ZİKİR VE ZİKRETMEYE TEŞVİK ETMENİN FAZİLETİ ARAPÇA TÜRKÇE HADİSİ ŞERİFLER RİYAZUS SALİHİN

 

455- وعَنْ أبي هُريرةَ ، رضي اللَّه عنْهُ قالَ : قالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : « كَلِمتَانِ خَفِيفَتَانِ عَلى اللِّسانِ ، ثَقيِلَتانِ في المِيزَانِ ، حَبِيبَتَانِ إلى الرَّحْمنِ:سُبْحان اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ، سُبحانَ اللَّه العظيمِ»متفقٌ عليهِ.

1408-455 Ebu Hureyre (r.a.)’dan bildirildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Dile kolay, mizana konduğunda ağır gelen ve Rahman olan Allah’ı hoşnud eden iki cümle vardır ki Sübhanallah ve bihamdihi Sübhanellahi’l-azim = Ben Allah’ı noksan sıfatlardan uzak bilir ve onu hamdiyle överim. Ben yüce olan Allah’ı tekrar noksan sıfatlardan uzak sayarım.” (Buhari, Deavat, 65; Müslim, Zikr, 31)

456- وعنْ سعدِ بن أبي وقاص رضي عنْهُ أنَّ رَسُول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم كانَ يَتَعوَّذُ دُبُر الصَّلَواتِ بِهؤلاءِ الكلِمات : « اللَّهُمَّ إنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الجُبْنِ والْبُخلِ وَأَعوذُ بِكَ مِنْ أنْ أُرَدَّ إلى أرْذَل العُمُرِ وَأعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الدُّنْيا ، وأَعوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ القَبر » رواه البخاري.

1421-456 Sa’d ibni Ebu Vakkas (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) şu duayı okuyarak Allah’a sığınırdı:

“Allahumme inni eûzü bike minelcübni velbuhl ve eûzü bike min en uredde ila erzelil umri ve eûzü bike min fitneti’d-dünya ve euzu bike min fitneti’l-kabr= Allahım, korkaklıktan, cimrilikten sana sığınırım. İhtiyarlığın düşkünlüğü ve bunaklığından, dünya fitnelerinden ve kabir azabından da sana sığınırım.” (Buhari, Cihad, 25)

457- وعَنِ ابن عَبَّاسٍ رضي اللَّه عنْهُما أنَّ رسُول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم  قال : « فَأَمَّا الرُّكوعُ فَعَظِّموا فيهِ الرَّبَّ ، وأمَّا السُّجُودُ فَاجْتَهِدُوا في الدُّعاء فَقَمِنُّ أنْ يُسْتَجَاب لَكُمْ » رواه مسلم.

1427-457: İbni Abbas (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Rükuda Rabbinizi büyüklemek suretiyle Subhane Rabbiyel azim deyin. Secdede ise dua etmeye çalışınız. Çünkü orada yapılan dualar kabul edilmeye daha layıktır.” (Müslim, Salat, 207)

458- وعنْ أبي هُريرةَ ، رضي اللَّه عنْهُ ، أنَّ رسُولَ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قالَ : « يقُولُ اللَّه تَعالى : أَنَا عِنْدَ ظَنِّ عبدي بي ، وأنا مَعهُ إذا ذَكَرَني ، فَإن ذَكرَني في نَفْسهِ ، ذَكَرْتُهُ في نَفسي ، وإنْ ذَكَرَني في ملإٍ ، ذكَرتُهُ  في ملإٍ خَيْرٍ منْهُمْ » متَّفقٌ عليهِ .

1435-458: Ebu Hureyre (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) bir kudsi hadiste şöyle buyurmuşlardır:

“Allah-u Teala şöyle buyuruyor: Ben kulumun beni düşündüğü gibiyim. Beni hatırlayıp zikrettiğinde onunla beraberim. O beni kendi başına hatırlar ve anarsa ben de onu aynı şekilde anarım. Şayet beni bir topluluk içinde hatırlar ve anarsa ben de onu daha hayırlı bir topluluk içinde anarım.” (Buhari, Tevhid, 15)

459- وعنْ عبد اللَّه بن بُسْرٍ رضي اللَّه عنْهُ أنَّ رَجُلاً قال : يا رسُولَ اللَّهِ ، إنَّ شَرائِع الإسْلامِ قَدْ كَثُرتْ علَيَّ ، فَأخبرْني بِشيءٍ أتشَبَّثُ بهِ قال : « لا يَزالُ لِسَانُكَ رَطْباً مِنْ ذِكْرِ اللَّهِ » رواهُ الترمذي وقال : حديثٌ حَسَنٌ .

1438-459: Abdullah ibni Büsr (r.a.) şöyle dedi: Bir adam Rasûlullah (s.a.v.)’a hitaben, “Ya Rasulallah, İslami hükümler çoğaldı, bana sıkıca sarılacağım birşey söyle” dedi. Rasûlullah (s.a.v.) de, “Dilin hep Allah’ı zikretsin” buyurdu. (Tirmizi, Deavat, 4)

460- وعنْ أَبي مُوسى رضي اللَّه عنْه قال : قالَ لي رسُولُ اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : « أَلا أَدُلُّك على كَنْزٍ مِنْ كُنُوزِ الجنَّةِ ؟ » فقلت : بلى يا رسول اللَّه ، قال : « لا حول ولا قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ » متفقٌ عليه .

1443-460: Ebu Musa (r.a.) şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) bana hitaben: “Cennet hazinelerinden bir hazineyi sana kılavuzluk edeyim mi?” buyurdu. Ben de, “Evet ya Rasûlallah” dedim. Şöyle buyurdular:

“La havle vela kuvvete illa billah = Her türlü güç ve kuvvet sadece Allah’ın yardımı iledir ve hepsi Allah’a aittir.” (Buhari, Megazi, 38; Müslim, Zikir, 44)