Muhammed Suresi 18 Ayet Arapça Metni Arapça Kelime Meali – Anlamı Tefsiri

36678

Muhammed Suresi 18 Ayet Kelime Meali – Anlamı Tefsiri

Ayetin Arapçası:

فَهَلْ يَنْظُرُونَ اِلَّا السَّاعَةَ اَنْ تَأْتِيَهُمْ بَغْتَةًۚ فَقَدْ جَٓاءَ اَشْرَاطُهَاۚ فَاَنّٰى لَهُمْ اِذَا جَٓاءَتْهُمْ ذِكْرٰيهُمْ

Ayetin Kelime Meali:
فَهَلْ يَنْظُرُونَ -mi bekliyorlar? إِلَّا yalnızca السَّاعَةَ sa’atin أَنْ تَأْتِيَهُمْ kendilerine gelmesini بَغْتَةًۖ ansızın فَقَدْ işte جَاءَ geldi أَشْرَاطُهَاۚ onun belirtileri فَأَنَّىٰ neden mümkün olsun? لَهُمْ onlara إِذَا sonra جَاءَتْهُمْ kendilerine geldikten ذِكْرَاهُمْ öğüt almaları

Ayetin Meali Diyanet:

Onlar, kıyamet gününün ansızın gelip çatmasını mı bekliyorlar? Şüphesiz onun alâmetleri belirmiştir. Kendilerine gelip çatınca ibret almaları neye yarar!

Ayetin Haşiyesi:

1,“Îman ve teklif (emir ve yasaklara itâatle vazîfeli olmak) ihtiyar (irâdeyle tercîh edebilme) dâiresinde bir imtihan, bir tecrübe, bir müsâbaka (yarışma) olduğundan, perdeli ve derin ve tedkîka (araştırmaya) ve tecrübeye muhtaç olan nazarî (düşünerek görülebilen) mes’eleleri, elbette bedîhî (apaçık) olmaz. Ve herkes ister istemez tasdîk edecek derecede zarûrî (mecbûr edici) olmaz. Tâ ki Ebû Bekir’ler (ra) a‘lâ-yı illiyyîne (en yüksek mertebelere) çıksınlar, Ebû Cehil’ler esfel-i sâfilîne (aşağıların en aşağısına) düşsünler. Eğer ihtiyâr kalmazsa teklîf olamaz. Bu sır ve bu hikmet içindir ki, mu‘cizeler seyrek ve nâdir verilir. Hem dâr-ı teklifte (imtihan dünyasında) gözle görünecek olan alâmet-i kıyâmet ve eşrât-ı saat (kıyâmet alâmetleri), bir kısım müteşâbihât-ı Kur’âniye (Kur’ân’ın teşbih ve benzetmeli âyetleri) gibi kapalı ve te’villi oluyor (îzâhı gerekiyor). Yalnız, güneşin mağribden (batıdan) çıkması, bedâhet derecesinde (apaçık) olup herkesi tasdîke mecbûr ettiğinden, tevbe kapısı kapanır; o zaman daha tevbe ve îman makbûl olmaz. Çünki Ebû Bekir’ler (ra), Ebû Cehil’ler ile tasdikte berâber olurlar. Hattâ Hazret-i Îsâ Aleyhisselâmın nüzûlü (inmesi) dahi ve kendisi Îsâ Aleyhisselâm olduğu, nûr-ı îmânın (îmân nûrunun) dikkatiyle bilinir; herkes bilemez.” (Şuâ‘lar, 5. Şuâ‘, 72)

 

Ayetin Tefsiri :

Hz. Peygamber’in şahsiyeti, ahlâkı, tebliğ ettiği Kur’an’daki ikna edici deliller ve kıyamet alâmetleri, aklını iyi kullanan kimselerin imana gelmeleri için yeterli etkenler ve delillerdir. Ancak inkâra saplanıp kalanlar bir türlü iman etmemekte, âdeta kıyameti beklemektedirler. Kıyamet kopunca iman etmenin de, ibret almanın da faydası yoktur, o zaman artık imtihan bitmiş, cevaplar açıklanmış olmaktadır. Kıyamet alâmetleri, kıyametin yaklaştığını gösteren olaylar ve oluşlardır. İman konularını içeren kaynaklarda, ilgili rivayetlere dayanılarak bu alâmetlerin küçükleri ve büyükleri hakkında geniş bilgiler verilmiştir. Burada “geldiği bildirilen alâmetler”in neler olduğu konusunda çeşitli yorumlar yapılmıştır. Muhammed aleyhisselâm son peygamber, İslâm da son dindir. Şu halde gelmiş bulunan en önemli ve objektif alâmetler bunlardır. Hz. Peygamber bir hadislerinde, orta ve işaret parmaklarını birleştirerek, “Benim gönderilmem ile kıyamet birbirine şu iki parmak kadar yakındır” buyurmuşlardır (Buhârî, “Talâk”, 25; Müslim, “Cum‘a”,43; “Fiten”, 135). Tabii buradaki yakınlık izâfî bir yakınlıktır, dünyanın ve insanlığın ömrünün son dilimidir. Bu dilim bütüne nisbetle küçüktür, ama kendisi bizim ölçülerimize göre önemli ölçüde uzun ve büyük olabilir. Cibrîl hadisi diye bilinen hadisin sonunda Peygamber efendimize, “Kıyamet ne zaman kopacak?” diye sorulduğunda onu bilmediğini ifade etmiş, alâmet olarak şunları zikretmiştir: Savaşların artması, köleliğin yayılması, ayağın baş olması, kırsal bölge insanlarının kent hayatının lüksüne kapılmaları ve bu konuda yarışa girmeleri (Müslim, “Îmân”, 1, 5, 7).

Muhammed 18 Muhammed Suresi 18 Ayet Kuran Mealleri Arapça Kelime Meali Latin Harfli Anlamı Tefsiri

Önceki İçerikMuhammed Suresi 15 Ayet Arapça Metni Arapça Kelime Meali – Anlamı Tefsiri
Sonraki İçerikMuhammed Suresi 36 Ayet Arapça Metni Arapça Kelime Meali – Anlamı Tefsiri