ثَلاثَ عَشْرَةَ ثَانِيةً ثمَّ أفَقْت<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Yukarıda ifâde edildiği gibi câr ve mecrûr durumundaki nâibu’l-fâiller mahallen merfûdur.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Nâibu’l-fâil, câr-mecrûr veya zaman/mekan zarfı ise, bu durumda önceki derslerde öğrenilmiş olan “fiil-fâil” ve “fiil-nâibu’l-fâil” uyumu geçerli olmaz ve fiil daima müfred müzekker kalıbında bulunur.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/naibi-fail-sozde-ozne-arapca-acikogretim-ilahiyat-arapca-dersleri/14831">Naibi Fail-Sözde Özne Arapça-  Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zaman ve Mekan Zarfları-Mefulün Fih &#8211;  Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri</title>
		<link>https://fasiharapca.com/arapcada-zaman-ve-mekan-zarflari-mefulun-fih-acikogretim-ilahiyat-arapca-dersleri/14832</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Mar 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıköğretim İlahiyat Arapça 3. Dönem Dersleri]]></category>
		<category><![CDATA[Aöf İlahiyat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fasiharapca.com/?p=14832</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanların konuştuğu çeşitli diller hehangi bir ilgi sebebiyle birbirlerinden kelime alışverişinde bulunmuşlardır. Dolayısıyla Türkçemiz de, coğrafî ve kültürel yakınlık sebebiyle Arapça ve Farsçadan çok sayıda kelime almıştır. Söz gelimi başlıkta kullandığımız kelimelerin üçü de Arapçadan dilimize geçmiştir. Ancak bir söz bir dilden diğerine geçerken kimi zaman bazı mânâ değişikliklerine uğrar. Zarf kelimesi de bunlardan biridir. &#8230;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/arapcada-zaman-ve-mekan-zarflari-mefulun-fih-acikogretim-ilahiyat-arapca-dersleri/14832">Zaman ve Mekan Zarfları-Mefulün Fih &#8211;  Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">İnsanların konuştuğu çeşitli diller hehangi bir ilgi sebebiyle birbirlerinden kelime alışverişinde bulunmuşlardır. Dolayısıyla Türkçemiz de, coğrafî ve kültürel yakınlık sebebiyle Arapça ve Farsçadan çok sayıda kelime almıştır. Söz gelimi başlıkta kullandığımız kelimelerin üçü de Arapçadan dilimize geçmiştir. Ancak bir söz bir dilden diğerine geçerken kimi zaman bazı mânâ değişikliklerine uğrar. Zarf kelimesi de bunlardan biridir. Şöyle ki, bu kelimeyi duyan bir Türk çocuğunun ilk olarak aklına mektup zarfı gelir. Bunda şaşılacak bir şey yoktur. Çünkü bu kelimeyi hayatımızda ilk olarak<br />
mektup zarfı şeklinde duyduk ve çoğu zaman da onu duyarız. Ancak kelimenin bir sözlükteki mânâsı bir de terim mânâsı vardır. Unutmayalım ki, bir kelimenin sözlükteki mânâsı ile terim mânâsı arasında her zaman bir anlam ilişkisi bulunur.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-301998" src="http://fasiharapca.com/wp-content/uploads/2012/08/MEFULU-FİH.jpg" alt="MEFULU FİH" width="552" height="524" /></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> “Zarf” kelimesi sözlükte şu anlamlarda kullanılır: “Kap, kılıf, mahfaza, ambalaj malzemesi, kapsül, beceriklilik, nekteli oluş, içinde yerleşilen, oturulan durulan her şey”. Terim olarak zarf, bir işin veya bir oluşun içinde meydana geldiği yeri ya da zamanı gösteren kelime veya kelime öbeğini ifade eder. Burada özel bir duruma dikkat edilmelidir. O da Türkçe dilbilgisi kitaplarında “zarf” terimi başlığı altında ele alınanların hepsi Arapçadaki “zarfın” tam karşılığı değildir. Sözgelimi, Türkçedeki durum zarfları Arapça dilbilgisi kitaplarında “el-hâl” başlığı altında incelenir. Arapçadaki zarf’ın Türkçedeki karşılığı zaman, yer ve yön zarflarıdır. Bu ünitede yer ve zaman zarflarını ihtivâ eden bir “Okuma parçası” ve onun iyice anlaşılmasına yardım edecek çeşitli alıştırmalar bulacaksınız.<br />
Sonra Arapça mef‘ûlün fîh/zarflar konusu geniş bir şekilde yer alacak, konu anlatılırken verilen misaller harekeli ve tercümeleriyle birlikte olacaktır. Konunun tam olarak kavranılabilmesine yardımcı olacak çok çeşitli alıştırmaların yanında Arapçadaki zaman ve mekan zarflarının birer listesi anlamlarıyla birlikte yer alacaktır.</span></p>
<p align="LEFT">
<p><span style="text-decoration: none; font-weight: bold; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><span style="color: #ff6600;">DİL BİLGİSİ (MEF‘ÛLÜN FÎHLER) ZAMAN VE MEKAN ZARFLARI</span></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">  ve zamanı bildiren isim, zarf veya zarf öbeklerine mef‘ûlün fîh adı verilir. Bunun Türkçedeki karşılığı yer, yön ve özaman zarflarıdır. Bir cümlede mef‘ûlün fîhleri bulmak da kolaydır. Okuduğumuz cümle tamamlandıktan sonra “nerede, nereye, ne tarafa” veya “ne zaman” sorularından cümlenin anlamına uygun olanı sorulur; alınan cevap o cümlenin mef‘ûl fihidir. Şu misalleri bilgilerimizin ışığında inceleyelim:</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Arkadaşım Perşembe günü geldi: جَاءَ صَدِيقِي يَوْمَ الخَْمِيسِ<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Ne zaman geldi? ؟ مَتَى جَاءَ<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Perşembe günü: يَوْمَ الخَمِيس<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Bu durumda cümlemizdeki mef‘ûlün fîh يَوْمَ الخَمِيس ’dir.<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Bir gün önce gitti: ذَهَبَ قَبْلَ يَوْمٍ<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Ne zaman gitti? ؟ مَتَى ذَهَبَ<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Bir gün önce: .قَبْلَ يَوْمٍ<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Yolcu köyde bir gün kaldı. مَكَثَ الْمُسَافِرُ <span style="text-decoration: underline;">فِي</span>             <span style="text-decoration: underline;">القَرْيَةِ يَوْمًا</span><br />
Zaman zarfı         Yer zarfı</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Kervan şehre sabahleyin girdi. دَخَلَتِ القَافِلَةُ <span style="text-decoration: underline;">المَدِينَةَ  </span>                                   <span style="text-decoration: underline;">صَبَاحًا</span><br />
Zaman zarfı                              Yer zarfı</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Cümlede mef‘ûlün fîh olan öge eylemin yapıldığı zamanı gösteriyorsa buna zaman zarfı ( ظرف الزمان ) eylemin gerçekleştiği yeri/mekânı gösteriyorsa buna da mekân zarfı ( ظرف المكان ) denir.<br />
Başında cer harfi bulunmayan mef‘ûlün fîhler i‘râb bakımından mansûbtur. Harf-i cerlerden (-de, -da) في harfi, zarf oluşu ifadede birinci derecede olduğundan bu mef‘ûle mef‘ûlün fîh denmiştir. Bu yüzden mef‘ûlün fîhlerin başında zarfiyet anlamında olmak üzere, en çok ب , في ve ل harf-i cerleri bulunur. Başında harf-i cer bulunan mef‘ûlün fîhler ise mahallen mansûbturlar:</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Genç denizde yüzüyor. يَعُومُ الشَّابُّ فِي البَحْرِ<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">“Babalarına akşamleyin geldiler”. ﴾ ﴿وَجَاؤُو اأبَاهُمْ عِشَاءً<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Sana kitabı yarın vereceğim. سَأُعْطِيكَ الكِتَابَ غَدًا<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Gece gündüz ondan Allah’a sığın. . اِسْتَعِذْ بِاللهِ مِنْهُ لَيْلاً وَنَهَارًا<br />
المدَرِّسُ فِي خِلاَلِ الدَّرْسِ أَحْيَانًا قَامَ<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Öğretmen, dersi anlatırken bazen ayağı kalktı.<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Şehirde yeni bir okul yapıldı. أُنْشِئَتْ مَدْرَسةٌ جَدِيدَةٌ فِي الْمَدِينَةِ<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">el-Mef‘ûl fîh edatı olarak, بِ ve لِ cer harflerinin kullanılmasına örnekler:<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">O kitap Kâhire’de basıldı. طُبِعَ هَذَا الكِتَابُ بِالقَاهِرَةِ<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Şam’da doğdu. وُلِدَ بِدِمَشْقَ<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">﴿أقِمِ الصَّلاَةَ لِدُلُوكِ الشِّمْسِ إِلَى غَسَقِ اللَّيْلِ﴾<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">“Güneş battığı zaman, gece karanlığına kadar namaz kıl”.<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Zi’l-ka‘de’nin üçünde. لِثَلاَثِ لَيَالٍ مِنْ ذِي القَعْدَةِ<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Görüldüğü gibi el-mef‘ûl fîh, cer harfi ile kullanılırsa, mecrûr olur.<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Bazı kelimelerin, el-mef‘ûl fîh olarak kullanılması ve bunların mansûb oluşu:<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; color: #ff6600; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>1. Yer ve zaman zarfına muzâf olan كُلَّ ve بَعْضَ<br />
</strong></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Sporcu mesâfenin hepsini koştu. جَرَى الرِّيَاضِيُّ كُلَّ المسََافَةِ<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Gecenin bir kısmında kar yağdı. نَزَل الثَّلْجُ بَعْضَ اللَّيْلِ<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; color: #ff6600; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>2. Zarf manâsı taşıyan masdar.<br />
</strong></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Gemi güneş doğarken yola çıktı. سَافَرْتِ السَّفِينَةُ طُلُوعَ الشَّمْسِ<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">İkindi namazı vaktinde öldü. مَاتَ صَلاَةَ العَصْرِ<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; color: #ff6600; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>3. Sayı:<br />
</strong></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Onları beş gün bekledik. اِنْتِظَرْنَاهُمْ خمَْسَةَ أَيَّامٍ<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Tren 90 km. yol aldı. قَطَعَ القِطَارُ تِسْعِينَ كِيلُومِتْرًا<br />
</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Aşağıda Arapça cümlelerde yaygın olarak kullanılan mef‘ûlün fîhlerden zaman ve mekân zarfları haftanın günleri, yılın mevsim ve ayları tablolar halinde kaydedilmiştir. Arapçayı öğrenme azminde olanların bunları iyi öğrenip kendi kuracakları cümlelerde kullanmaları gerekmektedir. Zira herhangi bir dilin kurallarını öğrenirken en önemlisi onları cümleler içinde öğrenci tarafından kullanılabilmesidir. Çünkü bir öğrencinin öğrendiklerini kendisinin uyguladığını görmesi kadar öğrendiği dile istek ve ilgisini artıracak bir şey yoktur.</span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><img decoding="async" src="images/haberler/gramer/hafta.jpg" alt="hafta" /></span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><img decoding="async" src="images/haberler/gramer/mekan-zarflari-2.jpg" alt="mekan-zarflari-2" /></span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><img decoding="async" src="images/haberler/gramer/mekan-zarflari-3.jpg" alt="mekan-zarflari-3" /></span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><img decoding="async" src="images/haberler/gramer/mekan-zarflari-4.jpg" alt="mekan-zarflari-4" /></span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><img decoding="async" src="images/haberler/gramer/mekan-zarflari-5.jpg" alt="mekan-zarflari-5" /></span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><img decoding="async" src="images/haberler/gramer/mekan-zarflari-6.jpg" alt="mekan-zarflari-6" /></span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><img decoding="async" src="images/haberler/gramer/miladi-aylar-2.jpg" alt="miladi-aylar-2" /></span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><img decoding="async" src="images/haberler/gramer/zaman-zarfi-2.jpg" alt="zaman-zarfi-2" /></span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><img decoding="async" src="images/haberler/gramer/zaman-zarfi-3.jpg" alt="zaman-zarfi-3" /></span></p>
<p align="LEFT"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><img decoding="async" src="images/haberler/gramer/zaman-zarfi.jpg" alt="zaman-zarfi" /></span></p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/arapcada-zaman-ve-mekan-zarflari-mefulun-fih-acikogretim-ilahiyat-arapca-dersleri/14832">Zaman ve Mekan Zarfları-Mefulün Fih &#8211;  Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mefûlü’l-Mutlak &#8211;  Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri</title>
		<link>https://fasiharapca.com/mefulu-l-mutlak-acikogretim-ilahiyat-arapca-dersleri-2/14833</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Mar 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıköğretim İlahiyat Arapça 3. Dönem Dersleri]]></category>
		<category><![CDATA[Aöf İlahiyat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fasiharapca.com/?p=14833</guid>

					<description><![CDATA[<p>Arapçada el-mef’ûlü mutlak, fiille aynı kökten olan ve onun mânâsını pekiştirme, yapılış şeklini açıklama ve sayısını belirtme amacıyla kullanılan mastardır. Genelde fiilden sonra gelir. Türkçeye “kökteş tümleç” olarak da tercüme edilebilir. Fiilin mânâsını pekiştiren el-mef’ûlü mutlak “şüphesiz, gerçekten, tam, muhakkak, iyi, iyice, çok, öyle &#8230; ki”, şeklinde; fiilin yapılış şeklini gösterenler “gibi, şeklinde, -ce, aynen, &#8230;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/mefulu-l-mutlak-acikogretim-ilahiyat-arapca-dersleri-2/14833">Mefûlü’l-Mutlak &#8211;  Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Arapçada el-mef’ûlü mutlak, fiille aynı kökten olan ve onun mânâsını pekiştirme, yapılış şeklini açıklama ve sayısını belirtme amacıyla kullanılan mastardır. Genelde fiilden sonra gelir. Türkçeye “kökteş tümleç” olarak da tercüme edilebilir. Fiilin mânâsını pekiştiren el-mef’ûlü mutlak “şüphesiz, gerçekten, tam, muhakkak, iyi, iyice, çok, öyle &#8230; ki”, şeklinde; fiilin yapılış şeklini gösterenler “gibi, şeklinde, -ce, aynen, tıpkı, tam” vb. lafızlarla ve fiilin sayısını belirtenler de “kere, defa, kez” gibi biçimlerle Türkçeye tercüme edilirler. Türkçede ise bu mânâları taşıyan öge zarf tümlecidir. Nasıl el-mef’ûlü mutlak fiili etkileyen bir ögeyse, zarf tümleci de fiilin (yüklem) anlamını zaman, durum, ölçü, derece, yön, tarz, şart, sebep, birliktelik gibi yönlerden tamamlayan bir ögedir. Ancak, Arapçada el-mef’ûlü mutlak fiilden sonra gelirken, Türkçede ise zarf tümleci fiilden önce gelir. </span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Türkçede şu üç grup zarf tümleci Arapçadaki el-mef’ûlü mutlak ögesinin karşılığı olmaktadır:<br /> 1. “İyi, kötü” gibi yükleme durum anlamı katanlar: “Çocuk iyi uyudu.” نَامَ الطِّفْلُ نَوْمًا) ) gibi.<br /> 2. “Elbette, muhakkak, gerçekten, mutlaka, şüphesiz, kat’iyen, kesinlikle” gibi tasdik ve inkar ifade edenler: “Yetimlere gerçekten şefkat gösteririm.” أَعْطِفُ عَلَى الأَيْتَامِ عُطُوفًا) ) gibi.<br /> 3. “Çok, az” vb. ölçü ve derece ifade edenler: “Adam çok yedi.” ( أَكَلَ الرَّجُلُ كَثِيرًا ) gibi.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong><span style="text-decoration: none;"><span style="color: #ff6600;">DİL BİLGİSİ el-MEF‘ÛLÜ MUTLAK</span></span></strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> el-Mef‘ûlü mutlak, çoğunlukla cümlede fiille aynı kökten olan mastardır. Daima mansûbdur. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Üç amaçla gelir:<br /> 1. Fiilin anlamını pekiştirir.<br /> 2. Fiilin çeşidini bildirir.<br /> 3. Fiilin sayısını belirtir.<br /> 1. Fiilin Anlamını Pekiştirmesi</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Bu tür el-mef‘ûlü mutlak daima müfreddir ve fiilden sonra gelir. Türkçe&#8217;ye şüphesiz, gerçekten, tam, tamamen, muhakkak, iyi, iyice, çok, öyle &#8230; ki, vb. lafızlarla tercüme edilir.<br /> نَامَ الطِّفْلُ نَوْمًا . Çocuk iyi uyudu.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> أَكَلَ الرَّجُلُ الجَائِعُ أَكْلاً . Aç adam gerçekten iyi yedi.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> فَرَّ اللِّصُّ مِنَ الشُّرْطِيِّ فِرَارًا . Hırsız, polisten öyle bir kaçtı ki!</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> يَنْصُرُ اللهُ المؤُْمِنِينَ نَصْرًا . Allah müminlere muhakkak yardım eder.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> حَفِظْتُ القُرْآنَ حِفْظًا . Kur’ân’ı iyice ezberledim.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> اِنْتَصَرَ الجَْيْشُ انْتِصَارًا . Ordu kesin bir zafer kazandı.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Yukarıdaki cümlelerde, fiille aynı kökten gelen mansûb mastarların hepsi de fiilin mânâsını pekiştirmek amacıyla gelmiştir. Yukarıda verilen örnekler ışığında siz de aşağıdaki cümlelerde geçen fiillerinmastarlarını tespit ederek, pekiştirme için gelen el-mef’ûlü mutlak ögesinin doğru şekillerini yazınız.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> حَطَّمَتِ الأَمْوَاجُ السَّفِينَةَ &#8230;&#8230;. Dalgalar gemiyi paramparça etti.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> قَرَأَ اْلإِمَامُ الْقُرْآنَ &#8230;&#8230;. İmam öyle bir Kur’ân okudu ki!</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> حَفَرَ الْمُزَارِعُ اْلأَرْضَ &#8230;&#8230;. Çiftçi tarlayı iyice kazdı.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Fiilin anlamını pekiştirme amaçlı mastarlar ikil ya da çoğul olarak kullanılmazlar. Meselâ fiilin mânâsını pekitirmek için وَعَدْتُكَ وُعُودًا şeklinde bir cümle kullanılmaz. Böyle bir cümlede fiille aynı kökten olan çoğul mastar, elmef’ûlü mutlak değil, mef’ûlün bih olur. Cümle de Sana vaadlerde bulundum mânâsına gelir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>2. Fiilin Çeşidini Bildirmesi</strong></span><br /> Fiilin yapılış şeklini bildiren el-mef‘ûlü mutlak ya isim ya da sıfat tamlaması olarak gelir. Türkçe’ye gibi, şeklinde, -ce, aynen, tıpkı, tam … vb. lafızlarla tercüme edilir. İsim tamlaması:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> ضَرَبَهُ ضَرْبَ الظَّالِِم . Ona zalimce vurdu.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> أَجَابَهُ إِجَابَةَ الْعَالِِم . Ona alim gibi cevap verdi.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> اِنْطَلَقَتِ السَّيَّارَةُ اِنْطِلاَقَ الصَّارُوخِ . Araba füze gibi fırladı.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Yukarıdaki üç örnekte mastar isim tamlamasının muzâfı, peşinden gelen kelime de muzâfun ileyh olarak gelmiştir. Burada el-mef ‘ûlü mutlak olan öge mansûb mastardır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>Sıfat tamlaması:</strong></span><br /> سِرْتُ سَيْرًا حَسَنًا . Güzelce yürüdüm.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> نَامَ الْمَرِيضُ نَوْمًا هَادِئًا . Hasta sakin bir uyku çekti.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> اِعْتَرَضَ الْمُتَّهَمُ الْقَرَارَ اعْتِرَاضًا شَديدًا . Sanık karara şiddetle karşı çıktı.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Geçen üç örnekte de mastarlar, sıfat tamlamasının bir ögesi olarak gelmiştir. Burada mansûb mastar, el-mef’ûlü mutlak olurken, peşinden gelen lafız da onun sıfatı olarak yer almıştır.<br /> Sıfat tamlaması şeklinde gelen el-mef‘ûlü mutlakta bazen isim zikredilmez, sadece sıfatı kalır. Bu durumda sıfat, el-mef’ûlü mutlak olur.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> جَرَى الْكَلْبُ سَرِيعًا . Köpek hızlı koştu. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Bu cümlenin aslı şöyledir:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> جَرَى الْكَلْبُ جَرْيًا سَرِيعًا . Köpek hızlı koştu.<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">أَكَلَ الطِّفْلُ كَثِيرًا . Çocuk çok yedi.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Bu cümlenin aslı da şudur:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> أَكَلَ الطِّفْلُ أَكْلاً كَثِيرًا . Çocuk çok yedi.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Yukarıda verilen örnekler ışığında siz de aşağıdaki cümlelerde geçen fiillerin mastarlarını tespit ederek, fiilin yapılış şeklini belirten el-mef’ûlü mutlak ögesinin doğru şekillerini yazınız.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> حَزِنَتِ اْلأُمُّ عَلَى فَقْدِ بِنْتِها &#8230;. شَدِيدًا . Anne kızını kaybettiğine çok üzüldü.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> حَلَّ الْمُدِيرُ الْمَسْأَلَةَ&#8230;&#8230;.تَامًّا . Müdür problemi tamamen halletti.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> يَحْمَدُ الْمُؤْمِنُ رَبَّهُ &#8230;&#8230;كَثِيرًا . Mü’min, Rabbine çokça hamdeder.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>3. Fiilin Sayısını Bildirmesi</strong></span><br /> Fiilin kaç defa yapıldığını bildiren el-mef‘ûlü mutlak, فَعْلَةٌ kalıbında gelen masdar-ı merra’dan elde edilir. Türkçe’ye kere, defa, kez … vb. lafızlarla tercüme edilir. Müfred (Tekil), müsennâ (ikil) veya cemi (çoğul) olarak gelebilir. Eğer mastarın başında sayı varsa, o sayı muzâf olarak el-mef‘ûlü mutlak olurken, mastar da onun muzafun ileyhi olur. Ayrıca مَرَّةً bir kere / defa / kez lafzı da el-mef‘ûlü mutlak olur.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>Müfred (Tekil):</strong></span><br /> سَجَدْتُ سَجْدَةً . Bir kere secde yaptım.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>Müsennâ (İkil):</strong></span><br /> سَجَدْتُ سَجْدَتَيْنِ . İki kere secde yaptım.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>Cemî (Çoğul):</strong></span><br /> سَجَدْتُ ثَلاَثَ سَجَدَاتٍ . Üç kere secde yaptım.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> سَجَدْتُ سَجَدَاتٍ . Defalarca secde yaptım.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> : مَرَّةً<br /> قَرَأْتُ سُورَةَ البَقَرَةِ مَرَّةً . Bakara sûresini bir defa okudum.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> قَرَأْتُ سُورَةَ البَقَرَةِ عِدَّةَ مَرَّاتٍ . Bakara sûresini birkaç defa okudum.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> قَرَأْتُ سُورَةَ البَقَرَةِ مِرَارًا . Bakara sûresini defalarca okudum.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Yukarıda verilen örnekler ışığında siz de aşağıdaki cümlelerde geçen elmef‘ ûlü mutlak ögelerinin ikil ve çoğul şekillerini yazınız.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> أَكَلَ الطِّفْلُ مِنَ الطَّعَامِ أَكْلَةً . Çocuk yemekten bir kere yedi.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> شَرِبَ الْقِطُّ مِنَ اللَّبَنِ شَرْبَةً . Kedi sütten bir kere içti.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> طَبَعْتُ الكِتَابَ طَبْعَةً . Kitabı bir kere bastım. el-mef‘ûlü mutlak, fiille eş anlamlı mastarla da gelebilir:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> قَعَدْتُ جُلُوسًا . İyi oturdum. مَشَيْتُ سَيْرًا . İyi yürüdüm.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> جَرَيْتُ رَكْضًا . İyi koştum.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Bu örneklerden birincisinde جُلُوس mastarı قَعَدَ ile eş anlamlı olan جَلَسَ fiilinden, ikincisinde ise سَيْر mastarı مَشَى fiilinin eş anlamlısı سَارَ fiilinden, üçüncüsünde ise رَكْض mastarı جَرَى ile eş anlamlı olan رَكَضَ fiilinden gelmiştir. Yine el-mef’ûlü mutlak fiille aynı kökten olan değişik fiillerin mastarlarıyla da gelebilir.<br /> وَأَنْبَتَهَا نَبَاتًا حَسَنًا ﴾ ﴿ ”Onu pek güzel bir şekilde yetiştirdi.” (Âl-i İmrân: 37) أَعْطَيْتُ الفَقِيرَ عَطَاءً جَزِيلاً . Fakire çok ikramda bulundum. سَافَرْنَا سَفَرًا مُتْعَبًا . Yorucu bir yolculuk yaptık. Bunun yanında كُلٌّ ve بَعْضٌ vb. lafızlar da mastarın başına gelerek el-mef’ûlü mutlak olabilirler.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> أَحْتَرِمُهُ كُلَّ اْلاِحْتِرَامِ . Ona tam saygı duyarım. نَفَعَهُ النُّصْحُ بَعْضَ النَّفْعِ . Öğüt ona biraz fayda verdi. Ayrıca yaygın bir şekilde fiilsiz kullanılıp, el-mef‘ûlü mutlak olarak kabul edilen mansûb mastarlar da vardır. Bunların başlıcaları şunlardır: شُكْرًا . Teşekkür ederim. عَفْوًا . Bir şey değil, afedersiniz. مَرْحَبًا . Merhaba. أَيْضًا . Yine, … de. حَقًّا . Hakikaten, gerçekten. سَرَّتْنِي رُؤْيَتُكَ حَقًّا . Seni görmek beni gerçekten sevindirdi. Bu cümlede حَقًّا lafzı el-mef’ûlü mutlaktır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/mefulu-l-mutlak-acikogretim-ilahiyat-arapca-dersleri-2/14833">Mefûlü’l-Mutlak &#8211;  Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MEF‘ÛLÜN LEH &#8211;  Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri</title>
		<link>https://fasiharapca.com/mefulu-l-mutlak-acikogretim-ilahiyat-arapca-dersleri/14834</link>
					<comments>https://fasiharapca.com/mefulu-l-mutlak-acikogretim-ilahiyat-arapca-dersleri/14834#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Mar 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıköğretim İlahiyat Arapça 3. Dönem Dersleri]]></category>
		<category><![CDATA[Aöf İlahiyat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fasiharapca.com/?p=14834</guid>

