Klasik Arapça

Klasik Arapça

Elif-Nun Maddesinin Vücuben Fethalandığı Yerler

فتحت فاعلة، نحو: بَلَغَنِى أَنَّكَ قَائِمٌ. مفعولة، نحو: عَلِمْتُ أَنَّ زَيْدًا قَائِمٌ. مبتدأة؛ نحو: عِنْدِى أَنَّكَ قَائِمٌ. و مضاف إليه؛ نحو: إِجْلِسْ حَيْثُ أَنَّ زَيْدًا جَالِسٌ. و بعد لو؛ لأنه فاعل، نحو: لو أَنَّكَ قَائِمٌ لكان كذا أي لو ثبت قيامك. و بعد لولا، لإنه مبتدأ، نحو: لولا أَنَّكَ ذَاهِبٌ، لكان كذا. أي لولا ذهابك موجود. و بعد...

Elif-Nun Maddesinin Cevazen Kesre veya Fethalandığı Yerler

و حيث جاز التقديران، جاز الأمران، كـألتي وقعت بعد فاء الجزاء، نحو: من يُكْرِمْنِى فَأَنِّى أُكْرِمُهُ. فإن كسرت فالمعنى، فأنا أُكْرِمُهُ. و إنْ فتحتَ فالمعنى فإكْرَامِى إياه ثابتٌ. Elif-Nun Maddesinin Kesre ve Fethalandığı Yerler و حيث hangi terkibde, جاز caiz olursa, التقديران o iki takdir (yani elif nun maddesinin mamulleri ile birlikte, cümle ve müfred olarak takdir edilmesinin...

İn-i Muhaffefe

و تُخَفَّفُ المكسورَةُ فَيَلْزَمُ اللام في خبرِها و يجوز اِلْغَائُهَا و دُخُولها على فعلٍ من أفعال المبتدأ. نحو؛ قوله تعالى: و إِنْ كَانَتْ لَكَبِيرَيةً و إِنْ نَظُنُّكَ لَمِنَ الكَاذِبِينَ و تُخَفَّفُ ve tahfif edilir, المكسورَةُ meksur olan elif nun maddesi (yani إِنَّ edatı tahfif edilince, nun harfinmin şeddesi düşer ve إِنْ halini alır). فَيَلْزَمُ bu halde lazımdır; اللام...

En-i Muhaffefe

و تُخَفَّفُ المفْتُوحَةُ فَتَعْمَلُ في ضَمِيرِ شَأْنٍ مُقَدَّرٍ و تُخَفَّفُ tahfif edilir, المَفْتُوحَةُ hemze harfi meftuh olan elif nun maddesi (yani أَنَّ tahfif edilir), أَنَّ kelimesi tahfif edilip أَنْ halini alınca; فَتَعْمَلُ o أَنْ ‘i muhaffefe amel eder, في ضَمِيرِ شَأْنٍ şan zamirinde, yani bir cümleden önce zikredilip, o cümlenin tefsir ettiği zamirde, o öyle şan zamiri ki;...

Keen-i Muhaffefe

و تُخَفَّفُ كَأَنَّ فَتُلْغَى على الأفْصَاحِ، نحو: كَأَنْ ثَدْيَاهُ حُقَّانِ و تُخَفَّفُ tahfif edilir, كَأَنَّ ismini nasb, haberini raf eden edatlardan olan كَأَنَّ harfi, yani كَأَنَّ kendisinde bulunan meftuh nun harfi hazf edilerek tahfif edilir ve كَأَنْ şeklinde söylenir. كَأَنَّ tahfif edilip كَأَنْ olunca, فَتُلْغَى ilga edilir, yani كَأَنَّ manasından ilga edilir, artık manası değişecek, bu amelden ilga...

Lakin-i Muhaffefe

و تُخَفَّفُ لَكِنَّ، فَيَجِبُ إِلْغَاؤُهَا، نحو: مَا جَاءَنِى زَيْدٌ لَكِنْ عَمْرٌو حَاضِرٌ. و يَجُوزُ حِينَئِذٍ دُخُولُهُمَا على الفِعْلِ، نحو: كَأَنْ قَامَ زَيْدٌ و مَا قَامَ زَيْدٌ و لَكِنْ قَعَدَ  و تُخَفَّفُ tahfif edilir, لَكِنَّ lakinne tahfif edilir ve لَكِنْ olur. فَيَجِبُ vacib olur, إِلْغَاؤُهَا onun ilga edilmesi, yani لَكِنَّ kelimesinin amelinin iptal edilmesi vacip olur. Misal;مَا جَاءَنِى...

Leyse’ye Müşabih Lâ ve Mâ

ما و لا حرفان المشبهتان بليس وَ القِسْمُ الثَّانِى؛ حَرْفَانِ مَا و لَا المُشَبَّهَتَانِ بِلَيْسَ فى كَوْنِهِما لِلنَّفْىِ و الدُّخُولِ على المُبْتَدَأَ و الخَبَرِ. و شَرْطُ عَمَلِهِما أَنْ لا يُفْصَلَ بَيْنَهُما و بَينَ اِسْمِهِما بِإنْ و لا يَخْبَرِهِما و لا بِغَيْرِهِما و أَنْ لا يَنْتَقِضَ النَّفْىُ بِإلا. و شُرِطَ فى لا مَعَهُما كَوْنُ اِسْمِهَا نَكِرَةً، نحو؛ مَا زَيْدٌ...

