Ana Sayfa Kuran Meali Hucurât Hucurât Suresi 12 Ayet Arapça Metni Arapça Kelime Meali –...

Hucurât Suresi 12 Ayet Arapça Metni Arapça Kelime Meali – Anlamı Tefsiri

40596

Hucurât Suresi 12 Ayet Kelime Meali – Anlamı Tefsiri

Ayetin Arapçası:

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اجْتَنِبُوا كَث۪يراً مِنَ الظَّنِّۚ اِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ اِثْمٌ وَلَا تَجَسَّسُوا وَلَا يَغْتَبْ بَعْضُكُمْ بَعْضاًۜ اَيُحِبُّ اَحَدُكُمْ اَنْ يَأْكُلَ لَحْمَ اَخ۪يهِ مَيْتاً فَكَرِهْتُمُوهُۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ تَـوَّابٌ رَح۪يمٌ

Ayetin Kelime Meali:
يَا أَيُّهَا ey الَّذِينَ آمَنُوا inananlar اجْتَنِبُوا sakının كَثِيرًا çok مِنَ الظَّنِّ zandan إِنَّ zira بَعْضَ bir kısmı الظَّنِّ zannın إِثْمٌۖ günahtır وَلَا تَجَسَّسُوا merak etmeyin وَلَا يَغْتَبْ arkasından çekiştirmesin بَعْضُكُمْ biriniz بَعْضًاۚ diğerinizi أَيُحِبُّ sever mi? أَحَدُكُمْ biriniz أَنْ يَأْكُلَ yemeği لَحْمَ etini أَخِيهِ kardeşinin مَيْتًا ölmüş فَكَرِهْتُمُوهُۚ işte bundan iğrendiniz وَاتَّقُوا o halde korkun اللَّهَۚ Allah’tan إِنَّ şüphesiz اللَّهَ Allah تَوَّابٌ tevbeyi çok kabul eden رَحِيمٌ çok esirgeyendir

Ayetin Meali Diyanet:

Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah´tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.

Ayetin Haşiyesi:

1,“Gıybet (dedikodu), ehl-i adâvet ve hased ve inadın (kindâr, kıskanç ve inadçıların) en çok isti‘mâl ettikleri (kullandıkları) alçak bir silâhtır. İzzet-i nefis sâhibi, bu pis silâha tenezzül edip isti‘mâl etmez. (…) Gıybet odur ki: Gıybet edilen adam hâzır olsa idi ve işitse idi, kerâhet edip (hoşlanmayıp) darılacaktı. Eğer doğru dese, zâten gıybettir. Eğer yalan dese; hem gıybet, hem iftirâdır. İki katlı çirkin bir günahtır. Gıybet, mahsus (husûsî) birkaç maddede câiz olabilir: Birisi: Şekvâ (şikâyet) sûretinde bir vazîfedar adama der, tâ yardım edip o münkeri (çirkin şeyi), o kabâhati ondan izâle etsin ve hakkını ondan alsın. Birisi de: Bir adam onunla teşrîk-i mesâî etmek (berâber çalışmak) ister. Senin ile meşveret eder (danışır). Sen de sırf maslahat (faydalı olmak) için garazsız olarak (düşmanlık taşımadan), meşveretin hakkını edâ etmek için desen: ‘Onun ile teşrîk-i mesâî etme. Çünki zarar göreceksin.’ Birisi de: Maksadı, tahkir ve teşhir (i‘lân) değil; belki maksadı, ta‘rîf ve tanıttırmak için dese: ‘O topal ve serseri adam filan yere gitti.’ Birisi de: O gıybet edilen adam fâsık-ı mütecâhirdir. Yani fenâlıktan sıkılmıyor, belki işlediği seyyiâtla (günahlarla) iftihâr ediyor; zulmü ile telezzüz ediyor, sıkılmayarak âşikâre bir sûrette işliyor. İşte bu mahsus maddelerde garazsız ve sırf hak ve maslahat için gıybet câiz olabilir. Yoksa gıybet, nasıl ateş odunu yer bitirir; gıybet dahi a‘mâl-i sâlihayı (sâlih amelleri) yer bitirir.” (Mektûbât, 22. Mektûb, 102-103)

 

Ayetin Tefsiri :

Bu âyette üç kötü huy ve alışkanlık ele alınmış, etkili bir üslûpla yasaklanmıştır: Gerçek bilgi ve kanıta değil, tahmine dayalı hüküm (zan), insanların gizliliklerini araştırmak (tecessüs) ve insanları arkalarından çekiştirmek (gıybet). Gerçeklik ihtimali yüzde ellinin üzerinde bulunmakla beraber kesin olmayan bilgi ve hükme zan denir. Başkalarını suçlamak, aleyhlerinde olacak bir karar almak ve davranışta bulunmak söz konusu olduğunda zanna dayanılamaz, zan şeklindeki bilgi dayanak ve delil kılınamaz. Çünkü insanlar hakkında sahip olunan zan ve tahminlerin birçoğu isabetsiz olmakta, beklendiğinin, sanıldığının aksi gerçekleşmektedir. Şu var ki, kimsenin aleyhinde olmayan, hakların zayi edilmesi ihtimali bulunmayan alanlarda, kesin bilgi bulunmadığında kuvvetli zan, tahmin ve ihtimale dayalı hükümler ve uygulamalar yasak kapsamına dahil değildir. Sosyal bilimlerin önemli bir kısmı kesinliğe değil, kuvvetli zan ve ihtimale dayanmaktadır. Sâbıkalı olmayan, suç işleme bakımından ciddi şüpheye sebep olacak davranışları bulunmayan bir kimsenin gizlediği bir işini, davranışını, halini araştırmak ve açıklamak ise âyette yasaklanan tecessüs kapsamına girmekte olup İslâm ahlâkçılarına göre ayıptır, dine göre de câiz değildir, günahtır. Ancak düşmanların müslümanlar hakkındaki plan, program ve niyetlerini anlamak, zamanında tedbir almayı sağlamak gibi amaçlara yönelik casusluk faaliyeti, bunda zaruret bulunduğu için yasak kapsamına dahil edilmemiştir. Bir kimsenin gıyabında, arkasından hoşuna gitmeyeceği bilinen bir şeyini konuşmak, başkalarına aktarmak gıybettir ve câiz değildir. Peygamber efendimize, “Birisinin arkasından söylediklerimiz doğru ise, onda bu kötü nitelik varsa yine de yasak olan gıybet gerçekleşir mi?” diye soranlar şu cevabı almışlardır: “Söylediğiniz onda varsa gıybet etmiş olursunuz, yoksa yaptığınız iftira olur” (Müslim, “Birr”, 70). Şu hadis de bu kötü huylar ve alışkanlıklarla ilgilidir: “Zanna kapılmaktan sakınınız, zan en fazla asılsız olabilen haber ve bilgi türüdür. Kulak kabartmayınız, gizlilikleri araştırmayınız, başkalarını kıskanmayınız, öfkenize kapılmayınız, birbirinize sırtınızı dönmeyiniz. Bir Allah’ın kulları! Kardeşler olunuz” (Müslim, “Birr”, 28).

Hucurât 12 Hucurât Suresi 12 Ayet Kuran Mealleri Arapça Kelime Meali Latin Harfli Anlamı Tefsiri

Önceki İçerikHucurât Suresi 8 Ayet Arapça Metni Arapça Kelime Meali – Anlamı Tefsiri
Sonraki İçerikKâf Suresi 11 Ayet Arapça Metni Arapça Kelime Meali – Anlamı Tefsiri