					<description><![CDATA[<p>angi dilde olursa olsun kurulan cümlelerde yapılan işin niçin yapıldığını veya ne maksatla meydana geldiğini gösteren kısımlar bulunur. Çünkü insanoğlu akıllı bir varlıktır ve herhangi bir işi sebepsiz yapmaz. İşte bu sebeple biz söylediğimiz veya yazdığımız cümlelerde gerek gördüğümüzde bir işi niçin yaptığımızı da belirtiriz. Sözgelimi “Adam biraz dinlenmek için koltuğa oturdu” dediğimizde adamın koltuğa &#8230;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/mefulu-l-mutlak-acikogretim-ilahiyat-arapca-dersleri/14834">MEF‘ÛLÜN LEH &#8211;  Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">angi dilde olursa olsun kurulan cümlelerde yapılan işin niçin yapıldığını veya ne maksatla meydana geldiğini gösteren kısımlar bulunur. Çünkü insanoğlu akıllı bir varlıktır ve herhangi bir işi sebepsiz yapmaz. İşte bu sebeple biz söylediğimiz veya yazdığımız cümlelerde gerek gördüğümüzde bir işi niçin yaptığımızı da belirtiriz. Sözgelimi “Adam biraz dinlenmek için koltuğa oturdu” dediğimizde adamın koltuğa ne sebeple oturduğunu belirtmek istediğimizden “dinlenmek için” sözcüklerini de cümlemize eklemiş oluruz. Türkçe dilbilgisinde “-mekle”, “-eceğinden”, “-ediğinden (dolayı, ötürü),&nbsp;“-diği” ya da “-mek için, -eceği için” gibi yapılardaki ulaçlara sebep ulaçları demekteyiz. Bu ulaçlar Türkçede kendisinden sonraki eylemin sebebi olmaktadırlar. Dilimizdeki bu sebep ulaçlarının Arapçadaki karşılığı المفعول له mef’ûlün leh’tir. Arapça nahiv (sentaks= cümle yapısı) kitaplarında bu terimi ifâde etmek için المفعول لأجله ve المفعول منه terimleriyle de karşılaşabilmekteyiz.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Bu üç terim de aynı şeyi ifâde eder. Farklı nahiv kitaplarında bu değişik gibi görünen isimlendirmeleri görenler ayrı şeyler sanmaktadırlar. Arapça mânâ harflerinden اللام (lâm) sebep bildirmede en yaygın olandır. لأجلِ ve مِنْ أجلِ ’nin sözlükteki anlamı ise “için” ve “sebebiyle” demektir. Ayrıca مِنْ cerr harfi de sebep mânâsını ifâde etmek için kullanılanlardandır. İşte ifâde ettikleri bu anlamlardan dolayı bu mef‘ûl, mef‘ûlün leh/lieclih/minh diye isimlendirilmiş olmalıdır. Mef’ûlün leh’e “cümlede fiilin ne için yapıldığını gösteren mef’ûldür” diyebiliriz. Bu ünitede önce mef’ûlü leh’lerden çok sayıda bulunan bir metin harekeli olarak verilecek, sonra parçayı kavramaya yönelik sorular yer alacaktır. Daha sonra mef’ûlün leh’in örnekleriyle birlikte tanımı ve mansûb ve mecrûr gelme durumları incelenecektir. Bunun ardından da konunun değişik örnekler vasıtasıyla öğrencilerin zihinlerinde yerleşmesini hedefleyen çeşitli alıştırmalar bulunacaktır. Zira bir dili öğrenirken asıl amaç, dilbilgisi&nbsp;kurallarını papağan gibi tekrarlamak değil, konuşurken ve yazarken kuracağımız cümlelerde onları kullanabilmektir. İşte bizim vereceğimiz alıştırmaların da bu amaca hizmet etmesi düşünülmektedir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong><span style="text-decoration: none;"><span style="color: #ff6600;">DİLBİLGİSİ MEF‘ÛLÜN LEH</span></span></strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Arapça bir cümlede bulunan fiilin yapılma veya yapılmama sebebini açıklayan mastara/isme “mef‘ûlün leh” denir. Bu ögeye mef’ûlün leh denildiği gibi mef’ûlün lieclih ya da mef’ûlün min eclih de denilmektedir. Bu terimlerin üçü de aynı şeyi ifâde etmektedir. Bunlardan birini herhangi birnahiv kitabında görenler farklı şeyler olduğunu sanmasınlar. Mef‘ûlun leh’ler cümlede fiilin işleniş sebebini bildirdiği için “niçin?” sorusuna cevap oluştururlar. Bir cümlede mef‘ûlün leh’i bulmanın yolu, cümlede sebebi bildirilen fiille birlikte “neden/niçin …. Oldu?” gibi bir soru sorarız,<br /> aldığımız cevap mef‘ûlün leh’tir. Mesela قَدِمْتُ إلَى هَذِهِ المدَِينَة طَلَبًا للعِلْمِ “Ben bu şehre ilim talep etmek/öğrenmek için geldim” cümlesine “neden geldim?” sorusunun cevabı طَلبًا “öğrenmek için”dir ve cümlede mef’ûlün leh’tir. Mef‘ûlün leh genel olarak mansûbtur. Ancak fiilin oluş sebebini bildirmek için zikredilen her söz her zaman mansub olmaz. Mef ‘ûlün leh’ten Harf-i Cerin Hazfedilmes:<br /> Mef‘ûlün leh’in mansûb olabilmesi başka bir deyişle harf-i cerin hazfedilmesi için şu dört şartın bir cümlede aynı anda bulunması gerekir:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> 1. Mef‘ûlün leh olacak sözün mastar olması: </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #ff6600;"><strong>Örnek;</strong></span><br /> ِمْ يَصُومُ الْمُسْلِمُونَ إطَاعَةً لِرَِّ</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Müslümanlar rablerine itaat etmek için oruç tutarlar.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> .تَجَوَّلَ الْمُدَرِّسُ فِي الحَْدِيقَةِ تَرْوِيحًا عَنْ نَفْسِهِ</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Öğretmen rahatlamak için bahçede dolaştı.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> 2. Mef‘ülün leh olacak mastarın (iç duygularımızı ifade ettiğimiz, “saygı göstermek, küçümsemek, korkmak, bilmek, bilmemek” gibi) kalbî fiillerden olması: Zengin fakire acıdığı için yardım etti. سَاعَدَ الْغَنِيُّ الفَقِيرَ شَفْقَةً عَلَيْهِ Cümlesinde olduğu gibi.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">3. Mef‘ûlün leh olan mastarın fâili (öznesi) ile sebebi bildirilen fiilin fâilinin aynı olması.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> أَمْسَكَ الشُّرْطِيُّ اللِّصَّ خَوْفًا مِنْ فِرَارِهِ</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Polis, hırsızı kaçmasından korktuğu için tuttu. Cümlesinde mef‘ûlün leh olan mastar خَوْفاً “korktuğu için”dir. Burada korku duyan polistir. Cümlede sebebi bildirilen ( الفعل المعلل ) fiilin fâili yani<br /> hırsızı tutan da aynı kişi yani polistir. Şu halde bu örnek cümlede hem mef‘ûlün leh’in hem de sebebi bildirilen fiilin fâili (öznesi) aynı kişi olduğundan mef’ûlün leh mansûb olmuş, harf-i cer ise hazfedilmiş (silinmiş, zikredilmemiş)tir. أَكْرَمْتُكَ لإكْرَامِكَ Sen ikram ettiğin için sana ikram ettim Cümlesinde ise mef’ûlün leh olan لأكرامك ‘nin faili لإكرام – ك muttasıl mecrûr ك zamiri, “ben sana ikram ettim” أكرمتُكَ kısmında ise fâil merfû muttasıl zamirdir. Dolayısıyla أكرمتُ fiilinin fâili ile إكرام masdarının fâilleri aynı değil, ayrı ayrı kişiler olmaktadır. Bu yüzden bu cümledeki mef‘ûlün leh’in başındaki ل “lâm” harfi atılmamış (hazfedilmemiş)tir. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">4. Mef‘ûlün leh olan mastarın zamanı ile sebebi bildirilen fiilin الفِعْل المعلل aynı olmasıجِئْتُك اليَوْمَ لِوَعْدِي أمسِ “Dün sana sözverdiğim için bu gün sana geldim” cümlesinde mef’ûlün lehin (söz vermenin) gerçekleşme zamanı “dün”dür. Gelme zamanı ise “bugün”dür. Dolayısıyla mef‘ûlün leh ile sebebi bildirilen fiilin meydana gelme zamanları aynı olmamış ve mef’ûlün lehin başından harf-i cer atılmamıştır. Ama جِئْنَا إلَى هُنَا حُبًّا للعِلْم “Biz buraya ilmi sevdiğimiz için geldik” cümlesinde ise hem sevme hem de gelme aynı zamanda olduğu için mef‘ûlün leh’ten harf-i cer atılmış ve mef‘ûlün mansûb oluşu açıkça görülmüştür.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Yukarıdaki dört şartı taşıyan mef‘ûlün leh’te esas olan mansûb olarak zikredilmesi iken başına من ,ب ,ل ve في gibi sebep bildiren cer harflerinden birinin getirilmesi ile lafzan mecrûr da olabilirler. Bu yüzden böyle olanlar iki şekilde söylenebilirler.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">&nbsp;Şu örnekleri inceleyinizi:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> يَحْتَرِمُ النَّاسُ القَانُونَ دَفْعًا لِلظُّلْمِ</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> İnsanlar zulmü önlemek için hukuka saygı duyarlar. Zulmü önlemek için hukuka saygı duyular. يُحْتَرَمُ القَانُونُ دَفْعًا لِلظُّلْمِ Bu durumda lafız olarak mecrûr olsalar da aslında irab bakımından<br /> mansûb olan mef‘ûlün leh’in yerinde bulundukları için mahallen mansûb kabul edilirler. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; color: #ff6600; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>Örneğin;</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> غَرَسَ الرَّجُلُ الأَشْجَارَ وَالأَزْهَارَ تَجْمِيلاً / لِتَجْمِيلِ الحَْدِيقَةِ</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Adam bahçeyi güzelleştirmek için ağaç ve çiçekleri dikti. Görüldüğü gibi her iki kullanım da aynı şekilde tercüme edilmektedir. Mef‘ûlün leh’ten harf-i cerrin hazfedilmesi için yukarıdaki şartlar gereklidir. Ancak bu şartların bulunduğu her cümleden cer harfi atılmayabilir. Hem harf-i cerle hem de harf-i cersiz söylenebilir. Misal: مَدَحَ بَعْضُ الشُّعَرَاءِ رِجَالَ الدَّوْلَةِ بِأَشْعَارِهِمْ مُدَاهَنَةً لهَمُْ / لِمُدَاهَنَتِهِمْ<br /> Bazı şairler, dalkavukluk için şiirleriyle devlet adamlarını övdüler. Sebep bildiren harflerden en çok لِ harfi kullanılır. Diğerlerinin kullanımı az da olsa Arapça ibarelerde rastlanabildiği için birer örnek görmemiz uygun olacaktır:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">&nbsp;أُعْمِيَ عَلَى الرَّجُلِ مِنَ الحَْرِّ . Adam sıcaktan/sıcak sebebiyle bayıldı.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> مَاتَتِ الشَّاةُ بِدَاءِهَا Koyun hastalığı sebebiyle/yüzünden öldü.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> ضُرِبَ رَجُلٌ فِي لِيرَةٍ Adam bir lira için dövüldü.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>Mef ‘ûlün leh’in Masdar Olmama Durumu</strong></span><br /> Bu mef‘ûl cümlede sebep bildirdiği halde yapısı itibariyle mastar olmazsa lafız olarak başına gelecek bir cer harfiyle mecrûr olur. وَالأَرْضَ وَضَعَهَا للأنَام ﴾ ﴿ cümlesinde görüldüğü gibi.<br /> Mef‘ûlün leh olsun ya da olmasın masdarlar cümledeki yerine göre ma‘lûm/etken ( مصدر بمعنى الفاعل ) veya mechûl/edilgen ( (مصدر بمعنى المفعول anlamlarında kullanılmaktadırlar.<br /> هَاجَرَ القَاتلُ إلَى بَلَدٍ مَجْهُولٍ خَوْفًا مِنَ القَتْلِ / للخَوْفِ مِنَ القَتْلِ Katil öldürülmekten korktuğu için bilinmeyen bir ülkeye göçtü. Bu cümlenin anlamına dikkat edilecek olursa birinci masdar ( (خوف<br /> malûm/etken, ikinci masdar ( القتل ) mechûl/edilgen anlamında kullanılmıştır. Diğer cümleler de bu açıdan incelendiğinde bu özellikler kavranılacaktır. Mef‘ûlün Leh’in Başında Bulunan Diğer Lafızlar<br /> Başında لكي، كي، حتَّى ve لِ bulunan mansûb muzârî de masdar mânâsı ifâde ettiği ve kendisinden önceki fiilin sebebini bildirdiği için mef’ûlün leh sayılır. Bu yapılar mef’ûlün leh sayıldıkları için de mahallen mansûb kabul edilir. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Şu cümleleri bu açıdan inceleyiniz.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> أعَدَّ الْمُؤَلِّفُونَ هَذَا الْكِتَابَ لِيُفِيدَ الطُّلاَّبَ</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Yazarlar bu kitabı öğrencilere faydalı olması için hazırladı.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> قَدْ يَضْطَرُّ الإنْسَانُ إلَى الْكَذِبِ لِكَيْ يُصْلِحَ بَيْنَ الشَّخْصَيْنِ</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Bazan insan iki kişinin arasını düzeltmek (onları barıştırmak) için yalan söylemek zorunda kalabilir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> أَنَا أُحِبُّ طُولَ العُمُرِ كَيْ أُحَصِّلَ الْعِلْمَ</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Ben ilim tahsil etmek için ömrümün uzun olmasını isterim.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> اسْتَقِيمُوا حَتَّى لاَ يُصِيبَكُمُ الاِعْوِجَاجُ فِي ظُهُورِكُمْ</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Sırtlarınızın kamburlaşmaması için dik durun.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>ل) ) Harfi’nin Diğer Önemli Kullanımları</strong></span><br /> Yukarıda geniş olarak açıklandığı üzere lâm لِ harf-i ceri sebep bildirdiği zaman mecrûru (cer ettiği) ile birlikte cümlede önce geçen bir fiilin oluş sebebini bildireceği için mef‘ûlün leh olur. Ancak bu harf-i cer her zaman sebep bildirmek için kullanılmaz. لِ harfinin en çok sebep bildirmek için للتعليل ikinci olarak da bir şeyi tahsîs etmek, özel kılmak, mülkiyet yani bir şeyin bir kimseye ait olduğunu bildirmek için kullanılır. Bu durumda لِ harfi izâfet terkîplerindeki (isim tamlamasındaki) muzâfun ileyh (tamlayan) öğesinin başına gelerek muzâfun ileyhi (tamlayanı) muzâfın (tamlanan) sıfatı haline<br /> dönüştürür. كِتَابُكَ = كِتَاب + كَ – كتابٌ لك Sana ait kitap senin kitabın</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> ل) ) harfinin diğer yaygın bir kullanımı da zâid olarak kullanılmasıdır. Buradaki zâid, gereğinden fazla, çok anlamında değil, cümlenin mânâsını pekiştirmek ve cümlenin seslendirilmesindeki güzelliğe katkıda bulunmak anlamındadır. Bu durumda câr ve mecrûrlar mef’ûlün bir gayr-i sarîh olurlar.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Şu örnekleri inceleyelim:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Senin dersi anlaman: فَهْمُكَ للدَّرْسِ</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Onun yemeği yemesi: أكلُهُ للطَّعامِ</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Onun felsefe eğitimi görmesi: دراستُهُ للفلسفةِ</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> (O Allah) dilediğini yapandır: فَعَّالٌ لِمَا يُرِيد</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> مُصَدِّقٌ لِمَا مَعَكُمْ (O Kur’ân) yanınızdakileri (kendisinden önce inen kitapları) tasdîk edicidir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/mefulu-l-mutlak-acikogretim-ilahiyat-arapca-dersleri/14834">MEF‘ÛLÜN LEH &#8211;  Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fasiharapca.com/mefulu-l-mutlak-acikogretim-ilahiyat-arapca-dersleri/14834/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atıf Edatları &#8211;  Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri</title>
		<link>https://fasiharapca.com/atif-edatlari-acikogretim-ilahiyat-arapca-dersleri/14835</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Mar 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıköğretim İlahiyat Arapça 3. Dönem Dersleri]]></category>
