Kane Ve Kardeşleri – Kane Ve Benzerleri

 

أَصْبَحَ الرَّجُلُ فِي الْمُسْتَشْفَى.

Adam hastanede sabahladı.

لِماَذاَ يُحِبُّ كَثِيرٌ مِنَ التَّلاَمِيذِ أَنْ يُصْبِحُوا ضُباَّطاً فِي الْجَيْشِ ؟

 

Niçin öğrencilerden çoğu (öğrencilerin çoğu) orduda subay olmayı sever (ister)?

 
       

Mesela ilk cümlede أصْبَحَ yı tam fiil olarak kabul edersek, o zaman bu fiillerden sonraki isme  أصْبَحَ ‘nın ismi ve haberi demeyiz. Fiil cümlesinin elemanları olarak أَصْبَحَ fiil اَلرَّجُلُ fâil, فِي الْمُسْتَشْفَى da mef’ûlün bih gayr-i sarih olur.

Nakıs fiillerden en çok kullanılanı كاَنَ – لَيْسَ  – صاَرَ dır.

Not: Tahfif (kolaylık) kabilinden  كاَنَnin muzâri meczûmundan (يَكُنْ) ve nehyinden bazen nun harfleri düşürülebilir. Bu kullanılış daha ziyade Kur’ân-ı Kerim ve eski metinlerde görülür.

إِنْ تَكُ حَسَنَةً يُضاَعِفْهاَ.

İyilik olursa kat kat arttırır.

لَمْ أَكُ خاَئِناً.

Hâin olmadım.

*Olumsuz كاَنَnin haberi başına zâid (بِ) harfi getirilince mana kuvvetlenmiş olur:

لَمْ يَكُنْ فِيهِ بِغَرِيبٍ.

Orada asla yabancı değildir.

*(لَيْسَ) fiili hariç diğerlerinin mâzî muzâri ve emri mevcuttur. لَيْسَ nin yalnızca mâzî çekimi vardır.

لَيْسَ: değil, olmadı  Muzârisi olmayan bir fiil olarak mâzî durumunda çekime girer.

لَيْسُوا

لَيْساَ

لَيْسَ

Gâib

لَسْنَ

لَيْسَتَا

لَيْسَتْ

Gâibe

لَسْتُمْ

لَسْتُمَا

لَسْتَ

Muhatap

 

 

لَسْتِ…

Muhâtaba
         

 

 

لَيْسَ الْخاَدِمُ قَوِياًّ.

Hizmetçi güçlü değildir.

اَلْخاَدِمُ قَوِيٌّ

Hizmetçi güçlüdür.
 

لَيْسَ الْعاَمِلُ نَشِيطاً.

İşçi çalışkan değildir.

اَلْعاَمِلُ نَشِيطٌ.

İşçi çalışkandır.

هَلِ الشاَّرِعُ مُزْدَحِمٌ ؟

Cadde kalabalık mıdır?  

لاَ ، هُوَ لَيْسَ مُزْدَحِماً.

Hayır, o kalabalık değildir.  

هَلِ الْحُجْرَةُ واَسِعَةٌ.

Oda geniş midir?  

لاَ ، هِيَ لَيْسَتْ واَسِعَةً.

Hayır, o geniş değildir.  

إِنَّكِ لَسْتِ ناَدِمَةً.

Gerçekten pişman değilsin.  

 

   

إِنَّنِي لَسْتُ فَقِيراً.

Gerçekten ben fakir değilim.  
             

لَيْسَ fiili ile yapılan cümlelerde haber kısmı iki şekilde gelir:

1- Mansûb durumda;

لَسْتَ مُؤْمِناً.

Sen mü’min değilsin.

إِنَّهُمْ لَيْسُوا مُؤْمِنِينَ.

Onlar mü’min değiller.

2- Manayı te’kîd için (بِ) harfi cerine bağlı mecrûr olarak;

لَيْسَ هَذاَ شَيْئاً.

