Ana Sayfa Kuran Meali Ahkâf Ahkâf Suresi 12 Ayet Arapça Metni Arapça Kelime Meali –...

Ahkâf Suresi 12 Ayet Arapça Metni Arapça Kelime Meali – Anlamı Tefsiri

36528

Ahkâf Suresi 12 Ayet Kelime Meali – Anlamı Tefsiri

Ayetin Arapçası:

وَمِنْ قَبْلِه۪ كِتَابُ مُوسٰٓى اِمَاماً وَرَحْمَةًۜ وَهٰذَا كِتَابٌ مُصَدِّقٌ لِسَاناً عَرَبِياًّ لِيُنْذِرَ الَّذ۪ينَ ظَلَمُواۗ وَبُشْرٰى لِلْمُحْسِن۪ينَ

Ayetin Kelime Meali:
وَمِنْ قَبْلِهِ ve ondan önce كِتَابُ Kitabı مُوسَىٰ Musa’nın إِمَامًا önder وَرَحْمَةًۚ ve rahmet وَهَٰذَا ve bu كِتَابٌ Kitaptır مُصَدِّقٌ doğrulayan لِسَانًا diliyle عَرَبِيًّا Arap لِيُنْذِرَ uyarmak için الَّذِينَ ظَلَمُوا kendilerine yazık edenleri وَبُشْرَىٰ ve müjdelemek için لِلْمُحْسِنِينَ güzel davrananları

Ayetin Meali Diyanet:

Ondan önce de bir rahmet ve rehber olarak Musa´nın kitabı vardır. Bu (Kur´an) da, zulmedenleri uyarmak ve iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap lisanıyla indirilmiş, doğrulayıcı bir kitaptır.

Ayetin Haşiyesi:

1,“Evet, Kur’ân-ı Hakîm bil-ittifâk (ittifakla) ümmî (okuma-yazma bilmeyen) ve emîn (güvenilir) bir zâtın lisânıyla zamân-ı Âdem’den tâ Asr-ı Saâdete kadar, enbiyâların (peygamberlerin) mühim hâlâtını (hâllerini) ve ehemmiyetli vukūâtını (hâdiselerini) öyle bir tarzda zikrediyor ki, Tevrât ve İncîl gibi kitabların tasdîki altında gāyet kuvvet ve ciddiyetle ihbâr ediyor (haber veriyor). Kütüb-i Sâlifenin (geçmiş semâvî kitabların) ittifâk ettikleri (birleştikleri) noktalarda muvâfakat (tasdîk) etmiştir. İhtilâf ettikleri (farklı oldukları) bahislerde, musahhihâne (düzelterek) hakîkat-i vâkıayı (gerçek hâdiseyi) faslediyor (yanlışlardan ayırıyor). Demek Kur’ân’ın nazar-ı gayb-bînîsi (gizlilikleri gören bakışı), o Kütüb-i Sâlifenin umûmunun fevkinde (üstünde) ahvâl-i mâziyeyi (geçmiş hâlleri) görüyor ki, ittifâkî mes’elelerde musaddikāne (doğrulayarak) onları tezkiye ediyor (arındırıyor). İhtilâfî mes’elelerde musahhihâne onlara faysal (hüküm) oluyor. Hâlbuki Kur’ân’ın vukūât ve ahvâl-i mâziyeye dâir ihbârâtı aklî (akla âid) bir iş değil ki, akıl ile ihbâr edilsin. Belki, semâ‘a mütevakkıf (işitmeye bağlı) nakildir. Nakil ise, kırâet ve kitâbet (okuma ve yazma) ehline mahsustur. Dost ve düşmanın ittifâkıyla kırâetsiz, kitâbetsiz, emânetle ma‘rûf (güvenilir olmakla tanınmış), ümmî lâkabıyla mevsûf (vasıflı) bir zâta nüzûl ediyor (iniyor). Hemo ahvâl-i mâziyeyi öyle bir sûrette ihbâr eder ki, bütün o ahvâli görür gibi bahseder.” (Zülfikār, 25. Söz, 35)

 

Ayetin Tefsiri :

Sûrenin ana konusu Kur’an’ın Allah kelâmı, Muhammed aleyhisselâmın da gerçek peygamber olduğunu ispat etmektir. Bu maksatla sıralanan deliller ve ikna edici tartışma çerçevesinde bu âyetlerde şunlara yer verilmiş olmaktadır: a) Kur’an’a ve peygambere iman edenler bulunduğuna göre inkârcıların bunda ısrar etmek yerine bir de “Ya gerçek ise, Allah’tan gelmiş ise biz ona inanmamakla neleri kaybetmiş olacağız” diye düşünmelerinin akıl kârı olduğu. b) Kur’an’ın Allah’tan geldiği ve peygamberin doğru söylediği konusunda tanıklık eden, bununla da kalmayıp ona inanan bazı Yahudilerin tanıklıklarının dikkate alınması gerektiği. Bu şahidin kim olduğu konusunda çeşitli yorumlar yapılmış, rivayetlere yer verilmiştir. Bu cümleden olarak “Şahit Hz. Mûsâ’dır, Tevrat’da Hz. Peygamber’in geleceğini bildirmiştir”; “Yahudi iken müslüman olan Abdullah b. Selâm’dır”; “Mekke müşriklerinin ticaret için gittikleri Medine’de ve başka yerlerde karşılaştıkları bazı yahudilerdir” diyenler olmuştur. Birinci ihtimal oldukça zayıftır; çünkü bu şahitlik Mekkeliler için ikna edici olmaz. İkinci ihtimal bazı sağlam rivayetlere dayanmakla beraber sûrenin Mekke’de inmiş olması bu yorumu zayıflatmaktadır. Bunu savunanlara göre sûrenin bütünü Mekke’de inmiş olmakla beraber bu âyet daha sonra Medine’de gelmiş ve sûredeki yerine konmuştur (Râzî, XXVIII, 7; Kurtubî, XVI,181; Şevkânî, V, 23). Bize göre ikinci ve üçüncü ihtimaller birbiri ile çelişmediği için kabul edilebilir niteliktedir. c) İnkârda ısrar eden Arap müşriklerinin, servet ve saltanatlarına güvenerek Allah’tan gelecek her iyi ve güzel şeyin öncelikle kendilerine gelmesi gerektiği konusundaki değerlendirmelerinin yanlış olduğu; insanların Allah katındaki değerlerinin servet ve saltanata değil, imana, ahlâka ve iyiliklere bağlı olduğu. d) Araplar’ın yakınlarında olan ve temas halinde bulundukları yahudilerin ellerinde bulunan Tevrat’ı ölçü olarak almalarının uygun olacağı. Hz. Mûsâ ve Tevrat ile Hz. Muhammed ve Kur’an arasında önemli benzerlikler vardır, fark dilde ve şekildedir; içerik ve amaç benzerliği, kaynak birliğinin ve gerçekliğin önemli bir delilidir.

Ahkâf 12 Ahkâf Suresi 12 Ayet Kuran Mealleri Arapça Kelime Meali Latin Harfli Anlamı Tefsiri

Önceki İçerikAhkâf Suresi 10 Ayet Arapça Metni Arapça Kelime Meali – Anlamı Tefsiri
Sonraki İçerikAhkâf Suresi 31 Ayet Arapça Metni Arapça Kelime Meali – Anlamı Tefsiri