		<category><![CDATA[Aöf İlahiyat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fasiharapca.com/?p=14835</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her dilde olduğu gibi cümleler isim, fiil ve bu ikisini birbirine bağlayan edatlardan oluşur. Söz konusu edâtlar içerisinde, üslupta akıcılığı temin etmek gayesiyle bazan cümle unsurlarını kendi içerisinde, bazen de iki cümle ya da cümleciği kendi arasında bağlayan edâtlar vardır. İşte Arapça’da bunlara atıf edatları denilmektedir. Dildeki diğer edatlar gibi atıf edatlarının da hem gramatik &#8230;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/atif-edatlari-acikogretim-ilahiyat-arapca-dersleri/14835">Atıf Edatları &#8211;  Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Her dilde olduğu gibi cümleler isim, fiil ve bu ikisini birbirine bağlayan edatlardan oluşur. Söz konusu edâtlar içerisinde, üslupta akıcılığı temin etmek gayesiyle bazan cümle unsurlarını kendi içerisinde, bazen de iki cümle ya da cümleciği kendi arasında bağlayan edâtlar vardır. İşte Arapça’da bunlara atıf edatları denilmektedir. Dildeki diğer edatlar gibi atıf edatlarının da hem gramatik hem de anlama ilişkin işlevleri vardır. Bir başka ifadeyle atıf edatları bir taraftan cümle unsurları arasındaki gramatik ilişkiyi düzenlerken, bir taraftan da anlama ilişkin olarak cümleye bir takım incelikler yüklemektedir. Dil öğretiminde kelime ya da cümleler arası bağlantıları sağlayan unsurların tanınması ve gramatik hüküm ile anlamın buna bağlı olarakyönlendirilmesi son derece önemli bir husustur. Zira hangi unsurun hangi unsura, ya da hangi cümlenin hangi cümleye bağlı olduğunun tespiti dile hâkimiyetin bir kanıtıdır. Atıf ilişkisine başvurmakla söz sahibi fiil ya da ismin cümlede gereksiz yere tekrarının önüne geçmiş olmaktadır. Sözde mümkün olduğu kadar tasarrufu esas alan insan zekâsının kaçınılmaz bir operasyonu olan atıf ilişkisi bütün diller için geçerli bir olgudur. Ele aldığımız atıf edatları konusu temelde, üç terim çerçevesinde işlenecektir: Ma‘tûf, ma‘tûfun aleyh ve atıf edatı. Bu esaslar çerçevesinde konumuza ilişkin ayrıntılı bilgi ve örnekler okuma parçamızın ve ona ilişkin alıştırmaların peşinden verilecektir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong><span style="text-decoration: none;"><span style="color: #ff6600;">Atıf Edatları ve İşlevleri Dil Bilgisi</span></span></strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Atıf, birtakım edatlar vasıtasıyla bir cümle unsurunun diğer bir unsuruna bağlanmasıdır. Cümlede tekrarı önlemek ve gereksiz uzatmaların önüne geçmek amacıyla yapılır. Sözkonusu bağlama işlemi (atıf) isimle isim, fiille fiil yada cümle ile cümle arasında gerçekleşir. Atfın isimle isim arasında gerçekleşmesini şöyle bir misalle açıklamak mümkündür:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> حَضَر إبراهِيمُ وأحمدُ إلى الاجتِماع /İbrahim ve Ahmet toplantıya geldiler, cümlesi ise isim ile isim arasında gerçekleşen atıfa misal verilebilir. Şöyle ki, cümlede ikinci isim olan أحمدُ kendisinden önceki إبراهِيمُ ismine atfedilmiştir. Söz konusu bağlantıyı da وَ edatı temin etmiş ve ikinci cümlenin başında حَضَر fiilinin ikinci kez tekrarını önlemiştir. Zira atıf imkânı olmasaydı ikinci cümlede özne/fâil konumunda olan حَضَر fiilinin bir daha tekrarı gerekecek ve dolayısıyla cümle: حَضَر إبراهِيمُ إلى الاجتِماع، حَضَر أحمدُ إلى الاجتِماع /İbrahim toplantıya geldi, Ahmet toplantıya geldi, şeklinde kurulması lazım gelecekti. جاءَ إبراهِيمُ إلَى المَدرَسة، وأَحْضَرَ كُلَّ واجِباتِهِ /İbrahim okula geldi ve bütün ödevlerini getirdi, cümlesi ise fiil ile fiil arasında gerçekleşen atıfa misal verilebilir. Görüldüğü üzere ikinci cümlede yer alan أَحْضَرَ fiili, kendisinden önceki جاءَ fiiline atfedilmek suretiyle bağlanmıştır. Sözkonusu bağlantıyı da وَ edatı temin etmiş ve ikinci cümlede öznenin tekrarını önlemiştir. Zira atıf imkânı olmasaydı ikinci cümlede de ortak özne/fâil olan إبراهِيمُ isminin bir daha tekrarı gerekecek ve cümle: جاءَ إبراهِيمُ إلَى المَدرَسة، أَحْضَرَ إبراهِيمُ كُلَّ واجِباتِهِ /İbrahim okula geldi, İbrahim bütün ödevlerini getirdi, şeklinde kurulması lazım gelecekti. Cümle ile cümle arasında gerçekleşen atıfa örnek olarak العلم نُورٌ، والجهلُ نارٌ /İlim nurdur, cehalet ise ateştir, cümleleri verilebilir. Görüldüğü üzere ikinci olan الجهلُ نارٌ cümlesi, kendisinden önceki العلم نُورٌ cümlesine atıf edatıyla bağlanmıştır. Söz konusu bağlantıyı da وَ edatı temin etmiştir. Misallerden anlaşıldığı üzere atıf ilişkisi aynı grup kelime ya da cümleler arasında gerçekleşmektedir; isim isme, fiil fiile ve cümle cümleye atfedilerek anlamca bağlanacak iki cümle unsuru arasında bağlantı kurulmuş olmaktadır. Görüldüğü üzere atfın gerçekleştiği cümlelerde üç temel unsur bulunmaktadır:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> a. Atıf edatı ( أداة العطف ): İki unsuru birbirine bağlayan edat.<br /> b. Ma‘tûf ( معطوف ): Atıf edatı vasıtasıyla kendisinden önceki cümleye bağlanan ve cümlede atıf edatından hemen sonra gelen unsurdur.<br /> c. Ma‘tûfun aleyh ( معطوف عليه ): Ma‘tûf’un kendisine bağlandığı ana unsur olup cümlede atıf edatından önce yer alır.<br /> Gramatik işlev itibariyle ma‘tûf, ma‘tûfun aleyh’in cümledeki yerini alır, yani i‘râb hükmünü üstlenir. Dolayısıyla ma‘tûfun aleyh cümledeki yeri itibariyle merfû ise ma‘tûf unsur da merfû, mansûb ise mansûb, mecrûr ise o da mecrûrdur.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Bu açıklamalar ışığında: واجِباتِهِ جاءَ إبراهِيمُ إلَى المَدرَسة، وأَحْضَرَ كُلَّ cümlelerine göz atacak olursak;<br /> جاءَ fiili, ma‘tûfun aleyh ( ,(مَعطُوفٌ عَلَيه وأَحْضَرَ cümlesi ise ma‘tûf’tur ( .(مَعطُوف Bu iki fiil arasındaki atıf ilişkisini kuran و harfi ise atıf edatıdır .أداةالعطف Aynı şekilde; حَضَر إبراهِيمُ فأحمدُ إلى الاجتِماع cümelesinde ise; إبراهِيمُ ismi, ma‘tûfun aleyh ( ,(مَعطُوفٌ عَلَيه أحمدُ ismi, ma‘tûf’tur ( .(مَعطُوف Bu iki isim arasındaki atıf ilişkisini kuran ف harfi ise atıf edatıdır ( أداة .(العطف<br /> Cümlemizde ma‘tûfun aleyh olan إبراهِيمُ cümledeki yeri itibariyle fâil/özne olduğu için merfû olduğundan ma‘tûf olan أحمدُ ismi de aynı irâb hükmünü almış ve merfû olmuştur.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>Ma‘tûf unsur şu üç hususta ma‘tûfun aleyh’e uyar;</strong></span><br /> a. Yukarıda ifade edildiği üzere i‘râb yönünden uyar.<br /> b. Sîga (kip) itibariyle uyar. Buna göre atıf işlemi iki fiil arasında gerçekleşmişse, söz konusu fiiller sîga, yani zaman bakımından birbirlerine paralel olurlar. Dolayısıyla mâzî fiil mâzî fiile, muzâri muzâri’ye, emir fiil emir’e atfedilerek gerçekleşir. Mesela; ، أكرَمَني عَلِيّ وأَكْرَمْتُه /Ali bana ikramda bulundu, ben de ona, cümlesini iki mâzî, يَحتَرِمُني إبراهيمُ وأَحتَرِمه /İbrahim bana saygı duyar,<br /> ben de ona, cümlesini iki muzâri, اُنصُرْهُ يا أحمد فَلْيَنْصُرْكَ /Ahmet, sen ona yardım et, o da sana yardım etsin cümlesini de iki emir arasında gerçekleşen cümleler olarak zikredebiliriz.<br /> c. Cümlede uyum. Şayet atıf işlemi iki cümle arasında gerçekleşmişse; isim cümlesi isim cümlesine, fiil cümlesi de fiil cümlesine atfedilir. الأدب نُورٌ والجهلُ ظُلمَة، /edeb aydınlık, cehalet ise karanlıktır, جاء العَدْلُ وزال الظُّلم /adalet geldi, zulüm yok oldu.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>Başlıca Atıf Edatları ve Anlamları</strong></span><br /> Arapça’da kullanılan başlıca atıf edatları ve anlamları şöyledir:<br /> وَ (الواو) . 1 ) Türkçe’de ‘ve’ bağlacıyla karşılanan bu edat iki unsuru bir araya getirme ve ma‘tûf ile ma‘tûfun aleyh’i eşit şartlarda aynı hükme ortak etme (iştirâk) işlevi görür. Dolayısıyla zaman bakımından aralarında öncelik ya da sonralık bulunmayan iki unsuru birbirine bağlar. Bir misal vermek gerekirse: جاءَتْ السّيارةُ ورَكِب الأبُ والوَلَدُ وخَرَجَا إلى مركز المدينة . /Araba geldi, baba ile çocuk bindiler ve şehir merkezine gittiler cümlesinde arabanın geldiği ve baba ile çocuğun eşit şartlarda arabaya bindiği, yani arabaya birinin diğerinden önce ya da sonra bindiği gibi bir durumun sözkonusu<br /> olmadığı anlaşılır. Onun için و edatıyla yapılan bağlama işleminde ma‘tûf ile ma‘tûfun aleyh yer değiştirebilir. Bir başka ifadeyle atıf edatı ile birbirine bağlanan ma‘tûf ve ma‘tûfun aleyh’in yer değiştirmesi anlam açısından cümlede herhangi bir eksikliğe ya da yanlışlığa yol açmaz. Dolayısıyla yukarıdaki cümlenin: جاءَتْ السّيارةُ ورَكِب الوَلَدُ والأبُ وخَرَجَا إلى مَرْكَز المدينة şeklinde ma‘tûf ile ma‘tûfun aleyh’in yerlerinin değiştirilmesi durumunda herhangi bir anlam kaybı olmaz.<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">فَ (الفاَء) . 2 ) Türkçe’de ‘arkasından, hemen sonra, peşinden’ gibi ifadelerle karşılanabilecek olan bu edat, atfa konu olan ma‘tûf ile ma‘tûfun aleyh’i bir sıralamaya tabi tutmasının (tertîb) yanı sıra, bu iki unsur arasında, zaman olarak öncelik-sonralık (ta’kîb) ilişkisinin varlığına işaret eder. Dolayısıyla ma‘tûf unsurun ma‘tûfun aleyh’in hemen akabinden gerçekleştiğini, aralarında önemli bir zaman farkının söz konusu olmadığını ifade eder. Mesela, طلَبَ حَسَنٌ مِن والِدِه أنْ يَأْخُذَهُ إلى إستانبُول فَوَافَق الأبُ على طَلَب وَلدِه cümlesinde, Hasan’nın babasından kendisini İstanbul’a götürmesini<br /> istemesi ile babanın buna onay vermesinin hemen ve birbiri ardında gerçekleştiğini, ikisi arasında bir zaman aralığının söz konusu olmadığını ortaya koymaktadır.<br /> Dolayısıyla ف edatı ile yapılan atıf işleminde ma‘tûf ile ma‘tûfun aleyh’in aynı anda ve birbirlerinin peşinden gerçekleştiğini gösterir. Onun için فَ edatıyla yapılan atıf işleminde ma’tûf ile ma’tûfun aleyh yer değiştiremez. Mesela و atıf edatı ile kurduğumuz cümleyi bu defa ف atıf edatıyla bağlarsak ifade: جاءَتْ السّيارةُ فرَكِب الأبُ فالوَلَدُ وخَرَجَا إلى مركز المدينة şeklinde karşımıza çıkacak ve bununla arabanın geldiği ve önce babanın hemen arkasından da çocuğun bindiği anlaşılmış olacaktır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">مُّ . 3 Türkçe’de ‘sonra, daha sonra’ gibi karşılıklarla ifade edebileceğimiz bu edat iki unsuru bir sıralamaya bağlı olarak cemetmenin yanı sıra söz konusu iki unsur (ma‘tûf ve ma‘tûfun) arasında bir zaman aralığının (terâhî) var olduğunu gösterir. Dolayısıyla ma‘tûf ile ma‘tûfun aleyh’in aynı anda gerçekleşmediğini, ma’tufun aleyh’in önce ma’tuf’un da daha sonra tahakkuk ettiğini gösterir. Bu atıf edatının bağladığı iki unsur arasındaki zaman kavramı, فَ atıf edatının cümleye yüklediği zaman kavramına göre daha uzundur. Biraz önce örnek verilen cümleden hareketle açıklayacak olursak:<br /> جاءَت السّيارةُ وركِب الأبُ ثم ولدُه وخرجا إلى مركز المدينة cümlesinde arabanın geldiği ve önce babanın arkasından/bir müddet sonra ise çocuğun bindiği, dolayısıyla iki unsur arasında zaman aralığının söz konusu olduğu anlaşılır. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">أَوْ . 4 Türkçe’de ‘veya, yahut, yada, yoksa’ kelimeleriyle karşılayabileceğimiz bu edat iki unsur arasında tahyîr, yani tercih (iki şeyden birini seçme) söz konusu olması durumlarında kullanılır. كيف تُفَضِّل السَّفَر: بِالسَّيارة أو بالقطار؟ /Yolculuğu nasıl tercih edersiniz: Arabayla mı yahut trenle mi? cümlesinde yolculuğa ilişkin iki seçenek söz konusu olduğu, muhatabın araba yada trenden birini tercih etmesi gerektiği söze yansıtılmıştır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">أَم . 5 Türkçe’de ‘yahut, ya da, yoksa’ kelimeleriyle karşılanabilecek olan bu edat, soru edatı olan hemze ile ( أَ) birlikte kullanılır ve muhataptan bu edatın öncesi ile sonrasındaki unsurlardan birini ta’yîn ve tercih etmesini zorunlu kılar. أَوْ edatından farkı sadece soru hemzesi ile kullanılmasıdır. أَبِالقطارِ السَّريع أم العاديّ تُسافِرانِ؟ /hızlı trenle mi yoksa normal trenle mi yolculuk yapacaksınız? cümlesinde yolculuğa ilişkin iki seçenek söz konusu olduğu, muhatabın araba yada trenden birini tercih etmesi<br /> gerektiği söze yansıtılmıştır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> بَلْ . 6 Türkçe’de ‘Yok, hayır, aksine, tam tersine, bilakis’ gibi ifadelerle karşılanabilecek olan bu edat kendisinden önceki anlamdan farklı, hatta tam tersi (idrâb/ إضراب ) bir anlamın ifade edileceği yerlerde kullanılır. لا أَشْرَبُ القهوةَ في الفَطُور، بل الشَّايَ؟ /kahvaltıda kahve değil, aksine çay içerim cümlesinde بل edatından önceki hükmün aksine bir şey söylenmekte, kahvaltıda kahve’nin değil çay’ın içildiği ifade edilmektedir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> لكِنْ . 7 Türkçe’de ‘ancak, lâkin, fakat’ kelimeleriyle karşılanabilecek olan bu edat ise kendisinden önceki cümledeki bir eksikliği ya da yanlış anlamayı telafi (istidrâk) etmek için kullanılır. ما عمِل محمودٌ واجِبَهُ، لكنْ حسنٌ /Mahmut ev ödevini yapmadı, ancak Hasan (yaptı) cümlesinde لكن edatından önceki yanlış anlama telafi edilmiştir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> حَتَّى . 8 Türkçe’de ‘bile’ kelimesiyle karşılanabilecek olan bu edatın atıf işlevi görebilmesi için ma‘tûf’unun zâhir bir isim olmasının yanı sıra matufun aleyh’in bir parçası yada ayrılmaz bir unsuru olması gerekir. يَمُوت الناسُ حتَّى الأنبياءُ /İnsanlar ölür, Peygamberler bile (ölür) cümlesinde ma‘tûf olan الأنبياءُ zâhir bir isim ve ma‘tûfun aleyh olan الناسُ kelimesinin bir parçası olduğundan حتَّى atıf edatı işlevi görmüş, ölüm olgusunun Peygamberleri bile kapsayan ve oraya kadar uzanan (gâye) bir gerçek olduğunu ifadeye yansıtmıştır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> لا . 9 Türkçe’de ‘değil’ kelimesiyle karşılanabilecek olan bu edât cümleye olumsuzluk katmaktadır. هذه حقيقةٌ، لا خيالٌ /Bu bir gerçektir, hayal değil cümlesinde olduğu gibi. Yukarıda geçen bütün örneklerde görüldüğü üzere atıf edâtından sonra gelen kelime, ondan önce gelen kelimenin gramatik işlevini (i’râbını) üstlenmiş olur.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/atif-edatlari-acikogretim-ilahiyat-arapca-dersleri/14835">Atıf Edatları &#8211;  Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hâl ve Türleri &#8211;  Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri</title>
		<link>https://fasiharapca.com/hal-ve-turleri-acikogretim-ilahiyat-arapca-dersleri/14836</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Mar 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıköğretim İlahiyat Arapça 3. Dönem Dersleri]]></category>