Fiili Muzariyi Nasb Edenler

و العَامِلُ فى الفِعْلُ المُضَارِعِ على نَوْعَيْنِ نَاصِبٌ و جَازِمٌ. فَنَاصِبُ أَرْبَعَةُ أَحْرُفٍ. أَنْ؛ لِلْمَصْدَرِيَّةِ و لَنْ؛ لِلنَّفْىِ المُؤَكَّدِ فى الإسْتِقْبَالِ و كَىْ؛ لِلسَّبَبِيَّةِ و إِذَنْ؛ لِلشَّرْطِ و الجَّزَاءِ. شَرْطُ عَمَلِهِ أَنْ يَكُونَ فِعْلُهُ مُسْتَقْبَلًا غَيْرَ مُعْتَمِدٍ على مَا قَبْلَهُ و إِنْ أُرِيدَ بِهِ الحَالُ أوِ اعْتَمَدَ على ما قبلهُ لم تعمل، نحو؛ إذن أَظُنَّكَ كَاذِبًا لِمَنْ قَالَ...

En

أن  Fiil-i muzariyi nasb eden amillerden birincisi أن ‘dir. Bu en edatı dahil olduğu muzari fiili masdara tevil eder. Misal; رَأَيْتُ أَنْ تَشْرَبَ الماءَ “Su içmeni gördüm” gibi. Daha evvel En edatının masdara nasıl tevil ettiği anlatılmıştır.

Len

لن Fiili muzariyi nasb eden edatların ikincisi len’dir. Bu len edatı tekidi nefyi istikbal, yani istikbaldeki nefyliği tekid etmek için muzari fiilin başına getirilir. Emsile-i Muhtelife’de 10. sigadır. Misal; لَنْ يَكْتُبَ زَيْدٌ “Zeyd, asla yazmayacak” gibi.

Key

كى Fiili muzariyi nasb eden edatların üçüncüsü key’dir. Bu edat sebebiyet bildirir. Önüne dahil olan muzari fiili, kendisinden önce olan bir hükme sebeb kılar. Misal; أَسْلَمْتُ كَىْ أَدْخُلَ الجنَّةَ “Cennete girmek için Müslüman oldum” gibi. Bu terkipteki كَىْ kelimesi, kendisinden sonraki أَدْخُلَ fiiline, kendinden önceki lafzı أَسْلَمْتُ sebeb kılar. Yani dahil olmamın sebebi müslüman olmamdır. Bu key edatı...

Bina’ya Giriş

Bu Bina Kitabı Sarf Hakkındadır / ِهَذَا كِتَابُ الْبِنَاءِ فِي الصَّرْف أَبْتَدِىُ أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم. اَلْحَمْدُ لِلهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَ الصَّلاَةُ وَ السَّلاَمُ عَلَى رَسُلِنَا مُحَمَّدٍ وَ آلِهِ اَجْمَعِينَ. أَبْتَدِىُ başlıyorum, أَعُوذُ ben sığınırım, بِاللهِ Allaha, مِنَ الشَّيْطَانِ şeytandan, (öyle şeytan ki), الرَّجِيمِ recm (taşlanmış) edilmiş. بِسْمِ اللهِ Allahın ismi ile, (öyle...

İzen

إذن Fiili muzariyi nasb eden edatların dördüncüsü izen’dir. Bu izen, şart ve ceza için gelir. İzen edatının amel etme şartı; fiilinin müstakbel olması ve kendinen önce her hangi birşeye bağlı olmaması ve izen’in mamul olan muzari fiilin ise bir haber mahiyetinde olmaması ve hal manasında olmaması gereklidir. Yoksa izen lafzı amel etmez. Misal; إِذَنْ أَظُنُّكَ كَاذِبًا burada görüldüğü...

Bir Fiil-i Muzariyi Cezm Edenler

مِنْهَا حُرُوفُ تَجْزِمُ فِعْلًا وَاحِدًا. Bu 15 cezm edici edattan 4 tanesi tek bir fiili muzariyi cezm eder. Bir Fiil-i Muzariyi Cezm Eden Edatlar لم لما لام الأمر لا النهى

Müteaddi ve Lazım Fiillerin Tanımı

اَلْمُتَعَدِّى، هُوَ مَا يَتَجَاوَزُ فِعْلُ الْفَاعِلِ إِلَى الْمَفْعُولِ بِهِ. اَللَّاَزِمُ، هُوَ مَا لَمْ يَتَجَاوَزْ فِعْلُ الْفَاعِلِ إِلَى الْمَفْعُولِ بِهِ بَلْ وَقَعَ فِي نَفْسِهِ. اَلْمُتَعَدِّى müteaddi fiil: هُوَ مَا o müteaddilik öyle bir şeydir ki, يَتَجَاوَزُ geçer, فِعْلُ الْفَاعِلِ failin fiili, إِلَى الْمَفْعُولِ بِهِ mefulü bihe, yani failin fiilinden etkilenen nesne yada özneye. اَللَّاَزِمُ lazım fiil: هُوَ مَا...

Lem ve Lemma

و هِيَ لم و لما، لِنَفْى الماضِى Bir fiili muzariyi cezm eden edatların ilk ikisi; lem ve lemma’dır. Bu lem ve lemma mazi fiilden hükmü nefy eder. Önlerine gelen muzari fiil maziye menfi halde döner. Misal; لم يَلِدْ “doğmadı” ve لما يَنْصُرْ “henüz yardım etmedi” gibidir. Lem ile Lemma’nın Farkı; Bir Mureb fiili muzariyi cezm eden lem ve...