Bu bir şey değildir.

لَيْسَ هَذاَ بِشَيْءٍ.

Bu hiçbir şey değildir.

أَ لَيْسَ اللَّهُ بِرَبِّكُمْ.

Allah sizin Rabbiniz değil mi?

*Nâdiren olumsuzluk edatı olarak kullanılır:

لَيْسَ يَسْقُطُ الْمَطَرُ.

Yağmur yağmıyor.

Leyse’ye benzeyen edatlar denen (إِنْ) (ماَ) (لاَ) (لاَتَ) mübtedâ ve haber cümlesinin başına getirilerek kullanılmakta لَيْسَ gibidir. Hepsi de “yok, değil” manasınadır.

إِنْ : لَيْسَ  gibi görev yapar, ismini ref, haberini nasbeder. İsmi belirli veya belirsiz olarak gelebilir.

إِنْ رَجُلٌ قاَئِماً.

Adam ayakta değildir.

إِنْ زَيْدٌ قاَئِماً.

Zeyd ayakta değildir.

ماَ : (ماَ) hem belirli hem belirsiz isme gelir:

ماَ أَحَدٌ خَيْراً مِنْكَ.

Senden hayırlı kimse yoktur.

ماَ هَذاَ مُهْمِلاً.

Bu ihmal edilmiş değildir.

ماَ هَذاَ بَشَراً.

Bu beşer değildir.

لاَ : (لاَ) yalnız belirsiz ismin başına getirilir.  لَيْسَ gibi kullanıldığı azdır.

لاَ أَحَدٌ خَيْراً مِنْهُ.

Ondan hayırlı bir kimse yoktur.

لاَ رَجُلٌ هاَرِباً.

Kaçan adam yoktur.

ماَ ve لاَ nın haberlerine (بِ) harf-i ceri getirilebilir. Bu cer te’kit ifade eder.

ماَ هَذاَ بِشَيْءٍ.

Bu hiçbirşey değildir.

ماَ عَلِيٌّ بِهاَدِئٍ.

Ali asla huzurlu değildir.

Bu cümleler إِنَّ cümlesine gelen te’kîd lâmı gibidir:

إِنَّ عَلِياًّ لَهاَدِئٌ.

Gerçekten Ali huzurludur.

لاَتَ : لاَ en-nâfiye ve لَيْسَ manasındadır. İsmini ref haberini nasbeder. Başında bulunduğu isim cümlesinin kısımları zaman isimlerinden biri olur. Ancak kullanıldığı ifadede mübtedâ ile haberi birarada zikredilmez. İkisinden birisi, genellikle mübtedâ (لاَتَ ‘nin ismi) mahzûf olur (düşürülür), haberi kullanılır.

اَلْوَقْتُ وَقْتُ نَداَمَةٍ.

Vakit pişmanlık vaktidir.

لاَتَ وَقْتَ نَداَمَةٍ (لاَ الْوَقْتُ وَقْتَ نَداَمَةٍ) .

Pişmanlık vakti değildir.

اَلساَّعَةُ ساَعَةَُ نَداَمَةٍ.

Saat pişmanlık saatidir.

لاَتَ ساَعَةَ نَداَمَةٍ  (لاَ الساَّعَةُ ساَعَةَ نَداَمَةٍ) .

Pişmanlık saati değildir.

..لاَتَ حِينَ مَنَاصٍ.

..(Artık) kurtulma zamanı değildir (Sâd, 3).