		<category><![CDATA[Aöf İlahiyat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fasiharapca.com/?p=14836</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her dilde olduğu gibi Arapça’da da cümleler, temel ve yan unsurlardan oluşur. Temel unsurlar muhaataba cümledeki ana mesajı aktarma imkânı verirken, yan unsurlar ayrıntıları nakletme işlevi görürler. حضَرَ يَحيَى إلى العَمَل /Yahya işe geldi cümlesinde temel unsurlar zikredilmiş ve Yahya’nın işe geldiği mesajı muhataba aktarılmıştır. Ancak ayrıntılar hakkında herhangi bir bilgilendirme yapılmamıştır. Yani Yahya’nın ne &#8230;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/hal-ve-turleri-acikogretim-ilahiyat-arapca-dersleri/14836">Hâl ve Türleri &#8211;  Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Her dilde olduğu gibi Arapça’da da cümleler, temel ve yan unsurlardan oluşur. Temel unsurlar muhaataba cümledeki ana mesajı aktarma imkânı verirken, yan unsurlar ayrıntıları nakletme işlevi görürler. حضَرَ يَحيَى إلى العَمَل /Yahya işe geldi cümlesinde temel unsurlar zikredilmiş ve Yahya’nın işe geldiği mesajı muhataba aktarılmıştır. Ancak ayrıntılar hakkında herhangi bir bilgilendirme yapılmamıştır. Yani Yahya’nın ne zaman geldiği, nasıl geldiği konusunda bir şey zikredilmemiştir. Cümleye: حضَر يحيى إلى العَمَل صَباَحاً مَاشِياً / Yahya işe sabahleyin yürüyerek geldi ilâveleri yapılmak suretiyle daha detaya girilmiş ve muhataba Yahya’nın ne zaman ve nasıl geldiği bilgisi de verilmiş olmaktadır. Dil öğretiminde muhatabı mesajı anlamaya götüren temel ve yan unsurların tanınması ve gramatik hükümlerinin bilinmesi son derece önemli bir husustur. Zira cümlede hangi unsurun temel, hangisinin yan unsur olduğunun tespiti dile hâkimiyetin önemli bir aşamasıdır. İşte bu ünitede Arapça’da cümlede yan bir unsur ( فَضْلَة ) hükmünde olan “Hâl” konusu işlenecektir. Konu temelde, üç terim çerçevesinde ele alınacaktır: Hâl, sâhibu’l-hâl ve râbıt. Bu esaslar çerçevesinde konumuza ilişkin ayrıntılı bilgi ve örnekler okuma parçamızın peşinden verilecektir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong><span style="text-decoration: none;"><span style="color: #ff6600;">Hâl ve Unsurları Dil Bilgisi</span></span></strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Hâl konusu Türkçe’deki ‘durum zarfı’na karşılık gelen bir terim olup كيف /nasıl sorusuna cevap olarak kullanılır. Türkçe’ye ‘…rek, …rak; …dığı halde, iken, olduğu halde’ gibi ifadelerle çevrilebilir. Hâl, fiilin oluşu sırasında fâilin, mef‘ûlün bihin veya her ikisinin durumunu açıklayan lafzan mansûb, müştak(türemiş) ve nekre bir kelime veya mahallen mansûb bir cümle yada cümleciktir. Kendisinden önce gelen marife bir ismin durumunu bildiren müştak/türemiş, nekre/belirsiz ve mansûb bir isimdir, şeklinde de tarif edilebilir. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Dolayısıyla bu tarifler ışığında şöyle demek mümkündür: Hâl;<br /> a. Fâil, mef‘ûl ya da her ikisinin gibi marife bir unsurun durumunu belirtir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> b. Lafzan mansûb nekre bir kelime veya mahallen mansûb bir cümle ya da cümlecik şeklinde karşımıza çıkar.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> c. Hâl genellikle; ism-i fâil, ism-i mef‘ûl, sıfat-ı müşebbehe gibi müştak/türemiş bir isimdir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Hâl Arapçada genel olarak fiil cümlesinin yan unsurları kapsamında ele alınır. Söz konusu yan unsurlar da i‘râb bakımından mansubât kategorisindedir. Onun için hâller her zaman mansûb’tur, denilir. Fâilin durumunu gösteren kullanımına örnek olarak: حضَر أحمدُ إلى العَمَل مَاشِياً /Ahmet işe yüreyerek geldi cümlesi verilebilir. Şöyle ki, bu cümlede hâl konumunda bulunan ماشِياً / yüreyerek unsuru, fâil konumunda olan أحمدُ ‘in hâlini/durumunu bildirmektedir. Yani Ahmed’in işe başka bir şekilde değil yürüyerek geldiğini anlama yansıtmaktadır. Yapı olarak da bu cümlede hâl<br /> karşımıza, lafzan mansûb nekre bir kelime olarak gelmiştir. جاءَت زينبُ إلى الكُلِّيَّة مُسرِعةً /Zeynep fakülteye hızlı bir şekilde geldi cümlesinde de benzer bir kullanım söz konusudur. Zira hâl konumunda bulunan /مُسرِعةً hızlı bir şekilde unsuru, fâil konumunda olan زينبُ ‘in fakülteye geliş hâlini/durumunu ibareye yansıtmıştır. Yapı olarak da karşımıza, lafzan mansûb bir nekre olarak gelmiştir. حَضَر مُراد إلى البَيت وهو تَعْبانُ /Murat eve yorgun halde geldi, cümlesinde ise fâilin durumunu gösteren hâl isim cümlesi formunda gelmiştir. Murat’ın eve nasıl geldiğini cümleye yansıtan hâl cümlesi her ne kadar kendi içerisinde merfû bir mübteda ( هو ) ve haberden ( تَعْبانُ ) oluşmuşsa da cümle olarak hâl konumundadır ve mahallen mansûbtur. خرجَت عائشةُ مِن البيت وقد سالَتْ دموعُها /Aişe ağlar halde evden çıktı, cümlesinde ise fâilin durumunu bildiren hâl fiil cümlesi şeklinde gelmiştir. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Hâl cümlesi her ne kadar kendi içerisinde fiil ( سالَتْ ) ve merfû fâilden ( دموعُها ) oluşuyorsa da cümle olarak hâl konumunda olduğu için mahallen mansûbtur. Mef‘ûlün bihin durumunu gösteren mansûb ve nekre bir kelime olarak gelişine örnek olarak: شرِب الطِّفلُ الحَلِيبَ حاراًّ /Çocuk sütü sıcakken içti cümlesi verilebilir. Zira bu cümlede hâl konumunda bulunan حاراًّ /sıcakken öğesi, mef‘ûlün bih konumunda olan الطفلُ ‘in hâlini/durumunu bildirmektedir. Yani çocuğun sütü sıcak halde iken içtiğini anlama yansıtmaktadır. Yapı olarak da bu cümlede hâl karşımıza, lafzan mansûb bir nekre olarak gelmiştir. أكَلَت فاطمةُ السَّمَكةَ مَقْلِيَّةً /Fatma balığı kızarmış halde yedi cümlesinde de aynı durum söz konusudur. Şöyleki hâl konumunda bulunan مَقْلِيَّةً /kızarmış halde öğesi, mef‘ûlün bih konumunda olan السمكةَ ‘nin hâlini/durumunu cümleye yansıtmıştır. Yapı olarak da karşımıza, lafzan mansûb bir nekre<br /> olarak gelmiştir. Hem fâil hem de mef‘ûlün bihin her ikisinin durumunu gösteren hâl kullanımına örnek olarak da: سار الوَلَد وأبوه مُسرِعَين /Çocuk ile babası hızlı bir şekilde yürüdüler cümlesi verilebilir. Zira bu cümlede hâl konumunda bulunan مُسرِعَين / hızlı bir şekilde öğesi, hem fâil hem de mef‘ûlün bih’in her ikisinin durumunu göstermektedir. Yani çocuk ile babasının birlikte hızlı<br /> bir şekilde yürüdüklerini cümleye yansıtmıştır. Yapı olarak da hâl karşımıza, lafzan mansûb bir nekre olarak gelmiştir. Zira مُسرِعَين müsennâ bir isim olup mansûbtur.<br /> خرجْنا أنا وأحمدُ من الملَعَب في غَضَب /Ben ve Ahmed sahadan öfkeli halde çıktı cümlesinde de hâl hem fâil hem de mef‘ûlün bihin her ikisinin durumunu göstermektedir. Câr ve mecrûrdan oluşan hâl mahallen mansûbtur. Çünkü tek bir kelime şeklinde değil cümle şeklinde gelmiştir. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Örneklerden anlaşılacağı üzere hâl’in söz konusu olduğu cümlelerde üç temel unsur bulunmaktadır:<br /> a. Hâl: ( الحال ): Lafzan mansûb ve nekre bir kelimedir veya mahallen mansûb bir cümle yada cümleciktir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">b. Sâhibu’l-hâl: ( صاحب الحال ): Hâl öğesinin, ‘durum’ yönünden nitelediği kelimeye ‘sâhibu’l-hâl’ veya ‘zi’l-hâl’ adı verilir. Hâl unsurundan önce gelir ve daima marife bir isim olur.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> c. Râbıt/bağlaç: Hâl’in cümle olarak geldiği durumlarda kendisi ile sâhibu’lhâl’i birbirine bağlayan unsurdur. Bu unsur vâv-ı hâliyye ( الوَاو الحالية ) diye anılan bir unsur olabileceği gibi, muttasıl ya da munfasıl bir zamir olabilir, veyahut hem vâv-ı hâliyye hem de zamiri aynı anda içerebilir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Bu açıklamalar ışığında: حَضَر إبراهِيمُ إلَى المَدرَسة سعِيداً /İbrahim okula mutlu olarak geldi cümelesine göz atacak olursak; سعِيداً /mutlu olarak lafzı hâl’dir, zira lafzan mansûb nekre bir kelime olup<br /> İbrahim’in okula nasıl geldiğini bildirmektedir. إبراهِيمُ sâhibu’l-hâl ( صاحب الحال )’dir, zira hâl unsurundan önce zikredilen ve fâil olarak gelen marife bir isimdir.<br /> Dikkat edileceği üzere hâl cümle formunda gelmediği için, bir başka ifadeyle tek unsur halinde geldiği için râbıt/bağlaç içermemiştir. Ama cümleحضر إبراهِيمُ إلَى المَدرَسة وهو سعِيدٌ /İbrahim okula mutlu olarak geldi şeklinde kurulduğunda, hâl cümle formunda geldiği için vâv-ı hâliyye’yi içermek zorunluluğu vardır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><span style="color: #ff6600;"><strong>Türleri</strong></span><br /> Arapça’da haller karşımıza üç şekilde gelir: Müfret, cümle ve şibih cümle (cümlemsi). </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">a. Müfret hâl: Yukarıda verdiğimiz örneklerde görüldüğü üzere hâl’in tek bir kelime olarak karşımıza geldiği formlardır. Dolayısıyla burada geçen ‘müfret’ten kasıt ‘tekil’ olması değil, aksine müsennâ/ikil ve cemi’/çoğul form dâhil olmak üzere, hâl’in cümle yada şibih cümle dışında tek kelime halinde gelmesidir. Okuma parçasının نشأ يحيى مَحبوباً مِن جمَيع أَقارِبه /Yahya bütün akrabaları tarafından sevilen birisi olarak yetişti, cümlesinde olduğu gibi, cümlede hâl konumunda olan ve fâilin durumunu bildiren محبوباً kelimesi müfret formda gelmiştir. Aynı cümleyi hem müsennâ/ikil: ما&nbsp; نشأ يحيى ومُحَمَّد محبوبَين من جميع أقار /Yahya ve Muhammed bütün akrabaları tarafından sevilen kişiler olarak yetiştiler, hem cemi/çoğul formda م نَشَأ يَحَيى وإخوتُه مَحبوبِين مِن جميع أقار /Yahya ve kardeşleri<br /> bütün akrabaları tarafından sevilen kişiler olarak yetiştiler, şeklinde kurmamız durumunda bile, hâl yine müfret formdadır. Çünkü cümle yada cümlecik dışında bir yapıda gelmiştir ve tek bir unsurdur.<br /> Hâl müfret konumda lafzan mansûb ve nekre şeklinde karşımıza gelmektedir. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">b. Cümle hâl: Hâl’in karşımıza isim yada fiil cümlesi şeklinde geldiği formlardır. İsim cümlesi formundaki hâl’de, hâl öğesini sahibu’l-hal’e bağlayan vâv-ı hâliyye yada bir zamir (veyahut her ikisi) bulunur. İsim cümlesi olarak gelişine: قرأ محمدٌ رِوايةَ نَجِيب مَحفُوظ وهو قائِم /Muhammed, Necip Mahfuz’un romanını ayakta okudu, cümlesinde hâl müfret kelime değildir, aksine cümledir. Zira fâilin durumunu bildiren ve vâv-ı hâliyye ( (و ile sâhibu’l-hâl’e ( محمدٌ ) bağlanan cümle mübteda ( هو ) ve haber’den ( ( قائم oluşmaktadır. Dolayısıyla cümle formunda geldiği için hâl’e, ‘lafzan mansûb’<br /> diyemeyiz, çünkü ‘lafzan’ terimi müfret unsurlar için söz konusudur. Bundan dolayı hâl konumunda olan cümle ‘mahallen mansûb’tur, yani lafzan değil cümledeki yeri itibariyle hükmen mansûbtur, demektir. عاد الوالِدُ مِن المزَْرَعة، يَحمِل الخُضارَ والفاكهة /Baba, sebze ve meyve(leri) taşır halde tarladan döndü, cümlesinde de hâl müfret değil, cümle halinde gelmiştir. Hâl konumunda olan يَحمِل الخُضار والفاكهة / sebze ve meyve(leri) taşır halde cümlesi ‘mahallen mansûb’tur. Hâl’in fiil cümlesi olması durumunda şu üç noktaya dikkat etmek gerekir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> 1. Hâl cümlesi, olumlu yapıda bir geçmiş zaman cümlesi ise cümlenin başına وقد edatı getirilir. Örnek: عُدْتُ مِن أوروبّا وقد حَصَلتُ على شَهَادَة الماجِسْتِير /Master diplomamı almış halde Avrupa’dan döndüm.<br /> &nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">2. Hâl cümlesi, olumsuz yapıda bir geçmiş zaman cümlesi ise başına وما، ولم edatları getirilir. Örnek: حضَرتُ إلى المدرسة ولم أَكتُب كلَّ الواجب /ödevin hepsini yazmadan okula geldim.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> 3. Hâl cümlesi, olumlu ya da olumsuz bir muzâri fiil ise başına vâv-ı hâliyye getirilmez. Örnek: عاد الوالِدُ من المزرعة، يَحمِل الخُضارَ والفاكهة /Baba, sebze ve meyve(leri) taşır halde tarladan döndü.<br /> Bütün bu cümlelerde hâl cümle halinde gelmiştir. Son cümlede يَحمل fiilindeki müstetir هو zamiri ile sâhibu’l-hâl’e ( الوالدُ ) bağlanan cümle, fiil ( (عاد ve fâil’den ( الوالدُ ) oluşmaktadır. İşte bunun gibi cümle olarak gelen hâl’ler, ‘mahallen mansûb’tur. Arapça’da şöyle genel bir kural vardır: Nekre bir unsurdan sonra gelen cümleler sıfat, ma’rife bir unsurdan sonra gelen cümleler ise hâl’dir. Bu durum hâl cümlesinde, vâv-ı hâliyye yada zâhir bir zamir gibi bir bağlaçın olmadığı durumlar için önemli bir kuraldır. Yukarıda verilen örneğe bir daha bakılırsa يَحمِل الخُضارَ والفاكهةَ / sebze ve meyve(leri) taşır halde cümlesi vâv-ı hâliyye veya zamir gibi bir bağlaç barındırmadığı için önceki cümleden kopuk gibi gözükmektedir. Ancak durumunu belirttiği marife bir sâhibu’l-hâl’den ( (الوالدُ<br /> sonra geldiği için hâl görevini üstlenmiştir. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">c. Şibh-i cümle yapısında (cümlemsi/cümlecik) hâl: Hâl’in câr-mecrur ya da zarf şeklinde geldiği formlardır. Tıpkı muzâri fiil durumundaki hâl cümlesinde olduğu gibi, şibih cümleyi de sahibu’l- hâl’e bağlayan herhangi bir bağlaç söz konusu değildir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Câr-mecrur olarak gelişine misal olarak: نَزَل السّائِقُ مِن السَّيَّارة في غَضَب /şoför arabadan öfkeli bir şekilde indi, cümlesi verilebilir. Bu cümlede de hâl müfret kelime değildir, aksine cümlemsi diyebileceğimiz iki kelime halinde gelmiştir. Fâilin durumunu bildiren ve câr-mecrûr formunda ( في غَضَب /öfkeli bir şekilde) gelen bu unsur müfret hâl yerinde kullanıldığı ve onun yerini işgal ettiği için yine, ‘mahallen mansûb’tur. رأيتُ العُصفُورَ بينَ الأَغْصان /Serçeyi dalların arasında gördüm, cümlesinde hâl aynı şekilde müfret kelime olmayıp bir zarf cümleciği şeklinde gelmiştir. Mefûlün durumunu bildiren ve zarf formunda ( بين الأغصان /dalların arasında) gelen bu unsur müfret hâl yerinde kullanıldığı ve onun yerini işgal ettiği için aynı şekilde ‘mahallen mansub’tur. Kalıplaşmış Hâl Türleri<br /> Yukarıdaki formlardan farklı olarak Arapça’da kalıplaşmış hâl türleri vardır. Bunlar genellikle; كافَّةً، عامَّةً، جميعاً، قاطِبَةً، وَحْدَ + ضمير kelimeleriyle karşımıza gelir. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Birer cümleyle örneklendirmeye çalışalım:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">&nbsp;جاء الأَسَاتَذَةُ كافَّةً /Hocaların tümü geldi.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> قَبَضَتْ الشُّرطةُ على المتَُظَاهِرِين جميعاً /Polis göstericilerin tümünü yakaladı.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> تَزدَاد نِسْبَة الأُمّيِّين في الدُّوَل الفَقِيرةِ عامَّةً /Okur-yazar olmayanların oranı fakir ülkelerin tümünde artmaktadır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> قرَّر القُضَاة قاطبةً أنْ يَسجُنوا الجانِيَ /Hakimlerin hepsi suçluyu hapse atmayı kararlaştırdılar.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> لا يَستَطِيع أن يَتَجَوَّل المرَْءُ وَحْدَه في هذه السَّاعات مِن الليل /Kişi yalnız başına gecenin bu saatlerinde dolaşamaz.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>Hâl Cümlelerinde Uyum</strong></span><br /> Yukarıdaki misallerden de fark edileceği üzere hâl cümlesinde, hâl ile sâhibu’l-hâl/zi’l-hâl arasında müzekkerlik-müenneslik (cinsiyet) ve sayı yönünden uyum vardır. Onun için sâhibu’l-hâl müzekker ve müfret ise hâl de müzekker ve müfrettir, sâhibu’l-hâl münnes ve müsennâ ise hâl de münnes ve müsennâdir. Mesela أتَتْ البنتُ إلى البيت مُسرِعةً /kız çocuğu eve hızlı bir şekilde geldi, cümlesinde sâhibu’l-hâl ( البنتُ ) müennes ve müfret olduğu için hâl de müennes ve müfret ( مُسرِعةً ) gelmiştir. Aynı şekilde عاد الطلابُ إلى بِلادِهم ناجِحِين /öğrenciler memleketlerine başarılı olarak döndüler, cümlesinde sâhibu’l-hâl müzekker ve cemi ( الطلابُ ) olduğu için hâl de ona uyumlu olarak müzekker ve cemi ( ناجحين ) gelmiştir. Bu uygunluğu bütün hâl formlarına şöyle bir cümle üzerinde<br /> uygulayabiliriz. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">أتَى الولَدُ إلى البيت مُسرِعاً؛ أتَى الوَلَدان إلى البيت مُسرِعَيْن؛ أتَى الأولادُ إلى البيت مُسرِعِين</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> أتَتْ البِنتُ إلى البيت مُسرِعةً؛ أتَتْ البِنتَان إلى البيت مُسرِعتَيْن؛ أتَتْ البَنات إلى البيت مُسرِعاتٍ؛</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> أتَى الولد إلى البيت وهو مُسرِعٌ/وقد أسرع/يُسرع</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> أتَى الوَلَدان إلى البيت وهما مُسرِعَان/ وقد أسرعا/يُسرعان</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> أتَى الأولاد إلى البيت وهم مُسرِعُون/ وقد أسرعُوا/يُسرعُون</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> أتَتْ البِنت إلى البيت وهي مُسرِعَةٌ/وقد أسرعَتْ/تُسرع</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> أتَتْ البنتان إلى البيت وهما مُسرِعَتَان/ وقد أسرعتَا/تُسرعان</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> أتَتْ البنات إلى البيت وهنّ مُسرِعَاتٌ/ وقد أسرعْنَ/يُسرعْنَ</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<pre><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>Hâl ve Unsurları</strong>

Hâl konusu Türkçe’deki ‘durum zarfı’na karşılık gelen bir terim olup <span dir="RTL">كيف</span>

/<em>nasıl </em>sorusuna cevap olarak kullanılır. <em>Türkçe’ye ‘…rek, …rak; …dığı</em>

<em>halde, iken, olduğu halde’ </em>gibi ifadelerle çevrilebilir.


Hâl, fiilin oluşu sırasında fâilin, mef‘ûlün bihin veya her ikisinin

durumunu açıklayan lafzan mansûb, mü<span dir="RTL">ş</span>tak(türemi<span dir="RTL">ş</span>) ve nekre bir kelime

veya mahallen mansûb bir cümle yada cümleciktir. <em>Kendisinden önce</em>

<em>gelen marife bir ismin durumunu bildiren müştak/türemiş, nekre/belirsiz ve</em>

<em>mansûb bir isimdir, </em>şeklinde de tarif edilebilir. Dolayısıyla bu tarifler

ışığında şöyle demek mümkündür:


<strong>Hâl;</strong>

<strong>a</strong>. Fâil, mef‘ûl ya da her ikisinin gibi marife bir unsurun durumunu belirtir.

<strong>b.</strong> Lafzan mansûb nekre bir kelime veya mahallen mansûb bir cümle ya da

cümlecik şeklinde karşımıza çıkar.

<strong>c. </strong>Hâl genellikle; ism-i fâil, ism-i mef‘ûl, sıfat-ı müşebbehe gibi

müştak/türemiş bir isimdir.


Hâl Arapçada genel olarak fiil cümlesinin yan unsurları kapsamında ele alınır.

Söz konusu yan unsurlar da i‘râb bakımından <em>mansubât </em>kategorisindedir.

Onun için hâller her zaman mansûb’tur, denilir.


Fâilin durumunu gösteren kullanımına örnek olarak: <span dir="RTL">حضَر أحمدُ إلى العَمَل مَاشِياً</span>

/<em>Ahmet işe yüreyerek geldi </em>cümlesi verilebilir. Şöyle ki, bu cümlede hâl

konumunda bulunan <span dir="RTL">ماشِياً </span>/ <em>yüreyerek </em>unsuru, fâil konumunda olan <span dir="RTL">أحمدُ </span>‘in

hâlini/durumunu bildirmektedir. Yani Ahmed’in işe başka bir şekilde değil

<em>yürüyerek geldiğini </em>anlama yansıtmaktadır. Yapı olarak da bu cümlede hâl

karşımıza, lafzan mansûb nekre bir kelime olarak gelmiştir.


<span dir="RTL">جاءَت زينبُ إلى الكُلِّيَّة مُسرِعةً </span>/<em>Zeynep fakülteye hızlı bir şekilde geldi </em>cümlesinde

de benzer bir kullanım söz konusudur. Zira hâl konumunda bulunan /<span dir="RTL">مُسرِعةً</span>

<em>hızlı bir şekilde </em>unsuru, fâil konumunda olan <span dir="RTL">زينبُ </span>‘in fakülteye geliş

hâlini/durumunu ibareye yansıtmıştır. Yapı olarak da karşımıza, lafzan

mansûb bir nekre olarak gelmiştir.


<span dir="RTL">حَضَر مُراد إلى البَيت وهو تَعْبانُ </span>/<em>Murat eve yorgun halde geldi</em>, cümlesinde ise

fâilin durumunu gösteren hâl isim cümlesi formunda gelmiştir. Murat’ın eve

nasıl geldiğini cümleye yansıtan hâl cümlesi her ne kadar kendi içerisinde

merfû bir mübteda ( <span dir="RTL">هو </span>) ve haberden ( <span dir="RTL">تَعْبانُ </span>) oluşmuşsa da cümle olarak hâl

konumundadır ve mahallen mansûbtur.


<span dir="RTL">خرجَت عائشةُ مِن البيت وقد سالَتْ دموعُها </span>/<em>Aişe ağlar halde evden çıktı</em>, cümlesinde

ise fâilin durumunu bildiren hâl fiil cümlesi şeklinde gelmiştir. Hâl cümlesi

her ne kadar kendi içerisinde fiil ( <span dir="RTL">سالَتْ </span>) ve merfû fâilden ( <span dir="RTL">دموعُها </span>) oluşuyorsa

da cümle olarak hâl konumunda olduğu için mahallen mansûbtur.


Mef‘ûlün bihin durumunu gösteren mansûb ve nekre bir kelime olarak

gelişine örnek olarak: <span dir="RTL">شرِب الطِّفلُ الحَلِيبَ حاراًّ </span>/<em>Çocuk sütü sıcakken içti </em>cümlesi

verilebilir. Zira bu cümlede hâl konumunda bulunan <span dir="RTL">حاراًّ </span>/<em>sıcakken </em>öğesi,

mef‘ûlün bih konumunda olan <span dir="RTL">الطفلُ </span>‘in hâlini/durumunu bildirmektedir. Yani

<em>çocuğun sütü sıcak halde iken içtiğini </em>anlama yansıtmaktadır. Yapı olarak da

bu cümlede hâl karşımıza, lafzan mansûb bir nekre olarak gelmiştir.

<span dir="RTL">أكَلَت فاطمةُ السَّمَكةَ مَقْلِيَّةً </span>/<em>Fatma balığı kızarmış</em> <em>halde yedi </em>cümlesinde de

aynı durum söz konusudur. Şöyleki hâl konumunda bulunan <span dir="RTL">مَقْلِيَّةً </span>/<em>kızarmış</em>

<em>halde </em>öğesi, mef‘ûlün bih konumunda olan <span dir="RTL">السمكةَ </span>‘nin hâlini/durumunu

cümleye yansıtmıştır. Yapı olarak da karşımıza, lafzan mansûb bir nekre

olarak gelmiştir.


Hem fâil hem de mef‘ûlün bihin her ikisinin durumunu gösteren hâl

kullanımına örnek olarak da: <span dir="RTL">سار الوَلَد وأبوه مُسرِعَين </span>/<em>Çocuk ile babası hızlı bir</em>

<em>şekilde yürüdüler </em>cümlesi verilebilir. Zira bu cümlede hâl konumunda

bulunan <span dir="RTL">مُسرِعَين </span>/ <em>hızlı bir şekilde </em>öğesi, hem fâil hem de mef‘ûlün bih’in her

ikisinin durumunu göstermektedir. Yani <em>çocuk ile babasının birlikte hızlı</em>

<em>bir şekilde yürüdüklerini </em>cümleye yansıtmıştır. Yapı olarak da hâl

karşımıza, lafzan mansûb bir nekre olarak gelmiştir. Zira <span dir="RTL">مُسرِعَين </span>müsennâ bir

isim olup mansûbtur.


<span dir="RTL">خرجْنا أنا وأحمدُ من الملَعَب في غَضَب </span>/<em>Ben ve Ahmed sahadan öfkeli halde çıktı</em>

cümlesinde de hâl hem fâil hem de mef‘ûlün bihin her ikisinin durumunu

göstermektedir. Câr ve mecrûrdan oluşan hâl mahallen mansûbtur. Çünkü tek

bir kelime şeklinde değil cümle şeklinde gelmiştir.


<em>Örneklerden </em>anlaşılacağı üzere hâl’in söz konusu olduğu cümlelerde üç

temel unsur bulunmaktadır:

<strong>a. Hâl: ( <span dir="RTL">الحال </span>): </strong>Lafzan mansûb ve nekre bir kelimedir veya mahallen mansûb

bir cümle yada cümleciktir.


<strong>b. Sâhibu’l-hâl:</strong> ( <span dir="RTL">صاحب الحال </span>): Hâl öğesinin, ‘durum’ yönünden nitelediği

kelimeye ‘sâhibu’l-hâl’ veya ‘zi’l-hâl’ adı verilir. Hâl unsurundan önce

gelir ve daima marife bir isim olur.


<strong>c. Râbıt/ba<span dir="RTL">ğ</span>laç: </strong>Hâl’in cümle olarak geldiği durumlarda kendisi ile sâhibu’lhâl’i

birbirine bağlayan unsurdur. Bu unsur vâv-ı hâliyye ( <span dir="RTL">الوَاو الحالية </span>) diye

anılan bir unsur olabileceği gibi, muttasıl ya da munfasıl bir zamir

olabilir, veyahut hem vâv-ı hâliyye hem de zamiri aynı anda içerebilir.

Bu açıklamalar ışığında: <span dir="RTL">حَضَر إبراهِيمُ إلَى المَدرَسة سعِيداً </span><em>/İbrahim okula mutlu</em>

<em>olarak geldi </em>cümelesine göz atacak olursak;


<span dir="RTL">سعِيداً </span><em>/</em>mutlu <em>olarak </em>lafzı hâl’dir, zira lafzan mansûb nekre bir kelime olup

<em>İbrahim’in okula nasıl geldiğini </em>bildirmektedir.

<span dir="RTL">إبراهِيمُ </span>sâhibu’l-hâl ( <span dir="RTL">صاحب الحال </span>)’dir, zira hâl unsurundan önce zikredilen ve

fâil olarak gelen marife bir isimdir.


Dikkat <em>edileceği </em>üzere hâl cümle formunda gelmediği için, bir başka

ifadeyle tek unsur halinde geldiği için râbıt/bağlaç içermemiştir. Ama cümle

<span dir="RTL">حضر إبراهِيمُ إلَى المَدرَسة وهو سعِيدٌ </span><em>/İbrahim okula mutlu olarak geldi </em>şeklinde

kurulduğunda, hâl cümle formunda geldiği için vâv-ı hâliyye’yi içermek

zorunluluğu vardır.


<strong>Türleri</strong>

Arapça’da <em>haller </em>karşımıza üç şekilde gelir: Müfret, cümle ve <span dir="RTL">ş</span>ibih cümle

(cümlemsi).

<strong>a. Müfret hâl: </strong>Yukarıda verdiğimiz örneklerde görüldüğü üzere hâl’in tek bir

kelime olarak karşımıza geldiği formlardır. Dolayısıyla burada geçen

‘müfret’ten kasıt ‘tekil’ olması değil, aksine müsennâ/ikil ve cemi’/çoğul

form dâhil olmak üzere, hâl’in cümle yada şibih cümle dışında tek

kelime halinde gelmesidir. Okuma parçasının <span dir="RTL">نشأ يحيى مَحبوباً مِن جمَيع أَقارِبه</span>

/<em>Yahya bütün akrabaları tarafından sevilen birisi olarak yetişti,</em>

cümlesinde olduğu gibi, cümlede hâl konumunda olan ve fâilin durumunu

bildiren <span dir="RTL">محبوباً </span>kelimesi müfret formda gelmiştir. Aynı cümleyi hem

müsennâ/ikil: <span dir="RTL">ما</span></span></pre>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">&nbsp;</span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>Özet</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong><em>Hâl’in mahiyetini tan</em></strong><strong><em>ı</em></strong><strong><em>mlayabilmek</em></strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>Hâl Arapça cümlede yan bir unsur olup fiile yöneltilen ‘nas</strong><strong>ı</strong><strong>l’ sorusuna cevap</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>niteli</strong><strong>ğ</strong><strong>i ta</strong><strong>şı</strong><strong>r. Fiilin olu</strong><strong>ş</strong><strong>u s</strong><strong>ı</strong><strong>ras</strong><strong>ı</strong><strong>nda fâilin, mef‘ûlün bihin veya her ikisinin</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>durumunu aç</strong><strong>ı</strong><strong>klayan lafzan mansûb, mü</strong><strong>ş</strong><strong>tak (türemi</strong><strong>ş</strong><strong>) ve nekre bir kelime</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>veya mahallen mansûb bir cümle ya da cümleciktir.</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong><em>Hâl’in unsurlar</em></strong><strong><em>ı</em></strong><strong><em>n</em></strong><strong><em>ı</em></strong><strong><em> tespit edebilmek</em></strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>Hâl cümlesinde tan</strong><strong>ı</strong><strong>nmas</strong><strong>ı</strong><strong> gereken üç temel unsur vard</strong><strong>ı</strong><strong>r: </strong><strong>Hâl, sâhibu’l-hâl/</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>zi’l-hâl </strong><strong>ve </strong><strong>râb</strong><strong>ı</strong><strong>t.</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>Hâl</strong><strong>: ( </strong><strong><span dir="RTL">الحال </span></strong><strong>): Lafzan mansûb ve nekre bir kelime yada mahallen mansûb bir</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>cümledir.</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>Sâhibu’l-hâl</strong><strong>: ( </strong><strong><span dir="RTL">صاحب الحال </span></strong><strong>): Hâl ö</strong><strong>ğ</strong><strong>esinin, ‘durum’ yönünden niteledi</strong><strong>ğ</strong><strong>i kelime</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>olup daima marife bir isimdir.</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>Râb</strong><strong>ı</strong><strong>t/ba</strong><strong><span dir="RTL">ğ</span></strong><strong>laç</strong><strong>: Hâlin cümle formunda geldi</strong><strong>ğ</strong><strong>i durumlarda kendisi ile sâhibu’lhâl’i</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>birbirine ba</strong><strong>ğ</strong><strong>layan unsurdur. Bu unsur vâv-</strong><strong>ı</strong><strong> hâliyye ( </strong><strong><span dir="RTL">الوَاو الحالية </span></strong><strong>) diye</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>an</strong><strong>ı</strong><strong>lan bir unsur olabilece</strong><strong>ğ</strong><strong>i gibi, muttas</strong><strong>ı</strong><strong>l ya da munfas</strong><strong>ı</strong><strong>l bir zamir olabilir,</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>veyahut hem vâv-</strong><strong>ı</strong><strong> hâliyye hem de zamiri ayn</strong><strong>ı</strong><strong> anda içerebilir.</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong><em>Hâl’in türlerini te</em></strong><strong><em>ş</em></strong><strong><em>his edebilmek</em></strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>Arapça’da haller kar</strong><strong>şı</strong><strong>m</strong><strong>ı</strong><strong>za üç </strong><strong>ş</strong><strong>ekilde gelir: </strong><strong>Müfret, cümle </strong><strong>ve </strong><strong><span dir="RTL">ş</span></strong><strong>ibh-i cümle</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>(</strong><strong>cümlemsi</strong><strong>/cümlecik).</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>Müfret hâl: </strong><strong>Hâl’in tek bir kelime halinde lafzan mansûb, nekre ve</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>mü</strong><strong>ş</strong><strong>tak/türemi</strong><strong>ş </strong><strong>olarak geldi</strong><strong>ğ</strong><strong>i formlard</strong><strong>ı</strong><strong>r. ‘Müfret’ten kas</strong><strong>ı</strong><strong>t ‘tekil’ olmas</strong><strong>ı</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>de</strong><strong>ğ</strong><strong>il, aksine müsennâ/ikil ve cemi’/ço</strong><strong>ğ</strong><strong>ul form dâhil olmak üzere, hâl’in</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>cümle ya da </strong><strong>ş</strong><strong>ibih cümle d</strong><strong>ışı</strong><strong>nda tek kelime halinde gelmesidir. Hâl müfret</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>durumda iken lafzan mansûb ve nekre </strong><strong>ş</strong><strong>eklinde kar</strong><strong>şı</strong><strong>m</strong><strong>ı</strong><strong>za gelir ve sahibu’lhâl</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>ile cinsiyet ve say</strong><strong>ı</strong><strong> bak</strong><strong>ı</strong><strong>m</strong><strong>ı</strong><strong>ndan tam bir uyum halindedir.</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>Cümle hâl: </strong><strong>Hâl’in isim ya da fiil cümlesi </strong><strong>ş</strong><strong>eklinde geldi</strong><strong>ğ</strong><strong>i formlard</strong><strong>ı</strong><strong>r. </strong><strong>İ</strong><strong>sim</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>cümlesi formundaki hâl’de, hâl ö</strong><strong>ğ</strong><strong>esini sahibu’l-hal’e ba</strong><strong>ğ</strong><strong>layan vâv-</strong><strong>ı</strong><strong> hâliyye</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>ya da bir zamir (veyahut her ikisi) bulunur. Cümle formunda gelmesinden</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>dolay</strong><strong>ı</strong><strong> hâl ‘mahallen mansûb’tur.</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong><span dir="RTL">Ş</span></strong><strong>ibh-i cümle hâl</strong><strong>: Hâl’in câr-mecrur ya da zarf </strong><strong>ş</strong><strong>eklinde geldi</strong><strong>ğ</strong><strong>i formlard</strong><strong>ı</strong><strong>r.</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>Bu formda </strong><strong>ş</strong><strong>ibih cümleyi sahibu’l- hâl’e ba</strong><strong>ğ</strong><strong>layan herhangi bir ba</strong><strong>ğ</strong><strong>laç söz</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>konusu de</strong><strong>ğ</strong><strong>ildir.</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong><em>Fiil cümlesi formunda gelen hâl’in inceliklerine vâk</em></strong><strong><em>ı</em></strong><strong><em>f olmak</em></strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>Hâl’in fiil cümlesi olmas</strong><strong>ı</strong><strong> durumunda </strong><strong>ş</strong><strong>u üç noktaya dikkat etmek gerekir:</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>Hâl cümlesi, olumlu yap</strong><strong>ı</strong><strong>da bir geçmi</strong><strong>ş </strong><strong>zaman cümlesi ise cümlenin ba</strong><strong>şı</strong><strong>na</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong><span dir="RTL">وقد </span></strong><strong>edat</strong><strong>ı</strong><strong> getirilir.</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>Hâl cümlesi, olumsuz yap</strong><strong>ı</strong><strong>da bir geçmi</strong><strong>ş </strong><strong>zaman cümlesi ise ba</strong><strong>şı</strong><strong>na </strong><strong><span dir="RTL">وما، ولم</span></strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>edatlar</strong><strong>ı</strong><strong> getirilir.</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>Hâl cümlesi, olumlu yada olumsuz bir muzâri fiil ise ba</strong><strong>şı</strong><strong>na vâv-</strong><strong>ı</strong><strong> hâliyye</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>getirilmez.</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong><em>Hâl’in baz</em></strong><strong><em>ı</em></strong><strong><em> özel kullan</em></strong><strong><em>ı</em></strong><strong><em>mlar</em></strong><strong><em>ı</em></strong><strong><em>n</em></strong><strong><em>ı</em></strong><strong><em> tespit edebilmek</em></strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>Arapça’da genel hâl formlar</strong><strong>ı</strong><strong>n</strong><strong>ı</strong><strong>n d</strong><strong>ışı</strong><strong>nda kal</strong><strong>ı</strong><strong>pla</strong><strong>ş</strong><strong>m</strong><strong>ış </strong><strong>hâl türleri vard</strong><strong>ı</strong><strong>r.</strong></span></span></p>
<p dir="ltr"><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span dir="RTL"><strong>Genellikle; </strong><strong><span dir="RTL">كافَّةً، عامَّةً، جميعاً، قاطِبَةً، وَحْدَ </span></strong><strong>+ </strong><strong><span dir="RTL">ضمير </span></strong><strong>kelimeleriyle özde</strong><strong>ş</strong><strong>mi</strong><strong>ş</strong><strong>tir.</strong></span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">&nbsp;</span></p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/hal-ve-turleri-acikogretim-ilahiyat-arapca-dersleri/14836">Hâl ve Türleri &#8211;  Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HABER TÜRLERİ &#8211;  Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri</title>
		<link>https://fasiharapca.com/arapcada-haber-turleri-acikogretim-ilahiyat-arapca-dersleri/14828</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Mar 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıköğretim İlahiyat Arapça 3. Dönem Dersleri]]></category>
		<category><![CDATA[Aöf İlahiyat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fasiharapca.com/?p=14828</guid>