Ef’âlü’l-İstimrâr denilen (devamlılık ifâde eden) fiiller de irab bakımından كاَنَ ve kardeşleri gibidir. İsim cümlesinin başına geldiği takdirde mübtedâ ile haber üzerinde aynı etkiyi yaparlar. Bir çok gramer kitabında كاَنَ ve Kardeşleriyle birlikte zikredilmektedirler. Bu fiiller isminin haberiyle nitelenmesindeki sürekliliği anlatır ve şunlardır:

ماَ داَمَ ماَ انْفَكَّ ماَ فَتِئَ ماَ بَرِحَ ماَ زاَلَ

Hepsi de “halâ, devam ediyor” manasındadır. Mâzî ya da muzâri olarak gelebilirler. Başlarındaki ماَ olumsuzluk harfi olmasına rağmen fiile olumsuzluk değil devamlılık manası kazandırır. Aksi takdirde devamlılık vermez. Şimdi bunları örnekleriyle görelim:

ماَ زاَلَ

ماَ زاَلَ الْمَرِيضُ حَياًّ.

Hasta hâlâ hayattadır.

لاَ يَزاَلُ الْأَطْفاَلُ ناَئِمِينَ.

Çocuklar hâlâ uyuyorlar.

ماَ بَرِحَ

ماَ بَرِحَ الْوَلَدُ مَرِيضاً.

Çocuk hâlâ hastadır.

لاَ يَبْرَحُ الْمَرِيضُ ناَئِماً.

Hasta hâlâ uyuyor.

 

 

ماَ فَتِئَ

ماَ فَتِئَ التاَّجِرُ صاَدِقاً.

Tacir hâlâ doğrudur.

لاَ يَفْتَأُ الْجاَهِلُ مُصِراًّ عَلَى عِناَدِهِ.

Câhil inadında hâlâ ısrarlıdır.

ماَ انْفَكَّ

ماَ انْفَكَّتِ السَّماَءُ مُمْطِرةً.

Hava hâlâ yağmurludur.

لاَ يَنْفَكُّ النَّسِيمُ عَلِيلاً.

Meltem (ılık rüzgar) hâlâ tatlıdır[6].

Bu dört fiil örneklerde görüldüğü gibi yalnız mâzî ve muzâri siygalarında gelir.

ماَداَمَ  …dığı müddetçe: Kendinden önce gelen cümlenin müddetini kendinden sonraki cümleye bağlar. لَيْسَ  gibi yalnız mâzî siygasında bulunur. (داَمَ يَدُومُ) daكاَنَ gibi çekim yapılır:

داَمَ      داَماَ     داَمُوا

داَمَتْ   داَمَتاَ     دُمْنَ

دُمْتَ   دُمْتُماَ    …

لاَ تَقْرَأْ ماَداَمَ النُّورُ ضَئِيلاً.

Işık zayıf olduğu müddetçe okuma.

أَعْبُدُ اللَّهَ ماَ دُمْتُ حَياًّ.

Diri olduğum müddetçe Allah’a ibadet ederim.

كُلْ ماَ دُمْتَ جاَئِعاً.

Aç olduğun müddetçe ye.

Önemli Not: a)كاَنَ  ve kardeşlerinden bu yana söylenen nâkıs fiillerin isimleri müfred, tesniye ve cemi de gelse fiiller hep müfred gelir. Aksi takdirde normal fiil vazifesi görürler.

كاَنَ الرَّجُلاَنِ يَتَكَلَّماَنِ.

İki adam konuşuyorlardı.

لاَ يَزاَلُ الْأَطْفاَلُ ناَئِمِينَ.

Çocuklar hâlâ uyumaktadırlar.

لاَ يَزاَلُونَ مُخْتَلِفُونَ.

Daima ihtilaflıdırlar.

b) Nâkıs fiillerin isimleri müzekkerse fiiller de müzekker, isimler müennes ise fiiller de müennes gelir:

لَيْسَتِ الداَّرُ واَسِعَةً.

Ev geniş değildir (semâi müennes).  

لَنْ يَتْرُكَ الصَّلاَةَ ماَ داَمَ الْمُؤْمِنُ حَياًّ.

Mü’min yaşadığı müddetçe namazı hiç terketmeyecek.

2 YORUMLAR

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here