					<description><![CDATA[<p>Haber Türleri أَنْوَاعُ الخَْبَرِ Maksadımızı tam olarak anlatan söz dizilerine cümle diyoruz. Kelimelerin cümledeki görevlerine cümlenin öğeleri denir. Bir cümlede en az iki öğe bulunur. Cümlede yapılan işi, oluşu ya da eylemi bildiren kelimeye yüklem denir. Yüklem cümlenin temel öğelerinden biridir. Genellikle cümlenin sonunda bulunur. &#8220;Annen sofrayı kurmaya hazırlandı&#8221; cümlesinde &#8220;hazırlandı&#8221;, yüklemdir. Yüklemin bildirdiği işi, &#8230;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/arapcada-haber-turleri-acikogretim-ilahiyat-arapca-dersleri/14828">HABER TÜRLERİ &#8211;  Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong><span style="text-decoration: none;"><span style="color: #ff6600;">Haber Türleri أَنْوَاعُ الخَْبَرِ</span></span></strong></span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Maksadımızı tam olarak anlatan söz dizilerine cümle diyoruz. Kelimelerin cümledeki görevlerine cümlenin öğeleri denir. Bir cümlede en az iki öğe bulunur. Cümlede yapılan işi, oluşu ya da eylemi bildiren kelimeye yüklem denir. Yüklem cümlenin temel öğelerinden biridir. Genellikle cümlenin sonunda bulunur. &#8220;Annen sofrayı kurmaya hazırlandı&#8221; cümlesinde &#8220;hazırlandı&#8221;, yüklemdir. Yüklemin bildirdiği işi, hareketi yapan ya da bir oluş içinde bulunan varlığa özne denir. Cümleler, kendini oluşturan sözcüklerin anlamlarına, cümlede bulundukları yerlere, türlerine göre değişik özellikler gösterir. İşte bu özelliklere göre cümleler değişik gruplar hâlinde incelenir. </span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Türkçede cümleler yüklemlerine göre de incelenir. Buna “yükleminin türüne göre” de denilebilir. Çünkü cümleyi yüklemine göre incelerken yüklemi oluşturan sözcüklerin türüne bakılır. Yüklem durumunda bulunan söz, çekimlenmiş bir fiilse, cümle fiil cümlesidir. “Soğuk günler artık geride kaldı” cümlesinde “kaldı” yüklemdir. Bu yüklem “kalmak” fiilinin bilinen geçmiş zamanda çekimlenmesiyle oluştuğundan, cümle, yüklemine göre fiil cümlesi olur. Yüklem çekimli bir fiil değilse, ister isimden ister edattan isterse fiilimsiden oluşsun isim cümlesi sayılır. “Bu roman, yazarın okuduğum ilk kitabıydı” cümlesinde yüklem, “kitabıydı” sözü üzerine kuruludur ve “kitap” ismi “idi” ekfiilini alarak yüklem olmuştur. Arapçada da iki tür cümle vardır: İsim cümlesi ve fiil cümlesi. İsim cümlesinde, söze kendisiyle başlanan kelimeye mübteda ( المبُْتَدَأُ ) denir. Mübteda, isim cümlesinin öznesidir. Özneyi niteleyen, öznenin durumunu haber veren kelimeye haber ( الخَبَرُ ) denir. Haber, isim cümlesinin yüklemidir.</span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Bu ünitemizde, Arapça isim cümlesinin yüklemi olan haber türlerinden bahsedileceğinden, cümle yapısı hakkında bu bilgilerin verilmesi uygun görülmüştür.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong><span style="text-decoration: none;"><span style="color: #ff6600;">DİL BİLGİSİ HABER TÜRLERİ</span></span></strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> İsim cümlesinde, söze kendisiyle başlanan kelimeye mübteda ( المبُْتَدَأُ ) denir. Mübteda, isim cümlesinin öznesidir. Özneyi niteleyen, öznenin durumunu haber veren kelimeye haber ( الخَبَرُ ) denir. Haber, isim cümlesinin yüklemidir. الكِتَابُ مَفْتُوحٌ Kitap açıktır. الكِتَابُ مَفْتُوحٌ cümlesinde, الكِتَابُ kelimesi mübteda ( المبُْتَدَأُ ), kapının ne durumda olduğunu bildiren مَفْتُوحٌ kelimesi ise haber ( الخَبَرُ )&#8217;dir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>Haber, Müfred Olabilir</strong></span><br />
Haber, müfred olabilir. Burada müfredden kastedilen, cümle veya şibh-i cümle olmamasıdır. Mesela, جُدْرَانُهُ مُتَهَدِّمَةٌ bir isim cümlesidir. جُدْرَانُ mübteda, مُتَهَدِّمَةٌ ise haberdir. Bu tür habere müfred haber denilir. مُتَهَدِّمَةٌ ne cümledir, ne de şibh-i cümledir. سَقْفُهُ مُتَصَدِّعٌ cümlesinde مُتَصَدِّعٌ haberdir. Birinci cümle için söylenenler bunun için de geçerlidir.<br />
أَبُو سَعِيدٍ رَجُلٌ cümlesinde de, أَبُو mübteda, رَجُلٌ müfred haberdir.<br />
</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Haber(ism-i fail ve ism-i mef’ul gibi) sıfat mânâlı kelimelerden olursa, mübteda ile haber arasında müzekkerlik, müenneslik; müfred, tesniye ve cemi olma yönlerinden uyum vardır.<br />
المجُْتَهِدُ مَحْبُوبٌ Çalışkan (erkek) sevilir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> الْمُجْتَهِدَةُ مَحْبُوبَةٌ Çalışkan (bayan) sevilir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> الْمُجْتَهِدَانِ مَحْبُوبَانِ İki çalışkan (erkek) sevilir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> الْمُجْتَهِدَتَانِ مَحْبُوبَتَانِ İki çalışkan (bayan) sevilir</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> الْمُجْتَهِدُونَ مَحْبُوبُونَ Çalışkan (erkekler) sevilirler.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> الْمُجْتَهِدَاتُ مَحْبُوبَاتٌ Çalışkan (bayanlar) sevilirler.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Ancak mübteda, gayr-i âkıl (insanın dışında) bir ismin çoğulu olursa, haber genellikle müfred müennes olarak gelir. الكُتُبُ مُفيدَةٌ Kitaplar faydalıdır.<br />
Haber, sıfat mânâlı bir kelime değilse, o zaman uyum aranmaz. ◌ِ الجُْمْلَةُ نَوْعَانِ (Cümle iki çeşittir). Bu cümlede mübteda müennes ve müfreddir. Haber ise müzekker ve tesniyedir. Haber, sıfat mânâlı bir kelime olmadığı için, belirtilen hususlarda mübtedaya uymamıştır. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Aşağıdaki âyetlerde geçen müfred haberleri belirtiniz:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> اللّهُ ذُو فَضْلٍ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> اللّهُ أَحَقُّ أَن تَخْشَوْهُ.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> هُوَ أَعْلَمُ مَنْ يَضِلُّ عَن سَبِيلِهِ وَهُوَ أَعْلَمُ بِالْمُهْتَدِينَ.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> هَذَا صِرَاطٌ مُسْتَقِيمٌ.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> تِلْكَ أُمَّةٌ.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> هَذَا يَوْمُ يَنفَعُ الصَّادِقِينَ صِدْقُهُمْ.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> الحَْجُّ أَشْهُرٌ مَعْلُومَاتٌ.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> إِلهَكُُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> وَالآخِرَةُ خَيْرٌ لِمَنِ اتَّقَى.</span></p>
<p>H<span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #ff6600;"><strong>aber, Cümle Olabilir</strong></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> A. İsim Cümlesi</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> B. Fiil Cümlesi<br />
İsim cümlesinin ikinci öğesi olan haber, cümle olabilir. Bilindiği üzere, Arapçada iki çeşit cümle vardır. a. İsim cümlesi b. fiil cümlesi. Haberi, isim cümlesi olan cümleye örnek: خَالِدٌ ثَوْبُهُ جَدِيدٌ Halid&#8217;in elbisesi<br />
yenidir. ثَوْبُهُ جَدِيدٌ bir isim cümlesidir. ثوبُ mübteda, جَدِيدٌ ise haberdir. Bu cümle bir bütün olarak, خَالِدٌ mübtedasının haberidir. Ancak böyle olabilmesinin bir şartı vardır: Haber olan cümlede mübtedaya giden bir zamir bulunur. Bu cümlede o zamir, ه dür. Bu zamire, haberi mübtedaya bağladığı için râbıt رَابِط) ) denilir. Haberi fiil cümlesi olan cümleye örnek: أَخُوكَ يَكْتُبُ الْوَاجِبَ Kardeşin ödevi yazıyor.<br />
Bu cümlede يَكْتُبُ الْوَاجِبَ müstetir faili هو ile birlikte fiil cümlesi olarak, mübteda olan أَخُو nun haberidir. Dikkat edilecek olursa, أَخُو mübtedadır, fail değildir. Fail asla fiilden önce gelmez. Mustetir هو aynı zamanda râbıttır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Aşağıdaki ayetlerde haber olan cümleleri belirtiniz.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> أَأَنْتَ قُلتَ لِلنَّاسِ اتَّخِذُونِي وَأُمِّيَ إِلَهَيْنِ مِن دُونِ اللّهِ.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> وَاللّهُ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> آبَآؤُكُمْ وَأَبْنَاؤُكُمْ لاَ تَدْرُونَ أَيُّهُمْ أَقْرَبُ لَكُمْ نَفْعاً فَرِيضَةً مِنَ اللّهِ.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> وَأَكْثَرُهُمْ لاَ يَعْقِلُونَ.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> وَالْوَالِدَاتُ يُرْضِعْنَ أَوْلاَدَهُنَّ حَوْلَيْنِ كَامِلَيْنِ.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> تِلْكَ الرُّسُلُ فَضَّلْنَا بَعْضَهُمْ عَلَى بَعْضٍ.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> نَحْنُ نَرْزُقُكُمْ وَإِيَّاهُمْ.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> ذَلِكَ يُوعَظُ بِهِ مَن كَانَ مِنكُمْ يُؤْمِنُ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِر.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> وَالْمُطَلَّقَاتُ يَتَرَبَّصْنَ بِأَنفُسِهِنَّ ثَلاَثَةَ قُرُوَءٍ.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> وَالْمَوْتَى يَبْعَثُهُمُ اللّهُ.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> وَأَعْيُنُهُمْ تَفِيضُ مِنَ الدَّمْعِ حَزَنًا أَلاَّ يَجِدُوا مَا يُنفِقُونَ.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> الْبَلَدُ الطَّيِّبُ يَخْرُجُ نَبَاتُهُ بِإِذْنِ رَبِّهِ.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #ff6600;"><strong>Haber, Şibh-i Cümle Olabilir</strong></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> A. Zarftan Oluşan Şibh-i Cümle</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> B. Harf-İ Cerle Mecrûrundan Oluşan Şibh-i Cümle</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> İsim cümlesinde haber, şibh-i cümle olabilir. Şibh-i cümle, ya zarftan, ya da harf-i cerle mecrurundan meydana gelir.<br />
</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Haberi, zarftan oluşan şibh-i cümle olan isim cümlesine örnek:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> الأَزْهَارُ فَوْقَ الْمِنْضَدَةِ (Çiçekler masanın üzerindedir). Bu cümlede فَوْقَ , şibh-i cümle olarak haberdir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Haberi, harf-i cerle mecrurundan oluşan şibh-i cümle olan isim cümlesine örnek:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> هَلاَكُ الْمَرْءِ فِي الْعُجْب (Kişinin helaki kendini beğenmededir). Bu cümlede فِي الْعُجْب , şibh-i cümle olarak haberdir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Şibh-i cümlelerdeki zarf ve harf-i cerler, mahzûf (hazfedilmiş/atılmış) bir müteallaka bağlıdırlar. Aslında haber olan, şibh-i cümleler değil, mahzuf olan bu müteallaklardır. Örnek olarak verdiğimiz cümleler, bu durumda, الأَزْهَارُ (كَائِنَةٌ) فَوْقَ الْمِنْضَدَةِ ve هَلاَكُ الْمَرْءِ (كَائِنٌ) فِي الْعُجْبِ takdirindedir. Okuma parçasında geçen لَهُ شَارِبَانِ (bıyıklı), فَوْقَهُ قَمِيصٌ (üstünde bir gömlek olan) العَائِدُ عَلَى أَهْلِهِ ووَلَدِهِ كَالْمُجَاهِدِ الْمُرَابِطِ فِي سَبِيلِ اللّهِ cümleleri de, şibh-i cümle olan habere örnektir. Ancak لَهُ شَارِبَانِ ve فَوْقَهُ قَمِيصٌ cümlelerinde başka bir kural sebebiyle haber önce, mübteda sonra gelmiştir. Bu kural şöyledir: Mübteda nekre, haber de harf-i cerle mecrurundan veya zarftan meydana gelen şibh-i cümle olursa, haberin öne geçmesi, mübtedanın da sonra gelmesi gerekir. Haber cümle ve şibh-i cümle olduğunda, mahallen merfu olur. Haber türleri hakkında daha fazla bilgi almak için adlı İsmail Hakkı Sezer ve diğerlerinin “Anlatımlı Arapça” kitabına başvurunuz. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Aşağıdaki âyetlerde şibh-i cümle olan haberleri belirtiniz.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> اللّهُ مَعَ الصَّابِرِينَ.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> أُولَئِكَ مَعَ الَّذِينَ أَنْعَمَ اللّهُ عَلَيْهِم مِنَ النَّبِيِّينَ وَالصِّدِّيقِينَ وَالشُّهَدَاءِ وَالصَّالحِِينَ.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> الَّذِينَ اتَّقَواْ فَوْقَهُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> الرَّكْبُ أَسْفَلَ مِنكُمْ.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> فَهِيَ كَالحِْجَارَةِ أَوْ أَشَدُّ قَسْوَةً.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> أَنتَ فِيهِمْ.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> هَذَا لِشُرَكَآئِنَا.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> الأَنْفَالُ لِلّهِ وَالرَّسُولِ.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> الحَْقُّ مِن رَبِّكَ</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> وَالْعَاقِبَةُ لِلْمُتَّقِينَ.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> أَنتُم بِالْعُدْوَةِ الدُّنْيَا.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> ذَلِكَ الْفَضْلُ مِنَ اللّهِ.</span></p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/arapcada-haber-turleri-acikogretim-ilahiyat-arapca-dersleri/14828">HABER TÜRLERİ &#8211;  Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İsmi Mevsuller &#8211;  Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri</title>
		<link>https://fasiharapca.com/ismi-mevsuller-acikogretim-ilahiyat-arapca-dersleri/14829</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Mar 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıköğretim İlahiyat Arapça 3. Dönem Dersleri]]></category>
		<category><![CDATA[Aöf İlahiyat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fasiharapca.com/?p=14829</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsm-i mevsûl, peşinden gelen cümleyi öncesindeki cümle ya da kelimeye bağlayan lafızdır. Türkçedeki karşılığı ise ilgi zamiridir. Tek başına bir anlam ifade etmeyen ism-i mevsûl, ancak kendisinden sonra bulunan ve sıla cümlesi adı verilen cümleyle birlikte bir mânâ kazanmaktadır. Ayrıca bu sıla cümlesinde ism-i mevsûle uygun olarak gelen ve âid zamiri adı verilen bir zamir &#8230;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/ismi-mevsuller-acikogretim-ilahiyat-arapca-dersleri/14829">İsmi Mevsuller &#8211;  Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">İsm-i mevsûl, peşinden gelen cümleyi öncesindeki cümle ya da kelimeye bağlayan lafızdır. Türkçedeki karşılığı ise ilgi zamiridir. Tek başına bir anlam ifade etmeyen ism-i mevsûl, ancak kendisinden sonra bulunan ve sıla cümlesi adı verilen cümleyle birlikte bir mânâ kazanmaktadır. Ayrıca bu sıla cümlesinde ism-i mevsûle uygun olarak gelen ve âid zamiri adı verilen bir zamir bulunmaktadır. Meselâ الأسْتَاذُ الَّذِي أُحِبُّهُ &#8220;Sevdiğim hoca&#8221; ifadesinde الَّذِي lafzı ism-i mevsûl, أُحِبُّهُ sıla cümlesi ve أُحِبُّ fiiline bitişmiş olan هُ zamiri de âid zamiridir.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Türkçede bu ism-i mevsûl+sıla cümlesi+âid zamiri toplamının karşılığı ise ortaç terimidir. Bazı kaynaklarda sıfat-fiil terimiyle de ifade edilen ortaçlar, fiil kök veya gövdelerinden yapım ekleriyle türetilmiş sıfatlardır: “Tanı” kökünden “tanıdık” denmesi gibi. Bunlar “-en, -ecek, -esi, -dık, -miş, -r, mez” ekleriyle türetilirler. Ortaçlar, ismi nitelemesi yönünden sıfat; özne, nesne ve tümleç alması yönünden de fiil sayılan (fiilimsi) kelimelerdir. Meselâ kitap okuyan çocuk ifadesinde ortaç olan okuyan lafzı, fiil gibi nesne olarak kitap, özne olarak da çocuk kelimesini alırken, diğer taraftan sıfat<br />
olarak da çocuk kelimesini nitelemiştir. Bu örnekte de görüldüğü gibi Türkçede ortaç, Arapçadaki karşılığının aksine tek bir kelimeden oluşur. Ayrıca Türkçede ortaç, nitelediği isimden önce gelirken Arapçada ise ism-i mevsûl ve sılası dâima nitelediği isimden sonra gelir. Bunun yanında Türkçedeki bütün ortaçlar değil de bunların bir kısmı ism-i mevsûl ve sıla cümlesinin karşılığıdır. Bu nedenle ism-i mevsûl ve sıla cümlesi Türkçeye genellikle ortaçlarla tercüme edilir. Ancak ortaçların her zaman ism-i mevsûl ve sıla ile birlikte Arapçaya tercüme edilmesi mümkün değildir. Meselâ yukarıdaki örnek &#8220;Sevdiğim bir hoca&#8221; şeklinde ifade edilse, bunun Arapça karşılığı ism-i mevsûl ve sıla cümlesiyle değil, nekra bir isim ve peşinden gelen sıfat cümlesiyle &#8221; أُسْتَاذٌ أُحِبُّهُ &#8221; şeklinde olur. Yine “Oturan bir öğrenci” dense bunun Arapça karşılığı da &#8221; &#8220;طَالِبٌ جَالِسٌ şeklinde sıfat tamlamasıyla elde edilir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong><span style="text-decoration: none;"><span style="color: #ff6600;">DİL BİLGİSİ İSM-İ MEVSÛL</span></span></strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> İsm-i mevsûl, tek başına bir anlamı olmayan, ancak kendisinden sonra gelen cümleyle birlikte bir mânâ ifade eden marife isimdir. İsm-i mevsûl genelde marife bir isimden sonra onun sıfatı olarak gelir. Ancak cümlenin bir ögesi olarak mübteda, haber, fâil, mef&#8217;ûl vb. bir konumda da gelebilir</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">. İsm-i mevsûller hâs ve müşterek olmak üzere ikiye ayrılır. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #ff6600;"><strong>1. Hâs İsm-i Mevsûl</strong></span><br />
Müzekker ve müennesi, tekil ve çoğulu için ayrı ayrı lafzı bulunan ism-imevsûle hâs ism-i mevsûl denir. Bunlara özel ism-i mevsûller de denebilir. Bunlar, cümlenin bir ögesi olarak gelebildikleri gibi, cümledeki marife bir ögenin sıfatı olarak da gelebilirler. Bu durumda ism-i mevsûl, öncesindeki isme, hem müzekkerlik – müenneslik hem de sayı bakımından uyar.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.ilahiyatarapca.com/arapca-3/ismi-mefsul.jpg" alt="" width="479" height="253" border="0" /></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">اَلَّذِي :Bu ism-i mevsûl tekil müzekker isim için kullanılır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> .رَأَيْتُ الطَّالِبَ الَّذِي ذَهَبَ إلى الْمَكْتَبَةِ Kütüphaneye giden öğrenciyi gördüm.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Aslında burada iki ayrı cümle bulunmaktadır. Birincisi رَأَيْتُ الطَّالِبَ “Öğrenciyi gördüm”, ikincisi ise الطَّالِبُ ذَهَبَ إلى الْمَكْتَبَةِ “Öğrenci kütüphaneye gitti” cümlesidir. İsm-i mevsûl bu cümleleri birbirine bağlamış ve kendisi الطالب kelimesinin sıfatı olmuştur. Mef’ûl olan الطالب kelimesinin harekesi üstün olmasına rağmen, onun sıfatı olan الَّذِي ism-i mevsûlünün harekesinde bir değişiklik olmamıştır. Çünkü mebnîdir. Ref, nasb ya da cer hâlinde harf veya harekesinde herhangi bir değişiklik olmaz. Oysa normalde sıfatların murab olduğunda öncesindeki isme hareke yönünden uyması gerekir.<br />
اَللَّذَانِ :Bu ism-i mevsûl, tesniye (ikil) müzekker isim için kullanılır. Bunların i‘râbı diğer ikil kelimeler gibidir, yani mebnî değil, murabdırlar. Ref hâli اللَّذَانِ şeklinde elifle, nasb ve cer hâli ise اللَّذَيْنِ şeklinde yâ iledir. عَادَ الطَّالِبَانِ اللَّذَانِ ذَهَبَا إِلَى الْكُلِّيَّةِ . Fakülteye giden iki öğrenci döndü. Bu cümlede ism-i mevsûl fâil olan الطَّالِبَانِ kelimesinin sıfatı olarak gelmiştir. Fâil ref konumunda olduğu için, ism-i mevsûl de onun sıfatı olarak اللَّذَانِ şeklinde elif ( ا) ile ref konumunda gelmiştir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> رَأَيْتُ الطَّالِبَيْنِ اللَّذَيْنِ ذَهَبَا إِلَى الْكُلِّيَّةِ . Fakülteye giden iki öğrenciyi gördüm. Bu cümlede ise ism-i mevsûl mef’ûl olan الطَّالِبَيْنِ kelimesinin sıfatı olarak gelmiştir. Mef‘ûl nasb konumunda olduğu için, ism-i mevsûl de onun sıfatı olarak اللَّذَيْنِ şeklinde nasb konumunda gelmiştir. سَلَّمْتُ عَلَى الطَّالِبَيْنِ اللَّذَيْنِ ذَهَبَا إِلَى الْكُلِّيَّةِ . Fakülteye giden iki öğrenciye selam verdim. Bu cümlede ise ism-i mevsûl عَلَى harfi cerri ile mecrûr olan الطَّالِبَيْنِ kelimesinin sıfatı olarak gelmiştir. İsm-i mevsûl de onun sıfatı olarak اللَّذَيْنِ şeklinde cer konumunda gelmiştir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> اَلَّذِينَ : Bu ism-i mevsûl ise çoğul müzekker isim için kullanılır. الَّذِينَ de mebnîdir Cümlede hangi konumda bulunursa bulunsun harf veya harekesinde herhangi bir değişiklik olmaz.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> رَأَيْتُ الطُّلاَّبَ الَّذِينَ ذَهَبُوا . Giden öğrencileri gördüm</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> اَلَّتِي :Bu ism-i mevsûl tekil müennes isim için kullanılır ve mebnîdir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> رَأَيْتُ الطَّالِبَةَ الَّتِي ذَهَبَتْ . Giden (kız) öğrenciyi gördüm.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> اَللَّتَانِ :Bu ism-i mevsûl ikil müennes isim için kullanılır. İ‘rab yönünden aynen اللَّذَانِ ism-i mevsûlü gibidir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> عَادَتِ الطَّالِبَتَانِ اللَّتَانِ ذَهَبَتَا . Giden iki (kız) öğrenci döndü.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> رَأَيْتُ الطَّالِبَتَيْنِ اللَّتَيْنِ ذَهَبَتَا . Giden iki (kız) öğrenciyi gördüm.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> سَلَّمْتُ عَلَى الطَّالِبَتَيْنِ اللَّتَيْنِ ذَهَبَتَا إِلَى الْكُلِّيَّةِ . Fakülteye giden iki (kız) öğrenciye selam verdim.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> اَللاَّتِي : Bu ism-i mevsûl ise çoğul müennes isim için kullanılır ve mebnîdir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> رَأَيْتُ الطَّالِبَاتِ اللاَّتِي ذَهَبْنَ . Giden (kız) öğrencileri gördüm.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<hr class="system-pagebreak" title="2.Hâs İsm-i Mevsûlün Cümlenin Bir Ögesi Olması:" />
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #ff6600;"><strong>Hâs İsm-i Mevsûlün Cümlenin Bir Ögesi Olması:</strong></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Yukarıda da ifade edildiği gibi hâs ism-i mevsûller mübtedâ, haber, fâil, mef&#8217;ûl vb. bir şekilde cümlenin bir ögesi olarak da gelebilirler.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>Mübteda oluşu:</strong></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> اَلَّذِي نَالَ الجَْائِزَةَ كَرِيمٌ . Ödülü kazanan Kerim’dir. Bu bir isim cümlesidir. İsm-i mevsûl mübtedâ, كَرِيمٌ lafzı da haberidir. نَالَ الجَْائِزَةَ kısmı ise ism-i mevsûlün sıla cümlesidir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>Haber Oluşu</strong></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> أُمِّي هِيَ الَّتِي تَرْعَى الْبَيْتَ . Evle ilgilenen annemdir. Burada ise أُمِّي lafzı mübtedâ, ism-i mevsûl ise haberidir. هِيَ ise fasıl zamiri, تَرْعَى الْبَيْتَ kısmı ise sıla cümlesidir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>Fâil Oluşu</strong></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> وَصَلَ الَّذِي نَجَحَ فِي اْلاِمْتِحَانِ . Sınavda başarılı olan geldi. Bu cümlede ise ism-i mevsûl وَصَلَ fiilinin fâilidir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>Mef’ûl Oluşu</strong></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> رَأَيْتُ الَّذِينَ يَشْتَرِكُونَ فِي الْمُؤْتَمَرِ . Kongreye katılanları gördüm. Burada ise ism-i mevsûl رَأَيْتُ fiilinin mef’ûlüdür.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<hr class="system-pagebreak" title="3.Cümledeki bir Ögenin Sıfatı Olması" />
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #ff6600;"><strong>Cümledeki bir Ögenin Sıfatı Olması</strong></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Yukarıda da belirtildiği gibi hâs ism-i mevsûller cümlenin ögelerinin sıfatı olarak da gelebilirler. Bu durumda niteledikleri isme sayı ve müzekkerlikmüenneslik bakımından uyarlar.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>Mübtedanın Sıfatı</strong></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> .الطَّالِبُ الَّذِي نَجَحَ فِي اْلاِمْتِحَانِ حَسَنٌ Sınavda başarılı olan öğrenci Hasan&#8217;dır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>Haberin Sıfatı</strong></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> .هَذَا هُوَ الطَّالِبُ الَّذِي نَجَحَ فِي اْلاِمْتِحَانِ Bu, sınavda başarılı olan öğrencidir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>Fâilin Sıfatı</strong></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> .وَصَلَ الطَّالِبُ الَّذِي نَجَحَ فِي اْلاِمْتِحَانِ Sınavda başarılı olan öğrenci geldi.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>Mef&#8217;ûlün Sıfatı</strong></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> .رَأَيْتُ الطَّالِبَ الَّذِي نَجَحَ فِي اْلاِمْتِحَانِ Sınavda başarılı olan öğrenciyi gördüm. İkil (müsennâ) olanlar hariç bütün ism-i mevsûller mebnîdir. İkil olanlar ise mu‘rabdır. Verilen örneklerde de görüldüğü üzere, diğer ikil lafızlarda olduğu gibi bunların da ref hâli elif’le ( اَللَّذَانِ – اللَّتَانِ ), nasb ve cer hâli ise yâ iledir( اَللَّذَيْنِ اللَّتَيْنِ –) . Ayrıca ikillerle müennes çoğul için kullanılan ism-i mevsûller çift lâm’la yazılırken, diğerleri tek lâm’la yazılır.<br />
</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Yukarıda verilen örnek cümleler ışığında siz de aşağıdaki cümlelerdeki ism-i mevsûllerin ikil ve çoğul hâllerini, gerekli değişiklikleri yaparak yazınız رَأَيْتُ الطِّفْلَ الَّذِي يَقْرَأُ الْقُرْآنَ الْكَرِيمَ . Kur’ân-ı Kerîm okuyan (erkek) çocuğu gördüm رَأَيْتُ الْبِنْتَ الَّتِي تَنْصُرُ صَدِيقَتَهَا . Arkadaşına yardım eden kızı gördüm</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<hr class="system-pagebreak" title="5.2. Müşterek İsm-i Mevsûl" />
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #ff6600;"><strong>2. Müşterek İsm-i Mevsûl</strong></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Müzekker ve müennesi, tekil ve çoğulu için ayrı ayrı lafzı bulunmayıp hepsi için ortak kullanılan ism-i mevsûle müşterek ism-i mevsûl denir. Bunlara genel ya da ortak ism-i mevsûller de denebilir. Bunların başlıcaları iki tanedir: مَنْ ve مَا . Her ikisi de mebnîdir yani ref‘, nasb ve cer durumlarında şekilleri, yapıları değişmez. Müşterek ism-i mevsûller, hâs olanlardan farklı olarak sadece cümlenin bir ögesi olarak gelebilirler.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">: مَنْ Bu ism-i mevsûl akıllılar için kullanılır. Mebnî olduğu için ref, nasb ya da cer konumu aynıdır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>Ref konumu:</strong></span><br />
جَاءَ مَنْ حَفِظَ القرآنَ الكريمَ . Kur’ân-ı Kerim’i ezberleyen geldi. Burada ism-i mevsûl جَاءَ fiilinin fâili olarak ref konumunda gelmiştir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>Nasb konumu:</strong></span><br />
رَأَيْتُ مَنْ حَفِظَ القرآنَ الكريمَ . Kur’ân-ı Kerim’i ezberleyeni gördüm. Burada ise ism-i mevsûl رَأَيْتُ fiilinin mef’ûlü olarak nasb konumunda gelmiştir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>Cer konumu:</strong></span><br />
مَرَرْتُ بِمَنْ حَفِظَ القرآنَ الكريمَ . Kur’ân-ı Kerim’i ezberleyene uğradım. Burada ise ism-i mevsûlün başında بِ harfi cerri gelmiştir. Harfi cerler normalde murab bir ismin başına geldiğinde son harekesini esre yapmaktadır. Ancak مَنْ ism-i mevsûlü mebnî olduğu için, harfi cerden dolayı son harekesinde herhangi bir değişiklik meydana gelmemiştir. Aşağıdaki cümlelerde ise ism-i mevsûl ref konumunda tekil-çoğul, müennes-müzekker için ortak olarak kullanılmıştır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> نَجَا مَنْ عَبَدَ اللهَ . Allah’a kulluk eden kurtuldu (Erkek).</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> نَجَا مَنْ عَبَدَوا اللهَ . Allah’a kulluk edenler kurtuldu (Erkek).</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> نَجَتْ مَنْ عَبَدَتْ اللهَ . Allah’a kulluk eden kurtuldu (Bayan).</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> نَجَتْ مَنْ عَبَدْنَ اللهَ . Allah’a kulluk edenler kurtuldu (Bayan).</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Bu ism-i mevsûl ise akılsızlar için kullanılır ve bu da mebnîdir</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> يَقُولُ الرَّجُلُ مَا لاَ يَفْعَلُهُ . Adam yapmadığını söylüyor.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> حَكَى مَحْمُودٌ مَا شَاهَدَهُ . Mahmut gördüğünü anlattı.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<hr class="system-pagebreak" title="6.3. Sıla Cümlesi" />
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #ff6600;"><strong>3. Sıla Cümlesi</strong></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> İsm-i mevsûlden sonra gelen cümleye sıla cümlesi denir. Sıla cümlesi ism-i mevsûlün ayrılmaz bir parçasıdır ve dâima ism-i mevsûlden sonra yer alır.Sıla cümlesiz kullanılan ism-i mevsûl herhangi bir mânâ ifade etmemektedir. Meselâ جَاءَ الَّذِي dense bu ifade noksandır, bunu جَاءَ الَّذِي كَتَبَ الدَّرْسَ ”Dersi yazan geldi.” şeklinde tamamladığımızda mânâ da tamam olmaktadır.<br />
Sıla cümlesi de isim cümlesi, fiil cümlesi ve şibhi cümle olarak üç şekilde gelebilir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>Fiil Cümlesi</strong></span><br />
ذَهَبَ الرَّجُلُ الَّذِي رَأَيْتُهُ . Gördüğüm adam gitti.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>İsim Cümlesi</strong></span><br />
جَاءَ الْوَلَدُ الَّذِي أَبُوهُ عَالِمٌ . Babası âlim olan çocuk geldi.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>Şibhi Cümle</strong></span><br />
عَرَفْتُ الشَّابَّ الَّذِي عِنْدَكَ . Yanındaki genci tanıdım.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Yukarıda verilen örnekler ışığında siz de aşağıdaki cümlelerdeki sıla cümlesini ve türünü tespit ediniz.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> .نَصَرْتُ الْمَرْأَةَ الْعَجُوزَ الَّتِي تَعْمَلُ فِي الْبُسْتَانِ</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Bahçede çalışan yaşlı kadına yardım ettim.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> زُرْتُ الصَّدِيقَ الَّذِي فِي الْمُسْتَشْفَى . Hastanedeki arkadaşı ziyaret ettim.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> أُحِبُّ اْلإِنْسَانَ الَّذِي خُلُقُهُ حَسَنٌ . Güzel ahlâklı insanı severim.<br />
</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Sıla cümleleri ism-i mevsûlleriyle birlikte Türkçe&#8217;ye genelde -en, -ecek, -miş, &#8211; diği ekleri alarak çevirilir. Bu yönüyle Türkçedeki bazı ortaçlara benzemektedirler.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> اَلَّذِي رَأَيْتُهُ عَلِيٌّ . Gördüğüm Ali&#8217;dir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> قَرَأْتُ الْكِتَابَ الَّذِي أَعْطَيْتَنِي . Bana verdiğin kitabı okudum</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> شَكَرْتُ الطِفْلَةَ الَّتِي سَاعَدَتْنِي . Bana yardım eden kız çocuğuna teşekkür ettim.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<hr class="system-pagebreak" title="7.4. Âid Zamiri" />
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #ff6600;"><strong>4. Âid Zamiri</strong></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Sıla cümlesinde bulunup onu ism-i mevsûle bağlayan zamire âid zamiri denir. Bu zamir, ism-i mevsûle uygun olarak, gizli ya da açık bir şekilde gelebilir. Fiillerin çekiminde yer alan merfû muttasıl zamirlerle müstetir olanlar da âid zamiri olarak gelmektedir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> حَضَرَ اْلأُسْتَاذُ الَّذِي اسمُْهُ عَلِيٌّ . İsmi Ali olan hoca geldi.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> قَرَأْتُ الْكِتَابَ الَّذِي أَرْسَلْتَهُ . Gönderdiğin kitabı okudum.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> .وَصَلَ الطَّالِبُ الَّذِي نَصَرَ الْمَرْأَةَ الْعَجُوزَ Yaşlı kadına yardım eden öğrenci geldi.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> .وَصَلَ الطَّالِبَانِ اللَّذَانِ نَصَرَا الْمَرْأَةَ الْعَجُوزَ Yaşlı kadına yardım eden iki öğrenci geldi.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> .وَصَلَ الطُّلاَّبُ الَّذِينَ نَصَرُوا الْمَرْأَةَ الْعَجُوزَ Yaşlı kadına yardım eden öğrenciler geldiler.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> .وَصَلَتِ الطَّالِبَةُ الَّتِي نَصَرَتِ الْمَرْأَةَ الْعَجُوزَ Yaşlı kadına yardım eden (kız) öğrenci geldi.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> .وَصَلَتِ الطَّالِبَاتُ االلاَّتِي نَصَرْنَ الْمَرْأَةَ الْعَجُوزَ Yaşlı kadına yardım eden (kız) öğrenciler geldi.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Yukarıdaki cümlelerden birincisinde âid zamiri, altı çizili olan اسمُْهُ kelimesinde muzâfun ileyh olan ه zamiridir. İsm-i mevsûl, müzekker ve tekil olduğu için zamir de ona uygun olarak gelmiştir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-size: 14pt; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> İkinci cümlede أَرْسَلْتَهُ fiilinin mef&#8217;ûlü olarak ona bitişmiş olan ه âid zamiridir. Geri kalan cümlelerde ise âid zamiri, üçüncü cümlede, نَصَرَ fiilinin gizli (müstetir) fâili olan هُوَ zamiri, dördüncüde merfû muttasıl zamir olan tensiye (ikil) elifi ( ا), beşincide cemi vâvı ( و), altıncıda gizli هِيَ zamiri ve yedincide de nûn-u nisve (cem-i müennes) ( ن) dir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/ismi-mevsuller-acikogretim-ilahiyat-arapca-dersleri/14829">İsmi Mevsuller &#8211;  Açıköğretim İlahiyat Arapça Dersleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mezid Fiiller</title>
		<link>https://fasiharapca.com/mezid-fiiller/14827</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Mar 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açıköğretim İlahiyat Arapça 3. Dönem Dersleri]]></category>
		<category><![CDATA[Aöf İlahiyat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fasiharapca.com/?p=14827</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bitişken dillerde bir kelimeden değişik mânâlar elde etmek için, değişik eklerden istifade edilir. Mesela, bitişken dillerden olan Türkçemiz’deki “YAZ” kökünden değişik mânâlar elde etmek için bu kökün sonuna, aşağıdaki listede görülen ekler getirilir: Yaz-ı :Yazı Yaz-ıcı :Yazıcı Yaz-an :Yazan Yaz-ar :Yazar Yaz-ılan :Yazılan Yaz-mak :Yazmak Yaz-dır-mak :Yazdırmak Yaz-dır-ıl-mak :Yazdırılmak Yaz-ım :Yazım Yaz-ış :Yazış Görüldüğü gibi, &#8230;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/mezid-fiiller/14827">Mezid Fiiller</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">Bitişken dillerde bir kelimeden değişik mânâlar elde etmek için, değişik eklerden istifade edilir. Mesela, bitişken dillerden olan Türkçemiz’deki “YAZ” kökünden değişik mânâlar elde etmek için bu kökün sonuna, aşağıdaki listede görülen ekler getirilir:<br />
Yaz-ı :Yazı<br />
Yaz-ıcı :Yazıcı<br />
Yaz-an :Yazan<br />
Yaz-ar :Yazar<br />
Yaz-ılan :Yazılan<br />
Yaz-mak :Yazmak<br />
Yaz-dır-mak :Yazdırmak<br />
Yaz-dır-ıl-mak :Yazdırılmak<br />
Yaz-ım :Yazım<br />
Yaz-ış :Yazış</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Görüldüğü gibi, ortak kökten yeni mânâlar elde etmek için kökün sonuna getirilen değişik eklerden istifade edilmiştir. Arapça gibi bükülgen dillerde ise, değişik mânâlar elde etmek için isim ve fiillere şamil olmak üzere, ekler ilave etmek yerine, kelimeler değişik kalıplara nakledilir. İşte bu, mücerret birer kök olan ( فعل ) ile ( فعلل ) köklerine bazı harfler ilave etmek ya da kök harflerindeki bazı harfleri tekrarlamak suretiyle yapılır. Bu şekilde elde     edilen fiillere mezîd yani ilaveli fiiller denir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong><span style="text-decoration: none;"><span style="color: #ff6600;">DİL BİLGİSİ MEZİD FİİLLER</span></span></strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #0099cc; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>Mezîd Fiilin Tarifi ve Babları</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Fiiller en az üç harflidir. Başka bir deyişle fiil kalıpları en az üç harflidir. Bunlara sülâsî (üç harfli) fiiller denilir. Kök harflerinin sayısı dört olan fiiller de vardır. Bunlara da rubâî (dört harfli) fiiller denilir. Bu harflere ilave edilerek elde edilen kalıpların mânâları, harf sayısının artmasına göre değişmektedir. Mezîd bablar, üç harfli fiillere bazen bir, bazen iki, bazen de üç harf; dört harfli fiillere de bazen bir, bazen iki harf ilave edilerek elde edilir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff6600; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>Sülâsînin Mezîdi Rubâî Fiiller</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Üç harfli olan fiillere bir harf ilave edilerek üç fiil kalıbı elde edilir. Bu kalıplar: فَعَلَ fiilinin başına bir hemze ilave etmekle أَفْعَلَ , ortasına orta harfinin cinsinden bir harf ilave etmekle فَعَّلَ , baş harfiyle orta harfi arasına elif ilave etmek suretiyle de فَاعَلَ kalıpları elde edilmektedir. Bu fiiller muzâri ve masdarlarıyla birlikte bir kalıp oluştururlar. Sülâsînin mezîdi (ilavelisi) olarak meydana gelen rubâî fiillerin (dört harfli) kalıpları veya babları şunlardır:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #0099cc; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>أَفْعَلَ-يُفْعِلُ-إِفْعَالٌ . 1 babı</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Okuma parçasında geçen تُوقِظُ fiili bu babtandır. Mâzîsi أَيْقَظَ , muzârii يُوقِظُ , masdarı da إِيقَاظ dır. أَيْقَظَ nın sülâsîsi يَقِظَ idi ve “uyanık ve dikkatli oldu” anlamındaydı. Mâzîsinin başına bir hemze ilave edilerek أَيْقَظَ oldu. Bu arada anlamı “uyandırdı” oldu. Bu fiilin hangi babtan olduğu söylenirken kısaca إِفْعَالٌ babındandır denilir. Yine okuma parçasında geçen أَدْخَلَتْ fiili de إِفْعَالٌ babındandır. Mâzî, muzâri ve masdarıyla söylersek, أَدْخَلَ-يُدْخِلُ-إِدْخَال olur. إِفْعَال babından gelen fiillerin emrinde baştaki hemze, fethalı olur. Mesela, أَكْرَمَ (ikram etti) fiilinin emri أَكْرِمْ (ikram et) dir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff6600; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>Özelliği (Binâsı)</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> إِفْعَال babına aktarılan bir fiil genellikle şu yeni mânâlardan birini kazanır.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">  </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #0099cc; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>1. Müteaddîlik (Geçişlilik)</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Fiil, aslında lâzım (geçişsiz) ise إِفْعَال babına nakledilmekle, bir mef‘ûle müteaddî olur. Yani bir mef‘ûlun bih sarih (Harf-i cersiz mef‘ûl) alır. Örnek: خَرَجَ مَحْمُودٌ . Mahmut çıktı.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> أَخْرَجَ مَحْمُودٌ القَلَمَ مِنْ جَيْبِهِ . Mahmut kalemi cebinden çıkardı.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Eğer fiil bir mef’ûle müteaddî ise, إِفْعَال babına nakledilmekle iki mef’ûle müteaddî olur. Örnek: فَهِمَ خَالِدٌ الدَّرْسَ . Halid dersi anladı. أَفْهَمَ خَالِدٌ عَلِيًّا الدَّرْسَ . Halid Ali’ye dersi anlattı.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Eğer fiil iki mef’ûle müteaddî ise, إِفْعَال babına nakledilmekle üç mef’ûle müteaddî olur. Örnek: عَلِمْتُ صَالحًِا مُطِيعًا . Salih’in itaatkar olduğunu bildim. أعْلَمْتُ مُحَمَّدًا صَالحًِا مُطِيعًا . Muhammed’e Salih’in itaatkar olduğunu bildirdim.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>2. Duhûl: </strong></span>Bir zaman veya yere girme anlamı ifade edebilir.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> أَصْبَحَ حَسَنٌ . Hasan sabahladı.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> أَعْرَقَ حُسَيْنٌ . Hüseyin Irak’a girdi.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> 3. Sayrûret: Bir halden başka bir hale geçmeyi ifade eder:</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> أَثْمَرَ البُسْتَانُ . Bahçe meyve verdi.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> أَفْقَرَ إِسمَْاعِيلُ . İsmail fakirleşti.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>4. Haynûnet:</strong></span> Zamanı gelmek anlamını ifade edebilir. Örnek:</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> أَحْصَدَ الزَّرْعُ . Ekin biçme zamanı geldi.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> 5. Bazen sülâsisi ile aynı mânâyı ifade edebilir. Örnek:</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> شَكَلَ الأَمْرُ . İş karıştı.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> أشْكَلَ الأَمْرُ . İş karıştı.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff6600; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>فَعَّلَ-يُفَعِّلُ-تَفْعِيل . 2 babı:</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> فَعَلَ nin aynı yani orta harfi tekrarlanmak, başka bir ifadeyle şeddelenmek suretiyle bu bab elde edilmiştir.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Bu kalıba şu örneği verebiliriz: عَلَّمَ-يُعَلِّمُ-تَعلِيمٌ öğretmek.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">  </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #0099cc; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Özelliği (Binâsı)</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> تَفْعِيل babına aktarılan bir fiil genellikle şu yeni mânâlardan birini kazanır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff6600; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>1. Müteaddîlik (Geçişlilik)</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Fiil aslında lâzım (geçişsiz) ise تَفْعِيل babına nakledilmekle, bir mef’ûlemüteaddî olur.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #0099cc; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Örnek:</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> فَرِحَ زَيْدٌ . Zeyd sevindi.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> فَرَّحَ زَيْدٌ عَلِيًّا . Zeyd Ali’yi sevindirdi.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Fiil aslında bir mef’ûle müteaddî ise, تَفْعِيل babına nakledilmekle iki mef’ûle müteaddî olur.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff6600; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Örnek:</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> فَهِمَ خَالِدٌ الْمَسْأَلَةَ . Halid problemi anladı.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> فَهَّمَ خَالِدٌ عَلِيًّا الْمَسْأَلَةَ . Halid Ali’ye problemi anlattı.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> 2. Teksîr (Çokluk, abartı) bildirir. Bu çokluk bazen fiilin çokça meydana geldiğini bazen de o fiilin fâilinin çok olduğunu ifade eder.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #0099cc; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>Örnek:</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> غَلَقْتُ البَابَ . Kapıyı kapattım.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> غَلَّقْتُ البَابَ . Çok kapı kapattım.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> 3. Çok az olarak, sülâsî mücerredi ile aynı mânâyı ifade edebilir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff6600; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Örnek:</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> خمََنَ الشَّيْءَ .Bir şeyi tahmin etti.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> خمََّنَ الشَّيْءَ .Bir şeyi tahmin etti.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <span style="color: #0099cc;"><strong>فَاعَلَ-يُفَاعِلُ-مُفَاعَلَة &#8211; 3 babı:</strong></span> فَعَلَ nin “fâ”sı yani birinci harfiyle ikinci harf i arasına bir elif ilave edilmek suretiyle bu bab elde edilir. Okuma parçasında geçen يُدَاعِبُ ,تُدَافِعِينَ ve حَاوَلْتُ fiilleri bu babtandır. تُدَافِعِينَ</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> kalıp olarak şöyledir: .دَافَعَ-يُدَافِعُ-مُدَافَعَةٌ مُفَاعَلَة babının iki masdarı daha vardır: Birisi فِعَالٌ , diğeri فِيعَال dir. Mesela, قَاتَلَ يُقَاتِلُ مُقَاتَلَة قِتَال قِيتَال . (Savaşmak) فِيعَال kalıbında mastar gelmesi sadece bu fiile</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> mahsustur.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> يُدَاعِبُ kalıp olarak şöyledir: دَاعَبَ-يُدَاعِبُ-مُدَاعَبَةٌ</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> حَاوَلْتُ kalıp olarak şöyledir: حَاوَلَ-يُحَاوِلُ-مُحَاوَلَةٌ</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff6600; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>Özelliği (Binâsı)</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Bu baba nakledilen bir fiil şu mânâlardan birini kazanabilir. 1. Müşâreket (işteşlik): Bir fiilin birden çok özne tarafından karşılıklı, ortaklaşa yapıldığını belirttiği çatıya müşareket yani işteşlik denir. Örnek:</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> ضَرَبَ زَيْدٌ عَمْرًا . Zeyd Amr’ı dövdü.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> ضَارَبَ زَيْدٌ عَمْرًا . Zeyd Amr’la dövüştü.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #0099cc; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>2. Müteaddîlik (Geçişlilik ifâde etmesi):</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Örnek:</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> عَفَا الْمَرِيضُ Hasta iyileşti.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> عَافَى اللهُ الْمَرِيضَ . Allah hastaya şifa verdi.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff6600; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>3. Nadiren sülâsî mücerredi ile aynı mânâyı ifade edebilir:</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Örnek:</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> جَازَ الْمَكَانَ . Bir yeri geçti.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> جَاوَزَ الْمَكَانَ . Bir yeri geçti.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Aşağıdaki fiillerin bablarını belirtiniz.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> أَرْسَلَ:</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> يُخَاطِبُ:</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> عَدَّدَ:</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> يُنَزِّلُ:</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> قَابَلَ:</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> يُسْلِمُ:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #0099cc; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>Sülâsînin Mezîdi Humâsî Fiiller</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Sülâsî fiillere iki harf ilave edilerek harf sayıları beşe çıkan fiil kalıpları beştir. Bunlar:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> اِنْفَعَلَ-يَنْفَعِلُ اِنْفِعَالٌ . 1 babı: فَعَلَ nin baş tarafına kesreli bir hemze ve sakin bir nun ilavesiyle bu bab elde edilir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Okuma parçasında geçen اِنْطَلَقَ fiili bu babtandır. Muzâri ve masdarıyla birlikte şöyle denilir: .اِنْطَلَقَ- يَنْطَلِقُ- اِنْطِلاَقٌ Bu bab mutavaat (dönüşlülük) için kullanılır. Mutavaat, öznenin cümlede</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> geçen eylemden nesne gibi etkilendiği fiil çatısıdır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff6600; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Örnek:</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> كَسَرَ الزُّجَاجَ . O camı kırdı.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> انكَسَرَ الزُّجَاجُ . Cam kırıldı.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #0099cc; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>اِفْتَعَلَ-يَفْتَعِلُ- اِفْتِعَالٌ . 2 babı:</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> فَعَلَ nin baş tarafına kesreli bir hemze ve fâsıyla aynı arasına bir tâ ilavesiyle bu bab elde edilir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Okuma parçasında geçen تَبْتَسِمُ ,تَفْتَخِرُ ,تَنْتَهِزُ fiilleri bu babtandır. Mâzî ve masdarlarıyla birlikte şöyle deriz:</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> اِنْتَهَزَ-يَنْتَهِزُ-اِنْتِهَازٌ</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> اِفْتَخَرَ-يَفْتَخِرُ-اِفْتِخَارٌ</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> اِبْتَسَمَ-يَبْتَسِمُ-اِبْتِسَامٌ</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff6600; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>Özelliği (Binâsı)</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> اِفْتِعَال babına nakledilen bir fiil şu anlamlardan birini kazanabilir:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #0099cc; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>1. Mutavaat:</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Örnek:</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> جمََعْتُ الطُّلاَبَ فَاجْتَمَعُوا . Öğrencileri topladım, onlar da toplandılar.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff6600; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>2. Çalışıp çabalama:</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Örnek:</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> كَسَبَ عَلِيٌّ . Ali kazandı.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> اكِْتَسَبَ عَلِيٌّ . Ali kazanmaya çalıştı.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #0099cc; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>3. Müşareket (işteşlik):</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Örnek:</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> سَبَقَ مُحَمَّدٌ إِبْرَاهِيمَ . Muhammed İbrahim’i geçti.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> اِسْتَبَقَ مُحَمَّدٌ إِبْرَاهِيمَ . Muhammed İbrahim’le yarıştı.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff6600; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>4. Edinmek: Bir kimsenin bir şeye sahip olduğuınu ifade eder.</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Örnek:</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> اِخْتَتَمَ عَلِيٌّ . Ali yüzük edindi /taktı.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> اِفْعَلَّ-يَفْعَلُّ-اِفْعِلاَلٌ . 3 babı: فَعَلَ nin baş tarafına bir hemze ilavesi ve lâmın tekrarıyla bu bab elde edilir.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Okuma parçasında geçen احمَْرَّ ◌ِ fiili bu babtandır. اِحمَْرَّ-يَحْمَرُّ-اِحمِْرَارٌ . Kızardı, Kıpkırmızı oldu Özelliği (Binâsı) Bu bab, renk ve özürlerin abartılı anlatımı için kullanılır. Örnek:</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> اِصْفَرَّتِ الأَوْرَاقُ Yapraklar sapsarı oldu /sarardı.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> تفَعَّلَ-يَتَفَعَّلُ-تَفَعُّلٌ . 4 ◌َ babı: فَعَلَ nin baş tarafına bir tâ ilavesi ve aynın tekrarıyla bu bab elde edilmiştir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Okuma parçasında geçen تَوَسَّطَت ,تَذَكَّرَ ,تَتَأَهَّبَ ,أَتَحَدَّثُ fiilleri bu babtandır.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> تَحَدَّثَ-يَتَحَدَّثُ-تَحَدُّثٌ . Konuştu.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> تَأَهَّبَ-يَتَأَهَّبُ-تَأَهُّبٌ . Hazırlandı.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> تَوَسَّطَ-يَتَوَسَّطُ-تَوَسُّطٌ . Ortaya geldi/ortada oldu.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff6600; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>تَفَعُّل Bâbının Özelliği (Binâsı)</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Bu baba nakledilen fiiller aşağıdaki mânâları kazanır:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #0099cc; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>تفعيل . 1 babının mutavaatı:</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Örnek: كَسَّرْتُهُ فَتَكَسَّرَ (Onu kırdım, o da kırıldı).</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff6600; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>2. Tekellüf (Güçlükle elde etme):</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Örnek:</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> تَشَجَّعْتُ Cesaret kazandım.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #0099cc; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>3. Azar azar yapmak:</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Örnek:</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> تَجَرَّعْتُ الْمَاءَ . Suyu yudum yudum içtim.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff6600; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>4. Edinme:</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Örnek:</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> تَوَسَّدْتُ الحَْجَرَ . Taşı yastık edindim.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;">  </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #0099cc; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>تَفَاعَلَ-يَتَفَاعَلُ-تَفَاعُلٌ . 5 babı:</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> فَعَلَ nin baş tarafına bir tâ, fâ ile ayn arasına bir elif ilavesiyle bu bab elde edilir.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Okuma parçasında geçen نَتَسَابَقَ fiili bu babtandır.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> . تَسَابَقَ-يَتَسَابَقُ-تَسَابُقٌ</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff6600; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>Özelliği (Binâsı)</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> تَفَاعُلٌ babına nakledilen fiiller şu mânâları kazanır:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #0099cc; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>1. Müşareket:</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Örnek:</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> تَنَاصَرَ عَلِيٌّ ومُحَمَّدٌ . Ali’yle Muhammed yardımlaştılar.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff6600; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>2. Olmayanı Var Göstermek:</strong></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #0099cc; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>Örnek:</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> تَمَاوَتْنَا Ölü numarası yaptık.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff6600; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>مُفَاعَلَة. 3 babının mutavaatı:</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Örnek:</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> بَاعَدْتُهَ فَتَبَاعَدَ . Onu uzaklaştırdım, o da uzaklaştı.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Aşağıdaki bablardan hangilerinin mutâvaat ifade ettiğini belirtiniz.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> :تَفَاعُل</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> :تَفَعُّل</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> :اِفْعِلاَل</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> :اِفْتِعَال</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> :اِنْفِعَال</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #0099cc; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>Sülâsînin Mezîdi Südâsî Fiiller</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Sülâsîye üç harf ilave edilerek elde edilen dört bab vardır:</span><br />
<span style="color: #ff6600; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>اِسْتَفْعَلَ-يَسْتَفْعِلُ-اِسْتِفْعَالٌ . 1 babı:</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> فَعَلَ nin baş tarafına hemze, sîn ve tâ ( اِسْتَ ) ilave edilmek suretiyle bu bab elde edilmiştir.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Okuma parçasında geçen تَسْتَمِرُّ ve اِسْتَيْقَظَ fiilleri bu babtandır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> اِسْتَمَرَّ-يَسْتَمِرُّ-اِسْتِمْرَارٌ . : devam etti</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> اِسْتَيْقَظَ-يَسْتَيْقِظُ-اِسْتِيقَاظٌ .: uyandı</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #0099cc; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>Özelliği (Binâsı)</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Bu baba nakledilen fiiller, genellikle şu mânâları ifade ederler:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff6600; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>1. Taleb (İstemek):</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Örnek:</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> اِسْتَغْفَرْتُ اللهَ Allah’tan bağışlanma istedim.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #0099cc; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>2. Bir halden bir hale dönme:</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Örnek:</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> اِسْتَحْجَرَ الطِّينُ Çamur taşlaştı.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff6600; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>3. Bir şeyde fiilin aslının sıfat olarak bulunduğuna inanmak:</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Örnek:</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> اِسْتَحْسَنْتُ أَمْرَكَ . İşinin güzel olduğuna inandım/beğendim.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #0099cc; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>اِفْعَوْعَلَ-يَفْعَوْعِلُ-اِفْعِيعَالٌ . 2 babı:</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> فَعَلَ nin baş tarafına bir hemze, aynıyla (ikinci harfiyle) lâmı (üçüncü harfi) arasına bir vav ve ayın cinsinden bir harf ilave edilmek suretiyle bu bab elde edilir.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> اِحْلَوْلَى يَحْلَوْلِى اِحْلِيلاَءٌ (tatlı olmak, tatlı bulmak) bu babın örneğidir. Bu bab, mânâya mübalağa (abartma) kazandırmak içindir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> ا<strong><span style="color: #ff6600;">ِفْعَوَّلَ- يَفْعَوِّلُ- اِفْعِوَّالٌ . 3 babı:</span></strong> فَعَلَ nin baş tarafına bir hemze, aynıyla lâmı arasına şeddeli bir vav ilavesiyle bu bab elde edilir.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> اِجْلَوَّذَ- يَجْلَوِّذُ- اِجْلِوَّاذٌ (hızlı yürümek) fiili bu baba örnektir.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> اِفْعِوَّالٌ babı da mübalağa için kullanılır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong><span style="color: #0099cc;">اِفْعَالَّ-يَفْعَالُّ-اِفْعِيلاَلٌ . 4 babı:</span></strong> فَعَلَ nin baş tarafına bir hemze, aynıyla lâmı arasına bir elif ilavesi ve lâmın tekrarıyla elde edilir.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> اِصْفَارَّ-يَصْفَارُّ-اِصْفِيرَارٌ (sapsarı olmak) fiili bu baba örnektir. Bu bab da, renk ve özürlerin mübalağalı anlatımı için kullanılır. Sülâsînin mezîdi südâsî fiillerden hangisi renk ve özürlerin mübalağalı</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> anlatımı için kullanılır?</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff6600; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Rubâî Mucerred Fiiller</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Arapçada asıl (kök) harfleri dört olan fiillere rubâî mücerred (ilâvesiz dörtlü) fiiller denilir. Rubâî mücerredin bir babı vardır. O da:</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> فَعْلَلَ- يُفَعْلِلُ- فَعْلَلَةٌ وَفِعْلاَلٌ babıdır.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> دَحْرَجَ &#8211; يُدَحْرِجُ – دَحْرَجَةٌ (yuvarlamak), rubâî mücerrede örnektir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Bu bab gelen fiillerin çoğu müteaddî, bazıları da lâzımdır. Örnek:</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> دَحْرَجَ اللاَّعِبُ الكُرَةَ . Oyuncu topu yuvarladı.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> عَسْعَسَ اللَّيْلُ Gece karanlığı bastı.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #0099cc; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>Rubâînin Mezîdi Humâsî Fiiller</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Aslı dört hafli olan Rubâî fiillere ( ت) eklenerek elde edilen mezîdi humâsî bir babtır. Bu: تَفَعْلَلَ- يَتَفَعْلَلُ- تَفَعْلُلٌ babıdır. فَعْلَلَ nin baş tarafına bir tâ ilavesiyle bu bab elde edilir.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> تَدَحْرَجَ-يَتَدَحْرَجُ-تَدَحْرُجٌ (yuvarlanmak) fiili bu baba örnektir. Bunun rubâîsi, دَحْرَجَ (yuvarladı) fiilidir.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Bu bab, mutavaat (dönüşlülük) içindir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #ff6600; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Örnek:</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> زَحْزَحْتُ الحَجَرَ فَتَزَحْزَحَ Taşı kımıldattım, o da kımıldadı.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #0099cc; font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <strong>Rubâînin Mezîdi Südâsî Fiiller</strong></span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> Rubâînin mezîdi sudâsînin iki babı vardır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>اِفْعَنْلَلَ-يَفْعَنْلِلُ-اِفْعِنْلاَلٌ . 1 babı: </strong> </span>فَعْلَلَ nin baş tarafına bir hemze, aynıyla birinci lâmı arasına bir nun ilave edilmek suretiyle bu bab elde edilir. اِحْرَنْجَمَ-يَحْرَنْجِمُ-اِحْرِنْجَامٌ (toplanmak) fiili bu baba örnektir. Bunun rubâîsi, حَرْجَمَ (topladı) fiilidir.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> اِفْعِنْلاَلٌ babı, mutavaat (dönüşlülük) için kullanılır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> <span style="color: #0099cc;"><strong>اِفْعَلَلَّ-يَفْعَلِلُّ-اِفْعِلاَّلٌ . 2 babı:</strong></span> فَعْلَلَ nin baş tarafına bir hemze ile ikinci lam cinsinden bir harf ilave edilerek bu bab elde edilir.</span><br />
<span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif; font-size: 14pt;"> اِطْمَأَنَّ-يَطْمَئِنُّ-اِطْمِئْنَانٌ (yatışmak) fiili buna örnektir. Bunun rubâîsi طَمْأَنَ (yatıştırdı) fiilidir. اِفْعِلاَّلٌ babı, mutavaat (dönüşlülük) ifade eder.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://fasiharapca.com/mezid-fiiller/14827">Mezid Fiiller</a> yazısı ilk önce <a href="https://fasiharapca.com">Fasih Arapça</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
